Bir varmış Bir yokmuş, Bir zamanlar büyük bir imparatorluk varmış üç kıtaya nam salmış, ancak herşeyin sonu olduğu gibi bu ülkede önce içten, sonra dıştan gelen ihanet ve saldırılarla yok olmaya yüz tutmuş. İşte tam bu sırada padişah en güvendiği subayını yeni bir ordu kurup ülkeyi kurtarmakla görevlendirmiş. Bu subay da emri yerine getirmiş.
Orduları toparlamış ve savaşa girmiş milletinin inandığı değerler uğruna kendi ve ordusu ölümüde göze alarak ülkeyi yeniden kurmaya başlamışlar. Önce yönetim şekli değişmiş sonra yeni ülkeye yönetici seçilmiş. bu yönetici tamam demiş ben bu ülkeyi yönetirim ama bana polis lazım; Hemen polis teşkilatı kurulup emrine vermişler Sonra bana askerde lazım demiş yönetici, hemen ordu oluşturulmuş, sonra gelmiş bana yasa lazım bu ülkeyi hangi yasaya göre yönetirim ben demiş. Kendisine gönülden güvenen birlikte vatan için çarpıştıkları halkı tamam demişler ama biz cahiliz bu işi sen yap bizim dinimize örfümüze adetlerimize anane ve geleneklerimize ters düşmeyecek yasayı yapacağına eminiz.
Ve yasa oluşturulmuş, bir de meclis kurulmuş artık milleti temsil edecek insanlar mecliste çalışacaklarmış. Bir süre sonra bakmışlarki ezelden beri alıştıkları yaşam tarzları, takvimleri, harfleri, kılık kıyafetleri, dini ibadetleri, bir kısmı yasaklanmış bir kısmıda sınırlandırılmış. Hemen halk güvendiği başkana koşmuş, demişlerki aman başkanım bir çare biz bu değerler için beraber savaştık, ülkeyi kurduk bizi değiştirmek isteyenleri beraber bu vatandan kovduk, şimdi ne oluyor? Başkan demiş ki, "korkmayın halkım bazı şeyler bizim için yararlı değerlerimizede ters düşmüyor, siz merak etmeyin inandığınız şeyler yasaların teminatı altındadır, kimse bir şey yapamaz!".
Halk rahatlamış ve sakinleşmiş. Ancak ne varki bir süre sonra bu güvenilir başkanları hastalanmış ve bir süre sonra vefat etmiş. Daha sonra yeni başkanlar gelmiş. İlk yaptıkları şeyler milletini top yekün inandıkları değerlerinden uzaklaştırmak için çalışmak olmuş. Halk ne oluyor demeye kalmadan polisi ve askeri ardındanda şanslı olanlar zindanı, olmayanlarda ölümü boylamış. Halk artık çıtını dahi çıkaramıyormuş ne yapacağını şaşıran millet kabuğuna çekilmiş en azından evimde rahat ederim demiş. Bizim başkanlarda ha bire bir kaçyılda bir sürekli seçimlerle uğraşıp birbirlerini yemekten millet için bir şey yapamamışlar. Arada bir askerler ne oluyor devlet elden gidiyor deyip müdahelede bulununca işler dahada karışıyormuş.
Şimdi bu ülkede ne mi oluyor ? Ne yazıkki artık DÜŞÜNMEK bile YASAK'lanmış. Ha! Bu arada o kovdukları düşmanlar varya! Her gelen yönetici onların yanına gidip ne olur bizi aranıza alın diyormuş ta onlar; yaa!! siz bizi inandığınız değerler uğruna savaşarak kovdunuz bizde sizi O değerlerden vazgeçmediğiniz sürece asla aramıza almayız diyorlarmış.
Bu ülke nerede mi? Bilmem masal işte belkide kaf dağının arkasındadır.
Yorumlar
kaf dağı
Per, 07/07/2005 - 21:38 — selim yetimcanım böyle saçma masalmı olur. akıl mantık dışı bir masal olmuş. hem kaf dağı diye bir yerde yoktur...
ben bu masalı hiç sevmedim
Cum, 08/07/2005 - 10:46 — Murat Gurelben bu masalı hiç sevmedim,
masalı okumayıp onun yerine çivi resimlerine bakmak bile daha anlamlı olabilir.
hormonlu masallarım vaaaarrr !
Cum, 08/07/2005 - 15:51 — Emre Uğurgeceleyin uzanmış yatağına; (Allah bilir yatağı yorganıda markadır, anasının babasının tarlada yetiştirip topladığı pamuktan yaptığı yorganı döşeğide beğenmez ), herne ise artık; geceleyin ceryanda mı kalmıştır, yüksek ateşler altında kalarak mı bunları kaleme almıştır, başka da izahını bulmak imkansız zira..
- : farkındasız hasta sayıklamaları bunlaaarr, hemde en bilgisiz ve ilgisiz tarafından, yok mu alaaann..!
emre - : yok kardeşim yok ! kaçkere söyleyecez, bu memleketin çocuklarına uyduruk, çürümüş masallar satmayın diye, vebal altına giriyorsunuz. "Vatan sevgisi imandandır", insanları: anasıyla, babasıyla, memleketi, milleti, imanı , töresi, geleneği, göreneği, geçmişi, ecdadıyla çelişkiye düşürme, niyet ve girişimlerinden uzak durunuz.yazıktır , günahtır . Çekiniz tablanızı kapımın önünden, gidin hormonlu masallarınızı başka diyarlarda satınız lütfen.
"....müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz"
"hem yemek güzel olmamış diyeceksin, yapanı eleştireceksin ama yemek yapmayacaksın ve hatta beğenmediğin yemeği afiyetle yemeye devam edeceksin, oh ne ala, ne güzel.."
masal uyutmak içindir. Bizim derdimiz ise, uyutuculara karşı, etrafımızı ve efradımızı uyanık tutmaya çalışmak çabasıdır vesselam.
"vatan sevgisinden doğan fedakarlık duygusu, dejenere insanlara gülünç gelir"
muhabbetle
dualarla kalalım
masal sonrası
Cum, 08/07/2005 - 17:02 — ahmet akarsuüstad masalın fena değil düşmanı denize beyinler dökünce ve savaş sonrası bir avuç beyin kalınca ortalıkta,vatan embesiller,süneler ve çobanların idaresi altında olunca memleket buralara kadar geldi işte buda bir kader işte. mevlam neyler,neylerse güzel eyler
Bu ülke...
Paz, 10/07/2005 - 00:40 — Esin Ayşe AlırkanBU ÜLKE BANA BİRYERLERDEN TANIDIK GELİYOR AMA NEYSE...