
Program
• Sinevizyon
• Şiir Dinletisi : Yusuf Armağan, Abdurrahim Ayar
• İnsan Hakları Ödül Töreni
• Tiyatro Gösterisi : Birlik Sahnesi
• Müzik Dinletisi : Ömer Karaoğlu
Tarih : 27 Ocak 2007 Cumartesi
Saat : 18:30
Yer : Bayrampaşa Kültür Merkezi (Abdi İpekçi Cad. Kaymakamlık Binası altı)
Bilgi İçin : ( 0 212 ) 526 24 40
Yorumlar
Cemaatin bedelini ödemek
Çar, 24/01/2007 - 21:36 — Hamit AkçayBirkaç günden berri Cemaate yer alan PayBal ikonu dikkat çekmekte. Bu ikon her gün -sanki gözümüzü alsın diye- ekranda sekerek gezmekte. Cemaat yöneticileri fikir de sormuşlar ama sanırım para meselelerinin aleni konuşulmasından rahatsız oldukları için email atılmasını talep etmişler. Bence bu konu üstü örtük konuşulmayacak bir konudur. Yani Cemaat.com internette pek de örneği olmayan bir biçimde kitleselleşmiş, bir platform haline gelmiş ete kemiğe bürünmüştür. Zaten - sanırım -destek talebinin arkasında yatan düşünce de daha iyi işler yapabilmek iradesidir. Yoksa domain tescili -alan adı vb masrafları karşılamak bu güne kadar olduğu gibi bundan sonrada halledilirdi. Daha hayırlı, daha kapsamlı çalışmalar yapmak da hepimizin ortak dileğidir.
Madem daha iyi şeyler yapılmak isteniyor öyleyse tüm cemaate dönüp sormak lazım. Ey cemaat siz ne düşünür ne yapmak istersiniz. Hele irade ortaya çıksın bedelini elbet öderiz. Açık açık konuşalım.
Bir de Ankaraya gidecektik ama .. ben artık yokum
Havada uçan kuşa yolun ne hayrı var
Kendine hayrı olmayanın ele ne hayrı var
İnsan Hakları Gecesi ve bir açıklama
Cum, 09/02/2007 - 13:30 — Hatice Kübra VarolHadisenin yaşandığı yerin tam merkezinde bulunduğum için açıklama yapma ihtiyacı hissettim. Hadisenin Ömer Karaoğlu'yla hiçbir alakası yoktur. Sahnede ezgilerini söyleye dururken, protokol safından ismini vermeye lüzum görmediğim bir ağabeyimiz ayağa kalkarak çevremdeki hanım arkadaşlarımızın cûşa gelmesini sağlamıştır. Olay bundan ibarettir. Hatalı mıdır evet benim kanaatimce de hatalıdır. Hanımların her ortamda daha vakarlı ve oturaklı olması gerekir.
Fakat hadisenin nasıl olup bittiğini tam bilmeden toplumda itibarı, saygısı bulunan birinin ulu orta eleştirilmesi de hatadır.
Program ufak tefek aksaklıkların yanısıra gayet güzeldi. Birlik Sahnesi'nin sergilediği oyun takdire şâyandı. Yusuf hocamızın okuduğu şiir ve okuyuşu da öyle..
Asım Gültekin'e ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
selâm ile..
-filistanbul-
mazlumder gecesi
Cum, 09/02/2007 - 14:33 — rüştü hacıoğluEvet, bazen program dışı kazalar olabiliyor yazıkki ve homojen olmayı başaramayan müslümanlar, bu tür ortak eylemlerinde istemeden de olsa sıkça hatalar yapabiliyorlar. Yaşlı bir konuşmacı amca da ulusalcı bir söylev verdi, mazlumder çatısı altına yakışmayan ama böyle işte....
Buna mukabil gecede güzellikler daha çoktu. Onlardan birini aktaralım mesela: Yusuf Armağan'ın okuduğu şiir:
SEMUD
Şahmerdanlar gömmektedir şimdi,aşkımızın göğsüne yadırgı hüzünleri.
Kaypak bir çamur olan mayamız kinle bereketlenmektedir.
Uyuyan bebekleriyle üşüyen köpeklerini bir yana bırakıp,bir sabah vakti,
Dudaklarımda direnmiş yüreklerin isyanını taşıyan keskin bir ıslık,
Ellerim ceplerimde bu şehri yerle bir edersem bana deli,bana çılgın diyecekler biliyorum...
Gönlümü asi bir tohuma gizleyerek toprağa gömüyorum.
Bu şehr ki amansız göğünü bile çekti üzerimden,
Dörtnal koşan ayağına şiirimin bukağılar vurdu.
Ürkütünce fillerini zarif ve soylu arap atlarının üzerine
Ebabil kuşları uçuruyor bir adam gözünün bebeğinde...
Bilinmez mi elimiz değdiğinde buz gibi pınarların köze kestiği,
Yürüdüğümüzde dağların yok olduğu,öfkeyle bıraktığımız soluğun nice görkemli taş tapınakları yerle bir ettiği bilinmez mi?...
Ahdimi kavruk ağaçlara,kanadı kırık kuşlara,yivleri aşınmış bir tabancaya,
Utancından küçülüvermiş haritalara yani;onurlu yorumlayıcılara bırakıyorum...
Ben ki saçına çokça aklar berkitilmiş bir Semudum
Ağlamak için başına uygun duvarlar arayan.
Unutulmuş çiçekleri tozlu raflar arasından el değmemiş kitaplardan
Yüreği üzre koyup örselemeden çıkaran her kelimeyi.
Her kelimeyi gereği üzre akıp giden hayata uygulayan
Karanlık kuyulara sarkıtılmış bir Semudum...
Şimdi ölümden arta kalan acılar yazılıyor bizim alnımıza
Tasdikli mühürlü kağıtlarımıza.
Güneş döner ay peşimizde vay gülüm,bu çılgın adamlar sığmaz dünyaya.
Ve korku içimizde uzanıp yatmış köpek,
Anten olmuş her sese kulak kabartmış köpek.
Biliyorum,biliyorum bir ada gibi coğrafya atlasına sınırları kanla değil,
Kalemle çizilmiş bir ülkeyi; bankalar, bankerler,tröstler,tecimevleri,
Kıravatlı, rüzgarsız saçları, boyalı potinleri, yüzleri kara bir gecede ışıldayan faiz hadleri,
Cepleri teberru çekleri, piyango biletleri, evleri tıka basa ölü çocuk kemikleri,
Yanmış genç bedenleri,acıyla yokekedilmiş adam iskeletleri.
Biliyorum... basarak kan deryasına yürüyor onlar,
Ve ayaklarının altı lekesizdir, biliyorum...
Ben kendimi sokaklara karşı denemedim.
Çekilirken üstümden boz bulanık sel suları önce hüznü belledim,
Birçok harfi sağır olan alfabeden karanlığın buzul topraklarında
Bir kar çiçeği gibi göğermeyi öğrendim.
Ben kendimi sokaklara karşı denemedim..
Onlar hep benziyor biribirlerine,
Kendini dinleyen bir böcek gibi duyargalarını içlerine çevirdiklerinde
Zalimdir gururludur yeryüzü titrer yürüdüklerinde
Bilirler her şeyi bakışları keskindir de
Bir ağır makinalı saniyede kaç mermi atar bir çırpıda söylerlerde...
Yeni açmış bir çiçeğe eğilen adam zindana atıldığında da fatiha okur;bu bir...
Sakalı zorla kesilmiş birisi sarıklı, cübbeli, sakallı bir gizli kimlik taşımıştır
Ve bir kaya kütlesi oluncaya kadar dağlara bakmamaya yemin etmiştir. bu iki...
Sonbahara direnmiş kışı göğüslemiş ağaçlar illada patlatacaklardır domurlarını ilkbahara
Ve yaz hasat mevsimidir. bu üç...
BİLMEDİKLERİDİR VE ONLAR HEP BİRBİRİNE BENZEMEKTEDİR ...
Biliyorum,ana biliyorum bedenimde bu zulüm, kara geceyi bir örtü gibi düşlerimize saran
Berrak sulara bir damla kan olup yayılan günlerde eriyorum.
Sabır sayfaları okunup üflenmiş yüreğime ben ki korkulara efsunluyum.
Akrep topraklara beleyip avucuma yılan kavisler sürerdin de
Saçıma ki ana deli çırpınmalar eklerdin.
Daneleyin ekilmezsem vay beni, gök tırpanla biçilmezsem vay beni!
Senin için dare çekilmezsem vay beni,
Ey bu harfi yüreğime ilikleyen ayetini buğdayıma çizen yar...
Savruk yapraklar ağlıyor güzün kararttığı suyumuzda sarı ve savruk.
Yanık yanaklarımızı sürüyor toprağın serin ve diri yüzüne...
Ben şiirini söylemedim daha,dıştan durgun ve sessiz
İçten içe lavlarını kaynatan bir yanardağın,yuvası dağıtılmış kartalların,
Ve gözlerine sonsuz hüzünlerin mili çekilmiş çocukların şiirini söylemedim daha...
Vurulduğu gece toprağa düştüğü yere taşlardan bir kin anıtı olarak döşekler yapılmamış,
Kanlısı kargıçlanmamış ve ölümün ter-ü taze gözlerine çok renkli bir nakış olarak işlendiği
Gömleğine incecik kadın yüreklerle evlad iyal ana bacı seslerle ilençlerle ağlanmamış,
Kimsiz kimsesiz bir ölü gibi yatırılmış unutulan yüreğin hey... şiirini söylemedim daha...
Uzun nefeslerle düşünmekten sakınan bir güneş
Minicik serçelerin yumulmaz gözlerine gizlenerek bir çırpıda çakılıyor arza.
Ben o zaman elimi kaldırıp elyordamıyla gözü bağlı tetiğe dokunuyorum
Yaşamanın sivri yanları çakılıyor göğsüme
İnsanlar kayıp gidiyor tırnaklarımın arasından göğsümde kargılarını unutuyorlar.
Ben yine onikiden vuruyorum.
Atlayıp üstüne şavkı vuran sözcüklerin gümüş sağrılı küheylanı yormadan dörtnal koşturuyorum.
Ben akkor demirlerle ağlamak köprülerini dağlayan cerrah,
Kanayan bir yaraya naralar çiçeklendiren, yitik çocukların rahmisıla közlerine bastığı
Bu umut merhemini kararan göğe, düşen yaprağa, hasretinden çatlamış toprağa sürüyorum...
Cumali Ünaldı HASANNEBİOĞLU
Selamünaleyküm
Özür ve muzır
Per, 25/01/2007 - 00:41 — Hamit AkçayÜstat Yusuf armağan proğrama gelsek imzalı bir resminizi alabilirmiyiz.Yada bir "HABER" :) neyim.Sen hatırlat dedin amma bende hafıza varmıki sana derman olayım
Bu duyurunun altına ilgisiz yorumlar girdiğim için beni affedin ama görüşlerimi ifade edecek daha uygun mecralar bulamadığımdandır.
Havada uçan kuşa yolun ne hayrı var
Kendine hayrı olmayanın ele ne hayrı var
O-r-a-d-a-y-d-ı-m
Paz, 28/01/2007 - 12:34 — Musab YasirGündemimde bomba etkisi yaptı Abdurrahman Dilipak'a ait söz: "Herşeyi kandim için yaptım. Eğer Çokşeyler yapmış gibi görünüyorsam, bu sizin hiçbirşey yapmadığınızdandır". Geçen yıl söylemiş bunu ve dün gece, çok hatalı okumalar yapan sayın sunucu, bu sözü hatasızca okuyabildi.. Resul Tosun'a kerhen verdiği mikrofonu geri alabilmek için başında beklemesi de hiç hoş değildi.
Ses seviyesinin yüksekliği sebebiyle kulaklarımızı işkenceye uğramasını ve İstanbul şube başkanının hatalarla dolu konuşmasını saymamam gerek sanırım. Ya da üzerinde fazlaca durmamak... Çünkü yapılan iş, işin ahengini geçmiş bulunmaktadır. Ve hayat bizi, zorlu mücalelere çağırmaktadır.. Ok yaydan çıktığı, bıçak kemiğe dayandığı için değil; bu bezirgân saltanatı, bu zulum bitisin diye..
Ulvi Alacakaptan'ın sergilediği oyun harikadı. Hepimiz Ermeni'yiz sözünün açıkça rahatsızlık verdiği vurgusu gerçekten de tajdir-e şâyandı.. Ne ermenisi.. Ne ermenisi.. Belki de Uğur Mumcu'ya sahip çıkamadığımız için böyle oluyor.. Neyse..
Salı grubu adına orada bulunan kişinin, kulaklarımızı patlatırcasına bağırarak okuduğu şiiri geçiyorum ama, sevgili Ömer Karaoğlu'nun bir eserinin sürecinde, bir amigo gibi ayağa kalkıp, seyirciye dönüp, çoğunluğu gençkızlar olan tarafı ayağa kaldırarak, bir rock konseri edası vermesinin hiç geçemiyorum. Hatta düşündükçe de sinirlerim bozuluyor... Ne oluyor yani???
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...
ömer karaoğlu'nu itham etmek bu kadar kolay olmalı mı?!
Cum, 09/02/2007 - 03:55 — Asım Gültekinsevgili kardeşim, biraz geç oldu ma haksızlık olmasın, insanları yanıltmış olmayalım.
1. mazlumder resul tosun'a gecede söz hakkı vermek zorunda değildir. hem de iktidar partisinden bir vekile söz hakkı vermeyi istememek anlaşılabilir bir şeydir.. bunun için bir sunucu suçlanamaz... milletvekillerinin gittikleri yerlerde konuşmamaları da iyi bir şey olabilir..
2. ömer karaoğlu konser boyunca ayakta idi zaten. salonda ömer karaoğlu'nun genç kızların çoğunluk olarak bir arada oturduğu yerde özellikle genç kızlara yönelik bir rock konseri edası olmamıştır. bu tamamen sizin bir halüsinasyonunuzdur. bir ithamda bulunurken daha follu yumurtalı bir ithamda bulunmanızı öneririm.
3. gecedeki aksaklıkların bir kısmı benden kaynaklandı ama bu konuklara pek de yansımadı şükür.
mailinizin niyetini "iyi" olarak nitelemek isterdim..
4. sizin de beğeneceğiniz kusursuzlukta bir gece yapmak isterdik ama olmamış, bağışla!
selam ile
mazlumder kültür komitesi başkanı
eleştirilmeyecek hizmet
Cum, 09/02/2007 - 12:53 — Ümit DemirÖmer Karaoğlu'nun hayatımdaki önemini şu adresteki yazımda anlatmıştım;
yukarıda anlatılan olaya şahid olmadığım için kesin yorum yapamıyorum ama Asım Gültekin'in cevabını dikkate alıyor ve aklıma bir kötülük getirmiyorum.
fakat şüpheli şeylerden uzak durulması kaidesince Ömer Karaoğlu'ndan da suizana yol açacak hareketlerden uzak durmasını kardeşane istirham ediyorum.
eleştirilmeyecek hizmet yapılması çok zordur. eleştirilerin posasını atıp suyundan faydalanmakta yarar var ama.
Allah hizmetlerinizi eksik etmesin.
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
olmamalı
Cum, 09/02/2007 - 13:01 — Elif Meriçyıllarını ve beraberinde emeğini inandığı dava uğruna harcamışları eleştirirken daha dikkatli davranmalı insan.
ömer karaoğlu içinde bulunduğu piyasanın pek çok insanı gibi davranmayıp, duruşunu her zaman korumaya dikkat etmiş biridir, kanaatindeyim. sanırım arkadaşın dert yanması da bundan. kendince Karaoğlu'nun çizgisinden saptığı, diğerlerine benzeyeceği kaygısına kapılmıştır belki. Ama unutmamak gerekir ki, zanlar hüküm vermek için yeterli değildir. selam ile...
aşktır ölümden güzel olan, bak ve gör yaşam düşlerdedir... "düş sokağı sakinleri"
İtham vasfı taşıyan
Cum, 09/02/2007 - 15:00 — Selim Sevkiogluİtham vasfı taşıyan eleştirilerin -en azından- müstear isimlerle sarfedilmesini ve buna müsaade edilmesini son derece sakıncalı buluyorum. Bu yorumda, telmih ile dahi olsa belden aşağı vuruşlar mevcut. Birilerini töhmet altında bırakmak bu kadar kolay olmamalı.