renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Artık Mehmed Akif'i ve Neslini Takdir Etme ve Anlama Zamanıdır

Sonsuz Şefkatli-Sınırsız Merhametli Allah’ın adıyla,

Biz elçilerimizi apaçık delillerle gönderdik ve beraberlerinde kitâbı ve ölçüyü indirdik; insanlar adalete tutunsunlar diye. Bir de demiri indirdik; içinde hem çetin bir sertlik, hem de insanlar için birçok faydalar olan demiri... Çünkü Allah kendisine ve peygamberlerine gıyabında yardım edenleri (bunlar vasıtasıyla) belli edecektir. Allah, şüphesiz ki çok güçlüdür, üstündür.(Hadid Suresi, ayet 25)

“Batı medeniyetinin ilim ve sanatı (yani: tekniği) alınmalıdır” şeklindeki görüşü nedeniyle, üstadımız Mehmed Akif’in üzerine, bazı dindar entellektüellerimizce, haddinden kat kat fazla gidiliyor. Allah aşkına, üstadımızın bu vurgusunu Kur'an'ın Enfal suresinin 60’ıncı ayeti doğrultusunda hüsn-i zanlı ve muhtemelen çok daha doğru anlamak varken, neden sırf bu görüşü yüzünden onu ve onun neslindeki birçok diğer “İslâmcı” denen düşünürü pozitivizm ile suçlayacak kadar ileri gidiyoruz? Mehmed Akif ve onun çağdaşı diğer üstadlarımızın hangisi pozitivizmin olmazsa olmazı olan “ilerleme dini”ne inanmış? Hangisi demiş ki insanlık ilkel bir hâlden, çizgisel bir doğrultu boyunca, üstün bir medeniyet ve akıl seviyesine doğru “ilerlemekte”dir.

Buyrun, az önce bahsini ettiğim Enfâl suresi 60’ıncı ayetin bir meâli: “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutacaksınız. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenecektir ve size zulmedilmeyecektir.”

Üstadımızın İstiklâl Marşı’ndaki “medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar” sözü de eleştirilegelenler arasındadır. Güya garbcılar gibi o da medeniyeti garbınkiyle eşlemiş ve kendi medeniyetini batının telâkkilerine göre yargılamış… Halbuki, Mehmed Akif, o mısrada, "medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar" diyor. Yani aynı kıtanın ilk mısraında "garb" olarak teşhis ettiği (yani: kim olduğunu belirttiği) bu fenomene, kendisi aslında "canavar" diyor, ona "medeniyyet" diyenlerin kendisinden başkaları olduğunu işbu "dediğin" kelimesiyle bilhassa belirtiyor…

Duyageldiğim bir diğer eleştiri de şudur: Efendim, Mehmed Akif gördüğü bir kısım Türk halkını eleştirirken, onları boşvermişlik ve kendini zayıflığa kısmen kastî bir şekilde salıvermişlik ile suçlarken, o kadar dindar olmayan Yahya Kemal bile bu halkın kıymetini daha iyi takdir etmiş, onlarda daima ulvî ve rûhânî bir hava görmüş. Pekiyi soruyorum, Mehmed Akif burada tamamen haksız olabilir mi gerçekten, bilhassa çok bilinen şu hadîs-i şerîf ışığında: “Doğrusu güçlü mümin, zayıf müminden daha hayırlı ve Allah nezdinde daha sevimlidir. Ama her bir müminin de hayırlı bir tarafı vardır. (Müslim, "Kader," 34)” Nitekim Mehmed Akif de o gördüğü insanlara hayırsız demiyor, sadece “neden olması gerektiği gibi güçlü insanlar olmaya çalışmıyorlar, neden tevekkülü yanlış anlıyorlar” gibisinden eleştiriyor. Ben okuduğum şiirleri ancak böyle anladım…

Hatırlayalım ki Mehmed Akif ve o dönemki diğer “İslâmcı” üstadlarımız ömürleri boyunca tam bir daimî yenilgi ve felâket hâli içinde yaşadılar. Hayır, özünde hiçbir zaman entellektüel bir yenilgi değildi onlarınki. Önce garb’ın, daha sonra onun münafık hizmetkârlarının sahip oldukları, demirin fiziksel sertliğine bağlı kaba kuvvet onları yenilgiye uğrattı.

Tabii ki, maddî yenilgiyi fikrî susturulma takib edecekti. Susturulan insanlar da sanki fikren yenilmiş gibi görünecekler, öyle sunulacaklardı. Türkiye’de has müminlere ve hakiki ilim ve tefekkür ehline olan şey işte buydu. Yoksa 20. yüzyıl başı Osmanlı İslâmcı düşüncesi, nâçizâne kanaatimce, dünyaya güzel bir şeyler sunabilecek yüksek niteliğe sahip tek düşünce ekolüydü. Bence onun susturulması, onun kıymetini bilemeyen halkımızın buna izin verişi, doğru söyleyenleri susturan bu lâikçi istibdat karşısında infiâle kapılmayışı, bu ülkeyi "geriye götüren" asıl etken olmuştu.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Tüm kalbimle katılıyorum

"Milli şairimiz Mehmed Akif hakkındaki iftiraları da tek tek tashih ve tenkid etmek faydasız artık. Düzeysizlik bir tek Akif'in hasımlarının alâmeti değil ki. Akif'in hasımlarının yetersizliği, seviyesizliği, ve dahî işbitiriciliği diğerlerinden hiç de farksız değil.

Mahalle, aynı mahalle. Sadakatsizlik, laubalilik, basitlik tüm nâdânın ortak vasfı."

Üstad Dücane Cündioğlu'nun bu enfes değerlendirmesine tüm kalbimle katılıyorum. Ayrıca Mehmet Akif Ersoy gibi bir değerimizi hakkıyla anlamamız için adeta ömrünü adayan üstad Ertuğruğrul Düzdağ'ı da saygı ve minnetle anıyorum.

Rahmetle yâdetmek yetmez mi?

Eskileri mezarlarında rahat bırakalım olmaz mı?Elleri ayakları bağlı birer meyyit onlar. İyileri rahmetle kötüleri de zaten gittikleri yerde görecekleriyle başbaşa bıraksak bize yetmez mi? Onların toz toprak olmuş bedenleri üzerinden nasıl laf üretmek abesse kendi vakitlerinde cansiperâne savundukları firikleri üzerinden de laf üretmek abestir.

Her insan gördüğü kadardır. Onları rahat bırakalım;kendimize bakalım. Biz bize özgün ne vermişiz şimdikilere ve bizden sonrakilere?

Alper SELÇUK

İtiraz hastaları

Hiç bir işe yaramayan insan itiraz hastasıdır. Ben eskiden böyle şeylere daha fazla kızardım. Şimdi anladım ki meziyeti bu olan insanlar var.Onlara zihnimizin fazla meşgul olmayacağı kenar bir yerlerde yer ayırmamız lazım.Yani bir faydasız fikir izbesi olmalı.
Fakat aksi istikamette çok güzel çalışmalar da yapılmıyor değil. Zaten bir derya Mehmet Akif. Biraz kenarında duran iz'an sahipleri çok etkilenir.
Yakın zamanda Tacettin dergahına uğradım. Hani ortamı solumak bile ilaç gibi geldi.Yaramızı biliyor zira ve teşhisini koyuyor.
Rabbim rahmetini üzerinden eksik etmesin. Yâr ve yardımcımız olsun.