renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Mehmet Akif İnan ... Kudüs Şairi

Akif İnan

Dinin, Allah tarafından en güzel kelam harikasıyla demetlenerek insanlara intikal ettirilmesi (ulaştırılması), aniden değil de belirli süreçler içerisinde olmuştur. İnsanoğlu da kendisini Yüce Allah’ın belirttiği çerçevelere dikkat ederek, bu dini yayma mecburiyetinde hissetmiştir. Bu yayma kelimesini ‘’Tebliğ’’ olarak da algılamak mümkündür. Ve tüm bunları yaparken insanoğlu, Allah’ın kelamını, sanatlı ve üslup’lu bir şekilde insanlara anlatmaya büyük önem göstermiştir. İşte Sanat ve Edebiyatın çıkış süreci buradan başlar.

Edebiyatımız son birkaç yüzyıl içerisinde bir sis bulutu ile kaplıydı. Kimse kimseyi anla(ya)mıyordu. Böyle bir ahval içerisindeyken bu sis perdesini aralayanlardan biri de hiç kuşkusuz Mehmet Akif İnan’dır. Akif İnan, Divan şiiri nazım biçimini ve Halk şiirini bir arada kullanarak daima özgünlüğünü korumuş ve böylece klasik şiirin üslup hususiyetini ve ifade gücünü ileriki nesillere aktarmada önemli bir rol oynamıştır. Akif İnan Edebiyatımıza yeni bir soluk getirmiştir. Sanatını yerli düşüncenin fikri imkanlarıyla besledi ve tanıttı. Yazıları ve şiirleri öyle bir kere okunup ta kenara atılacak cinsten değil de, üzerinde ciddi bir araştırma isteyen türdendir.

Yunus'un nefesini canevinde misafir etmemişlerse hangi ortak yanımız olabilir? Mevlâna'nın sesleri yankılanmıyorsa birinin içinde, ne kadar uzağımızdadır o kişi. Fuzûlî, meçhuliyse bir kişinin, insanlık meçhuldür ona. Şeyh Galib'i tanımayan hangi güzelligi, hangi aşkı tanımış olabilir? Karacaoğlan'la bir tel bağlanmamışsa aramızda, kiminledir rabıtamız?

Kısaca hayatından bahsedecek olursak;

İlk ve Orta öğrenimini Urfa'da tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (1972) mezunu. Öğrencilik yıllarında Hilâl dergisi ve yayınlarını yönetti (1960-64), bir ara Türk Ocakları Genel Merkez Müdürü oldu. Kurucusu olduğu Eğitimciler Birliği Sendikası ve Memur-Sen Konfedarasyonu’nun Genel Başkanlığını yaptı.(1993-2000) Ayrıca 1980 yılında hac farizasını yerine getirdi. Mezuniyetinden sonra Ankara'da çeşitli liselerde ve Gazi Eğitim Enstitüsü'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. İlk yazı ve şiirleri 1957'den sonra mahalli gazetelerde çıktı. 1959'da Derya adlı bir gazete yayımladı. Edebiyat ve Mavera dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Daha çok Edebiyat dergisinde çıkan yazıları, 1977'de Yeni Devir gazetesinde Akif Reha imzası ve kendi adıyla yazdığı köşe yazılarıyla tanındı. Bazı ürünleri Türk Ruhu, Türk Yurdu, Filiz, Yeni İstiklal ve Hilal gibi gazete ve dergilerde yayımlanmıştı. Divan ve halk şiiri geleneğinden yararlandığı şiirleriyle kendi kuşağının usta şairleri arasında yer aldı. ESERLERİ: Edebiyat ve Medeniyet Üzerine (deneme, 1972), Hicret (şiirler, 1974), Din ve Uygarlık (deneme, 1986), Tenha Sözler (1991), Yazarın ayrıca Yeni Türk Edebiyatı adlı bir ders kitabı vardır.

Milli Gazete yazarlarından İsmail Kıllıoğlu (MÜ İlahiyat Fakültesi) Akif İnan’dan bahsederken;

Akif İnan'ı 66'ların başından beri Devlet Planlama'dan tanıyorum. Mavera dergisini birlikte çıkardık. 30 yıllık dostluğumuz var. Akif İnan, eski Türk edebiyatını, özellikle divan edebiyatını çok iyi bilirdi. Divan edebiyatını Mavera dergisinde ilk defa incelemeye başladı. Yardımsever, hiç kimseyi incitmeyen, konuşmayı seven, hitabeti kuvvetli bir insandı. Sendikacılık yapmasına rağmen öfkeli, kavgacı değildi. Derviş meşrep bir yanı vardı. Bu yönüyle ağır bir insandı. Çocukları çok sever ve onlarla ilgilenirdi. Şanlı Urfa'yı ve Urfa yemeklerini severdi. Tasavvufa ilgi duyan, ehli sohbet ve iyi bir yazardı. Necip Fazıl'ı yakından tanırdı. Onunla çok anıları vardır. Bu yüzden Necip Fazıl hakkında kitap yazması gereken en önemli kişidir. Necip Fazıl Ankara'da hep onun evinde kalırdı. Yaşamında içinde kalan, yapamadım, edemedim dediği şey: Çok sevdiği Hoca Ali Efendi'nin hayatını, kişiliğini anlatmaktı. Necip Fazıl'ın 'O ve Ben' kitabında bahsettiği Abdülhakim Arvasi hazretleri gibi o da Hoca Ali Efendi'yi yazmayı çok isterdi. Onu hatırlatan en güzel anım şöyle:

Necip Fazıl yine Ankara'ya gelmiş, Akif hocanın evinde kalıyordu. Akif İnan sohbet için yine bizi çağırmıştı. O akşam Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Osman Sarı ve ben vardım. Bir arkadaşımız çok konuştu. Necip Fazıl da bir süre sonra: "Ben konuşmaktan değil, dinlemekten yorulurum" dedi.

Şiir, edebin muallimidir. Hayanın çocuğudur. Hassasiyetin anasıdır. Ehl-i dilin yoldaşıdır.

Şiirle tanışmamış olanlar, fukaralığın trajik tutsaklarıdır.

Şiirle merhabasını kesmiş olanlar, güzel nasiplere arka çevirmiş olanlardır.

Şiirin ikliminde yeşermeyen bilgiden de, siyasetten de ancak zarar gelir insana.

Şiirin suyuyla yoğrulmamışsa bir savaş, onun adı katliamdır.

Mescid-i Aksa

Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
Varıp eşiğine alnımı koydum
Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu

Gözlerim yollarda bekler dururum
Nerde kardeşlerim diyordu bir ses
İlk Kıblesi benim ulu Nebi’nin
Unuttu mu bunu acaba herkes

Burak dolanırdı yörelerimde
Mi’raca yol veren hız üssü idim
Bellidir kutsallığım şehir ismimden
Her yana nur saçan bir kürsü idim

Hani o günler ki binlerce mü’min
Tek yürek halinde bana koşardı
Hemşehrim nebi’ler yüzü hürmetine
Cevaba erişen dualar vardı

Şimdi kimsecikler varmaz yanıma
Mü’minde yoksunum tek ve tenhayım
Rüzgarlar silemez gözyaşlarımı
Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım

Mescid-i Aksa’yı görüm düşümde
Götür müslümana selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu

www.mehmetakifinan.com

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Yine Vefa

Umut Yolcu imzalı arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Hoş bir yazı ile güzel bir insanı tanımayanlara tanıtmış, tanıyanlara da yeniden anımsatmış oldu. Akif İnan rahmetli hem yazdıklarıyla ve hem de kişiliğiyle geçen yüzyılın farklı, nevi şahsına münhasır şairlerinden biriydi. Ondan öğreneceğimiz çok şey olduğu kesin. Pakdil'in Edebiyat dergisinin de en esaslı kalemlerinden biriydi İnan. Klasik tarzdaki şiirlerinin yanı sıra medeniyet odaklı deneme ve incelemeriyle de güzel vurgular yapmıştır.

İnan'ın yaşamı ve sanatına -ve aynı zamanda Zarifoğlu'na- dair bilgi almak isteyenlere yine o kuşaktan rahmetli şair Alaeddin Özdenören'in Şiirin Geçitleri adlı yapıtını önerebiliriz. Kitabın ilk baskısı Konya'daki Esra Sanat'tandı. Sonra 2000'li yıllarda oldukça dandik bir baskısı da Sarmaşık gibi bir yayınevinden çıktı. İnşallah yakında Hece'den çıkarsa kitap, yeniden temiz bir hâl alacaktır.

AGU

Akif İnan ve bende kalanlar

Bu yazı bana çok iyi geldi. Öncelikle teşekkür ederim. Yeni Devir ve Mavera gençlerinden birisi olmam dolayısıyla çok memnun oldum.
Ayrıca Akif İnan anılarımın bir yerinde, önemli bir yerinde bulunuyor.94 senesinde Mehmet Doğan beyle beraber Konya'ya gelmişlerdi.Akif İnan , bir kültür ve edebiyat akşamında, çocuk romanı yarışması ödül töreninde, bir fotoğraf karesinde , hatıra olarak bende saklanmaktadır. Aynı akşam uzun bir edebiyat sohbeti de yapmışlardı.
Samimi bir insandı ve dervişti. Allah rahmet eylesin.

"Samimi bir insandı ve

"Samimi bir insandı ve dervişti." Ablacığım ne güzel özetlemişsiniz A. İnan'ı. Uzaktan da yakından da insnın içine akan bir yanı vardı Üstadın. hemen samimiyet tesis eder, tevazu ile konardı yüreklere...

ben de 1990'lı yıllarda TYB şiir şöleni için geldiği zamandan hatırlıyorum O'nu. Alaattin'de hemen herkes ile sarmaş dolaş oluveriyor, mekan, isim tıklattığınız zaman "şu ne yapıyor, orası ne haldedir" diyebütün coğrafyaya akıyordu. güzel atlar güzel insanları ne çabuk alıyor aramızdan?

Medeniyetin Burçları

Kitap dostlarına özel bir çalışma yapmıştı Nisan 2004'te Memur-Sen Kayseri şubesi: Medeniyetin Burçları isimli bu çalışma M. Akif İnan'ın Hatırasına alt başlığını taşıyordu. Yayına Turan Koç, Ali Dursun, Mete Sungur, Mustafa Akdeniz ve İbrahim Hatunoğlu hazırlamışlardı. 7 Bölümden oluşan çalışma Üstadın eserlerine, hakkında yazılanlara, el yazılarına, mektuplarına, fotograflarla Akif İnan'a, vefatı üzerine söylenenlere varıncaya kadar kapsamlı bir içerik oluşturuyordu.

Ayrıca Eğitim Bir Sendikası, yanılmıyorsam, üstadın bütün eserlerini tekrar bastı. Güzel bir vefa örneği idi doğrusu. Burada da Şaban Abak'ı unutmamak gerekir.

Mehmet Âkif İNAN

"Her eylem yeniden diriltir beni
Nehirler düşlerim göl kenarında"
diyen şair, yazar, öğretmen, mücadele adamı Mehmet Âkif İNAN'ı rahmetle anıyorum. Mekanı cennet olsun !..

Yazı, güzel insanı anmak, anlamak noktasında okuyuculara işaretler veriyor. Bu vesileyle Umut Yolcu'ya selâm. Şairin bir şiirini paylaşmak isterim:

Şehir Gazeli

Her eylem yeniden diriltir beni
Nehirler düşlerim göl kenarında

Ey deprem gel yetiş bu şehirlerin
doğayı çarptıran konumlarına

Doğ ey güneş erit taştan adamı
Ve kurut taşları diken elleri

Babamın gölgesi koruyor beni
Oh ne güzel şehir bu eski şehir

Dönüştür ey kalbim bahçeli eve
Anlamı ezen o makineleri

Kurtuluş haberi olsun dünyaya
Ayırma üstümden bir an gölgeni

Mehmet Âkif İNAN

"inan"anlar !

"inna lillah, ve inna ileyhi racîûn..."

"Saçların aklımın darağacıdır
Saçların ki çeken sona sonsuza..."

hece şiiriyle buluştu necip fazıl'la.
ağladılar. sarıldılar. "inan"dılar...

"ben konuşmaktan değil,
dinlemekten yorulurum..."

diyen "necip" yürek, bugün yaşasaydı delirirdi herhalde !

allah rahmet eyleye...

Konu İçin

Akif İnan teknik ve duyarlık olarak gerçekten de sıra dışı bir şair.Az ama dopdolu şiirleriyle bilinçlerden kolay çıkmayacak kadar özgün bir isim.Meydanın usta şairden geçilmediği zamanlarda da mütevazi bir yazın ve eylem adamı olarak hatırlanıyor olması güzel.Yalnız Kudüs mü bu şiirlerin kaplamında bütün bir uygarlık bilinci hakim.

Akif İnan Hakkında Yazı Yazmak Bana Vacipti...

Akif İnan Hakkında Yazı Yazmak Bana Vacipti...