renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Mızraksız İlmihal Üzerine Hasbihal

Bir kitap ...
Güzel şeyler anlatıyor daha ötesi gerçek şeyler anlatıyor. Her sayfada bir yaşanmışlık ,bir sorgulama var... ''Bir şeyler ters gidiyordu abicim...'' der gibi.

Birden bire Fatih Camiinde İrfan oldum secdede ağlayan...
Sonra caminin kapısı görevindeki ağır perdeyi aralayan Nurhan oldum... ''Saçların ne renk diye'' sorar mıydım irfan olsam? Sorardım; helalimi bulsam.
Sizce bunlar tesadüf müydü? Tesadüf ne zamandan beri dilimize girmişti ne zaman tevafuku unuttuk ???

Güzel olduğu kadar etkileyici, sorgulatıcı bir kitaptı, değerlerimi sorguladım gibime geliyor abicim. Bu kitabı 2-3 kez okunmaya layık buldum çünkü onu sevdim. Sanırım kitapta beni sevdi. Hani bazen yenilenmek ister ya insan; garip belki ama başörtü sorununu içimde ki yarasının samimiyetimle kaynaşması için mızraksız ilmihaller okudum.. mızraksız ilmihal.

En son bölümde afişlerinin niçin islamcı gençler tarafından beğenilmeyip(!) yırtıldığını hala merak etmekteyim. Radikalliğe mi sığmamıştı?

Bu kitapla birlikte başka kitapları tanıdım ve sevdim. Mesela Sezai Karakoç'un "Hızırla Kırk Saat" kitabının o güzel şiiri:

''Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz
Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı
Günlere geldim bunu bana öğretmediniz
Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
Bunu bana söylemediniz ''

ve...
unutulmaz şiiri "Mona Rosa" yı sevdim bu kitapla...

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mum ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar..

Oku Kitapevi'nin sahibi kitabı almaya gittiğide ''mızraklısını okudun mu ki mızraksızını istiyorsun'' demişti... Tebessümlü bir çehreyle sorulan o soruyu unutamıyorum. Cevabım geç kalmış olsa da: mızraksız ilmihali okuduktan sonra mızraklı ilmihali merak etmemek mümkün değildi. Evimizin kitaplığında bulmak, annemin babannesinin o kitabı okuduğunu duymak ''eskiler bu kitabı çok okurdu'' cümlesiyle birlikte güzel bir anekdottu...

Hey gidi günler...

Ben bu yazıyı yazalı çok uzun zaman oldu.Düşünüyorumda şimdi olsam böyle mi yazardım??Elbetteki hayır..
Hasbihal tadında bişey değil bi kere,başlık konuya ağır geliyor,işte bu yüzden biraz daha biriktirmeli insan düşleri,düşünceleri ki; son kullanma tarihi geçsin,kıymete binsin..
Neden olmasın,acelem hiç olmadı ki..?
Beklemeyi Beklerim..
Biraz daha biriksin usumda cümleler,vesselam.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

'80'li yıllara ait,

'80'li yıllara ait, "İslamcı" genç kuşağın öyküsü'nü sevgili Mehmet Efe güzel anlatmıştı eserinde ve bir eseri daha vardı galiba "Buradayız" Sonra Malatya'dan çıktım yola yollar yanıyor'u söyledi mi bilinmez ama soluğu taaa amerikalarda aldı. Bir amerikalı ile evlendiğini, keçi hikayesini ve O'na özel bir çok şeyi muhabbetlerimize katık ederdik. Delikanlıdır kendisi. Sesi soluğu yakın zamanlarda çıkmasa da iyi insandır. Mızraksız'dan bir alıntı belki sebep olur yazı ile yorum, tanımayanlar Mehmet Efe ile hemhal olurlar:

"Evet senin için ağlarım Nurhan. Senin için dua ederim, ikimiz için. Bir kızın yüreği hangi dilden konuşur, bilmiyorum. Ama benimle konuşmaya çalış benimle. Bizleri farklı ve bir yaratan Allah, anlaşılır da kılacaktır elbette. Varlığmın her zerresiyle dinlerim seni, konuş ! Düşlerini anlat bana. Düşleri gördüren Allah. Hem biz konuşuruz zaten... Kelimesiz, harfsiz bir dilin aramıza çiçekler serpiştirdiğini duymuyor musun Nurhan?

Ben de dirsek çürüttüm, ben de yutkundum; ben çok yutkundum Nurhan, ama hiç yalan söylemedim. En azından son sekiz yıldır, polisler ve üzülmesinler diye aileme söylediklerim dışında hiç kimseye yalan söylemedim. Hele sana! Pırıltıları ruhuma yıldızlar serpiştiren gözlerine bakarak nasıl yalan söyleye bilirim ben?

Ben dağlarda büyüdüm, ağaç diplerinde düşündüm çocukken.Yuva yapan kuşlar gördüm Nurhan. Yapa bilirsin ki seni kadın olarak yaratmış Allah

Seni tarif edemiyorum Nurhan! Sen beni tarif ediyorsun... Belki de Kalu Bela'dan beri tanışıyoruz biz ruhlarımız tanışıyor...

Ben çiçekçi dükkanlarından çiçek alamam. Sana çocukluğumun geçtiği dağlardan toplamak isterim çiçekleri. Ama bunları söze dökemem, dökemem dökemedim, dökemiyorum... Ama inan bana sen; ana dilimde; Uğrunda Bağdat Halifesi ile tek başına savaşılan destandaki kadınsın...

Ama biz savaşmak zorundayız Nurhan! Yaratılışımız bize yüklediği anlamlardan biri bu! Kötülükle, yanlışlıkla, zulümle, insanlarla hakikatin arasına giren herşeyle savaşmak zorundayız. Hayatsa ölümle bitmiyor; biliyorsun

Korkma Nurhan! Çünkü Allah "korkmayın" diyor."inanıyorsanız üstünsünüz..."

Sayha
Kendi halinde, kendince

mızraksız ilmihal

arkadaşlar bende o kitabı okudum.iyide gelmişti ozamanlar ve dönüşü zor bir yola sürmüştü okitap beni.aşık olmanın kutsandığı,bireyliğimizin önemi,cemaatler tarafından kişiliksizleştirildiğimiz vs vs ilginç modern formlar ,müslümancası olunca postmodern formlarmı diycez öyle şeyler öneriyordu.o yılların gençliği kollektif yaşadığı için ,bireyleşmek amet hakan çoşkun gibi özgün bi tip olmak anlatılıyordu ozamanlar ama gelin görünki YUNUS a.s ın kıssasına döndük ,kimimiz daha beter olduk.niye anlatıyorum bunu,o kitap bendede böyle bir yaradır bilesiniz,belki bu yönünün olduğuda gözden kaçmasın diye falan.Allahım bizi affet.

Ben Mızraksız olanı istiyorum

Tevafukun da bu kadarı olur. Bugün cemaat'e ''mızraksız ilmihal üzerine bir kaç söz'' diye bir sunum yapmayı düşünüyordum. Lakin gördüm ki bizden çok evvel bu kitap üzerine kelam edenler olmuş ; Allah razı olsun.

Bir kaç kelam da ben söyleyeyim istiyorum:

İlk olarak kitapta anlatılmak istenenler hakkında söyleyeceğim bir kaç çift söz var:

Hamd olsun islami camianın içinde büyümüştüm... 90'lı yılların başında radikallik öylesine bir fırtına estiriyordu ki zannımca babam da bu fırtınaya yakalanmış; kendisini radikal islami bir oluşumun içinde bulmuştu. Yanlız çok geçmeden babam, bu ''camia''daki kokuşmuşluğun , Allah rızasını kullanarak insanları sömürmenin farkına vardı ve o kişilerle olan irtibatını kesti.

Dolaysıyle Mızraksız İlmihal'i okuduğumda orada anlatılanlara hiç de yabancı değildim bi zatihi görnüşlüğüm vardı ; o vakitlerde yaşımın küçük olmasına rağmen.

***************************************

İrfan'nın ilkin Nurhan'a bacım diye hitap edip beyazıttaki başörtüsü protestosuna davet etmesi sonra İrfan'nın Nurhan'a aşık olması daha sonra buluşmalar, yanlış anlaşılmaya mahal vermesin diye pastanelere giderken yüzük takması sonra İrfan'nın Nurhan'nın düşüncelerinden etkilenerek büyük bir zihni travma yaşaması... Evet, Mehmet Efe abimiz o dönemde yaşananları ustalıkla tasvir etmiş.

Abicim şimdiye kadar kitabını 3 defa okudum. Tekrar okumak istiyorum ama kitabı bir arkadaşa hediye ettiğimden şu an elimde kitap yok. Acaba kitabını Amerikalar'dan bana yollar mısın abicim. Hem belki tanışmamıza da vesile olur. Seninle uzun uzun kitap üzerine tahliller de yaparız. Ne dersin abicim bu güzel kardeşini kırmazsın değil mi?

Not: Elif Nur arkadaşımın başından geçen olay aynen benim de başımdan geçti. Kitabevinin sahibi espri mahiyitende ''mızraklısını okudun mu ki mızraksızını okuyorsun?'' demişti. Ben de bu soru üzerine afallamıştım. Sadece ''efendim?'' diyebilmiştim. kitabevinin sahibi cevap vermemiş sadece gülümsemişti. Tabi mızraklı ilmihal'in ne olduğunu ben de elif nur arkadaş gibi sonradan öğrendim.

Nostaljiler güzeldir be!

Not 2: Mehmet Efe en son Dhoruba bin Vahad'ın Bursa'daki konuşmasında Dhoruba'ya tercümanlık yaparken görülmüştür... Vesselam

''kokuşmuş'' ''radikal islami bir oluşum''?

selamun aleyküm

radikal müslümanlar tanıyorum.
kokuşmuş değiller.
her daim diri, salih ameller inşa eden.
kokuşmuşluğu, çürümüşlüğü deşifre ettikleri için yalnızlaştırılan.
ama hep bir bütünün içinde yer alan.
direngen, paylaşan, ''tanış olan''.
zulüm karşısında iblisin dil kardeşliğine prim vermeyen.
mehdi beklemeyen.
beklenen ve gelenleri sözün ve yolun sapmışları sayan.
ilkelerden onur kaleleri yapan.
''radikal müslümanlar'' bilirim.
devrimci müslümanlar bilirim.
söz bilirim.
yol bilirim.
ahde vefa bilirim.

zalimlerle bir olup zulüm inşa edenlerdir kokuşmuşlar.
zihinlere dini dar edip kalpleri esir alanlardır kokuşmuşlar.
görmeyenler, duymayanlardır kokuşmuşlar.
ümmeti mezheplere ve ırklara havale edip yağ gibi üste çıkanlardır kokuşmuşlar.
islam devrimine ve rahmetli imam'a saldıranlardır kokuşmuşlar.
kendi çöplüklerini kurtuluş diyarı sayanlardır kokuşmuşlar.

kokuşmuşlar bizim kardeşlerimizdir.
ama bizden değildir.

fiemanillah

Sanırım bir yanlış anlaşılma oldu

Ve aleykum selam

Murat Tuzcu kardeşime cevaben...

Evet, ben de radikal müslümanlar bilirim Metin Yüksel'in yolunda giderler. İnkılab için gecesini gündüzüne katıp ihlasla çalıştığına inandığım abiler elbette vardı. İslam'ı ilkin kendi hayatlarında tam olarak tatbik etmeye çalışıp daha sonra irşadda bulunanları ben de biliyorum.

Tüm genellemeler yanlıştır. Ben sadece yaşadığım yerdeki bir olaydan bahsettim ve bunu tüm radikkal müslümanlar için genelleştirmedim. Elbette çok samimi müslüman abilerimiz vardı.

Sadece o radikal oluşumun başında olanları kastemiştim. Peki bu camianın başında olanlar ne yapmışlardı?
Bildiğiniz gibi bir müslüman 3 şeyle [ para, kadın, makam ] imtihan edilmedikçe o kişinin gerçek dava eri olup olmadığı anlaşılmaz. Ne yazık ki, benim kastettiğim o radikal çevredeki insanlar , gördüğüm kadarıyla ''para'' imtihanını geçememişlerdi. Hayır, eskinin mücahid şimdinin müteahhitleri gibi değillerdi lakin onlar da açtıkları mağazalarla saf müslümanları sömürmeye başlamışlardı. Mağazaları açmadan önce Ebuzer El Ğıffari'nin hayatını destanlar gibi heryerde söyleyen abiler para kazanmaya başladıktan sonra bulunduğum ildeki ''kodamanlar'' haline gelmişti. Lütfen sözüm yanlış anlaşılmasın hamd olsun maddi durumumuz iyiydi o çevreye göre - ve kimsenin parasında gözüm yok, Allah müslümanlara daha da çok versin- Lakin ''kodaman''laşan mücahidlerin söylemlerinin değişmesi ; ''dava''nın tanımını ''para kazanmak'' olarak algılamaları yüzünden kokuşmuş dedim. Artık inkılab için mücahede eden müslüman yerine ''para kazanmaya'' çalışan müslüman haline gelmişlerdi. İşin kötü tarafı o kadar radikal söylemlerin unutulması; ''soft''laşmaya başlanmasıydı.

Ve benim Mızraksız İlmihal'de okuduklarım ile daha önce gördüklerim arasında müthiş bir paralellik hatta çakışma vardı.

Tekrardan belirtme ihtiyacı hissediyorum: Anlattıklarım tüm radikal msülümanları bağlamaz. Yukarıda anlattıklarım parayla imtihan olan tüm kişiler/cemaatler için geçerlidir. Zaten bunun en bariz örneğini yaşamıyor muyuz?

Ve de yazımı bu devirde radikal olmak lazım sözüyle bitirmek istiyorum...

Vesselam

kokuşan kimdi

babanız sanırım pek sıkı duramamış o çevrelerde. ne yapmışlar da kokuşmuşlar radikal çevreler? iktidar mı olmuşlar? ihale mi kapmışlar? tabi bütün bir tarihi, geleneksel inanışları ve modern sapmaları sorgulamak her babayiğidin harcı değildir...

serde tekerrür olunca,bitmiyor akvaryumun metrekare hesapları..

hala yaşayan bir nurhan , canlı bir irfan var mı sorusunu soruyorum bu günlerde..
tekerrürden ibaretim ya serde!
kitap bende devir daim halinde..
bakış açımı mı daraltıyorum bilmem,belkide yol alışım tam tersi istikamette..

var mıdır demeyişimin tuhaf bilincinde,soruyorum;
kalmış mıdır?
sahici bir nurhan görmeyi çok isterdim:sanki tüm nurhanlara haksızlık ettiğimi hissettim.
aslında..yorumsuz mu olmalıyım ? bilemiyorum abicim:)

ama yine de..
fatih camii'ne gidesim var..
kapı görevi gören o ağır perdeyi bulasım var.
beyazıt meydanında dolaşasım..

ben bu kitapla sevdim sevmeyi,nurhan olabilmeyi istedim belki..
80'li yıllarda insanlar neler yaşamış..
büyüdüğümde yönetmen olup bu kitabın filmini çekmeyi düşledim,hep hatırla sevgililer çekilecek değil yaa.. :)

sanırım ben hala büyümedim..
hayalperestliğine verip kusuru
temkinli düşleri iyi bir öğrenmeliyim.