2000 yılından beri hayatımıza kabul ettik Gerçek Hayat’ı. Gerçek hayatımız oldu bir bakıma. Gökyüzünde kurulup yeryüzüne yeryüzüne indirilen şehirdi. Gerçeğe sadakat şerefimizdir diyorlardı. Genç abilerimiz vardı derginin başında. Önce Hakan Albayrak ve Gökhan Özcan bayraktarlığını yaptı daha sonra Murat Menteş. Dönem dönem abone olmuşuzdur, dağıtımcının geç getirmesine kızıp bayiden takip etmişizdir çoğu zaman. Bu toprakların sesidir her şeyden önce. Genç ağabeylerimizin bir dönem heyecanı heyecanımız olmuştur. Yaşımız büyüyünce –olgunlaştığımızı düşünüp- eleştiriler de yapmışızdır. Muhalif olmayı öğrenmişizdir bir de. Hakan Albayrak’ı orada okumayı sevmişizdir, Gökhan Özcan’ın ters köşesini köşeye çekilerek okumuş, Murat Zelan’ın antikapitalist sayfasını tebessümle takip etmişizdir hep, biraz da düşünmüşüzdür hani… Ve Murat Menteş. Yazdıklarıyla, konuştuklarıyla… Editör yazılarıyla…
Gerçek Hayat’ın son sayısını elime aldığımda her zamanki gibi editör yazısını açtım. Murat Menteş’in vedası diyordu… Soğuk bir duş almış gibiydim. Önceki hafta Gökhan Özcan ve Murat Zelan’ın da ayrıldığını söylemişti bir arkadaş, Murat Menteş de ayrılacak demişti. İnanmak istememiştim belki de, Murat Menteş başkaydı, editördü, yazıişleri müdürüydü. Gerçek Hayat’ın bütün yükünü omuzlayan bir mihmandardı. Editör köşesinde birkaç paragrafla harika tespitler yapan, kelimeleriyle zihnimizi sarsan yaptığı söyleşilerde “vay canına” diyen bir genç adam, hayır hayır son yazısında artık gençliğinin sonuna geldiğini söyleyen bir yazar.
1974 yılında İstanbul’da doğan, çocukken bisiklet tamiriyle uğraşan, ufak tefek sihirbazlık numaralarını öğrendikten sonra sihirbaz olmaya heveslenen, daha sonra boksa merak saran, yediği yumruklar dayanılmaz olunca ringlere veda eden ve şiir yazmaya başlayan, yayınevlerinde çalışan bir yazar-şairdir Murat Menteş. Espritüel bir dili var, kelimeler nimettir diyerek kelimelerle oyun oynanmaz diyor, nitelikli düşüncenin edebi dille aktarılmasına inanıyor, incelikli anlatımdan yana, okura saygılı, süslü bir ifadesi yok ancak ruhu olan cümleler kuruyor. Bütün cümleleri sarsıcı, okuru afallatan, yumruklayan, tahrip gücü yüksek kelimelerle örgülü.
Bir gün Vadi Yayınları’nda oturuyorken Nihat Genç, “Bu çocuk harika. Zeki, mükemmel, Türkçe’yi mükemmel kullanıyor” diyordu ve “Murat’a söyleşi vermek, bir konuda beyanda bulunmak benim için büyük keyif” diyerek ekleme yapıyordu.. Ercan Şen ise “Dublörün Dilemması’nı okurken kurgusuna şapka çıkardım” diyerek teyid ediyordu Nihat Genç’i. Bir derginin yükünü omuzlarında taşımak kolay değildi elbette. Ve bu kadar yoğun bir zamana rağmen çıkarılan kitaplar… Öyle ki derginin basıldığı her çarşamba sabahı uzun bir uykuya dalmak istiyor.
Bütün bunların yanında, 10 ağustos 2006 perşembe günü saat 19:30’da Türkiye Yazarlar Birliği’nin Sultanahmet’te tramvay yolu üzerindeki merkezi Kızlarağası medresesinde Filistin için düzenlenen şiir akşamında olağanüstü güzellikte olan bir konuşma yaptığı söylentisi dillerden dillere dolaşmaktadır. Görmedik ama o duygu yoğunluğuyla kelimeleri birleştirip neler söylediğini tahmin edebiliyoruz az çok.
Kuzgunun Gölgesi (Şiir, Yediiklim Yayınları, 1999), Kaosa Mütevazı Bir Katkı (deneme, Şule Yayınları, 2001), Aynalı Barikatlar (Deneme, Şule Yayınları, 2003), Dublörün Dilemması (Roman, İletişim Yayınları, 2005) kitapları yazmıştır.
Kuzgunun Gölgesi’nde ilk dönem şiirleri mevcuttur. Kendisiyle yapılan bir söyleşide şiir çok fazla yazmadığını söyleyerek bir Yunus Emre varken, bir İsmet Özel varken bütün bunların üzerinde şiir yazamam diyordu. Yeni bir şiir kitabı hazırlığı içerisinde, adının Garanti Karantina olacağına dair rivayetler dolaşıyor kulislerde.
Kaosa Mütevazı Bir Katkı, medya ve imaj dünyası eleştirisidir. Medyanın hayatımızdaki yıkıcı, mahvedici etkileri ele alınmıştır denemelerde.
Aynalı Barikatlar kitabında ise terörün gündelik hayatımıza nasıl sindiğini anlatmaya çalışıyor. 11 Eylül ve hayatımıza getirdiği yeni yaşama tarzından bahsediyor. Menteş’e göre terör yeni bir iletişim biçimi olmuştur.
Dublörün Dilemması ise heyecanlı bir roman. Nuh Tufan, İbrahim Kurban, Baretta, Umur Samaz, Habib Hobo, Pippo Zaza, Al Capone, Rıza Silahlıpoda, Roza, Ferruh Ferman ve Dilara Dilemma. Aşk-iş dünyası-mafya-polis çemberinde dolanan bir roman. Nuh Tufan’ın yakın arkadaşı İbrahim Kurban’la olan macerası. Müthiş bir hayal gücü ve entelektüel birikim gerektiren bir roman. Yavuz Turgul Dublörün Dilemması’nı film yapmak için çalışıyor şimdilerde…
“Gerçek Hayat, bizim için bir yuva, sığınak, yerine göre bir oyun alanı, bir battaniye, bahçe, meydan, cami, bir uzay istasyonu oldu. Burada doğduk, hafiften pişer gibi olduk.
Tam anlamıyla acı tatlı günlerimiz oldu.
Vay canına… İyiydi be.
Bugüne dek, yaklaşık 4 yıldır filan, derginin yazı işleri müdürlüğünü yürüttüğüm için, dergiyle ilişkisi olan herkesle bir şekilde ben muhatap oldum. Çok zor iş. İnanın. Yeri geldi, çok sevdiğim, saydığım insanlar bile bana kızdılar, benden incindiler. Niye? Birinin yazısı dergiye sığmadı, erteledim, biriyle röportaj yaptım başkaları alındı, bir yazı yazdı, belki iyi yazamadım, ne bileyim, bozulanlar oldu… Binlerce ilişki, iletişim, diyalog sorunu, pürüz yaşadık. N’apalım, bu iş de böyle. Fakat yemin ediyorum, kimsenin kalbini kırmak gibi bir niyetim yoktu. Herkes hakkını helal etsin, yoksa kesin cehennemi boylarım. Lütfen, kızmayın bana artık. Bakın, gidiyorum” diyor Murat Menteş veda selamında.
Soğuk bir duş etkisi yaptı Murat Menteş’in dergiden ayrılışı bende. Fazlasıyla alışmıştım. İnsan bu alıştığı şeyler artık hayatında olmayınca afallıyor. Bende de böyle oldu, inanın. Gerçek Hayat dergisi diyorum, neyi neresinde bulabileceğimi, olaylara nasıl bakacaklarını tahmin ediyordum. Bu yüzden en çabuk ve en uzun süreli okuduğum dergi oldu. Bir çeşit Gerçek Hayat müptelasıydım, kabul ediyorum. Neyse lafı fazlasıyla uzatmaya gerek yok. Neyi nasıl anlatacağımı bilemiyorum, bu yazı hiç yazılmamalıydı da aslında.
Murat Menteş’e, Murat abiye [Bizim Murat’a] Nokta dergisinde başarılar diliyorum. Umarım içindeki heyecanı hiçbir zaman kaybetmez bu kocaman yürekli adam.
Yorumlar
MM Nokta'da
Çar, 29/11/2006 - 10:58 — Fethi SERHATBilen bilir, Murat Menteş Gerçek hayattaki Kültür-Sanat sayfasında MM imzası ile haftayı değerlendiriyor.
Güzeldi değerlendirmeleri...
en azından bildik film ya da kitap değerlendirmelerine benzemiyor, kendi içerisinde bir özgünlüğü barındırıyordu...
eee, şimdi harbi filmler, afilli abilerden kıyak kitapları kim önerecek???
Murat Menteş haftalık haber dergsi Nokta'da artık... Bu hafta Mazhar Alanson ile bir söyleşi yapmış ki gerçekten çok güzel sorular sormuş, Tam Muratlık yani:)
Gerçek Hayat yoluna devam ediyor tabi...
___________________________________________
Hoşca bak zatına kim zübde-yi alemsin sen
Merdum-u dide-yi ekvan olan ademsin sen
Murat Menteş
Çar, 29/11/2006 - 12:05 — Selman MaltaşMurat Menteş'i ilk olarak Filistin Şiir Akşamında tanıdım;
kelimeleri Kızlarağası Medresesi'nin taş duvalarına mıhlanmıştı sanki o gece..
Bir insanı dinlemek bu kadar mı heyecan verir diye düşünmüştüm nokta atışı yapan kurguları karşısında.
Hakkında hayırlı olmasını diliyorum.
Murat Menteş sen bizim herşeyimizsin!
Çar, 29/11/2006 - 12:26 — Ali DüzMurat Menteş sen bizim herşeyimizsin!
Murat ağbi buraya yumruk havaya!
Murat ağbi buraya yumruk havaya!
Murat ağbi Gerçek Hayat'tan ayrıldı. Dergiyi açtım gözlerim fırladı editör yazısına doğru, ne göreydik veda selamıymış, Murat ağbi gidiyor. "Bakın gidiyorum"..
Hüzün doldu içime.. bir tuhaf oldum garip, anlayamadım. Yani şimdi Murat ağbi gidiyor Gerçek Hayat'tan? Gidiyor?.. Hepten, yani nasıl veda nerden çıktı veda! Bütünlenmiştik.. yani öyle şey mi olur, yoksa bu Gerçek Hayat değişiyor mu ne oluyor yav? Hüzünlendik acılandık sinirlenir gibi olduk.
Bari yeni editör kimmiş, neciymiş adamın açığını bulmaya laf atmaya çalıştık içimizden. O kim yav, kızdrımasın arabasının lastiğine çivi saplarız bak, jantlara uzaktan taş atar, otoparkta kaputu çizeriz, dergiyi bozmasın, evinin balkonuna kamlumbağa fırlatır, hakkında gizli gizli dedikodu yaparız. Arabayla üstüne çamurlu su sıçratır, çok kızarsak, gizlenip arkadan sırtına atlarız. Ağbi boksu senden öğrendik. Hani var mı onunda Dublörün Dilemması diyecektik neredeyse.
Sonra ya bir dur hele bir anlayalım tam ne olmuş ne bitmiş..
Murat ağbi vedanın sebebini açıklıyor yeni yönetmene yerini bırakıyor, okurlara selam çakıyordu. Madem öyle tamam hayırlısı olsun dedik. Biraz buruk okuruz bundan sonra Gerçek Hayat'ı...
3 yıldır aralıksız bir hafta kaçırmadan takip ettiğim dergi Gerçek Hayat. Önceden kaçırdığım oluyordu bazı haftalar, lisedeyken. Üniversiteyle beri hiç bir hafta sekmedi.. ayrı bir dergi yani.. bazen kızıyorduk ama kıyamadan kızıyorduk. Tamamen bizden Gerçek Hayat. İnşaAllah bundan sonra da hızından bir şey kaybetmez. Yürek hizasında koşmaya devam eder.
Murat Menteş.. ya ağbi tam bu ara yanına gelecektik! Gerçi yine geleceğiz de. Dört kitabını da okuduğum mükemmel insan, çılgın bir zeka. Zıpkın gibi şiirler. Üst üste yumruk gibi yazılar.. Dublörün Dilemması, var mı böyle bir roman?
Aynı semtte oturuyoruz; ama hâlâ görüşmek nasip olmadı, en yakın zamanda başını ağrıtıcaz ağbi. Çok pis şaka yaparız, baştan söyleyelim.
Ağbi günde kaç saat uyuyorsun ya, bir rivayete göre yayımlanıp da okumadığın kitap yokmuş. :)
Ağbi Nokta da zaten kaliteli bir dergiydi. :)
Murat ağbi çıkar artık şu şiir kitabını!
Neyse, ağbi kendine iyi bak, seni takip etmeye Gerçek Hayat'ı takip etmeye devam.. ağbi yanına geliyoruz!
Keşke Gemilerimizi Terk Etmesek
Çar, 29/11/2006 - 14:56 — Edip Ozan KaraoğluGerçek Hayat bu topraklarda çıkan en kaliteli dergilerden biri idi. Kuşkusuz böyle olmasına en büyük katkıyı yapanlardan biri Murat Menteş. Yazılarını, şiirlerini keyifle okuduğum nadir yazarlardan biri. Gerçek Hayat çok kan kaybetti. En son darbeyi de Menteş'in ayrılması vurdu sanırım. Bunca yıldır zevkle takip ettiğim bir dergi çıkardıkları için Allah hepsinden razı olsun.
Yine de biraz sitemkâr bir cümle kurmadan edemeyeceğim: Keşke gemilerimizi terk etmesek.
Ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim.
gemiler almaz olursa bizi
Çar, 29/11/2006 - 15:43 — Fethi SERHATselamdan sonra,
Edip beye dopru söze ne denir!!!
Gerçek Hayat gerçekten kan kaybediyor sürekli...
Ne bileyim eskiden başka bir şevk ile beklerdim dergiyi.
ama artık pek de dolu bir dergi değil okuduğumuz.
dediğiniz gibi hele bir de mm gidiyorsa...
umarım derginin yeni editörü bir derlenme toparlanma çalışması yapar...
Ve ayrıca, menteş'in gemiyi niçin terk ettiği onun meçhulü...
belki gemi küçük gelmeye başladı, belki kaptan başka tayfalar ile devam etmek istedi yola...
ama m. menteş'in veda selamında sanki biraz kırgın bir hava var...
hayırlısı...
____________________________________________
Hoşca bak zatına kim zübde-yi alemsin sen
Merdum-u dide-yi ekvan olan ademsin sen
Murat Menteş'i ben...
Per, 30/11/2006 - 01:44 — Mustafa Burak SezerMurat Menteş'i ben fakirde Filistin Şiirleri Gecesinde, Kızlarağası Medresesinde dinlemiş ve tanımıştım. Evvelden ismine aşikardık fakat eserlerini okumak henüz kısmet olmadı. Konuşmasını izlerken arkadaşımı bir yandan dürtüp, "Abi bu adam stand-up'çı mı? Ne güzel konuşuyor vs. " demiştim.
Gecenin kayıtlarını aldım. Sadece yazları İstanbul'da olduğumuzdan bir çok dergiyi takip etme lüksüne de sahip olamıyoruz. Murat Menteş'i geç tanımak iyi olmadı. Ama o geceki konuşması arkadaşlarında zikrettiği gibi efsaneviydi. Kelimeleri seçişi, bir trajedi yazıyormuş gibi korku ve acıyı, katarsisi üleştirişi, griş, gelişme sonucuna kadar tek tek dizilmiş ifadeler bütününe sahip bir üsluptu dinlediğim. Hayran olmamak elde değildi.
Bir derigiye tayfalar gelir, yelkenleri indirir, kaldırır, rüzgâr eser, gemi gider. Tayfalarda gün olur gider, başka gemilere yelken açma misali. Nokta'da iyi bir dergi takdir ediyoruz. Murat Menteş'e yeni dergisinde, başarı, fırtına, aksiyon, bol efekt diliyoruz.
Muhabbetle
"There is no good or bad; its just a thought that makes things good or bad!"
-İyi yada kötü yoktur; şeyleri iyi veya kötü yapan düşüncedir.-
William Shakespeare
M.M.
Çar, 29/11/2006 - 20:35 — Feyzi BaranEvvel zaman içinde kalbur saman içinde biz kendi beşiğimizde tıngır mıngır sallanırken bir Zaman gazetesi varmış, biz o vakitlere yetişemedik. Ankara'da çıkarmış, Hakan Albayrak, Rasim Özdenören, Nabi Avcı... Adeta bir milli takım kadrosu varmış. Sonra gazeteyi bir cemaat almış. Gazete o vakitten sonra profesyonel bir tatlısu balığı olmuş. Biz büyüklerimizden böyle işitip (Nehir yayınlarından çıkan) Molla Kasım kitabını da kıraat edip gazetenin büyüklüğünü de test ettik. Büyüklerimize yürekten "Amenna" dedik. Lise talebesiyken, İzlenim dergisi okurduk arkadaşlarla... Mustafa Armağan, Gökhan Özcan, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Kemal Sayar ve daha niceleri... Rüya gibi bir dergiydi. Dergileri arşivlemenin zevkini İzlenim'le tattık. Sonra malumunuz kapandı. Yeni Şafak çıktı. Hakan Albayrak'lı, Gökhan Özcan'lı, İsmet Özel'li muhteşem bir gazeteydi. O klişe tabir, en hakiki manasına kavuşmuştu adeta, Yeni Şafak bizim sesimizdi. Aylarca İdris Özyol'un "Lanetli Sınıf" yazılarını arşivledik. Fotokopilerle eşe dosta dağıttık. "Aşk ile bir dahi" Hakan Albayrak'ın yazılarını okuduk... Nuri Pakdil'ce söylersek ateş hattındaki harf müfrezeleriydi Hakan Abi'min yazıları... Sonra gazetenin yazar kadrosu değişmeye başladı. Taşrada olduğumuzdan hikmetini anlayamadık ve hikmetinden de sual etmedik. Bizim sevdiğimiz yazarların kahir ekseriyetinin yeni çıkan Gerçek Hayat'ta olduğunu öğrendik. Derginin en doğal ve daimi üyelerinden olduk "tabiyatıyla".
Yapmayın, etmeyin, eylemeyin abilerim. Severek, içimizden gelerek, satır satır okuduğumuz, okurken satırların altını itinayla çizdiğimiz tek dergi Gerçek Hayat. Biz nokta dergisini, star gazetesini(Ahmet Kekeç'i sevsek de) vb. ciddiye alacak okuyuculardan değiliz. Kendimizi zorlasak, bir çocuğun ilaç alması gibi dişimizi sıkıp sevmeye çalışsak da ııh, mümkün değil. Bizim bünyemize uymaz abi. Bu demektir ki Murat Menteş'i bundan sonra köşe yazılarından değil, eserlerinden takip edeceğiz.
Murat Menteş'i, Gökhan Özcan'ı, Hakiki Şair İsmet Özel'i çok sevdik ve çok seviyoruz. Gerçek Hayat, keşke o ilk haliyle devam etseydi. Bu isteğimin ne kadar çocukça, ne kadar "hayatın gerçeğinden" uzak olduğunu da bilerek konuşuyorum.
"Ne çok acı var."
Cahit Zarifoğlu
"Mutluluk kapımı çalmadı gitti.
Dalımda bir yaprak görmedim usta
Elveda usta, hoşçakal usta."
Müslüm Gürses
........ adınızı ekleyiniz.
Per, 30/11/2006 - 22:25 — Abdurrahman Cemdiğer yazar arkadaşların belirttiği gibi. "farklı"
en iyi tanım buydu gerçek hayat için. üniversite yıllarında tanıştığımız, ara ara kırıldığımız, abone olduğumuz, kızıp almadığımız.
büyük abimiz. sürekli bir yerlerde olan. gerçek hayat hala var.
muratlar yok. [zelan, menteş]
gökhan abi uzun zamandır yok. mehmet efe nerelerde gören var mı? selahattin yusuf.
levent gültekin neden bıraktı bu dergiyi. bu adamlar neden gidiyor. neler oluyor.
son beş sayısını okurken iç açıcı bulmadığım gerçek hayat'a neler oldu.
sahi bu yazı murat mneteş ağabeyin ayrılışı üzerineydi değil mi?
ya diğerleri neden gitti.
bilenler biliyor zaten.
Gerçek Hayat - M.Ö. ve M.S.
Cum, 01/12/2006 - 01:00 — Ali Görkem UserinSanırım sevgili Murat Menteş'le ilgili söylenecek binlerce şeyden önce, M.S. (Murat'tan sonra) çıkan ilk Gerçek Hayat'ı görmemiz gerekiyordu.
Öğlen saatlerinde geldi paket. Heyecanla olmasa da merakla karışık bir hüzünle açtım. İki ayrı sunuş yazısında da onun yokluğuna hiç değinilmemesini oldukça garipsedim. Zaten kapaktaki başlıklardan belliydi yokluğu. Herbiri ayrı zeka kıvılcımlarıyla parlayan, okura el eden başlıkların yerini vasat ve renksiz başlıklar almış. Sibel Eraslan artık her hafta yazacakmış. Tek artısı bu sanırım yeni formatın. Oysa eksileri saymakla bitmez. Güya dolu dolu dosyalar, söyleşiler yapılacakmış falan filan... Hakan Albayrak derginin başyazarı sıfatıyla yazacakmış artık.
Gerçek Hayat'ın yeni halini görenler Murat'ın varlığının ve yokluğunun ne demek olduğunu çok iyi anlayacaklardır.
AGU
Sabır..
Cum, 01/12/2006 - 01:58 — Ömer AkbaşYapılan yorumların bir çoğuna katılmakla beraber sanki biraz önyargılı yaklaşıyoruz gibi geliyor bana.Tamam ayrılanlar bir kayıptır.Bu kaybın faturasını da şuanda yeni göreve gelenlerden çıkarıyor gibiyiz.-gerçekten olayın müsebbibi bu insanlarsa bir kardeşimiz açıklasında bizde öğrenelim-
Derginin yeni formatının oturmasının ocak ayını bulmasını bekliyorlar yeni sorumlu kardeşlerimiz.Zaman vermek lazım biraz bence.
"ALLAH sabredenlerle beraberdir."
M.M.
Cum, 01/12/2006 - 11:58 — E.Fatih BilgeYanlış anlaşılmasın. Bundan sonra da Gerçek Hayat okuyacağım. Üşenmeden 10 km gidip her hafta alacağım! Henüz bakmadım yeni sayıya o yüzden alıştığımız bir editörden sonra nasıl olacak yeni düzen bunu merak ediyorum. Yazdığım bu yazı da bir bakıma bu yüzdendi. Dedim ya dergiye alışmıştım, alışkanlıklar kolay terkedilmiyor malum.
Tabi bu arada sanırım Nokta dergisine de şöyle bir göz atacağız bundan sonra...
Menteş'in Yeni Romanından Tadımlık
Pzt, 11/12/2006 - 11:59 — Ali Görkem UserinSevgili Cemaat,
Dublörün Dilemması adlı ilk romanıyla Türkçe okuyabilen her okurun ağzında hoş bir tat bırakan Murat Menteş'in halen üzerinde çalıştığı yeni romanı Korkma Ben Varım'dan tadımlık bir bölüm Yedi İklim'in 200. sayısında yer almaktadır. Meraklı okurlar, derginin bedeli olan 5 YTL'ye kıyarak "İki Yarayı Birleştiren Yara" adlı bu bölümü kitap çıkmadan okuma fırsatı elde edebilirler.
AGU
Hoş bir haber
Pzt, 11/12/2006 - 12:06 — Fethi SERHATAGU güzel bir haber verdi, ben bilmiyordum bunu.
yedi iklimin gelmesini heyecanla bekleyeceğim ...
____________________________________________
Hoşca bak zatına kim zübde-yi alemsin sen
Merdum-u dide-yi ekvan olan ademsin sen
Neee Murat Menteş'in yeni romanı mı? Hadi koşun!
Çar, 13/12/2006 - 00:16 — Ali DüzMurat Menteş, "Dublörün Dilemması" diye bir roman yazdı, bilenler bilir, üstüne söz söylemeye gerek yok. Of of of mükemmel bir roman o. Yok böylesi. İmkânsız. Bitirince tekrar okuyasım geldi. Zaten kitabı elime almış 5-6 saatte çok az ara vererek okumuştum. Annem bulaşık yıkıyordu, ona da zorla okutacaktım az daha. :) Yeğenimin ilkokula başlamasını bekledim, sonra vazgeçtim uzun sürerdi.
Böyle hızlı, akıcı, hiperaktif bir romandı. Mükemmel bir kurgu, mükemmel bir üslup; kelimeler yerinden zıplıyor adeta. Ey bu yorumu okuyan cemaat okuru, eğer okumadıysan bu romanı derhal oku lütfen!!
Murat Menteş yazar ancak böyle bir romanı. Bir de Karacaoğlan. :)
Dublörün Dilemması'ndan sonra pek çok yönetmen Murat ağbiyi aramış, Yavuz Turgul'un romanın filmini çekmek istediğini duyduk. Cumartesi günü Murat ağbiye sordum, biraz zor filmi yapılır bunun, diyor.
Ve peşinden ekliyor, Polis diye bir film vizyona girecek, onu kaçırmayın sakına, gidin bulun mutlaka izleyin, of of of çok güzel, bütün arkadaşlarınıza anlatın filmi herkes izlesin. Ağbi eyvallah diyoruz. Kesin izleyeceğiz inşaallah.
Neyse laf lafı açıyor, ama Murat ağbiye kızdım şimdi yav insan biraz çıtlatır be, yeni roman filan.. Ali Görkem Userin'den okuduk, Murat Menteş'in hâlen üzerinde çalıştığı bir romanı varmış: "Korkma Ben Varım". Çok mükemmel bir haber, ağbi sağolasın. Yedi İklim 199. sayıyı bitirmek üzereyim, 200'e geçmedim henüz, o tadımlık bölümü de görmedim. "Seni hiç bu kadar şiddetle özlemedim".
Derhal okuyayım.
Kitabı heyecanla bekleyeceğim.
Murat Menteş'i izlemeye devam!
yazık oldu gerçek hayat'a
Pzt, 11/12/2006 - 12:11 — Fethi SERHATdergi zaten son üç beş sayıdır kötüydü...
yeni sayıları da pek iyi sayılmaz bir an önce el atılmalı...
____________________________________________
Hoşca bak zatına kim zübde-yi alemsin sen
Merdum-u dide-yi ekvan olan ademsin sen
Gerçek Hayat mı, Nokta mı?
Pzt, 11/12/2006 - 13:10 — M.Mustafa UZUNSelamlarımla...
Murat MENTEŞ için bir an tereddüte düştüm. Yoksa tereddüt yok;
- Bir Gerçek Hayat lütfen...
Bu haftaya mahsus bir farklılık yaptım ve;
- Bir Gerçek Hayat ve bir Nokta lütfen...
dedim.
Bu haftalık tabi. Ve TAKVA özel yorumlarını aldık Murat Abinin. Devamı gelir mi? Sanırım hayır.
Vesselam
ENDÜLÜS
Sizin hiç haberiniz var mıdır Endülüs’ten
Bir siz kalmışsınız duymayan halimizi!
Onlar sizden yana çevirerek gözlerini
Ufuklara bakıp bir imdat beklediler
Bırakılan...
Salı, 12/12/2006 - 03:50 — Rumeysa KaradenizGerçek Hayat bir semboldü benim için, bir rozet, kimlik kartı... Çantama sığmasına rağmen büyük bir mağruriyetle adı üste gelecek şekilde katlar, mutlaka elimde taşırdım dergimi. Sonra otobüste, metroda aynı mağruriyetle açar, özenle çevirir sayfaları, okurdum...
Murat Menteş'in veda yazısını okuyunca ben de diğer herkes gibi ufaktan bir şok geçirdim, bir şeyler duydum ama ne olduğunu çözemedim; öfke, kızgınlık, küskünlük, hüzün? Sen de bırakıp gider miydin Murat Abi dedim, sen de bırakıp gider miydin bizi? Zaten bir bırakma furyasıdır gidiyor, birileri bırakıyor, birileri bırakanların ardından konuşuyor(çekişiyor mu demeliydim yoksa).. Ama sanırım olan, tüm bırakanları sessizce bir köşeden izleyen biz bırakılanlara oluyor...
Değişti mi, değişir mi bilmem, ama yitirilmiş bir kimlik kartı olmasından ihtiraz eden bir duruşla almaya devam edeceğim. Yok yok, Gerçek Hayat okumaya devam ama kültür-sanat sayfasını okumaya yüreğim elverir mi bilmiyorum...
Selametle...