renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Vakt-i İstanbul

Hatırı sayılır güzelliği var zamanım. Kimi zaman birbiri ardına kovalar dakikalar ömrün kimi zaman da ömür bir dakikanın peşinden kovalar. Ne geçmez zamanmış diye dökülür kelimeler dudaklardan bazen çünkü bilirsin en güzel saatlerin çabuk geçtiğini.

Zamanım seninle güzel.. masmavi gözlerine bakıyorum ve ardından zamanı hatırlatıyor bir ses. Vakit geldi diyorum, doğruluyorum beni gözlerine kilitleyen yerden.

Sonra uzun süre yürüyorum arnavut kaldırımlarda...

Biliyor musunuz güzelliğini her seferinde eşsiz buluyorum.

Her yerde rahmetini görüyorum ve eşsiz güzelliğini. Bu güzelliğe dayanamayıp mutluluktan ağlayan çeşmeden üç yudum su alıyor, her defasında yenileniyorum. Huzuruna yöneliyorum, bana sunulan bunca güzellik için...

İstanbul...

Mavi gözlü dilber...

Kim ki güzelliğinden vazgeçer başka bir ülkeye göçer sığınamaz hiçbir yere. Her yerde senin güzelliğine ulaşmak için döner. Derdi de bitmez aslında gittiği yerde.

Kulakların pasını silen,gönülleri titreten elindeyken hiç kıymet vermediği Ezan-ı Muhammediye'yi hiç dinleyemez.

İstanbul...

Değerin büyük bende...

Ne güzelliğin bitsin ne de günün en güzel vakitlerini hatırlatan sesin...

"Bu ezanlar ki dinin temeli,

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli..."

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Şehr-İstanbul

"bu şehr-istanbul ki bi mislü bahadır
bir sengine yek pare acem mülkü fedadır" diyor ya Kanuni, aynı ihtişamı ve zerafetiyle duruyor dimdik. Çok şık ifadeler bu şehri tanımlamak için. Her ne kadar trafiği, tozu dumanı, kalabalığı boğsa da insanı, bu şehrin akşamında yürümek bile güzel.

tebrik ederim güzel bir yazı...

Yanlış hatırlamıyorsam Nedim

Yanlış hatırlamıyorsam Nedim söylüyordu bu beyti...Evet, evet :

Bu şehr-i Stanbul ki bî-misl ü bahâdır
Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır (Nedim)

Bu şekilde idi. Vesselam.

...

karıştırdım sanırım :), yeni yeni keşfediyorum eski şiirleri ona verin. teşekkür ederim...

İstanbul'u anlatmak

Gecikmiş bir İstanbul yazısı beklerken beni, etrafımda gördüklerime inanmayan ben istanbul'u kötü göstermeye çalışanlara dil çıkarıp göz ardı etsem de, içim acıyor işte. İstanbul için ağır ve O'na yakışmayan şeyler duymak incitiyor beni. En son Anlat istanbul filminde ağır yara aldı kalbim. Beni bekleyenin çocukluk masallarım olduğunu sanırken ve masalların hepsinin iyi sonla bittiğini bilirken, tüm bildiğimi sandıklarım yerle bir oldu işte. Zordur O'nu anlatmak, şimdiye kadar anlatan da çıkmamıştır. Her yazılan, çizilen anlatma çabasıdır. İstanbul'u anlatmak için onun yaşadıklarını bilmek ve yaşamak lazım. Aklıma Cemil Meriç'in bir sözü geliyor:
"Bir adami tanimak için düsüncelerini, acilarini, heyecanlarini bilmemiz lâzim, hiç degilse. Hayatin maddi olaylariyla ancak kronoloji yapilabilir. Kronoloji: aptallarin tarihi."
İstanbul'da böyledir işte anlatılacak en zor kişidir. Sadece bir şehirden öte yaşayan bir Can'dır. Acısını, heyecanını ve üstünde değil altında biriktirdiklerini bilmeden anlatılamaz.

Bu filmden sonra İstanbul hakkında ne bir şey okumak ne de görmek istiyordum. Kimse benim İstanbul'umu anlatamaz diyordum. İyi gören gözler kör olmuş ya da terketmiş buraları ve yerine nankör insanlar göç etmiş. Yazınızı okuyunca memnun oldum, iyi gören gözler demek bir yerlerde yaşıyormuş hala. Umutlanmamak elde mi?

İstanbul nedir? Sadece bir şehir, şehirlerin en güzeli, bir hayat, bir düş ya da Eylül'de doğacak bir kız çocuğu...

Burnumun direği ve gözümdeki yaşlar eşlik etti yazınıza

YAzınızı burnumun direği sızlayarak okudum inanın.

Özellikle de

"Kim ki güzelliğinden vazgeçer başka bir ülkeye göçer sığınamaz hiçbir yere. Her yerde senin güzelliğine ulaşmak için döner. Derdi de bitmez aslında gittiği yerde."

Kısmına aynen katılıyorum.

Yazınız çok hoş.Böyle hisleri bu kadar kısa ve dolu ifade etmek kolay olmasa gerek...

Ancak sonunu biraz havada bıraktığınızı düşünüyorum, pat diye İstiklal Marşı na geçiş???

Yine de elinize sağlık efenim, sağlıcakla kalınız...

İstanbul üzerine...

Uzun zamandır ayrı kaldığım bu şehri gurbetten tatmakta ayrı bir duyguymuş doğrusu. İstanbul demişken bir kitaba değinmeden geçemeyeceğim. Sadri Alışık'ın ilk ve tek kitabı, içersinde çok güzel ve içten İstanbul şiirleri var. Kitaba Taksim istiklaldeki İstanbul kültür a.ş nin kitap satış bürosundan ulaşabilirsiniz.