renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Seni Vurmaya Gelen Kurşuna Benim Adresimi Ver Ey Çocuk!

Sana yazıyorum bu mektubu ey çocuk! Sen özvatanının bombalar altında kanadığını izlerken,ölüm korkusu çekerken, silah seslerinden dalamazken derin uykulara,ben sana mektup yazıyorum...

Kelimelerim yetmiyor, gözyaşlarımı zorluyorum akmıyorlar. Yüreğimin dehlizlerinde derin bir acı, yanardağlar lavlarını aktarıyor kalbime. Herkese kırgın bir çehre ile suskun dolaşıyorum etrafta.

Niçin sustuğuma kimse anlam veremiyor, niye sustuğumu anlamıyorlar.

Biliyorum bana dargınsın, biliyorum senin için hiç birşey yapamıyorum. Elimden dua etmekten başka bir şey gelmiyor.
Korkuyorum...Öksüz kalmandan, yetim kalmandan, kollarını, bacağını,yüreğini kanlar içinde bir yerlerde unutmandan korkuyorum. Seni gönlü yaralı bir güvercin gibi ortada bırakmalarından çok korkuyorum.

Merhameti yoktur ki serseri kurşunun, acımazki sana...
Cemre niyetine yere sererler narin bedenini, yağmurlar yağar üşürsün, ağlarsın, kimse tutmaz küçük ellerini.
Hangi şefkatli kol sarar seni, kim merhamet öpücükleri kondurur gözyaşlarına aşina yanaklarına?

Ya aradığında kimseyi bulamazsan,ya herkes kaderine terkederse?

İşte o zaman bana hesap sorar mısın, azap meleği gözlerini gözlerime dikip ; "sende beni yalnız bıraktın" der misin?

Savaşa devam, savaşmaya devam.
Zulme hayır ey çocuk, zulme hayır!

Öldürülüşüne seyirci kalmak kahrediyor beni...Entellerin , politikacıların, koltuk meraklılarının, midesine, hevalarına adananların sözlerine kulak tıkıyorum. Tek senin acı dolu sesin yükseliyor gökyüzüne,sade senin sesini işitiyor kulaklarım.

Kırgınım ey çocuk!
En az senin kadar sitemliyim.

Zihnimde kol geziyor düşüncelerim, başıma ağrılar saplanıyor, kanlı yayınlardan haberleri dinlemekten kaçıyorum.

Ya yüzünü görürsem, ya küçük çehreni tanırsam, ya ana şefkatinden mahrum yüreğinin toprağın hüzünlü boynuna sarıldıgına şahidlik edersem?

Ölme, sakın ölme ey çocuk!

Korkarsan beni çağır,vurulmak üzereyken kurşuna seslen, ona benim adresimi ver.

Yere düşüpte kalkamazsan bana uzat ellerini, kaybettiğin her yakının için bana bir daha, bir daha sarıl.

Kimse duymazsa seni rüzgarın kulağına fısılda, bana yolla tüm sözlerini...Ben duyarım, yüreğime akıt gözyaşlarını sana yük olmasın ben taşırım.

Çağırdığında gelemezsem,düştüğünde kaldıramazsam,bunların hiç birini yapmaya yetmezse gücüm, bil ki senin yanındayım ve seninle birlikte ağlıyor olacağım...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

herkesin kurşunu kendine çocuk..!

Yıllar sonra ilk defa bir bakan çıkıyor( orta doğuda zulüm gören bir ülkenin bakanı), biz diyor: "Osmanlıya karşı ihanetimizin bedelini ödüyoruz, ettiğimizi çekiyoruz"

Evet, bizde biliyoruz o bakanın söylediklerini. Ama insanız ve dahi müslümanız nihayetinde. Mazluma karşı bir sempatimiz var, kanımızdan gelen bir erdemle. Ve "merhamet ettiklerimizden, maraz doğmuştur" hep, tarih sayfaları ülkeme ihanetlerle doludur.

Neyse: Allah için sevmek var, Allah diyeni sevmek var, mazluma ne olursa olsun Allah için ağlamak var.

Peki ağlamanın öncelikleri var mı? önem sırası var mıdır ağlamanın? önce neye? yada evvela kime ağlamalı?

Alt sokaktaki evde yangın var. ama benim evimde de yangın var aynı anda. Hangisine koşmalı evvel?

-ellerin yangınına koştu babam! çocuğunu unutan babam. el çocuğunun duası kurtarsın seni, öz evladının duasından yoksun kalan babam!

saygılarımla

Allah yar ve yardımcımız olsun inşaallah

dualarla kalalım

Yükselen Değer Milliyetçilik Uğruna Alçalmayacağım!

Osmanlı İstanbul olduğu kadar Şam'dır da.. Bağdat'tır, Mağrip'dir, Saraybosna'dır, Kırım'dır aynı zamanda.

Kendisini öncelleyen bir anlayışla "Osmanlıya ihanet ettik biz." cümlesini bir asırdır kurmasını beklediğimiz insanların bugün bunu söylüyor olmaları karşısında en gevreğinden bıyık altı gülüşleri sergileyenleri görüyorum. Kendisi Osmanlı, Şam'daki başka bir şey öyle mi? İstanbul'dan Osmanlı'ya ihanet edenleri niçin görmezden geliyorsunuz? Yoksa onlar aynı ırktan ve aynı kandan olmanız hasebiyle daha bir sevimli mi sizin gözünüzde?

Sezai Karakoç'a "Efendim siz İslam birliğinden dem vuruyorsunuz sürekli. Ama bakın Suriyeliler Hatay'ın kendilerinin olduğunu iddia ediyorlar" diye sormuşlar bir gün. "Evet" demiş üstad.. "Hatay onlarındır. Hatta İstanbul'da onlarındır. Tıpkı Şam'ın bizim olduğu gibi" Buradan bakın bir de ne dersiniz?

Mazluma karşı bir sempatimiz var öyle mi? Sempati ha.. O ne demek ola ki?

Sonra

..kanımızdan gelen bir erdemle öyle mi? Genetik midir Müslümanlığınız? Erdem kandan mı gelir? Erdem kanla direkt bağlantılı ise eğer başkasının erdemli davranma seviyesi kendisine yüklenmiş gen kodlarınca mı mümkün olmaktadır? Leopold Weiss, Cat Stevens için yoksa kan nakli yapan sizler miydiniz de biz bilememişiz? Aynı kanı taşıdığınız ne kansızlar tanıdı bu topraklar. Ne o milliyetçilik yükselen değer olmuş hazır siz de yükseldiğinizi mi sanmaktasınız bu cümlelerle cephanenizi kurarken ya da toprağa gömdüğünüz silahları yeniden kuşanarak?

Demek "merhamet ettiklerimizden, maraz doğmuştur" hep, tarih sayfaları ülkeme ihanetlerle doludur. öyle mi? öyleyse merhametimizi asalım sizin kara paltolarınızın yanına ne dersiniz sayın Emre Uğur? Bırakalım mazlumdan yana olmayı nasılsa onlar hep ihanet edecekler bize. Merhamet Türk'e bu saatten sonra yakışır mı hiç? İhanet dolu sayfalar öyle değil mi?

Osmanlı hiç bir zaman sizin dediğiniz gibi alt sokak bizim sokak ayrımı yapmadı Sayın Emre Uğur. Bütün alt sokaklar bizimdi. Tıpkı bizim sokağımızın alt sokak sakinlerinin olduğu kadar.

Kazanımı elinizde olmayan bir şeydir milliyetiniz Sayın Emre Uğur. Ve bunun kavgasını gütmeniz sizin hakkınızda değildir. Yoksa ne farkınız kalır kadınlık kazanımı elinde olmayan kadınların yaptığı feministlikten. Birey olma hakkınız vardır lakin bireyci olamazsınız, erkek olmuşsanız erkekçi olamazsınız, milliyetiniz verilmiştir size milliyetçi olamazsınız. Türk olmuşsanız hasbel kader Türkçü de olamazsınız.

Osmanlı'dan vurdunuz demi madem şunu iyi bilin. Osmanlı'yı yıkan kavmiyetçilik rüzgarlarıdır. Yeniden Şam'la, Saraybosna ile kucaklaşma şansımız varken bırakın da kucaklaşalım. Kavmiyetçilik etmeyin.

herkesin kurşunu kendine çocuk..! diyerek en az kurşunu atan kadar zalimce nasıl olabiliyorsunuz anlamıyorum doğrusu.

Ah afedersiniz unutmuşum..siz sevmiştiniz bu oyunu değil mi Emre Uğur? Buyrun o halde oyununuzu oynayın Emre Uğur. Ben bu oyunda yokum Tıpkı Derya Akel gibi..

Sahi

"Osmanlıya karşı ihanetimizin bedelini ödüyoruz, ettiğimizi çekiyoruz" hiç kurmayı denediniz mi Emre Uğur?

Vesselam..

Ve evet

Allah yar ve yardımcımız olsun...

bakıp ta görememek.!

Gün bu gündür, an bu andır. Kırım, Bağdat, Şam Osmanlıdır veya değildir. Türkiye kalmış elimizde, bizim ülkemiz, senin, benim , bizim yaşadığımız yer, şu sitenin bulunduğu ülke, birbirimizle iletişim sağladığımız ama hakkında pek az konuştuğumuz yer, senin o ağladığın insanların bile farkında olmasalar da umudu olduğu ülke ve bu ülkenin insanları.

Ama yok !hep şikayet, hep şikayet!
Sen bu ülkenin sıkıntılarını yaşıyorsun da, biz başka gezegende mi ikamet ediyoruz!
Sana vatandaş olarak yanlış gelen, zor gelen, aynı şartlarda ki bana kolay mı geliyor!
Eldeki malzeme bu: sen de aynısın bende.
Evvela kendimizi kurtaralım, sonra kahramanlık yaparız. Seni rahat bırakmışlar mı bakalım? Sen rahat uyuyor musun bakalım? Çocuğun, kardeşin vs. bir hain teröristin kurşununa gelecek mi diye düşünmüyor musun?, endişe etmiyor musun? İşgalin rengi değişmiş, memleketin parsellenip yutuluyor sen önce kendin için ağla bakalım. Dostlar alış verişte görmesin.

Ağlamak çözümse ağlayalım. Ağlamak için dahi fiziksel olarak takatin olmalı. var mı? Yoksa ağlamış gibi mi yapıyoruz?

Öyle yorum içinden cümleleri alıntılayarak, uzaktan ifadeler kurmak ne ola ki?

Yorum olarak gayemiz. Evvela kendimize bakalım düşüncesidir. Ağlanacak duruma düşmek üzereyken ve bu durumu dikkate yada kaale almadan. Başkasına ağlamak( ağlanacak durumda olabilir)" dostlar alışverişte görsün" değil de nedir!

Bir örnekleme:
"Gözlerinin ne kadar keskin olduğunu ispata çalışan kuş, metrelerce yükseklikten küçücük bir buğday tanesini görmüş ve onu almak için süzülmüş ama kapana düşmüş". Vayy! tuzağı görmeyip, buğday tanesini gören gözü neyleyim!

not: selim abinin yorumunda bahsedildiği gibi. "algılama meselesidir" sonuçta ortaya koyulanlar. Algılarınızı ortaya koyarsınız, isteyen istediğini alır, istemediğini almaz. Tahammülsüz tavırlar sergilemek, aynı şekilde karşı tahammülsüzlük doğurur sadece.
Ve konu benim tarafımdan kapanmıştır.

Dualarımızın müşterek olduğu bilinsin isterim.
Tüm dualara amin dediğimi bilesiniz

Saygılarımla

Allah yar ve yardımcımız olsun inşallah.

dualarla kalalım

diriliş

islamiyet; merhamet, adalet üzerine kurulu.Zulmü destekleyenlerin mensup olduğu bir din (dini o şekilde empoze etmeleri) bir yanda, bir çocuğun bile ağlamasına tahammül gösteremeyecek kadar merhamet sahibi haline getiren bir din diğer yanda. bunları düşününce tüm bunları analiz eden bir insan için gerçek yol çok yakın.dünyada olup biten tüm olayların çerçevesinde, aslında işin kaynağı insanlık. hidayete erenlerin sebebiyeti belki de.(O Âlimdir muhakkak bunlarda onun sırrı dahilinde)
hele ki çocuklar olunca konu yürekler sızlıyor,tüm çocuklar yada iyi olan tüm insanlık için.bu yazıyı okuyunca da bu duygular tekrar dirildi.yalın ve dokunaklı bir anlatımınız var, dâimi olması dileğiyle.

Tenkid

Bloğu okuduktan sonra yapılan yorumlara bakıyorum ve şaşırıp kalıyorum ve yine bir soğukluk giriyor içime. Sanki anlamak için değil de anlaşmamak için uğraşılmış. Bir arkadaşım kalkmış zulme karşı hassasiyetini ifade eden bir deneme yazmış. Konuşulacak bir şey varsa bu, zulüm ya da denemenin vasfı ile alakalı hususlar olmalıyken mesele nereden nerelere taşınmış. Eve lazım olanın camiye haram oluşu, Arapların ihaneti ve karşılığı olarak da basılan damardan yayılan feveran. Tebrikler! İşin içine cılık cilik girince olacağı bu tabi. Ne kadar sert metal varsa mıknatıs gibi bulup çekiyor. Kördüğüm oluştu bir kere. Çözülmez artık. En büyük payı ilk başlatan alacak.

Madem başladı ben de bir kaç söz söyleyeyim mi. Yok yahu ne işim var. Adam gibi konuşacak olan, bir yere varmayı amaçlayan kimse bu bloğa bunları yazar mı! Bu yazıdan nem kapan adama bir şey söyleyenin aklı mı çok, sabrımı. Kavga etmek isteyenin bulaşacağı çizgi işte tam burası. Vatan sevgisi, arap ihaneti meselesini nasıl bir beceriyle bulup ilintilendirdiniz buraya kardeşim. Siz böyle yaparsanız, başkası da öyle yapar işte. Kızmayın bana. Şu devamlı kabaran damarlarımıza mukayet olmak için bloğu yeniden okuyup ne demek istediğimi anlamaya çalışın lütfen.

Neyi nerede, nasıl ifade edeceğini bilmek, böyle yazıların altına eklenen dualardan daha etkili ve kıymetlidir.

Üzülme be ey çocuk...

Üzülme be ey çocuk, gülmeyi dene. Zalimin zulmüne gülmeyi dene. Seni unutanlara inat gülmeyi dene. Bugünler bitecek, şehidler seni karşılamaya gelecek. Ahiret'te melekler köşküne götürecek. Bırak seni unutanlar Dünya'ya dalsın. Kolasını eline alıp dizide ağlayadursun. Sen ölürsen bir nursun. Özyurdunda bulamadığın huzuru ahirette bulursun. Seni seviyorum ey çocuk. Müslümanlar kardeştir. Senin derdin benim derdim. dualarım sana gönderdim. Kabul buyur yaRab!..

Selam ve Dua ile ey çocuk...