renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Beni İnsanlar Megaloman Yaptı

/ahura mazda söner, figüranlar geberir/ (hcd)

Her şey yolundaydı derdi atalar yolunda her şey, dünya yolundaydı
Amerika bugün ki kadar keşfedilmemişti, tahrip gücü yoktu böyle
Yerçekimi kanunu kimin umurundaydı, dünya her nasılsa dönüyordu
11 Eylül sıradan bir gündü, uçaklar irtifa kaybetmemişti
Bob Dylan yoktu ortalıkta, Dylan Thomas meşhur değildi
Ekonomik krizler yoktu, laissez faire kutsaldı hala, Keynes'i bekledi dünya

Sıradandım, halk doğurmuştu beni, umrumda değildi iktidar
İyi adamdım aslında, beni insanlar megaloman yaptı

Çocuktum hala, Çernobil'i duymuştu sadece kulaklarım
Aklım ermeye başladığında Ortadoğu'da patladı bombalar
Küresel düzensizlik dediler, Varşova çöktükten sonra
Mantar gibi ortaya çıktı ulus devletler, devletin ulusları
Demokrasi ihracı tavan yaptı dünya ticaretinde, kimin umurundaydı özgürlükler
Milenyum gök kubbemiz oldu velhasıl evrensel bir paradigma adına

Sıradandım, halk doğurmuştu beni, umrumda değildi iktidar
İyi adamdım aslında, beni insanlar megaloman yaptı

Modernizmin sonrasına postmodernizm, sosyal demokrasiye üçüncü yol dediler
Kavramlarla yatıp kavramlarla kalkmaya başladım bir süre sonra
Periyodik kalp atışlarım duyarsızlaştı, heyecana ve strese ve durdu bir süre sonra
Esaret cesaretsizlikti ben esaret içerisindeyken cesaret
Hayat denilen bu saltanatın şaşalı bir veda sahnesi olmamalı öldüğümde
Henry burada yanı başımda, Waldo Waldo seni bekliyorum buraya

Sıradandım, halk doğurmuştu beni, umrumda değildi iktidar
İyi adamdım aslında, beni insanlar megaloman yaptı

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Yüreğimin Ağırlığını Bırakıyorum Sana

seni selamların en güzeli ile selamlıyorum İskender...yüreğine sağlık.

Yüreğimin Ağırlığını Bırakıyorum Sana

yüreğimin ağırlığını bırakıyorum sana
bırakacak başka neyim var?
harp malûlu bakışlarım
arabesk bir şiirin demode mısraıdır
onu da süreyya kılıp çocukluğuma
kışın, bir sobanın yanında çay, tütün
efkâr ettim gecelere, buğuladım.
bakışlarım kıyametten bir numûne
bakışlarım fecr-i kâzip
yüreğimin ağırlığını bırakıyorum sana
bırakacak başka neyim var?
ellerim, göstermekten utandığım ellerim
mekan nedir bilmediğim uzaklara
kara trenlerle yolcu ettiğim, el salladığım
mazlumların ahında kaldı
yirminci asrın modernliğinde ellerim
paltomun ceplerinde bir başka gökyüzü
ne kadar susulacaksa o kadar sustu.
yüreğimin ağırlığını bırakıyorum sana
bırakacak başka neyim var?
antik çağ savaşlarında yoktum
babil'de zerre günahım olmadı benim
yaşasaydım beyda'nın tutardım yularından
yüzümü kordum ayağın altına nebî'nin
Fuzûlî'nin kasidesinde redif olur
naatına amin derdim nâbî'nin.
yüreğimin ağırlığını bırakıyorum sana
bırakacak başka neyim var?
bana aşkı öğretmediler okulda.

sanmışız..aslında sanıyoruz arada..!

"ben" dedikçe sanmışım ki; uçsuz denilenin sonundaki uç benim.

"ben" dedikçe sanmışım ki; dipsizin dibindeki ay ışığı benim.

"ben" dedikçe sanmışım ki; ben, ben , illede ben işte...mişim.

......heyhaatt....

oysa ; bir denklemde, bilinse dahi yerine konulmaktan aciz herhangi bir "x", yada herhangi bir "y".

oysa ; "O" nun sevdasının duldasına sığınmış şaşkın beşer, ağlamaklı çocuk.

oysa ; "O"nsuz, tamlayanı olmayan basit bir tamlanan, anlamsız kalış.

oysa ; "O" nu anlatamayan binlerce sözcüğün acizliği imişim.

heyhaaatt

- şimdi daha bilerek çekiyorum, her şeyi bir bir sıralı olan sevda tesbihimi.
-Ve "O" muteber tek sözüm.

Allah yar ve yardımcımız olsun inşaallah
muhabbet

dualarla kalalım

Kavramlar ve Biz

Aslında bişiyler anlar gibi oldum, ama anladığımın anlamam gereken olup olmadığından şüpheliyim. Ne anladığımı söylersem daha iyi anlayabilecek miyim hem?..

"Kavramlarla yatıp kavramlarla kalkmaya başladım bir süre sonra"

Şu satırı (yoksa mısra mı demeliyim), beğenir gibi oldum. İletişimi kökünden dinamitleyen bir şey varsa, o da kavramların efendisi olmak yerine onların kölesi olmaktır. Bugün cemaat.com'da iktibas edilen sağ üst köşedeki söze bir bakalım mı sevgili İskender? :

"Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür.Gezegenler,yaşamlar... Ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur.Günden güne yaşam daha da zorlaşır. Yorulursun, ritmi kaçırırsın. Uzaklığı ararsın,ara vermeyi...Dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu,onu Ay gibi görmekten geçiyor.Yaşamın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu.Ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor!"
Ursula K.Le Guin"

Dostumuz ursula, kavramlara ve kavramların mevzubahis olduğu iletişime nasıl bir tavır takınmamız gerektiği hususunda ne de güzel bir tespitte bulunmuş yanılıyor muyum?

Bu arada dünya düzeninden, ortadoğudan, ekonomiden dem vurmuşun şiirinde. Ama açıkması alıntı yaptığım mısra haricindekilerle ilgilenmiyorum.

Umutla ve Muhabbetle

:)

Biz seni megolaman sevdik
ne normal insanlar çogunluktaydı,
ne de büyücü yakan,
kendine tapan vahşiler
hepimiz biraz megolamandık işte
ama hayır asla narsist değil.

buda neden olsun prom
"dünya yalan söylüyor"

Post-Epik Yahut Kaotik Devinim'e Epigraf.

Yukarıdaki şiiri okuyanların kahır ekseriyeti mumaileyh yazını Bob Dylan'ın bir şarkısı sanmıştı.
Şahsım adına F.Bilge'tan okuduğum en sıkı şiir budur. Bolca iktisadi terimlerle bezeli, yer yer sözel uyum (alitération), ahenk (assonancé) ve yapısal dizim (contruction)'le kotarılan; ironik göndermelerle payandalar oluşturulan sözkonusu şiirin tekmilini, oturdum buraya ve bekliyorum.

...
"Bob Dylan yoktu ortalıkta, Dylan Thomas meşhur değildi" dizelerini okuyunca Dangerous Minds'in çilekeş mürebbiyesi Michelle Pfeiffer'i anımsadım. Filmin bir sekansında bir başka öğretmen ile arasında geçen düalog:
-Dylan'ı okutmayı düşünüyorum.
-Dylan Thomas? İyi fikir.
-Hayır Bob Dylan.
-Çıldırmış olmalısın.
Mürebbiye dediğini yapar ve Mr. Tambureen'i çözümler dersinde.

Kapitalizme argo bir eleştiri yaklaşımı sunan The Coolio'nun Soundtrack of Dangerous Mİnds'ındaki Gangsta's Paradise'ının sözleri şuradadır.

İsmet Özelleşmek mi?

İsmet Özel, 99 yılında tanıdığım ve 6 yıldır bütün yazdıklarını takip etmeye çalıştığım şair&yazar sıfatından çok bir düşünür olarak algıladığım bir isimdir. Şiirlerini severim, yaşayan en önemli şairdir. (şairlerdendir, polemiğe mahal vermek istemiyorum) Erbain, dönüp dönüp okuduğum bir şiir kitabıdır. Ve diğerleri de. "Ölüm Kere Ölüme Kare" şiirine bayılırım, Kısa Pantolon Paslı Çakı... diye devam eden şiiri de duvarımdadır. Merdiven şiir dergisindeki son şiirini ise hala bitiremedim. Oku oku bitmiyor çünkü. Başını sonunu karıştırır oldum. Evet İsmet Özel'i seviyorum.

Şiir pek yazmıyorum ben, daha çok tüketici konumundayım, yazdığım yedinci şiir (eğer şiir kabul ederseniz) "Beni İnsanlar Megaloman Yaptı". Amacım sadece bir başkaldırıydı. Şiirin tamamı bu değil aslında. Los Angeleslar, Manchesterler, dokuma tezgahları, heavy metal kültürü, hip hopçular, seksenler, madonnalar vardı. Vardı. Vardı. Ama internette şiirin kısası makbuldür diye uygun görmedim. Bi kaç dergi istedi bu şiiri yayımlarsam eğer haber veririm.

Şiir hakkında yazan kişi olarak bi kaç bişey söyliyeyim, zira elzem gibi bişeydir bu. şiir pot-epiktir de denebilir, ama ben bu şiiri neo-epik olarak düşünüyorum. Çünkü kompetans performans olarak daha uygun. Tabi bunu Hakan Arslanbenzer'e sormak gerek... (Bu akımın, evet yanlış duymadınız ikinci yeniden sonraki en tutarlı akım, öncüsüdür kendisi.) Benim de şiirde birşeyler yapma adına önemsediğim bir akımdır. (Pardon birileri buna çok sevinecek sanırım!) Yalnız bu akımdan da değilim. Ben şair de değilim.

Sıradandım, halk doğurmuştu beni, umrumda değildi iktidar
İyi adamdım aslında, beni insanlar megaloman yaptı

Bilince Vurulmuş Darbe...

Eleştirel bakış elbette şarttır. İsmet Özel'in modern kapitalist sisteme bir başkaldırı olarak Türklüğü ele alması... Bu bile esaslı bir düşüncedir bana göre. Teoride ve pratikte çözüm üretti. Henry kitapları ile dem vurdu, Waldo ile nefis muhasebesi yaptı. Benim şiirde kullandığım alegori de bunu anlattı pekala.

Üzerinde çok fazla durmama gerek yok. Habermas dahil herkes kabul etmiş İsmet Özel'i. Hımm. Habermas çok mu önemli diyebilirsiniz, eyvallah. Bendeki İsmet Özel hayranlığı değil, okuyucusuyum sadece, eleştridiğim yönlerde vardır, hakkında sayfalarca da yazdım. Bilince vurulmuş bir darbedir İsmet Özel. Kabul etmeyebilirsiniz, bu kabul etmeyenlerin sorunudur. Alternatif üretmek bireylerin elindedir...

Mahrum

Mengüşoğlu'nun kitabını biliyorum, Mahrum'u da. O mahalleye falan hiç değinmiyim en iyisi. İsmet Özel hakkında eleştirel çalışma yapılmadı diyorsunuz, İsmet Özel hakkında son dönemde bir sürü şey yazıldı çizildi bi takip edin bakalım... Otantisite söylemlerinin neresine koyduklarına da... Narsist falan da diyenler vardı hatta. Herkes birden psikanalist oldu, rahatsız dediler falan filan. Hiç bi bilimselliği olmayan açıklamalar. İsmet Özel ne söyledi buna bakın. Parmağına değil işaret ettiği yere. Biz birilerine çok kolay kimlik veriyoruz nedense, oysa kimse kendi kimliğinin varlığının peşinde değil.

"çok kızan aleyhimde yorum

"çok kızan aleyhimde yorum yazsın"

ilginç. çok kızan yorum yazıp yazmamaya icazet mi alacak sizden? size göre limiti sıfırlamıştır. başkasına göre hâlâ iyi bir şair ve düşünce adamıdır... sevgili Fatihnin blogu ile alt altta sıralanan yorumların mecraının ne kadar farklı olduğunu görmüyor musunuz? açarsınız ayrı bir blog, yazarsınız düşüncelerinizi kimse "çok kızmadan, içine atmadan" bildiklerini yazar ve herkes müstefid olur.

arada kaynayan Fatihus oluyor ve dahi yazdıkları...

Hey gidi hey

Nasıl ki Bülent Efendinin politikacı olup olmadığı tartışmaya açık değilse İsmet Özel'in de şairliği tartışmaya açık değildir. Yoksa böyle bir tartışma vardı da biz mi duymadık.

İsmet Özel "pop şairdir" şiirleri de "pop şiirdir". Buna pek itiraz eden olmaz sanırım. Çünki Popular İngilizce bir kelime olup "herkes tarafından sevilen, popüler, revaçta olan; avama mahsus, halka ait; herkesçe anlaşılabilir; halkın kesesine elverişli, ucuz. popular popularity (i.) herkes tarafından sevilme, popüler olma, revaçta olma." anlamlarına gelir.

İsmet Özel'in fikirlerini değil şiirini konuşuyorum. Ve diyorum ki İsmet Özel hayran olunacak kadar şairdir. İsmet Özel Türk Şiirinde bir ekoldür. Ben hayranı değilim, Erdem Beyazıt severim. Ama bu ülkede yüzlerce İsmet Özel hayranı olduğunu çok biliyorum.

verdik kıssayı. alasın hisseni.!

Hikaye bu ya:

Aslan; etrafından kaygısız, yaradılışından gelen o kendinden eminliğiyle arkadaşlarını beklerken;
Tilki de öylesine amaçsız amaçsız dolaşıyormuş ki! aslana rastlamış.

tilki:- Hayrola aslan kardeş

aslan:- Bizim çocuklar dağa, ormana gitti de onları bekliyorum.

tilki:- Eyvaah ! Allah vere de bizim çocuklara denk gelmeyeler, bizimkiler bir zarar vermeye.

"Aslanı kahreden, tilkinin kendi çocuklarında bir güç vahmetmesidir"

aslan:- Beni bir şey öldürmez, öldürmez de..! senin şu sözlerin......("çok kızan aleyhimde yorum yazsın, içine atmasın")....

sağlık, sıhhat ve muhabbetle
Rabbim ! bu aziz vatana, bu aziz millete zeval vermeye (amin)

dualarla kalalım

Başlık Maşlık Yoqtur.

Şair değil misin? İyi şiiriyorsun oysa?

ps: İsmet Özel ve hâlâ İsmet Özel şair midir curcunası. Dedikleri gibi: "Türkiye'nin şair reddetmek gibi bir lüksü yoktur". Özellikle bu İsmet Özel şairiyse. Acaba ben, bu sürrealizmle Robert Desnos'u aşmışsın desem ne olurdu...

pss: Şair Necip Fazıl'ın doğum ve ölüm sene-i devriyesi. Vasiyetidir, bir Fatiha okuyunuzdu...

bir kaç iyi adam; bir kaç iyi yazı

bazen ne anladın diye sorsalar anlatamam."anladım" demek bir his.
farklı bir yazı, farklılığı hoşluk yaratıyor.kapsayıcı ve düşündürücü. ismet özelin tarzına benzetilse de ona benzemek de kolay olmasa gerek:)
...
ben ve diğerleri var. bazı şeylere sebep olan diğerleriyse megaloman olmak yakışabilir bir insana:)

"Ey hayat! Ölüme şükret,seni onun sayesinde seviyorum."

Anladım demek...

Bu yorumu çok sevdim evet:)

Ben ve diğerleri var. Bazı şeylere sebep olan diğerleriyse megaloman olmak yakışabilir bir insana... Megalomanlığın önemli bir mevki olduğunu düşünüyorum ben. Herkes megaloman olamaz. Megaloman hayati bir süreçtir bana göre.

İsmet Özel'le ilgili söylediğiniz, benzetilmek bile güzel evet haklısınız. Tersi daha güzel aslında İsmet Özel'i bana benzetmek:)

...

İsmet Özel mevzuuna dair son defa...

Cemil Meriç jurnal'de şöyle der; "gözyaşlarından inci yapmak, şairin kaderi bu." İsmet Özel'in kaderi de gözyaşlarından inci yapmak. Waldo'da (nefis muhasebesi yaptığı kitap) "şairliğini maliyet meselesi" olduğunu vurguluyordu. Resim yapması için boya, müzisyen olması için enstrümanlar gerekli, o ise en az maliyetlisini seçerek şiir yazmıştır. Metin Önal Mengüşoğlu'nun Mahrum olarak anlattığı noktasına ise katılmayacağım. Ben, İsmet Özel'in her zaman Müslüman dünya görüşüne sahip olduğunu düşünüyorum. 10 yıl sosyalistlerin arasında kaldı, onların yollarında yürüdü mü, tıpkı Müslüman olduktan sonra yaptığı gibi. Yenilgi psikolojisi ile hareket etmeden, eziklik duymadan hareket etmiştir. Bu konunun bu blog altında tartışılması da gereksizdir bence. Zira cemaat.com kurulduğundan beri (Mayıs 2003) 4 defa İsmet Özel ile ilgili blog yazılmış ve konuşulmuştur. Bunların ilki benim 2003 yaz aylarında İsmet Özel'in veda yazısı ve Ahmet Tulgar söyleşisi ile ilgili idi. Hemen ardından "otantik" de bu konuda bir şeyler yazmıştı. Ardından geçtiğimiz aylarda, İsmet Özel'in "Allah Türkleri üstün bir ırk olarak yarattı" sözlerine binaen ilk olarak Ömer Irmak, ardından Selim Şevkioğlu yazdılar sitede. Bu dört blogda da farklı minvallerden bakanları gördüm. Zira olması gereken buydu. Herkes aynı düşünecek diye bir şey yoktu elbette. Anlamadığım bazı düşünceler de oldu. İsmet Özel'i bundan bir yıl öncesine kadar neden eleştiriyorlardı, sizi anlamıyoruz diye. Yazdığı yazılarda bulanık bir ifade kullandığını söyleyenler, İsmet Özel'in en son "Türklük" ile ilgili çıkışını nasıl böyle hemen anladılar! Bunu gördüğümde bu coğrafyanın masumane tavrını çok daha iyi anlamış oldum! Bu bakımdan "kalem" adlı arkadaşın söylediği eleştiri noktasına katılıyorum. Ama önce kendi eleştirimizi yapmalıyız. Yusuf Kaplan, yaklaşık iki yıl önce medeniyet tasavvurlarına bağladığı sırada bir yazı yazmıştı köşesinde; Türkiye'de İslami bir dil ve söylemin gelişmesinde Necip Fazıl'la başlayan, Sezai Karakoç, Nurettin Topçu, Cemil Meriç ile devam eden, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören ve Ali Bulaç'la gelişmesi gereken bu dil ve söylemin tıkandığını söyleyerek, diyalojik, analojik ve eleştirel bir dille tartışabilme ferasetini gösteremediğimizden yakınmaktaydı. Ancak İsmet Özel'i veya bir başkasını eleştirmeye başlayacaksak önce kendimizden başlamalıyız. A isimli şahsın düşüncelerine karşı gestusumuzu (davranışı bölen eylemimizi) nasıl oluşturabiliriz? Önemli olan budur.

Halid Aslan kardeşimizin söylediklerine de katılıyorum. Nasreddin Hoca misali sen de haklısın. Bir şiir yazmaya çalıştım, İsmet Özel'e uzandık. Eyvallah. Yakında bir şiir daha yazarım bu defa da Turgut Uyar derler, bir daha yazarım Ece Ayhan derler, bir daha yazarım Edip Cansever derler... Bu ülkenin yüzde doksanı şiir yazıyor zaten. Açıkçası bu blogda İsmet Özel tartışılmasını ben de istemiyorum ama konu kayıyor işte. Bütün suç vebal F.Bilge'un:) Ateşi çaldım kendi türkümü söylüyorum.

Netköylü'ye gelince... Ben şair değilim, evet. Dünyayı farklı hissedermiş şairler, benim dünyam farklı değil. Gölgede kalmak konusunda hak veriyorum, gölgede değilim zaten, şiir pek yazmıyorum. Benzetilme noktamı da anlamadım doğrusu, İsmet Özel'in hangi şiirine benziyor? Onun iki kitabından esinlendiğim bir alegori var sadece, Henry-Waldo. düşünce konusunda da İsmet Özel ile epey farklılıklarımız var.

Epik, neo-epik tartışmaları bitmez. Günümüzde akım şairleri pek kalmadı. Şairlerin büyük bir kısmı özellikle 70-80 jenerasyonu kuşak şairi. Belirli bir derginin etrafında kümelenmiş şairler var. İkinci Yeni'den sonra Türk şiiri kangren olmuştur diyebilirim. Yeni bir ses gerekiyordu. Bu yüzden neo-epik'i önemsiyorum. Rüştünü ispatlamıştır veya ispatlamamıştır bu da tartışma konusu. Temelleri Şehrengiz yada Atlılar (eski nesil) ile atıldı. 97'lere kadar ancak gider. 8-10 yıllık bir geçmişten bahsedebiliriz. Yani yeni bir şiir. Atlılar'ın dağılmasından sonra beklenen atılımı bir türlü yapamamıştır. "Dünyaya Saldıran Şair" başlıklı epistemik esprili kitap başlığıyla Şair Hakan Arslanbenzer eleştiri açısından oldukça başarılı bir dosya oluşturmuştur. "Reisin Kara Merhemi" ve "Namus"u da buna ilave etmeliyim. Atlılar dergisinin 2004 yılı itibariyle tekrar yayınlanmaya başlaması üzerine yine bu sitede Atlılar Re-loaded: Neo-Atlılar adında bir yazı yazmıştım. Neo-epik şiirin bazı ayrıntıları hariç devamlı bir okuyucusu olacağım. Bunda Turgut Uyar'ın etkisi de büyük. Arslanbenzer'in Süleyman Değirmi ...... ile Nuriye Hatipoğlu Monologlarını istisna tutmak isterim. Bu iki şiir yazılmamış olsaydı daha iyi olurdu. Eren Safi'nin de yine Atlılar'da çıkan şiirlerini performans olarak iyi bulmuyorum. Dergide ondan daha iyi şiirler de çıkabilir. Arslnabenzer'i de kısa şiir de oldukça başarılı. Güçlü bir söylemi var. Atlılar'ın son sayısında yanlış hatırlamıyorsam "Kabul" adlı şiiri ve Dergah'ta çıkan bütün şiirleri. Bence neo-epik şiiri asıl güçlü kılan bunlar. Kısa şiirlerde ki güçlü söylem.

Dipnot: Konu İsmet Özel üzerinden devam edecekse bir blog oluşturalım onun üzerinden devam edelim. Kırk yılın başı bir şiir yazdım saptırmayalım konuyu lütfen:)

DerGibi

O yazını oldukça gerekli/eğlenceli/yeterli bulmuştum Emre. Aynı minvalde bir de şu var. NeoEpique yahut NeoSinKâf, her neyse, şiirin paymal edildiğidir.

ne öfke! ne kızgınlık!..ikaz hakkımı kullandım..

kızkardeşime söyle anne! başını örtsün.
dışarısı zemheri, saçlarına soğuk değmesin.
Alperen

Bu filmi daha önce izlemiştik sanırım, ismet özelle ilgili bir blog daha önce yayınlandı ve orada söyleyecekleri olanlar, diyeceklerini dediler. Şu anda ismet özelin figüran olarak kullanıldığı yorumların, blogla zerre alakası olmadığı gün gibi aşikar iken, insanın aklına art niyetlerden başka birşey gelmiyor.ismet özelle ilgili yorum yapmakta( eleştirel ve ya sempati anlamında) elbette özgürsünüz, lakin bu özgürlük hakkınızı, alakasız bir blog altında kullanma cüretine girmeniz! şahsen benim bu blogla ilgilenme ( olması gerektiği şekilde) özgürlüğümü çiğnemek anlamına gelir.

eğer İsmet özel le ilgili diyecekleriniz varsa, Lütfen ilgili bloğa kadar gidiniz!

hadi bir iyilik yapayım ve size adresi tarif edeyim: 21/03/2005 tarihinde ve saat 10:05 te, "ismet özel ve Türkler" isimli blog, blog sahibi ömer ırmak, ayrıca site de 6.sayfada yeralmakta şu an. Herhalde bulursunuz kroki çizmemize gerek yok sanırım.( önemli değil canım, teşekküre gerek yok:: )

Allah yar ve yardımcımız olsun inşaalah
Mevlam ülkem insanına zeval vermesin (amin)

dualarla kalalım

Sevgili F.Bilge'ye...

Yaşam ne kadar kısa. Ömür trajik sahnelerle dolu. Ne dostum kaldı çevremde, ne okunacak bir sayfa bıraktım eski mektuplardan geriye. Ben bir gölgeyi yaşadım esarette. Her şey bitti işte. Ben acımasız, yaşam acımasız, kader de öyle. Lanet olsun, en başta düşündüklerimi şimdi yapıyorum.

Namlunun ucundadır hayat. Bir anlık, tek kurşun gibi takılacak kalbin çatısına. Ve kalbin yelkovanları kırılacak. Belki bir ikindi vakti, belki ikindisiz itik bir saatte.

Kimim var ki ellerimden tutup taşıyacak. Kimim ki dudaklarımdan çekip alsınlar hasreti. Çift boynuzlu bir ejderhayım işte, kendi güdüleriyle aşılanmış. Gövdem sığmıyor kainata ve dünya artık çekilmez bir masraf boynuzlarımda.

Aşklarım vardı, aşka dair yazdıklarım. Ne bu, ne ötekisi birbirini tamamladı. Yarımcık kaldı benim gibi, bedenim gibi. Bütün ağızlar gebe kendilerinden olmayan düşüncelere ve sözlere. İnsanın kefeni dili. Dolanarak gömer kendini cennetle cehennemin arasındaki Araf istasyonuna. Ve bekler kendisini alıp götürecekleri trenleri. Biletler omuzlarımıza takılmış meleklerce, kitap kadar kalın, kitap kadar ucuz...

Bir adım yok benim, bir vatanım hiç olmadı. Topraktan yaratılmadım ben. Bir ruhtum uçurdular yeryüzüne. Önce suya, sonra toza bulandım, Adem oldum insan gibi görüldüm. Ve en çekilmez yüz benimkisi.

Ben kitapları, kitaplar beni okudular. Ne ben kitapsız, ne kitaplar bensiz bir gece bile geçirmedik. Ve bu son sayfa. Kitaplarla birlikte kendi finalimi okuyorum. Kendi sahnemi oynuyorum kendim için.

Benden sonra yaşam yok. Benden öncede, ben yaşarken de yoktu. Ağlamayın gözlerinizi. Düşürmeyin dile kendinizi.

Bütün putlarımı kırdım, en çokta kendimi.

Yeter artık. Sonsuzluğa açılmalıyım. Sonsuzluğa kaçmalıyım, kaçırılmalıyım. Bu ölüm bana da yeter, size de. Ama kim var ki gönüllü olacak bana? Veya kim kaldı gönüllü olacak ölüme? Bütün malvarlığınız: Korkularınız.

Üşüyorum düşlerimi en sıkı giyindiğim zamanda. Düşüyorum sahneden sessizliğin boğuk bakışları altında. Hiçbir davetlim gelmedi beni uğurlamaya. Oysa, toprak göz çukurlarını açmış beni göz bebeklerinde yatırıyor.

Hiçbir şeyi değil, sadece deveyi ölçü aldım kendime. Sustum, sustum, susuzdum. En büyük günahım sabır. En büyük sevabım da. Kervan kervan dolaştım yeryüzünü. Her günü çölde geçirdim, sırtımda başkalarının bakışlarıyla. İnsana dair tek bir şey öğrendim: yük.

Ve bitti. Bitmeliydi. Bitik'ti.
Hiç başlamadı ki...
Şu kadarını söyleyeyim: Ölüm sapsarı.