Geçtiğimiz gün ÖSS'ye girdim. Öyle yada böyle geçti gitti. Yalnız bir şey dikkatimi o kadar çekti ki paylaşmadan edemedim. Gerçi epeydir kafama takılıyordu lakin bu sınav bardağı taşıran son damla oldu sanırım.
Geçen yılda ÖSS'ye girmiştim ve sınav çıkışında Saadet Partisi'nin düzenlediği Çağlayan mitingine gitmiştik kardeşlerle. Ne alakası var demeyin onun öncesinde de her Cuma katılmaya çalıştığımız BEYAZIT BAŞÖRTÜSÜ EYLEMLERİ olurdu. Birileri sonuca varılmayan çığlıklar dese de, birileri bir avuçluk gürültü diye aşağılasalarda bizler çıkıpta bizde varız bu ülkede ve bizide vatandaşız ve benimde hakkım var diyorduk VE akaşam haberlerinda 30 sn.lik te olsa (SOLCULARIN DANDİRİKTEN EYLEMLERİ BİLE DAHA UZUN GÜNDEM OLUŞTURSA DA) haber oluyor ve bu ülkede bir takım haksız lıkların varlığını dile getirebiliyorduk. HAdi bunları da geçelim En azından İçimizde bir rahatlık oluşuyordu. "Yarabbi benim elimden şu anlık bu geliyor, Senin Rasulünün dediği gibi yanlışı alimle düzeltemesemde DİLİMLE uğraşıyorum ve kalbimle buğz ediyorum" diyebiliyorduk. Yada efendim FİLİSTİN ZULMÜNE karşı meydanlarda az da olsak yine sesimizi bu dünyaya haykırmaya çalışıyorduk. En azından elimizden bu geliyordu ve yan gelip yatmıyorduk.
AKP hükümetini eleştirenlerle övenler olmuştur ve sanırım bundan sonrada olacaktır. Ama ne bileyim BİR BÜLENT ECEVİT, BİR MESUT YILMAZ, BİR DENİZ BAYKAL yada diğerlerinden biri Başörtüsüne bir şekilde sataştığında Ertesi gün bir basın toplantısı ve yine aynı hafta bir eylem yapılır ve BİZ VARIZ VE DAHA ÖLMEDİK VE bizi İnancımızı yaşamakta kararlıyız denirdi. Ama Tayyip Amaca ve diğer AKP 'Li üyeler(BASIN DA SAĞOLSUN) Halkımı ne kadarda güzel sindirdiler ki son bir yıldır doğru düzgün bir vakıf, dernek yada her neyse birisi çıkıpta gıkını bile çıkarmadılar. ZAVALLI MÜSLÜMANCIKLAR habire "yok canım yapacaklar, adamlar naapsınlar onlarda üzülüyorlar" demekle kendilerini avutmaya çalışıyorlar. Lakin ortalık azcık karışsın Tayyip Amca bir ABD( Allah'ın Belası Devlet)'e bir gezi düzenliyor ve daha dönüş yolculuğundayken basında ve haliyle İisanlarda yeniden "toz pembe bir Türkiye" oluşturuluyor.
Yok kardeşim yok Tayyip Amca harbiden işini iyi beceriyor. Halkı ne de güzel sindiriyor. İki ayda bir bir ulusa sesleniş OOOOHHH ne ala, heşey yolunda !.. Her sabah dersaneye giderken gördüğüm işsizler (AMELELİK İçİN BEKLEYENLER) in sayısının azaldığını hiç görmedim.
Neyse efendim Ama Tayyip Amca da üzülüyor buna, Eğitim bakanıda Durumdan rahatsız. Geçen günkü Üniversite Meezuniyeti oleyında da Abdullah GÜL'ümüz(!) de müteessir olmuş muş.
Aman canıııım yapacaklar yapacaklar, bak görürüsün yapacaklar ama şu derin devlet bir yıkılsın hele, Hhle bir de Cumhurbaşkanlığını alsınlar (Belediyeleri aldılar da n'oldu bilmemki?!)
Ama Tayyip amca(BAŞ KAHRAMANIMIZ !) ve diğerleri sağolsun , biz özerklleştiririz de sessiz sakin, başörtülüleride her sınav arefesinde bir kıvılcımlar bekletiriz daha yıllarca.
Akşam haberlerinde Haberleri %80 ini gaspçılıkla ıvır zıvırla %10 ulu manken defileleri ile (Müslüman geçinenlerde BAşÖRTÜ DEFİLELERİ İLE) % 5 ini dünyada garip haberlerle %3 inide fakülte kavgaları ile, %2 sini de eylem v.s. ile donattık mı OOOOOHH NE GÜZEL TERTEMİZ BİR TÜRKİYE. Sonra da Reytingler düşmesin diye gece yarısından sonra tartışma programlarında birbirimize bağırır dururuz.
Olsun Canıımmm düzeltecekler inşalllah dimi. Ahlakım izin verse N. . düzeltirler derim ama müsade vermiyor. Benim annem ağlasın, bacım ağlasın, kimisi açsın başını, MİLLETİM BİR BAYRAK GÜRÜLTÜSÜYLE UĞRAŞSIN DURSUN.
OOHHH bu kadar şeyden sonra bir ULUSA SESLENİŞTE İYİ GİDER DİMİ CANIIIMMMM....
EYLEM Mİ ODA NE, SESİNİ DUYURMAK MI ODA NE BAŞIMIZDAKİLER MÜSLÜMAN YA CANIM ELBET DÜZELTECEKLER BİR GÜN NASIL OLSA.!!.....!!!! .....
Yorumlar
Ne Köy, Ne Kasaba...
Çar, 13/07/2005 - 04:56 — Nadir MarmaraSevgili Qazaq'ın "delikanlılık" dozunda harmanlanmış gündeme ilişkin yazıları bakıyorum da, site gündeminde derin izler bırakmış. Ağzımız var konuşalım, elimiz var yazalım tefekkürünü ilmi düşüncenin birinci düsturu olarak belirlemiş dostlarımız ne çabukta "cemaat"te hutbe demeye başladılar. Pekte hevesli oldukları da bir gerçek. Şimdi, kalkıp desek ki, "Bak Sevgili Mücahid kardeşimiz, ne bu Allah aşkına" olmaz. Dostumuzu kırmış oluruz. Ya, öyle mi? Peki Bay Mücahid'in yaptığına ne demeli? Ne denilecek canım, bu karalama parçası yazısı alınıp baş köşeye oturtulmalı.
Ben kendi adıma Sayın Qazaq'ın son yazısına ilişkin susma hakkımı kullandım. Bunun nedeni, Qazaq'ın N. Yeşilova'nın yorumuna verdiği yanıtında "müjdelediği" ikinci yazısını beklememdir. Öte yandan, açıkçası bu yazıya gerek yorum, gerekse de okuma açısından gösterilen ilgi beni müthiş derecede tedirgin etmiştir. Sorun ilgi değil, ilginin ortaya çıkardığı problemlerdir. Bu yazı bir kez daha bize, şunu göstermiştir: Biz içinde bulunduğumuz ve ne kadar beğenmediğimizi dile getirsek de gerçekte siyasallaşmış gündemin ucuz birer dedikodu aşıklarıyız. Birkaç magazin yorumu bizi heyecanlandırmaya yeter ve artar bile. Merak ediyorum, sitenin bir sonraki yazısı RÜTK'ten nasıl izin aldığı magazin basınında tartışma konusu olan Gülşen'in müstehcen klipi mi olacaktır acaba? Olursa da hiç şaşırmam. Çünkü gerek Qazaq'ın, gerek Yeryüz'ünün, gerekse de İsmet Yalçın ve Mücahid'in yazıları toplum olarak zihnimizin ne denli karmaşık olduğunu ve kendi gündemimizi kendimizin oluşturmayacak kadar aciz olduğumuzu net biçimde göstermektedir. Benim için adlarını verdiğim bu yazarların söz konusu yazılarının E. Temelkuram'ın yazısından hiç bir farkı bulunmuyor. Ne denli kendilerine ayetlerle süslenmiş bir söylem geliştirselerde düşünce ve zihniyet olarak aynı geminin yolcularıdırlar. Doğrusu "başörtüsü", "türban", "kadınlık hakları", "insanlık hakları", "din", "inanç" ved. baskı altına alınmış görüş ve davranışları dillerine dolayan bu yazıların kafası karanlık tefekkürlerin ürünü olduğu gün gibi ortadadır. Her şey bir tarafa bu yazılarda "etik" denilen anlayış bile bulunmamaktadır.
Beyefendiler, birer NASA uzmanı gibi sanki yabancısı olduğumuz bir dünyayı bize tanıtmaktalar. Neymiş efendim, Akşam Haberlerinin %80-90 trajediler ve müstehcen içeriklerle doluymuş. Veya bir yazar köşesinde "türbanlı kızların modernleşen çekici başörtülü güzelliklerini" anlatıyormuş. Öyle mi? Peki bunların neden yapıldığına dair bir bilginiz var mı? Tabii ki yok. Olsaydı yazılarınızda değinirdiniz. Ama siz işin kolayına kaçın. Yazılarınızın uygun bulduğunuz bir yerine "ayet-i kerimeyi" yapıştırın ve rahatlayın. Böylece, kurtuluşa erdirin bizi. Neymiş efendim, beyefendimiz ÖSS, cuma namazı, eylem, başörtüsü falan derken soluğu Başbakanlık köşkünde almış. Allah aşkına yeter kendimizi aleme rezil ettiğimiz. Neden düşünce dünyamızı genişletmiyor ve geliştirmiyoruz? Neden dinimizin olanaklarını yaşamımızdaki yerini ve değerlendirmesini yapmıyoruz. İslami ilimler alanında bırakın birkaç seneyi, birkaç yüzyıldır kayda değer ne yapılmış? Bu soruya "Evet" yanıtını verip ve bu yanıtını kanıtlayacak bir vatan evladı çıkarsa şaşırırım. Siyasallaşmış ucuz gündem mesajlarıyla yeter beynimizi felç ettiğiniz. Slogansı bayat kahvehane muhabbetlerinizle yeter kafamızı şişirdiğiniz. Beyler, bize ne öneriyorsunuz? Bunları söyleyin? Bunları konuşun? Gerisi, zaten beyaz örtünün kanlı lekeleri gibi vicdanımıza kazılmış duruyor. Namusumuzun kirli çamaşırlarını elimize tutuşturup, bize ahkam keseceğinize, bunu nasıl temizleyeceğimizi anlatın bize.
Merak ediyorum, sevgili Mücahid Beyefendi bu yazıyı yazarken, şöyle bir kitap, defter karıştırıp kullandığı dilin, ahengin, üslubun, ve en önemlisi ahlakın ne olduğuna bakmış mı? Yoksa, kaçıncı kez ÖSS'e kapısından kendisini bir üniversiteye sokamayıp Cemaat.com imamlığına mı soyunmuş? Sizlerin ne bizi ve en önemlisi kendiniz kandırma hakkınız yoktur. Gün boyu beynimizi, bedenimizi, hatta uzuvlarımızı zehirleyen televizyon haberleri ve üçüncü sınıf insanların ağzından akan salyalarla mürekkepleşmiş magazin yazıları yetmiyormuş gibi, gelip burada da huzurumuzu kaçırmayın. Gücünüz yetiyorsa, bunları yapanların karşısına çıkın ve lanetinizi bize değil onların yüzüne kusun. Olmadı susun. Merak etmeyin, bu sitedeki insanlar, gündemin salgıladığı ateş parçalarından kaçarak buradaki yerlerini almakla hiç değilse kendilerine ait fikri bir söylemin paylaşım çabasını göstermektedirler. Nutuk atmak, uyarmak akıl vermek yeteneğiniz varsa buyurun bunu fikri ve etik normlar düzeyinde ifade edin. Hiç kusura bakmayın, bu ülkede adalet kılıcını taşıyan siz değilsiniz. Bu ülkenin "başörtüsü sorunu" yok. Bu ülkenin "zavallılık örtüsü sorunu" var. Ve bizler bu örtüyü bir türlü üzerimizden çıkarıp atamıyoruz.
Ve site editörlerine sesleniyorum... Eğer bendeniz akıl-i melekeleri henüz yitmediyse anladığım kadarıyla Cemaatname'de yer alan kriterlerde yazıların nitelikleri, özgünlüğü, fikri ve ilmi anlayışı ölçü alınmaktadır. Madem öyle, bu yazılardaki öğreticilik, fikri paylaşım nerede?
Neden biz, her gün bizim için üretilen gündemin kader mahkumu olmak zorundayız? Neden, kendi yolumuzu seçmek ve seçilmek hürriyetini gösterecek gündem oluşturamıyoruz? Neden uyuz köpekler gibi fazlasını ve doğrusunu düşünmekten korkmaktayız? Neden, yeni bir akımın filizleri olmuyoruz? Gücümüz mü yok, cesaretimiz mi, yeteneğimiz mi?
Bu bir yorum değildir; bir tepkidir, bir çığlıktır. Ve en önemlisi bir haykırıştır. Eğer site yönetimi bu türden yazılara müsaade etse bile, üyeliğimin devam ettiği süre boyunca bu türden yazı ve yazarlara karşı en sert üslubu kullanmaktan geri durmayacağımız belirtmek isterim. Kusura bakmayın, bu siteyi televizyon ve gazete çöplüklerinde yer alan ucuz yaşamların ve ahlakın arka bahçesi ve dedikodu meskeni olarak okumuyorum ben. Ben bu sitede, bir kalite, bir nitelik aramaktayım. Ve öyle sanıyorum, benim gibi düşünen onlarca üye bulunmaktadır burada.
Saygılarımla...
başarısız bir deneme
Çar, 13/07/2005 - 08:24 — emre şimşek (doğrulanmadı)önce yazınızı dil durallarına uygun hale getiriniz,
sonra ne söylemek istiyorsanız söyleyiniz.
dile saygı insana saygıdır.
başarılar; zira ihtiyacınız var.
başarısız bir üslup
Çar, 13/07/2005 - 14:11 — Mesut Erkanboyalı basının boyalı eleştirmenleri gibi yorum yapmışsınız. Eğer kendinizi bunlardan farklı görmüyorsanız bir sorun yok. Eleştirmenliğin bir meslek olarak kabul edildiği müslüman bir toplumda yaşadığımız düşünülürse bu nevi yorumlar çok görülmemeli. Ama ben sürüye uyamıyorum, elimde değil.
Size başarı dileyemeyeceğim zira "başarılı eleştirmen" benim için birşey ifade etmiyor. Ne demişler bid'atin hasenesi olmaz hepsi merduttur.
Not: Bu yorumu yazarken elimden geldiğince sizinkine benzetmeye çalıştım. Belki bu sayede empati yaparsınız !...
Herkesin bir hesabı var !...
Çar, 13/07/2005 - 12:35 — Mesut ErkanYorumculara hak vermemek elde değil. Yazılanlar daha iyi yazılabilirdi, daha çok özen gösterilmeliydi, üzerinde daha fazla çalışışarak daha çok emek harcanarak daha iyi bir yazı yazmak mümkündür. Ama ben içeriğin önemine binaen bir kaç şey söylemek istiyorum. (Sanırım site yönetimi de bundan yola çıkarak hata ve kusurlarına rağmen yayınlamış olmalı)
Malesef "içimizden biri" olarak görülen Tayyip Erdoğan hemen hiçbir ciddi muhalefetle karşılaşmaksızın burnunun dikine siyaset yapmaya, yönetmeye devam ediyor. Halbuki aday olduğu zaman ben değiştim demişti. Ama o zaman da kimse inanmamıştı. Ama tek başına iktidar (!) olmasına rağmen insan hak ve özgürlükleri içinde birincil önem ve sırayı teşkil eden "din ve inanç özgürlüğü" başta olmak üzere hemen hiçbir ciddi sorunu çözemedi ya da çözmedi.
Peki başbakan olduktan beri yüzbinlerce km. yol yapan, gece gündüz demeden durmadan çalışan hafta sonları bile boş durmayan sayın Erdoğan hiç mi bir icraat ortaya koymadı. Tabiki önemli (!) işler yaptı. Bir Osmanlı torunu olarak Türkiye'yi Hristiyan Klubü AB'ye yamamaya çalışıyor. Ekonomik veriler Türkiye'nin eskiye nazaran çok daha iyi olduğunu gösteriyor. Eski nedir? Eski dibe vurmuş bir Türkiye manzarasıdır. Başbakanı Ecevit olan müflis bir Türkiye. Peki Türkiye iflastan kurtuldu mu? Tabiki hayır !.. Sayın Başbakan ve hükümetinin çalışmaları, gırtlağına kadar çamura batmış bu ülkenin gözüne kaçmış çamurları çıkarmaktan başka bir şey değildir. Erdoğan ve hükümetinin diğer hükümetlerin politikalarından ayıran ciddi bir fark gösterebilir misiniz?
Artık yamacı-onarımcı politikalarla bu ülkeyi adam etmek mümkün değil. Bu ülkenin bu bataktan çıkmak için kendi öz dinamiklerine dönmesi gerekiyor.
Eskiden beri söylenegelen bir saçmalık vardır. Millete bir şey anlatmak ve değiştirmek istiyorsan önce karnını doyuracaksın. Karnı tok sırtı pek adamın değişim vaazları dinlemekten çok daha eğlenceli şeyleri olacağından hiç şüpheniz olmasın. Adamın keyfi yerinde niçin değişmek istesin? Eğer O na dünyada daha büyük bir zenginlik vadetmiyorsan. Değişimi kendi bünyesinde yaşayan Erdoğan hükümetinin de temel politikası malesef "önce milletin karnını doyuralım". Daha vahimi bunu da klasik kapitalist ekonomi politikalarıyla yapmaya çalışıyorlar.
Ama misal ben aç değilim, açık değilim. Ama eziliyorum. İnancımdan dolayı hor görülüyorum, kızım başörtülü okula gidemiyor, tesettür medyada alay konusu ediliyor. Kamusal alan zırvalıklarıyla 2. sınıf insan muamelesi görüyoruz. Amerika Devletinin ülkenin asıl sahipleri kızılderililere uyguladığı yoketme politikalarını çağdaş versiyonlarıyla karşı karşıyayız. Bir zamanlar bazı mağazalara asılan "Zenciler ve köpekler giremez" tabelaları sanki Türkiyeye uyarlanmış. Artık ırk ayrımı yok, köpekler de heryere girebiliyor ama ya başörtülüler !...
Sayın Erdoğan bize hesap vermeseniz de yapacak bir şeyimiz yok, ama herkesin hesabını vereceği gün yerinizde olmak istemezdim !...
İŞTE BU!!!
Çar, 13/07/2005 - 13:01 — yalın_orkardeşim öncelikle düşüncelerini bu şekilde açık bi şekilde ifade ettiğin için seni canı gönülden kutlarım. sonunda memleketin halini görüpte, gerçeklerin su yüzüne çıkmasıyla safların tam anlamıyla oturması isabet oldu... düşüncelerine 100 de 100 katılıyorum. ama üzülüyorum ki bazı gerçekleri öğrenmeye geç vakıf olmuşsunuz. perşembenin gelişi çarşambadan belli olurya bunların gelişi ta önceki çarşambadan belliydi.bizlerin bu aşamdan sonra yapması gereken yegane şey gelişen olayları tarafsız bişekilde değerlendirip ona göre bize düşen tarafını tartışmaktır. vesselam.....
oturduğun yerden konuş sen...!
Çar, 13/07/2005 - 15:54 — Emre UğurSistematik düşünemeyen bir beynin, oturduğu yerden kalkma zahmetine katlanıp, ülke manzarasına başka bir pencere önünden bakmaya erinen bir atalet yanlısının( laf ile kinetik olduğunu düşünsede), kreşli edasıyla, gelişmemiş heyecanını ifadeleştirme gayreti ile yazılan yazı ancak bile değil, "buncağız" olur elbet.
Bilmem kim amcasından medet beklemiş, olmamış. basmış yaygarayı.Ne devlet mantığından, ne millet mantığından, ne siyasi mantıktan, ne de bunların ana merkez olduğu ilişkilerden haberi var yazarın.!
"oturmuş köy kahvesine sanki! birinci ve en önemli meseleler olan, buğday, pamuk, arpa vs. konularını konuşmuşlar da..e hadi birazda memleket meselesi konuşalım vakit geçer hem de, diyerek dem vurmuş arkadaşımız mesele etmediği bir meseleden aslında..laf olsun, belki dolar torba!
Fazladeğil, azıcık saygı duymalı insan, okuyacak olanlara. yada yazdığını okumadan göndermemeli yayına. Akilane ve olayları kendi içinde adamakıllı değerlendirip ortaya koymalı yazan herşeyden evvel,
Milletinin derdiyle dertleneceksen; uzaydan inmiş yabancı bakışıyla değil, içinde yaşayan ve adamakıllı anlayan bir ciddiyetle dertlen ! saygı duy!
"senin gibi dost varken, düşmanı neylesin ülkem" oturduğun yerden, ondan şikayet, bundan şikayet, onu beğenme , bunu beğenme ve dönüp birkere olsun kendine bakma. Bu şekilde, aslında kendini aşağılayarak, nereye ulaşmaya çalışıyorsun ? anlamadım. Eldeki malzeme bu kardeşim. ağır olur aksak olur, kör olur, topal olur ve dahi diken olur. Ama herşeye rağmen ayakta duracak bu ülke, yarın da elbet güzel olacak, takozlara rağmen, tümseklere rağmen bu tekerlek dönecek, dosta düşmana karşı.
Bayrağı olanın gürültüsü daima olacaktır. adı, sanı, şanı olanın hasımı tükenmez. Hiç kimse sana kuş tüyü yastıklarla bezenmiş bir yaşamda sınav vaadetmedi.
Bayraksızın adı olmaz, bayraksızı adam yerine koyupta kimse karşısına almaz.
ben yazının imla yada edebi yanlarına bakmam, kuralları vardır uyarsın yada uymazsın..ben ifadelerinden yansıyan edebe bakarım..ve edepsizliğin lüzumu yok !...
Yazdıkların ülkene zarar vermesin, şahıslarla davan kişisel olsun..sel gider kum kalır. O şahısta gider.
dua ile
dualarla kalalım
üsluba dikkat!
Cts, 16/07/2005 - 02:31 — HaticeVerayazıya girilen yorumlara bakıyorum da, içimizdeki hanımların öfkelerini serpiştirecek yerleri mi yoktur nedir, mevcut tüm kızgınlıklarını ve hınçlarını mücahidyolcu arkadaşımızdan çıkarmışlar. aslında haklılar da. "hep laf biraz da icraat" demek istemişler aslında. onları çok da iyi anlıyorum. ama bir yazı üzerinden bir insana bu şekilde yüklenmek hoş değil hiç. içinde o kadar nefsani cümleler oluyor ki, insan o eleştirileri okurken eleştirmene karşı çok doğru bir laf etse dahi kızgınlık besliyor. "e o kadar eleştiriyorsun ama sen çok mu iyi şeyler diyorsun, hani hoş görü hani tevazu hani anlayış? madem öyle ben seni niçin kaale alayım" demeden de edemiyor insan. ben yuarıdaki yormların sahiplerini değil yalnızca, bu manada kendimde dahil bizden olan herkesi içimizde sağlanacak bir hoşgörüye davet ediyorum. bu gün mücahidkardeşe hatasını bu şekilde dile getirenler yarın mücahidi yanında bulamaz. oysa mücahid kötü bir şey demiyor. arkadaş össye girmiş sonra mitinge gitmiş, sonra tutup düşüncelerini burada dile getirmiş. haklı laflar ediyor. ama haklı olsak bile ifade ettiğimiz haklılığımıza saygı kazandırmak için üslubumuzu mümkün mertebe düzgün kullanmalıyız. buna amenna. ancak benim nazarımda; yapılmış eleştiriler çok sert ve amacına yönelik değil.
biz bayanlar hep buradan kaybediyoruz zaten.