Gurbet, kimi için vatanından uzak, kimi için ailesinden uzak.. Kimi kalabalıklar içinde bile gurbeti yaşar. Gurbet benim için müminlerin olmadigi yerlerdir. Vatanından uzakta, minaresiz bir şehre Ramazan ancak bu kadar sıcak gelebilir. Rahmetini ve bereketini bize cömertçe ikram ediyor. Toplum olarak yaşanmasa bile, varlığı ile bizi sıcacık kuşatıyor, derneklerde(biz buna camii diyoruz), okullarda farklı renklerde farklı ırklarda müslümanlarla yeni aşıklar gibi coşkulu heyecanlı bir şekilde kucaklaşıyoruz.
Bir iftar vakti soğuk okul binaları sımsıcak oluyor, soğuk yöneticiler sanki bir anne baba oluyorlar, ordan oraya koşuşturuyor, öğrencilerine hizmet etmek için yarışıyorlar, burada herkes birbirine hizmet ve ikram etmek için yarışıyorlar. Bir arada coşku ve heyecanı yaşamak için sevgimizi belirtmek için kendimize bir vesile kılıyoruz. Genellikle anneler bir okulun salonunda ögrencilerle birlikte iftar hazırlığına başlar. Bizim iftar çadırımız olur orası, çocukların arada bir kaçamak bir şekilde neler hazırladığımıza bakmaları çok keyif verici. Bu telaşın içinde bir yandan Yusuf Islam dinlemek yaptığımız işin coşkusuna coşku katar, bazen Mekke Imamini dinler, bir mahzunluk, bir hüzün çöker içimize, bir köşeye oturup dinleriz. Bir yandan Boşnak bir arkadaşımız, bir yandan Filistinli bir arkadaşımız, hepsi ile iç içe bu muhabbeti bu sevgiyi kalbimize koyana şükrediyoruz. O koymasaydı yüreğimize bu sevgiyi biz bunları hissedemezdik. Hepsinin yüzlerine tek tek bakıyorum, baktıkça kendimi çok iyi hissediyorum. Gayri müslim komsularimiz gıpta ediyorlar bu ortama, ikramımızı onlardan esirgemiyoruz. Çünkü Rabbimiz bizdende esirgemiyor, ömürlerinde bu kadar sıcak ortamda bulunmadıklarını itiraf ediyorlar. Ramazanda onlarda nasibini alıyor fazlası ile, sıcak bir davranış, yapılan bir ikram ile.. Kendi yaptıkları toplantıların daha düzenli olduğunu fakat hiç sıcak, samimi olmadığını söylüyorlar.
Iftara oturuyoruz, renk renk, ırk ırk, kimse kendi çocuğunu görmüyor, çünkü biliyoruz ki onlar emin ellerde, herkes birbirinin çocuğunu sahiplenir. Bir an şehir sanki Medine oluyor kucaklıyor bizi, sanki Efendimiz gülümsüyor bize. Yaramazlık yapıp mahcup çocuklar gibi başımız, anne babanın yanında yere eğiliyor, ama gidecek başka yerimizde yok. Efendim ne yaparsak yapalım, baska yerimiz yok sığınacak, hiç olmasa böyle ortamda gülümse biz mahcup çocuklara.
Küçük bir Abdullah'ımız var, yaramaz mı yaramaz bir arap çocuğu, kıvırcık saçlı kara gözlü tertemiz bir yüzü var. Tef alıp bize ilahiler söyler, söylemeye başlayınca bir çocuk bu kadar değişebilir mi diye hayretler içinde kalır insan, o kadar masumlaşır ki, yüreğimiz bir ateş olur, yaramazlık yapmasını tercih ederiz. Söyledikten sonra kucaklayıp öpmek ister anneler ama Abdullah ortadan yok olur gider, umalmadık bir yerde umulmadık bir anda karşımıza çıkar. Kıvırcık saçlı kara gözlü bir çocuk görürseniz, onda Abdullah'ın izlerini arayın.
Aliya’mız var, Faslı bir genç kız, zayıf mı zayıf, oradan oraya koşuşturur misafirlere hizmet etmek için. Üç dakikadan fazla onu bir yerde bulmak mümkün değil. Sanki annne Hacer olur herkesin imdadına yetişir. Boşnaklı bir Mirziya’mız var, çok sert bakışlı, resim dersi öğretmeni fakat insan onunla konuştuğunda kendini o kadar güvende ve iyi hisseder ki, ara ara onu görme ihtiyaci duyar insan. Bize türk çayi ile osmanlı kahvesi ikram eder, yaptığı resimleri gösterirken.
Namazlar kılındığında Imam bir arap, müezzin bir türk, cemaat her ırkta müslümanlar.. Ve burası olur sanki Mekke.. Dualar genellikle arapça yapılır, arada Kudüs kelimesi geçince sesler titrer, gözler dolar ve Kudüs olur müminlerin gözyaşı..
Tüm işler bitip çaylar içildiğinde arap kızlarından ilahiler dinleriz. Bizim coğrafyamızın çocukları o kadar içtenki, söylediklerinde sanki tüm vücudları söyler, bu kadar içtenlik çok nadir görülür. Anlamadığımız halde söyleyenlerden ve anlıyanlardan hissediyoruz havayı, orası sanki kına gecesi olur. Çok farklı ırklardan gelinlerimiz var, ama çok az farklı ırklardan eniştemiz var.
Türk arap manavlar var, ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyoruz. Fırınlarımız var Ramazan pidesini günlük bulabiliyoruz, normalde altıya kadar açık olması gerekirken iftar vaktine kadar açık olabiliyorlar. Camilere, okullara bu iş yerlerinde fazlası ile yardim ediliyor. Ramazanda daha çok ikram ettikleri halde daha çok kazandıklarını söylüyorlar.
Sahurlarda şehrin içinde ara ara ışıklar yanar. Bilinirki, burası müslüman evidir, sahura kalkınmıştır. Bu ışıklar bu şehrin üzerinde nur olur, şehri ışıtır.
Müslüman olmayan bir okula giden çocuklarına daha çok mükafat alacaklarını söylerek oruçları için onları yüreklendiriyor anneler. Herkes yiyip içerken, Allah rızasına uymak bir ayrıcalıktır diyoruz çocuklara.
Genellikle dernekler(camiler) her millet için farklı farklıdır, fakat Ramazanda hep birbirimize katılıyoruz. Ezanlar camilerin içinde okunur farklı komşularımız var müslüman, gayri müslim.. Onlar bizim Ramazan'ımızı bilirler, bizim yanımızda kimisi saygısından dolayı yiyip içmez. Yiyip içenlerde yine saygı duyarlar. Farklı işyerlerinde çalışanlar için zorluklar yaşanıyor, kimisi Razamanda aileleri ile iftar yapamıyorlar. Camiler çok yakın değil ama teravihlerde yinede dolup taşıyor.
Tv.lerde Türkiye'nin iftar ezanını dinledikten bir buçuk saat sonra burada iftar oluyor.
Mübarek Ramazan işte, Medine olup gelenleri kucaklıyor bağrına basıyor, Kudüs oluyor ısıtıyor herkesi..
Yorumlar
tesekkurler kardesim yazin
Per, 13/10/2005 - 17:10 — betul cicektesekkurler kardesim yazin cok guzeldi.bosna sarajevodan ramazana hosgeldin dedik.kosusturma icinde gecen gunlerde ramazani bu kadar hissedecegimi tahmin etmiyordum.sanki kendi ulkenizdesiniz .oyle hissediyorsunuz.gerci sizin bizim yok degil mi.nasil sam ,mekke ,medine,istanbul,kudus,tahran bizimse bosna da bizim.ortak noktamiz cok buyuk.
tum dunyaya ,dunyamiza hos geldin sefalar getirdin ya sehri ramazan....rabbim soylemleimizden ve eylemlerimizden razi olsun.ramazanin hakkini verebilmeyi nasip etsin.
sarajevodan selamlar
sayarbosna'ya selamlar...
Per, 13/10/2005 - 21:11 — medine doganSaraybosna'nin selami alip, kalbimizin en derin kösesine yerlestiriyoruz.Ve aleykumSelam...
Bir ramazanda sayarbosna'da gazihüsrevpasa camisinde olmak,teraviden sonra mohica haninda bir bardak cay icmek,bascarsinda yuruyus yapmak...kutlu olsun Saraybosna'daki ramazaniniz.
saraybosna,bizim mazlum guzel,agirbasli sehrimizsin.
Eve Dönüş
Cum, 14/10/2005 - 13:10 — Esmanur DiyarUzaklarda yaşanan bir Ramazan, bütün örülen duvarlara, setlere rağmen hayatların örtüştüğünün bir göstergesi. Her milletten insanla oturuluyor hikmet sofralarına. Hiçbir ayrım gözetmeksizin kardeşliğin en asil şekli kuşatmış olmalı ki ruhları, herkes birbirine el veriyor. Sürekli iyi şeyler yapmak için çabalayan ve umudun titrek ışığını yüzümüze çeviren insanların varlığını yeniden okuyorum, Ramazan bir vesile oluyor.
Ramazan medeniyetinde Mekke oluyor gözün baktığı her yer. Güzel bir hatırlayış, Allah'ın evine dönmek.. Bir sonbahar günü eve dönmek.. Ne kadar az hatırlıyoruz oysa.
Bir an Forrest geldi aklıma. Yıllar öncesinde izlediğim filmin bir sahnesiydi. Forrest Gump yola koşmak için çıktığında hiç konuşmuyordu. Sürekli koşuyordu. Daha sonra herkes onun koşusuna kendinden anlam yükleyip arkasından koşmaya başlıyordu. Binlerce insan oluyordu günlerce koşan adamın arkasında. O hep susuyordu. Ve en son Forrest dönüp arkasına bakarak şöyle diyordu; "Eve dönmek istiyorum"
Dilimizden şifalı cümleler sadır olmalı, atalarımızdan öğrendiğimiz. Duayı alabildiğine sıcak tutmalı, kalbin sınırları genişlemeli yoksa gurbet dar gelir.
Yazara, Süleymaniye yine o zamanlarda ki gibi güzel..
... söylenemiyor çok şey
... susmadan
"Eve dönüş"
Paz, 16/10/2005 - 17:33 — medine doganSevgili esmanur,
doğrusu,yazıdan çok yorumun derli toplu olmuş,açık net ve tam oturmuş. Galiba buda bir Istanbullu olmanın avantajı. Tüm yeryüzünde ramazan ramazandır,bir eksiği bir fazlasıyla ve hemen hemen yakın şeyler hissediyoruz. Bu medeniyete sahip olmanın ayrıcalığını tüm içtenliğimle hissedebiliyorum elh. Cünkü bu medeniyete sahip olmayanlarla aramızdaki farkı görebiliyorum. Bir yıl boyunca bizim ramazanımızı bekleyen gayrı müslim komşularımız var.
Istanbul'da da ramazanı yaşamak çok güzel olsa gerek. Orası bizim derinliğimizdir. Düşünsenize minareleri izlemek herkese nasip olmuyor. Bakabilirseniz orada Mekke "Kudüs" olur.
Bazı arkadaşlar yazımdan sonra bana bahsettiğim "cennet sehir"in neresi olduğunu sormuşlar,doğrusu çok garibime gitti. Acaba dedim,anlatamadığımdan mı,fakat esmanur'un izahı beni rahatlattı,
burası cennet değil,burayı "cennet" yapan müslümanlardır,kardeşlik duygusudur. Yoksa Istanbul'un bir tozu bile olamaz. Insan bakışına göre değisiyor herşey..
Gulnaz ve filiznur'a ayrıca teşekkürler...
muhabette kalın...
selam ve dua ile...
Medine abla,Şehir ve
Salı, 18/10/2005 - 14:21 — Esmanur DiyarMedine abla,
Şehir ve insan, birbirini etkileyen ve tetikleyen iki kaynak. Bu sürecte her ikisininde birbirine kazandırdıkları/kaybettikleri var.
İstanbul, Ramazan gelince farklı iklimlerden gelen esintilerle hemhal oluyor. Bir ahenk var yeryüzünde.. insanı sarıyor.
Fakat hoş olmayan manzaralarda yok değil. Sultanahmet meydanı tam bir panayır alanı. Kulağı tırmalayan müzikler, sırf kuru bir kalabalık görüntüsü oluşturmak ve sayıyı artırmak için gelen insan yığını. Hepsi bu mekanın tarihine olumsuz görüntüler ekliyor. Dokununca bozuyoruz kimi zaman.
Başka bir ülkede olman Ümmet bilincinin daha çok farkında olman gibi geliyor bana. Irk, kültür, renk.. bunların hiçbir önemi yok. Bir yazar şöyle der; "Mü'minler, gökyüzünün sevincidirler, yeryüzünün sevincidirler". İnsan her nerede olursa olsun yaşadığı şehirde, hal diliyle bu sevinci bir başka insana yöneltebilir.
Din'i sanki kendi tekelindeymiş kendi mülkiyetindeymiş gibi bir tavır içerisine giren müslümanlardan daha ilerde oluyor sonradan müslüman olanlar. Bu coşkuyu gönüllerinde hissederek idraklerini sınırlandırmayıp, adım adım hakikate ulaşıyorlar. Ve gayrı müslim insanların Ramazanı beklemeleri bir adımdır. Hızlı adımlar ardı ardına gelir umarım..
... söylenemiyor çok şey
... susmadan
Teşekkür ederim
Cts, 15/10/2005 - 15:33 — Filiznur AtalanRuhumu seyyah edip oralara okuduyunca göç eyledim..Bir medine havası ki içimde ayları devirir bu halet-i ruhiye..esselamu aleykum..