“ Kudüs’süz ve İstanbul’suz aşk yoktur.”
Yeni yıl münasebetiyle takvimleri de yenilemek gerekiyor. Hafta sonunda ziyaret ettiğim annem bir takvim hediye etti. Hani şu her güne bir yaprak olan takvimlerden. İçinde namaz vakitleri, ayetler, hadisler, önemli günler, önemli olaylar, nasihatler ve daha bir sürü şey olan takvimlerden. Çocukluğumdan beri vazgeçemediğim alışkanlıklardan biridir takvim yapraklarını okumak. Ama konu bu değil.
Annemin verdiği takvimi İstanbul’daki bir börekçi promosyon olarak yaptırmış.
Peki takvimin asılı durduğu kartonda ne fotoğrafı var?
Hemen söyleyeyim. Kubbetüs Sahra’nın içinde bulunduğu Kudüs’ten bir görünüm.
Şimdi bunda ne var diyeceksiniz.
Aslında çok alışkın olduğumuz için, fazlaca karşılaştığımız için çok önemli gelmiyor bize. Ama üzerinde biraz düşününce ne kadar önemli olduğunu fark ediyor insan.
İstanbul’da bir börekçi takvim yaptırıyor.
Takvim kartonuna çeşitli fotoğraflar koyabilir ama o Kudüs’ü seçiyor. Belki bazılarında da İstanbul var. İki kardeş şehri yan yana koyuyor.
İstanbul’daki börekçi lisan-ı haliyle Kudüs bizim şehrimizdir diyor.
Elindeki imkanlarla Kudüs direnişine katılıyor.
Geniş bir coğrafyanın bir ucundan diğer ucundaki şehrine selam yolluyor. O şehrin sakinlerine içtenlikle gülümsüyor ve Kudüs aşkımızdır diyor.
Dayanın diyor börekçimiz. Biz İstanbul’dan size omuz veriyoruz.
Küçücük bir dükkandan bir şehre, bir tarihe, bir coşkuya, bir direnişe, bir kardeşliğe, bir geleceğe, bir mabede, bir aşka, bir hüzne, bir savunmaya, bir tutkuya ses veriyor.
Biz de varız diyor.
Yaşadığımız coğrafyada aynı medeniyetin çocukları, bilinçaltlarına kadar inmiş bir duyarlılığı da paylaşıyorlar. Mescid-i Aksa’da iftar eden arkadaşlar da aynı duyarlılığın Kudüs cephesindeki karşılığını anlatmakla bitiremiyorlardı.
İstanbul’da yaşamanın sorumluluğunu üzerine alıyor bir börekçi ve İstanbul’dan Kudüs’ü savunuyor. Biliyor ki bu coğrafyayı İstanbul-Kudüs çizgisinde büyüyen medeniyet dalgası koruyacaktır.
Yenik bir yüzyılı geride bırakırken, geleceğe küçücük bir şüphe kırıntısı bile bırakmadan umutla bakıyoruz. Yeter ki bu coğrafyanın insanları, kendileri dışındaki herkesin farkında olduğu ve bir gün yeniden hatırlamalarından korktukları kimliklerine sahip çıksınlar.
O kimlik, bu toprakların her zerresinde var.
O kimlik, bizim insanımızın sözlerine, hareketlerine, gündelik alışkanlıklarına sinmiş bir kimlik.
Tek sorun; farkındalık!
İstanbul’daki börekçi bir şekilde bunun farkında ve Kudüs’ün kolay kolay teslim edilmeyeceğinin de açık bir göstergesi olan takvimlerini dağıtıyor.
Ümmet aynı aşka gönül veriyor.
“Kudüs’ün acısı, zaten heryeri kopkoyu bir sıvıya dönüştürmüş. Acının, kendi içinde yoğunlaşa yoğunlaşa bambaşka bir acılığı akışı.”
* Tırnak içindeki alıntılar, Nuri Pakdil’in OTEL GÖREN DEFTERLER 5 Ateş Hattında Harf Müfrezeleri adlı kitabındandır.
Yorumlar
kudüs...
Per, 05/01/2006 - 18:39 — medine dogankudüs dedemiz,mekke babamiz,medine annemiz,istanbul'da bu bu bahtiyar ailenin cocugu....
ïste o yüzden, Mekke hüzünlendiginde istanbul aglar...
Umudum musun? Umudun muyum?
Cum, 06/01/2006 - 11:12 — Emre Uğur"Bir gün Süleyman Peygamber (a.s) bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar. Karınca da,
- "Bir buğday tanesi yerim" diye cevap verir.
Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Süleyman Peygamber (a.s) karıncayı bir şişeye koyar. Yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır. Ondan sonra da bir yıl bekler.
Müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. Kendi kendine meraklanır.
Acaba neden yemedi?
Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s) karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar.
Karınca da, "Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah(c.c) verirdi. Ben de O' na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim. Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. Fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim.
Belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. O yüzden de bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek,diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım" diye cevap verdi. "
Ve bir börekçnin günlük gelirine düşen dua tadında tebessüm yada promosyon araçlı iletişim.
Ben senin için yanarım Ey Kudüs! lakin sen genede, buğdayın yarısını seneye bırak, malum daha öncede yandım sana lakin, sahip çıkamadım, affet !
dualarla kalalım
ŞAHİDİM,ŞAHİT OLDUKLARINA
Cum, 06/01/2006 - 18:52 — meryem altunBüyük bir taş varmış Kudüs'ün tam karşısında.Ben hiç görmedim ama Kudüs'e sevdalı yüreklerden duydum.Bu taş orda yaşananlara yüzyıllarca şahitmiş.Ne çok onun yanında olup,yüreimle yüreğini desteklemeyi.
Bu kısa ömürde şahit olduğumuz olaylara,yüreğimizin nasıl kaldıracağını düşünürüz zaman zaman.Her şahit olduğumuz olayda biraz daha ağırlaşır yüreğimiz.Ya taş...Ya onun yüreği nasıl taşıyo onca yaşanmışlara.Şehrin yağmalanmasına,insanların öldürülmesine ve elçilerin şahadetlerine şahitlik etmiş.
Ey Taş!Yüreğindeki acıyı anlıyorum diyemiyorum.Hiç kimse anlıyamaz.Bilemez senin neden sustuğunu.mahşere kadar susma yeminini.
Ah Kudüs!Ben senin çocuğun değilim.Ama bilki çocukların kadar sevdalıyım sana.Bu gözlerim asla sana bakmaktan yorulmaz.Kah çölün kızgın sıcaklığında çekilmiş fotoğrafına kah bembeyaz bir gelinlik giymiş gibi çıktığın zaman karşıma...Son nefesime kadar sana bıkmadan bakabilecek kadar sevdalıyım.
Ey Kudüs!21 asır önce.bu zamanda neye şahit olacağını biliyordun.Bir gün gelecek ki setlerle çevrileceğini.seni sana sevdalı çocuklarından uzaklaştırılacağını.hergün teker tekerçocuklarını toprağa verilişine şahit olacağını biliyordun.Çünkü İSA haber vermişti sana ve tüm aleme;
''Ey Kudüs!Öyle günler gelecek ki düşmanların seni setlerle çevirecek,kuşatıp her yanından sıkıştıracaklar.Seni ve sende oturan çocuklarını yere çalacak,sende taş üstüne taş bırakmayacaklar.'' LUKA;19,43-44
Aşkı taşla korumak,Mekke'de ,Kudüs'te
Cts, 07/01/2006 - 00:45 — Sakine AkçaKudüs ve Mekke beraber yazılıp çizildiği vakit nasıl da yakışıyor yanyana... Hem de bugünlerde... Hele taşlar... Yıllar önce Müzdelifede taş toplayıp özenle evden götürdüğümüz keselere dolduruşumuz...Küçük taşlar... Gecenin karanlığında kucağıma oturan Mekkeli küçük Yahya'nın bu diyarda bana verdikleri...Bir çift parlak gözde yıllarca okuduklarımı gerilerde bırakan muhabbet ...
Sonra Minada şeytan taşlama...Üç gün üst üste...Taşlarınız temiz olacak...Şeytanı taşlarken bile sizin kullandığınız her şey temiz olacak...Birde Müzdelifeden Minaya giderken Resullullahın hızlıca geçtiği yer var ki orası Rabbin, Fil ashabını yenilmiş ekin yaprağı gibi delik deşik ettiği yer...Siccil, Rabbimin biz kullarına öğrettiği...Durmadan taş toplamak ve şeytana atmak...
Kudüste küçücük eller de böyle yapıyorlar yıllardır. Siccil misali atıyorlar atıyorlar. Her birimizin elleri dilleri ebabil gagası gibi taş tutmalı , gerektiği yerde atmalı...Yoksa renkli camdan Filistinli çocuğu seyretmek bize yetmemeli...Aşk için taş getirip taş götürmeli...
Bu Börekci umarim "dindar"
Cts, 07/01/2006 - 03:59 — Ahmet InamBu Börekci umarim "dindar" cevrede yasayip , dindar müsterilerinin bol olmasi icin menfi bir amele girismemistir.
Affedersiniz, lakin butür istismarlar yeterince gün isigina ciktigi icin insan ilk olarak su-i zanna kapiliyor. Ben kapildim dogrusu.
Lakin müslümanligimizdan ötürü hüsnüyü besledigimden, icten bir tövbe de gecikmedim.
yazi icin tesekkürler...
selam ile...
Not: Daha önce bu siteden biri beni karistirdigi icin yaziyorum: Ben Ankarada ki Sosyolog Prof.Ahmet Inam degilim. Ben Almanyada dogmus ve büyümüs ve halen orada ikamet eden, 29 yasinda Islamiyat ve Sosyal Bilimler ögrencisi Ahmet Inam'im.
Kaygı!
Paz, 08/01/2006 - 00:03 — Selim SevkiogluEdebi ve duygusal yanı ağır basan bir yazıya salt olarak bir sosyolog gözüyle bakmaktansa kör olup görmemeyi, lâl olup söylememeyi tercih ederim. Sosyologlar toplum ve toplum hareketleriyle ilgilenir tabi, yüreklerle değil. Bir de teologlar var. Arkeologlardan farkları, log'dan önce gelen kısmın bilgisini almış olmaları. İlm ise öyle mi ya!
Ben Leyla'yı gördüm.. hiç de zannedildiği gibi güzel biri değilmiş. Ama gelin bir de Mecnun'un gözüyle bakmayı deneyin. Bazı şeylerin yalanının dahi güzel olduğunu sosyologlar bilemez elbet. Ve işte tam da bu sebeple pişmiş aşa su katmanın ne demek olduğunu da öyle!
Kaygılandık sanırım.. duygularımız müşterek.
Saygılarla..
Ben Islamiyat ve Sosyal
Paz, 08/01/2006 - 01:38 — Ahmet InamBen Islamiyat ve Sosyal Bilimler ögrencisi oldugumu belirtmemis olsaydim, bu yazinizi ne yazardiniz ne de Sosyologlara catardiniz.
Yazmasaydiniz da kör olsaydiniz daha makbule gecerdi.
Nitekim Sosyolog ve Teologlara karsi bir kompleksiniz oldugunu ortaya cikardiniz. Buyrun birde Psikoloji dersi.
Vay Kudus Babam, vay Mekke anam deseydim sorun cikarmiydi?
Bu kompleksden kurtulun insaallah. Ardindan Sosyolog ve Teologlar ne kadar edebi, duygusal olabileceklerini ve yalanlarin bile güzel olamiyacagini(!) birgün aciklariz.
Evet, saygi ve selam ile...
Eyvallah.
Su-i zan'ın enva-i çeşidi
Salı, 10/01/2006 - 00:36 — Selim SevkiogluSu-i zan'ın enva-i çeşidi mevcut.. Polemiği sevdiğiniz belli oluyor. Şayet böyle olmasaydı, bu yazıda bahsi geçen börekçinin dindarlığını sorgulamaya da tenezzül etmezdiniz sanırım.
Kıymet verdiğim için takip ettiğim pek çok teolog ve sosyolog var. Ancak onların hiç biri böyle bir yazıda bahsi geçen börekçinin dindarlığını sorgulamak gibi bir hataya düşmez.. ve dahi benim yalan metoforunu kullanarak işaret ettiğim hayalin gerekliliğinden de yakınmazlar. Bilakis bunu taltif ederler.
Siz ise -mezkur yazıdan bahsi geçen börekçi fenomeninden için- duyduğunuz yersiz ve naif nitelikle bir kaygıdan ötürü bilim ve zan çomağınızı hayallerimizin gözüne sokmaya kalkışıyorsunuz. Bu kaygı burada sırıtarak dururur ve biz onu burada görmekten dolayı tedirgin oluruz. Lütfen onu buradan alıp sırıtmayacağı bir yere koyun ki, biz de nazarımızı bu cihete çevirip kaygınıza ortak olalım.
Bayramınız mubarek olsun.. saygılarla..
Polemik? Baslatan ben
Çar, 11/01/2006 - 00:38 — Ahmet InamPolemik? Baslatan ben degilim.
Tarik Tufan agabey'den önce özür dilerim. Ilk cevabim incitme mahiyetinde degildi. TV5'de ki Bu Ülke sohbetinden dolayi kendisini birkac kez izledim. Sohbeti hos, devami gelir insaallah.
Lakin bu yazidan ben duygulanmadim. Bunu illa yazacagima, hicbirsey yazmiyabilirdim.
Fakat "sosjolog damarim kurusun" cemaat.com adli bir sitede cemaati ilgilendiren, belki de benim gibi bu kaygiyi tasiyan birilerin olabilecegine inanarak, ki bu kaygim cemaati olumsuz yönden etkiliyen ve sadece yardimi degil güveni bile yitirici izleri tasidigindan, bu kaygimdan bahsettim.
Ardindan "teolog damarim kurusun" hüsnü zan önemli olandir deyu, ardindan da tövbe eyledik.
Sizin bana yönelik yazilarinizla boyutu degistirdiniz, benim bir terbiyesizlik yaptigima hükmettiniz. Oysa hüsnü önemli olaniydi. Enva-i cesitlerden biri de budur, maalesef.
Yalan. Yalan hicbir zaman güzel olamaz. Güzel oldugunda, degerlerimizi yeniden gözden gecirmeliyiz. yalan gerekli olur, insan kurtarir vs. lakin güzel olamaz/olmamali. Ben buna takildim.
Teolog ve sosyologlar yalanlarla ilgilenmeli. Bu yalan diye (metaforik de olsa) nitelendirdiklerinizle ugrasmalidirlar. Ugrasirlar, ilgileniler hatta severler. Hakkinda arastirma yaparlar, deger bicerler, kaygilanirlar ve nihayetinde cemaat'e faydali olani ne ise bunu aciklarlar/aciklamaya calisirlar. Sosjolog ve teologlari izlemeye devam edin.
Edebiyatci degilim (en azindan türkce), edebiyati severim(bir kac dilde). Sosyolog ve teolog damarlarimin sayesinde.
Medina kardesten özür dilerim. Cevabina atifta bulunarak edebiyat parcaladik. Bu tembelligimden kaynaklaniyor olabilir. Bunlarin hepsini ilk cevabim da (belki de ikinci) yazmam gerekliydi belki. Üsendim. Anlasilir dedim. Yanildim. Özür dilerim.
Siritmis isek, silin gitsin, kör , lal vs. oluna, es gecin.
Aba vakti aba, yaba vakti yaba.
Bu kelam-i cemil ene icin son bula.
Bayraminiz ve tüm cemaat fertlerin bayrami mübarek ola,
Ibrahim-i ask, ismail-i teslimiyet ve sahseyn-i iman dolu ola.
Selim kardes veya agabey, sevdim sizi. Bayraminiz edebi dil gibi güzel ola!
selam ile...
kudüs
Cts, 21/01/2006 - 23:39 — tubasaglamkudüs şüphesiz her müminde derin bir yara..ama bir dert bu kadar mı güzel dillendirilir..ağzınıza sağlık.. programlarınızı büyük bi zevkle dinliyorum..ismail beye ve yusuf beyede lütfen selamlarımı iletiniz.. Allaha emanet olunuz..
kudüs...
Pzt, 23/01/2006 - 17:09 — medine doganhttp://www.sonuyari.org/kudusalbum/