renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Müslümanların İmaja İhtiyacı Var mıdır?

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Güçlü olanın imaj kaygısı olmaz fakat...

Müslümanların müslüman gibi görünme sıkıntıları vardır. Dış ve iç arasındaki anlaşılmaz farklılıklar nasıl giderilecek. Kabuk ve öz çok vakit uyumlu değildir. Boş bir iç kısmın müthiş bir kabukla "zan" uyandırması her zaman mümkündür. Tam tersi de var tabii...İçi dolu dışı belirsiz. Mesela lakayt bir yaklaşım neticesi dağınık bir görüntü...Sanki temizlik ve tertipli olmak kimilerine göre dünya ile meşgul olmak...Bana sorarsanız bu gerekçe tembelliğin kılıfı...Çünkü estetik emek ister,çalışma ister,sadece çene çalarak sağlanamaz.

haklisin haklisin hakilisin

haklisin haklisin hakilisin sadece tek söz cok haklisin

İmaj hiçbir şey takva her şeydir...

Bir yanda Üsame bin Ladin prototipi ile aha da müslümanlar böyledir..teröristttir..modern dünya için tehlikedir ininde vurulmalıdır mavalları...
Bir yanda ilkbahar yaz sonbahar kış kıreasyonlarıyla
cici kızların defileleri...
Diğer tarafta internnette fıldır fıldır gezen poke imam , süper yobaz flaşları..
Geçenlerde CNBC-E 'de Simpson ailesi çizgi filminde küçük simpson oyuncaklarıyla oynarken al sana üsame,pis müslüman,terrörist saddam vs. diyerek oyuncak uçağını -viyüuuuwww-uçurarak güm güm güm diye hayali bombalar bırakıyordu..esasında o bombalar asgari 3 saatini TV karşısında geçiren çocuklarımızın tertemiz zihinlerine bırakılıyordu..
Yine ABD'de bir ilkokulda öğretmenin kara tahtaya bir şeyler yazarken çekilen o fotoğraf gözlerimizin öününden hiç gitmiyor..Hangi fotoğraf mıydı o?Hani şu capitalisim is good
İslam is evil..gibi basit denklemlere indirgenmiş beyin yıkama seansı

http://tibstudio.free.fr/photos/12515309_1640967322.jpg

Müslümanın imaja ihtiyacı var mıdır yok mudur bilinmez ama ortada bir imaj savaşının yaşandığı aşikardır..

Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...

her şey imajdan ibaret, takva dahil!

imaj, dışarıdan bakana iyi görünme soytarılığı ise elbette ki İslam ın böyle bir kaygısı olamaz. fakat bugün herkes bir imaj yayar çevresine. bir izlenim,bir tavır bırakır dışarıdan bakan gözlere. bu kaçınılmaz bir gerekliliktir. bu insanın doğasında vardır. her insan muhakkak bir imaja sahiptir.
imaj kaygısı riyakarlıktır, fakat ihlas içinde yaşayan bir insan da doğal olarak güzel bir imaj bırakır. en güzel imajı şehitler bırakmıştır. şehitler bir dinin, serüveninin imajıdır. çok şükür ki, bizler bu dinin imajları değiliz.
batılılar, islam düşmanları bizi İslam şehitleri gibi zannettikleri için, onların kendilerinde bıraktıkları imajdan korktukları için, hala bizi bir düşman olarak görüyor ve korkuyorlar.

görünüyorum o halde varım !

"görünüyorum o halde varım" imajın şerhidir günümüzde!...

görünen, görüntülenen, gösterimde olanın zihinlerde varlığı kadar, kabul gören, "iyi" sayılan, kalitenin karekterine yorumlanan bir "algı seçiciliği" nesnesi haline gelmesi yanılsamasıdır: "imaj"...

Müslüman kamuoyunda iyi müslaman, iyi şair, iyi yazar bile imajın armağanlarıdır...Müslümanların varoluşlarını "görünürsem, var kabul edilirim" bellek altı ile hareket etmeleri yaygındır.Yani "imaj" artık müslümanların çağdaşlık kültürü içinde içselleştirdikleri bir "edinimdir"...Çünkü imaj artık postmodern dönemin iletişim kodu haline getirilmiştir. İmaj "ihtiyaç"tan çok bir "iletişim kodu" olarak revaç bulmaktadır.Ee....yani, diyeceksiniz!:)

Cemaat com'un anketlerini bu yüzden seviyorum:)

Şadan Ercan göreve!

Sayın Ercan'dan "imaj" kelimesinin etimolojisi ile alakalı olarak bundan önce olduğu gibi yine bir çalışma bekliyoruz.

İmaj herşey midir?

Sevgili Erva,
Teveccühünüz için teşekkür ederim. Daha önce yazmak istemiştim ama bir türlü fırsatım olmamıştı.

İmaj, Fransızca'dan (image) dilimize geçmiş olan bir kelime olup resim, görüntü, imge anlamlarına gelir.

Türk Dil Kurumu "imge" anlamını tercih etmektedir. "İmge" ise "zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, genel görünüş, izlenim, imaj" anlamlarına gelir. (TDK Sözlüğü)

Psikolojide İmge (imaj, hayal), “duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri; duyusal bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar” olarak tanımlanır.

(Tuna Kiremitçi- 2004 yılında yazdığı "Belalı imaj devri" başlıklı makalesinde şöyle diyor; "Kundera 'Ölümsüzlük' adlı kitabında insanın kendi imajını hiçbir zaman tam olarak denetleyemediğini söylüyor. Karasu da 'Ne Kitapsız Ne Kedisiz'deki yazılarından birinde diyor ki aslında hayatta üç imgemiz var. İlki, kendi gözümüzdeki imgemiz. İkincisi, başkalarının gözündeki imgemiz. Ve üçüncüsü, başkalarının gözünde olduğunu tahmin ettiğimiz imgemiz. İşin kötüsü, bu üçü arasında çoğu zaman önemli farklılıklar olabiliyor.
...

İmaj yapımcılarının görevi, Bilge Karasu'nun sözünü ettiği o üç imge arasında önce ortak bir nokta bulmak, sonra da onu yaldıza batırıp çıkararak kalıcı kılmaktır."

Ressam Antonio Cosentino ise imaj ve imge arasındaki farka işaret ederek şöyle der; "imge oluşturmak önemli. Çünkü imaj her yanımızda ve yanı başımızda olan bir şey. İmajlar hızla tükenirler, fakat imgeler sürekli kendini yenilerler ve yaşarlar. Yani bir imge oluşturabiliyorsanız, imge kendi başına ayakta durabilir ve yaşayabilir."

Oğuz Demiralp'in bakış açısı da Cosentino'yu destekler mahiyettedir. "İster görsel ya da yazısal, ister yapıntısal olsun imge, insanın dünyayı nasıl gördüğüdür.
...
İmaj imgesel etkinliğin saptırılmasıdır. İmaj dış gözün boyayıcısı, imge iç gözün ürünüdür."

Günümüzde "imaj herşeydir" sloganıyla özetlenen, "önemli olan ne, nasıl olduğun değil nasıl göründüğün, insanların seni nasıl bildiğidir" anlayışını kabul etmek mümkün değildir. Ya da "suretin, resmin, öykünün, şiirin, hakikatı aktarayım derken “tahrif” ettiğini, bir yalan dünya ortaya çıkarıp insanları yanılttıklarını" öne süren İkonoklastlar ve Platon gibi de düşünemeyiz.

İmaj, "dünyaya nasıl göründüğümüz ile nasıl görünmek istediğimiz arasındaki farklılıktır". İmaj kavramına böyle bir anlam yüklemek bizi makul bir bakış açısına ulaştıracaktır.

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"

darbe mi olacak

"şadan ercan" göreve başlığını görünce "darbe" mi olacak ne?demeden edemedim. ordunun imajı bizde darbe ihtimalini ister istemez şartlı refleks biçiminde oluşturmuş.
doğrusu kimse kimseye atıfta bulunmadan bir "imaj", "imge", "her şey", "hiçbir şey" ve "takva" sözcükleri içinde sürüp gidiyor, forum. hoş ta gidiyor...
herkes de bu sözcüklere verdiği anlam ve anlam ölçüsünde önem paralelinde imajdan mı, takvadan mı, yoksa herşey, hiçbirşey den mi yana olduğunu ibraz ediyor, gibi görünüyor...
takipteyim...

herkes değil bir kısım

herkes değil bir kısım üyeler desek daha doğru olur kanaatindeyim. bir kısım üyeler de "bir kısım medya"yı çağrıştırmasın şimdi.

eflatun un mağara istiaresi...

çağrıştırmadı desek yalan olacak. yusuf kerimoğlu nun "kelimeler ve kavramlar" adlı eserinde "akıllarımız içi bizim dışımızdaki güçler tarafından doldurulan kelime ve kavramaların tasallutunda" diyordu.
o kadar şartlanmışız ki, kelimelere ve kelimelerin verdiği anlamlara "bir kısım" desen bir kısım medya ile buluşturuyoruz. akıl imgelerle ve imajlarla çalışyor. Eflatun un mağara istiaresi malum...

evet bence.. çünkü:

insanlar, kültür ve eğitim seviyeleri ne olursa olsun, insanları imajlarına göre sınıflandırıyorlar ne yazik ki..
basit bir örnek: okulda çok sevdiğim ve iyi bir hekim olan bir hoca -sadece hasta olarak örnek verdiği halde- türbanlı(!) kızlardan bahsederken yüzünü ekşitmişti...
işte o gün şunu dedim kendi kendime; müslümanın öyle bir imajı olmalı ki yıkmalı bu düşünceyi, yerle bir etmeli.
elbette imaj herşey değil... ama dünya kötü!!
bir müslüman ki; duruşu, oturuşu kalkışı, konuşması, kılığı kıyafetiyle örnek ve, en önemlisi belki de, kendine güveni tam olmalı...
öyle olmalı ki; o hoca beni ya da bir kardeşimi anınca yüzü o hale gelmemeli. gözleri ışıldamalı...(abarttım galiba:))
selam ve muhabbet ile...

imaj mı ihlas mı?

ne imaj hiçbir şey nede takva hiç birşey... yada imaj herşey takva hiçbirşey... yada takva herşey imaj hiçbirşey... herkes bu konulardan birisini seçmek zorunda kalırmış gibi kendini şartlamış gibi... aslında ben hiç birine katılmıyorum. aslında imaj çok önemli sağlıklı bir sosyal ve içsel hayatımız için imaj çok önemli. çünkü biz insanlar sosyal varlıklarız, toplumda yaşıyoruz ve sürekli insanlarla ilişkilerimiz oluyor. o halde sağlıklı bir sosyal yaşam için imaj hiçbirşey demek mümkün mü?

imajin önemli olduğunu idrak ettik diyelim. ama bu yeterlimi tabi ki yeterli değil. ihlas yani var olan imajının içselliği de bir okadar önemli. çünkü temeli olmayan bir imaj insanı çelişkilere götürür ve kendisiyle barışık olmayan bir insan profili ortaya çıkar. bu insan başkalarını inandırmakta zorluk çeker ki bundan daha önemlisi kendisine güveni olmaz. çelişkili bir içsel yapı insan için en önemli sorundur. bu içsel güven sorunu en az imaj sorunu kadar önemli bir boyut kazanır.

velhasılı kelam; bunlardan birilerine daha fazla önem vermeye yerine ikisini birlikte düşünmeye çalışsak ve desek ki: bunların birbirlerine üstünlüğü yoktur. ihlas ve imaj birlikte bir bütündür ve en güzelidir. birisinin eksik olması bir diğerini yarım bırakır. her iki kavram da tek başına etkili olamaz hep yarım kalır.içselliği olan imaj en güzelidir demek en doğru söz olsa gerek.

not:kelimelerin anlam derinliğini açıklayan arkadaşımız imaj kelimesi yanında keşke takva ve ihlas kelimelerini de açıklasa... bana imaj kelimesinin karşısında duran kelime takva değil de ihlas kelimesi gibi geliyor.

imaj olarak İslamı yaşayabilmek...

müslümn toplumların müslüman gibi yaşayamadıkları ve görünmedikleri kesin.tam olarak imaj diyebilir miyiz bilemiyorum ama gerçek bir müslüman gibi yaşatıp bize biri baktığında işte bu bir müslüman olmalı" dediği zaman imajımız düzelmiş olacak herhalde.tarihte bazı müslümanların yaşayışlarına adece buna bakarak çok kişi müslüman olmuştur ve yakın zamanda müslüman olmuş bir kişi de ben islamı müslümanlardan öğrenseydin müslüman olmazdım diyorsa gerçekle uygulama arasında bir uçurum olduğunu görebiliriz.

İmaj kitlelerin yeni afyonudur

Ünlü bir sosyal bilimci , Karl Marx'ın 'Din kitlelerin yeni afyonudur''sözünü ''İmaj kitlelerin yeni afyonudur '' şeklinde değiştiriyor..
Artık CNN ile El Cezire'nin psikolojik savaşlarına sahne olan medya dünyasından tutun da Barbie Bebek ile Razanne bebek karşıtlığındaki Oyuncak Piyasına kadar müslümanlar biz öyle değiliz diyor ve imajlar savaşı devam ediyor...

Bir örnek daha ;
Fulla Bebek

Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...

imaj ve gölge

her ne kadar "malum" demişsem de, şu eflatun'un mağara istiaresini açmak istiyorum artık. eflatun hayatı, "mağaranın kapısı önünde arkası dönük bir biçimde oturan ve yoldan geçenlerin gölgesinin mağaranın iç duvarlarına vurması ile yaşadığını anlayan" bir duruma benzetmiştir. bizler yaşamı da tıpkı o "gölgelerin" bize belirdiği ölçüde anlayabilir ve anlamlandırırz.
yani gölge bir nevi imajdır. imajı eğri ya da doğru, uzun ya da kısa tutmak ise insanın iç alemi ile ilgilidir. imajı yok saymak, ya da müslümanın imaja, gölgeye ihtiyacı yoktur demek, gölgenin varlığını inkar etmek kadar komiktir. gölge kimi zaman kendi irademizle, kimi zaman da irademiz dışında var olan imajımızıdr.
imaj kaygısı ya da gölge kaygısı gütmek, munafıkların özelliğidir. bununla birlikte "elbiseni temizle ve uyar!" diyen ayette, topluma karşı takınılması gereken biçimi ya da "onların gözündeki algılamarı" da göz önünde tutmamızı gerektiren bir durumdur.

bir atasözü

İnsanlar elbiseleriyle karşılanır fikirleriyle uğurlanırlar...

Ayrıca imaj kaygısı gütmenin münafıklıkla ne alakası var anlıyamadım?

munafıklar boyalı imajlardır

imaj kaygısı munafıklıktır, çünkü imaj kaygısı riyakarlıktan doğar. içini, dışı aracılığıyla kamufle etmek munafıkların yaptığı bir davranıştır. zaten munafıkların özellikleri incelendiğinde görülecektir ki, cilalı bir boyanın altında paslanmış bir kaborta çıkacaktır.
munafıklar güzel giyinir, güzel konuşur hatta yakışıklı ve güzel olur. sırf "müslüman izlenimi vermek için namaz kılar , Allah'a ve peygamberine inandıklarını" dillleriyle ikrar ederler.
birleştirirsek, müslüman da güzel giyinmeli, güzel konuşmalı, namaz kılıp, Allah'a ve peygamberine itaat etmeli, fakat munafıklar gibi imaj kaygısı, bir izlenim vermek için değil, bunu, kalbinden tasdiklemenin dışarıya yansıyan yüzü ile göstermelidir.

Serkan ne güzel söyledi

Serkan kardeşim haklı önünde ve sonunda.Katılıyorum Duru akıllı has bir yorum İmaj gibi gayri İslami bir kavram ve oluşumu güzelim Münafıklık tanımlamasıyla karşılaması b i z d e n bir tavır ve kavrayış

Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com

İMAJ

Bizim imaj gibi yapay yollardan, çok yaşantımızdaki olumsuzluklarımızdan kaygı duymamız gerek.İmaj ve bu benzeri kelimeleri, asrın yeni putları olarak kabul ediyorum. Dolayısıyla, Hadislede belirtiği gibi müslümanlık garibtir ve bizlerin imaj gibi birtakım kelimelere bağımlı olmadan İbrahim gibi tek başına ümmet olmanın farkında olarak yaşanılacak hayatımızı engüzeliyle yaşamalıyız.imaj ve sloganlardan uzak olarak.

İmaj kaygılıyım

Değerlendirmeye katılmıyorum. Müslümanların da imaj kaygısı olabilir zira. Hattı zatında "İmaj kaygısı" başlı başına bir olumsuzluk taşımaz ki. Ancak niyetlere göre bir anlam ifade eder. Eğer iyi bir insan
"kötü/olduğundan başka görünmemek, yanlış anlaşılmamak" anlamında bu kaygıyı yaşıyorsa bunda ne kötülük olabilir. Hamas, geçtiğimiz günlerde Filistin'de gerçekleşen seçimlerde bir imaj danışmanı kullanmıştı. Şimdi Onlar için münafık diyebilir miyiz?
Önemli olan kaygının arkasındaki niyettir ki bu da müslüman için münafıktan farklı olarak "ihlas" yani "Allah rızası"dır.

Özellikle batıda siyonistlerin güdümündeki medyanın yalan/dolan/düzmece haberleriyle, TV ve cinemanın büyüsüyle darmadağın olmuş zihinlerde nasıl bir müslüman imajı var sanıyorsunuz? Milyonlarca Amerikalının İslam denilince aklına ne geliyor?

Müslümanların imaja ihtiyacının ne nifakla, ne batı kompleksiyle bir alakası yoktur. Bu ihtiyaç İslam'ın ve müslümanların asılsız, gerçek dışı bilgilerle ve en önemlisi su-i misallerle kötü gösterilmesinden kaynaklanmaktadır. Yani bu, bir nevi temizlik ihtiyacıdır. Üzerimize atılan çamurlardan arınma ve gerçek yüzümüzü gösterme ihtiyacı. Benim imaj kaygım budur !

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"

ihtiyaç

Arkadaşım kastettiğiniz şey nedir?
Peygamber tırnak keserken bile Hristiyana benzememek için atlayarak kesmiş.

Kasıt görüntü ise düşünmek lazım

İmage tartışacağımıza meleklerin cinsiyetini konuşalım

İmage ın çevirisi görüntüdür.
Sıkıntının kaynağı Başka Bir Hayat'a talip olmamasındandır Müslüman'ın
İsmet Özel'e selam olsun Ne der?
Biz hayatımızı İslam'a uydurmaya çalışacağımıza İslam'ı hayatımıza uydurmaya çalışıyoruz!
Genelde ne isteniyor?
'Onlar'ın neyi varsa bizim de olsun
Yanlız bizimkisi biraz İslami olsun' demiştik 1993te Meddah ve Yardakçıları isimli oyunumuızda.
Artık ne yazık ki dehşetle görüyoruz ki ....biraz İslami olsun dan da vazgeçilmiş.Yeter ki İmage ımız uygun olsun görüntü kurtulsun.
Lafım herkese değil.
Laf ortada beğenen buyursun.

Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com

Bir ayağımız

Mevlana hazretleri der ki : '' Bir ayağımız şeriattedir diğer ayağımız dünyayı gezer durur.(hatalıysam düzeltin)
Bu sebepledir ki bizim duruşumuzda problem yok problem birilerinin bizi tanımayan birilerine bizi başka türlü göstermeleridir.
Bunun için de bizim ne yapabileceğimizdir?
Örneğin ; Avrupa menşeili bazı yayın organlarının Hz.Muhammed'i (s.a.v) terörist , müslümanları da ilkel insanlar olarak göstermeleri...

Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...

Ulvi abi,İmaj kavramı

Ulvi abi,

İmaj kavramı hakkında söylediklerinize katılıyorum ancak meleklerin cinsiyeti metaforunun konuya uygun düşeceği kanaatinde değilim.
Bize ait olmayan bir kavram yaygınlaşarak içselleştirilmeye başlandığı zaman, mesele meleklerin cinsiyetini tartışıyor olmak hafifliğinden uzaklaşmış olmaz mı? Ankete verilen cevaplar bunun en bariz göstergesidir..
selam ve dua ile..

Go HOME İMAGE!

Münekkid haklısın kardeşim zaten ben de imaj kavramını yaşamımıza ve dinimize yapıştırmaya çalışanlara başka bir absürdlük önerdim alternatif tartışma değil Anket canalıcıdır bundan öncekiler gibi.

Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com

haklılık

çok doğru size tamamen katılıyorum.Ha bu arada

Malkolm x in hayatında bir kısım anlatılan oyunları burada hatırlatmaya gerek yok

çok klasik ama ifrat ve tefrit noktasını iyi tesbit etmek lazım.

Hz. Muhammed Karikatürü ve İmaj Sorunsalı

Karikatür imaj biliminin alt bileşenlerinden biri olarak insanları,olayları ve olguları resmetmenin farklı bir yolu olarak kabul görüyor.Karikatürlerde zencilerin patlak dudaklı gösterilmesi siyahi insanlar tarafından ne derece tepki toplamışsa İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) ‘in terörist olarak lanse edilmesi de vicdanlarımızı en az onlarınki kadar sızlatmıştır.
Gezegenimiz üzerinde medeniyetler ittifakı çalışmaları ne kadar başarılı olabilecek bilinmez ama gündemi meşgul eden olaylar akla şu soruyu getiriyor : ‘’Acaba medeniyetler çatışmasına mı gidiyoruz ?’’ Ulusların ve dinlerin yek diğerlerini hazmedemediği bir dünya açıkçası kaosa gidişin diğer bir ifadesi…
Farzedin ki budist yayın organları Hz. Musa’yı , yahudi yayın organları da Hz. İsa’yı küçülten karikatürler yayımlıyorlar.
Dünyanın her yerinde eylemler,protestolar,yuhalamalar,sloganlar,çatışmalar...Fransadaki göçmen isyanları,AİHM’nin başörtüsü yasağı,müslümanların ilkel ve terörist olarak karikatürize edilmesi de bir araya gelince karşımıza vahim bir tablo çıkıyor.Muhtemel bir krizin sinyallerinin verildiği çapraşık ve kaotik bir resim sanki yaşadıklarımız tıpkı Edward Münch’ün Skrik(Scream) ‘i gibi...

''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''

a) Bu imaj meselesi

a) Bu imaj meselesi karizmayi cizer

b) Nazi Almanya'da yahudilere yönelik asagilayici bir medya, propaganda düsünülebilinirmi? bu, bu iste. Bugün ise basin özgürlügü safsatasiyla örtbas edilmek isteniyor. Goebbels'de zamaninda basin özgürlügü demismiydi bilmiyorum dogrusu.
Isin tuhaf tarafi(veya degil) Almanyada bu resimleri yayinliyan "Die Welt" gazetesi. Bu gazetenin amblemi nazi almanya döneminden önce Davud yildizi idi. Simdi ise Dünya (Globel).

İmaj kavramının doğasında, olmayanı gösterme çabası var

Müslümanların imaja ihtiyacı var mıdır?

Şayet imaj, dış görüntümüzün tahayyüllerde betimlediği akisi demekse; bu soruyu yalın ve dış etkenlerden bağımsız şekilde ele alarak kısaca evet şeklinde cevaplandırabiliriz. Çünkü dış görüntü İslam’ın tamamiyle elinin tersiyle ittiği bir olgu değildir. Nitekim, Peygamber efendimiz’in (as) ‘temizlik imandandır’ dediği rivayet edilmiştir (misalen).

Ne ki; soru, aslolan dış görüntü müdür yoksa samimiyet ve ihlas (takva) mı? ya da, imaj mı daha önemlidir yoksa takva mı? şeklinde sorulsaydı bu sefer tercihimiz samimiyete, takvaya (ihlas) yönelecekti. Ancak şu bir gerçektir ki, bu iki kavramın birbirinden ayrı ve ilintili olan yan ve yönlerinden dolayı her iki vechiyle değerlendirilmesi yanlış anlamaların önüne geçmek açısından zaruret arz etmektedir. Dış görüntü ile iç hal çoğu kez birbirinin karşısında konuşlanan ve bu sebeple birinden biri tercih edilesi olgular değildir.

Ancak bir de, gerek imajın takva ve ihlası öteleyen, kıymetini ayaklar altında süründüren popüler algı ve kullanımından, gerekse bugün için frenk cephesinde psikolojik savaş argümanı olarak kullanılmasından kaynaklanan kaygılar nedeniyle böyle bir sorunun gündeme taşınmış olma ihtimalini göz önüne almak gerekmektedir. Ve biz bu sorunun tam da bu nedenle gündeme taşındığını düşünmekteyiz. Bu şartlarda soru yalınlığını kaybecek ve vereceğim cevap özetle hayır şekline tekamul edecektir.

Ve müslümanların, bu psikolojik bombardumana nasıl mukabele edecekleri ya da hakikaten dış görüntülerine yönelik böyle bir sorunları var mıdır mevzuu, zuhur ettiği kaygılardan mebni soru’nun konusu olmaktan azade olacaktır.

Özetle; Bu ithal kavramın doğal algısında bulunduğunu düşündüğüm aslı (ihlası ve samimiyeti) öteleyerek küçümseyen yanından dolayı imaj bizim meselemiz dahi değildir. Asıl olan samimiyet ve ihlasla birlikte Müslümanların dış görünüşleri/dışa yansıyan görüntülerini de elbet önemsemeleri gerekir. Bu kaygının, nasıl görünürümden öte, içselleştirilmiş/doğal dürtülerle gerçekleşmesi önemlidir. Müslümanların imaja değil, var olan yanlışlarını düzeltmeye ihtiyacı her zaman vardır. Yansıyanlar ile yansıtılmak istenenleri birbirinden ayırmak gerekir.

görsel alemin tanrısına vurun tekmeyi 'Allah aşkına'!

İçimizdekileri boz(dur)up dışımıza yamayacaksak şayet böyle bir şeye ihtiyacımız yoktur. Yok eğer itici olduğumuzu düşünen malum birilerine şirin görünmekse maksat o zaman hiç yoktur. Çünkü o birilerinin oynadığı oyunda varmanızı istedikleri yer burasıdır. Zihin tazelemek açısından bir kaç örnek vereyim size. Hatırlarsanız şu 28 Şubat'lı süreçte, imajlarının bozuk olduğu vehmine düçar olmuş imam hatipli gençlerimize söylettirilen;
'İmam hatipliyiz ama diğer gençlerden bir farkımız yok. Başörtülüyüz ama her haltı yeriz' vb lakırtılardan bahsediyorum. Her zaman olduğu gibi önce dile getirilip imajlar yenilendi ve bir süre sonra siyaset yine akaid oldu, hayat tarzı oldu.

Örtülerimizin şık olmadığı fark edilmişti ayrıca.. hanımlarımız sünepe görünmekteydi! Dışarıya ya da tesettüre girecek kızlarımıza şirin gözüksün gibi ulvi! kaygılar için Tekbir başta olmak üzere modacılar cicili bicili elbiseler üretti. Şimdi adam gibi bir tesettür bulmak için yirmi mağaza dolaşmanız gerekiyor. En az açık olanlar kadar ilgi çekiyorsa başörtülüler tesettürün maksadına ulaştığını nasıl söyleyebiliriz. Dışımızla birlikte bir süre sonra halimizi, hareketimizi, tavrımızı dahi değiştirdik ve sonra elbette sıra yüreklerimize gelecekti. Biz pek çok şeyimizi değiştirdik ancak nedense dünyadaki imajımız değişmedi. Hala arkaik, hala yobaz, katil, bağnaz vb olmaya devam ediyoruz. Lazım olan şey imaj falan değil.. işgal ve sömürü için küresel itaatkarlardır.

Yok arkadaşlar yok.. bizim imaja falan ihtiyacımız yok. Meselenin içimizde bulunan imajı hakikaten bozuk olanlarla ya da öz imaj kusurlarımızla bir alakası yok. Var elbet yanlışlar ve kusurlu yanlarımız. Onları düzeltmeye her zaman ihtiyaç var.

O özü itibariyle iflah olmaz bir frenk olduğu için imaj'ı düzeltmeye çalışmayalım yine de. Görsel alemin sahte tanrısına vurup tekmeyi, geldiği yere postalayın gitsin.

İmdi! belki kıymetli anketör kardeşim 'ya Hu ben bunu demedim' diyecek. Eee böyle sorulursa vereceğim cevap da böyle olacaktır elbet. Başka türlü sorulursa ona da o zaman bakarız.

İmaj'ın son harfine ruj lekesi bulaşmış..

Subhanellah!
Müslümanla artistl, star vb arasında ne gibi bir ilişki ola ki imaja olsun ihtiyacımız. Eee tabi her şey şov.. ve önemli olan, görüntü artık.
İmaj ile siz; temiz, tertipli, güleryüzlü, saygılı, hoş tavırlı (zulme karşı değil elbet) ve hatta biraz daha ileri giderek, kendisine bakanlara Allah'ı hatırlatan biri olmaktan bahsetmiyorsunuz sanırım! Nitekim imajın son harfende ruj lekesi bulaşmış..

Sokakların çamuruyla namaz kılınır mı?

Bu iç içe girmiş bir sürü şekil birbirinden asla ayırt edilir gibi değil. Şark odası dekorunda iç çekerek eskiyi yad eden kıravatlı konuşmacıların önlerindeki su bardağı kadeh şeklinde...Susadım su içeceğim deseniz kadeh kaldırmış olacaksınız. Sapla saman birbirine öyle karışmış ki nasıl ayırt edeceksiniz. Hayat tarzınız asla tam olarak istediğiniz biçimde gerçekleşmeyecek...Haremlik selamlık yapacaksınız, bucak bucak kaçacaksınız evinizde ,hanımınız ertesi gün çarşı pazar tanımadığı bir sürü insanla çatır çatır pazarlık yapacak.
Ya imaj kaygım yoktur gerekçesiyle çamurlu ayakkabılarla gezeceksiniz, ya da yüzünüzde ruj lekesi bulunduracaksınız. Aşk olsun itidal yakalayana...
Ortalık çamurlu olduğundan eskiler sık sık sokakların çamuruyla namaz kılınır mı? diye sorarlarmış. Ve genellikle de kılınır cevabı alırlarmış.İşte bizimki de o hesap..Sokaklar çamurlu ve namazın geçmemesi lazım. Allah kabul etsin.

batı nın müslüman imajı

komplo teorilerine hiç prim vermeyen biri olarak, ben, usame bin ladin diye bir adımın varlığından kuşkuluyum. eğer öyle biri varsa eğer, yaşadığından, yaşıyorsa da çirkin eylemleri onun yaptığından kuşkuluyum.
her zaman ve her ortamda günceldir şu ayet ve okurken isterseniz "imaj" perspektifinde okuyunu:
"yahudiler ve hristiyanlar siz onların dinine tabi olmadıkça, onlar, sizden asla memnun olmazlar!" dışımızdakilere kendimizi kabul ettirmek, hoş görünmek, güzel bir imaj vermek bizim elimizde olan bişey değil. dışımızdakilerin bize bakış açılarıyla alakalı bir durum, biraz anka nın belirttiği gibi...
ve zaten bugün, müslümanların imajını iğrenç eylemlerle çirkinleştirmeye çalışanlar da Batı nın kendisi!mesela türkiye modeli de müslüman ülkelere örnek gösterilen bir imaj! laik demokratik ve yasalarına dini karıştırmayan bir ekol!
bununla birlikte, taliban ı doğuran ve dünyaya çirkin gösteren de aynı Batı!
o zaman batı nın istediği modeli bulalım. taliban gibi olmasın, iran gibi de olmasın, bizim menfaatlerimize ve siyasi dengelere karışmayan krallar olsa da olur, ama en güzel model türkiye!bu anlamda ırak, afganistan da türkiyeleştirlmelidir!

İmaj=imge

Sanırım imajın anlamını bilmeden veya en azından sözlüğe bakmadan ve ne yazık ki yine popüler kültürün(!), magazin programlarının bize gösterdiği yönüyle algılandı anket ve tepkisel yazılar yazıldı. Oysa imaj "zihinde oluşan imge" demek en kaba tanımıyla...kardeşlerim sanırım televolelerdeki sanatçıların(!) "imaj-maker"larının yaptığı "farklı gösterme" rezaletini sandılar. İmajsız iletişim olamaz, iletişim yoksa yanlış anlamalar çoğalır veya anlaşamama durumu ortaya çıkar ki şu an bence müslümanların en önemli sorunu budur: Siz kendinizi anlatamazsanız doğru şekilde başkaları zanlarınca anlatır ki buna art niyet de eklenince karikatür olayı patlak verir. Üstelik ankette evet diyenlerin %44 oluşu ve diğer kesimin %56 oluşu bende bir imaj oluşturdu. Biz müslümanlar anlamdan ve anlamadan o kadar uzağız ki tevekkülü tembellik, sabrı korkaklık sanmışız. Kimse kendini kandırmasın; Allah'a güvenip çalışmamışız bile, araştırmamışız. Tabii bu sözlerim ahir zaman müslümanları için(ben dahil) Sizleri şu hadisi hatırlatmak isterim: "(Sahabeye hitaben) Ümmetimin ahir zamandakilerini görseniz müslüman demezdiniz, onlar sizi görseler deli derlerdi." Son olarak aranızdan kim benim "görünmeye ihityacım yok" diyebilir!Aynaya bakmıyor musunuz en azından sabahları? Dünya toplumların aynasıdır ve hangi toplum "görünür" ise tarih onu yansıtmıştır. vesSELAM

Küfür eden başkası ama ağzını toplaması gereken benim.

Kelimelerin/kavramların yaşadığına inanıldığı için mana vechiyle evrim geçirebileceği bilinen bir gerçektir. Bir kelimenin birden fazla manasının olduğu da öyle. İmaj da bize göre bunlardan biridir. Bu sebeple bu kelimeyi/kavramı kullanan, kullandığı yerin önemini dikkati nazara almak durumundadır. İmaj kavramının, dış görüntünün zihinlerde oluşturduğu imge olarak algılanması kadar doğaldır, olmayanı gösterme çabası şeklinde kabul görmesi. Çünkü bu kavram, görsel olandan beslenen ve tam da bu sebeple paganlığıyla meşhur olan bir medeniyetten zuhur etmiştir. Ülkemizde makes buluşu ve kullanımı ağırlıklı olarak popüler alanların kapsama alanına denk düşmüştür ayrıca. Bu önemlidir. Bu sebeple arkadaşların televolelerde kullanıldığı şekliyle değerlendirmesi yadırganacak bir husus değildir. Bir arkadaşın bir artist miyiz ki imajla işimiz olsun deyişi, işte tam da bu sebepledir. Yine bu sebeple, bir kavramın sözlük karşılığı; gerek kullanımı gerekse detay ve inceliklerini kavrayabilme hususunda yeterli ipuçlarını vermeyebilir.

Gelelim diğer ifadelerinize! acaba sorun, müslümanların dışarıya karşı kendilerini anlatamamalarından mı, kötü anlatmalarından mı, yoksa kötü gösterilmeye çalışılmalarından mı kaynaklanıyor?

Bu şıkların hepsinde doğruluk payı bulunmaktadır. Ancak biri çıkar da ' bu sorunun asıl sebebi müslümanların kendileridir.. Biz kendimizi doğru anlatamadığımız için böyle oluyor. Biz zaten hep böyleyiz.. yanlış anlarız.. yanlış aktarırız.. yanlış yaparız.. yanlış gösteririz'. derse şayet o zaman bu kardeşimizin, hasmın bu husustaki oyununa geldiğini ve aşağılık kompleksine düçar olduğunu söylemek vazifesi düşer üzerimize.

Müslümanların en önemli problemi kendilerini doğru ifade edememeleri midir; yoksa durum, birilerinin yanlış göstermeye çalışma çabasının önüne geçememek midir. Böyle bir sorun bizce bize değil, bu maniplasyon kahpeliğini ifa edenlere aittir. Evet benim kardeşim, kafasındaki takkeyi çıkarıp boynuna fular bağlayarak ya da takım elbise giyerek imajını düzeltebileceğini ya da medeni olabileceğini sanma hatasına düşmüştür. Ama ne kendisini bir adım yol alabilmiş.. ne de birileri kendisine o görsel alanda yol vermiştir. Her zaman ihtiyaç olan o öz eleştirinin yeri burası (bu kavramın üzeri) değildir. Öz eleştiriyi yapması gereken, bu kavramın manasını psikolojik savaş argümanı olarak kullananlardır. Adam işgal ediyor, beni öz eleştiri yapmaya çağırıyorsunuz. Adam provake ediyor, beni öz eleştiri yapmaya çağırıyorsunuz. Benim başıma silah dayanmış.. başımda beni soyup işkence eden, değerlerime küfür eden biri duruyor. Hele bir ondan nasıl kurtulacağımı anlat önce. YaHu, en pis vahşetin hemen ardından dahi öz eleştiri yapıyoruz. Bu ne aşağılık komleksidir, bu nasıl bir muhasebe anlayışıdır böyle.

'Kökü bize ait olmayan ağacın dalı gözümüze batar' (Literatürümüze bir deyim daha katalım)

Hadi şimdi, istediğiniz hususu konuşalım.

11-Küfür Ettirmeyeceksin...

Kardeşim Münekkid,
Artist-imaj yakışıksızlığına katılmana sevindim.
Ancak demişsin ki(aynen aktarıyorum): "Acaba sorun müslümanların dışarıya karşı kendilerini anlatamamalarından mı, kötü anlatmalarından mı yoksa kötü gösterilmeye çalışılmalarından mı kaynaklanıyor? Bu şıkların hepsinde doğruluk payı bulunmaktadır." dedikten sonra anlaşılmaz bir şekilde şöyle bir cümle kurmuşsun: "Ancak biri çıkar da 'biz kendimizi doğru anlatamadığımız için böyle oluyor'......derse şayet o kardeşimizin, hasmın bu husustaki oyununa geldiğini ve aşağılık kompleksine düçar olduğunu söylemek vazifesi düşer üzerimize" demişsin! :) Üstte "müslümanların dışarıya karşı kendilerini anlatamamalarında da doğruluk payı olduğunu söyleyen de sensin; altta "anlatamadığımızdan oluyor diyen olursa komplekslidir" diyen de! İşte demek istediğim tam da buydu kardeş(Bunlar senin cümlelerin):"Yanlış anlayan,yanlış aktarır, yanlış yapar, yanlış gösterir." Öncelikle ben kusursuzum, ben mükemmelim, hak benim, benim hakkım havalarından kurtulalım. OKU'yup yazalım lütfen ve SÖZlüklere sıklıkla bakalım.Nasıl ki "Ben zaten biliyorum" demek öğrenmenin en büyük düşmanıysa; bir dinin mükemmelliğinden yola çıkarak o dine inananların da mükemmel olduğunu saymak -bir sonraki cümlemde linkini vereceğim yazarın dediği gibi- "duygusal masturbasyon"dan öteye geçmez... Bu konuda sayın Ahmet Cirit'in "Konuşmak ya da Susmak" http://www.cemaat.com/?q=node/1708 yazısı düşüncelerimle örtüşmektedir. Son olarak Münekkid kardeşim o dediğin deyim olamaz, olsa olsa özdeyiş olur. :) Gerçi sen sözlük anlamlarını önemsemiyordun değil mi! (bkz.deyim)
Allah hepimizi kuru avuntudan korusun! (amin)
eyvALLAH

Bir şey yapmadım ama kurt suyu bulandırdığımı söyleyerek

Yazımın ikinci ve üçüncü paragrafında, dış görüşümüzün muhatabımızda bıraktığı algı hususunda etkili olan üç unsurdan bahsettim. Üçüncü paragrafta ise, bu unsurlardan ikisini adeta yok farzederek, şıklardan biri olan, kusuru kendimizde aramamız gerektiği hususuna kilitlenmenin ciddi bir hata ve hedef saptırma olacağından bahsettiğim açıkça anlaşılıyor. Orada bir çelişki yoktur.. tabii ki sündürmemek kaydı şartı ile.

Sizin ise hadiseye bu şekilde baktığınızı 'küfür ettirmeyeceksin' ibaresinden açıkca anlamak mümkün. Bir süredir mahalleme dadanıp varını yoğunu alan hırsıza kaba davrandığım, ya da mahalleli kaçarken darp ettiği için özür dilememi beklemiyorsunuz umarım. Nitekim biz ona kaba davranmadan önce de küfrettiğiini duyanlar var. Hırsıza yaptıklarımız hakkında medyanın yansıttıklarına bakmayın siz.. tamamen abartı ve hedef saptırmak için yazılmış şeyler.

Bu kertede tekrar etmek durumundayım.. Şu imaj denen kavramın hem bize ait olmadığını hem de bizdeki akisini (sözlük manasını kabul ettik diyelim) bir süredir vuku bulan maniple vakıalardan etkilenerek tartışmanın yanlış olacağını söylemeye çalışıyorum sadece. Evet çoğumuzun suratı asıktır ve bu dışarıdan hiç de güzel görünmeyebilir; ne ki, bunca zulmün altında insanlarımızın her zaman mutedil olmalarını beklemenin çoğu safdillik değildir de nedir. Terazinin topuzunu kaçıramayalım..

Not; Bir de.. azıcık eleştirildik diye seviyeyi düşürmeyelim lütfen. Bu blog için yazdığım ilk yorumu okursanız şayet orada bu kavramın, sözlük manası da dahil tüm seçenekleriyle ele almaya çalıştığımı görürsünüz. Ancak bana göre geçerli olanı sözlük manası değildir. Bunda eğlenecek bir durum yok. Kavramın kullanıldığı alandan ötürü algı farklılığına uğradığı iddiasındayım.

Kuzu Postundaki

Kardeşim Münekkid,
Sana kardeşim deyip duruyorum niye? Müslümanız...
1-Hırsızı dövmek, hırsıza sövmek seviye olarak hırsızdan pek de farklı olmadığımızı gösterir. İnsani olan hırsızın yakalanıp şer'en veya yasalar önünde cezası neyse vermektir. Aksi takdirde peygamber efendimiz, önderimiz esirlere kötü muamele ederdi...O amcasını öldüren vahşiye bile sadece "gözüme görünme" demiştir. Ne darp ne sövgü...
2-"Çoğumuzun suratı asıktır..." demişsin, kardeş ben şahıslardan ve yüzlerden değil, bir dini HAKKıyla temsil edebilme yetisinden ve sorumluluğundan (hatta vebalinden) bahsediyorum."Müslüman imajı" deyince, müslüman bir insanın çehresi kastedilmiyor, "müslümanım diyenlerin tavırları" kastediliyor.
3-"Bunca zulüm altında mutedil olmalarını beklemek saf dilliktir.Kantarın topuzunu kaçırmayalım." "İslam'ın (s-l-m) kökünden geldiğini, anlamının "barış ve esenlik" olduğunu sanırım hepimiz biliriz. Önderimiz efendimiz de genelllikle müslümanlığı "mutedillik" olarak tanımlamış ve müminlere bu yönde tavsiyelerde bulunmuştur. Saf dillik olsa O önermez. Elbette "her zaman mutedil" olunmamalı. "Tevekkülü tembelliğe, sabrı korkaklığa çevirmişiz." diyen benim ve peygamberimizi ashabı o kadar zorlamasına rağmen, yüce Önderimiz ayet gelene kadar savaşmamıştır. Bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmiştir.
4-Sizinle eğlenmedim(bunu kimseye yapmam) :( , seviyeyi düşürmek veya düşürmemek karşılıklı elimizdedir ve eleştirilmek ve eleştirmek (doğrusu fikir alış-verişi olmalıydı, en azından benim açımdan) onurlandırdı beni kardeşim!
5-Sizi kırdıysam HAKKınızı helal ediniz lütfen ve hoşça bakınız zatınıza...
6-vesSELAM

Bu güzel geri dönüş için teşekkürler..

Aleykümselam;

Nazik geri dönüşünüz için teşekkür ederim. Helalleşmek güzeldi.

Son yorumunuzdan şunu anladım.. siz kitabî olana odaklanmışken reel olanı ıskalıyorsunuz. Topluluk psikolojisini ve sosyolojik etkilerini göz ardı ediyorsunuz. Ben ise kitabi olanı dikkate alırken daha ziyade reel olana yöneliyorum. Bu da size göre hata olabilir tabi.

Diyorum ki; şayet bir mahalleye hırsızlar dadanmış ve orayı talan etmişse, yakalandıklarında mahalleden birileri onları illa döver de söver de. Engel olmaya çalışmakla birlikte tamamen men etmeniz mümkün olmayacaktır. Arada bir kaç tekme tokat sallayıp, sövenler çıkacaktır elbet. Bunu yapanları eleştirme hakkınız bakidir lakin asıl suçlunun hırsız olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. Müslümanlara kemali öğütleriz ancak hepsinden kamil tavır beklemek safdilliktir demenin neresi yanlış. Bu beklentiyi ütopya olarak görüyorum ve kitabî buluyorum. Hele bir de yasalardan bahsediyor olmanız ayrı bir husus. Adam yasaların hırsızdan yana olduğunu bildiği için böyle yapmıyor mu ya biraz da. Zaten şer'an ile yasalar aynı şey demek de değil. Şer'an'ın olduğu yerde tezgahları açık bırakıp camiye gider esnaf ve onun olduğu yerde hırsızlık vakıalarına ender rastlanır. Şimdi Peygamber'ine hakaret edilen müslüman A.İ.H.Mahkemesine mi gitsin yani. O (sav) amcasını öldüren Vahşi'ye artık kardeşi olduğu halde bir insan olduğu için 'gözüme görünme' diyebilmiştir. Eee işte biz de bunu diyoruz. Sahabelerden nefsine uyan olmamış mıdır hiç. Şehadet getireni öldüren.. sahabı beklemeyip, dolayısıyla ezan okunup okunmadığına emin olmadan müslüman kariyeyi şehit eden ordu komutanı mesela.. sonra pek çok hadise.

Yok hayır, ben bu söylediklerinize karşı değilim. Bunu bir çelişki olarak görmemenizi istirham edeceğim yine. Ben sadece reel olanı gözardı etmeniz dolayısı ile kantarın topuzunu ve siyasi olarak büyük tablodaki yerini kaçırıyor olduğunuzu söylemeye çalışıyorum. Hadiselere sadece ilm-i siyer ile yaklaşırsanız bunları söyleyebilirsiniz elbet. Ancak bu dinden beslenen kültürümüzün ilm-i siyaseti de var kelamı da var.

Surat asmak tabiri İsmet Özel'den aldığımız bir metafordur sadece. Bu sitede ara sıra kullanıldığı için bir beis görmedim. Ben de şahsi suratlarımızın asıklığından bahsetmiyordum zaten.

Selam ve dua ile..

El insaf!

Sn. Metah Çako,

El insaf! Bir paragrafınız var ki, hayretler içinde kaldım. Biz kendimizi doğru anlatamadığımız için oluyor demek bu karikatür hadiseleri. Asıl suçlu müslümanların ta kendisi ve onlar her şeyi yanlış anlayan insanlar. İletişimleri o kadar kötü ki bu yüzden demokrasi götürülmeyi hak bile ediyorlar. Kusuruma bakmayın ama sözleriniz işte tam buralara kadar ulaşıyor.

Sn Fehullah Gülen'in, İsrail'i şöyle hafiften bir kınayarak ağzımıza bal çalıp, Filistinli intihar bombacılarına verip veriştirdiği demeçlerini hatırladım bu vesileyle.

Aslında vakıayı karikatür hadisesine götürmese ve en önemli sorunumuzun bu olduğunu ifade ederken ölçüyü kaçırmasaydınız bu kadar ileri gitmez ve konu hakkında münazaraya devam edebilirdik.

Said Nursi rh. a'ın güzel ve fakat rotası yanlış yöne kaydırılmış bir sözü aklıma geldi şimdi. 'Başkası için avukat, kendin için savcı ol' der. Ama biz bu sözü şahsımız için değil bütün bir ümmete yönelterek onlara zulmeder olduk. Bu zulmün altında can çekişirken 'ben de dahil' desek ne demesek ne Sn. Metah Çako.

Melisa-Anason-Hİbisküs v.s.

Sn. Nane Limon,
İlk parağrafınızdan -maalesef ki- dediklerimi anlamak istediğiniz gibi analadığınız anlaşılıyor ve dolayısıyla yanlış anladığınız. "Suçlu müslümanlar" başka bir şey, "kendimizi anlatamıyoruz" başka bir şey.. neyse.. uzatmayalım..
meseleyi neden karikatüre götürdüm, çünkü bu anketin çıkış noktası, kaynağı o olay değil mi?! Bir de "sizin ölçünüz size, benim ölçüm bana!" Kimse kimseye ölçü öğretemez, ölçü Kur'an'dır, sünnettir.
Bir de Allah(cc) Kur'an-ı Kerim'de insanların ancak hakettiklerini alacağını ve hakettikleri gibi yönetileceklerini bildirmedi mi bize? Yine mi yanılıyorum?
Doğru ya sayın nanelimon, kafanızdaki kalıplara göre ben nurcu olmalıyım!:) değilim... keşke olsaydım...
vesSELAM

Ahmet bey..

Benim karşı çıktığım şey, tam da bu işte. Bir ülke haksız yere işgal edildiğinde birileri vakıayı siyasi olarak değerlendirerek; bunun haksızlık ve hukuk ihlali olduğunu.. ve bu nedenle ortada savaş değil katliamın söz konusu olduğunu söyleyip ver yansın etse; başka birileri birileri 'insanların ancak hak ettiklerini alacaklarını' ifade etmekle yetinebiliyor. Ya da yöneticilerinden şikayet ettiklerinde 'herkesin ancak hak ettiği şekilde yönetileceği' vs. Bunlar yanlış sözler değildir.. ancak onları yanlış yerde kullanmanız ve vakıayı tamamiyle bunun üzerine bina ederek, farklı açılardan değerlendirmeyi ihmal etmeniz değerlendirmenizi ve ortaya çıkardığı hükmü yanlış kılar.

Oysa hak ettiğini bulmak ahıret için, hak ettiği şekilde yönetilmek herkes için değil topluluklar içindir. Hak etmediği şekilde yönetilen ve hak etmediği zulümü gören çok insan vardır. Ve tüm bunlar yapılanların zulüm olduğu gerçeğini değiştirmez. Zulme uğrayan birine farklı zulümleri (hatta çoğu ancak kendisine zararlı mahiyette olan) idolayısı ile, bunu hak etmişti demek ne kadar doğru bir yaklaşım olabilir. Peygamber (as) a hakaret meselesi de öyle.. demek kendimizi anlatamadığımız için, birilerinin de körüklemesiyle Peygamber (as) a hakaret ediliyor. Hadise bu kadar basit. Ben de müslümanların hatasız olduğunu söylemiyorum. Suçu neredeyse üzerimize yıkacak olmanızdan muzdaribim. Ya Hu muhterem kardeşim, Peygamber (as) a yaşadığı zaman da dahil 1400 küsür senedir hakaret ediliyor. Yok.. yok! ben sizi yanlış anlamıyorum, siz beni yanlış anlıyorsunuz.

Ve ayrıca, burada pek çok fraksiyondan arkadaşımız var. İnsanların müntesip olduğu cemaatlerine değil fikirlerine bakmayı öğreneli çok zaman oldu Ahmet bey. Ortada petek olsun yeter ki.. her petekten bal alırız. selametle..

Nanelimon'a

Çako değil, Çakko...

Türkce'de bu kelimeyi nasil

Türkce'de bu kelimeyi nasil anliyorsunuz bilmem de, batida (Bati dersem tabii cogunlukla Almanya kastederim) bu kelime, kisinin topluma yanismasi degil, toplumun kisiyi görmesi anlaminda kullanilir. Ayni anlami tasiyor diyenler varsa, önemli olan kim kimi belirler, kategorize eder. Yani siz ne kadar cabalasanizda onlar(toplum)
sizi görmek istedikleri gibi göreceklerdir ve onlar(!) size bir imaji yapistiracaklardir.
BU imaj kelimesi medyatik bir kelimedir. Medya ve benzeri seylerle anca imaj olusturabilme mümkünati var. Medyatik olmanin da ne oldugu asikardir. Valla cogunlukla birde geri teper. BUSH'a ve onun Public Relation grubuna hergün tepildigi gibi.

Bu imaj kelimesi bir moda kelimesidir. Sizin karakterinize, ahlakiniza, ruh-i halinize bakilmaz, giyinis tarzina , toplumun hangi sinifina mensub oldugunuza bakilir.
Fatma K.Barbarosoglu ablamiz ne güzel kitab yazmis bu imaj ile ilgili, okumak lazim.

"Bu imaj meselesi karizmayi cizer" demistim yukarida.
Asil televole etkisi bu karizma kelimesinin üzerinde olmustur. Bugün karizma denildiginde Türkiye'de, sanatcilarin hal ve hareketleri, yani acikcasi fors atmalari akla gelir. Oysa bu kelimenin anlami imaj kelimesine olumlu bakanlar icin daha uygundur.
Bu kelimenin asil anlami,
sosjolojik bakimdan:
- kisinin hal ve hareketleriyle disa yansiyan(asil bu yansimadir) otoriter sekil

teolojik bakimdan:
- Allah'in insana üflemis oldugu RUH'un disa yansimasi (Ausstrahlung, almanca), bazen de harikulade sekilleriyle (hastaya sifaa verme vs.)

Özellikle teolojik anlamina bakarak, Allah'in insanlara üflemis oldugu ruh'un disa yansimasi, bizde müminlerin alinlarindaki o secdeden gelen nurun yansimasiyla bir benzerlik bulabiliriz.
MI acaba? Sanirim Türkiyede bu medyatik kirletme sayesinde bu tren'de gecti.
Gecenlerde de ögrendim ki, bu karizma kelimesi bayanlara yönelik kullanilmazmis. Batida kullanilir, tabii asil anlamiyla.

Imaj: Görmek/Görülmekle ilgilidir. Görülmenin icine ise ister istemez serkan kardesin yazdigi gibi nifak girer.
Karizma: Yansimadir. Tabii yansima. Kisinin hatta istemedigi halde topluma yansimasi (ve olumlu anlamindadir daima), Ruhun yansimasidir vs.

Imaj yerine Karizma kelimesi koyulsun diye bir iddiam yok.
Sizi bilmem de, ben batida yasiyan biri olarak, Din, Insan, Sanat, Kültür vs. ile ilgili bölümlerde bu kelimelerin yerine kendi dogulu kelimeleri görmek isterdim. Teknik bölümlerinde ise yapacak bisey yok, yine treni kacirdik sayilir. Dogrusu PC yerine Bilgisayar demisiz. Var bunda da umut yani=) Ve bu yazimda kim bilir kac batili kelime var, aciktan veya gizli=)

Akla gelmisken:
Imam Ebu Hanife, birgün annesiyle carsida dolasirken, öteden bir konusmayi duyarlar. Annesi gel oglum bu alimdir ve ona birkac soru sormam gereklidir der. Imam anne istersen sen bana sor desede, yok sen bilmezsin o bilir der annesi. Alim(?)'e yaklasirken, sahis imami tanir hemen. Annesi de sorulari sorunca, Imam'in cevablamasini ister mahcub birsekilde. Imam ise, hayir annem illa sizden bilmek istiyor der.

BU alim denilen bir sarlatan! Imaji'na ise laf atilmaz!

tabi ya, fatma ablamız!

ahmet abi ben senin şu "türkçe de nasıl derler, bilemiyorum ama almanya da..." diyerek başlayan cümlelerine mest oldum. sahi bir ara benim ismimin karşılığı olarak da "voblut" muydu neydi, kanlı şanlı bir kelimeydi işte.
F.K.B. nun kitabı tam isabet. o "takvadan uzaklaştıkça imaja sığındığımızı" yazarken haklıydı elbette. bunu en açığından F.K.B. NUN DA YAPTIĞI GİBİ "kadınlarımızın" üzerinden algılayabilirdik.
imajın "kaçınılmaz bir varlık meselesi "olduğuna inandığımdan ötürü F.K.B. Ablama katılamayacağım. bu anlamda tahtrevalli gibi, insanın takvaya yaklaştıkça imajdan uzaklaştığını, imaja sığındıkça da takvadan uzaklaştığını düşünmüyorum. fakat yaşanan gerçekler içinde bu da var. ve belki de bir türlü anketimizde sonuçlanamayan ve dengelerin bozulamaması -yani bir anlamda ortak kanaatin oluşamamasının-sebebi de yaşanan gerçeklerle olması gerekenler arasında bir türlü bir bağ kuramaıyoruz. yani iğnenin deliğinden ipliği geçiremiyoruz!
sözlerimi F.K.B. nin bir de çok güzel "imajatör"adında öyküsü olduğunu hatırlatıp, ardından edward said den "haberlerin ağında islam" ve "oryantalizm" , asaf hüseyin den de "batının islam la kavgası"adlı eserlerini tüm müslümanların okumasını tavsiye etme cüretinde bulunurum:)

bazı şeyler çok iyi söylendiği için de yanlış anlaşıla

Daha evvel bu kavramları fevkalade ilintili olmalarına rağmen birbirlerinin karşısında konuşlandırmanın yanlış olacağını ifade etmiştim. Yani bu iki kavram her zaman birbirlerinin rağmına yücelen mahiyet arz etmezr. F.K.Barbarosoğlu'nun, 'imaj ve takva, Şov ve mahrem' gibi kavramları birbirlerinin zıtları olduğu için kitaplarına isim olarak seçmediğini Yeni Şafak'ın son kitap ekinie verdiği ropörtajdan anlamak ziyadesiyle mümkün;

' Kavram çiftlerinin birincisi şekil ile, ikincisi ise muhteva ile ilgili. Süreç, birincilerin ikincileri tanımladğı, değiştirdiği ve dönüştürdüğü bir izlekte devam ediyor. Post mordern durumun en belirgin özelliği, sunumun muhtevadan daha önemli olduğu bir anlayıştan beslenmesi. Birincilerin ikincileri dönüştürmesini 'olması gereken' olarak görmüyorum. Yapmaya çalıştığım, birincilerin ikincileri zorladığı, işgal ettiği ve bütün bunların sonunda da insandaki ölmeyen tarafın 'ölümlü' hale getirdiği sürece dikkat çekmek. '

ok

doğrudur, ya da benimkisi eksik bilgilenmedir. ama kitabın ana düşüncesi o tahtıravelli idi. tabi kitaptan bu anlam çıkmakla birlikte ,yazarın bu konudaki tüm düşüncesi budur demek mümkün değildir. düzelttiğin için saol...

İmaj Çarkı

Anlatılana göre fil avcıları geceden büyük hendekler kazıp pusuya yatar , sabah fillerin geçmelerini beklerlermiş.Siyah kıyafetlerden yüzlerini görünmeyen bu avcılar havyancıkları eşşek sudan gelinceye kadar değneklerle döver, onları aç biilaç ,susuz ,uykusuz , bırakırlarmış.Aynı günün akşamı aynı avcılar bu sefer üstlerinde bembeyaz kıyafetlerle yüzleri görünür bir şekilde gelir hayvanları hendekten çıkarır,onlara kovalarla su verir,karınlarını doyurur,başlarını okşar,yaralarını sararlarmış.Sonra filler ölene kadar bu adamların köleleri olurmuş..Dönelim konumuza.Gözlerini hırs bürümüş bir takım radikal hristiyanlar çağdaş haçlı seferleriyle Irak’a,Ortadoğuya ve daha dünyanın birçok yerindeki müslümanlara tıpkı hikayemizdeki avcılar gibi zulmedip onları büyük bir buhranın içinde bırakmaktadır.Akabinde ellerinde sefer tasları,çadırlarıyla misyoner kardeşler bölgeye ışık hızıyla sökün edip müslüman kardeşlerimizi dinlerinden vazgeçme şartıyla sinelerine basmaktadır.Biz güçlüyüz biz sizi bu karanlıktan kurtarır iltica ve vatandaşlık hakkı verir geleceğinizi kurtarırız teklifleriyle imanlarını çalarlar.Parlatılmış bir imaj yönetimiyle ifsat çetesinin çarkı işte böyle dönüyor dostlar…

''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''

Ali Taran Ve İmaj

Ali Taran bile Genç Parti lideri Cem Uzan’a yaptığı imaj yönetimiyle yüzde 7 oranında oy aldırabilmişse imaj denen şeyi nasıl yalanlayabiliriz.Ha diyeceksiniz ki kardeşim biz de mi riyakarlık yapalım?Birilerini kandırıp gel bizde şu var bu var diye irşad mı edelim..yooo o kadar da uzun boylu değil ikisi farklı şeyler vesselam

Okuduğumuzu pekiştirelim köşesi :

Kerrat cetvelini bi kullanalım..30 milyon seçmen oy kullandı desek ve bunların yüzde yedisi de genç partiye parmak bastılarsa buradan 30x0.07=2.1 milyon kişi avlanmış bulunuyor.Waaay be ne biçim şeymiş bu imaj ..Ah be Ali abi o kavurma pilavın üzerine bir de tatlı verseydin hani şu konsere ana kucağında gelen bebelere baskılı lolipopla bir de balon dağıtsaydınız zarar mı ederdi sanki Cem abi Motorola vurgunundan..Ne kalmıştı ki şurada yüzde 10 a be abicim.. :)

TASHİH : Önceki yorumda Serdar Erener ismi kullanıldı.Fakat anlaşıldı ki hata yapmışım.Her ne kadar Serdar Erener de iyi bir imaj maker ,reklamcı, olsa da bu yazıda mevzu bahis olan başarılı reklamcı Ali Tarandır.Yaptığım yanlışlıktan ötürü kendilerinden özür diliyorum...

İmaj çok şey ihlas her şeydir…

İmaj kavramı biraz satıhi manada algılandı sanırım.Çünkü imaj tıpkı kültür gibi sosyolojinin ve psikolojinin inceleme alanlarından biridir.Pazarlama araştırmalarından,seçim temayüllerine,işletme yönetiminden devlet idaresine,karikatür san’atından heykeltıraşçılığa kadar sosyal ve siyasal birçok alanda kullanım alanı bulmaktadır.Hal böyle iken konuyu yeterince araştırmadan ya da etraflıca düşünmeden ; A aah istemem , tu kaka imaja diyemeyiz.Bununla beraber yorumlarıyla konuya fevkalade katkıda bulunan yazarların fikirlerinde az ya da çok haklılık payları görüyorum.Haklılar çünkü müslüman hakiki olmalı başkalarına şirin görünmek için yaşamamalı..(Bizdeki Biz Tasavvuru)Haksızlar çünkü ortada reddedilemez bir imaj sorunu var.Kâh bizden kaynaklı kâh birilerinin işgüzarlığından beslenen…(Başkalarındaki Biz Algısı)

Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...

beklediğim açıklama

sağol kardeş,
anketin yollayanı olarak bu açıklaman beni rahatlattı. Çünkü kaç gündür bunu anlatmaya çalışıyorum ve hep "anlamak istedikleri gibi anlayanlara"...
Allah razı kalsın...
vesSELAM

İslam'ın imaja neden ihityacı olsunki!!!

Elhamdülüllah müslümanım...
Bu konuda daha önce bu ankete ne yorum getirildi bilmiyorum ama ben anketi görür görmez inanılmaz bi elem duydum.Bunudamı anket haline getirecektik.İslam'ın insanogluna Müslümanlıgı getirdigini;Müslümanlıgın (Mslümanlıgı yaşayanın)Zaten bir imaj oldugunu bilmiyormuyuz.Müslüman kişi oturmasıyla kalkmasıyla,yemesiyle,tebessüm etmesiyle,konuşmasıyla zaten bir imajdır...
Ve soruda sorulan şey şu ki;Müslümanların imaja ihtiyacı varmı?
bu soruyu soran kişi için üç şey söyleyebilirim;
1.Bu kişi Müslümanlıgın ne manaya geldigini Müslümanın nasıl yaşaması gerektigini bilmiyor.(iNŞALLAH Böyle degildir.)
2.Bu kişi Müslüman degil sadece gündemi karıştırmak için böyle sorular soruyor.(İNŞALLAH böyledirki içimizde kimlerin bulundugunu bize kimlerin yön vermeye çalıştıgını görelim)
3.Bu kişi herşeyi bildigi halde boş durmamak için bişeyler yazmış.

Ben daha bu siteye yeni üye oldum kimseyle tanışma fırsatım olmadan böyle bir soruyla karşılaştım ve bir daha bu siteye girmemeye karar verdim.Yanlış bir kanıya vardıysam herkes hakkını helal etsin.eger bu konuşmaya bişey eklemek isteyen olursa bana mail atabilir mail adresim emresahhin@gmail.com

soruya izahat gerek

Yorumlayanlarda okuduğum kadarıyla hemen hemen hepsi imaj denen şeyin müslüman için boş ve gereksiz olduğu yönünde.Seküler değerler çerçevesinde imaj olmazsa olmaz bir "şey" ve maddeci anlayış için büyük bir sektör.Ama bize ne kardeşim imajdan bizim hedefimiz bu dünyayı aşar...
Bir de oluşan imajlar,kafalardaki imajlar,ön imajlar,son iimajlar... vs var.
Soru karükatür olayı ve akabinde müslümanlara bakışın klasik yorumlarına yönelik acaba yanlış mı anlaşılıyoruz üzerinden soruluyor sanırım.Bu gibi durumlarda imaj paketi hazır ve hemen kafamıza dahili ve de harici kafirler zümresi tarafından geçiriliyor.
İngiliz müslüman gazeteci Yvone Ridleyi dinleyince çevremizdeki ve yabancı ülkelerdeki insanların islamı ve müslümanları tanımamalarından ötürü soyutladıkları ve kötü imajı iliştirdiklerini farketmiştim. Bizi anlamaları için çalışmalıyız.Ama dünyanın parasını imaj makerlere,reklam kampanyalarına vs. harcasak da bizi hor ve hakir görenler daima olacaktır ancak onlar için hidayet de Allahtandır.
Tebliğ'i, emri bil maruf ve nehyi anil münker görevimizi ihmal ediyoruz sanırım.Asıl mesele budur.