Cemaat okurlarıyla bir güzel haberi paylaşmak istedik; Tezkire Dergisi önümüzdeki günlerde Saraybosna Sevgilim ismiyle bir özel sayı yayınlayacak. Oldukça uzun süren bir çalışmanın ürünü olan Tezkire Saraybosna Sevgilim özel sayısının sembolik bir ücretle Bosna-Hersek'te de satışa sunulacağını öğrendik. Önemli kalemlerin çalışmaları ile şekillenen dergiyi edinmeniz tavsiyesi ile özel sayının emektarlarından Sadık Battal tarafından kaleme alınan sunuş yazısını aşağıya alıntılıyoruz:
"Bosna-Hersek’e ilk gidişimde, uçak Saraybosna havaalanına inerken, bir an cennete giriyorum sandım. Daha önce hiç böyle bir duyguya kapılmamıştım. Gerçekten kayıp evimi, yitik hayatımı bulmuştum sonunda işte. Bir ömür uzağında gezindiğim evime yeniden dönmüştüm nihayet. Hayatım boyunca huzuru aradım durdum, hiç bulamayacağımı sanmışken tam da, tesadüfen Saraybosna’da buldum kendimi, huzur bütün güzelliği ile kapladı her yanımı. Saraybosna'dan ayrılıncaya dek hiçbir huzursuzlukla karşılaşmadım. Daha sonra ikinci kez gittiğimde yine aynı şeyleri hissettim ve yaşadım. Artık emindim, ben Saraybosna’ya aittim. Saraybosna, sevgilim benim.
İşte Saraybosna Sevgilim özel sayısı ile yeniden ve mütemadiyen Bosna-Hersek!
Başta Hatice Oruç olmak üzere Ercan Şen, Yasin Aktay, Hakan Albayrak, Yusuf Armağan, Bedia Tanoviç, Elif Emine Kotan ve Mukadder Tanoviç’in samimi gayretleriyle hazırlanan Saraybosna Sevgilim özel sayısında, Abdullah Sidran, Necad İbrişimoviç, Cemalettin Latiç, Mustafa Çeriç gibi Bosna’nın ve dünyanın en büyük alim ve şairlerinin tarihe sahih tanıklık eden metinlerini, söyleşilerini okuyacaksınız. Emira Albayrak’ın Bir Gün adlı müthiş hikayesiyle savaşın boyutlarına ve ruhuna tanık olacaksınız. Arif Ay, Nihat Genç, Mehmet Kahraman, Aydın Ünal, Yasin Aktay, Bahadır İslam, Muharrem Sevil, Ercan Şen, Süleyman Gündüz, Hüseyin Kansu ve Hakan Albayrak’ın metinleri ile Saraybosna’nın sevgiliniz olduğunu bir kez daha anlayacaksınız. Üstad Ebubekir Kurban’ın dediği gibi, insan Allah’a inanır, Saraybosna’yı ve Aliya’yı sever.
Tezkire’nin Saraybosna Sevgilim özel sayısını hazırlama kararı, Temmuz 2005’de Srebrenitsa Şehitliği’nde alındı. Bu eser, Srebrenitsa Soykırımı Şehitlerinin ve tüm Şehitlerin aziz ruhlarına ithaf olunur."
Sadık Battal
Yorumlar
Saraybosna Sevgilim
Cts, 06/05/2006 - 23:15 — Metin TEKİNSadece Saraybosna mı yitik evimiz? Keşke herbirini evimiz gibi yeniden bir bir gezebilsek. Eğilip toprağına "Biz sizden kopmadık!" diye fısıldayabilsek. Yüreğimizdeki sevdayı, hasreti hissetirebilsek...
"Saraybosna Sevgilim!" ne güzel bir fısıltı; sanki hücrelerim Saraybosna'ya doğru akıyor...
Saraybosna Yüreğim!
Paz, 07/05/2006 - 01:04 — Ulvi Alacakaptanİster kızın ister kızarın bu özenti ve benzemeci laflardan hazetmiyorum Ya HU bizim kendi dilimiz yok mu?
Saraybosna Sevgilim Hiroşima Mon Amour (Hiroşima Sevgilim) adlı roman/film den ağır esinlenmedir,
Laf Ortada Beğenen Buyursun
www.ulvialacakaptan.com
Sevgi
Paz, 07/05/2006 - 01:56 — Metin TEKİNSevgi gönül dili
Gönül bilir kim sevgili
!!!
Paz, 07/05/2006 - 14:23 — alper gencermadem ki sevgili ulvi alacakaptan kızma imkanını bir tercih olarak önüme sürmüş, e o vakit bunu sonuna kadar kullanma hakkını inhisarıma geçiriyorum. bunun kişisel bir husumet doğurmasını hiç arzu etmem, lakin hiroşima sevgilim'den intihal olsa ne olur, olmazsa ne olur Allah aşkına! hiroşima'da iskeletlerine değin yanan insanların birer Allah parçası olduğunu unutuyor muyuz acaba? Ne yani, Hiroşima'da can vermiş olanlar, benim kalubelada yan yana durduğum ve ant içtiğim kardeşlerim değiller mi? Srebrenista'da olanlar, Hiroşima'da olanlara benzemiyor mu? Sevgilim sözcüğü(hele ki sevgilim sözcüğü) kimin tek eline geçmiş de, yek kullanımına bakarak "İstanbul sevgilim" dememi engelleyecek bir şekilde ortaya konacak. Bana soracak olursanız, olaya en insani tarafından bakmak gerek. Ha Hiroşima Sevgilim, ha Saraybosna sevgilim....tayf'tan dönen Allah resulunün kendisini taşlayan insanlara rağmen "onların arasından hala salih müslümanlar çıkabilir" hadis-i şerifi yalnızca bir peygamber sabrına mı işaret ediyor. Yoksa, ayet ve sünnet bağlamında hayatımızı idame ettirmemizi isteyen efendimizin, bu sabrı ve her yaptığı bizim için bir ihtimal mi doğuruyor!?
sevgili ulvi alacakaptan, bu tarz şekilci yahut teknik yaklaşımları oldukça bön bulduğumu ifade etmek isterim. halis bir niyetle, Srebrenista katliamında şehit olanların ruhlarına ithaf edilmiş ve de insanüstü bir çaba ile oluşturulmuş "Saraybosna Sevgilim", görüyorum ki sizin "hesaplayan düşünce"nize denk gelmiş. Heidegger, düşünceyi iki biçimde kategorize ediyor: "düşünen düşünce"(ki anlamın peşinde koşturur) ve "hesaplayan düşünce"(bu da teknik peşindedir). Teknik düşünce hissin baskılanıp aklın öne geçmesiyle önümüze modern bir dünyayı koyarken, mana, birimizi ötekine yakınlaştıran içe doğru bir hareketin mümessili oluyor.
sevgili alacakaptan, bu modern bir algılayıştır. "yargı gücü beğenme ya da beğenmeme duygusuna kural koyar, beğenme ya da beğenmeme duygusu da yargı gücüne..." diyor Kant.. Ama bu felsefenin safi akılla yapılan bir felsefe olduğunu unutmamak gerekir. böylesi güzel bir çalışmayı duygudan çelenklerle karşılamak yerine, ne diye onu aklın estetize ettiği bir yargı gücüne amade kılalım ki? acemilik yahut adına ne konursa konsun teknik anlamda bir olmamışlık, bizim arkadaş milliyetçiliğimizi, çökük bir mimari altında olsa bile bu, engeleyecek mi sizce? mümkün mü? Çanakkale Savaşı'nı aklınıza getirin, imkanın ya da tekniğin el vermesi ile kazanılmış bir harp midir ki garbın düşüşü! hayır sevgili ulvi alacakaptan, melekleri hesaba katmayan bir milletin gafletinden öte bir durum değildir bu zafer! siz yüreğinizi kavi tutun, safları sıklaştırın ve yalnızca ama yalnızca buradaki iyi niyetin farkına varın, onu gözletin yeter! ötesi Allah'a kalmış.. bu yoksun zamanda birbirimize tutunmak dururken, alın teri ile oluşturulmuş bir çalışmanın ismini yavan bulup yabana atmadan evvel, bu hareketinize sebep olan dürtülenmelerin aklınızdan mı yoksa yüreğinizden mi neşet ettiğine dönüp şöyle bir bakın isterim. tabi yine de, sizin bileceğiniz iş! dua ve muhabbet ile...
Şark Cephesinde Yeni Bir Şey Yok!
Pzt, 08/05/2006 - 01:00 — Ulvi AlacakaptanBana sevgili diye hitap eden şair sözü dürtülenme sözcüğünde duvara toslamış İnsan kardeşliğini bana Peygamber'den Kant a kadar uzanan yelpazede öğretirken aklı öne koyup yüreğimin soğukluğundan dem vurmasını Gençliğinin Alplerinde gezinmesine bağlıyorum.
Husumet benim gönül ve dil dağarcığımda olmayan bir kelime.
Hiroşima ile Srebenisca yı özdeşleştirmek de sanatsal fantazılerimin ötesinde kalıyor.
Hiroşima Mon Amour a Srebenisca öznesini yüklemek genel sanat kavrayışında hoşgörülür bir durum değildir.
Muhabbet gibi bize has bir gönül hoşluğunu yavanlaştıracak kadar yinelemeyi de bir yana bıraksak fena olmaz!
Başlığı beğendiniz mi?
Akıl veya yüreğin mihenginde!
Laf sahibini buldu o kızarmadı
www.ulvialacakaptan.com
genel sanat kavrayışı...
Pzt, 08/05/2006 - 01:17 — alper gencergenel sanat kavrayışı diye bir şey ilk kez sizden duydum ağabey,
yazdıklarınız da kızaracak bir şey yok, ama bir Ömer öfkesi hasıl olabilir.
size yukarıdakileri yazdıktan sonra, sitenize girip dolandım biraz.
iş ahlakınız takdire şayan, Allah selametlik versin.
Bosna'ya gidip gitmediğinizi merak ettim sadece,
dürtüden kastım mübalağalı bir menfilik barındırmıyor;
durumu mimari açıdan ele aldığınızı düşünmemden ileri geliyor.
Gençliğimin yıkılmaya hazır kuleleri olduğu doğrudur
ve fakat Alpler, ismime konu olmaktan öte bir hayal barındırmıyor bende.
ama böyle görmüşsünüz, böyle takdir etmişsiniz..diyecek bir şey yok.
çalışmanın içinde, Sadık Battal'ın verdiği çabanın böylesi çarçabuk bir
eleştiriyle zail edilmesinden korkmamdan ileri gelen refleksif bir tepkiydi bu.
bir koruma güdüsüyle işe girişmeme af buyurun, zira çalışmanın nasıl
yapıldığına şahidim. bir şekilde nefsime de dokunmuş olabilir kelimeleriniz.
eğer ki öyleyse Allah affetsin, özrümü bağışlayın.
Allah'a emanet olun inşallah..
Kucak açtık :)
Pzt, 08/05/2006 - 13:26 — Elif BeliinceKız Kulesi Yazıları
BİZİMKİLER/BİZİM(Mİ)KİLER
www.ulvialacakaptan.com'dan alıntıdır.
Soru soran cevap vermeye de hazır olsun.
Evet ben örnek bir mümin değilim.
Kaldı ki örnek bile değilim.
Ama sesimin bukadar hırçın,kelimelerimin böylesine keskin olmasını hoşgörün.
Kardeşlerim benim kaçtıklarıma doğru koşuyorlar.
Bugün değerli sanılan kişi ve yerlerden kaçtım ben.
Birsürü yalnışım,günahım var ama sizin kardeşinizim.
Atsanız atılmam satsanız satılmam.
Başınızın belasıyım düpedüz.
Tabii her söylediğini doğru sanacak kadar sapıtmış değilim.
Ama cevap verin bana elinizin bir kenarıyla ,kenara itmeyin.
Bizimkiler'den kaçtım Bizimkiler'le kucaklaşmak için.
Bizim(mi)kiler yine Bizimkiler olsun,
inşaallah.
Alper Kardeşim'e muhabbetle
Pzt, 08/05/2006 - 16:56 — Ulvi AlacakaptanGenel ya da temel sanat kavrayışı derken bu alandaki evrensel kabullerden söz ediyorum.
Bosna ya gitmedim ancak efsanevi Bosna Dayanışma Gurubunun üyesiydim karınca kararınca da çalıştık bu alanda.
Cemalettin Latiç le uzun bir röportajımız da olmuştu Niyeti sürüyorsa Srebenisca Cehennemi isimli oyununu ben sergileyeceğim inşaallah.
Ben hiçbir çalışmanın zayi edilmesıne rıza gösteremem İçeriğini bişlmediğim okumadığım bir sayıyı da eleştırecek kadar edebi çalışmalara uzak değilim.
Bilvesile HzAli nin sözünü anımsatalım Kimin söylediğine değil ne söylediğine bakalım
Arkadaşımızı değil amelini savunalım!
Ortada bir özüre gerek yok.
Biz birbirimizden öğreniyoruz.
Amaç bir rivayet muhtelif olabilir zenginliktir kardeşim.
Her ölüm BAŞKASININ ÖLÜMÜ dür
www.ulvialacakaptan.com
Ulvi Ağabey'ime Dua ile...
Pzt, 08/05/2006 - 17:06 — alper gencerDoğrudur abi, dediklerin bana "mantıklı" geliyor.
Ama bir doğulu olarak evvela safları birleştirmekten yanayım ben :)
aklıma Ali deyince, direk dost geliyor zaten.
"bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" ve de
fethi gemuhluoğlu'nun Ali'ye işaret eden o muhteşem söz tabi ki:
"dost ol kimsedir ki, öldürülmesi muhakkak ve mukarrer olan gecede dostun yatağına girer,
ŞAH-I VELAYET olur!"
muhabbet ve dua ile ağabaey...
Sarajevo divno mjesto
Pzt, 08/05/2006 - 12:52 — Elif BeliinceSaraybosna, Boşnaklar'ın Sarajevo Divno Mjesto "Saraybosna Sevgilim Benim" diye tanımladıkları "Sevdalılar Şehri"dir.
Biz aynı suyun kaynağını hala kullanıyoruz, büyüyoruz.
Söz ortada,alınan ancak alınır.Tanrının İfadesi: Mü'minler ancak kardeştir.
Yineliyorum!!!Bir çığlığı katarak ardıma.
Saraybosna Yüreğim'dir!!!
Saraybosna ise sevgilim...
Sarajevo Divno Mjesto..
Saraybosna Emanetim Benim!
Pzt, 08/05/2006 - 17:04 — Ulvi AlacakaptanYazımı alıntıladığınız icin teşekkür ederim
İtiraz noktamda duruyorum BaşliğinSaraybosna sevgılım benim sözünden değil Hiroşıma Mon Amour dan alındığını sanıyorum yanılıyorsam da benim yanılgım Affola!
SARAYBOSNA,MAKSAT VE MURAT...
Paz, 07/05/2006 - 18:39 — Şahin TorunSevgili Ulvi Bey'in, isteyenin kızıp isteyenin kızarabileceği öngörüsü ile dile getirdiği eleştiri bir bakıma (kızarılacağı hususu bir yana; zira niye ve neden kızarılsın ki?..) kızılacağı hususu daha baştan bilinen bir yöntem üzere kurulduğundan oldukça manidar bir içerik taşıyor...
Yani bir eleştiri yapılıyor ve birilerinin kızabileceği peşin peşin kabul ediliyor...Burası çok ilginç, ilginç ve düşündürücü...
Saraybosna Sevgilim benzetmesinin Hiroşima Sevgilim orijinalinden esinlenmiş hali hakkında konuşmak ve bunu eleştirmek elbette anlamlı...Bu konu dolayısıyla dil ve yöntem meselemiz elbette konuşulup eleştirilebilir; ancak daha çok yönteme ve dile dayalı olarak yapılması gereken bu eleştirinin sanki de yapılan işi küçümseyen, aşağılayan ve değersiz kılmaya yatkın bir içerik taşıması, kızacakları tahmin edilenler gözünde Ulvi Bey'in yapmış olduğu eleştiriyi de en başından tartışmalı hale getirecektir...
Hal böyle olunca da, muradı Saraybosna olan bir çalışmanın hangi maksatla eleştirildiği gibi bir soru gelebilir gündeme.
Zira; bazı zamanlar maksadı muradını aşan sözlerin söylendiği de vakidir...
Dikkat etmek gerekir...Vesselam...
MEHDİX VE RAMO VE DE İSLAM TEKSAS'DA
Pzt, 08/05/2006 - 01:10 — Ulvi AlacakaptanGerçekten anlamadım ben çalışmaya değil başlıktaki sanatsal hırsızlığa dikkat çekiyorum.
Kızmak ve kızarmak etiketi ise sadece bir gülümsetme uyandırmak için idi ama hakkımdaki ön ve genel yargılarla dolu tepkiler arz-ı blog etmeye başladı.
Eleştiri ciddi bir yazındır. Ben sadece bir değinmede bulundum.
Kendi dilimiz kendi özümüzdür. Birbimizin diline tutkun olmayacaksak kardeşliği nerede bulacağiz ki?
Haylaz Kardeşiniz'den Selam!
www.ulvialacakaptan.com
KALP, DİL VE SELAM İLE...
Pzt, 08/05/2006 - 12:12 — Şahin TorunAleykümselam Sevgili Ulvi Bey; kişisel serüveninizle kalbimizde tuttuğunuz ayrıcalıklı yeriniz bir yana, sadece içinde bulunduğumuz cemaat nedeniyle bile hakkınızda erz-ı blog eylediğini düşündüğünüz ön ve genel yargılarla işimiz olmaz evelallah...
Dolayısıyla, ister ön isterse genel olsun böylesi bir yargı bize yakışmayacağı gibi Ulvi Alacakaptan' da bundan beridir diye düşünüyoruz...
Sözümüz maksat ve muratlarına kefil olacak kadar tanıdığımız kardeşlerimizin yapmış oldukları bir iş hakkındaki titreyişimizin ürünüdür...
Belki duygusaldır biraz, belki hesapsız bir sahiplenme beyanıdır ama kalp işidir neylersiniz ki, böyledir...
Allah'a emanet olunuz.
Saraybosna Muhabbet Artırıcıdır
Pzt, 08/05/2006 - 17:18 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Ulvi Bey ile Alper Bey arasındaki muhabbetin zamana bağlı olarak artmasıyla birlikte Saraybosna'nın muhabbet artırıcı olduğu tescillenmiştir. Cenab-ı Hak'tan devamını diler, saygılar sunarım...
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
"Saraybursa Sevgilim"
Pzt, 15/05/2006 - 20:30 — medine doganSayarbosna sevgilim'i dün iki defa izledim.Vadi kitabevine onun icin birgunde uc defa gittim. iilk ikisinde gittigimde yok dediklerinde ucuncu gittigimde oradakilerde benim fazgecmiyecgimi anlayinca kendi etraflarinda aramaya basladilar.Vaktiminde olmadigini anlayinca buyuk cabalar sonunda bulup bana getirdiler.Hediye olarak verdiler.
Eve geldigimde o kadar sasirdimki, cunku ayni film sevgili hakan Albayrak kardesimde bana hediye olarak birakmis.Yani körün istedigi bir göz Allah verir iki göz.Galiba en guzel bunun uzerine soylenilir.bende iki defa izledim.Gorduklerim beni o kadar etkilediki, diger konulari beni hic ilgilendirmedi.
Saraybosna sevgilim nicin kimden esinlendiklerini bilmiuyorum,ama o kadar ictenlikli ki,bunu baskasinda taklit oldugununa inanmiyorum.oyle olsa idi, kalbe bu kadar yerlesmezdi.
Allah peygamberine "habibim" dememis mi? arap arkadaslarimin "ya habibi" diye hitaplari nerede esinlenebilir ki?
Hirosima da esinlenmis olsa bile butun acilar kardes degil mi?
Butun sehirlerin kardes oldugu gibi.
selam ve dua ile......
Saraybosna Sevgilim
Çar, 04/10/2006 - 13:25 — Şadan ErcanDergiyi temin edemeyenler için irtibat bilgilerini veriyorum:
Vadi YayınlarıBayındır Sk. 36/B Kızılay Ankara
Tel: 312- 4356489