İmam Hatip mezunu…
İmam Hatip liselerinin varlığından rahatsızlık duymayan bir kitlenin desteklediği bir televizyonda haber sundu.
İlk başlarda kekeledi.
Nihayet konuşmasını düzeltti.
Şimdi, işi, geçmişine sövmek oldu.
Geçmişine sövdü.
Çünkü…
İmam Hatipleri kapatma planının uygulanmasına tepki veren kesimin düşünce geçmişinde imzası olan, bu topluluğun toplumsal var oluşunu eriyip tükenmeden devam ettirmesi için bütün enerjisini sarf eden, modernizm karşısında İslami kimliğin dik duruşunu sağlamak amacıyla her türlü hayati riski göze alabilen bir rol üslenen ve Cumhuriyet dönemi İslami uyanış düşüncesi tarihine ismini kalın harflerle yazdıran bir şair ve düşünür olan Necip Fazıl hakkında bilip bilmeden iftira yüklü bir yazı kaleme aldığı için…
Malatya hadisesinin iç yüzünden habersiz sadece kulaktan dolma bilgilerle sanki Necip Fazıl’ın bu olayla direk bir irtibatı varmış havası vererek Necip Fazıl’a çamur atmaya çalıştığı için…
Necip Fazıl’ın mahkeme heyetine hukuk dersi vermek adına sarf etmiş olduğu o harika söz demetine “laf” diyerek güya kıymetsizlik süsü vermeye çalıştığı için…
O ifadeleri kullanan büyük şaire kendi idrak sınırlarını aştığını fark ettiği cümleleri sebebiyle “cambaz” dediği için…
Necip Fazıl’a “üst perdeden konuşur,genellemeler yapar,asar ve keser,gerçekçilikten hayli uzak hedefler koyar ve sanki o hedefe hemen yarın ulaşacakmış gibi bir hava yayardı” diyerek perdenin altından insanların özeline göz dikerek gerçekleri gösterme cingözlüğü kılıfı altında haya perdesini yırtıp bütün hedefsizliğini ifşa ettiği için…
Bir medrese kaçkınının tüm komplekslerini üzerinde taşıdığı halde güya kompleksle özgüven arasında bir irtibat kurmaya çalışarak sapla samanı karıştırmak gibi bir beceriye imza atığı için…
Ve böyle yaparak kendi özgüvensizliğinden gelen basit ruh halinin tüm komplekslerinin üstünü örtmeye çalıştığı için…
Necip Fazıl’ın “İdeolocya Örgüsü” nün 1. Faslının “Doğu-Batı” bölümünde “Biz baştan başa yeryüzünü kaplayan ve hatta yıldızlarda insan ve arada temas vasıtası bulunsa, oralara ve her tarafa kadar bütün mesafe, istikamet, hacim ve hareket alemi üzerinde tam bir gerçeklik ve uygunluk iddia eden külli ve beşeri bir davanın işçileri olarak, kendimizi Doğu-Batı diye mevhum ve muteassıp bir ayırt edişe bağlayamaz, böyle bir darlığa sığdıramayız.” bakışı ortada iken,büyük düşünür hakkında, Batıya yönelip Doğuyu ihmal etmeyelim demek yerine Doğuyu aşırı ve abartılı bir şekilde kutsallaştırdığını söyleyerek, kuru sıkı bir cahil olmadan Necip Fazıl’a yönelik böyle bir genellemeye gidilemeyeceğini itiraf ettiği için…
Bir şahsiyetin onuruna yapılan tasallut girişiminin karşısında “hayır, bu şahıs temizdir” demenin tarihe tek yönlü bakmak anlamına mı geldiği yoksa gerçeği açıklama gayretinin bir ürünü mü olduğu meselesine gelince; Necip Fazıl’ın, Abdülhamid ve Vahdeddin’e “temizdirler” hükmü vermesi ve bu iki şahsiyet hakkında “kızıl sultan – vatan haini” yaftasını indirenlerin bile pişmanlık duymaları, gerçeğin ne olduğunu belli ettiği halde, Necip Fazıl’ın tarihe tek yönlü baktığı iddiası, bu cahilin cehalet derinliğinin boyutlarının pes dedirtecek derecede vahim olduğunu bize gösterdiği için…
Necip Fazıl’a ait olduğunu iddia ettiği “Türkler idare sanatında ne kadar ileri ise düşünme sanatında o kadar geridir.” hükmünü Necip Fazıl üzerine güya aykırı bir yazı yazarak bizzat kendisi üzerinden isbat ettiği için…
Merd-i Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söylermiş.
İyi!Bir fırsatını buldu, yavuz hırsızın ev sahibini bastırması uyanıklığıyla dönekliğini itiraf etmiş oldu.
Bizden de, bütün bu yaptığından dolayı dönek’e bir çift söz hediyemiz olsun…
Dönek!
Necip Fazıl’a isnat ettiğin bu sıfatlar yüzünden O’nun makulde kalmak yerine uçuşa geçtiğini iddia ediyorsun. Bilmelisin ki, içine bindiğin uçakla yapmış olduğun bu alçak uçuş! dolayısıyla gider bir yere toslarsan,o zaman kendi etrafında dönmenin kimseye zarar veremediğini anlarsın…
Topaç, dönerken kazdığı kuyunun çapının gittikçe büyüdüğünün farkına varamaz.
Bizden söylemesi…
Yorumlar
GRİ / ENTELEKTÜEL(!)
Paz, 18/06/2006 - 16:38 — Mustafa ÖZTÜRKbir kimlik probleminin renk karmaşasını en güzel şekilde ifade eden, yine ismet özel'in şu mısraları olsa gerek;
"Köleler gördüm, karavaşlar
hayaları burulmuş bir adamın ayaklarını yıkamaktalardı
artık kelimeleri kalmamış fiyatları sormaktan
saçları taranılmaktan usanmışlar
sinemalarda saklanıyorlar kışın
yaz olunca denizin yalayışlarına
kaldırımlarda demokrat
otobüslerde dindar
geceyi
saatlerine bakarak anlıyorlar
ve sabah
gökyüzünün karnını gerdiği zaman
dağların kokusundan fabrikalar
acıkınca
Köleler!
gözleri camekânlarda."
.............
nokta.
Artık o bir Sabetayist
Paz, 18/06/2006 - 23:10 — Hasan Hüseyin Koşarkırk ambar
Hiç üzülmedim o malum şahsa. Yemek yediği kaba tükürenlere ne dendiğini de biliyoruz. Sadece Necip Fazıl merhuma atsa çamurunu ucuz kurtulduk diyeceğiz. Ama o önüne kim gelirse -İslami hassasiyeti olan her kim olursa olsun- iftira atıyor, akıl veriyor. Kendisine de yazmıştım yakında onu kanal d haberin başında görürüz. Hayırlı olsun ne diyelim. Kendi istek ve arzusuyla düşene acınmaz!
"SÜRÜNEN ADAM"
Çar, 21/06/2006 - 14:36 — nuri özalSayın: Sait Mermer
Alçak uçuş başlığı ile yazdığınız yazının işaret ettiği kişi (bana göre) "a.hakan'dır.
Alçak uçuşunu tamamlamış ve şu anda sürünen adam konumundaki bu şahsı bizim gibi insanların ciddiye alıp böyle satırlarca yazı yazmasına bile gerek yoktur. Bence hiç ciddiye bile almadan yok saymak daha doğrudur. Sizide bundan sonraki yazılarınızın daha ciddi olması konusunda uyarmak.istiyorum. Yani tabiri caizse muhatap alacağınız kişiyi bilin lütfen. Saygılar sunarım.
Nuri özal
Ahmet Hakan..
Çar, 21/06/2006 - 23:40 — Serkan TekinSerüvene girmiş Ahmet'lerimden bazıları hep ilginç ve etkin olarak kalmıştır:
Ahmet Altan
Ahmet Özhan
Ahmet Kaya
Ahmet Hakan
Bunların hepsi de kendilerince orjinal bir duruş sahibiler bence. Ama yazıya mevzu olan Ahmet'in (öz)eleştiri dozu çok fazla ve çok aşırı açık sözlü, bazen de abartıyor.. Peki hiç mi doğruluk payı yok? Mesela en son "töre ve din" diye bir yazı yazdı.. Bunları daha önce duymuş olsaydık, en azından yazının dozu bu seviyeye gelmezdi.. Yaşar Nuri Öztürk ve Ahmet Hakan, belirli bir yörüngede paraleller.. Bu durum, statükocuları ve cemaat ırkçılarını sinir ediyor.
Bendeniz, dozunu abartılı bulsam da, yazılarını ve programlarını ilgiyle takibediyorum Ahmet Hakan'ın.. Ve ayrıca, Necip Fazıl ile ilgili hiç eleştiri yapılamaz mı? Örneğin abartılı kafiye tutkusu yüzünden acayipleşen bazı dizeler ve şiirler mesela, yahut yazdıkları/yaşadıkları oranı?
"...şimdi tûfan başladı..."