renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Filistin: İnsanlığın Bitmeyen Trajedisi

Onu unuttuk yine ve bu, ne kahreden bir unutkanlıktır. Onyıllardır hep böyle; bir gündeme geliyor, bir gündemden düşüyor. Ama gündemimizdeki yeri değişse de o, insanlığın dinmeyen yarası olarak kan ağlamaya devam ediyor. Araya başka yaralar da giriyor, daha doğrusu ondan sonra birçok yeri yaralandı/yaralanıyor insanlığın, can evinden vuruldu/vuruluyor birçok sefer… Ama bu geçici yaralar sağalıyor ve diniyor, o ise hala kanıyor, hala yanıyor. Evet Filistin’den söz ediyorum, insanlığın görüp göreceği en büyük insanlık trajedisinden yani.

11 Eylül’den sonra dünyayı yönetenler şöyle pratik bir yöntem geliştirdiler: herkes kendine göre bir terör tanımı yapsın ve herkes kendi terörünü kendine uygun yöntemlerle çözsün. Dolayısıyla bir olayın terör olarak tanımlanması için tüm insanlığın üzerinde ittifak etmesi şart değil artık. Bundan dolayı Amerika, hiçbir geçerli dayanağı olmadan Afganistan ve Irak’a yapacağını yaptı. Ve bundan dolayı artık dünyada, herkes kendi terörüyle mücadele etme hakkını elde etti. İşte İsrail de kendi ‘terör’üyle kendine has yöntemlerle mücadele etti/ediyor ve bunun sonucu olarak Filistin’de acılar dinmiyor. Kaldı ki hakim güçlerin argümanlarında Ortadoğu’dan “İslami Terör(!)”ün kaynağı olarak söz edilir zaten, her fırsatta. Dolayısıyla buranın radikal unsurlardan temizlenmesi, insanlığın geleceği ve selameti açısından önemlidir. Yapılan tam da budur işte: insanlığın selameti için Ortadoğu’nun radikal unsurlardan arındırılması hareketi.

Bazı meseleler konuşulmadığı için unutulmaya yüz tutarken, bazı meseleler ise çokça konuşulup dillere pelesenk olduklarından, onların gerçek boyutları unutulur. Konuşuldukça aşınıyor yani bazı konular. İşte Filistin de onlardan birisidir. Yarım asırdan fazla bir zamandır gündemimizde, ama gerçek anlamda ona eğilmemiz için -sanki eğilip de ne yapıyoruz- baskı ve şiddetin olağanın üstüne çıkması gerekiyor. Her gün orada üç-beş kişinin ölmesi, doğal bir şey zaten, olağan bir şey, yani olması gereken. Orada insanlar öldürülmeyecek de ne yapılacaklar, beslenecekler mi yani? Orada yaşayan insanların başka hakkı mı var? Dolayısıyla oradaki vahşette normal olmayan bir durum yok. Vahşetin bilançosu 50-100-200’e çıktığı zaman ancak sorun var gibi algılanıyor. Gazetelerle, televizyonlarla, mitinglerle, tekbirlerle, dualarla, namazlarla, onları hatırlamaya başlıyoruz. Ve o zaman da aslında biz orada Müslümanların öldürülüyor olmasına değil, bu kadar ‘çok sayı’da, kitleler halinde öldürülmesine tepki gösteriyoruz. Bilinçaltınızı yoklayın, orada insanların zulmen öldürülüyor olmasından çok, bir soykırıma tabi tutulmasına kızdığınızı ve bunu protesto ettiğinizi dehşetle farkedeceksiniz. Yani orada üç-beş kişinin öldürülmesi, köpeğin adamı ısırması kabilinden, haber değeri olmayan ve sıkça rastlanan, kanıksanan bir durumdur artık. Cinayetlerin boyutlarını lütfedip de biraz aşağıya indirdiklerinde başka gündemlerin peşine takılırız hemencecik. Ve ne çabuk unuturuz. Önce manşetlerimizden aşağılara, oradan da ikinci üçüncü sayfalara ve nihayet dış haberler sayfasına (Nuri Pakdil’in ‘Ortadoğu’nun dış haberler sayfasında ne işi var. O bizim iç haberimiz’ diyen sesini duyar gibiyim...) küçük ve sıradan bir haber olarak yerini alır: İsrail’le Filistinli militanlar arasında çıkan çatışmada şu kadar Filistinli öldü. Ve “kaçan bir gol kadar üzülmüyoruz, ölürken çocuklar” o güzelim Ortadoğu’da.

Ama Araplardan bize ne? Hem bize ihanet etmemişler miydi zaten? Böyle bir iddia doğru değildir. Kaldı ki doğru olsa bile bu tez, bize, bu vahşete kulak tıkama hakkını verir mi? Elbette ki hayır. Arapların ihaneti meselesi gelince; böyle bir şeyin olmadığına tarih tanıklık eder. Bu bir. İkincisi, biz İsrail terör devletini tanıyarak, tanımakla kalmayıp can-ciğer kuzu sarması olarak, Arap ve tüm dünya Müslümanlarına ihanetin en büyüğünü etmedik mi? Üçüncüsü, uzun yıllar bağımsızlık mücadelesi veren ve istiklaline kavuşan Cezayir’i biz ne zaman tanıdık? Ve son olarak şu soru: Şerif Hüseyin’in yaptığı bütün Arapları kapsıyor ve bağlıyorsa, bu günkü hükümetin Irak ya da Filistin politikasının sorumluluğunu almaya hazır mıyız?

Bunun yanında, ‘bana ne Filistin’den’ diyebilir miyiz? Diyenler diyebilir, ama biz ne olursa olsun diyemeyiz. Kudüs orada çünkü. Kudüs, şu yüreğimizin üzerinde bir tül gibi duran, namusumuz, şerefimiz, onurumuz Kudüs.

Mescid-i Aksa orada. Yani Müslümanların ilk kıblesi, Kur’an-ı Kerim’de etrafı mübarek kılındığına dair haber verilen Mukaddes mabet. Allah’ın Resulü’nün, Mescid-i Haram ve Mescidi Nebi’den sonra yeryüzünün en mübarek mekanı olduğunu söylediği yer.

Evet, “Filistin bir sınav kağıdı her müminin önünde” ve sınav devam ediyor. Can sıkıcı ve bir o kadar da trajedik bir sınav. Savaş, kavga anlaşılır bir şey ama bu soykırımı kabullenmek ne ağır geliyor insana.

Otomatik silahlara, tanklara karşı taşlar ne kadar da yetersiz. Yetersiz ama onurlu.

Bu trajediye karşı seslerini yükseltenleri selamlamak lazım. Aksa çocuklarının intifadasını yürekten kutlamak lazım. “Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde/ bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu” diyen Akif İnan’ın hüznüne ortak olmaktan başka yapacak bir şeyimizin olmaması ne kötü. Bir şeyler yapmak gerekir ama o şeyin ne olduğunu bilmiyorum. Liderlerimiz, kanaat önderlerimiz, büyüklerimiz, başlarımız buna bir çözüm bulmalı. Formülü bilmiyorum. Ama lanetli oldukları Kur’an ayetiyle sabit olan bu azgın ırkın, insanlığı adım adım felakete götürdüğü de artık bir gerçektir.

Bu bir dua çağrısıdır. Çünkü gündemimizin birinci sırasında olmasa da, Filisitin’deki büyük trajedi artarak devam ediyor...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

...........

mükemmel tesbit elinize sağlık.
ah bir anlayabilsek.

hükümsüzleştirilmek!

Filistin deyince aklıma gelen tek kelime: hükümsüzleştirilmek! Alev Alatlı’nın “Aydınlanma değil, merhamet” kitabından bir sözü …
Hükümsüzleştirilmiş bir hükümet,tercihlerinden dolayı hükümsüzleştirilmiş bir toplum…
Hükümsüzleştirilmiş masum çocuklar,Hüda, Muhammet…adını bildiğimiz, bilmediğimiz yüzlercesi gibi.Tıpkı Iraklı, Afganistanlı çocuklar gibi…
Bitmeyecek bu trajedi,ta ki Müslümanlar tek vücut oluncaya kadar. Müslüman, Müslümanın derdiyle dertleninceye kadar…
Keşke, en azından yaslarını tutabilseydik.Mesela düğünlerimizi iptal edebilseydik..ne bileyim,cenaze havası, bir parça da olsa esseydi evlerimizde ya da kalplerimizde..O çocukların resimlerini odamıza, ofisteki masalarımıza, en sevdiklerimizin resimlerini koyduğumuz gibi koysaydık…
Yani kendimizden bir parça olarak görebilseydik.Bir şeyler yapmak adına…Bu kadarını elbette yapabilirdik.Lakin hükümsüzleştirilmiş Müslüman yığınlarıyız…Hem de bile bile…
Ne cenazesi, ne acısı, dünyaya bir daha mı geleceğiz!!! Vur patlasın çal oynasın!
Hangi vakte kadar!...

"Yirmi yıl var ki kardeşim / Şiir yazmıyor / Savaşıyoruz"

"Yaz!
Arabım ben
Kimlik numaram: Elli bin
Çocuk sayım: Sekiz
Dokuzuncusu yazdan sonra gelecek
Aman bu ne köpürüş
..."

Kendimizi tanıtarak, şiir söyleyerek başlamak Filistin'den sonra gelir. Bir gidip bir gelen Filistinleri var bazılarının, oysa ben bugün adımı Filistin koydum ve yazıklanmalar içtim sıcak sularla, ülkem adına yazıklanmalar içtim.
Evet Saadettin Bey, bir gidip bir gelen Filistinleri var bazılarının, oysa biz onlara yine şiir söyleyerek diyoruz ki:
"Bir Filistin vardı
bir Filistin gene var"

Binlerce şiir akmaktaysa kanınızda, nasıl durursunuz? 'Bu hali nasıl bilebiliriz?' Binlerce şiir yanınıza gelmiş; kalk! ve bir şey söyle!, diyorsa nasıl durabiliriz?
Filistin denilince ben, kolumdan koparırım bir şiir... Özgürlük için koşarken damarlarını koparır ya atlar, ben kolumdan bir şiir koparırım Filistin denince.
"Şiirlere sığınıyorum
Düşlere
Anlıyorum çok geçmeden
Düşlerime kadar girmiş bıçaklar
Bir mum yakıyorum
Kapanmayan yaramdan.
Bu gece
Bütün çakıl taşları soluyor"

Filistin ne diyeyim, en güzel aşk şiirisin!
Filistin'e susanları, kapananları, gözyaşlarını sayılarla akıtanları, "kaçan bir gol kadar" üzülmeyenleri "ölürken çocuklar" demesem, sussam göğsümü eze eze, yüreğime basa basa sussam.. yazıma kir bulaşmasın diye ne olur sussam... Çünkü:
"Ben barbarların atlarını iyi bilirim"

"Ölümün ve doğumun Filistin'i / taşıdım seni eski defterlerimde"...

İnsanlar diyorum sadace, insanlar.. bu kelimenin içine çok şey katarak söylüyorum.
"Hayır!" demen en güzel Filistin! Umutla birlikte çok büyüksün FİLİSTİN! Büyüsün büyüsün büyü büyüsün FİLİSTİN!

"Kekikten ve taştan Ahmed
Yükseleceksin
Hayır! diyerek
Derinden esvap yapacak
Kırlardan gelen köylüler
Zalimleri ortadan kaldırmaya
Bir çiçek olacak yumruğun
Bir bomba
Her gün hayır! demek için kalkan
Kılıçlardan kesik kesik gövden
Yeniden yapılacak
Doğacak güneşlerden
Ve dalgalarla nikahlanacak
Giyotin altında
Hayır! diyeceksin
Hayır!"

Yandığına yakıldığına kızıyor da bazen insan, bazen de "kahrın da hoş" sözleri öyle sarıyor ki, bitene kadar sarıyor ve şükür ve şükür:

"Kanayan yerlerimden
Anlıyorum yaşadığımı."

Ahh Allah'ım! Ne Azizsin, ne büyüksün! Tut Allah'ım bizi tut ki edemeyiz sensiz. Allah'ım ne güzelsin, Hikmet Sahibisin! Efendim, Cihanlar Sultanı, Ya Rasulullah ne güzelsin! Ahh Mekke, şehirlerin annesi ne kadar güzelsin öyle, ya kayıp çocukların.. yine de ne güzelsin... Filistin, Kudüs, Irak, Bağdat, Şam ne güzelsin!

........................ susku.. herkesi yağmalamış. "Ben barbarların atlarını iyi bilirim" Hesap sormayı da...
Saadettin bey, yazdıklarınız bana hiç unutmadığım bu yüzden hiç hatırlamadığım Filistin'i yeniden konuşturdu.. hoş ne zaman sustu ki...
Doğuya, Filistin'e ilişkin ilişkin yazmayı sürdürdüğüm kısacık duygu yüklü yazıma daha bir şevk kattınız. Onu şimdi daha çok yazmak istiyorum. Teşekkür ederim.

"gençliğin yüreğiyim her daim,
yüreğiyim beyaz kanatlı atlıların"
...

(Şiirler Filistin şairi Mahmud Derviş'ten)

ELİMİZDEN GELEN...

TARİH:30 Haziran 2006
YER: Beyazıt Meydanı
SAAT: Cuma Saati

kaç kişiydik orada?
sayılabilecek kadar az...
yazmak kolay,
bağırmak kolay, slogan atmak...
elimizden gelen bu ise evet bu kadarını yapıyoruz. yazıyoruz, kınıyoruz, geceleri duaya kalkıyoruz.
Allah insana silkelenmeyi nasip etsin...

Kaçan bir gol kadar üzülmüyoruz, ölürken çocuklar..

Çok anlamlı ve manidar bir söz anlayana. Eline yüreğine sağlık Saadettin kardeşim..
ALLAH razı olsun. Ben isterimki, bu duyguları taşıyan çok insan olsun..
Filistin, evet Filistin insanlık tarihinin en acı manzararası, utanç sayfası, çaresiz kalmak seyirci kalmak ne kadar acı..
Merhametlilerin en merhametlisi yüce rabbim, biz çaresiz insanların yapabileceği tek şey dua.. dualarımızı kabul et. filistindeki bu vahşetin son bulması için ellerini sana kaldırıp yalvaran kullarının dualarını kabul et. Bu insanlık vahşetine seyirci kalıpta, elinde çaresi olupta kullanmayanlara hidayet ver rabbim..
Her şey senin kontrolünde. Ben bilirimki sen istemeksizin bir yaprak bile düşmez dalından. Ey yeri göğü ve ikisi arasındakileri yaratan merhametlilerin en merhametlisi, herşeyi görüp gözeten bilen, ve herşeyin kontrolünü elinde bulunduran rabbim, içimizden geçenleri sen bilirsin. dualarımızı kabul et, filistine yapılan zülme destek verenleride ıslah et rabbim..ıslah et rabbim..
amin...amin...
Ey insanlar aslında bu vahşetin yapılmasının sebebi, kuran ahlakının yaşanmamasından kaynaklanıyor. Kuran ahlakı yaşanmadığı sürece insanlık bu vahşete bu olumsuz durumlara hep seyirci kalacaktır, hep mahkum olacaktır..
Birşey yapamıyorum diyen insan en azından kuran ahlakının yaşanması ve dünyaya yayılması için birşeyler yapabilir. Elinizdeki imkanlarınızı seferber edin ilgili mercilere, mesajlarınızı gönderin, kuranın ayetlerini hatırlatın..
Yabancı dil bilen kardeşlerimiz, kuran ahlakının yaşanmadığı ülkelere, çağrı yapsın mesajlar göndersin..
hiç birşey yapamasanızda samimi bir şekilde yapacağınız dua çok önemlidir.. asla unutmayınız..
Bu dünya kısa, ölümün ardında geri dönüş yok,ölümden sonraki hayatta çok önemlidir.. ölümden önce yaptıklarınız ölümden sonraki hayatınıza zemin hazırlar. bunu asla unutmayınız. kim ne ekerse onu biçer misali...
http://www.tevhidyolcusu.com/images/4.jpg bu ayet geriye dönüşün olmayacağını hatırlatmak için...
Ey insanlar, gaflet perdesini gözümüzden kaldıralım ve vicdanımızın bizi her zaman doğruya iyiye güzele çağıran sesini dinleyelim, kuran ahlakını yaşamaya ve yaşatmaya çalışalım. inanın yarın söyleyeceğiniz, keşkelerin hiç bir faydası olmayacaktır. Asla bugün yapacağınızıda yarına ertelemeyin, inanın yarın çok geç olabilir.
Cenneti kazanmak elimizde iken, cennetin anahtarını kazanmak elimizde iken bu fırsatı iyi değerlendirelim, inanın yarın gerçekten üzülenler oluruz. http://www.ayetler.com/data/link/YUNUS/images/yunus%20108.jpg bu ayet. size bir hatırlatmadır..
selam ve dua ile...

DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN YERYÜZÜ VE EVRENDEKİ HER VARLIK BİR KİTAPTIR....

ÇARESİZLİK NEDİR?

sayın turgut ocak beyin yorumunu okuyunca içim burkuldu,''bu ne yaman çelişki...''ızdırabı içinde, yanlışsam doğrulmak ve kastedilen ''kuran ahlakı''nın filistin ve mescidi aksa sorunu karşısında bir müslümanı nasıl ''çaresiz(!)''olduğunu düşünmeye sevk ettiğini anlamak için soruyorum? varoluşumuzun anlamı şu cümlemidir: ''biz çaresiz insanlardan, dua etmekten başka ne bekliyorsun Rabbim? ''bu bana tarihte örneğini sıkça gördüğümüz bildik cümleleri çağrıştırdı; kendilerine savaş emredilince: ''bizim savaşmamak için pek çok mazeretimiz var, Rabbinle birlikte git sen savaş Musa! ''biz kimiz? ne söylüyoruz? niçin söylüyoruz? bunca sözün hesabı nasıl verilecek? filistin bizim için ne büyük bir ızdırabsa kardeşlerim; kendi yitikliğimizde en az onun kadar acıdır! Allahın selamı üzerinize olsun!

SAYIN RÜŞTÜ BEY...

Açıklamada bir çelişki olduğunu söylüyorsunuz. bu konuyu daha iyi açarmısınız ne gibi çelişkiler var.. veya şöyle birşey demek istiyorum. benim açıklamamdan gerçek manada neyi anlayabildiniz..
bunun dışında, filistin ve mescidi aksa konusuyla kuran ahlakı konusuyla ilgili bağlantısını nasıl anlayabildiniz..
size şunu söyleyebilirim filistinle mescidi aksa sadece birer örnektir. kuran ahlakının yaşanmadığı her yerde buna benzer olumsuzluklarların olabileceğinin ve kuran ahlakını yaşamayan toplumların bu gibi şeylere mahkum olacağını dile getirdim.. yani bu gibi sorunların çözümü kuran ahlakını yaşamakla mümkün olacağını dile getirmeye çalıştım..
dahası varoluşun gerçek anlamını sizden bekliyorum rüştü bey kısaca ne demek istediğimi anlamadığınızıda hatırlatmak isterim.
benim sık kullandığım bir söz vardır eğer üye bilgilerimde yer verdiğim web siteme ulaşırsanız orada bu kullandığım sözü en başta görebileceksiniz..
söz şöyle..
Bir insan yaratılış gerçeğini düşünmüyorsa bu dünyada oluş amacını kavrayamaz diye..
kısaca rüştü bey anlatıklarımla senin yorumun hiç bağdaşmıyor kulandığım cümlenin ne manada kullandığımı anlayamayarak alakası olmayan cümleleri kurmuşsunuz..
selam ve dua ile..
DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN YERYÜZÜ VE EVRENDEKİ HER VARLIK BİR KİTAPTIR....

düzelti-yorum

''biz çaresiz insanlardan, DUA etmekten başka...''cümlemdeki DUAyı yanlış kullandım özür dilerim. TEMENNİ, DİLEK, İÇ GEÇİRME, HAYAL ETME vb demek istemiştim ki bildiğiniz gibi bunlar dua değildir, duaya ilişkin doğru kelimeleri aşağıda muammer derin kardeşimiz açıklamış.

turgut bey kardeşimin yorumundaki çelişkileride anlattığı bağlamda anlamış olduğumu cevabi yorumunda daha bir açılmış haliyle gördüm.çelişki şuydu kardeşim: kuran ahlakı ile mescidi aksa arasındaki bağlantıyı kuramıyor oluşunuzdu. dua ile temenni arasındaki farkı göremiyor oluşunuzdu ki en can alıcı ifadenle örnekleyecek olursak: ''filistinle mescidi aksa sadece bir örnektir(!) kuran ahlakının yaşanmadığı her yerde (ab-abd ve israil, sanırım kuran ahlakının yaşanmadığı yerler) buna benzer olumsuzlukların olabileceğinin ve kuran ahlakını yaşamayan toplumların bu gibi şeylere mahkum olacağını(!) dile getirdim...''

şimdi soruyorum, Peygamberimiz(S) taifte taşlanırken, mekkede ambargoya maruz kalırken, sürülürken, uhudda yenilirken... kuran ahlakını yaşamaya çalıştığı içinmi bunlar başlarına geldi yoksa...? bu gün filistinli müslümanlar, topraklarından çok mescidi aksanın savunmasını yapmaktadır ümmet adına ve hiçbir koşulda siyonistleri kabul etmeyeceğini deklare ettiği , kimliğinden vazgeçmediği ve geçmeyeceği (inşaallah) içindir yaşananlar.kuran ahlakı,duadır kardeşim,fiili bir başkaldırıdır (sünnet) tağuta, onun dayattığı dine(yaşama biçimine) boyun eğmemek ve direnişinde (imanında) sabır göstermektir. adanmaktır Rabbe koşulsuz-pazarlıksız ve vekil olarak Rabbini bilip meydan okumaktır tağutun (iblisin) ordularına, Hakkın orduları safında. Hakkın orduları nerede diyenimiz varsa; bu günden tezi yok bulsunlar Hakkın saflarını yoksa sizinde ifade ettiğiniz gibi yarın olacağı meçhuldür itikadımızca.merhum fethi şikaki mealen şöyle diyor: ''bugün, merkezinde KUDÜS olmayan hiçbir hareket İSLAMİ HAREKET değildir'' ve islami hareketin parçası olmayan müslüman olurmu acaba? son olarak, evrendeki her varlığın kitap olmasından kuşkumuz yok elbette; derdimiz kitabı okuyup yaşayacak ademoğulları buluşmasıdır.

Allahın selamı üzerinize olsun.

RÜŞTÜ BEY, HALA ANLAYAMADINIZ...

Bu konuda son yorumu mu yapıyorum. Çünkü biraz daha anlatsam, yine beni anlayamayacaksınız. Vede bu kez sevgili peygamberimiz zamanından değilde, Hz. isa Döneminden örnekler vermeye çalışacaksınız.
Kardeşim bana kuran ahlakının tanımını yaparmısınız?
ben sadece kısaca şöyle tarif edeyim yine,
ALLAHIN EMİRLERİNE UYMAK, YASAKLARINDAN UZAKLAŞMAK,
Yani, kısaca Kuran'ı hayata uygulamaktır..
Madem sevgili peygamberimiz zamanından örnekler verdiniz,
soruyorum size, o an yapılanlar neyin mücadelesiydi?
Allah'ın emirlerinin değilmiydi?
Dediğim gibi kardeşim Boş ver artık, Biz anlaşamıyoruz seninle, ASLINDA, aynı noktada birleşecek düşüncelerimiz ama Boş ver....
Şimdi gelelim Muammer beyin dua şekline,
Duanın nasıl yapılacağına, muammer bey mi karar verir, Dua için Bana onu örnek gösteriyorsunuz.
Tabiki duanın kabulü için samimi bir bağlılık gerektirir. Ama insan istediği gibi Rabbine dua eder. Takdiri yine Rabbine bırakır, Duaları kabul eden Yine yaratıcıdır.
Burdaki benzetmeniz yalnış...
İslami hareketin parçası olmayan müslüman olurmu acaba diyorsunuz..
Şunu unutmayınız.. şehadet getiren her insan müslümandır. Ondan sonra yaptıkları ise,yani şehadeti bozacak bir durum söz konusuysa, o kişi işte dinden çıkar, ama yinede kimin müslüman olup olmadığına böyle karar veremessiniz..
Gelelim yorumun ebedi yönden değerlendirilmesine,
Ben bir işçiyim, belki sizler gibi yüksek tahsilim olmadı, edebiyatım belki iyi değil, ama duygularımı anlatmama , da lar ve deler, veya noktalama işaretleri mani olamaz. var sen üstünlüğünü edebi yönde sağlamaya çalış, sözüm size değil ylnış anlamayınız, noktalama işaretlerinden rahatsız olanlara..
Diyceklerim bu kadar..
selam ve dua ile...

DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN YERYÜZÜ VE EVRENDEKİ HER VARLIK BİR KİTAPTIR....

Kahreden İsrail'midir?

"Onu unuttuk yine ve bu,ne kahreden bir unutkanlıktır."
Sanırım bu yeterlidir....
Tüm olup biteni,herşeyi ama herşeyi: Müslümanların acı çektiği her bir yerde bu cümle uygun düşecektir.

Soykırımcı İçin Karar

..
Ya da ey Yahudi!
Ya de yâ Hûdâ,
Ya da

De!

"edep ya Hû"

MUAMMER BEY..

Meseleleri hangi zihinle değerlendiriyoruz Diyorsunuz..
Sizin zihininizle değerlendirelim isterseniz..
Sizce her insan kendi değerleriyle bir yaşam kursa, sonucunda ne olur dersiniz?
Bir insanın kendi değerleri nelerdir, sizce?
Bir insanın fikrinin iyi veya kötü olduğunu nasıl ayırt edersiniz?
Kaçan bir gol kadar üzülmüyoruz, ölürken çocuklar, bu çirkin bir ifade olduğunu söylüyorsunuz. sizin için tamamda, bu sözü beğenmediniz diye,tanıdığınız bütün müslümanlar, adına niye sahibine iade ediyorsunuz? BELKİ TANIDIĞINIZ BİR MÜSLÜMAN SİZİN GİBİ DÜŞÜNMEYECEK? O İTHAMI KABUL EDECEK,
niçin onların adına karar veriyorsunuz?
bu size düşer mi?
Veya yani o sözü kabul ediyor diye müslüman olamaz mı?
Lütfen söylediğiniz kelimelerin gerçek anlamını, düşünün!!!!...
Bazan edepsiz kelimelerde Kullanılıyor edebiyatın için de, sanki bu sözü edebsiz olarak değerlendiriyorsunuz..
o sadece sizin kişisel görüşünüz. başkaları adına karar vermeyiniz Muammer bey..
Müslümanlar dua ediyor.Adalet hakim olmuyor. zulum artarak devam ediyor. Müslümanlar inim inim inlemeye devam ediyor..
sanırım bu dünyanın bir imtihan dünyası olduğunun farkında değilsiniz.. Eğer herşey sizin istediğiniz gibi olsaydı, adalet hakim olsaydı. zulum olmasaydı. bu dünyanın bir imtihan dünyası olmayacağını sanırım anlamanız gerekir..
oysa dünya kusurlu yaratıldı. ve bizler bir imtihan içindeyiz. kardeşim herşey düzenli olmaz ve işte biz bunlarla imtihan oluyoruz.
Böyle demek yerine. duayı tavsiye ediniz. insanlara Allah'ın ayetlerini, ve dünyanın imtihan dünyası olduğunu hatırlatmanız yerinde olur du sanırım..
Dua için tabiki tam bir teslimiyet gerekir..
sana şunu söylemek isterim.Dua ettiğimizi mi zannediyoruz derken.
Acaba herkes Sizin ettiğiniz gibi dua edermi? kelimeleri toparlayıp ifadelerini söyleyebilir mi sizin gibi..
bırakın insanlarıda, Dilediği gibi dua etsin, Duaları kabul eden yaratıcı var, buna siz karar vermeyiniz..
Size tavsiyem Başkalarının Dualarına Yorum yapmak Yerine, Kuran ayetlerini, tavsiye ediniz, insanları kuran ahlakını yaşamaya davet ediniz. bu şu şeyleri Allah yasak etmiş uzak durunuz. bu şu şeyleri serbest etmiş bunlara uyunuz diye tavsiyeler vermek sizin için daha hayırlı olur..
bu ayeti de tavsiyemin gerekçesi olarak biliniz.
Allah'a çağıran, Salih amelde bulunan ve: Gerçekten ben müslümanlardanım. Diyenden daha güzel sözlü kimdir?
Kısaca kardeşim başkalarının adına karar vermeyiniz. Başkalarının dualarına yorum yapmayınız. Bırakınızda, insanlar istediği gibi dualarını yapsınlar. duaları kabul eden Allah tır.
Siz sadece Güzel sözle, Allah'a çağırınız yeter.
kalın sağlıcakla...

DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN YERYÜZÜ VE EVRENDEKİ HER VARLIK BİR KİTAPTIR....

Filistin İçin Çağrı...

Tarih : 9 Temmuz
Yer : Çağlayan Meydanı
Saat: 12:00

Filistin için toplanıyoruz...

Selametle...

Yenildik, yardım et ya Rab!

Yorumlar için teşekkür ederim evvela.

Gönlümüz gibi cümlelerimiz de hasarlı olabilir. Maksat polemikse elbet bulunur bir açık. Mesela “kaçan bir gol kadar üzülmedik…” cümlesine takılan arkadaşımıza ben de önce Türkçe öğrenmesini tavsiye edebilirim; -de, -da’ların, -mu, -muyum’ların ayrı yazılması gerektiğini anlatabilirim. Peki bundan ne kazanırım? (Bu arada arkadaşın eleştirdiği o güzel ifadeler şair İbrahim Tenekeci’den devşirilip küçük bir tasarrufla bu hale getirildi. Zaten italik dizilişinden ve tırnak içinde kullanılmış olmasından, alıntı olduğu da apaçık ortada.)

Arkadaşlar, mesele çok ciddi. Ne yapılabilir, bilmiyorum. Ama mesele gerçekten çok ciddi…

Hz. Nuh, dara girince "Ya Rabbi yenildim, yardım et!" demişti. Evet, yenildik Rabbimiz, yardım et!

Yenildik,kıyamete yaklaşıyoruz.

Saygı değer din kardeşlerim;Filistin hakkında bütün yazılanlar büyük bir haklılık payı içermektedir,lakin size şu hadis-i şerifi hatırlatmak isterim''yeryüzünde La ilahe illallah diyen tekbir kişi kalana dek kıyamet kopmayacaktır.''Kıyamete yaklaştığımızı hepimiz kabullenelim...
Sakın yanlış anlamayın susup oturalım demiyorum;polemiklerle değil icraatlarla kanımızın son damlasına kadar savaşalım, yapmamız gerekenleri konuşalım ve tek bir yürek ile'' La ilahe illallah'' diyelim.Allahın selamı üzerinize olsun.

ne demek bu şimdi?

arkadaş, nasıl bir bakış bu, anlamadım.

biraz insaf ve vicdan lütfen...

hem meselemiz Filistin...

onun üzerinden bu tür basit ve ucuz polemiklere girmek insafsızlıktır tek kelime ile...

bundan dolayı da dil bilgisi ile ilgili hezeyanların karşısında sadace susuyorum!

bu nasıl bir polemik açlığı, hem de kan üzerinden...

doğrusu ben bu dile de, bu üsluba da çok yabancıyım. ham mecalim de yok zaten cevap yazmaya... sadece "haddini aşmak" ifadesinin bana ağır geldiğini, beni yaraladığını belirtmekle yetineceğim.
şimdi yalnızca Filistin'in yasını tutmaya çalışacağım... suçsuz yere ölüdürlen bebeklere, kadınlara, yaşlılara ağıtlar yakacağım. ve el açıp Rabbime yalvaracağım: ya Rab Filistin'i koru, namusumuzu koru, şerefimizi koru...

filistinli kardeşlerime

Ey filistin Duy sesimizi,

sizler vücudunuzdan boşalan kanlar içerisinde yüzmeye devam edin, çığlıklarınızı yükseltebildiğiniz kadar yükseltin, kahrolası yahudilere sapanla karşılık vermeye çalışın. bizler puromuzdan bir nefes çektikten sonra yada serinlemek için bir kutu coca cola içerken hatırımıza gelirseniz şu filistinli kardeşlerimizde çok sıkıntılar çekiyor sen yardım et Allahım deriz belki,

Ha unutmadan söyleyeyim, sizin derdinizi dert edinenler de yok değil. Ancak onların da başı yukarıdaki paragrafta sıfatlamaya çalıştığım biz gibi olmayan bizlerle başı fena halde dertte.

Muammer bey, bir kere,

Muammer bey,

bir kere, anlaşılır ve kayda değer bir eleştiri ortaya koyduğunuzu söylemek son derece güç. Bir mübalağayı, edep mefhumu ile ilintilendirmenin ardından; sözünüzü, maksadı anlaşılmayan ve karmakarışık mahiyette bulduğum bir dua diyalektiği ile bağlamışsınız.

Fikirlerini beğensek de beğenmesek de telifi ile derdini anlatmayı başararan müellif, vazifesini yerine getirmiş. Bir münekkid olarak sizden de aynı şey beklenir.

Ayrıca, her iki yorumunuzda da ortaya koyduğunuz agresif tavırlar nedeniyle, eleştirilmezlik hususundaki sözlerinizi tekrar bir gözden geçirmenizi ve daha anlaşılır olmanızı istirham edeceğim.

Muammer Derin'e

Selim Abi.

Biz seninle sanayiden tanışıyoruz. Ama bu uzun hikaye. Diyeceğim şu: İnsanın, kendini ifade edebilmesi için, öncelikle kullandığı dile hakim olması, yani Türkçe bilmesi gerekiyor. Tamam, iyi derecede Türkçe bilmemek bir yere kadar hoş görülebilir bir şeydir. Ama bu Muammer Derin denilen arkadaş, hiç Türkçe bilmiyor abi.

Kastettiğim şey, şiirden falan anlamak değil abi. Türkçe bilmiyor adam. "Kaçan bir gol kadar üzülmüyoruz vurulan çocuklara" dizesi çünkü, şiirden anlamasan bile "ortalama bir Türkçe" ile ne dediğini söktürebileceğin bir ifade. Dolayısıyla, yazıyı yanlış anlıyor Muammer Derin. Niçin? Çünkü Türkçe bilmiyor. Türkçe bilmeyince, kendini bir dille ifade edemiyor.

Saadettin Acar, yazısında, Filistin meselesini gündemimize sokmaya çabalıyor. Bunu da başarıyor. Ancak bu "iyi niyetinden şüphe ettiğim arkadaş", işte adını koyalım, Türkçesinin garibanlığından, meseleyi tamamen başka yerlere çekmeye çabalıyor.

Bu Türkçe bilmez adamlar hep olacak abi. Maalesef, biz onların iyi niyetlerinden şüphe edeceğiz hep. Ancak üzüldüğüm şu. Saadettin Acar gibi birinci sınıf adamlar, pirelere kızıp yorganları yakarlarsa, meydan bunlara kalacak. Sanırım, bunların da bütün istediği bu.

NOT: Avdo'nun da dediği gibi: "Republica Sırpska"

isa marangoz'a

incelikli mesajından dolayı teşekkür ederim. özellikle bana "birinci sınıf adam"lığı yakıştırman, fazlasıyla mahcup etmiştir beni.

tabii ki pireye kızıp yorgan yakmak yok... ama inan isa kardeşim, geçtiğimiz günlerde bir sivrisinek sabaha kadar uyutmadı beni... yorganı yakmadım ama gece boyunca sinirden kendi kendimi yedim...

mesele budur...

Miting meselesi.. sivrisinekler üzerine

Saadettin bey ne zaman bir yazı yazsa kızılca kıyametler yerinden kopuyor hakkat.. sözüm meclisten dışarı ancak vakıa böyle.

Bu arada, şu mitingler benim de mizacıma çok sıcak gelen şeyler değil lakin yerine göre hükümetlerin baskı oluşturmak hususunda elini kuvvetlendirdiği dahi vaki. Yoğun protestoların Irak tezkeresi üzerindeki etkisini hatırlayalım. Bizimkiler de el atmışken belki daha çok faydası dokunur diye düşündüğüm için bu hususu konjonktürel olarak ayrıca önemsediğimi ifade etmek istiyorum.

Haydi kolları sıvayıp eşi dostu arayalım, tüm köşe yazıları Filistin üzerine olsun. Milletimizin duyduğu rahatsızlığa ayna tutsunlar.

Buğz ve dua mı? Her daim..

Unutmadan kardeş, Republica Sırpska bölgesiyle Avdo ve Ankaralı Mustafa ilgileniyor. Herkesin istidadı farklı malum. Bizim bölgemiz başka. Travnik, Blagay falan. Hem o söz aslında Paşalı'ya ait. Kendi kalbinden geçeni Avdo'ya yamamaya çalışıyor müdürüm.

Sizi hatırlayamadım.. malum ihtiyarlık durumları..

Saadettin Bey'e de bir tavsiyem olacak; ben de çok uykusuz kaldım ve sonunda çareyi sinekkovarlarda buldum. Prize takıyorsunuz.. etrafa bir koku salıyor.. sanırım güzel bir koku. E haliyle sinekler kaçıyor.

selam ve dua ile efendim..

Ellerinize sağlık

Ellerinize sağlık .
YAŞADIĞIMIZ DÜNYA, BÜTÜN sıkıntıları tek başımıza göğüsleyebileceğimiz bir dünya değildir. Ancak birlik olursak üstesinden gelebiliriz. allah'ü Teala Şöyle buyuruyor ;
"Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir lopluluk bulamazsın ki onlar Allah'a ve Rasûlüne karşı başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar bunlar ister, babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir" (el-Mücadele, 58/22);
"Ey iman edenler, eğer imana karşı küfrü sevip tercih ediyorlarsa, babalarınıza ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte zulme sapanlar bunlardır" (et-Tevbe, 9/23)..
Biz kulluk görevimizi en doğru şekilde yerine getirelim. Muvaffakiyet Allah (cc)'tandır.
“Sonra kötülük edenlerin sonu çok kötü oldu. Çünkü Allah'ın ayetlerini yalanladılar. Ve onlarla alay ediyorlardı.” ( Rum Suresi 10 )

İslam dünyasının daha doğrusu tüm dünyanın huzuru böyle bir birlikte birlik ve beraberlikte. (Filistin her zaman dualarımızdasın.)
Selam ve dua ile ...

"Onlara orada taslar içinde zencefil karışımlı içecekler sunulur.Bu "selsebil " adı verilen bir cennet pınarıdır. " ( İnsan Surasi 17-18 )

Ölüm Bize Kıyamet!

Elden ne gelirse onu yapmak durumundayız, görünen o ki şu anda duadan gayrı yapacak çok fazla bişeyimiz yok anlaşılan; o halde elden başka şey gelinceye kadar duaya devam.

Bu arada yok kıyamet uzak, yok kıyamet yakındır bilmem ne! Müslüman hiç ölmeyecekmiş gibi dünya, her an ölecekmiş gibi ahiret için çalışmaya çabalamaya memur olandır. İş bu halde; "Ölüm bize kıyamet" öyleyse kıyamet her an yanıbaşımızda.

polemiğe gerek yok

yakışanıyla haşrolur herkes!

muhabbetle

Yorum

Sevgili kardeşlerim bir defasında filistinli bir gence (türkçe biliyordu) bizim burada yaptığımız mitingler eylemler sizleri nasıl etkiliyo cevabı ise:sizin burada bizim için yaptığınız mitingler ve eylemler bizi olumlu bi şekilde motive ederek cesaret duygumuzu kabartıyorsunuz ve bizi hala düşünen birilerin olduğunu gösteriyorsunuz demişti. SİZLERİ BU PAZAR GÜNÜ FİLİSTİN İÇİN YAQPILACAK OLAN EYLEME BURADAN DAVET EDİYORUM YER ÇAĞLAYAN MEYDANI SAAT 12 DE DÜZENLEYEN SAADET PARTİSİ VE 60 A YAKIN SİVİL KURULUŞ

ah Filistin ah!!!

Yüreğinde bir nebze olsun merhamet duygusu taşıyan, müslüman olsun ya da olmasın bütün insanların, bu içleri yakan katliam karşısında duyarsız kaldıklarını sanmıyorum. Eğer eşref- i mahlukatsak bu tablo karşısında vurdumduymaz davranamayız.
Emre Uğur Bey'e katılıyorum bu noktada. Elimizden geleni en iyi şekilde yapmak... Dualarda birleşmek...
Selam ve dua ile...

Ey müslüman nerdesin?

Filistin kanayan, sürekli kanayan...

Filistin aynasında acizliğimiz, perişanlığımız, ezilmişliğimiz, yoksulluğumuz...Hep ağıtlar yaktık; hep ağıtlar...Savaşamadık.

Varoluşun çetin sınavıdır bu.Kötülük odaklarına(yahudi) kızmanın faydası yok.Onlar görevini yapıyor, şeytan görevini yapıyor.Ya müslüman, ey müslüman sen nerdesin, kiminlesin ?

Sizinleyim

Sizinleyim Müslümanlar ile birlikteyim. Ne yapmalıyım ?DUA ediyorum. Başka ne yapmalıyım? İşte bu sorunun cevabı yok. Mitinge gitmek bana hiç mi hiç akıllıca gelmiyor. Adamlar silah ile savaşıyor ben pankart ile bu adil bir savaş değil! Asla değil !

Perişanlık edebiyatı

-....acizliğimiz, perişanlığımız, ezilmişliğimiz, yoksulluğumuz....

-Lütfen artık bu perişanlık edebiyatını bırakınız. Farkındayız bunu zaten. Bunu yüzümüze vurmanın anlamı nedir ki! Daha da yerin dibine sokmak mı? Farkında olmayanlar da zaten niye kendini kötü hissetsin ki?

-...Ya müslüman, ey müslüman sen nerdesin, kiminlesin?

- Siz bilmiyor musunuz nerede olduğumuzu? Bilmiyorsanız asıl siz neredesiniz?

Halimimizi yedi düvel duydu ve görüyor zaten. Efendim böyle söylemekle "uyanın efendiler !" mesajı verilmek isteniyorsa, bunun çok daha güzel yollları var.

Böyle sorularla kimseyi uyandıramazsınız. Önce kendiniz uyanınız ve soru sormak yerine cevap vermeyi, çözüm üretmeyi, fikir üretmeyi deneyiniz. Ben üretemiyorum diyorsanız, üretenlere destek olunuz. Destek olamıyorsanız, köstek olmamayı deneyiniz.

Ama herşeyden önce perişanlık edebiyatını bırakarak, müslümanları kucaklamayı deneyiniz. Müslümanlar arası diyalogu ön plana çıkarınız. Herşeyden önce buna ihtiyacımız var bu ülkede. Onlar, şöyle bunlar böyle, demek ve uzak durmak perişanlığımızın asıl sebebidir. Bırakın savaşmayı, biz birbirimizi sevmeyi beceremedik. Bunu nasıl başarırız bunun derdine düşmek ve en yakından başlamak zamanıdır artık.

Not: Abdullah Bey, yorumumum şahsınıza yöneltilmiş değildir. Bu yaklaşıma karşı genel bir eleştiri ve karşı teklif mahiyetindedir.

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"

Onların ördüğü duvarı aşmak

Dünden bugüne Filistin üzerine yazılanlar bir çözüm getirmenin ötesinde, dışında genel anlamıyla "AĞIT" içeriklidir.Bu çaresizliğimizi, acizliğimizi, perişanlığımızı, ezilmişliğimizi gösterir.

Sonuç itibarıyla bizi üzen, derinden yaralayan bir durum tespiti.Bu sürekli yaşanan bir durumdur.Tarih tekerrür ediyor.Evet, canımız yanıyor.İri laflar etmenin, gösterişli cümleler kurmanın faydası yok.Acı gerçeği,kabullenemediğimiz gerçeği hatırlatıyoruz:Kan ağlıyor kardeşlerimiz !..

Çözüm noktasında köklü bir atılım olmalıydı."Kahrolsun İsrail" demekle İsrail kahrolmuyor.Peki ne yapmalı ? İsrail'in kuruluş aşaması son yüzyıl içinde gerçekleşmiştir.Yoğun bir çalışma, örgütlü bir toplum( birbirini yemeyen, mensuplarını destekleyen, birbirinden haberdar...), "üreten" bir yapılanmayı gerçekleştirmişler.Felsefede, edebiyatta, bilimde, ekonomide her taşın altında gayretli bir yahudi görürsünüz.Müslümanlar "üretim" aşamasında yoktur ama "tüketim" dendiğinde pek gayretlidirler.Daha geniş bilgi için bakınız: Ortadoğu, yakındoğu coğrafyası.

Onların bilim ile sanat ile edebiyat ile felsefe ile ekonomi ile üretim ile birliktelik ile ördüğü duvarı( o duvar, ağlama duvarı değildi) aşmadıkça güzel günler göremeyeceğiz.O duvarı yıllardır ören yahudi zihniyetine karşı cevabımız yorumun ötesinde olmalıydı.

Çok iyi bildiğimizi sandığımız gerçekleri hatırlatmakta yine de fayda vardır.Zira insan bir yönüyle unutkan olandır.Nerde olduğumuzu, halimizi bilmeden nereye varacağımızı nasıl belirleriz ?

Rabbim yâr ve yardımcımız olsun.Selam, dua, sabır ve gayret ile...

“Cemaat intibah ister, uyanmaz gizli yaşlarla
Çalışmak, başka yol yok, hem nasıl canlarla başlarla!”

Mehmet Âkif ERSOY

Not: Bu yorum bir kişiye yazılmış değil, cümlemiz içindir.

SEVGİLİ ŞADAN ERCAN...

Güzel bir konuya değinmişsiniz. Bunu ana sayfada görmek isterdim, çünkü gerçekten müslümanlar arası diyalog ön plana çıkmalıdır. ve herkesin gerçekten buna ihtiyacı var.
Sevgili peygamberimiz(sav) bir hadis-i şerifinde;
''Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldıkça dalalete düşmeyecek sapıtmayacaksınız. KURAN VE SÜNNETİM.'' Sözüyle müslümanlara uyması gereken yolu göstermiştir. Bize düşende o yola uymaktır.
Müslümanlar arası diyalog işte bu hadisi şerifte anlatılan KURAN ve SÜNNET ölçüsünde olmalıdır.
Öncelikle her müslüman, camide, okulda, iş yerinde, vakıfta internet platformunda, bulunduğu her ortamda müslümanların birliği için çaba göstermelidir. Budiyalog için müslümanları buna teşvik etmelidir.
Peki neler yapmalız derseniz;
Kuran ahlakını hayata uygulayarak, sünnet ölçüsünde kendimizi hazırlamalıyız, selamı yaymalı, birbirlerimizin camisinde namaz kılmalıyız,dargınları barıştırmalı,fikir farklılığı dolayısıyla birbirine düşman kesilenlerin aralarını bulmalıyız. ittifakta birbirimizi desteklemeli, itilaflı konularda da hoşgörülü olmalı ve anlayışlı davranmalıyız.
Bunların dışında, Müslümanlar ve islam dünyasının önde gelen düşünürleri, aydınları, bu diyalog için girişimlerde bulunmalı, tüm müslümanları birlik ve beraberliğe teşvik etmelidir. Müslüman dünyası üzerinde, sevgi, saygı, merhamet, hoşgörü üzerine bir dayanışma inşa etmeye çalışmalıdır. hatta bu dayanışma için herkes çaba sarfetmelidir.
Tüm müslümanlar el birliği yaparak, tevazu ve hoşgörü içinde Allah'a daha çok yakınlaşarak, kuran ve sünnet ölçüsünü hayatlarına uygulamalı, bu ölcüde diyaloglarını güçlendirmelidir.
Gerçekten kuran ve sünnet ölçüsünde, tüm müslümanlar arası diyaloğa acilen ihtiyaç vardır.
Selam ve dua ile.. http://benimblog.com/huzurmerkezi/ DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN YERYÜZÜ VE EVRENDEKİ HER VARLIK BİR KİTAPTIR....

yeter be Turgut Ocak

Turgut Ocak. Anladık, Adnancısın. Ben kendi adıma Adnan'ı hiç sevmem. Kafayı yanlış yerlere takmış bir zavallıdır. Hatta, yaptıkları Müslümanlardan çok başkalarına yarayan bir adamdır. Civciv meselesi, yanar-dönerlik meselesi, yaşadığı çiftlik, kurduğu vakıf, etrafına topladığı zengin çocuklarla çooook sevimsiz bir tiptir. Niçin sürekli her yorumunda bize, bu adamın bir takım zırvalıklarını önerip duruyorsun. Yok mu abicim sizin siteleriniz? Git orda evrimi mevrimi eleştir. Bu ne yaaaaa. Cemaat senin Adnan reklamına katlanmak zorunda mı yahu?

NOT: Cahit Zarifoğlu, Yahudiler aleyhine durmadan ateşli vaazlar veren bir hocanın, aslında maaşını Yahudilerden aldığını öğrendiğinde meseleyi çözdüğünü anlatıyor Bir Değirmendir Bu Dünya'da. Adnan meselesine biraz da buradan bakıyorum ben.

İSA BEY SİZİN GİBİ KIZMIYCAM BEN....

Çünkü sizin gibi basit insanlar böyle kızabilir ve karşısındaki insanı daha tanımadan ön yargılı yorum yapabilir. benim adnan hocayla hicbir bağlantım yok. ben sadece bildiklerimi ALLAH rızası için i,nsanlarla paylaşıyorum, duygularımı anlatıyorum hepsi bu.
Ben kişiye bakmam isa bey, benim için allah rızasını ön planda tutan bütün fikirlere saygım vardır. ama çıkıpta sizin gibi yeter be diyecek kadar basit bir insan durumuna düşmem.
Yazar için de size bunu anlatmıycam her insan düşüncesinde hürdür kimseye bu yazarı illa kabu edin de demiyorum ama tanımak isteyenler şu linke tıklayarak yazar hakında bilgiye sahip olabilirler. http://www.harunyahya.org/yazar_hakkinda.htm selam ve dua ile... http://benimblog.com/huzurmerkezi/ DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN YERYÜZÜ VE EVRENDEKİ HER VARLIK BİR KİTAPTIR....

civcivci adnan

28 şubat üzerimizden tanklarla geçerken bu adnan'a (yani haruna) hiç bir şey olmadı. o civcivleriyle (Allah için çok güzel kızlardı) çiftliklerde ortamlara girdi. Sonra da mecidiyeköyde ultra-modern ofislerde çiçekli-böcekli belgesel işine girişti. nazileri, yahudileri, evrimi falan konuştu. dünyanın tartışmayı çoktan bitirdiği yerlerden başladı işe. düzey "bakın bala, demek ki Allah var" düzeyiydi. Fakir çocukları (eğer kullanamıyorsa) yanından kovdu.

Konuşturmayın beni. Bu geçmişi belli hocaların biz hangi paşalara selam verip, hangi civcivlerle kümese girdiğini de biliriz.

Konuşturmayın beni.

Tas atabilmek...

Su cümleniz "Otomatik silahlara, tanklara karşı taşlar ne kadar da yetersiz. Yetersiz ama onurlu." bana bir zamanlar not almis oldugum bir notumu hatirlatti, izninizle:

"Tas atmanin destani sekilleri...
Davud(as)'in Calut'a attigi ve bir tas ile maglup ettigi tas misali.
Ibrahim(as)'in seytani tasladigi ve ebediyyete kadar taslanilmasina vesile olan taslar gibi.
Filistinli gencin israilli panzeri tasladigi gibi.

Tabiatin tümü Allah'i zikreder, insanoglu haric.
Oysa insaoglu tabiatin bu zikrine dahil olsa o tasin zikri ile seytanlar da, Calut misali Zalimler de, Zulmun simyali panzerler de parca parca olurlar. Tasin zikrinden haberdar olmiyan mahluklar, kalblerini tas gibi bir hale soktuklarindan habersizdirler... Taif'dekiler gibi.

Davud(as)'in aski, Ibrahim(as)'in imani, Resulullah(sav)'in sabri ve merhameti ile donanmis olmak, zikre tabi olmaktir.

Filistinli genclerin bu zikirden haberdar olmalari inanci ve temennisiyle...
O taslarin panzerlere bir zarar getiremedigini düsünenler... birde her atilan tasin o gencecik yavrularimizin kalblerinde neleri canlandirdiklarini düsünsünler."

Arab'lar ihanet ettimi etmedi mi konuya girilmeseydi fikrimce daha uygun olurdu. Nitekim ister tarih'ten olsun ister simdiki zamandan , birileriyle sorunumuz o birilerine yapilan zulme göz kapamayi gerektirmez. Müslümanligimiza yakismaz!
Ki ettiler demiyorum...

selam ile...

Umutsuzluga kapilanlar, lügatte IBLIS kelimesine baksinlar!

Filistin ben, ben Filistin olmadıkça

Filistin ben, ben Filistin olmadıkça bu sorun çözülmez. Ben kalbimde Filistin’de ki kardeşlerimin acılarını hissetmiyorsam veyl benim kalbime, veyl benim kardeşliğime. Biri ölmüşse orada benim yüreğime kor düşmeli. Aynı derecede yanmalıyım. İslamiyet’te ısrarla üzerine düşülen bir konudur cemaat ( ki bu sitenin adı da bu değil mi? Ve bu amaçla cemaat değil mi?), kardeşlik, birlik ve beraberlik. İşte “Şu cemaatle namaz kılmayanların evini yakasım geliyor” diyen Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem. Cemaatle kılınması gereken namazda ve Hacdaki sır birlik ve beraberlik değil mi? Ve yine Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem “Kim kötü ve çirkin bir iş görürse, onu düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa, diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman, 78, Ebu Davut, Salat 248) buyuruyor. Biz kalben karşı koyuyoruz, meydanlarda toplanıp dilimizle düzeltmek için haykırıcağız ve günü geldiğinde elimizde taş varsa taşla...

Evet keşke ihaneti konuşulmasaydı. Bu ülkede oynan oyunlara yıllardır bizde kanmadık mı? Biz de ihanet etmedik mi? Kah kendimize , kah kardeşlerimize, kah Rabbimize. Bu gün Amerika böyle bir haçlı seferine girişme cesaretini nasıl gösterdi? Nereden buldu bu cesareti? Müslüman ülke olduğumuz halde üniversiteye giremeyen başörtülü kızlar bizde değil mi? Ve bu yasak dünyada tek olarak bizde. Ene lerden bir kurtulsak. Çünkü bu tüm müslümanları ilgilendiren bir konu burada ben, sen, o yok biz var.
İşte şimdi bir fırsat Saadet partisi bir miting düzenlemiş. İster saadet partisi ister A , isterse B partisi olsun fark etmez. Önemli olan bir olmak birlik olmak o meydanda. Tek yürek olup tek bedende atmak.”Biz buradayız ve bu yaptığına karşıyız. Kardeşimizin yanındayız.” diye haykırıcağız. Ona yapılmış bize yapılmış diyeceğiz. O meydanda Laz, Çerkez, Türk, Kürt, Alevi, Sünni ve Şia bir olacağız. Birlik olduğumuzu göstereceğiz. Filistin için tüm dünyada ki zulüm gören Müslümanlar için çözüm; birlik ve beraberlik der dururuz . Önce bu ülkede kendi içimizde birlik ve beraberliği sağlamak gerekmez mi? Ben şu an İstanbul’ da değilim ama Rabb’im izin ederse Pazar günü Çağlayanda kardeşlerimleyim. Selam ve dua ile ...

arapların ihaneti...

amacım bunu gündeme getirmek değildi tabii.

ama haklısınız, bu konuya hiç girilmeyebilirdi de.

selam ile..

Allah intihalden korusun.

sevgili saadettin bey
Duyarlığın için diyeceğim bir şey yok. Kalem kayıp giidyor Filistin'li şehidlerin üzerinden nasıl olsa. yok hayır, bu konuda eleştiri getirecek değilim. Deşarj olmak da hakkımız. Ben bu arada kaynayan "kaçan bir top kadar üzülmedik, ölürken çocuklar o güzel Afrika'da" dizesini tırnak içinde yazdığı halde yazarın onu kendi zimmetine geçirir gibi davranmasına üzüldüm. Göz göre göre İbrahim Tenekeci'ye ait bir dize şutlanıyor sanki. Çok mu zor yanına İbarhim Tenekeci yazmak. Gelelim Filistindeki vahşeti lanetlemeye.Evet gelelim oraya. Orası burası değil tabii ki, Orası ÇAğlayan Meydanı-PAzar günü Çağlayana gelelim. Burada panzer yok, jop yok, kızgın güneş yok, mit kameramanı yok, bekliyorum saadettin abi! Sezai Aktunca

:)

Vaktiyle Nihat Genç, kendisine durmadan öykünen ve Nihat Genç'i Nihat Genç'ten bile daha fazla önesemeyen B.A isimli bir yazara "lan B.A, ben bari sana maaş vereyim, sen benim maaşlı yalakam ol lan bundan sonra" demişti. Nerden aklıma geldiyse, anlatmak istedim.

Büyüksün Saadettin abi

sayın isa marangoz
kıyım yapmanı çok görmüyorum,zira ne de olsa marangozsun.Benim ibrahim Tenekeci'nin yalakalığını yaptığımı mı söylemek istiyorsun? Eğer öyle ise aynaya bakman yeterli çünkü aynı şeyi sen saadettin acar için yapıyorsun.ben saadettin beye sadece hakkı iade etmesini söyleidm hepsi o kadar.İbrahim tenekeciye ait olan bir dizenin yağmalanmasına karşı durmak istedim.ne var bunda.geçenlerde yine burada bir rakadaş hüseyin akının bir sözünü aynı şekilde kullanmıştı.ama uyardığımızda çok olgun karşılamıştı.(şevkioğluydu sanırım)ama saadettin acar özür dilemek yerine bana internet ortamında imla dersi vermeye kalkıyor.Üstelik bana "arkadaş" diyerek.Büyük adamsın be saadettin abii!üstelik de'lerle da'ları birbirinden ayıracak kadar büyük! selamlaar

sezai aktunca=muammer derin mi?

1. özür dilenecek bir durum mu var Allah aşkına... ne yaptık ki özür dileyelim. zaten alıntı olduğunu belli eden bir tarzda yazdım. kendi zimmetine geçirmek: ne kötü bir yaklaşım ve bir kötü niyet belirtisi. hem yazdığım ilk yorumda da bu dizelerin tenekeci'ye ait olduğunu belirttim. (bkz. "yenildik, yardım et ya Rab" başlıklı yorum). peki tırnak içinde verdiğim ve zarifoğlu’na ait olan “filistin bir sınav kağıdı her müminin önünde” dizeleri için ne buyuracaksınız? intihal ha, helal sana kardeş.

2. ibrahim tenekeci'yi bana karşı savunmak sana mı düştü. şunu bilmeni isterim ki benim ibrahim abiyle ilişkim hiçbir zaman üçüncü şahısları ilgilendirmez. aklınca ibrahim tenekeci’nin ismini telaffuz etmekten imtina ettiğimi vurgulamaya çalışıyorsun, ama diyemiyorsun. bu güne kadar onunla ilgili bir çok müstakil yazı yazı yazdığımı bilenler bilir. onun hakkını teslim etmemeyi aklımdan bile geçirmem. bundan dolayı yine helal diyorum.

3. isa marangoz sana yalaka diyor, buna karşılık sen neden beni karıştırıyorsun onu anlamış değilim.

4. sana imla dersi verdiğimi hatırlamıyorum. ben sadece "derin"liği kendinden menkul arkadaşa bir hatırlatmada bulunmuştum. benim bildiğim sezai aktunca isen eğer tabi. yok eğer "derin" ilişkiler içindeysen –ki öyle anlaşılıyor- onu bilmem ve öyle birini muhatap bile kabul etmem.

5. eleştiriye evet, ama vurmak için bahane aramaya gelince işte o sağlığa alamet değildir. açıkçası mertliğe de.

6. Allah'a şükür çağlayan'daydım. kızımla birlikte geldik ve kardeşlerimiz için dua ettik. (bekliyorum demiştin ama ben seni görmedim. zaten birilerini görmek için gelmemiştim oraya. ama yoklamada beni kaçak yazma diye bunu belirtiyorum:)) bunun övünülecek bir durum ya da bir hüner olmadığını da bil sezai kardeş. ama şunu da bil: orada olmak filistin üzerine bir şeyler yazmaya da engel değildir. hem yusuf aramağan, filistin gündeme gelsin diye bu yazıyı yayınladığıma şahittir. ama maalesef işi çığırından çıkardınız.

7. kırıcı olmamak için büyük bir gayret sarfettiğimi ama buram buram önyargı ve kötü niyet kokan bu tavrına da bir anlam veremediğimi ve bunun sebebini merak ettiğimi de belirtmek isterim: neden bu karın ağrısı?

SÜKUT ALTINDIR

SAADETTİN BEY YAZDIĞINIZ YAZI TAKDİRE ŞAYAN.BUYAZIYI BÜTÜN SAMMİMİYETİNİZLE YAZDIĞINIZA İÇTENLİKLE İNANIYORUM VE MUTLAKA ÇOĞU KİŞİDE İNANIYORDUR.BENCE SİZ BU DAKİKADAN SONRA SÜKUT ETMELİSİNİZ.SİZİNDE BİLDİĞİNİZ GİBİ SÖZ GÜMÜŞSE SÜKUT ALTINDIR.ÇÜNKÜ YAZILAN ÇOĞU YORUM POLEMİĞE DÖNÜŞTÜ.LÜTFEN SÜKUT-U HAYALE UĞRAMADAN SÜKUT EDELİM.

ALLAHIN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN...

kudüs...

yillar önce birseyler ararken bir radyo istasyonunda kudüs'den söz ediliyordu; zeytininde incirinde,kuslarinda sanki butun gecmisini anlatiyordu.cocuklugumuzda annelerimiz bize zeytin agaclarina cikip cirpmamizi isterdi,kus yuvalarina cok dikkat etmemiz gerektigini tembihlerlerdi.zeytin agaclari annemizin sutu kadar bize tanidik...daha sonra o radyoyu hep dinledim.cunku;kudüs den soz ediyordu ve baska sehirlerimizden.sonra kudüs u okudum okudum...ve kudüslu arkadaslarim oldu.Yafa dan bana portokal getirmislerdi, gunlerce yemeye kiyamadim.sonra kabugunu sakladim. cocuklarin oynadigi oyunlari annelerinin yaptiklarini dinledim.aslinda biz hic birbirimizden ayri degilmisiz,hic gormedigim kudüs u okurken, dinlerken sanki benim sehrimden soz ediliyor.
kudüs u bana sevdiren Allaha sukrediyorum.

Medine Dogan ne güzel

Medine Dogan ne güzel yazmış, ne kadar kalpten yazmış, Medine Doğan hep yazsın, Türkçem yetmiyor falan demesin, yüreği yetişiyor, yetmez mi...
Medine Doğan ı tanımıyorum ama ben de o Kudüs ten bahseden radyoyu hep dinledim...
Mescid-i Aksa yı gercekte göremesek de önce "düş" te görmeli! görebilmeli...
Sancın, benligime yeteri kadar işlememiş Kudüs! Ruhumu lime lime etmemişsin henüz! ki henüz düşlerimde yerini alamadın!
haddim yok hakkında konuşmaya! başım yerde, konuşamıyorum...

Bir büyük kıymetin

Bir büyük kıymetin varlığını anlamak ve benimsemek ona bağlılık arz etmekle değil, onun yolunu takip etmekle olur...
Selamun Aleykum....

Filistin denince aklıma cemaat gelir cemaat deyince ahenk uyum birlik v.b. bunlar filistinde yok malesef. birlikten kuvvet doğar ! Allah ın eli '' kudret'' topluluk üzerinedir. '

Zaman gerçek birlik ve kardeşlik zamanındır.

Selametle...

FİLİSTİN (I)

I

Gönlümüzde FİLİZSİN
Mutluluğa sürgün.

Kurşun Dökmekle...

Kurşun dökmekle sıkıntılar geçseydi
Filistinin sıkıntıları mutluluğa ulaşırdı...

FİLİSTİN BİZİM CANIMIZ!

Sizin hurafeniz size! Bizim hurafemiz bize! İbrahim PAŞALI

www.filistinemektup.com

FİLİSTİN (II)

II

Karanlık bir kuyuda,
Yusuf yüzlü çocuksun.

ölürken çocuklar...

"Ve “kaçan bir gol kadar üzülmüyoruz, ölürken çocuklar” o güzelim Ortadoğu’da. "
Unutmaya yüz tuttuklarımızı bize hatırlandan Allah Razı olsun. Unutturulmaya çalışılanları inatla hatırlamak ve hatırlatmak dileğiyle.
selamlar.