Aliya İzzetboviç'in dava arkadaşı İsmet Kasumagiç'le buluşuyoruz. Buluşmamızı anlamlı kılmaya dair cümleleri olan herkesi bekliyoruz.
Tarih : 26 Temmuz 2006 - Çarşamba
Saat : 19.00
Yer : BSF İstiklal Caddesi / Taksim

BSF İletişim Bilgileri :
Adres :
İstiklal Caddesi. Odakule Yanı No:280 Beyoğlu / İstanbul
Telefon : (212) 245 93 93
Cemaat.com İletişim Bilgileri :
Organizsayona katkılarından dolayı BSF'ye ve AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Kansu'ya Teşekkür ediyoruz.
PROF. DR. İSMET KASUMAGİÇ KİMDİR
BİYOGRAFİ
1928 yılında Bosna-Hersek’in başşehri Sarajevo’da doğdu. İlk öğretimini ve liseyi Sarajevo’da tamamladı. Metalurji Mühendisliği Fakültesini Lujiblijana’da bitirdi.
İŞ VE AKADEMİK HAYAT
Zenica’daki demir-çelik tesislerinde değişik görevler aldı. Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Aynı zamanda METLURJİ ENSTİTÜSÜ kurucuları arasında yer aldı. Ayrıca üç kez Fransa’da bir kez de İngiltere’de metalurji dalında uzmanlık yaptı. Metalurji Enstitüsünde Bilimsel Danışmanlık, Uzman Danışmanlık ve Birleşmiş Milletler Uzmanı gibi ünvanlar elde etti. Yakındoğu ülkelerde Birleşmiş Milletler adına üç kez uzmanlık görevinde bulundu.
1983 yılında hapse girmesi üzerine bu görevleri son buldu.
Hapiste 5 yıl yattıktan sonra Sarajevo’daki ENRGOİNVEST’e bağlı Kaynak Enstitüsünde iki yıl çalıştı. Daha sonra bir dönem Devlet Bakanlığı yaptı. Bakanlık görevi yanında Eğitim, Teknoloji, Nükleer Enerji, Ekonomi ve Sosyal Bilimler komisyonlarında da görev aldı. Uzman olduğu alanlarda bilimsel kitaplar yazdı. Değişik uzmanlık alanlarındaki derneklerde başkanlık yaptı. Aktif olduğu için çok sayıda ödül aldı.
Aldığı ödüllerden bazıları;
- Yugoslavya Cumhurbaşkanı İş Ödülü (devlet politikasını benimsemediği halde)
- Ekonomiyi canlandırma çalışmaları için Zenica Belediyesi Povelya ödülü
EĞİTİM HAYATI
Genç Mühendis olarak Zenica’da bir lisede öğretmenlik yaptı. Daha sonra Zenica’da Metalurji Yüksek Okulu’nda ve Sarajevo’da asistan olarak çalıştı.
Sarajevo Metalurji Fakültesinde öğretim üyesi olarak üç ayrı ders okuttu. Çok sayıda bilimsel makalesi bulunduğu için yüksek lisans yapmadan doktoraya kabul edildi. Doktora tezini hazırladı ve hapse düştüğü için doktora tezini hapisten çıktıktan sonra savunabildi. Bihaç Üniversitesi Kurucu Rektörü oldu. Bir süre rektör olarak görevini sürdürdü.
POLİTİK YAŞAM
Genç Müslümanlar Teşkilatı üyesi olması nedeniyle iki kez hapse girdi ve yargılandı. 1947 yılında ilk kez hapse girişinde 1 yıl, 1983 yılında ikinci kez hapse girişinde 5 yıl hapis yattı. İkinci kez hapse girdiğinde Foça Hapishanesi’ne kondu. Aynı hapishanede ALİYA İzzetbegoviç ve arkadaşlarıyla birlikte bulundu.
Komünist rejimin biteceğini öngören Aliya İzzetbegoviç ve arkadaşları Müslüman Demokrat Partisinin program çalışmalarını başlattılar
Hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra SDA – Demokratik Eylem Partisi kuruluşunda aktif görev aldı. Parti kurucu üyesi oldu. Daha sonra partisinin Denetim Kurulu Başkanı oldu. Aliya İzzetbegoviç ve Muhammed Cengiç’ten sonra partiyi temsile yetkili üçüncü kişiydi. Parti kurulduktan sonra ilk iki dönem partinin Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı.
Bosna-Hersek genelinde Sancak’ta ve Karadağ’da parti teşkilatının kuruluşunda sorumluluk aldı. Halen partinin Denetim Kurulu üyesidir.
SOSYAL AKTİVİTELER
“EL HİDAYE” adlı ilmiye teşkilatının çatısı altında II. Dünya harbi yıllarında çalışmalarını yürüten Genç Müslümanlar’a 1943 yılıunda üye oldu. Genç Müslümanlar üyesi olarak değişik “aktivitelerde görevler aldı. Ayrıca Müslüman yardım cemiyeti olan MERHAMET” te görev alarak muhacirlerin yakınlaşması ve kaynaşmaları çalışmalarına katıldı.
İkinci dünya savaşı bittikten sonra Genç Müslümanlar teşkilat üyesi arkadaşlarıyla samimiyetini artırarak 1946’da ilk grup arkadaşı hapse girinceye kadar legal ondan sonra illegal olarak çalışmalarını sürdürdü.
Hapse düştüğünde öğrenimine dışarıdan devamına izin verilmediği için iki yıl kaybetti. Savaştan sonra Genç Müslümanlar kendisini lider olarak hazırladılar. Aslında kendisi lider Eşref Çampara’nın yardımcısıydı. Eşref Çampara 1946 Mart ayında hapse düşünce yerine Halid Kaytaz başkan oldu.
Kasumagiç, 11 Nisan 1949 tarihinde Halid Kaytaz hapse düşünceye kadar onun yanında görev yaptı. Kasumagiç hapisten çıktıktan sonra Genç Müslümanlar Teşkilatı’nda İzzet Serdareviç, Eşref Avdagiç ve Eşref Baksiç ile beraber çalıştı. 1965 senesinden itibaren Kasumagiç’in Sarajevo’daki evinde Genç Müslümanlardan Aliya İzzetbegoviç, Salih ve Ömer Behmen, Vahit Kozariç toplantılar yapar İslam ülkelerinden gelen öğrencilerle ilgilenirlerdi.
TAKVİM, GLASNİK ve PREPOROD dergilerinde mahlas kullanarak makaleleri kaleme aldı.
Hünkar Camii ve Tabak Mescidinde diğer Genç Müslümanlar’ın ileri gelenleri üniversitede okuyan gençlere dersler verir, İslami konularda müzakereler açarlardı, sohbetler yaparlardı. Bu arada ekip olarak “Doğu ve Batı Arasında İslam” , “İslam Deklerasyonu” ve diğer kitapları yabancı dillerde tercüme etmeyi başardılar.
1982 yılında İran’ın Tahran kentinde İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Merkezi’nin düzenlediği uluslararası toplantıya Genç Müslümanlar Teşkilatındaki iki arkadaşı ile birlikte katıldı. Bu yüzden 1983 yılında tutuklandı.
1983 yılında İzzetbegoviç, Kasumagiç ve toplam 15 arkadaşı tutuklu yargılandılar. Kasumagiç’e 10 yıl ceza verildi. 5 yıl hapiste yattı. 1988 yılında komünist rejim yıkılınca hapisten çıktı. SDA – Demokratik Eylem Partisi ilk girdiği seçimlerden (18 Kasım 1990) başarılı çıkınca iktidar oldu ve Kasumagiç bunun üzerine birkaç İslam Konferansına katılarak aktif rol aldı.
Hartum (Sudan) konferansında Doğu Avrupa ülkelerinde komünist rejim altında yaşayan Müslümanların hayatı, yaşam koşulları üzerine çalışma görevine getirildi. Genç Müslüman Cemiyeti resmi olarak kurulunca bu teşkilatın başkan yardımcılığına seçildi. Bosna savaşı zamanında Müslüman teşkilatlar koordine edilerek tek bir çatı altında toplanmış kendisi de üye olmuştur. Daha sonra Zenica’da başkan ve Bosna-Hersek diyanetinin en yüksek üyeliğine seçildi. Sarajevo diyanet il teşkilatının iki sene başkanlığını yaptı. Şu anda Bosna Siyasi Mahkumları Derneği’nin başkanıdır.
Evli 3 çocuk babasıdır. İngilizce, Fransızca ve Slovence’yi iyi derecede, Rusça ve Almanca’yı orta derecede bilmektedir.
Yorumlar
orda olalım, çoğalalım
Per, 20/07/2006 - 17:03 — ismail kılıçarslanCemaat, sanal alemden gerçek aleme, böyle güzel bir organizasyonla çıkıyor. İnşaallah, katılımlarımızla çoğalacak bu güzelik. Orda olalım, çoğalalım.
Cemaat Cemaatleşmesin !
Cum, 21/07/2006 - 18:52 — Hamit AkçayBir internet sitesi olarak -kırıcı,gocunmalı tartışmalara rağmen- cemaat sanalda yapılabilecek en doğru işleri yapmakta, doğru yerde durmaktadır. Sanal harici organizasyonlar elbette yapılabilir ancak temennim odur ki , kazanılan ivme cemaaat ailesini yada editöryasını kemikleşmiş yeni bir örgüte (Yapı , cemaaat, teşkilat vb) sürüklemesin. Cemaat, ümmetin tartışma , paylaşma ve bilgilendirme platformu olarak mevcudidiyetini -takdir olunduğu kadar- sürdürsün.
Ben Varım...
Cum, 21/07/2006 - 02:00 — Metah ÇAkkoBir aksilik çıkmazsa, Allah izin verirse orada olacağım !
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
Selam ile!..
Cum, 21/07/2006 - 10:22 — Yusuf BaharBosna duyarlılığında buluşmak güzel !..
Aliya güzel insan, müslüman...Rahmetle anıyorum.Mekânı cennet olsun.Onun yol arkadaşı İsmet Kasumagiç.
Bu güzel buluşmada, bu güzel etkinlikte yüreğimiz.Selam ile !..
Duyuru
Cts, 22/07/2006 - 13:22 — Yusuf Armağanhttp://www.cemaat.com/?q=node/2564
Her Şey Nasiple...
Cts, 22/07/2006 - 14:21 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Bu buluşmaya iştirak etmek isterim, inşaallah muhterem Aliya İzzetbegoviç'in aziz arkadaşını görmek nasip olur. Cemaat.com'a teşekkürlerimi sunarım...
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
Hayırlısı Olsun
Salı, 25/07/2006 - 15:13 — Ali DüzGüzel etkinlik! Allah'ın izniyle, bir aksilik çıkmazsa geliriz.
Bilge Kral'ın dava arkadaşlarından, önemli entellektüellerden İsmet Kasumagiç'i dinlemek faydalı olacaktır, Bosna ruhunu daha iyi anlamak adına. Allah bu dava büyüğünden razı olsun.Amin.
Buluşma 19.00' daymış. Anadolu yakasından, kıyı tarafından geleceğimiz için; inşaAllah saat sorun olmaz dönüşte. Olmaz olmaz.
Organizasyon için teşekkürler, hayırlısı olur inşaAllah...
Bize Dervişler Geldi
Salı, 25/07/2006 - 20:04 — Fatih KetancıÇok değil otuz-kırk adam elli sene boyunca kırılmadan, çözülmeden canları pahasına bir mücadele verdiler ve sonunda başarıya ulaştılar. Bugün Bosna'da olup biten herşeyi kazanç hanesine yazıyorum. Şehitler, o güzel şarkılar ve filmler bu başarının belki de şah-eserleri.
Genç Müslümanlar ve ardılı hareketlerin önderlerinden, o güzel insanlardan birisini, İsmet Kasumagiç'i, topraklarımızda ağırlamak, vatanında görecek olmak çok hoş. Yunus Emre ''bize dervişler geldi'' derken, İsmet Kasumagiç müjdesiyle şenlenen günümü seslendiriyor sanki. Bereketiyle feyizleniriz inşallah. Ayrıca bu sürprizi hazırlayan herkese müteşekkiriz. Var olsunlar.
Bosna için
Çar, 26/07/2006 - 01:37 — S.Setenay ÖzekBosna' yı görme ve Aliya İzzetbegovic'in dava arkadaşlarından Ömer Behmen'in Bosna'nın bugünkü durumu üzerine yaptığı konuşmayı dinleme şansına erişmiş biri olarak,bu toplantıya katılmanın hepimiz için bir borç olduğunu söyleyebilirim.
Emeği geçen herkese teşekkürler.
Selamünaleyküm
Per, 27/07/2006 - 13:14 — rüştü hacıoğluDün akşam oradaydık; hem İsmet Kasumagiç ve muhterem zevcesi, hemde cemaatin bir kısmıyla tanışma fırsatı bulduk. Oldukça verimli bir toplantıydı, aradığımızdan fazlasını bulduk; ama bir okadarda düşündürücüydü, aramamız gereken pekçok cevapsız soruda kaldı elimizde. Sanıyorum ilerleyen saatlerde daha doyurucu yorumlar gelecek katılan arkadaşlardan, özellikle aydınlanmasını umduğum Nadir Marmara'nın cevapları veril(e)meyen sorularına ilişkin olanlar. Genç Müslümanların komünistlere karşı, kimliklerini korumaya yönelik direnişleri takdire şayandı; ancak anlatılanlardan bunun komünistlerle sınırlı kaldığı,bunun ötesinde dünya müslümanlarını ve insanlığı tehdit eden küresel emperyalizm karşısında aynı direncin olması gereken biçimiyle gösterilemediği gerçeği,sorulara verilemeyen cevaplarda da kendini ifşa etti. Bunu ''burdan bişey çıkmaz'' çerçevesine oturtmak için söylemiyorum; aksine, kendilerininde teslim ettiği gerçeği yani 1992 koşullarına geri dönülmüş olduğu gerçeğinden hareketle hamasi bir söylemin önüne geçip ''Bosna gerçeği'' nin doğru tespitini yapmamız ve çözüm noktasında kafa yormamız gerekliliğine işaret edebilmek için söylüyorum. Çünkü pekçoğumuz Bosna'yı avrupanın yanıbaşında kazanılmış bir islam kalesi olarak görmek istesekte gerçek, bunun öyle olmadığı yönünde.Dolayısıyla bugün Bosna ile sağlıklı iletişim kurabilme imkanları elimizdeyken, hedefimizi belirleyip gerekeni yapmak noktasında ''oryantalist'' çalışmalara değil;kaynağını kendi değerlerinden alan bir medeniyet inşası projesine girişmeliyiz. Kimlerle yapılacağına ilişkin birkaç kelam etmek istiyorum. İlk bakışta iddalı gibi görünsede ''medeniyet projesi'' ,zoru başarmayı göze alabilecek herkes, her kesim muhatabıdır bu projenin. Tersinden yola çıkacak olursak, mevcut durumdan rahatsız ve razı olmadığını düşünen ve bunu dillendirebilen hepimiz bu işin emekçisi olmak durumundayız bulunduğumuz her nokta bir mevzidir. Dünya hayatının en yüksek potansiyelli varlığı insandır;kimi potansiyeli ile ölür, kimide ne pahasına olursa olsun bunu açığa çıkarır. Aksi taktirde yazıklanmaktan zevk alan ama içinde bulunduğu durumdanda son derece hoşnut bir yalancılar topluluğuna dönüşürüz ki: zilletin kısa tanımı budur. An gelir övünürüz yeryüzünü imar ve inşa görevi üstlenmiş halife oluşumuzla; an da gelir iş başa düşünce ''kim? benmi? '' der sıvışırız işin içinden sanırız ama bu da en büyük yanılgımızdır; çünkü bizler varedilmek ve halife seçilmekle görevi üstlenmiş bulunduk zaten, artık yeniden görevlendirilmeyi beklemek yok durumdan vazife çıkarmayı bilmek var. sakın saptırıcıya aldanmayalım: ''sosyal mesaj vermek, gaz vermek, dünyayı kurtaran cüneyit abi...'' Bunların bizce karşılığı: Hakkı duyurmak,tebliğ; sabrı(mücadele içinde sebat gösterme)tavsiye etme;zulüm yeryüzünü terk edip din(doğru yaşama biçimi-İslam Medeniyeti) yalnız Allah'ın oluncaya dek gayret göstermek. Bu noktada ha biz, ha Bosna hada Filistin...Hepimiz aynı hedefin müntesipleriyiz ve eğer Fazlurrahman'ın tespiti doğruysa ''bayrağın düştüğü yerden kalkacağı'' ve bizde bununla övünmeyi seviyorsak hakkınıda vermek zorunda değilmiyiz? Bu örneği genel kabul olduğu için verdim yoksa bence bayrak onu tutan herkesin kaldırabileceği mesafededir ümmet için. Basit bir örnek vermek istiyorum:benim işim tornacılık,hergün inip çıktığınız asansörleri tamir ediyorum;ama kendimi asansörcü olarak tanımlamıyorum, çünkü bu benim yaptığım işin tanımı. Benim kimliğimin bir parçasıda değil bu,yarın hamalda olabilirim. İnsan olarak ise bir tanıma muhtacım kimliğimi belirlemek,hedefimi belirlemek,hedefim çerçevesinde gayret göstermek, kısaca kimi nasıl niçin yaşayabilmek için. Yaşamak tek başına anlam ifade etmez, bir nitelik belirtisi değildir; kim olarak, ne için, nasıl yaşamak bir nitelik belirtisidir ve en önemlisi tüm bunun karar vericisi kendimim; sorumluluğumda bunu bulmak ve bunların toplamı olan yaşamak istediğim medeniyet için mücadele vermek. Bu cevapları kendim bulamazsam ister istemez başkalarının tanımlarına mahkum, razı olmadığım bir dayatma düzenin şahsiyeti değil, kölesi olurum;tüm boyutlarımı kaybederim ve kalıbım sığsada sığmasada bana biçilen kaftana razı olurum.Bunu askere gidenler iyi bilir, ilk elbise dağıtımında ''uysada olur, uymasada'' kuralı çalışır. Allah'ımız bizi bir şahsiyet olarak yaratmış, şahsiyetimize sahip çıkalım, Müslüman şahsiyetlerin medeniyetini arayalım ''vasat ümmet'' olarak insanlığa örnek olalım. Sorunlarımız ve insanlığın sorunları anca böylesi hedef bilinci taşıyan şahsiyetlerin gayretleriyle çözülür; örnek, Hz.Muhammed(s.a.v). O'na benzemenin hakkını verelim inşallah. Selamünaleyküm