Ölüm önüne konsa, baklava sinisi gibi karşılayacak kaç kişi var dünyada?
Tadında mutluluk bulacak…
“Mutluyum!” dersiniz ama sizdeki hangi mutluluk ya da önce şöyle sorsam; nedir mutluluk?
“Ne desem bilmem ki, mutluluk işte…”
Hiç çağrışımları yok mu?
“Ana kucağının sıcaklığını hissetmektir desem…”
Ana kucağından inmek olmasa…
“Hayalini kurduğumuz oyuncaklarımızla buluşmak…”
Ne hayaller bitiyor, ne de oyuncaklar sağlam kalıyor. Hele yenileri icat oldukça…
“Varlığımızı, yaşadığımızı hissedebilmek…”
Her gün sokaklarımızda gezinen tabutlara, yollarımızla kesişen mezarlıklara ne demeli? Göğsümüze saplanan ağrılar mutluluk mu bırakır?
Bırakıyor mu?..
“Sahip olabilme duygusunu aralıksız tatmin edebilirsek, işte o zaman yakalamış oluruz mutluluğu, işte o zaman!...”
Sahip olabilmenin sınırı olmadığına göre?.. Mutluluk…
“Dünya lezzetlerini aralıksız tadabilmektir.”
“Aralıksız tadabilen…” var mıdır, mutlu oldukları kesin midir? Varlık içinde yüzerken mesela köprülerden atlayarak yüzememeyi tercih edenlere ne demeli?
“Tamam, buldum; taraftarı olduğum takım galip gelirse ben çok mutlu olurum.”
Ya hiç galip gelemezse, takımları galip gelememiş olanların halleri, “takım” diye bir derde saplanıp kalmamış olanlar…
“Çalışmak beni çok mutlu eder.”
Elden ayaktan düşeceğimiz günler de vardır.
“O halde yan gelip yatmak, ne diyeyim başka…”
Hırs, tamah, haset… rahat bırakmaz ki… Güve gibi gezinirler içimizde. Sesleri bile işkence.
“Yani yok ya da güzel bir şey değil.”
Hayır:
Var ve güzel, oldukça da güzel bir şey…
Baştan beri misallerini verdiğimiz, serinliğinde nefeslenip neşelendiğimiz; “sanılan mutluluktur”. Nefsin arzuladığı… Esintiler gibi gelip geçen… Çoğunluğun tattığı, çoğunlukla tadılan…
Gölge gibi uzayan kısalan, yok olan...
Aslını çağrıştıran, hatırlatan…
Biri düğmeye bassa sanki var… Sanki doyumsuz tatta…
Bal gibi ama bal değil. Bal şerbeti. Hayır, o bile değil; suyu yavan, balı yapay…
Ve…
O dahi güzel.
Mutluluk her haliyle güzel ama onu tatmak, doya doya yudumlamak için de zamanın geçmesi gerekiyor.
Ömrü tüketmesinden ürktüğümüz zamanın… Dur durak bilmez zamanın…
Daldığımız rüyalar âleminde sayılı günlerimiz bir bir tükeniyor…
Kalan günlerimizin sayısını ise asla bilemiyoruz.
Mutlulukla birlikte acıları koynunda getiren günler de oluyor. İster istemez tadıyoruz acıları…
İsteyerek yaşadıklarımız var, istemeden yaşadıklarımız var. Hele istemeden yaşadıklarımız ne de çok…
Hayat bu!..
Tatlısıyla acısıyla…
Ve bize emanettir hayat.
Bizim değil, bize emanet.
Vakti saati gelince de sahibi el koyuyor…
Görülmüş şey midir, emanetin teslim edilmediği?..
Hâlâ “Benim!” diyenlere şaşılmaz mı?
Dünya çılgınlarına şaşılmaz mı?
Günahta mutluluk arayanlara?...
Gerçek mutluluk işte dünya çılgınlarından olmamak uğruna göğüs kafesini acıya, çileye yaslamak; nefesin kirlenmişine yol vermemeye çalışmaktır.
Emaneti sahibinden aldığımız gibi tertemiz tutmaya çalışmaktır gerçek mutluluk…
Ak bir alın, nurlu bir çehre taşımaya çalışmak...
Dosta, dostlara tertemiz eller uzatabilmek…
Hayatın her anını, her türlü akışını, yakışını, hatta ölümü bile tatlandıran baldır gerçek mutluluk. Anavatanın çiçeklerinden derlenmiş…
“Allah!” diyebilenin nasiplenebildiği...
Ve o dahi tadımlık;
Gurbetin payına ne düşmüşse, ondan payımıza devşirdiğimiz…
Yorumlar
Eyvah demeden Allah demektir mutluluk
Salı, 01/08/2006 - 10:53 — Sakine AkçaNe güzel olmuş. Gelip geçen ve sürekli istenen şeylerde mutluluğu aramak ne boş bir arayış. Elde ediyorsun ve anında yeni bir hedef çıkıyor karşına . İşin yoksa koş dur.
Bir muayenehanede şahit olmuştum. Estetik dişlere kavuşan bir hanım onları elde etmenin verdiği sevinçle hekime sormuştu:
Ömür boyu kullanabilirmiyim?
Hekim biraz duraladı ve cevap verdi.
Hanımefendi ömrünüzün boyu hakkında hiç bir bilgiye sahip değilim, o sebepten ne kadar gidebileceğini tahmin edemiyorum.
Allah'ı hatırda tutmak diye bilirim mutluluğu. Hayat yolunda karşımıza çıkan her soruya onun istediği biçimde cevap vermek.Yazarın da söylediği gibi bu ölümde olabilir. Hatta belki de en önemli sorudur ölüm.
Her vakit değil ama bazen içimizde uyaran bir topluluk var diye seviniyorum. Allah yâr ve yardımcınız olsun.
Allah!
Salı, 01/08/2006 - 22:50 — Metin TEKİNSakine Hanım; "Allah!" deyişi gönlünüzde ebediyen susmamacasına yer edinsin, nefeslerinize her daim yoldaş olsun. Nur Sancağın altına varanlardan, Fatma Validemizle buluşanlardan olasınız.
Yorumlarınız insanın ufkundaki sislere tatlı bir esinti gibi uğruyor ve aydınlığın yolunu açıyor.
Bu insanı mutlu ediyor elbette ama asıl mutluluk o yüceler yücesi kelimede bir oluşumuz: "Allah!"
Mutluluk Üzerine
Çar, 02/08/2006 - 11:49 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Her daim aranılan, her fırsatta sorulan şey...
"Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde" diyen şair acaba mutluluğu bulabildi mi bilemiyorum. Ama ifadeleri yine de o yola düştüğünü söylüyor...
İçimizde büyümek isteyen bir şey, bazen heykelleşen, bazense akıp giden...
"Aramakla bulamazsın, ancak bulanlar arayanlardır" sözü onun için de geçerli mi?
Şu dünya tükenmeye ayarlı, zaman ve mekan, eşya ve insan...
Saklı tuttuğumuz açığa çıkar bir gün, elbet açılır kapılar, ümit bizimle...
Hayat Allah için,
Sanat Allah için,
Ölüm Allah için,
Gurbet ve Sıla Allah için olduktan sonra mutluluk uzak mı, değil elbet...
Hocam, hoş bir yazı olmuş, kelimelerinize sağlık...
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...