renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Oyuncak Bir Beytin Oyun Tadında Şerhi

Berây-eyyâm-ı hâr mıntıka-ı bâzda lu’bet-gâhım
Ru’yet-i şâyâna kâ’indir ezminetü’l-günâhım

Lâ-edrî

(Oyuncaklarım, ateşli günler için tiyatrodadır.
Günâh zamanlarım, görülmeye değer bir olaydır.)

Anonim

Oyuncak beytimize başlamadan önce sözcüklerle oynayalım.

Eyyâm-ı hâr, beytimizde sıcak ve ateşli günler olarak kullanılmıştır. Arapça olan bu iki kelime, Fars dil mantığına uygun bir tamlama şekliyle kurgulanmış.

Günümüz Türk dilinin karakteristik dokusunda farklı manalar da içerebilir. Tamlamayı noktalı ha ve Farsça olarak düşünecek olursak; izafetimiz “dikenli günler” anlamına bürünür. Ayrıca; “hâr” kelimesi Farsça’da hor, hakir, aşağılanmış; arapça’da ince “he” sesiyle yıkılmış, harap olmuş ma’nâları taşır.

Şâ’irimizin “mıntıka-i bâz” ile kastettiği dünya hayatıdır. Lubet-gâh kalıp-sözü eski farsça’da oyun evi, oyuncuklar yurdu; modern fars dilinde ise panayır ve tiyatro anlamları taşır. Beytimizde ise dünya hayatına ait uğraşı alanları olarak kullanılmıştır. İnsan dünya hayatında fıtratı itibariyle günâh işlemeye müsait bir canlıdır. Müslümanları, diğer günâh işleyen insanlardan ayıran yegane özellik, onların günâhta ısrarlı olmayıp tevbe kapılarını aralamasıdır. Bu nedenle şâ’irimiz; sûfiyâne bir prensiple günâhlarıyla övünmekten ziyade, günâha bakış açısını ortaya koymaya çalışmıştır.

Tasavvufî düşünceye göre insan kesret dediğimiz oyunla hemhâl olduğu için günahkârdır. Vahdet oyununa ulaşabilme yolunda ise tevbe kapılarını sonuna kadar aramalıdır. Mâ-sivâ içinde yaşadığımız oyunsal dünyanın bir diğer adıdır. Şairimiz dünyayı bir panayır yerine benzetmiş ya da eğlencelik bir tiyatro mekânı. Zira anahtar kelime ru’yet. Tiyatro da görsel ve işitsel zevklere hitap eden bir oyun. Ayrıca mü’minler dünyevî pozisyonları gereği Yüce Allâh’ı ancak cennette görebileceklerine iman ederler. (En’âm-103; Yûnus-26; Kıyâmet-22,23; Mutaffifîn-15)

Hâr, mıntıka-i bâz, lubet-gâh ve ezminetü’l-günâh kelimeleri arasında da bir takım söz oyunları vardır. Bunların çoğu ise kendi aralarında mütenâsib bir ilişki kurmuşlardır. Beytimizin anahtar kelimesi ise “lu’bet/oyun” olup isti’âreli bir kullanımla dünya, kainat ve cihan anlamlarını bünyesinde taşımaktadır ki; muhkem kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in aşağıdaki ayetlerine telmîh ve irsâl edilmiştir:

“..Bu dünya hayatı ise aldatma metâ’ından başka bir şey değildir.”(Âl-i İmrân-185)
“Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttakî olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz? (En’âm-32)
(Benzer ayetler için bkz: 29/64 – 45/35 – 47/36)

Hasılı kelam; şâirler ve husûsen divan şâirleri, oyun içinde oyun yaşayan/yaşatan tiplerdir.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Müttâkiler için

Esasen Kuran-ı Kerim Müttâkiler içindir. Daha başlarken Allah kelamı böyle işaret eder. Ardından onların en belirgin özelliklerini sıralar. Onlar ki gayba inanırlar. Ve namazı ikame ederler. Ki bu da ayrıca uzun uzun konuşulması gereken bir husustur. İkame etmek. Oluşturmak, ayakta tutmak manasındadır. Belki de namazın içinin dolu olmasıdır. Şekil ve muhteva bütünlüğü de kast ediliyor olabilir. Ve ardından infak gelir. Rızıklardan dağıtmak. Kimin yanında ne varsa onu vermek... İlimse ilim, malsa mal ve en cömert veren olarak da can verenler.
Allah cümlemizi bu çerçeveye girenlerden eylesin.