renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

(B)aşk/alaşım

Aşk kalem oldu, şiir kondu elime
Sızladı zaman, sızdı ötelerime

Bir şeyler yazdı ve durdu, bir ve şeyler
Bilemedim ki ses miydi perde perde

Gördüm ve korktum: Aşkın mürekkebi kan
Güller içre gül, sonsuza düşen cemre

Beni yazdı, doğdum; seni yazdı, öldüm
Damarlarda çağladı, yol verdi dile

Uzakta enfüs, ben; yakında âfak, sen
Bir bilemedim, bir bildim, ay ve hâle

Aşk söz oldu, söz bitti, yükseldi göğe
Yer yarıldı, kıyâm; kalp çatladı, secde

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Aşk'ın mürekkebi...

Aşk'ın mürekkebi niye kan?
Gül kırmızı renkte diye mi; kalp kırmızı renkte diye mi? Yoksa ufuklar hep kızıl renkte diye mi?
'Beni yazdı, doğdum; seni yazdı, öldüm' mısraıyla bunun bir ilgisi var mı? Aşk doğumcul ve ölümcül bir kavram mı her zaman için?
Aşk kalem oldu, aşk söz oldu...
Peki ya aşk neden 'aşk' olmadan bitti bu şiir?

Yunus gibi

Aşkdan muzdarip kimse ona gitmeli. Yunus "Aşk boyadı beni kana"der. Kanayan bir yaradan bahseder. Ve aşkın kendisini öyle bir belirsizliğe soktuğundan dem vurur ki ne akıllı ne de divane olduğunun belli olmadığını belirtir.
O vakit bu hissin aşkın pazarında can satanlarda bulunması pek hoştur.
Allah yar ve yardımcınız olsun.

Hallac gibi...

Es-Selam

Kalem oldu yazdı, sonra durdu…
Her nesne onun dilinden anladı, her ne var alemde, özünü ondan bildi…
Aşkın kırmızlığı hem gülle ilişkili, hem kalple, hem ateşle, hem ufukla…
Aşk bir öz, aşk bir cevher, doğan ve ölen her şeye sirâyet eden boya aşk…
Kan kırmızını aşktan almış, böyle der lisan-hal ile Hallac…
Yunus ona bulanırken, kıpkırmızı olurken, şiir bahçesinde güller açar…
Aşk söz olur, söz biter, ama aşk biter mi?
Biten güldür sadece, uzak onun yanında yakın kalır, yakınsa uzak…
Aşk zıtları öyle toplar ki, bir daha ayrılmaz onlar…
Bir bilir, bir bilmez insan, çünkü hayret vardır onda…
Akıp çağlayacak kadar kan…
Üst üste ve adeta sonsuz açacak kadar gül…
Harâretiyle yakıp da kül edecek kadar ateş…
Bizden biteviye kaçacak kadar ufuk…
Çatlayacak kadar kalp…
Aşk…

Selam ve muhabbetlerimle...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Bin Cevap

Bir cevap umuyordum; bin cevap buldum...
Mutmain oldum.
Yüreğinize ve aşk'a sağlık.

Estağfirullah

Es-Selam

Sorularınız ve dahi yorumunuz için teşekkür ederim Melike hanım, sağolun. Cevap verebildimse kendimi mutlu sayarım...

Değerli yorumlarıyla tanıdığım Sakine hanıma da açılımı için teşekkür etmek isterim. Kendisinden istifade ediyorum, Allah razı olsun...

Ve Ali Düz kardeşim, yorumlarınızı takip etmeye gayret ediyorum. Şiir konusundaki düşüncelerinizi de önemsiyorum. Bundan ötürü teşekkürlerimi sunarım...

Kelime parçalaması hususunda ise söyleyebileceğim şey, bunun fazlaya kaçmamakla birlikte yapılabileceğidir. Başlıkta parantez içindeki "B" başlangıcı ifade ediyor. Paranteze alınmasının sebebi bunun vurgulanması sadece. Bu şiirde aşkın başkalaşımını anlatmaya çalıştım kendimce. Alaşımdan maksat ise zıtların birliğini dile getirmekti. Ancak bunlar kapalı olabilir. O maksatla bu şekilde açıklamak istedim...

Selam ve muhabbetlerimle...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Aşk Söze Dokundu, Söz Öz’e…

aşk söze dokundu, söz öz’e…
öz, özlediğine yakın oldu;
öz fıtratına muhalif yaşarken dil nasıl dokur aşk’ı..
aşk ki kelam’ın özü,
aşk ki, alemin hem çekirdeği hem meyvesi..
aşk ki, gerisi vesaire…

bir noktadan südûr olur alem, o noktanın yokluğu yoksunluk, yoksulluk yaşatır yüreğe. oysa yürek, akledendir, görendir, sevendir, ölümle olandır, ayağın yürüdüğü yolu çizendir.. yürek aşk’ın mahallidir; çünkü aşk yüreğin hallerini imar edendir.

ya yürek aşk’ta erimeli,
ya aşk, yürekte...
bir fenâ hali gerçekleşmeli...
nokta!

“yüreğinize sağlık, güzel bir alaşım…”

b...kalem! dokunduğum vakit, aşk'ı dokumazsam düş elimden!....
nokta!

Şiir, şiirin adı ve şairin kendisi...

F. Mehmet Tiyanşan'ın bu şiiri de güzel. Divan edebiyatını, Halk edebiyatını daha çok-sıkı okursa F. M. Tiyanşan, daha da güzel, yoğunluğu hep aynı akan metinler üretebilir bence.
Ben aşk aldım şiirinden kendimce.. yüreğine sağlık.

(F. Mehmet Tiyanşan'a ayrıca parantez açarak şunu da demek isterim: Tiyanşan, kendi sözünü üreten, onunla birlikte olan birisi. Yaptığı yorumlardan anladığım kadarıyla kendine ait olan, bir parçası olan şeyleri ortaya koyuyor, üretiyor.
Kendince özgün olanın peşinde olan, kendi sözüyle birlikte yaşayan insanları daha çok seviyorum ben.

Bizim başkalarını çokça okumamız ama aynı zamanda "kendimizi gerçekleştirmemiz" gerekiyor, müslümanlar olarak. Y. Kemal'in ifadesiyle, salt, "düşünülmüş hâlde hazır sunulan"ı alıp onunla yaşamamalı, okuyarak edindiklerimizi düşünerek edindiklerimizle harmanlamalıyız. "Kendimizi gerçekleştirmek", düşünmeyle çok yakın olmakla mümkün. Kendi sözümüzle birlikte olmak budur.)

- F. M. Tiyanşan'ın bu şiirinin başlığını eleştirmem gerekir. Ben şiirlerin başlıkları ile çok oynanmasını sevmiyorum, özellikle bu tarzdaki şiirlerde başlığı parçalamak-harf paranteze almak... falan güzel olmuyor, baştan gelen o akışa zarar veriyor bence.

Şiire ve şaire teşekkürler!...

...!

Zühre ism-i azâm'ı fısıldıyor arz'ın kalbine.Aşk duyuyor bunu,yükseliyor göğe!

Bence DUA

Allah'ın selameti üzerinize olsun...

Açıkçası şuan bihayli sarhoşum. Biraz da (kıskanma değil) gıpta ediyorum. İçimde beni kemirerek büyüten,cevrince sefa bulduğum, hikmetince heyecanlandığım,ağırlığında naçar kaldığım ve tam olarak anlamdıramadığım meçhul hislerimi harekete geçiren her şiirin şairine gıpta etmişimdir. Ben neden düşünemedim, yazamadım diye. Ama asla bir kıskanma değil bu...

Bir şiirinizi daha okumuştum."Emir" adlı şiirinizdi.Yaptığım nadir yorumlardan birini göndermiştim.(Çünkü çoğu zaman üye ismimle girmeyip dışarıdan izliyorum.Bu şiiri görünce dayanamadım)O şiiriniz ölçülü değildi.Biraz buruk okumuş ve yeterince tatmin olamamıştım.O yüzden şöyle yazmıştım.Biraz daha...Şimdi o biraz daha kısmı dahada büyüdü.Çünkü bu defa doyamadım.Biraz daha diyorum.Ne olur şiirlerinizi ölçülü yazın. Ne demek istediğimi anladığınızı umuyorum.
Bir de Acizane bir şeyler hatırlatmak istiyorum.Neden şiirlere,şairleri tarafından bir açıklama getiriliyor,bunu anlamıyorum.Neden şiir okurları böyle bir ihtiyaç hisseder oda başka tuhaf bir durum bence.Ahmet Haşim'e şiirleriniz tam olarak anlaşılmıyor,biraz açıklar mısınız dediklerinde,şöyle demiştir;
"Eğer şiirleri açıklama gereği duysaydım;şiir değil,düzyazı şeklinde yazardım.Ama onlar şiir ve şiir okuyucusu onu öyle okuyup anlamalıdır"
Yani şiirlerin bir yanı hep gizemli kalmalı.Okuyan ona kendince bir kavram ve değer vermeli.Çünkü hiçbir şiiri hiçbir okuyucusu şairi kadar anlayamaz.Anlatılması istenildiğinde zaten durum tuhaflaşmış demektir.Yani ne gerek vardı(r) o halde şiire?Nefes almayı anlatabilir misiniz?Akademik olarak evet ama o zaman nefes almak tariften öteye geçebilir mi?İlla ki nefes almalısınız ki,nefes almayı anlayabilesiniz.Ve sonuç olarak yinede nefes almayı tam olarak anlatamazsınız.Çünkü akademik bilgiler hisleri es geçer.Oysa insan hisleriyle yaşar.Aradabir Cemaat'ta da yapıldığı üzre şiire neden akademik bir ünvan aranır ve akademik bir damar bulunmaya çalışılır.İşte bunu da anla(ya)mıyorum.

Şiirinizi defalarca okudum.Her defasında heyecanım ve az yukarıda yazdığım o hislerim ruhumun kanyonlarında yankılanarak
"... söz oldu,söz bitti, yükseldi göğe,
Yer yarıldı,kıyam;kalp çatladı,secde"
Vesselam...
M.Münzevi

Şiir ve Dua

Öncelikle Mevlut Münzevi’ye yorumundan ötürü teşekkür ediyorum. Heyecanını anladığımı düşünüyorum, çünkü bu şiir de belli bir heyecanın ürünüdür. İçimdeki kıpırdanışları dillendirmek arzusunun, belki bir sevk-i tabiinin ortaya çıkışı olarak da nitelendirebileceğim bir şey bu.

Ölçülü olmak elbette bir şiir için istenir, istenmelidir de. Ancak ölçüler bakış açısına göre farklı durumlar alabilir. Serbest bir şiirin de ölçüsü olabilir bana kalırsa. Yazdığım şeylerde bu anlamda ölçü kullandığımı düşünüyorum. Belki tam manasıyla bir ahenk sağlanmıyor olabilir, ancak bu konuya dikkat ettiğimi düşünüyorum.

Şiiri açıklamak mevzuunda ise şunları söyleyebilirim. Elbette şiirin şairin zihnindeki oluşum süreciyle birlikte gelen bir anlam kümesi vardır. Şiiri okuyan herhangi bir okur ise kendi payına düştüğü kadarıyla bunu alır. Şiir yazıldığı andan itibaren şairden kopan bir parçadır. Tam manasıyla varlık kazandığı zaman başlıbaşına anlam saçan bir kaynaktır adeta. Öyle olmalıdır, bu şiir olmasının gerektirdiği bir durumdur bana kalırsa. Şiiri açıklamak şiirin mahremiyetini bozmak şeklinde anlaşılır çoğu şairce. Ama ben bunun bir sınırı olduğunu düşünüyorum. Bu sınır geçilmediği takdirde şiire dair açıklamalar yapılabilir. Yönlendirme olarak addedebilirsiniz bu durumu, kapalı kapıların açılması olarak da. Her halukarda şairin ve okurun kendi dünyalarına ait yansımalar olacaktır. Şiiri belki bir şiirle anlatabiliriz, belki de hiç…

Şiirle dua arasındaki ilişkiyi de şu şekilde kelimelendirebilirim sanıyorum. Şiir bir şifredir. Yaratıcı ile kul arasında bir şifre. Bu anlamda bir yakarıştır, bir vuslat çabasının varlık düzlemine getirilmiş halidir. Duayı Rab ile kul arasındaki irtibat olarak tanımlarsak, şiirin de benzer şekilde bağlantılar içeren bir örgüyü çözümlemeyi amaç edindiğini söyleyebiliriz. Paralellik bu şekilde kurulabilir ki bu da bir bağlantıdır. İçimizdeki ağı, dış dünyamızla örtüşecek şekilde serebilmek kelimelerle mümkün olabildiğine göre bunu yapmanın en öz biçiminin de şiirden geçtiğini düşünmememiz için bir sebep yok.

Bu düşünceleri dile getirmeye vesile olduğunuz için ayrıca teşekkürlerimi sunarım.

Selam ve muhabbetlerimle…

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Hep Yarım

Allah'ın selameti üzerinize olsun...

EyvALLAH,düşüncelerinizin tamamına katılmak tabiri caiz ise (değilse insanlığıma verin,mazur görün) vacip oldu.Elbette ki bir Orhan Veli'nin yazdığı serbest bir şiire hiçbir şiir okuru "hımm bu olmamış" diyemez.Tabi ki şiire biraz aşinalığı var ise bu böyledir.Orhan Veli'nin tadı başka,Cenap Şahabettin'in letafeti bambaşkadır.

İnce insanlar,ince derken fikriyle,özüyle,tavrıyla ince insanlar her zaman kendini belli eder.Orjinaliteleri her halukarda ortadadır ve diğer insanların nazarı-yorumuna açıktır.Bu özelliklere birde pratik zeka eklediniz mi,ortaya çıkan her ne olursa,bu bazan bir şiir,bazan bir yazı ya da yorum,hatta bir selamsa dahi doyum olmaz.Burada birbirimizi tanımadan,görmeden,bilmeden,kelimeler vasıtasıyla tanımaya,onlara göre değerlendirmeye çalışıyor,çoğu zamansa başarılı olamıyoruz.Hep eksikler,tamamlanması gerekenler,söylenmemiş sözler kalıyor.Gerçi biz insanlara özgü bir durum bu.Hep yarım,diğer yarısı hiç ol(a)mayan.Şu var ki kimileri diğer yarısını aramaz,daha acısı farkında bile değildir.Kimileri de sizin gibi aramaya devam edenlerdir.İşte paragrafın başında bahsetmeye çalışıp,başarılı olamadığım,orjinal insanlar bunlardır.Ve inanın şu an dahi,yani yazarken dahi birçok eksik kalmakta.Yazmaya ne aklım muktedir,ne elim takaatkar nede zaman kifayetkar.Yorumun başında yazdığım gibi insanlığıma verin ve hepsini mazur görün.

Ve son olarak şiir...Şiirin anlamını tam olarak söyleyebilecek bir cengaver,bence çıkmış değil.Bundan sonra da çıkacağı zannım değil.Şiirde biz insanlar gibi hep yarım kalmaya mahkum.İşin garib tarafı birbirimizi tamamlamaya çalıştıkça eksikliğimiz büyüyor,derinleşiyor,sonsuzlaşıyor...
Daha söyleyecek çok şey var ama,mahkumiyetini yaşıyor...
Yüreğinize bereket(amin).
Vesselam.

M.Münzevi

tiyanşan değil.... Tiyanşah

ruh-u mercan
içimde düştü isyan
...

Kelimeler dile gelmiş de haykırıyor sanki. Eyvallah

Derdime Vakıf olan simurg bile çaresiz

okudukça okuyasım

okudukça okuyasım geliyor...
ismi ve her dizesi yeniden yeniden okutturuyor kendini... siteye geldiğim gün karşılaştım bu şiirle. hala karşı karşıyayım... ş/aşkın...

Sahi Sen Ne Konuşuyorsun Ey Geveze Nefsim!

Ey düşünceleriyle, eliyle, koluyla, parmaklarıyla, bacaklarıyla, yürüyen ayaklarıyla, gören gözleriyle varlığına paha biçilemez ahsen-i takvim varlık insan! Kainattaki insan! İnsanın aşkına nisyan! Bu ne can bu ne canan! Hangisi hüsran berisi yalan! Allah(cc) birdir yok mu anlayan! Ve dahi kurmadı mı dünya'yı sevgi, aşk direkleri üzerine yoğurmadı mı alemi, insanı ve dahi insanın kalbini aşk üzere aşk için ... F. Mehmet Tiyanşan hal lisanıyla yazmalarınız kal lisanıyla anlattığınız "aşk hakikati" kalbimin gizli yerlerinde gizlenmiş gizleri gizli gizli okuyor adeta... Ne diyeyim söz hakikat olunca 'kıtmir'e sadece sus demek, gevezelik etme demek düşer. Selam ve muhabbetlerimle

Gördüm ve korktum

"Gördüm ve korktum: Aşkın rengi kan"
Çok güzel ve derin ifadelerle dolu...
Tebrikler...