renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Aklı Başında Bir Kalem: Haşmet Babaoğlu

Türkiye’nin hakiki manada entelektüellere ihtiyacı var, hemfikir olduğumuz bir husus bu. Sığındığı çatıların silahşörlüğünü yapmayacak, doğruyu nerede, nasıl bulursa bulsun dile getirecek ve gerçek manada ülkesini ve ülke insanını ve dahi bütün insanlığı sevecek entelektüeller…

Bu ifadelerin dışında kendilerini entelektüel olarak lanse edip – veya edilip – kalem oynatan yüzlerce yazarımız var. Kimisi patronunun ihalesini takip ediyor, kimisi masabaşı uyduruk haberler üretip memleket evlatlarını attığı çamur ile zan altında bırakıyor. Hiç birisine bulaşmasa bile kestirmeden “irtica” yaygaraları ile kendince bir yerlere sevimli görünmeye çalışıyor. Arzu edenlerimiz çarşaf çarşaf gazetelere, haber programlarına bakıversin.

Türkiye’de iyi insanlar da var mutlaka. Sağduyulu, yüreği ile merhameti kuşanan ve ülkesinden, dünyadan haberdar olan insanlar… Haşmet Babaoğlu bunlardan birisidir. İbrahim Tenekeci şiirini O’ndan dinlemek ayrı bir zevk verir, İsmet Özel tartışmalarına aklı selim yorumlar getirir ve Lübnan’a gazetesi kadar sağır değildir. Enteresan ve hoş bir entelektüeldir hasılı.

Haşmet Babaoğlu mezkur özelliklerinden neşet sanırım NTV’deki malum programında izleyicilere kısaca şu açıklamayı yaptı pazartesi akşamı:

“Futbolcu futbolcudur. Milliyetini asla tartışmayız. Ancak milliyetleri tartışanları tartışırız.

Fenerbahçeliler şimdi söyleyeceklerime belki kızacak ama Bosna olaylarında bu ülkenin her vatandaşı gibi onların da kalplerinin nasıl sızladığını biliyorum.

Kezman gol attıktan sonra Çetnik işareti yapıyor. Bu işareti Bosna Hersek maçında da yaptı ki, ayıptır.

Çetnik, 2. Dünya Savaşı ve yakın zamanda Bosna’da, Kosova’daki acımasız milliyetçi Sırp çetelerine verilen addır. Eminim, Kezman’ı yöneticiler uyaracak, kulağını çekecektir.”

İşte tam bu noktada durup şunları da ekledim.

“Burada bir hayır da vardır belki. Belki Fenerbahçe bu karanlıktan bir aydınlık çıkarır. Bu ‘rahatsız’ çocuğu rahatlatır ve yalnız futbol dünyası değil Kezman da kazanır.”

***

Bosna’ya, Sırp vahşetine, Çetnik’e ve dahi Kezman’a karşı en ufak bir bilgisi bulunmayan zevat ayağa kalkarak Haşmet Babaoğlu’nun ne “ırkçı, şerefsiz”in teki olduğunu bıraktılar ne “sen şiddet yanlısı bir ırkçısın” demediklerini ne de ana, avradını…

Ne diyor Babaoğlu:

“Ben 140 bin Bosnalı’nın ölümüne, 2.5 milyon insanın evinden yurdundan olmasına neden olan bir savaşı çok çirkin biçimde hatırlatan bu işaret bizim sahalarımızda görülmesin istedim.”

“Ama hepsi bir yana, açın okuyun; bir bilene sorun da Saraybosna’da neler oldu öğrenin be kardeşim...”

Hadise işte bu. Maalesef ülkenin geldiği nokta da bu. Haşmet Babaoğlu bu uyarıyı yapmasa kendine karşı dürüst olmayacaktı, yaptı, şimdi bütün namlular kendisine doğrultulmuş vaziyette. Saraybosna’da yaşananlar hakkında çok az bilgisi olanlar dahi Babaoğlu’nun aslında çok “kibar” bir uyarı ile meseleye dokunup geçtiğini fark edecektir. Peki kopan bu yaygaranın aslı esası nedir?

Onu da Babaoğlu harika yanıtlıyor:

“Türkiye’de bu iş artık öyle bir hale gelmiş ki, insanlar öte dünyada kendilerine “Galatasaraylı mısın, Fenerbahçeli misin?” diye sorulacağını sanacak kadar çılgınlaşıyor.”

Allah bizlere akıl fikir versin.

İsrail Dostluk grubu üyesi milletvekillerinden Aliya’nın gözlerindeki ıstırabı hissedemeyen kulüp yöneticilerine, futbolu din noktasına getiren taraftarlardan ümmet coğrafyasına bigane kalan insanımıza Allah, basiret versin, merhamet versin…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Haşmet Abimiz

Boyalı basının nadide kalemlerinden...

Şuradaki yazısında;

"O çağı "saadetli" kılan O'nun varlığıydı.

O'nun yaşadığı bir dönemde yaşamak, aynı vakti ve atmosferi solumaktı saadet...

"Peygamber ziyaretimize gelse ne yapardık?" diye dövünmeye kalkışmadan önce bunu bilmek gerekir. O, içerisinde hangi rüzgarlar esiyor olursa olsun, ziyaretinin değerini bilen her evin değerini vermişti!

O'nu yakından tanıyanların deyişiyle "umanı umutsuzluğa düşürmeyen, güleryüzlü, yumuşak huylu, asla bağırıp çağırmayan" Peygamber'in ziyaret ettiği bir eve "bakalım içeride ne kusurlar ne sapkınlıklar göreceğim" fikri ve duygusuyla gireceğini hayal etmek ve ettirmek yanlıştır.
...
Korkuya, telaşa ne gerek var?

Huysuzluğa, karamsarlığa ne gerek var?

Gelen Peygamber...

Gelen "sevgili"yse eğer, kim gitmesini ister?" diyen adam..

Bir röportajında da der ki;

"İnsanın genç yaşta mutasavvıf bir çizgiden geçmesi öyle farklılaştırır ki… ‘Sevilmek ve okunmak’ yazan bir adam için çok güzeldir. ‘Medya dünyasındaki en birincilerden biri olmalıyım’, demek benim insani terbiyeme ters. Hiçbir etkili yazı, güzel bir insanla birlikte olmaktan daha hoş olamaz."

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"

Boşuna Değilmiş

Demek ki benim bu adama sevgim boşuna değilmiş.Ne yukarıdaki yazılan yazı ne de yorumda yazılanlar hakkında hiç bir bilgim yoktu ancak Haşmet Babaoğluna karşı bir sevgim vardı.Şükür boşuna değilmiş

Hamit Akçay

Haşmet Bey'in duruşu takdire şayan

Ne yalan söyleyeyim 90 Dakika'yı ilk günden beridir seyrederim ve ilk zamanlar Babaoğlu'nun kılığına -aynen Engin Noyan'ın kılığa olduğu gibi- takılmıştım. Ama n e büyük hata yaptığımı önce mezarlık kapısında yazan "Her nefis ölümü tadıcıdır" ayetine takılarak onun oradan kaldırılmasını talep eden zavallı aydınlarımıza isyan etmesiyle anlamıştım. Sonra da kardeşimizin alıntı yaptığı yazısıyla Efendimiz'e duyduğu derin saygı ve büyük sevgi için. O boyalı basının içinde benim en sevdiğim yazarlardan biriydi artık. Bence İsmet Berkan'a kitap çevirileriyle ilgili verdiği cevabı da okumayanlar bulsunlar.
Bir de burada onun anlattıklarının üstünde durulmalı. Mesele o kadar çarpıtılıyor ki Babaoğlu'nun da dediği gibi bazıları takımlarını manevi bir hazla destekliyorlar. Allah muhafaza kendilerine "yeni tanrılar-ilahlar-" meydana getiriyorlar. Futbol mabetlerine giden bu ilah severler futbolun güzelliğine de gölge etmekteler...

Haşmet(mahap)

Vatan'da yazıyordu.İlk çıktığı zamanlar bir iki okudum.İclal Aydın ve türevi vitrin yazarları görünce , islamafobia yanlılarıyla paralel haberleri okuyunca gazeteden soğudum.Bu da mı yoksa yediğini içtiğini anlatan yazarladan diye birkaç makalesini okumaya koyuldum.Şimdilerde çok aramasam da boyalı medyanın yazısı okunabilecek kalemlerinden kanaatine ulaştım.Yalnız değilimişiz demek ki vbu kararla..

''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''

zaten...

zaten devamlı takip ettiğimiz, ciddi anlamda "Ülkemizin sayılı entellektüellerindendir" kendisi. Özellikle yazılarındaki vurgulamalar mest eder insanı. İstiklal caddesini anlattığı bir yazıda "ağa camiidir bu caddenin rahmeti" gibi bir cümle kurarak feth etmiştir bünyemizi.
Beşiktaşlı'dır,yalnış yoldadır o ayrı.

Yazarımız Halid Aslan'ın yazısı Milli Gazete'de!

Yazarımız Halid Aslan'ın yazısı Milli Gazete tarafından alıntılanmıştır.

Cemaat.com okurunun bilgisine...

Babaoğlu nezdinde üç beş kelam...

"yaşamdan dakikalar"ı keşke islamî duyarlılıkla biz yapsaydık diye hep iç geçiriyorum, ne zaman bu programı izlesem...

aydınlarımızın her hafta muhabbetine şahit olsak doya doya...
aklıma gelenler sezai karakoç, ismet özel ve yavuz bülent bakiler...
Özel'in TRT'deki programıyla yetinmek istemiyorum ben...

yine de "yaşamdan dakikalar"
beyaz ekranda goftiden, sanatın rabıtasına uzak programlar içerisinde en iyilerden. ama...ama'sı var işte...

haşmet babaoğlu ismi aklıma enis batur'u getiriyor.
o da sadık hocayı(yalsızuçanlar) keşfeden sol duyarlıklardandı.
Babaoğlu da ibrahim hocayı(tenekeci) keşfetmiş.
galiba ülke olarak hakikaten ilerliyoruz.
ama yine kaplumbağa hızı,
yine güvercin adımlarla...