renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

"İslamcı" mısınız?

İslamcı, islamcılık, genç islamcılar, islamcı gençlik, islamcı örgüt... Nedir bu islamcılık? Nerden çıkmıştır, kim türetmiştir, hangi lügatte yazar anlamı? Siz de kendinizi İslamcı olarak kabul ediyor musunuz?

Kavramlar insanın dünya görüşünün anahtar kelimeleridir. Eğer kavramlar kendi dünya görüşünüzün, kültürünüzün köklerinden çıkarılıyorsa anlamlıdır. Eğer başka bir dünya görüşünden size aktarılmışsa veya ithal edilmişse anlamlı olmaktan uzaktır. Sizin dünya görüşünüzle organik bir bütünlük içinde olmaktan çok o bütünlüğü bozan bir unsur olarak durur. İslamcılık kavramı da bunlardan biridir. Önceleri “Islamism (İslamcılık)” olarak Batı literatüründe görülmeye başlamış daha sonraları yerli literatüre de dahil olmuştu. En sonunda başına siyasal kelimesi getirilerek “Siyasal İslamcılık” haline gelmişti. (Dr. Ahmet Kemerli - Modern Çağda İslam Düşüncesinin Serüveni, Umran Dergisi)

Bu kavram müslüman dünyasına dayatılmış, İslam`ı baltalamak ve saptırmak hedefine matuf olarak piyasaya sürülmüştür. Malesef bazı müslüman fikir adamları/yazarlar da bu "hormonlu" kavramlara sahip çıktılar. Hatta batıda üretilen bu kavrama yeniden tanımlar getirdiler. (Bkz. İsmail Kaya, Türkiye"de İslamcılık Düşüncesi) Artık İslamcılık kavramı, yaygınlık ve kabul açısından şuuraltmıza kadar yerleşmiş bir duruma geldi.

Gelinen noktada üniversitede okuyan başörtülü kızlar için "İslamcı" denildiği gibi başörtüsünü de "siyasal simge" olarak örttükleri iddia edilebiliyor. Siz İslamcısınız başörtünüz de siyasal simgeniz, eğer müslüman olsaydınız köydeki nineniz gibi örtünürdünüz, işte onlar müslümandır deniyor. İma edilmiyor efendim, açıkça böyle söyleniyor. Biz de hala islamcıyız deyip duruyoruz. Evet, bu saçmalıklar yıllardır medyada yer alabiliyor, çünki yıllar öncesinden bunun zemini oluşturuldu, İslamcılığın düşüncesi, felsefi yazdırıldı ve bize de benimsemek kaldı :(

Halbuki Allah bize "müslüman" adından başkasını kullanmayı yasaklamıştır. Bu kavramı benimseyerek kullanmış olmakla yaftalanmış ve geleneksel müslüman toplumdan kendi kendimizi dışlamış olduğumuzun farkında değil miyiz? Artık bu gafletten uyanmanın zamanı gelmedi mi?

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Ah Ah!

Siyasal İslam, Türkiye'de backgroundu geniş bir söylemdir. Ki bu söylemin temelleri Tanzimat Devrine kadar uzanır. Şinasi Efendi ve Ahmet Cevdet Paşa ile başlayan ideolojik kutupsallığın dönüştürülememesi bunun ilk örneğini yansıtır. Cumhuriyet dervrinden sonra önce kapalı bir söyleme giren o devrin İslami görüşünü temsil eden entelektüeller, daha sonra kapalı bir söylemi benimsemişlerdir. 1960lar'dan sonra ise söylem tarzlarını değiştirerek açık söyleme geçiş yapmışlardır. Ancak dünya görüşleri de siyasallaşmıştır ve edebi pedagojik olan söylemleri terketmişlerdir entelektüeller. Dini ibadet şekline sokup öğreti olmaktan ayrılmışlardır. Öğreti odaklı angajman ilişkisine çevirselerdi daha başarılı olurlardı. Başarılı olamadılar mı? Oldular tabi ki, 1960'lardan sonra giderek canlanan ve günümüze kadar gelerek de değişen Siyasal İslamcılar'ın şampiyonları formalarının altından bir bir Amerikan bayrağı çıkarıp değiştiklerini söylemişlerdir. Ve bizim İslamcılık Düşüncesi'nden hemen hemen anladığımız budur.

HaYaT DiPSiZ BiR KoVa; YaŞaMaK Ne ZoR KaLBi oLaNa...

Katılmamak elde değil.

Kesinlikle katılıyorum. Bu kavram ile inancını yaşamak isteyen müslümanlar hırlayan, havlayan, sağa sola saldıran, herkesi ısırabilecek, ağzından salyalar akan vahşi ve saldırgan bir köpek gibi lanse edilmeye çalışılıyor.

Şimdi inancını yaşamak isteyen/istemeyen diye bir ayrım yapılmış olmuyor mu? Oluyor tabiki ama zaruri olarak oluyor. Çünki bu kavram ile hedef alınan kitle inançları doğrultusunda yaşamak isteyen müslümanlardır. Mesela çok sayıda müslümanın yaşadığı Fransa'da ibadet yapan/yapmayan müslümanlar için pratiquan/non pratiquan kavramı kullanılır . Yani böyle bir realite var.. müslümanım diyen ama ibadetlerini yerine getirmeyenler olduğu gibi doğal olarak inancının gereğini yapmaya çalışanlar da var her dinde olduğu gibi. Ama 'pratiquan' derken tamamen tarif etmeye yönelik bir isimlendirme yapılmış...

Bu tip yaftalama, toplum dışına itme faaliyetlerinin bir parçası olan bu tip lansmanlar sadece islami düşünce için değil sosyalist düşünce için de söz konusu olmuştur. Statüko kendince kimleri itmek/ezmek istiyorsa bunlarla ilgili bu tip senaryolar hazırlıyor. Uyanık olmak lazım.

cı-ci-cu-cü-böğğ-öcü!

ben de katılıyorum bu yazıya.
islam-cı, islami düşünceye sahip kimsedir.
müslüman ise islamiyeti kendine yaşayış biçimi olarak seçmiş kimsedir.

%90ı müslüman olan bir ülkede bir sınıf oluşturup islamcısınız siz demek akıl kârı değil, nitekim kuranda bu iki sınıfın ayrımı takva sahipleri ve müslümanlar olarak yapılmıştır.

bizde takva sahibi yok ama bol bol islam düşünürü var. işte çözülme buradan başlıyor!

Ötekinin Gözüyle Kendine Bakmak

Yukarıda "İslamcı" kelimesi üzerine yazılanları yanlış buluyorum. Birkere Türkçede "cı-cu" eki sadece bir şeyi alıp, satmak manasında kullanılmaz, mensubiyet belirtisi olarak da kullanılır. Bu kelimeden rahatsız olanlar "İslam alınıp satılan bir şey midir ki, İslamcı olunsun" derler. Oysa onlar da bilirler ki buradaki "cı" eki alıp, satmayı değil İslam'a mensubiyeti vurgular.

Evet bu manada "Müslüman diye bir kelime varken İslamcı kelimesine ne gerek var" denebilir.

Bu tasnifi Batı yapmaktadır. Batı, Müslüman kelimesini, suya sabuna dokunmayan kendi halinde mümin olarak lanse etmekte, İslami devlet talebi olan ve bu uğurda Batı ile hesaplaşmayı göze alabilen herkese de İslamcı demektedir. Bu manada ben İslamcıyım. Bu manda suya sabuna dokunmak istemeyenler de bu kelimeden rahatsızdırlar. İslamcı kelimesinden rahatsız olmak ötekinin gözü ile kendine bakmaktır.

İslamcı kelimesinden rahatsız olanlar kendilerini bir yoklasın, bu kimselerin ya İslami devlet talepleri yoktur ya da talepleri varsa bile bu talebi gizlemeyi metot haline getirmişlerdir. (Daha sonra bu metot amaç olmaktan çıkıp gayenin yerini almış ve amaç olan İslam devletinden topyekün vazgeçilmiştir.)

İslamcılar ya da daha açık bir söylemle siyaset maharetiyle İslama hizmet etmek isteyenler, ümmedin çilekeş çocuklarıdırlar. Bir yandan küfre karşı özgürlükleri ve dünyevi bütün ikballeri dahil her türlü risk ile mücadele ederlerken diğer taraftan her türlü riskten köşe bucak kaçan dünyalık keyifleri bozulmasın diye lügatlerinden İslami mücadeleyi silmiş din kardelşeri ratafından da bütün olumsuzlukların müsebbibi olarak gösterilirler.

Ancak defalarca denenmiştir. İslamcıların gayretleri ile elde edlilen kamu yönetimi ile alaklı makamlara bu İslamcı karşıtları kurula kurula oturmaktan geri durmazlar. Hem de kendilerinin o makamlara gelmesinin sebebi olan siyasal mücadeleyi yermeye devam ederek.

İslamcı olmak zordur.

Mekke hüzünlenirse......

"Mekke hüzünlenirse,Istanbul ağlar, siz duyar mısınız hıçkırık seslerini?"

Eski bir yazıyı güncellemek gerekirse...

İslamcılık bir akım olarak batı karşısında şekil almış, batıya tepki altında aşağılık kopleksine girmenin içi boş bir meyvesidir...

İslamcılık bildiğim kadarı ile 19 yüzyılda Cemaleddin Afgani İle başlamış ,sonra Muhammed Abduh, Reşid Rıza gibi yazarların ekmeğine yağ sürmüş bir akımdır...Osmanlı’da da geniş yankılar uyandırmış...Bir çok, milletin kimliğini arayış ve belirleme , ortaya koyma çabasında olan düşünürler ve yazarlar arasında rağbet görmüştür, ve hala görmeye de sessizce ama derince devam etmektedir...

İslamcılık geleneksel İslam düşüncesi ve anlayışının eleştirisiyle ilk nüvelerini göstermeye başlamıştır.Cemaladdin Afganinin hareketinde, söylemlerinde Mumammed Abduh'un ve benzerlerinin eserlerinde görülmeye başlanan dindeki doğaüstü bazı ifadelerin "hurafe" ile nitelendirildiği, geleneksel dini otoritelerin önemsizleştirildiği ve dinin yeniden yorumlanmasına ihtiyaç duyulduğu anlayışı tüm müslüman ülkelerde yankı bulmaya başlamıştır...Temelde gelenekçi yaklaşımı kabul etmeyip yeniden yorumlama gibi reformist bir yaklaşıma gidilmiştir...İslamcılık içinde teknik ile düşünce arasındaki ilişkiyi göremeyip dini salt bir takım ahlaki boyutlarından ibaret kabul edip teknolojiyi yüceltmek gibi bir çelişkiyi İslâmcılık akımı kendinde barındırmaktadır...
Başka bir taraftan bakarsak ta Cemaledin Afgani afgan ve sunni oldugunu iddia eden, aslen iranli ve sii olmakla birlikte Mısir mason locasi kurucusu olan yazar olarak bilinmektedir...

Yani islamcılığın fikir babası bir mason locası kurucusu , ki daha sonra onlara kızıp ayrıldığı da bilinir ...Bunlar biraz daha araştırma gerektiren bilgilerdir.

İslamcılığın hala şudur budur desekte tanımı tam olarak yapılamamıştır...Kanaatimce buna sebep islamcı olduğunu söyleyen kesimler sebebiyle net bir tanımlama yapılamamıştır....Örneğin kimileri islamcılığı batı karşısında durma olarak tanımlarlar...Yalnız batı karşısında durmayı başka yazarlarda Türklük olarak tanımlarlar...Kimileri de islamcılığı müslüman kavramının yerine koyarlar...İslamcıyım dediğinde kişi siyasal olarakta silami bir yönetimi isteyen kişi olarak ta tanımlayan olmuştur...Oysa müslüman zaten siyasetten ari olamaz ...Çünkü Peygamberin en büyük sünnetlerinden birisi vefaat ederken bir siyasi sıfat da taşıyor olmasıydı...İslam milletinin önderi başkanı konumunda bulunuyor olmasıydı...

İslamcıyım diyen yazarlar neye göre islamcı oluyorlar merek ediyorum ...

Ayrıca bu yazıyı hazırlayan kişi hala aktif olarak katılıyormu cemaate bilmiyorum ama , yazının kısa ve kısır kaldığını da belirmek isterim...

"Ruhumun ilmeği sana takıldı, sen gittikçe sökülüyor ruhum..."

İslamcı ile Reformcu biribirne karıştırlmış...

Son yorumu yapan Hacer Nazım Toy, İslam'da Reform isteyenlerle Siyasetinin ortasına İslamı yerleştiren İslamcıları karıştırmış.

Bu gün İslamcı diye adlandırılan bu grup, Afgani ve avanesine karşı geleneği savunan bir noktadadır.

Hacer hanım sanırım hem reformistlerden hem de İslamcılardan rahatsız olduğu için ikisini de aynı hedef tahtasına yerleştirp tek taşla iki hedefi vurmak istemiş. Ama ikisin de ıskalamış...

Not: Bu konuya "Ötekinin Gözüyle Kendine Bakamak" başlıklı bir yazı yazmıştım. Hacer Nazım Toy yazısında cevapsız olarak nitelediği sorularının tamamına cevap bulabilirdi. Demek ki sadece yazıyoruz... Başakalarının yazdıklarını okumadan....

İslamcılar aynı zamanda reformcudur...

Yazınızı okuduğumda sorularıma cevap yoktu...Cevap olsaydı yazınıza atıfta bulunurdum...Demek ki sadece zanlara sahibiz...

Şimdi yazınıza dönüyorum;yazınızda siz bu manada islamcıyım demişsiniz...İnsan bir akımdan kendine dönük bir şey bulup ,bu manada bende öyleyimi çok rahat söyleyebilir...
Bu manada öyle olan siz hangi manada öyle değilsiniz?

Daha tanımı bile tam yapılamamış bir akımın peşine takılıp içinden kendime manalar çıkarıp ben bu manada islamcıyım diyemem...Çünkü o akımdan başkaları da başka manalar çıkartıp onlarda o manada islamcı oluyorlar...
Şimdi bu cümlem üzerine bana , bende şu manada müslümanım diyeneler var söylemleri ile
gelmeyiniz , kof idda olur...Çünkü bu söylem "yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz "mealindeki ayetle çelişilir...

Yazınızın birinci paragrafı makul bir açıklama içermektedir ,bu konuda haklısınız...
Çünkü her -ci, -cü eki ille bir şeyi pazarlayan, satan manasına gelmemektedir...

Gel gelelim ikinci paragrafınızda ötekinin! gözüyle siz kendinize bir bakmışsınız ve kendinizi ötekinin! gözüyle islamcı olarak bulmuşsunuz...

Çünkü şöyle bir ifade kullanmışsınız
Bu tasnifi batı yapmaktadır...Batı müslümanı suya sabuna dokunmayan...." diye devam eden ifadelerinizde bakış acınız ötekinin! gözüyledir...

İslamcı kelimesinden son derce rahatsız oluyorum kendi gözlerimle baktığımda...Rahatsz bir insan oluşum ,suya sabuna dokunmak istemeyişimle özdeşleşemez...Suyu ,sabunu elime alıp nerede kir varsa yıkamak isterim...Başta kavramlarla kirletilmiş beyinlerimizi...Sahi su ve sabunla beyinlerimizi temizlesek kavramların kirlettiği beyinlerimiz temizlenir mi?

Yoklamıştım kendimi islamcı kelimesini ilk duyduğumdaki rahatsızlığımda...İslam devletini istiyordum ve bunun için yeni ,ne olduğu belirsiz ve kim nereye çekerse oraya, gidecek kelimelere ihtiyacım yoktu...

Başlatıcıları mason olan 2 asırlık söylemler üzerine inşa edemezdim 14 asırlık inacımızı...

Siyasetsiz bir islamın düşünülemez...Ama İslam içinde siyaset var diye İslam birden islamcılığa indirgenemez...

Siyasal islam, islamcılık vb... tüm kelimeleri toptan reddediyorum...Çünkü bu kelimeler içimizde olanın ve bütünün kendisi olmayanın öne çıkartılması , öteki gözüyle adlandırılması ve ötekiyi karşısında ki acziyetin doğurduğu bir şeydir...(Bir şeydir diyorum çünkü tanımlamalar onun ne olduğunu belirtmekten acizdir)

Bir inatla değil gerçekten açıkladığım sebeplerden dolayı yanlış olduğunu düşünmekteyim...

Samimiyetle söylüyorum beni ikna ediniz...Benim beynimde fikirsel tahribata sebep olunuz beynimdeki belki yanlış bilgilere bir tokat indiriniz , eğer islamcılık bir gerçeğimiz ise ben gerçekleri inkar etmek istemem... Kurucuların kitaplarını , fikirlerini okuduğumda beni ikna edemediler ...Korkunç bir yenilmişlik piskolojisi gördüm islamcılığın önderleri üzerinde...
Yanılmışsam beni ikna ediniz...
Elbet ikna etmek gibi bir dert ile dertlenmek derdiniz olmayabilir, fakat madem ki ben yanlış düşünüyorum ,beni doğrularınızla ikna etmek siz islamcıların! üzerine bir borç olsa gerek, çünkü sizi reddeden rahatsız bir müslümanım...

Ve bir dipnot: İslamcı ve reformcu birbirine karışmamaktadır, çünkü islamcı önderler mesala Muahmmed Abduh,aynı zamanda reformcu biridir...

Şu güzel makaleyi de Ömer Faruk Tokat'tan paylaşalım...

http://www.darulhikme.org.tr/makale/oft01.htm

Ve adım Hacer Nazan Toy'dur, Nazım değil , düzeltile...: )

Galiba aynı yerdeyiz...

Bir inat içinde olmadığımı belirtmek için başta belirteyim; bu kavramlar hep ötekinin gözüyle olup bitenlerden ibaret. Yoksa "Müslüman" kelimesi neyimize yetmiyor.

Bu manada İslamcılığı kabul ederken; ötekinin gözünde suya sabuna dokunan Müslaman olduğumu ifade etmek istiyorum.

Siz istisna olabilirsiniz; ama etrafımda İslamcı sıfatını reddedenlerin ekseriyeti Müslümanlığı seküler hayata uydurma çabasında olanlardır.

Afgani konusunda günümüz İslamcılarına haksızlık ediyorsunuz. Çünkü birazcık incelerseniz günümüz İslamcıları reformlar karşısında tamamen geleneği savunmaktalar.

Süreç içerisinde sıfatlar farklı anlamlar ifade edebilir. Afgani ile İslamcılığı özdeşleştirirseniz bu gün en büyük İslamcı Yaşar Nuri Öztür ve avanesi olmalı. Oysa Afganiye yakın görüşler sergileyen Y.N. Öztürk aynı zamanda günümüz İslamcılığın baş hasmıdır.

Günümüzde İslamcılık net olarak İslam devletine talip olan Müslümana takılan sıfattır. Afgani zamanında ise Müslümanların zaten bir halifesi ve İslam devleti vardı. O zaman belki Batıdaki beşeri tekamülü hedefleyen Müslümana İslamcı demiş olabilirler.

Tarihin bir kesitinde başka tiyentteki insanlara İslamcı denmiş olması, bu gün İslam devletine talip biri olarak bu sıfatı kullanamama mani değildir. Eğer siz de İslam devletine talipseniz bu sıfatı kullanabilirsiniz. En azından rahatsız olmayabilirsiniz. Çünkü sıfatı takan ötekidir. Takma sebebi devlet isteyen Müslamanı tanımlamaktır.

Kendinizi İslamcı olarak tanımlamak için sizi ikna etmek gibi bir hedefim olmaz, ancak İslam devletini talep eden bir Müslüman olamanız için elimden geleni yapmaya çalışırım. Ama görüyorum ki siz de bu talep içindesiniz. Bu yüzden farklı ismilerle tanımlasak ta "galiba aynı yerdeyiz".

***

Hem İslam devletini talep edip, hem de İslamcı kelimesinden rahatsız olan Türkiyeli bazı Müslümanların asıl derdi, İslamcı kelimesinin öteki tarafından üretilmiş olması değil, İslamcı kelimesini daha çok siyasal İslamcılar tarafından kullanılmış olmasıdır.

Siaysal İslamın gereğini de savunan biriyim. Ancak konu değişir ve uzar. Bu yüzden burada noktalıyorum.

Not: Nazan olan ikinci isminizi dikkatsizliğim yüzünden Nazım diye okumuşum. Özür dileyerek, dikkatsizlikten başka kasıtım olmadığını belirtmek isterim..