renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Her sey ilkele döner-2 !

Cycle of LifeYasim büyüdükce babamin annemin dogrulari daha bir dogru gelmeye basliyor, din konusunda düsündükce, her ileri attigim bir adimdan sonra dönüp anneannemin yasadigi dini dogru bulmaya basliyorum. Modern cagin icine girdikce yalnizligimi ariyorum. Etrafimdaki binalari ve yepyeni gelismeleri gördükce, nehir kenarinda bir klübe özlemi cekiyorum. Kisacasi ilkel halimi özlüyorum. Bu yüzden dorugunda yasayamiyorum. Son raddesine geldigim an, son basamagi ciktimmi yere özlem duyuyorum... Ve ona dönmeye basliyorum..

Insan bir kutuya hapsolunuyor ilkin. Ilkelligi ile. Ve yavas yavas konusmayi, yaziyi, atesi ,tekerlegi vs... icat ediyor. Atesi icat ediyor , bazen o bunun ölümü oluyor. Tekerler onu eziyor.Konustuklarindan yargilaniyor. Ve yazdiklarindan keza. Yinede ilerliyor. Makineyi icat ediyor, hayati kolaylasiyor. Silahi buluyor. Bilgisayari buluyor, doymuyor daha cok; telefon makine makine.... Ve herseyini bir anda makineler yapmaya basliyor. Elleri bosaliyor. Artik onun yapmasi gerekenleri makineler yapmaya basliyor. ve makineler hadlerini asip, onun yerine düsünmeye basliyor artik. Silahlari onu vuruyor ve sirdas makineleri baska makinelerle iliskiye girip kandiriliyor ve sirlari aliniyor.... Bütün dünya makinelesiyor. Bir anda insanlik kenara itildiginin farkina variyor. Kendi yaptiklari ona savas aciyor. Rollerin degisildiginin farkina variyorlar.Artik himaye altinda olduklarini anlayip tek cikis yollarini buluyorlar. Yaptiklari gibi yok etmek!..

Adim adim gittikleri yolun doruk noktasinda , sinirsiz hizlarinda yani rolleri degistiklerinde artik yavas yavas makineleri öldürmeye basliyorlar. Her ileri attiklari adimi bir adim geriye bir adim geriye. Ve sonunda mutluluklarini yakaliyorlar. Ellerinde hicbirseyleri ile mutlu olduklarini anliyorlar..

Acaba biz bu dünyadamiyiz? Sinirsiz hizimiza dogru ilerlerken bir yerden sonra geriye dönmeyemi baslayacagiz? Dedelerimizin gidip pisman olup , döndükleri yerlerden bir tur da bizmi atiyoruz? Dünya nin döngüsü sadece ilkelden gelismise degilde, tam tersine bir yol da izliyor olabilirmi? Acaba piramitler bir baska sonsuz hiz zamaninda yapildi, sümerler telefonu icat ettiler´de onlar tarafindan hayal kirikligina ugrayip ortadan kaldirildilarmi?

Not:-Herhangi bir boyut degisikligi sozkonusu degildi. Basit bir dönüs. Ama yerinde kalmak degil bir yerde tekrar bulunmak ama baska bir yere gidip geldikten sonra.

-Bu saat oyunu gercek hayatin fiziksel boyutuna güzel bir ornek bence(yoksa soyutmu demistik!). Bu yaziyi yazmamdaki sebeb; her bulundugum ortamda ve her yasadigim seyde (hemen hemen) bir geriye dönüs görmemdir.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

İlkel mi doğal mı ?

Teknolojik gelişmelerin sosyal ve ferdi hayata etkileri, gözlem ve içsel tecrübelerinize dayanan hissiyatınızı benzer şekillerde de olsa yaşadığım için sizi bir yere kadar anlayabiliyorum. Sözleriniz zihnimi tırmıklıyor ama bütünlüğü yakalayamadığım için de bir yere oturtamıyorum. Bu yüzden bütün hakkında bir yorum yapamayacağım. Yine de giriş kısmında yazdıklarınıza bir değinmek isterim.

" ...... modern cagin icine girdikce yalnizligimi ariyorum. Etrafimdaki binalari ve yepyeni gelismeleri gördükce, nehir kenarinda bir klübe özlemi cekiyorum. Kisacasi ilkel halimi özlüyorum ".

Bence özlenen ilkel hal değil, sade bir doğallık. İnsanın tabiatına daha uygun olan, toprakla temas halinde olup, kendini bulduğu bir doğallık. Belki de ilkellikten kastınız da sadece budur.
Eflatunun da, insanın ilkele olmasa bile ilk anına duyduğu özlem ile alakalı tahayyüle dayalı bir takım iddiaları var ama en azından şimdilik bahsetmeye pek değmez.

F.Bilge gökte hırsızlık işlerine bakıyormuş, belki o bir şeyler çalmıştır.

Ben de bazen böyleyim

Ben de lise yıllarından beri başkalarınca garip karşılanan sorular sorarım. Tahayyül gücümün çok yüksek olmasından mı yoksa aşırı zeki olduğumdan mıdır nedir bilemiyorum :)

Bundan yaklaşılk 7-8 ay kadar önce iki mühendis arkadaşıma şöyle bir soru sormuştum. "Bugünleri görmüş birileri olarak geçmişte mesela ortaçağda yaşamak istermiydiniz?" Evet argo tabirle "çok kazık bir soru" sorduğumun farkındayım ama karşımdakilerde mühendis yani :) Otomobil yerine kağnı, cep telefonu yerien posta güvercini vs. vs.. Yok dediler istemezük. Biz buna "Teknolojik yaklaşım" diyoruz ve olaya asla böyle yaklaşmıyoruz.

Ben şahsen ortaçağ değil de daha eski çağlarda yaşamak isterdim, doğal naturel bir yaşam. Bir de düşünün ki bilgisayar kullanmış, internet görmüş adamsınız. Ama şahsen ben bütün bilgi ve birikimimden sıyrılmış olarak eski dönemi isterim. Ancak mühendis arkadaşlar bu koşulda dahi istemediler.

Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor birçok şey kazandırıyor ama ya kaybettirdikleri, ya alıp götürdükleri. Teknolojiye karşı mı olalım derseniz cevabım hayır olur. Ama ne demişler "ayıdan post teknolojiden dost olmaz", hatta ayıdan post olma ihtimali daha yüksektir.

mühendisler

mühendisler zaten tuhaf kişiliklerdir. kendilerine herhangi bir konu hakkında bilgi verirken tüm detayları, gerekli sayı ve kavramları tek tek vermeli, kendilerinin bu girdileri işleme sokup sonucu bulmalarını beklemelisiniz. leb demeden leblebiyi anlayamaz, teoriyi pratiğe dökemezler. tabi unutmamak lazım ki tüm genellemeler de yanlıştır. ben genelledim, iyi de yaptım. sevmem zaten mühendisleri, varsa aranızda mesaj kutuma küfür edebilirsiniz. bu hakka sahipsiniz.

Immortal

F.Bilge gökyüzünde ama hırsızlık işlerine bakmıyor şu anda. Kaybolan birşeyleri arıyor. Öyle kutsanmış modernizm öğretilerine bağlamıycam bunu. Modernizmle bir ilgisi yok bazı şeylerin. Şeyler işte... Bazen özlüyorum ilkelliği. Yada ilkel olanı. Değiştirilmemiş bozulmamış haliyle olanları. Orijinal Fikir'i, orijinal barışı, orijinal huzuru ve yeryüzünde orijinal olan ne varsa. Elimden uçuşup gidenlere bakıyorum. Garip bir hüzün kaplıyor içimi ama üstesinden gelmeyi öğrenmeye çalışıyorum yada birşeyler bana öğretilmeye çalışılıyor. Birisi yukarıdan bağırıyor birisi ise aşağının iğrençliğinden. Elime ruhuma doğru çeviriyorum...

Birilerinin dogmasal bir kanunmuş gibi emrettiği şeyleri sevmiyorum, bozulan düzeni, yapmacık ilişkileri, kalabalık ama insansız semtleri, ikiyüzlülüğü. Bunun için ilkelliği ve orijinalliği önemsiyorum.

Platon'un ilkellik arayışına bakacak olursak; Platon idecidir. Varlığı fenomen olarak algılar. İde'ye ters değil bu da. Mağara örneğini hatırlayacak olursak varolanı haklı çıkarmaya çalışır. S. Şevkioğlu'un dediği gibi ilkele olmasa bile ilk hale özlemi var. Orijinalliği yada bozulmamışlığı savunduğumuz zaman şık bir eziklik imajı çizdiğimizi söylüyorlar.

Yada;

İlkelim ilkelsin ilkel muhabbetleri...