renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Cemaat.com İçin İftar Vakti

Geçen ki cemaat.com buluşmasında Angara’yı temsilen Mustafa Kalıntürk abimiz –sehven (!) de olsa- katılarak gelişmeleri aktarmıştı. Duyduk ki Hanımından izin koparamayan abimiz gelemeyecekmiş, ben de o halde Angaralardan çıkıp onun yerine ikame edeyim kendimi dedim. Bu da nasıl oluyorsa, self-ikame filan herhalde. Aslında onun kadar durumu iyi aktaramayacağımı bilsem de günüm anlam ve önemine binaen Cemaat.com İçin İftar Vakti’ni yazayım diyorum. Velhasılı şudur:

Her neyse efendim bendeniz 17:00’den önce gelemem desem de programın 15:00’de başlayacağını ve iftardan sonra da devam edeceğini kulağıma söyleyen Yusuf Armağan’ı arayıp abi bu yazarlar birliği nerde diye sorduğumda saat 16:45’i gösterirken, Yusuf beyler henüz Üsküdar-Eminönü vapurundalarmış. Efendim adresin tarifini aldık ve Rıdvan Ünal kardeşimle Sultanahmet tramvay durağında buluşup mekana doğru yürümeye başladık. Tarif üzere gittiğimiz yerde Şadan Ercan’ı görünce burası mıymış yazarlar birliği dedim. Her neyse masa epey kalabalık, çektim patronun yanına oturdum.

Kimler yoktu ki masada; Rüştü Hacıoğlu, Ali Düz, Tekin Karagöz, Hamit Akçay, Yusuf Armağan, F.Mehmet Tiyanşan, Fatih (bu arkadaş sessiz bir okuyucu imiş, üye olmamış henüz), Şadan Ercan, Rıdvan Ünal ve bendeniz. Öyle bir tanışma faslından sonra Hamit kardeşimiz ayrıldı. Faruk Yücel, Nadir Marmara ve Selim Şevkioğlu’nun ise iftara doğru gelecekleri haberi masamıza ulaştı.

İftara yakın bir süre kala iki farklı alternatifimizin olduğunu söyleyen abilerimiz, tercihi bana bıraktılar, uzun yol misafiri deyu. Ben de etliekmek isterim diye tutturdum! Her neyse yediğimiz içtiğimizden bahsetmiyeyim. Kavurmalı pide de ne güzel gitti filan!

Efendim muhabbet pür neşe devam ederken Selim Şevkioğlu ve Faruk Yücel de aramıza katıldılar, iftarın sonlarına doğru da Nadir Marmara…Selim Şevkioğlu artık bir fotoğraf sanatçısı oldu, international takılıyor, Nadir Marmara bilmem ne gevur kanalına açıklama yapıyormuş, Faruk da makale yazıyormuş, telif karşılığında. Hepsi de okur-yazar-entelektüel arkadaşlar. Assolist sonradan gelirmiş meydane!

Biz Nadir’le bir muhabbete girmişken (Saltanat eğlencesine, bildiğiniz saltanat filan değil), Şadan Ercan oradan hoop zıpladı, Nadir bey bize pas vermiyorsunuz falan… Biz Faruk ve Nadir’le saltanat peşindeyiz…

Leylayı bulak la gardaş…

Oturumun devamı için yazarlar birliğine geçtik tekrar. 4 masayı birleştirip safları sıklaştırdık. Nadir bey, son yazısındaki yanlış (kasıtlı anlama veya) anlaşılmalardan ötürü Rüştü beyle yoğun bir tartışmaya girdi. Ali Düz ile Rıdvan Ünal’da öbür masanın ucunda Türk şiirini diriltmeye çalışıyorlardı. Sahi ölmüş müydü? Selim abi de Tekin Karagöz’e fotoğraf çekiminin inceliklerini anlatmaya koyulmuş. International takılıyor dedik ya. Ondan yani.

Şadan Ercan da Bosna gezisini, Bosna’nın güzelliklerini anlatıyor. Ağzına da güzel yakışıyor Zvornik kelimesi. Selim abinin isteği üzerine 80 defa Zvornik dedi. Ben Zvornikteyken, Ben Travnikteyken (Aslında Travnik çok fazla ziyaret edilen bir yer değilmiş ama bizim Türkler Travnik’e gidiyorlarmış bütün Bosna gezilerinde ve öğrendik ki Selim Abi’den dolayı imiş.) Ben Sarayevo’dayken. Bu filmi ikinci defa izliyor gibiyim. Daha önce de umreye gitmişti çünkü. Umreden döndükten sonra da böyleydi, hatta cemaat.com’u kapatacam çok vaktimi alıyor, bu siteye girenlerin de vaktini alıyorum, günaha giriyorum filan diyordu. Neyse abartmıyayım. Yok öyle şeyler.

Selim Şevkioğlu yine abi rolünü üstlendi, tartışmalara müdahale etti, hoşgörüden söz etti. Daha mutedil olmak gereğinin altını çizdi.

Şadan Ercan formundaydı her zamanki gibi. Nargileyi semirdi bütün gece. Ben… Bosna… dedi durdu. Puro da bir başka yakıştı ağzına. Hem marpuççu hem purocu çıktı.

Yusuf Armağan, Dücane Hoca dedi durdu tüm gece. Cemil Meriç kitabı var ya abicim manyak bir çalışma olmuş… Arada sırada tartışmalar müdahale edip milliyetçilik ölmüş la gardaş, hem de gompile filan dedi.

Tekin Karagöz, gecenin sakinlerindendi. Daha çok dinleyici olmayı seçti. Selim abi ile fotoğrafçılık konusunda epey konuştular, Selim abinin aşkından şevkinden ona da geçerse ikinci bir fotoğraf sanatçısı da geliyor demektir.

Rüştü Hacıoğlu, Kur’an dedi, sünnet dedi, gelenek dedi. Geceye kadar çırpındı durdu. Nadir Marmara’yı en iyi ben anlıyorum dedi… Geceye renk katan abimiz oldu.

Ali Düz, genel tartışmalara hiç katılmadı, Rıdvan Ünal ve Selim abi ile edebiyat konuştu, sanat konuştu.

Fatih (üye bile olmayan), abi bu adam yazmaz, konuşmaz da… İyi okur iyi dinler…

F.Mehmet Tiyanşan, zaman zaman konuştu, zaman zaman sustu. Azimle gayretle bir şeylerin olabileceğini söyledi.

Rıdvan Ünal, bu adam sadece şiir ve şiir hakkında konuştu, konuşuyor. Abi Allah devam ettirsin ne diyeyim.

Nadir Marmara, geceye hiddetli başladı ama sonradan sustu, sustu, sustu… Başını duvarlara vurdu. Gardaş en iyisi biz Leyla’yı bulak dedi.

Faruk Yücel, dinledi. Çok okumak çok yazmak gerektiğini söyledi kulağıma, ama tembellik başa bela dedi. Saltanat olayına hiç girmeyelim dedi. Mostar dedi, gazete dedi, dergi dedi durdu. Bi de Leyla olayı masraflı dedi.

Hamit Akçay, abimiz çok şey kaçırdı…

Efendim gece Avdocu hareket engellenemez diye diye bitti. Rüştü Hacıoğlu abimiz hepimize Dücane Cündioğlu’nun geçtiğimiz günlerde çıkan, Bir Mabed Bekçisi: Cemil Meriç kitabından alıp hediye etti. Sağolsun, Varolsun. Duacısı olacağız. Buluşmamız zaman zaman ciddi, zaman zaman tebessümlerin olduğu bereketli bir gece oldu. Sultanahmet’inde bereketinden olsa gerek. Ramazan ayının bereketi gönüllerimize aktı. Bütün kardeşlerimizle kucaklaştık, sohbet ettik, hemhal olduk. Tartışsak da birbirimize, kırılsak da hepimiz kardeşiz, dostuz, arkadaşız dedik.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Cemaat.com Buluşmasına Dair

Öncelikle değerli kardeşimiz Hakan Nimet'e teşekkürlerimi arz ediyorum; her ne kadar kendileriyle tanışma fırsatı bulamamış olsak da Cemaat.com buluşmasını tertiplemesi bakımından önemliydi. Ayrıca Cemaat bakımından da bir ilk' e imza attı bence. Dakika 1 gol 1 gibi oldu valla... Cemaat'e bu denli hızlı girip ilk yazısını toplanma üzerine inşa eden cesur bir yürek, ister istemez merak uyandırıyor insanda; inşallah başka buluşmada görüşürüz Hakan kardeş, yoksa bu merak bir gizeme dönüşüp zorlayacak bizi...

Sevgili Cemal Çalık ağabey, gıyabınızda sizi de andık, yanımızda olamadığınız için üzülmeyin, daha fazla katkınızı istifademize bekliyoruz, hürmetler... ( demiştim sabah, masalı girdi istencin araya, bir şey söylemek için erken; birkaç okuyup enikonu düşünmek lazım, kalp kalbe karşı)

Mübarek Ramazan'ın bereketli akşamında Şadan Ercan, Yusuf Armağan, E. Fatih Bilge, F. M. Tiyanşan, Ali Düz, Hamit Akçay, Genç Fatih (soyadını sormadım özür), Tekin Karagöz, Selim Şevkioğlu, Rıdvan Ünal (şair, henüz kırkına varmamıştı ) Faruk Yücel, Nadir Marmara, Asım Gültekin olarak buluştuk; Cemaat'in dünü bugünü ve yarını üzerine bir açıkhava oturumu yaptık. Hamit ve Asım kardeşlerin işleri yüzünden erken kalkıp oturumu kaçırmaları, Cemal abi taa Antalya'larda merakta kalır diye şu dakkaya değin kimse bişey demediğinden (dememişmiş, anlatmış işte olan biteni ) ve hatta Nadir'e özür borcumu laf arasına sıkıştırabileyim diye vs. mecbur bana kaldı (tabi: getir olum ordan kızılcık sopasını...) anlatmak.

Kısaca iyi şeyler umuyoruz. Hani hepimizin evde otururken umduklarımız gibi, pek farklı bişey çıkmadı henüz ama bir sürpriz de bekliyor cemaati; bakalım yakında çıkar kokusu...

Akşam bir yanlış anlaşmayı (zat-ı âlilerini bi ben anlıyorum) da düzelttik Nadir'le aramızda. Nadir de "İslamcı"ymış , ama Süleyman Demirel tipi İslamcılık değil, müminlerden yana dolayısıyla kendisini rencide ettiğim için özür diliyorum Cemaat'in huzurunda. Şaka bir yana kalp kırmak iyi değil, birşey de anlatamıyoruz karşı tarafa; oysa akşam o da beni en iyi anlayanların arasına katıldı güzellikle anlatınca...

Selim abinin "sistem eleştirisi" dinlemeye değerdi, Cemaat'te yazarsa istifade edebiliriz bence. Şu foto işinde senin çocuklarında katkısı var gibime geliyo abi, ama spekülasyon tabi şimdilik polemik amaçlı...

Yusuf hocam başımıza bi iş açtı, bakalım üstesinden gelebilecek miyiz? Kitap mitap oku falan. Kendisi okumuş hazırlanmış, eee iyi kitap; kalabalığın içinde itiraz edemedik; gel Teksas Tommiks'e...

Gençler bir ara şiir kaynattılar orda ama o kısmı kaçırdık.. ben en azından...

Faruk Yücel aramızdaki tek laikti, ama kısa ve etkin tebliğimle bazı kelimeleri çabucak kaparak zekasını da ıspatlamış oldu erbab-ı cumhuriyete. O artık bizden biri :)

Şadan hocam fikra kültürümüze değerli katkılarını esirgemedi; ben anlatamam, yeteneği olanlardan biri organize etsin, anlatsın bize de. Bosna'yla ilgili bi yazı hazırlamazsan tüm kaynağı belirsiz uydurmalara kaynak gösterileceksin diye korkuyorum ki ben yapmamda diyemem insanız ya...

F. M. Tiyanşan, Tekin Karagöz, Ali Düz ve Genç Fatih lafi ağzımıza tıkadılar, bi konuşma firsatı vermediler; oysa söylemek istediğim bir iki cümle vardı sadece; hadi buyurun anlatın bakalım burada da....

Gençlerden sonra en çok Nadir konuştu, bi firsatım da orada olmuştu duygu ve düşüncelerimi ifade edebilmek için ama işte, yazık, olmuyor ki böyle... Tekin de az girmedi lafımın arasına, gece yarısına kadar konuştunuz, bi konuşturmadınız be kardeşim...

Asım ve Hamit abiler Cumartesi günü de kaytarırlarsa şimdiden uyarıyorum, onlara özel bir yazı hazırlıyacağım kendilerini bir ay '' ben demedim"le boğuşturacağım.

Rıdvan Ünal kardeşim yeni tanıştık diye senle polene girmiyorum, ama şiir sözünü de unutmuş değilim, yazmaz göndermezsen yazacağım gerçeklerden(!) sen de nasibini alacaksın..

Ama nolursa olsun en azından yorum olarak olsun Hakan Kardeş'ten bir açıklama bekliyorum. Cumartesi de gelme.. bi gelmeee...o zaman ben yapacağımı bilirim Hakan...

Bende sessizce bir köşede acizane duyabildiklerimi tüm gerçekligi(!) içinde size sundum haa tabi giyabinda pek çok cemaat insanindan -olumlu saniyorum en azindan ben hep pozitiftim ama ötekiler için bişey diyemem -bahsettik hakkinizi helal ediniz ve bidaha kaçirmamaya özen gösterin...Yoksa gıyabınızda yazmakta hiç zorluk çekmiyorum....

.....

Bugün sabahtan beri şu yorumu bir türlü giremedim, şimdi iftar sonrası girecektim ki Servet hocamın yorumunu gördüm. Dün akşam benzer çerçeveden konuştuk Servet abi, inşallah cumartesi gelirsen seninle de tanışmayı çok istiyorum. Kısmen söylediklerin bana pek uyuyor ama bazı kısımlar yeterli görünmüyor, onları da karşılıklı konuşma fırsatı buluruz gelen diğer kardeşlerimizle beraber. Söylediklerini önemsiyorum, çünkü bu '' İslamcılık '' meselesi '' Kürt Sorunu'' ndan farksız bir hal almaya doğru gidiyor müslümanlar arasında; şundan dolayı, bize ait bir kavram olmamakla beraber islam anlayışlarını beğenmediğimiz müslümanları rencide etmek, taşlamak için; yani İslamcılar aslında gerçek müslüman değil demeye getirmek için kullanır olduk sanki bu kelimeyi. Tabi bu benim algım, karşılıklı konuşmalar her zaman anlaşma ve kaynaşmada en geleneksel ve faydalı yöntem olma özelliğini koruyor hala; ne kadar iletiştiğimizi zannetsek de internet ve telefonnetlerde.. Dün akşam bizler bunu yüreklerimizde yaşadık sanıyorum hep beraber...

Selamünaleyküm

Pilavdan dönenin ...

Rivayet odur ki Hoca nasrettin e sormuşlar:

-Nerelisin
-Daha evlenmedim demiş.

Bizimki o hesap. Evdeki iftar sofrasına hanımın yakın akrabaları davetli olunca biz ancak bir elif miktarı (merhabalık İçin) iştirak edebildik, ama daha vakitlice haberimiz olsa planımızı ona göre yapmaz mıyız?. Cumartesi için söylüyorum "pilavdan dönenin kaşığı kırılsın"...

Buluşma'nın Ardından...

Ve Aleyküm Selam

Dün akşam gerçekten güzel bir akşamdı benim için. Her bir araya gelişimizde farklı duygular yaşıyorum aslında. Bu sefer de öyle oldu. Farklı dediğime bakmayın, farklılığı bizi biraraya kenetleyen bu bağın artışından kaynaklanıyor. Dün akşam tanıştığım E. Fatih Bilge'nin yazısını görünce de sevindim, sevgili Rüştü abi'nin yorumunu görünce de. Anlatılacak şeyleri sağolsunlar, bu değerli abilerimiz anlatmışlar, bize bir şey bırakmamışlar. Kırıntı babından ve dahi teşekkür niyetine bu yorumu yazmayı kendime borç bildim.

İftar ve sohbet vesilesiyle bir araya geldiğim arkadaşlar, abiler sözleriyle, duruşlarıyla, tavırlarıyla kısacası varlıklarıyla beni memnun ettiler. Mevcut şahsiyetlerin de memnuniyetleri yüzlerinden okunuyordu. İnşaallah ilerde daha geniş çaplı toplantılarımız, buluşmalarımız olur diye temenni ediyorum ben. Gelemeyen arkadaşların cümlelerini okudukça müteessir oldum. Onların da gelmesi mümkün olsaydı, elbette bundan daha fazla sevinç duyardık. bahtiyar olurduk.

Rüştü abi'nin maşallahı vardı, sözü bizlere pek bırakmadı, sağolsun. Zaten dinlemeyi daha çok sevdiğimden, bu benim için güzel bir fırsat oldu bildiklerimi tazelemek, bilmediklerimi öğrenmek adına. Bu anlamda toplantıya iştirak eden arkadaşlara, abilere selamlarımı sunuyorum. İstifade ettik kendilerinden. Katılamayan arkadaşlara da bu selamdan eksik olmamak üzre yine selamlarımı iletiyorum, çünkü bizler kardeşiz, selam hepimizin üzerine...

Daha geniş çaplı buluşmaların, biraraya gelmelerin, tanışmaların, kaynaşmaların olması niyetiyle Allah'a emanet olunuz, selam ve muhabbetlerimle...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Altın Günü

Dün günümüz vardı. Hepiniz ekşittiniz değil mi suratınızı?
Ama vardı dün altın günümüz...

Giyindim kuşandım, hazırladım çocuğumu ve tembihledim: “ Teyzenin halısına çay dökme” diye... Yeni aldığım terlikleri tıkıştırdım çantama... Fazla bir şey yemedim orada pasta yiyeceğim diye...

Ve yarı aç, yarı tok, pür telaş laf etmesinler diye tam saat 13:30 çay vaktinde oradaydım halihazır...

Evin hanımı bir temizlik yapmış her yer pırıl pırıl... Üç gün çalışılmış belli...

Sonra arkadaşım Nalan geldi üstünde garip bir ceketle hiç yakışmamış diye düşünürken evin hanımı patlattı : “Nalan ne bu şıklık”... Gözlerimi yere indirip sırıttım sadece…

Sonra hacıanne dediğimiz teyzemiz elinde sarı tespihini “hım hım” çekip tü tü diye iki yana üfürdükten sonra; bize nasihatlerde bulundu yarı ağlamaklı; “aman ben yandım siz yanmayın, kocanıza fazla yüz vermeyin” diye... Gözlerimi indirip yere ona da sırıttım...

Başka bir hanım komşusunun gelininden bahsetti “aman aman düşman başına vermesin rabbim” diye… sözüm ona dedikodu yapmıyor sadece eleştiriyordu... Ev sahibi çıkınca aynı hanım ona da bir “eleştiri!” gönderdi üstü kapalı... Hacıannemiz kızdı ve “hım-hım”, “tü-tü” ikilemesine bu kez de “cık-cık” ı ekledi.. Ben yine sırıttım...

Eeee.. dediğinizi duyar gibiyim, sıkıldınız değil mi?
Ee si bir şey olmadı; benim oğlan halıya çayı döktü, yeni terliklerimi giymeyi unuttum, ev sahibi börekleri yakmış sadece bisküvi yedik. (Midem hala kazınmakta)*

Sonra??
Sonrası geldim bilgisayarı açtım ve cemaat.com u tıkladım;
İftar anılarını okudum...
Ve yine sırıttım...

*yukarıdaki hikaye tamamen uydurmadır, Ramazan'dayız ne günü?

"eddai"

Sevgili dostum E.Fatih

Sevgili dostum E.Fatih Bilge,

Türk şiiri 1979 tarihinden itibaren dirilmeye başladığını bilmem hatırlatmaya gerek var mı? :)

Evet; dün akşam gerçekten çok güzel geçti. Ömrümce içilen çayın lezzeti o akşam daha bir farklıydı, daha bir güzeldi. Umarım bu güzel hoş sohbet hep devam eder.

Rüştü Kardeşim,

Şiir, şairin varlığını teyid edici bir başkaldırıdır; şiir talep olunduğu müddetçe şairini dillendirmeye biiznillah devam edecektir. Yeter ki aynı düzlem üzere bulunalım.

Kendi adıma dün akşam orada bulunan tüm arkadaşlara ayrı ayrı teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

Ya hu kardeşim yazmayın

Ya hu kardeşim yazmayın böyle programlarınızın damakta kalan tadını. Ayıp oluyor. Yakın uzak on bine ulaşan cemaat.com üyelerinin yüreği kıpır kıpır ediyor, elem ve tahassür sarıyor bulutlanan gözlerini. Aziz ve mübarek günde yapılmaz ki bu. İlla iftar açılacaksa kararlaştıralım yaz tatilinde bir gün, niyetlenelim oruca, buluşup açıverelim beraberce. Tevbe estagfirullah.

Sayha
Kendi halinde, kendince

Haklı!

selam ve dua ile;

Kâni Bey yerden göğe kadar haklı.. böyle de olmaz ki! nispet eder gibi.. biz buralarda iki kelime "gönül lisanıyla" birileriyle bir şey konuşsak kırk yıl sükuta razı geleceğiz.. olmuyor.. (haset değil bilinsin!) hürmetler..

Anlaşıldı

İstanbul'lu arkadaşlar mesele anlaşıldı. Bize bir "İzmir buluşması" hatta "Ege buluşması" vacip oldu.

Artık bundan böyle buluşabildiğimiz kadar vaarolacağız anlaşılan.(!)

Baki dostluklar için..

Selametle...

biz İstanbul a gelemiyoruz ama İstanbul bize gelse

İstanbul buluşmalarını böle
tatlı tatlı yazınca nisbet gb olsa bile bize:)
ben okuyunca o mutluluktan pay alıyorum kendime
aman diyeyim hep daim ve bereketli olsun

sanırım İzmir degil de Ege buluşması
daha katılıma açık olur
hatta Manisa hatta Akhisar hatta ....
İzmir bundan gocunmaz zannımca!
biz İstanbul a gelemiyoruz ama
İstanbul bize gelse ne güsel olur
İzmir şenlense
Bayram erken gelse

demem o ki İstanbul
davete icabet gerekir :)
Rabia

Cemaat.Com İzmir'de Zirvesi

Abi bu toplaşmaları böyle ballandıra ballandıra anlatıyorsunuz ya daha ne diyeyim ,aşk olsun yani E.Fatih Bilge :)

Lakin mahalli bir direniş olsa da bizde İzmir'de toplanacağız inşallah bu Cumartesi.Mümkün olduğunca katılım bekliyoruz.EGE 'den bu yorumu okuyan ve dahası başka bölgelerdenm okuyup da neden olmasın diyenlere duyurulur..

''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''

Faruk Y. insanı bu iftara

Faruk Y. insanı bu iftara giderken bana, düşmana bile yapılmayacak kadar hava yapmıştı. Boğazında kalsın diyemediysem de kendisine ona yakın şeyler söylemiştim ama hayatta olduğuna göre tuttutamamışım demek ki, fena da olmamış hani : )

Yapmayın diyorum beyler, zulmetmeyin bize. Gelemiyoruz diye yapılmaz bizlere bu eziyet. Kınıyorum herbirerlerinizi :)

iftar davetiyesi ile ilgili

iftar davetiyesi ile ilgili duyuruyu okuyunca "aa! ne güzel"dedim. arkadaşlarla tanışma fırsatı işte! iki saniyelik boş bir sevinçti benimkisi. iki saniye bile sürmeden kendime geldim. "aman şimdi hanımlar gelmez; hep erkekler olur, fahriye otur oturduğun yerde" dedim kendi kendime. müneccim miyim neyim ? :)

hanımlar! cemaat'te müthiş bir şekilde erkek hegamonyası var. lütfen bi şeyler yapalım biz de... şimdi diyecekler ki,"geldiniz de kovduk mu?" e haklılar tabi... biz hanımlar bir toplanabilsek şarkımız bile hazır aslında: bütün kızlar toplandık, toplandık, toooplandık...

ertesi gün gelir biz de havamızı atardık:)

sevgili rabia ve sevgili sıdıka!umudumuz sizsiniz artık. biz yapamadık siz "ege"li hanımlar olarak yapın bari...

Şadan oldu erbabı dil

Buluşmaya gelen dostlarımıza teşekkür ediyorum, gerçekten de hoş bir akşam oldu.

Yanlız yazı akşamın lezzet ve bereketini yeterince yansıtamamış. Zira Fatih Efendi emmisinin dizinin dibinde lokalize olmuş vaziyette geyik yaparken ben, Rüştü, Nadir ve Yusuf arasında zaman zaman Tiyanşan ve Tekin'in de iştirak ettiği tartışmalardan müstefid olamamıştır. Sen kalk Ankaralardan buraya gel, böylesi bir tartışmayı dinleme, ben artık ne diyeyim :)

Selim emmiyi de buradan protesto ediyorum. Tamam kabul ediyorum, artık fotoğrafların sergilerde gösteriliyor, ödüllere aday fotoğraflar çekiyorsun ama halktan bu kadar çabuk kopmak sana yakışmıyor hocam, akşam hiç yüz vermedin :)

Bir şerh te "üye bile olmayan Fatih" için. Ben Bosna'yı anlatırken bana çok anlamlı sorular sordu lakin yemek telaşından pek duyulmadı. Fatih kardeşim ile tanışmaktan onur duyduğumu özellikle belirtmek isterim.

Ali Düz, evet çok konuşkan değil, fazla konuşmuyor, çünki daha çok düşünüyor, planlıyor, üretiyor. Akşam bir güzel bir teklif yaptı. Niçin bir gün de "şiir dinletisi" yapmıyoruz, dedi. Ben fikri çok beğendim ve inşaallah cemaat.com şairlerinden bir şiir dinletisi de organize ederiz.

Faruk her zamanki gibi suskun ve geri planda kalmayı seçti (kafasında kaç tilki dolaşıyordu sayamadım). Bu arada Faruk Yücel'in Mostar dergisinde yazmaya başladığını da öğrenmiş bulunduk.

Tiyanşan'ı görmek bile benim için mutluluk. Tebessümüyle bol bol ikramda bulundu bize.

Nadir'i ilke kez ceket giymiş gördük, (bu arada ilk defa bu kadar öfkeli gördüğümü de eklemeliyim), görüş birliğinde olduğum noktaları vurgulamakla birlikte ihtilafımız daha bir dominanttı.

Rüştü, tv tartışmacılarına taş çıkartacak bir performanstaydı (Allah'tan yanında oturduğum için arada dizine dokunarak söz alma fırsatı yakaladım). Allah coşkusuna, heyecanını bereketlendirsin (amin).

Rıdvan kıskaçta kaldığı için O nu dinlemek fazla nasip olmadı. Yusuf yanımdan hiç ayrılmadı :) ama arada bir benimle ihtilaf etmeyi de ihmal etmedi.

Ama en büyük övgüyü iftar sponsorumuz Tekin Karagöz haketti. Kesene bereket kardeş, Rabbim ecrini kat kat ziyadeleştirsin (amin)

Son olarak arkadaşların yarım saatlik gecikmesi -bunu da ayrıca kınıyorum- sürecinde yoldaşlık ettiği için Asım Gültekin'e hassaten teşekkür ediyorum.

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"

Sultanahmet ve İftar

İstanbul'da -özellikle Sultanahmet'te- iftarı TV'den izleyen ya da kulaktan duyan birisi olarak, bir kaç yıldır çabalamama rağmen -ki geçen sene buna çok yaklaşmıştım ama erken ayrılmak zorunda kaldım- bir türlü akşam vakti orada iftar edememiştim. Değerli dostların -abilerimin- organize ettiği bir iftar sofrasında bulunmak beni oldukça mutlu etti. Bütün abilerime böyle bir organizasyonu tertip ettikleri için ve tüm kardeşlerime, dostlarıma iştirak ettikleri için teşekkür ederim.

İstanbul'da iftar etmeyi önemsiyordum. Keşke bir gün daha kalabilseydim de Eyüp Sultan'da Tarık abi ile de iftar edebilseydim. İnşallah başka Ramazanlar'a diyorum...

Sultanahmet'in manevi ortamında -hissedebilene- iftar etmek insana büyük huzur veriyor. Hele ki dostlarımız da özelse, sohbetimiz de güzelse. Soğuk bir kentin gri binalarından çıkıp gelen bir adam için Sultanahmet'in o atmosferini ayırt etmemek mümkün değil.

Ayrıca böyle bir iftarda tanıdığım bütün arkadaşların -özellikle dost insan Ali Sarı'nın ve elimizden tutmaya çalışmayıp yanımızda olmayı yeğleyen abimiz, yoldaşımız, kardeşimiz Kani Çınar'ın- Sultanahmet'te olmasını isterdim.

Yazıda unuttuğum sponsorlarımıza yani yemek sponsorları Tekin ve Rüştü abiye, çay sponsoru Şadan abiye de bereketli bir Ramazan diliyorum.