renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Sessizlik, Ah Sessizlik…

Sessizlik… Kahredici vakitler silsilesi, acıtıcı yokluk hissi ve kanayan kalpten uzaklaşan bir kalp. Karşılıksızlık bir çay ve ben bu çayın şekeriyim. Tatlı olsam ne yazar, eriyorum. Sorular ufkun ardına atılmış çoktan, cevaplar desen kayıplarda. Böylesi bir hal… Sessizlik…

Ben bu hale gelecek adamdım, belliydi bu, hakettim. Üzerime düşen bir ağ vardı, yakalanmış bir av hayvanının çaresizliğine bulanmıştım. Biraz heyecan, biraz korku, biraz acı. Mayam bu benim. Tutmayan şeyler var, tutunamayan benim…

Gözlerimde bir buğu var şimdileri. Bunu kelimelere dönüştürebilseydim yakardı yürekleri, eminim. Öylece kalmalı bu buğu, ne yaş olup akmalı, ne de sineye çekilmeli. Buğuların tarihi yazılsaydı eğer, ona dahil olurdu, ‘yakınçağ’ımın sızlayışı ondan. Ses sese değmeyeli bu buğu orada…

Aklım almıyor. Neyi almadığını sormayın. Akıl neyi alır ki zaten? Benim bildiğim akıl verilmek için. Ya gönül? En son kimin gönlünü aldım ki ben, verdiğim bir gönül vardı, onu biliyorum. Gayrısı uçmuş, farkında olmadan. Alındım, hem de çok, pek çok…

Bilmeyenler bilir beni. Kuyuya atılan o çocuk mesela, sonra, mağaradaki arkadaşlar, onlar bilir. Anlarlar halimden. Dert bir dağ, adımda da var. Yüce bir şeylerin varlığını hissediyorum, ama ben cüceyim. Cüce bir yıldız, sönük, parıltıları uzaklara yayılan nice yıldızlar var gökyüzünde. Öyle ki, onlara tutunan asla yolunu şaşırmaz. Ötelere yolculuk çağrısı…

Unuttum harflerimi. Kelime olacaklardı, sonra cümleler kuracaktım ben onlarla. Kelimeler kelimelere yaslanıyordu, şimdi yoklar. Dayanacak neyim var? Dayanmalıyım, içimde o varlık ağrısı var yine. Derinlerde, genel geçer ölçülere vurulmaz bu ağrı, geçer mi bilinmez…

Yazdığım şeyler böyle savruk işte. Savruldum, atıldım bir kenara. Kullanıldım ve atıldım. Aşkı benle paketlediler ve sundular. Sardım, sarmak içindim. Teslim alındım, yırtıldım, aşkı aldılar, bense paramparçayım şimdi…

Sen benim imtihanımsın. Senden geçmek istiyorum, vazgeçmek değil. Umrumdasın ki, gerçek umur karşılığını içinde taşır. Seni açtım, baktım, içinde kendimi gördüm. Ne kadar izdüşümüm varsa sende buldum. Karanlık ve aydınlık taraflarım sende belirdi, yayıldı, bir daha geri dönmemek üzre karanlığın ve aydınlığınla buluştu. Şimdi seni seslendiriyorum… Sessizlik…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Yorumsuz Bir Halet-i Ruhiye Tasviri

tercümanlık sadece yabanıllığı dillendirmek değil; ruh haline de tercüman olunurmuş kelimelerle, cümlelerle; anladım!

uzun cümleler kuramıyorum...
bu yazı için uzun cümleler kurmak isterdim, ama neredeyse halet-i ruhiyemden bir kesitle yüzyüze geldim. benim yazamadığım, daha kuramadığım cümleler, benden önce yazılmış hissiyle: aynaya bakmış gibi oldum. insan kendini görünce sessiz kalıyor! ya da oturup aynanın karşısına kendiyle hasbihal ediyor...

yüreğinize sağlık...
eyvallah...

Buna dair...!

Enfes bir teneffüsün tezekkürüyle, sessizliği seslilikle, kalp gözlerinizle gerçeklere karşılaştırmaya çalışana ve onun kalbinden dökülenlere hangi şekilde tezahurat ve iltifat yağdıracağımı bilemediysem affola.. tek kelime; HARİKA

...

ben bu yazıyı beğendim diye sade bir yorum kabulmüdür???

benim tarzıma son derece uyan bir yazı hem psikolojik, ruh hali ve aynı zamanda kaçmaktan dem vuruyor...elinize sağlık...

Sair diyor ya, Ümmi isen

Sair diyor ya,

'Ümmi isen irfaninla sez beni
Al bicagi diri diri yüz beni
Alir gider o mukaddes iz beni
Koparmadan ilmek ilmek cöz beni'

Koparmadan cözen-cözdüren-cözülen 'sessizlik'....

ses sese degmeli.... ‘zor’u acikca ifade etmissiniz, zor.
genel gecer ölcülere vurulmaz bu agri....... Sessizlik.
Aski benle paketlediler.... bunun nimetlerini anlatmak bir hayat ister. Bu ifadenin bulundugu paragrafta bir terslik var, alamazlar aski. dahasi vermek isteseniz bile alamazlar..
Senden gecmek istiyorum, vazgecmek degil... nasil ifade edilir bilmiyorum ama bu cümle zorlamalari, kirilmalari, imtahanlari gecip kapilara dayaniyor.

Sessizlik bir girdap dinlemeyen bogulur :)
Yürekle kalbi birlestiren bir öz var...
Herkesin önündeki yol kendine has, herkesin yolu farkli. Yürümek gerek bakalim neler sunulu.... yürürken bazen susmak, bazen susanlardan sessizlik dinlemek...
Yol sahibinin....

selam ile..

**göz gerekmez görmeye,
yürek gerek maşuk'a vecde!**

Sensiz bu sessizlikte...

Bu yazı, Zarif Şair'in, ne zaman dilime düşse bir sayıklamaya eşlik ediyormuşum hissine kapıldığım, Anılar Defteri adlı şiirindeki şu mısraları tekrar hatırlattı bana;

"Sen kim bilir

Rüzgarlı eteklerinle

Kimbilir hangi iklimdesin

Ben sensiz bu sessizlikle

deliler gibiyim

sensiz bu sessizlikte "

Yazarın kalemine sağlık.Selamlar...

Gecikmiş Bir Teşekkür

Es-Selam

Sessizliğe dair yorum yapan Elif Nur Diyer'e, Yuşa Irmak'a, Betül Şehrayin'e, Zeynep Ferda'ya ve Nihan İkbal'e teşekkürlerimi sunuyorum. Okuyan tüm kardeşlerime, abilerime, ablalarıma selam ediyorum. Allah kelimelerin hakkını vermeyi nasip eylesin...

Selam ve muhabbetlerimle...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Sessizliğe Sessizce Okunan Medhiye...

ruhun rengi, sessizlik...
birlikte olmayı dilediklerimizin hallerine girer, rengine boyanırız ya birlikte bir'e varacağımız, en kadîm dostumuz olan ruhumuzun rengidir sessizlik...
birlikte bir'e varışımızın rengi...
sessizlik söz eyler aslında vefadan...
sessizlik duayı fısıldar yüreğe...
sessizlik, sol tarafımızın sakinliğini hissettirir...

b..."rabbinize içten içe yalvara yalvara sessizce niyaz edin. o, aşırıkları sevmez../el-araf.55/...
sessizlik, o'na yakınlığın rengidir; o'na tazarru edişin rengi...
nokta!

yüreğinize sağlık... sessizce düşündük ruhumuzla dostluğumuzu...

...kalem! dokunduğum vakit, aşk'ı dokumazsam düş elimden!....