FELSEFE BİLİM TARTIŞMALARI
Yer: ATATÜRK KİTAPLIĞI
Tarih: 16 Ekim 2006 Saat: 19:30
İhsan Fazlıoğlu
ŞİİR ŞİİRLE ÖRTÜŞMEZ
Yer: TARIK ZAFER TUNAYA KÜLTÜR MERKEZİ
Tarih: 16 Ekim 2006 Saat: 19:30
İsmet Özel
***
FELSEFE BİLİM TARTIŞMALARI
Dördüncü yılına giren Felsefe-Bilim Tartışmaları’nın 2006-2007 döneminde, felsefe-bilim kavramının ortaya çıkışı, değişik medeniyetlerde, Mezopotamya, Mısır, Hint, Çin, Eski Çağ Ege, Grek, Roma, Helenistik dönem, Ortaçağ Avrupa, İslam, Türk ve Yeniçağ Batı Avrupa ve Çağdaş Dünya’da aldığı şekil ile farklı medeniyet havzalarında bilimin tanımı, konusu, sorun-alanları ve amacı üzerine yorumlarda bulunulacak.
ŞİİR ŞİİRLE ÖRTÜŞMEZ
Bu başlık altındaki konuşmalar Türk ve dünya şiirinin rastlantı eseri metinlerden teşekkül etmeyip, bir istikamet gözettiği ve insanın kâinattaki yerine mahsus endişelerin bütün kültürler bakımından bilhassa şiirde odaklandığı görüşünü örneklendirmek amacıyla yapılacaktır. Her şiirin başlıbaşına bir işlevi yerine getirmesi sebebiyle hiçbir şiirin diğeriyle örtüşemeyeceği, dolayısıyla şiirin tercüme edilemeyeceği görüşü esas alınmıştır. Bu konuşmaların gerçekleşmesini teşvik eden ise, iletişim imkânlarının azmanlaştığı bir çağda şiirin bir ifade aracı olarak neden marjinal kılındığı sorusuna bir cevap bulma çabasıdır.
Etkinlikler ücretsizdir.
Yorumlar
T.Zafer Tunaya'da İsmet Özel'in ilk konferansından sonra..
Salı, 17/10/2006 - 23:32 — Ali Düzcemaat.com da duyurdu. Önceden de bazı sitelerde yazılmıştı. Tarık Zafer Tunaya'daki konferanslar.. yukarıdaki duyuruda bir kısmı verilmiş konferansların, devamı ve ayrıntılar için mesela www.8sutun.com'a bakılabilir.
Dün, 16 Ekim, İsmet Özel'in "ŞİİR ŞİİRLE ÖRTÜŞMEZ" konferanslarının ilki yapıldı T. Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde..
Ben de katıldım konferansa, gerçi biraz geciktim (F.M. Tiyanşan'ın kulakları çınlasın) ama, konferansa geç kalmadım; çünkü İsmet Özel de gecikmişti, binaya beraber girdik.:)
Tabi, İsmet Özel'i 3-4 kişi karşıladı beni karşılayan yok.:)
Olsun. İ.Özel'e 'Hocam bir bardak çay içelim isterseniz öyle başlarsınız' dediler salona girmeden, tabi üstad reddetti, zaten 10 dk. geç kalmış, kendini karşılayanlarla tokalaşırken ben salona daldım.. İ. Özel'in bu titizliğini seviyorum, titizlik ve dikkat.
Salona daldım.. oturmadan şöyle bir mekâna göz atıyorum ne kadar insan var, tanıdık birileri var mı diye.. yok. 100 kişiden fazlasını rahat alabilecek bir salonda 80-90 kişi filan var, biraz üzgün oturuyorum.
İsmet Özel salona giriyor, oturuyor koltuğuna, geç kaldığı için hakkımızı helal etmemizi istiyor, kendisinin suçlu olmadığını İstanbul'un trafiği yüzünden geç kaldığını söylüyor. Neyse.
Başlıyor üstad, ilk cümleler:
"Derler ki, gemi limanda güvendedir."
"Ve derler ki, gemi limanda durmak için yapılmamıştır. Onun görevi denize açılmak sefere çıkmaktır. Benim de aslında burada olmamam (size bu konuşmayı yapmamam), başka şeylerle uğraşmam lâzım..."
Devam ediyor, şiirin şiirle örtüşmeyeceğini, çünkü her şiirin ayrı bir anıt olduğunu dolayısıyla anıtların birbiriyle örtüşmesini düşünemeyeceğimizi anlatıyor.. şiirden, şiirin düzyazıdan ayrılışını zaman zaman Batı şiirinden bahsederek anlatıyor, şiirin; tarihten bu yana gelen şiir ağacına bağlı olması gerektiğinden ve kendi şiirinin bu yeri taşıdığından bahsediyor. Dilimize, Türkçeye değiniyor...
80'li yıllardaki bir anısını aktararak, Türkiye'deki edebiyat ortamından yakınıyor.
Tabii İsmet Özel'in bahsettiği her şeyi yazacak değilim buraya, ya da not aldığım cümleleri falan.. tıpkı Özel'in konuşmanın yarısında "Tabi size anlatmak istediğim şeyler bunlar değil" deyip hem güldüren hem düşündüren durumu gibi..
Velhasıl, verimli güzel bir konferanstı, üstadın söylediklerinin ekseriyetini daha önceden de okumuştuk zaten onun yazılarında. Ama yine de önemli bir konuşma oldu. 100 dk. sürdü. Bir süre sonra çıkıp gidenler oldu.. ne diyeyim.
İsmet Özel, 15 gün sonra sanırım daha az bir toplulukla daha samimi bir konuşma gerçekleştireceğiz, dedi.
15 gün sonra, yani 30 Ekim'de..
Bakalım göreceğiz, İsmet Özel'i izlemeye devam..