Öfkeliyim dağlardan sürülen hayvanlar gibi, ateşten kaçışan böcekler gibi, kendini arayan öbekler gibi. Öfkeliyim ilk nefesini soğuran bebekler gibi, yıkıntılar altından seyreder gibi..
Kanıma kara katran zehirler katıyorum bin baldıran gücünde. Akrebin kıskacını emiyorum ab-ı hayat şehvetiyle. Her sabah tan vaktinde batıya dönüyorum nerede o gün diye..
Yaslanma bana. Dudak kıvrımından süzülen kan olmak istediğimi anlarsın. Aklımın bir zarı var ve ince, ip ince, inince derinlere, o ipince zar-ip le, ip kopacak zar, baştanbaşa yırtılacak, kan akacak damar da durmayacak, sızacak dudak kenarından sızacak ve çene kenarında pıhtılaşıp kalacak. Yaslanma bana düşebilirim..
Bir gece yarısı güneşi gördüm diye kaçışıyor insanlar yöremden. Veba taşıyan rüzgarın koynunda cebelitarık'a gittiğim için kargışlıyorlar beni. Öyleyse yurdum neresi..
Ateşin gözünden öptüm ve cinlerin hışmına uğradım. Hışımla hınçla ateşten yapılmış kargılarla bölük bölük cinler geldiler, bölük bölük böldüler beyin zarımı..
Çırılçıplak sarılıyorum geceye ve gece ansızın uyanıveriyor derin bir hayretle, anlatıyorum geceye bildiğim her şeyi..
Ağır bir tempoyla ölüm şarkısını çalıyor yıldızlar. Bir Erzurum türküsü dinler gibi uzaktan, gece kapına dayanmışım da,"altım çamur, üstüm yağmur, taş imiş. Yine gönlüm hoş imiş". Yorgunluktan damarımda pıhtılaşıverirken kanım, işittim Hızır'ın kalp atışlarını. Dünyayı sarkaç gibi sallayan o muhteşem meleğin kulağıma fısıldayışını işittim ve ağladım. Ham makamında. Melekler anlatın hikayenizi..
Yorumlar
Sadece!
Cum, 20/10/2006 - 10:22 — yusa ırmakHalden hale, hece hece, gece, gece, hem dahi delice dile getirdigin duygular belki agzına ait değildir. Ancak ruhuna bakılan kapıların aralıklarında evet işte bu agıtlar , yakarışlar harabul-basra gönlünüze ait dettiriyor insana… Sadık gecelerin huzurunda gönüllerden ayrılırken derim ki ; ilkte ki ricamı geri çekmek isterim. Zira size söyletilen bu yazıdan gecenin hırı olmasada gündüzün buğulu bir saatinde yazdığınız ser levha da ip atlatma cehalletinde bulundum. Ve inandım ki ilham addettigim saatlerde gönüllerden gelen bir Allah(CC) selamının bile öfke dolmuş gönlünüze yeteceği kanaatindeyim…destan engiz ruhlara selam olsun….
Sanırım Anlayamadım
Cts, 21/10/2006 - 00:00 — Hamit AkçayYuşa Bey;
Yorumunuzda cümleler, düşünceler iç içe geçmiş gibi.Bu sebepten tam olarak söylediklerinizi anlayamadım.Yorumunuzda bir hüsn-ü niyet , hüsn-ü zan sezinlenmekteyim ancak sizi eksik ya da yalnış anlamış olmak istemem.Vakit bulursanız daha sarih ve detaylı bir yorum bekliyorum.
Selametle
Sadece!
Cts, 21/10/2006 - 10:39 — yusa ırmakDostum, yazınızın her hecesinin gönülden süzülen bir samimilik ile yazıldığını söylemek istedim. Bu yazıyı yazarken duymuş olduğun öfkeyle kaleme kan ağlatığını hissettim. Eskiler: "konuşana değil konuşturana bakmak gerek" dese de yazınızda hayalen siz olup, kelimeler arasında ip atlatıp tahlil etmeye çalıştığımı söylemek istedim. Ve düşündüm. Akla gelen ilk cümleceği yerleştirdim. Ya selam olsun gönlünüze Ya selam olsun gözlerinize demek istedim. Hem Allah(cc) razı olsun'u ekledim. Zira düşünmek büyük erdemdir. Düşünüp düşündüğü ile uyanıveriyorsa gecenin hırında bir insan onu sadece ayakta alkışlamak düşer demek istedim aslında çok şey söylemek istedim, ancak yorumlarımdan da anlaşılacağı gibi ne söylemek istediğimi tam söyleyemedim çünkü kelimelerim lastik gibi nereye çekerseniz oraya sünüyor. Bu yüzden hakkınızı helal ediniz. Kardeşinize dua ediniz slmaleyk
ben de öfkeliyim işte...
Cum, 27/10/2006 - 00:10 — yasemin karahüs...öfkeliyim sadece kendime,
kızılacak en son makamdayım diye...
öfkemden kanarken yumruklarım olduğu yerde,
aynada yüzüm, beni boğacak bir gün....
en son makamdan,
"ham makamına" yükseliş.
terslik bunun neresinde ?
kim demiş ki buna iniş...