renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Bu Topraklara Dair

Önce bu topraklar diyoruz. Yani kendimiz. Yaşanabilir bir Türkiye diyoruz: Fert fert herkesin beliğinin doğrulduğu bir Türkiye. Arı kalplerle arı yaşantıların birleştiği zinde toplumu özlüyoruz. Yeniden Büyük Türkiye içsel yürüyüşlere çıkabilen, tanrının istediği yaşamın muhasebesini içinde yapabilen fertlerin omuzlarında kurulacaktır.

Omuzdaşlarımı arıyorum tüm günahlarıma rağmen. Günahkar ellerle bu toprakları yaşanabilir kılamazsınız. Bu topraklarda yaşayamazsınız; yani komşu hakkını bilmeyenlerdenseniz, bu toprakların çocuklarının önce Allah`ın katında, sonra diğer insanların nazarında yüceldiğini göremezsiniz. Erdemlerini çoğaltmalısın, şiiri içine damıtarak okumalısın. Cümle kurmayı beceremesen de iyi kurulmuş cümleleri ayırt edebilmelisin.

Ve yaşam, ve medeniyet; dilimizin, kelimelerimizin, yani kendimizin, benliğimizin sırtında büyüyecek. Dilden atılan her kelime benliğimizden koparılan parçalar. Ahlakımızla ördüğümüz benliğimizi yok etmek istiyorlar. Dilimizi ayakta tutabilirsek buna meydan vermemiş oluruz.

İş bizde bitiyor sevgili okur. Medeniyetimizi canlandırtmak zorundayız. Yüreğimizi vahyin nuruna açamazsak, yaşantımızı Allah`ın çizgisine çekemezsek şehirlerimizi kaybederiz. Dikkat et ortada şehir kalmaz demiyorum, şehirlerimizi kaybederiz diyorum. Varolan şehir bizim şehrimiz değil. Yaşantımızı budadılar, dilimizi budadılar, dinimizi budadılar, şehirlerimiz de budandı.

İnsan kahrolmayı da bilmeli. Bilmeli ki budanan değerlere kahrolup eyleme geçmeli. Çünkü tanrının istediği yaşam eylemsizliği sevimli bulmaz. Ve kafanı patlatacak düşüncelerdir seni eyleme geçirecek şey. Kişiliğini Allah dostlarınınkine uygun olarak büyütmelisin. Kişiliğini inşa edeceksin ki, medeniyeti de inşa edebilesin.

Ümmeti seveceksin. Ümmeti sevenlerle kalbi bağlar kuracaksın.

Dedik ki düşüncelerdir seni eyleme geçirecek şey. Düşüncelerin kaynağı, hayatımızı baştan aşağıya dizayn eden Kur`an olmalı. Hayatını Kur`ana kurmalısın. Tabi önce zihnini ayarlamalısın. Katıksız Kurani düşünceyi damıtarak gönlüne fikirler serdetmelisin.

Tevhide ayarlanan bir ömürdür geçek yaşam.

Tekrar Medeniyete dönecek olursak bilmelisin ki bu sancılı bir süreçtir. Öyle her şeyini değiştirmeyi göze alamayanlar bu yolun yolcusu dahi olamazlar. Sanat müziğiyle arandaki perdeleri kaldırmalısın. Kudüs`ü sevmelisin. Düşünceyi olduğu gibi, eylemselliği de vücudunun herhangi bir azasıymışçasına benimseyebilmelisin. Gayretkeş olmalısın. Ve hayallerin gökyüzünü delip geçmeli.

Kendisiyle bağı bu kadar kopuk başka bir millet daha var mı diye düşünüyorum kaç zamandır. Dikkatlerini odaklayacağın nokta tam da burası sevgili okur: Ümmet ayağa kalkmalı ve sırf bu yüzden bile olsa kalp ve zihin olarak Taşkent`te, Buhara`da, Bağdat`ta olabilmelisin.

Söylenebilecek o kadar çok şey varken burada susmayı seçiyorum. Susmakta bir eylemdir neticede. “Hedef Bir” yazıyorum odamın buğulu camına ve devam ediyorum: “bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum.[ismet özel, mataramda tuzlu su]”

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

bu yazıya selam ederim!

sayın fatih burak cebri, epey beklemiş anlaşılan yazıyı yazmak için.
beklemiş, beklemiş..
dolmuş epey, ani bir patlamayla son derece etkileyici bir yazı yazmış.
yazısında altı çizilecek o kadar çok mısra var ki; hangi birini bir kenara not etsem şaşırdım kaldım.

"İnsan kahrolmayı da bilmeli. Bilmeli ki budanan değerlere kahrolup eyleme geçmeli."

heyecanla yeni yazılarınızı bekliyorum...

bu yazıya isyan ederim!

öncelikle yazının iyi yazılması noktalama işaretleri yazarın o yazıya gönül/değer vermesi bu tür yazılarda insanları nasıl etkiliyor bunu anlamıyorum. merak ettiğim şey arkadaş türkiye diyor dil diyor medeniyet diyor coğrafya diyor türk! diyor. şimdi bir kürt olarak bende aynısını diyorum. ha birde tevhid! tabiki onu unutmayalım ne kadar klasik ne kadar tv lik bir yazı bu yazı da yazılanları tvlerde hergüh tartışıyorlar neden böyle bir konuyu seçip buraya yazmış.

diğer bir şeyde böyle kaliteli bir yerde ki sadece insani olarak kaliteli (fikir olarak değil) bir yerde böyle basit sıradan bir yazı gündeme konuyor. altı çizilecek bir sürü şey var haklısın ama altı çizildikten sonra silinmesi gerekenler onlar.

islamda kavim gerçeğini hala avrupa sosyolojisinden türemiş "toplum" kavramı üzerinde tartışmak ve bunu meşrulaştırmak ne kadar kötü bir şey.
selamlar.

yorumları mail olarak atarsanız sevinirim.

el-cevap

1
yorumlarınızı mail atarak yapın demişsiniz. konunun ciddiyetine inandığımız için buraya yazmayı uygun gördük.

2
yazıda üstü çizilmesi gereken cümleler varmış. bu cümleleri bilmek isteriz.

3
yazıda türk diyormuşuz. yazıyı yeniden okuduğumuz halde biz hiç bir yerde türk ifadesine rastlamadık. elbetteki türk demekten gocunmayız. ümmetçi olduğumuzu yazıda belirtmiştik. ancak bizim ümmetçiliğimiz bu toprakları/anadoluyu hiçe sayan bir ümmetçilik değildir. bu; önce yakın çevremizi düzeltmeye başlayacağız anlamına gelir.

4
ben kürdüm diyorsunuz. buna ancak "eyvallah" diyebiliriz. ancak yazının hiç bir yerinde kavmiyetçiliğe dair bir düşünce yoktur. biz, damarlarımızda kardeşliği o derece taşırız ki istesekte kavmiyetçi olamayız: belki milliyetçi olabiliriz. "hani milliyetin islam idi" diyen akif gibi.

5
sözü yormak niyetinde değilim: bu toprakların aşkını yüreğinde taşıyabilen herkese selam: kudüslü, üsküplü, kandaharlı, bağdatlı, istanbullu, diyarbekirli çocuklara selam: ümmetin çocuklarına selam!

ben sizin gibi düşünmüyorum; evet selam ederim!

ben yanlış mı okudum, yanlış mı anladım yazıyı; yoksa sorun bende değil de başkalarında mı?

söylenecek bir kaç şey var:

* ben yazıda neyin altının çizilip, neyin çizilmemesi gerektiğini gayet iyi biliyorum ve yorumumu da ona göre yaptım. Eğer beğenmediğim ya da yanlış olarak gördüğüm bir şey var olsaydı altı çizilen değil, üstü çizilen çok şey var derdim; bunlar aynı şeyler değil, hatırlatırım.

* fikirlerimin yanlışlanmasından ya da kabul edilmemesinden rahatsız olmadığım için, herkese açık bir platformda söz söylemeyi, kişisel mailler atmaya tercih ederim.

* Ümmeti seveceksin. Ümmeti sevenlerle kalbi bağlar kuracaksın.
cümlesinin geçtiği bir yazı da kavmiyetçilik nerede söz konusu?

* basit bir yazı demişsiniz, tekrar medeniyete dönmekten söz edilen bir yazının neresi basit; pardon anlamadım!?

gocuntu..

2000 yılının mayısının ortaları. Birinci sınıfım. Nev-i şahsına münhasır bir “yapı”nın üniversite öğrencileri piknikte. Piknik işte. Fotoğraf makinesını alan gelmiş. Piknik sonuna doğru üç dört arkadaş gölü arkamıza alıp poz veriyoruz. Kareye sonradan dahil olmak isteyen bir arkadaş arka plana itiraz ediyor.

İtiraz göldeki bir tekneye. Teknede ki ay yıldızlı bayrağa.(Bir başka arkadaş da “apo yakalandığında yüreğim sızladı” demişti, başka bir arkadaş ise her kürtte mutlak bulunması bir “kürt damarından” bahsetmişti.)

Ve şu an görev yaptığım köy… bir amca: “kürt mü? Ben bir tavuğa bile kıyamam ama kürt mü yaşatmayacaksın. Vuracaksın. Ama silah susturuculu olacak. Zira gürültü çıkarıp çevreye rahatsızlık verirsen kul hakkına tecavüz edebilirsin.”

Haybeden tartışma çıkarma niyetinde değilim. Ama bizi bu hala kim düşürdü Allah aşkına? Yüz yıllarca bu topraklar da bir arada kardeşçe yaşayan bu insanlar birbirinden bu kadar niye nefret eder hala geldi. Bize kim, kim kıydı?

Sırf “ve yaşam, ve medeniyet; dilimizin, kelimelerimizin, yani kendimizin benliğimizin sırtında büyücek. Dilden atılan her kelime benliğimizden atılan parçalar” dedi diye buram buram ümmettetçilik kokan, kudus kokan, buhara kokan, medeniyet kokan bir yazının üstü niye çizilir ki?

Bir kürt (namazlı, niyazlı, İslamcı, okuyan ama gerçekten okuyan bir kürt) ay yıldızlı bayraktan niye goconur. Türkçe den niye nefret eder. İ. Özel’i sırf yazılarında türk kelimesi çokça geçtiği için ne dediğine bakmaksızın niye siler? Apo yakalanınca niye yüreği sızlar? Ve Kul hakkından korkan ömründe tavuk bile kesmemiş bir hacı amca niye böyle konuşur?

Köklerimize ne zaman döneceğiz Allah aşkına? Var edenin buyruklarını ne zaman içselleştireceğiz? Vahye ne zaman kulak vereceğiz? Vahyi ne zaman yüreğimizle okuyacağız?

Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, (kürt ,türk yada arap olanınız değil) O’ndan en çok korkanınızdır.( ve siz ne kadar yok ben Türkçü değilim, Kürtçü değilim desenizde) Allah bilendir, (kalplerde olanda da dahil) her şeyden haberdardır. (hucurat, 49/13)

ve gale yevmün asibün

Yazıya İlişkin

Bu tip yazıları sadece edebi bağlamda değerlendirmemek kanaatindeyim. Tıpkı Hakan Albayrak yazıları gibi. İmla hataları ve gözden kaçmış eksiklikler olabilir. Birçok iyi şair ve yazarın eserlerinde noktalama işareti ve büyük harf kullanmadığı bilinen bir şey. Edebiyatçı olmadığım için bunun dğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmak niyetinde de değilim.
Bu yazılar bizlere bilinç verir. Düşünmelerimizi teşvik eder. Samimiyeti kaybetmeden seslendirmeye devam etmeli...

Türklüğe dair

'' Türküm doğruyum çalışkanım yasam küçüklerimi korumak büyüklerimi saymak ulusumu özümden çok sevmektir varlığım Türk varlığına armağan olsun ey bugünümüzü sağlayan ulu Atatürk açtığın yolda kurduğun ülkede gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime and içerim '' SAAAOL! iyi dersler arkadaşlar
F.Burak Cebri kardeşimizin yazılarını keyifle ve düşünerek okuyoruz; çünkü hep düşünmemizi arzuladığı derdini ortaya koyan yazılar ulaştırıyor bizlere, sağolsun. Bu yazıda, yorumlarda görüldüğü üzre bizleri düşündürmüş ve devam ediyor; bu çerçevede gündeme dair birşeyler ifade etmeyi umuyorum bende.
Kutsal önemli bir kavram. Kutsal bizzat '' önemi '' ''önemli olanı, önemsenmesi gerekeni '' ortaya koyan bir kavram. Kutsallar hayatımıza bakışımıza düşünüşümüze yön veren kısa künye kimliğimizi aidiyetimizi ortaya koyan, içeriği ile doğru-yanlış denklemimizi oluşturan önemlimiz,değerimizdir. İslam medeniyeti bir değerler medeniyetidir. Medeniyet tanımını eşya üzerinden değil, bizzat değerler üzerinden yapar. Ne büyük yapılarımızla değil, kutsallarımız ve bunları hayata taşıma azmimiz yani nitelikli örnek insanlarımızla övünürüz; çünkü müslümanların övüncü Rahmanın övgüsüne haiz tavra sahip olabilmektir. Nasıl eşyalara ve nekadar tükettiğimiz üzerinden yapılacak değerlendirmeler ayıplanacak düzeyde içselleştirilmiştir islam medeniyetini meydana getiren fertlercede. Bunun böyle olması '' Kutsal '' ı her durumda doğru anladığımız sonucunuda doğurmuyor yazıkki. Niteliğe ilişkin bir durum, niteliklerimize sahip çıktığımız ölçüde anlaşılabilir ve yaşanabilir. Yani lezzet duygumuzun gelişmiş olması, mutfağımız bizi değerli yapmaz, üstünlüğe ilişkin bir kriter değildir bizce; yine yani, değerlerimizi değerli bir nitelik gerektiren düşünüşümüzle algılarız yorumlarız, aklımızla; midemizle ve şehvetimizi ortaya çıkaran kuruntularla değil.
Kutsal, dejenere edilip yerine başka bir şey ikame edildiği zaman bunada ''putsal'' diyoruz. Türk dili bakımından Kut-kutsal-kutlu-mübarek nasıl bir ilişki içeriyorsa, bunların tam zıddı put-putsal-putlu-mübareğin yerine ikame edlmeye çalışılanda aynı ilişkiyi içeriyor.
Şimdi soru şu: kutsalın-mübareğin ne olduğuna kim karar veriyor yani kim kutsuyor? Bu yetki kimlere verilmiş? Birşey gerçekten kutsal değilse ozaman putsal oluyor; demekki insanların kutsalı belirleme problemi var ama putsalı belirleme problemleri yok; kutsal yerine ikame etmeye çalıştığı herşey kolayca putsanabiliyor tüm iyi niyetlere rağmen. Eğer doğruysa buraya kadar bu yargı bu çıkarsama, eyvah! ışıdı o zaman yüreğimiz; zanla değil, hakikatle; nicelikle değil, nitelikle olmalı bundan böyle düşünüşümüz ve buna bağlı olarak önemlimiz. Aklıma yüzüklerin efendisindeki yüzüğü çok seven küçük yaratık geldi, '' önemlimisss, efendimiss '' diyerek seviyordu yüzüğü.
Buradan gelelim vatan millet bayrak denklemine ve şunu soralım: bunları kim kutsadı, göremediğimiz bu kayıt nereye düşüldü? sakın şöyle anlaşılmasın : insanlar putlarına gönülden bağlanmazlar, dolayısıyla kutsalın kutsallığı gönülden duyulan aşk ile sınanır ve bunca insan değilmiki aşkla terennüm ediyor hayatı elbet vardır bir hikmeti...Hikmet de önemli bir kavram kardeşlerim; önemi, kut ile put arasındaki farkı görebilecek bir basireti içerir olması yani o da yoğun bir niteliğe karşılık gelir. Furkan mesela, hakla batılı ayırma ölçüsüdür; demekki hakla batıl ayrıştırılması gereken bir çabayı gerektiriyor. Kutsal haksa, putsal batıla karşılık geliyor ve bunları karıştıran pusulayı şaşırıyor, pusulası şaşmak hidayetten mahrum olmaktır ve bu son ve olsun, nereden başlarsanız başlayın herşeyin ilişkisini doğru ve kutlu biçimde kuramıyorsanız orada önemli bir sapma: putsal yolculuk başlar.Yorumun başına eklenmiş putsanmış söylev hergün çocuklarımıza ve geçmişte bize tekrarlanırken, hep kutlu bir yanımızı örttü : Ya eyyühel MÜDDESSİR ! Kalk ve uyar. Sadece RABBİNİ büyük tanı... Müddessir suresi 1-2-3
Not: çingeneleri putsamamıza gerek yok, niceliklerimizden yani derimizin renginden saçımızdan ve boyumuzdan biz sorumlu değiliz; diller ve buna bağlı kavimler Rabbimizin ayetlerindendir. aralarında mukayese yapmak ancak paydalarını eşitlemekle mümkündür ki,sanırım buda bizim işimiz değil; bunların paydaları nasıl eşitlenirin bilgisine sahip değiliz çünkü...Sonra zannedilenin aksine çingenelerin senden benden pek bi farkı yok komplekse kapılmamızı gerektirecek, bildiğiniz insan kullar ademin çocukları yani.
Bide şu var.yorum serüvenini terk edecek ama '' burda şunlar niye yazıyor? '' biçiminde itirazlar oluşuyor. Bence bunu sormak yerine Adaletsizliklerle açıkça mücadele etmek yani kendi yapabileceklerimize bakmak hayır hasenat ve fayda bakımından daha ehemmiyetli. Beğenmediğimiz yazılara yorumla müdahale açık ama yazdırmamak susturmak adil bir tavır değil kanımca.
Selamünaleyküm