Bence bu konu bir ulusal güvenlik meselesi ve ülkede yaşayan herkesi tehdit ediyor...
Ancak ne hikmetse devletlülerimizin kılı kıpırdamıyor...
Asker-siyasetçi aralarında bir iktidar mücadelesi veriyorlar ama enkaz altında kalan hep vatandaş oluyor..
Devletin bekçisi olduğunu iddia edenler
işte somut bir problem, işte hodri meydan...
Ben hazır değilim ki benim dışımdaki dünyevi iradelerden hareket ve medet bekliyeyim. Tamamen manevi yönleri olduğunu düşünüyorum. Düşünsenize her türlü tedbiri alıyor evinizi çelik zırhlı bir duvara çeviriyorsunuz, ama gün içinde fatura yatırmaya bir kamu binasına giriyorsunuz orda güm. Takdir-i ilahi. Sanki depremler hep gece olacak, tedbirleri o da şüpheli ya..
20 EKİM'de Gemlik'te, 24 Ekim'de de Manyas'ta meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremlerin ardından deprem yeniden gündemimize girdi. (Cemaat.com ailesinin pek ilgisini çekmedi ya neyse)
O gün bugün tartışmalar aldı başını gidiyor. Özellikle de konunun uzmanları arasında tam bir düello var. Güneyciler, Kuzeyciler gibi cepheleşmeler bile oluştu. Hatta tartışmalar bilimsel olmaktan çıkıp, maganizel olmaya başladı.
Son zamanlarda en çok Naci Görür, Şener Üşümezsoy, Celal Şengör, Ahmet Ercan, Haluk Eyidoğan medyada boy gösterenler olarak dikkat çekiyor.
Peki Deprem dede nerelerde? neden artık ortalarda görünmüyor? Doğrusu merak içindeyim.
Tamam, belediye, devlet sınıfta kaldı, ya biz? Evinde deprem hazırlığı yapanlar parmak kaldırsın !...
Bizimkiler depreme hazırlık olsun diye siyah ceset torbaları alırlar yüzbinlerce. Depreme böyle hazırlanırlar.
En azından ölünce ölülerin gireceği bir ceset torbası olacak, o da güzel.
Denizli depremlerinde de belediyeye sormuşlardı medyacılar: "Depreme hazırlandınız mı?"
Belediye: "Hazırlandık; toplu mezar satın aldık."
"There is no good or bad; its just a thought that makes things good or bad!"
-İyi yada kötü yoktur; şeyleri iyi veya kötü yapan düşüncedir.-
William Shakespeare
Deprem Dede, 12 Kasım Düzce depreminin 7. yıldönümü dolayısıyla Kızılay Derneği tarafından düzenlenen "Depremden Korunma Yolları" konulu bir konferans vermiş.
Emekli olduktan sonra Kızılay Derneği Başdanışmanlığını yapan Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, 12 kasım Düzce deprem gerçeğinin kabul edilmesi gerektiğini söyleyerek, "Bugün ya da yarın 6 veya 6.9 büyüklükleri arasında bir deprem olursa benim için sürpriz olmaz" demiş.
Depremzede bir ailenin kurtarabildiği son eşyalardan, üzeri hala yıkılan duvarların tozuyla kaplı mobilyanın cam kenarına tutturulmuş ‘toz pembe hayallerim vardı, pembesi gitti tozu kaldı’ yazısı eşyaları taşıyan hammalın içinde bir artçı yarattı ve yıllardır çelik kasaları sırtına gömlek yapmış bu adam, hayatında ilk defa bir ağırlığın altından kalkamadı; olduğu yere yığılıp kaldı.
...
Depremi yüreğinin merkezinde yaşamayanlar elbette ders almayacak!
Bu anketten sonra Zeytinburnu'nda bir bina kendiliğinden çökmüştü hatırlarsınız. Dün de İstanbul Şirinevler'de 8 katlı bir bina çöktü.
Eğer bir ülkeyi yönetenler başarılı olduklarını söylüyorsa, onlara ilk olarak şunu sormak gerekir;
İnsanlarınızın can, din, mal, akıl ve nesil emniyetlerini sağladınız mı?
"Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak al canımızı !"
Yorumlar
MGK uyuyor mu ?...
Çar, 08/11/2006 - 11:26 — Harun FaziletBence bu konu bir ulusal güvenlik meselesi ve ülkede yaşayan herkesi tehdit ediyor...
Ancak ne hikmetse devletlülerimizin kılı kıpırdamıyor...
Asker-siyasetçi aralarında bir iktidar mücadelesi veriyorlar ama enkaz altında kalan hep vatandaş oluyor..
Devletin bekçisi olduğunu iddia edenler
işte somut bir problem, işte hodri meydan...
Ben Hazır Değilim ki...
Çar, 08/11/2006 - 23:34 — edip ensarBen hazır değilim ki benim dışımdaki dünyevi iradelerden hareket ve medet bekliyeyim. Tamamen manevi yönleri olduğunu düşünüyorum. Düşünsenize her türlü tedbiri alıyor evinizi çelik zırhlı bir duvara çeviriyorsunuz, ama gün içinde fatura yatırmaya bir kamu binasına giriyorsunuz orda güm. Takdir-i ilahi. Sanki depremler hep gece olacak, tedbirleri o da şüpheli ya..
Işıkara nerede?
Per, 09/11/2006 - 22:37 — Şadan Ercan20 EKİM'de Gemlik'te, 24 Ekim'de de Manyas'ta meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremlerin ardından deprem yeniden gündemimize girdi. (Cemaat.com ailesinin pek ilgisini çekmedi ya neyse)
O gün bugün tartışmalar aldı başını gidiyor. Özellikle de konunun uzmanları arasında tam bir düello var. Güneyciler, Kuzeyciler gibi cepheleşmeler bile oluştu. Hatta tartışmalar bilimsel olmaktan çıkıp, maganizel olmaya başladı.
Son zamanlarda en çok Naci Görür, Şener Üşümezsoy, Celal Şengör, Ahmet Ercan, Haluk Eyidoğan medyada boy gösterenler olarak dikkat çekiyor.
Peki Deprem dede nerelerde? neden artık ortalarda görünmüyor? Doğrusu merak içindeyim.
Tamam, belediye, devlet sınıfta kaldı, ya biz? Evinde deprem hazırlığı yapanlar parmak kaldırsın !...
"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"
Deprem Torbası Siyahtır
Cum, 10/11/2006 - 17:38 — Mustafa Burak SezerBizimkiler depreme hazırlık olsun diye siyah ceset torbaları alırlar yüzbinlerce. Depreme böyle hazırlanırlar.
En azından ölünce ölülerin gireceği bir ceset torbası olacak, o da güzel.
Denizli depremlerinde de belediyeye sormuşlardı medyacılar: "Depreme hazırlandınız mı?"
Belediye: "Hazırlandık; toplu mezar satın aldık."
"There is no good or bad; its just a thought that makes things good or bad!"
-İyi yada kötü yoktur; şeyleri iyi veya kötü yapan düşüncedir.-
William Shakespeare
Deprem Dede Sesimizi Duymuş Anlaşılan
Çar, 15/11/2006 - 15:30 — Şadan ErcanDeprem Dede, 12 Kasım Düzce depreminin 7. yıldönümü dolayısıyla Kızılay Derneği tarafından düzenlenen "Depremden Korunma Yolları" konulu bir konferans vermiş.
Emekli olduktan sonra Kızılay Derneği Başdanışmanlığını yapan Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, 12 kasım Düzce deprem gerçeğinin kabul edilmesi gerektiğini söyleyerek, "Bugün ya da yarın 6 veya 6.9 büyüklükleri arasında bir deprem olursa benim için sürpriz olmaz" demiş.
"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"
Artçı
Cum, 10/11/2006 - 22:15 — U.Ali BirkardeşlerDepremzede bir ailenin kurtarabildiği son eşyalardan, üzeri hala yıkılan duvarların tozuyla kaplı mobilyanın cam kenarına tutturulmuş ‘toz pembe hayallerim vardı, pembesi gitti tozu kaldı’ yazısı eşyaları taşıyan hammalın içinde bir artçı yarattı ve yıllardır çelik kasaları sırtına gömlek yapmış bu adam, hayatında ilk defa bir ağırlığın altından kalkamadı; olduğu yere yığılıp kaldı.
...
Depremi yüreğinin merkezinde yaşamayanlar elbette ders almayacak!
Can emniyeti
Cum, 27/04/2007 - 09:27 — Şadan ErcanBu anketten sonra Zeytinburnu'nda bir bina kendiliğinden çökmüştü hatırlarsınız. Dün de İstanbul Şirinevler'de 8 katlı bir bina çöktü.
Eğer bir ülkeyi yönetenler başarılı olduklarını söylüyorsa, onlara ilk olarak şunu sormak gerekir;
İnsanlarınızın can, din, mal, akıl ve nesil emniyetlerini sağladınız mı?
"Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak al canımızı !"