renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Bir Adem

Ramazan Ayı'nda tanıştık Adem'le. Meczubvari bir insan. Ayaküstü konuştuk biraz. Aman diyor çocuklarının menenjit aşısını yaptır. Kendi eşi çocukken menenjit geçirmiş, bu yüzden de konuşma kabiliyetini yitirmiş. Bu hadiseye binaen neredeyse her tanıştığı insana bu ikazı yapıyor.

Laf oruçtan açıldı. Tutmuyormuş. Görünüşte sağlıklı, sıhhatli ve oruç tutmaya müsait bir insan. Neden diyoruz; "Bir tek oruçla Allah'ın rızası kazanılmaz abi; ben kaç gündür hasta yatağımdayım hiçbir akrabam gelip de neye ihtiyacın var diye sormadı" şeklinde cevap veriyor. Yalnız yaşayıp ne iş bulsa yapan ve eline ne kadar geçerse onu harcayan biri… Bu cevabı verince ister istemez üzülüyor, biraz da üzerimize alınıyoruz. Fakat diyoruz her şeyin yeri ayrı. Onların imtihanı sana yardım edip etmemek de senin imtihanın bu zor şartlarda oruç tutup tutmamak da… Her şey Allah rızası için yapılmalı, insanlardan bir beklenti içine girilmemeli diyoruz. Bize hak veriyor ama gönlünün kırıklığı kolay geçecek görünmüyordu.

Buna karşın arkadaşların anlattığına göre oldukça da tevekkül ehli biri. Bir gün cebinde 5 milyon yeni söyleşiyle beş lirası varken Ramazan çadırında iftar etmesini söylemişler. Hayır, demiş. "Cebimde beş milyonum var. Ben şimdi bununla bir çorba alır evde yapar içerim. Oraya gerçek ihtiyacı olanlar gitsin. Hem Ramazan çadırında yemek yiyenlerin de çoğu zengin."

Bu olayı duyunca şaşkınlığımız daha da artıyor. Cebindeki ile yetinen kaç kişi kaldı bu zamanda diye düşünüyoruz. Çoğumuz acaba daha fazla nerden kazanabilirim, hortumlayabilirim tarzı düşünürken bir insan çıkıyor belki gerçekten ihtyacı varken ve hakkıyken "Yok; bana bugünkü rızkım yeter. Bu kadarına sahip olmayanlar faydalansın o imkandan" diyor.

Bizimle karşılaşmadan önce bir apartmanın kömürünü taşımak için apartmanın kapıcısına gitmiş. Kapıcı kendi taşıyormuş kömürü. Taşımasına yardımcı olma teklifinde bulunmuş. Hayır demiş kapıcı. Bize anlatıyor; "Abi başına bir musibet gelecek, paylaşmıyor abi! Kömürü beraber taşıyalım dedim, olmaz dedi. Paylaşmıyor abi, başına bir musibet gelecek!"

Konuşmaları arasında bazen öyle cümleler kullanıyor ki, filozof edası var sanki. Geçen günlerde meydana gelen ve iki hasım aileden yedi ölünün olduğu olay içinse "Abi bu olayda kim suçlu biliyor musun? Bu şehrin o yörenin söz sahibi yetkilileri, idarecileri… Madem bu iki aile 10 senedir küstü niye bunları barıştırmadılar!" şeklinde yorum yapıyor.

Velhasılı nev'i şahsına münhasır bir tip bizim Adem. Arada yanımıza uğrar, birkaç kelam eder ya güldürür ya da düşündürür. Dünyaya bakışımızda birazcık 'Adem'vari olmak da yarar var galiba. Paylaşmalı, tevekkül etmeli, kendinden ziyade gerçek ihtiyaç sahiplerini düşünebilmeli ama mutlaka da Hakka olan vazifeleri yerine getirmeli… Zor mu? Bir Adem bunların çoğunu yapıyorsa her adem de yapar galiba...