Hayli uzağımdan geçiyor sessizce bahar
Yalnızlığa alışmış bir gül kadar kırmızı
Avuntusu belki ufukta canlanan hatıralar
Gülüyor sevgiye bakışım, aşka uzak olduğu kadar
Nedendir mermer bir kağıt olur ellerim suya dokununca
Gizemli resimler canlanır ruhumda hep ışık ışık
Yeşile doymuş bir gölge olur mu ömrüm-ömür boyunca
Konar başıma zümrüt-ü Anka avare hem kanatları kırık
Ama son gezen kuş olmamalıyım bahçende
Dağılmalıyım rüzgâra erkenden son bir nefes
Sevimli bir kızılcık kuşu saymalı çiçekleri tek tek
Islak bir bedenin çöktüğü yeşillik olmalı mıyım sence
Ah zaman nasılda dağlanıyorsun bir kafes canımda
Bir deli meşrep avuntusu ruhum çevremde süzülen eşyalar
Bülbüllere kimseler duymasın diye son kez okuduğum
İçli bir derenin şarkılarını söyler gibi, mutlu olduğum..
Yorumlar
Sayın Maraşlıoğlu
Salı, 28/11/2006 - 17:49 — Nevin ÖzdenSayın Maraşlıoğlu,
"İçli Derenin Şarkıları" gibi bir başlıktan adım atınca bu kadar çok sorunla karşılaşmayı beklemiyor insan.
Sizin başka şiirlerinizden de bildiğim "dere" izleğiniz etkilidir oysa.. nehir demezsiniz, ırmak demezsiniz, dere'dir siz(d)e(n) yansıyan ki bu çok mütevazı, duygulandırıcı bir izlektir. Hele ki "içli dere" dendiğinde alçakgönüllülük ve duygulanım katmerleşiyor. Dere içli sıfatını yüklendiğinde hem kendi çabuk duygulanan, hem de içe dokunan bir mevcudiyet kazanıyor..
Ancak bu şiirin, hem dilin kullanımı bakımından hem de söyleyiş olarak tam kıvamını rengini bulmadığı izlenimi edindim.
Uyak ve ölçü konusundaki kararsızlıkları bir yana bıraksam da güzelim imgelerin zarf, edat, bağlaç yumağında kaybolup gittiğini görüyorum.
Acaba bu dizelerdeki tekrarlar şairin varlığı ile derenin varlığının iç içe geçtiğini vurgulamak için mi diye düşündüm. (galiba öyle de ama bu başka bir söyleyişle mümkün.. türkçe sondan ekli bir dil olduğundan türkçe yazan şairler olarak hepimiz çok şanslıyız, dilimiz size mutlaka başka seçenekler sunardı.)
Keşke bu kadar derin ve insani hissiyatı anlatmanın yeni bir dilini bulabilseydiniz. Yeni bir dil (söyleyiş), evet, çünkü hissiyat o kadar derin.. imgelerden anlıyorum bunu..
Şairler olarak hepimiz kelime hazinemizde kirizma yapmak zorundayız.. yani altını üstüne getirmek, toprağı havalandırmak için yapıldığı gibi..
Şiirinizde iki kez "avuntusu" kelimesi geçiyor, "ömrüm-ömür boyunca", daha ilk dörtlükte iki kez "kadar" edatı, 3. dörtlükte olmamalıyım, olmalı mıyım, gibi..
Oysa çok sağlam imgeler var: "mermer bir kağıt olur ellerim suya dokununca" iki türlü okuma olanağı sunuyor, benim görebildiğim.. belki fazlası da var..
"yeşile doymuş bir gölge" olmak..
"ıslak bir bedenin çöktüğü yeşillik" olmak..
zamanın bir kafes canda dağlanması..
ruhun bir deli meşrep avuntusu...
Bu güzel ve farklı duyarlılığı keşke serbest şiir tarzında ve mümkün olduğunca tekrarlar yerine başka söyleyişler bularak yazabilseniz..
Saygı ve selamlar
İçlendim
Salı, 28/11/2006 - 22:49 — Meryem Canan"Gülüyor sevgiye bakışım aşka uzak olduğu kadar"
Yürekten kopup gelen kelimeler...
İçlendim okuyunca...
Tebrikler
www.blogcu.com/mormurekkep