renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Altındağ'da Şiir Akşamı Üzerine

Şiir akşamları denildiğinde akla nedense 1994'den beri kalplere taht kuran Dursunbey Suçıktı Şiir Akşamları gelir. Bu ülkenin önemli şairleri bir araya gelir bu akşamlarda. Şiirden, şairden bahsedilir. Dostlar görüşür, kucaklaşır. Suçıktı halkı misafirperverliğini gösterir ve şiir merkezli sohbetlere kulak kabartır. Gerçi son zamanlarda Suçıktı şiir akşamlarının suyunun çıktığı, şiirin ucuzlatıldığı yönünde de bir sürü eleştiri yapılır. Bütün bu eleştirilerin yanında Suçıktı şiir akşamları 1994 yılından beri bir şekilde hayat bulmaya devam eder. Edebiyatla hemhal olan bir okur Suçıktı’nın ne olduğunu –haritada yerini bilmese dahi- şairler için ne anlama geldiğini bilir. Yani Suçıktı’nın her şeyden önce bir kişiliği vardır nazarlarında.

Şiir akşamı denildiğinde aklıma ilk olarak Suçıktı geliyor benim de. Geçtiğimiz günlerde Ankara bilboardlarında bir ilan gördüm, “Altındağ Uluslararası Şiir Akşamı” varmış 18 Kasım Cumartesi akşamı. Gözüm önce katılan isimlere takıldı, Erdem Bayazıt, Cahit Koytak ve Rıdvan Canım ismini görünce cumartesi akşamımı boşaltıp gitmeye karar verdim.

Altındağ belediyesi şiir akşamlarını ikincisini düzenliyormuş bu yıl. Saat 18:30 olduğunda şiirseverler –bunun yanında ailecek gelenler, çocuklar da vardı- Altındağ Belediyesi Yunusemre Kültür Merkezi Cahit Zarifoğlu –salona kıymetli şairimizin adının verilmesi de oldukça anlamlı- salonunu doldurmaya başladı.

Salona giderken aklımda hep Suçıktı-Altındağ karşılaştırmasını yaparak gittim, çünkü bir çınarın altında şırıl şırıl akan suyun eşliğinde, açıkhavada, yıldızların altında düzenlenen bir şiir akşamının şiirsevere verdiği anlamı, tadı acaba lüks sayılabilecek bir salonda loş ışık verebilecek miydi diye düşünmekten kendimi alamadım. Bütün bunların yanında köy ve kente yüklenen anlam ve dil konusunda acaba diyordum? Taşrada okunan şiirlerle metropolde okunan şiirler ne kadar kendi ruhunu yansıtır? Bütün bu zihinsel süreçlerin yanında hayatında bir kez olsun Cahit Koytak dinleyecek ben vardı. Taşra-metropol keşmekeşine kapılmadan dinlemek gerekiyordu şairlerimizi.

Program’ı Harun Yöndem sundu ve açılış konuşmasını Altındağ Belediye Başkanı yaptı. Hacı Bayram Veli’ye ev sahipliği yapan Ankara’nın varoş ilçesinde bu etkinliğin yıllarca devam etmesi gerektiği temennisinde bulundu. Ardından Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı Hicabi Kırlangıç gecenin önemine binaen konuştu ve şiirle hemhal olmamız gerektiğini vurguladı. Ayrıca Muallakatı Seba şairlerinden, Peygamber Efendimizin şairlerin bayraktarı diye adlandırdığı İmrul Kays’ın kabrinini Altındağ’da olduğunu ve İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un da yine Altındağ’da yaşamış olması ve İstiklal Marşı’nın Tacettin Dergahı’nın duvarlarına yazmasının Altındağ’ın tılsımında bir şiir var diye vurgulaması, Ankara’nın bu varoş ilçesinin aslında bir şairler toprağı olduğunu gösterir demesi bu şiir akşamını anlamlandırmaya yetti. Yine D. Mehmet Doğan şiir akşamını anlamlı kılan bir konuşma yaptı.

Şiir programı İmrul Kays ve M.Akif Ersoy bölümlerinde oluşuyordu ancak akışı gereği tek bir oturumda tamamlandı. Katılımcı şairler, Mehmet Aycı, Erdem Bayazıt, Zeynel Beksac, Vakıf Behmenli, Rıdvan Canım, Celal Fedai, Recep Garip, Nurullah Genç, Turan Koç, Cahit Koytak, Mehmet Atilla Maraş, Ali K. Metin, Mustafa Özçelik, Şemsettin Küzeci ve Ali Ural idi. Fevzi Ekrem Terzi’nin adı geçiyordu hazırlanan kitapçıkta ancak şairin milletvekili olması ve Irak parlamentosundan izin alamaması sebebiyle yerine Şemsettin Küzeci katıldı, gerçi Şemsettin Küzeci bunu mizahi bir dille “ihale yine bize kaldı” diye ifade etmesi salondakileri epey güldürdü. Yine kitapçıkta ismi geçen Adnan Özer ise programa katılmadı.

Soyadı önce Mehmet Aycı okudu şiirini, ardından Erdem Bayazıt “Sana, Bana, Vatanıma, Memleketimin İnsanlarına Dair” adlı şiirini okudu. Erdem Bayazıt’tan sonra kürsüye Kosovalı şair Zeynel Beksac geldi, “Erdem Abiden sonra şiir okumaya ben şans demem” diyerek hepimizi güldürdü. Ama Zeynel Beksac da “Türkçe” ile ilgili gerçekten harikulade bir şiir okudu. Oldukça duygusaldı şiir. Azerbaycan’dan katılan Vakıf Behmenli ise otuz yıldır bu anı beklediğini ve bir şiirle yetinmeyeceğini söyleyerek yine gülümsetti bizi. İki şiir okudu ezbere. Fevzi Ekrem Terzi’nin yerine ikame olduğunu söyleyen Şemsettin Küzeci okuduğu şiirin arasına sıkıştırdığı hoyratla Irak’ta Türkmenleri’nin bulunduğu zor durumdan Ankara’nın ve dünyanın haberdar olmadığından, ilgilenmediğinden yakındı. Ve gecenin benim için anlamlı olan şairi vardı. Şiirlerini okuduğumda afalladığım, bilgece şiirler yazan Cahit Koytak. Edip Cansever’e ithaf ettiği “Karanfil Makamında Caz Semaisi”ni okudu. Cahit Koytak’ı dinlemekten büyük keyif aldım.

Bir şiir akşamı böyle geçti. Belediyelerimizin böyle kültür sanat faaliyetleri içerisinde bulunması oldukça güzel. Bir Suçıktı şiir akşamının lezzetini vermeyebilir ancak gene de söz üstadlarını dinlemek güzeldi.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

şiir akşamı ve düşüncelerim

başkentte nefes alıp verdiğim halde,
ilk kez yapıldığı tarihten bu yana sürekli haberini aldığım,
ve "bu kez gideceğim..." dediğim halde hep kaçırdığım bir gece...
nasip diyorum; ya da vardır bir hikmeti...

aslında hatayı biraz da bu geceyi organize edenlerde de görüyorum...
gözümüzün içine sokulan onlarca safsata reklamlar kadar mı değeri yok böylesi gecelerin ? kimse tesadüf gelmese bilmiyor...
katılanlar mı ? bunların kaçı ankara'da yaşıyor ki diye soruyorum ?
bana da davetiye gelse (ki beni neylesinler :)) benim de haberim olur; ya da hatrıma gelir...
neyse...

her yıl mı böyledir, ya da sadece bu sene mi böyle oldu bilmiyorum, ama seçkin isimlerin olduğu bir şiir gecesi olmuş...

benim şiir gecelerinde hep bir şey dikkatimi çekmiştir...
katılanların kaçı okur, kaçı şairdir ?
yani koltukta oturanlar...
eğer hepsi şairse, ya da yüzden doksanı şairse,
şiirlerin kürsüden okunması mümkün... ama katılanlar şiiri uzaktan seven bir sevgili gibi gören insanlar ise,
çağdaş şiirin sesli bir şekilde okunmasının, o şiirin misafirlerden kaçta kaçına iletiliyor olduğunu düşünüyorum...
imge merkezli bir şiir çağdaş şiir...
düşünmeden dinlenemez... ya da dinlenilmez sadece gözle okunur...
zordur anlaşılması... ya da şöyle mi demeliyim...
şiirin kendisi öyledir...
aklıma, katılan şairlerin, sadece sesli okunacak şiirlerini seslendirdikleri ihtimali geliyor...

katılanlar arasında ankara'da yaşayanlar azınlıktaydı... bu belki önemli değil, her şairin yaşadığı şehir farklı olabilir ama neden abdurrahim karakoç gibi halk şiiriinin devi çağrılmamıştır ?
çağdaş şairler içinde bile yer yer,
"lambada titreyen alev üşüyor" gibi bir mısranın aşılamadığının konuşulduğu şairden bahsediyorum...
ya da hececilerden cemal safi mesela !
(cemal safi'nin şiiri ve abdurrahim karakoç'un şiiri sesli okunabilecek tatta...zira halk şiiri yazmaktalar...belki katılsalardı dengeyi gözetebilirlerdi :)

ya da adnan özer -ki gelmedi- çağrılacaksa neden abdulkadir budak çağrılmadı ? hatta şair olmasa da belki nihat genç ?
yelpazeyi, duruşundan sapmadan genişletmek pekâla mümkündür...inşallah ilerleyen şiir gecelerinde diyeyim...

şemsettin küzeci'yi tanırım...
çok toplantıda aynı mikronfondan şiir okuduk...
çok heycanlıdır... cüsseli gövdesiyle alır mikrofonu ve iki şiirinden birisi
"canım kerkük, kanım kerkük, bu can sana fedadır kerkük..." diye biten şiiri yüksek sesle okur ve iner kürsüden...yine öyle yapmış...
şiirde / yaşamda imge bir müddet sonra simge oluyor ya...
şemsettin bey,
böyle devam ederse söylemini simgeleştirir hale gelecek...bence yanlış yapıyor...
her çıktığında bir başka kerkük şiiri okusa ırak'taki türkmenlerin sıkıntılarına daha bir tercüman olacağı savunmasındayım...iyidir, hoştur, mizahidir...ama böyle devam etmemeli en azından...

ez cümle,
sanki toplantıya katılmış kadar uzun oldu...
ama seneye bizatihi katılmayı düşünüyorum...
ama insanız, "unutmak'ı hafızama not alıyorum...

Altındağ Şiir Akşamı'na teşekkürler..

Suçıktı'yı gazetelerden okuduk, Altındağ akşamını da E. fatih Bilge'den..
Teşekkürler..
İnşaAllah bunlara bizzat katılmak da nasip olur..

Altındağ'ın şiir tarihini de biraz öğrenmiş olduk..

Özellikle, Mehmet Aycı'dan, Erdem Beyazıt'tan, Cahit Koytak'tan şiir dinlemek.. E. Fatih Bilge'yi şiddetle kıskanıyorum..:)

Mehmet Aycı'yı takip etmek zor, yazmadığı dergi kalmadı sanırım.:)

Cahit Koytak'ı, merdivenşiir ve Türk Edebiyatı'nda okuyorum özellikle.. üstad, ağır ve entelektüel işaretleri olan bir şiir yazıyor.. sarsıcı. Disiplinli.

Erdem Beyazıt üstada saygı duruşu.. Allah şiirlerini hafızamızdan çıkarmasın!

Oradaki diğer bir kısım şairleri de takip etmeye çalışıyorum. Güzel insanlar; şiir bizzat güzellik zaten!

Şiir, çok yaşa!