
Kanıyor bir sevda
Şairin sayfalarında
Kanayan her sevda
defalarca neşter vurmak aynı yaraya
sevmek, ateşe talip olmaktır
boyun eğmek bir hançere
/gelin ey insanlar
gelin Yar’e sevildiğini bilme hakkını verelim /
Merhamet,
gülden yumuşak bir duruş
belki öylesine bir tebessüm
/Ey İsmail’in boğazındaki merhamet
Yahut serin bir ateş
Tüm yolcuları geri döndüren bir “ol” sadece/
bir yarin tufanı
sert bir nazar yahut kıvrımlı bir laf
bir yamacın kopup üzerine gelmesi gibi
/şimdi Mecnun hangi sahrayı yurt edinmekte?/
Kuvvetli bir susuş
Bir avuç kül, bir bedevi izi
Belki kimsesiz bir intihar sonunda
şiir, gözyaşlarıdır şairin
gözyaşı ise kalbi yumuşatır
yumuşak kalp
bir buseyle recm edilmek için vardır
/bir çöl bul kendine
belki sonra bir Leyla/
Yorumlar
şiir okumak
Çar, 06/12/2006 - 16:49 — Fethi SERHATşiir yazmak yazılı ürünler arasında en zoru olsa gerek...
sözün imbikten süzülerek akması, demlenmesi gerek...
bu bakımdan zannımca bol şiir okumak gerekir dilin üslubun oturması için...
İhsan Deniz, Hilmi Yavuz, İsmet Özel, Sezai Karakoç pınarına uğramak lazım...Tabi Necip Fazıl'dan içmiş olduğunuzu varsayıyorum...
daha güzel şiirlernizi okuruz inş.
____________________________________________
Hoşca bak zatına kim zübde-yi alemsin sen
Merdum-u dide-yi ekvan olan ademsin sen
Şairler, Pınarlar ve Pet Şişeler
Çar, 06/12/2006 - 18:16 — Ali Görkem UserinFethi Bey,
Andığınız dört isimden ilk iki sırada yer alan şairler tekil olarak birçok iyi şiire imza atmakla birlikte toplamda bakıldığında sondaki isim kadar net olarak bir pınar değildir. Üçüncü isim ise, ilk iki isimle sondaki ismin arasındadır.
Son isimse çok net olarak yirminci yüzyıl şiirinin doruklarından biridir. Onun yanında adı anılacak şairlerin de belli bir seviyeye gelmiş olmaları gerekir diye düşünüyorum. Dolayısıyla ilk iki isim o bağlamda önerilecek isimler değildir. Cahit Zarifoğlu, Cemal Süreya, Cahit Koytak, Süreyya Berfe, Hüseyin Atlansoy, Haydar Ergülen, Necat Çavuş, Osman Konuk, Cevdet Karal, Süleyman Can Portakal ve adı anılabilecek daha başka birçok şair, önerdiğiniz iki isimden çok daha şık ve kaliteli bir şiir kumaşına sahiptir.
Sezai Karakoç gibi bir pınarın yanında o iki isim olsa olsa pet şişe olabilir. Benim yukarıda örneklemeye çalıştığım şairlerse, pınar olamasalar da, sayılı yudumda tükenmeyecek birer çeşmedir.
AGU
İsmet Özel ve Hilmi Yavuz
Çar, 06/12/2006 - 19:33 — misafiröyle rastgele yazılmış isimler ki,
Özel ve Yavuz'un son polemiğinden fethi bey bihaber galiba...
İki şair yan yana
Per, 07/12/2006 - 10:42 — Fethi SERHATEmre bey,
Elbetteki Hilmi Yavuz - İsmet Özel polemiğinden haberdarım.. Ama ben ikisinin bile isteye yan yana
yazmayı tercih ettim..
Murat Menteş'in Gerçek Hayat'ta bir ay önce kadar Yavuz'la yaptığı söyleşiyi hatırladım da yazdım...
Yavuz, kendisini okuyan bir okurun özel'i okumaması gerektiği yolunda birşeyler söylüyordu...
M.Menteş hem Özle şiirlerini hem de Yavuz şiirlerini takip eden biri olduğundan haklı olarak bu düşüncesinin yanlış olduğunu söylüyordu Yavuz'a...
Yani demem o ki; Yavuz'un şiiri bana göre damadır- tabi Sezai karakoç'la kıyaslkamıyorum bile- Özel şiiri de damardır...
Ancak belki İhsan Deniz şiiri biraz ayrıksı duruyor olabilir zikrettiklerimiz yanında. Zaten İ.Deniz'in de muhalif bir duruşu var...
____________________________________________
Hoşca bak zatına kim zübde-yi alemsin sen
Merdum-u dide-yi ekvan olan ademsin sen
Özel ve Yavuz olayı...
Per, 07/12/2006 - 22:15 — misafirfethi bey,
bu arkadaşınız ismet özel ile birebir uzun uzun konuşma fırsatı bulan şanslılardandır...
"sizi okuyan hilmi yavuz'u da okuyamaz mı ?" sorusunu sorduğumda
"o zaman o kişinin şiir anlayışını sorgulamamız gerekir.." demişti...
daha çok şeye değinmişti hilmi yavuz için ama buraya yazmam "Özel"e saygısızlık olur...
gelin,
ismet özel ve hilmi yavuz'u ayıralım,
ya da bu kadar yaklaştırmayalım derim...
saygılar...
Tabu olacaksa şair...
Cum, 08/12/2006 - 13:12 — Fethi SERHATemre bey,
ne demek istediğinizi anlayamadım doğrusu...
yani özel'in iyi bir şair olduğunu zaten biliyor ve kabul ediyorum ama...
özel'in "hilmi yavuz'u okuyanın şiir anlayışını sorgulamak lazım" gibisinden birşeyler söylemesi doğrusu
çok da şık bir laf olmamış... yani özel kendini yavuz'dan üstün bir şair olarak mı görüyor...
iyi bir şari olması ona bunu söyleme hakkını veri mi?
yavuz aynı açıklamalrına köpüren de kendisi değil miydi zaten??
özel'in sizde tabu olduğu izlenimine kapıldım ...
zaten biz nedense eserleri değil kişileri yüceltmeye bayılırız...
yazar-şairlerin nedendir bilinmez pek çoğunda şimiş bir ego var zaten. hiç biri yek diğerini beğenmez.
hakkında ileri-geri konuşur...
şiirlerinde hala sosyalist havanın etkisi var mıdır yok mudur? buyrun onu söyleyin...
___________________________________________
Hoşca bak zatına kim zübde-yi alemsin sen
Merdum-u dide-yi ekvan olan ademsin sen
Şairin Gazını Kimler Almalı?
Cum, 08/12/2006 - 13:44 — Ali Görkem UserinEmre Bey,
Öncelikle, yaşamakla kendinize "şanslı" sıfatı verilmesinin gerektiğini düşündüğünüz durumları kendinize saklamalısınız bence. Kaldı ki, sizin İsmet Özel'e "şans" eseri sorduğunuz o soru şaire başka söyleşilerde de soruldu ve hem soru hem de yanıtı yayınlandı. Yanılmıyorsam Menteş'in Gerçek Hayat'ta yaptığı söyleşilerde yer almıştı bu konu. Bu bir yanı yorumunuzun.
Öte yandan, Özel'in ettiği lafa gelirsek, o da ayrı bir garabettir. Onu okuyan bir okurun Hilmi Yavuz'u okuyup-okuyamacağı konusunda verilen yanıt kadar soru da anlamsız ve içi boştur. İki şair arasında bir dönem yaşanan gerginliğin ateşini yükseltmekten öte bir amaca hizmet edemez böyle bir soru. Özel, böyle bir soruya o yanıtı vererek şiirine ya da şairliğine artı bir değer katabilmiş değildir. Sadece huysuzluğunun kanıt ve desteklerini çoğaltmıştır.
Hatırlarsanız, Hilmi Yavuz, Can Bahadır Yüce'nin kendisiyle yaptığı nehir söyleşiden oluşan kitabı Şiirim Gibi Yaşadım'da sadece Özel'e değil Enis Batur gibi isimlere de laf atmıştır. Ama nedense gaza gelip bu hezeyanı ciddiye alan ve konunun üstüne giden tek kişi Özel olmuştu. Oysa hiç gerek yoktu.
Son olarak, sadece Özel ve Yavuz'u değil tüm şairleri ayrı ayrı ele almanın gereğini belirtmek isterim. Hiçbir şair başka bir isimle yan yana anılarak şiirine artı bir değer katamaz. Birlikte anılan iki şairden biri daima ziyandadır.
AGU
özel'ci ve yavuz'cu olmak...
Cum, 08/12/2006 - 14:03 — misafirfethi bey,
ben ne ismet özel'ciyim, ne hilmi yavuz'cu.
ne şucu ne bucu.
zaten türk şiiri baş olayım da soğanın başı olayım mantığıyla çok kan kaybetti, kaybediyor.
her ikisinin de durumu bu.
önce ben !
yanlış yapıyorlar...
ama mazallah amiyane ifadeyle Özel'ci ve Yavuz'cu olanlar fazlasıyla mevcut.
burada isimlerini yazmaya yer kalmaz...murat menteş gibi önce şiir diyenler azınlıkta yani...(hoş, murat menteş biraz da bazı şiirlerinde bu özeni gösterse iyi olacak ama...:))
ali görkem userin,
bu bana ikinci körü körüne yazdığın yorum.
sustum ama artık yeter !
biraz sakin ol.
yazılanları bir de karşı tarafın gözüyle bakmaya çalış.
tartışma yaratma.
bir şeyler, bir şeyler işte...
ismet özel sıkı bir şairdir ve onunla hasbihal etmek zannımca şanstır benim için.
yahu "flaş flaş flaş ! emre şimşek ismet özel ile konuştu" havası yarattın ya helal olsun !
nasıl ki,
ismet özel'in elini öpmüşsem,
hilmi yavuz'un da elini öperim.
yahu vatan haini değiller ya...
dergibi.com'da konuyla ilgili bir yazım var.
şu an bu siteye net üzerinden ulaşamadım.
linkini verecektim...
neyse,
durum budur...
fazla da uzatmak mantıksız...
Sıklıkla ismi zikredilen
Çar, 06/12/2006 - 21:02 — ismet karaSıklıkla ismi zikredilen şairlerden biri olan İsmet Özel'in bir sözünü buraya hatırımda kaldığı kadarıyla aktarayım.
İsmet Özel diyor ki:"şiir, şairin "neresinden çıkarsa" okuyucunun da orasına ulaşır..."
Bu çarpıcı ifadenin gerçeklik payı üzerinde düşünmekle beraber şiir okuyucusu, şair ve şiir yanında saf durduğunda hangi uzvunu ön plana çıkartması gerektiğini iyi bilir.
Üstad NFK'nın Çile'si; bize göre, Dostoyevski'nin karakterlerinde çizgileri,hatları belli olan ve dahası kendisini görmesek bile herhangi kalabalığın içinde; işte! o bahsedilen bu adamdır,dedirtir. Diyebiliriz ki, kalemine okkasından doldurduğu kanı pekala da bize şiiri ile gösterebilmektedir.
Çile veyahut şiirden kastımızla, şairin; yeryüzü insanı ile yüzyüze gelebilme cesaretinden başka bir şey değildir.Bu bir düello.
Aynalara suratını gösteren adam:Çile'yi her okuyuşumda aklıma kaldırımlarda vicdanıyla hesaplaşan (...)adamlar gelir...
Buna mukabil olarak,az önce bahsettiğim ismet özel'in sözü kısmende olsa bizim bahsini ettiğimiz bu ifadelerle birlikte yerine oturacaktır.
.......
Şiirin eli ise her zaman için yukarıdadır.
O eli tutacağını düşünenler ve o eli tutmaya çalışanlar arasında fark diğer yorumlarda bahsedilen "pınar" ifadesi ile örtüştüğünü düşünüyorum.
Yukarıda yazılı olan metne baktığımda şiir gibi okuyamadığımı farkediyorum.Ahmet Haşim şiir de anlatılandan daha önemli olan bir şey varsa o da ses'tir diyor,ahenktir.
Eğer şiirde böyle bir şeyi bu eli yakalamaya çalışıyorsak
-evet, bahsedilmiş uzun uzun şiir okumalarına kesinkes ihtiyaç vardır.Şiirin ne olduğunu bilmeye de...
eskiden şiiri ne çok
Per, 07/12/2006 - 00:12 — Ayşegül Gençeskiden şiiri ne çok severdim... hoşuma giden mısraları şair seçmeden ezberlerdim...
ben büyüyorum ya; sanki şiirde büyüyor, şiir ulaşılmaz oluyor anlaşılmaz oluyor ben büyüdükçe....
ben şiirden korkuyorum artık... yeni şiirler okudukça, yeni yorumlar okudukça şiir gözümde ulaşılması mümkün olmayan garip bir hal alıyor....
korku nefrete dönüşür mü bilmiyorum; tek bildiğim ve yine tek bildiğim
samimiyetle yazılan her mısra ve her söz kalbe uğramadan geçmez....
sadece dil'e değil, kalbe de uğrayan şiirlere ve şairlere selam olsun.... ve beni şiire bağlayan "çile"ye de...
"eddai"