renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Papa 16. Benedikt ve Benedikten Geleneğin Tarihi Seyri

Giriş

Almanya Bavyera eyaletinin Traunstein kasabasında yaşayan ve koyu bir Katolik olan polis Ratzinger ailesinin küçük oğlu Joseph Alois Ratzinger ilk gençlik yıllarına Hitler’in ordusuna hizmetle başlamış, ama sonunda ilahiyat okumayı tercih ederek papaz olmuştu.

Almanya’yı işgal eden Amerikalılar’la da çok iyi geçinen Ratzinger hayatı boyunca hep kazanan ata oynamayı bilmiş ve kendisini bugünlere getiren merdivenleri çok hızlı tırmanmıştı.

Ratzinger’in Aziz Benedikt Hayranlığı

Papa olduğu zaman kendisini 16. Benedikt olarak isimlendiren Ratzinger, birçok aziz papa arasında neden “Benedikt” ismini tercih etmişti?

İ.S 547’de ölen Nursia’lı Benedikt hakkında büyük papa Geregori: “Aziz Benedikt bilge ama cahil, akıllı ama eğitimsizdi.” tespitini yapmıştı.

Benedikt bir anlamda “mübarek kişi” demekti. Kısa bir eğitim görerek okulu terkeden Roma’daki kilisenin zorlamalarından hoşlanmayarak bağımsız bir cemaat oluşturan Benedikt, zühd hayatını tercihle diğerlerinden ayrı bir hayat yaşamıştı. “Aziz Benedikt Nizamnamesi” kaleme alarak bu düsturlar istikametinde çalışmalar yapmış, papazlar gibi konforlu mekanları değil daha çileli bir hayatı seçerek İsa Mesih’in işkencelerini yaşamayı kendine prensip edinmişti. Benedikt Nizamnamesi’ne göre her keşiş gece yarısı 2’de kalkmak zorundaydı. İlahiler okur, daha sonra 7 saat hristiyan öğretileriyle meşgul olur, 1 saat tefekkür yapar, dua okur, sabahtan akşama kadar tarlalarda çalışır, sonra tekrar dualar okur ve tek öğünden oluşan yemeğini yerdi. Bu keşişler domuz da dahil olmak üzre hiçbir şekilde et yemezler, akşam 6’da istirahate çekilirlerdi. Boş zaman kavramı yoktu.

Bu haliyle Benedikt Katolik kilisesi tarafından fazla ciddiye alınmamış, resmen “papaz” dahi sayılmayıp “papaz yardımcısı” (deacon) kabul edilmişti. Ama Benedikt’in düşünceleri hızla yayılmış ve çok taraftar bulmuştu. İtalya’ya saldıran Gotlar’ın Montecassino’daki manastırına yaptıkları hücuma direnirken ölmüştü. Ayrıca her yıl 11 Temmuz günü Aziz Benedikt’e adanmıştır.

Engizisyon ( Soruşturma ) Mahkemeleri

Katolik inancına karşı olduğu düşünülen her türlü faaliyet bu mahkemelerce ele alınıp yüzbinlerce insan en şiddetli cezalara çarptırılmıştır. “Ortaçağ Karanlığı” denen zihniyetin ürünü olan bu cinayetler serisi 13. yy’da başlamış, 16. yy’ın yarısına kadar devam etmiştir. “Şeytan korkusu” ile izah edilen bu vahşetin arkasında papalığın iktidar hırsı yatmaktadır. Astronomi, matematik, tıp ve diğer bilim dallarında çalışanlar, büyücülük faaliyetinde bulunanlar ve Katolik inancının dışında farklı düşünenler hep engizisyonun hışmına uğramış, asırlarca devam eden ve her tarafa korku salan bu mahkemeler, din adına yapmadık zulüm bırakmamış, şehir ve kasaba meydanlarında insanları odun yığınlarının üzerlerine çıkararak yakmışlardır.

Papalık ve Benediktler

Günümüzün papası XVI. Benedikt sıralamaya göre 265. papadır. Dünyada hiçbir kurum bu kadar uzun süre varlığını devam ettirememiştir. Şimdiye kadarki Katolik aleminden 10.000 aziz’in 57’si “Benedikt” ismini taşımaktadır.

Papaların seçiminde hem devletlerin, hem gizli servislerin, hem de sermaye çevrelerinin ve bir takım masonik kuruluşların etkisi vardır. Ancak kardinallerin seçimiyle yönetimin başına geçen bir papa vardır görünürde. Bundan 1000 yıl önce zamanın imparatoru tarafından başa getirilen papa, şu anda da demokratik (!) manipülasyon teknikleri kullanılarak göreve gelmektedir.

Benediktlerin papalık tarihi içinde garip bir serüveni vardır. Genelde sapmaların, kesintilerin, aksaklıkların, usülsüzlüklerin ve skandalların birbiri ardında yaşandığı dönemler Benedikler’in papalığı sürecine denk gelmiştir.

Benedikten gelenek kendi içerisinde bir tarikat yapısındaydı. Bu tarikatın en üst yöneticisinin her sözüne ve kararına itirazsız uymak mecburiydi. Benediktlerin tarihi boyunca gizli güç odaklarının sürekli etkisinde olan papalık makamı “dini hukuka uygunluk” adına her türlü kanunsuzluğa kılıflar bulmaktaydı.

Papalığın tarihi boyunca kilise yönetimine etki eden gizli örgütlerden biri de “Tapınak Şövalyeleri” idi. Bunlar bulundukları kentin hem siyasi hem de mali açıdan egemenleri olan nüfuzlu ve güçlü kimselerdi. Bir anlamda “devlet içinde devlet” olarak da değerlendirilebilicek bu yapı Benediktleri de doğal olarak etkilemişti.

XII. Benedikt’e etki eden “Cistercian” isimli gizli bir tarikatın kurucusu olan Aziz Bernard Clairvaux tüm Katolik aleminde saygı gören, ayrıca Tapınak Şövalyeleri’nin yönetmeliğini yazmış olan bir din adamıydı. İlk “Birleşik Avrupa” fikri de ona aitti. Tapınak Şövalyeleri için yazmış olduğu metinde onlara ilginç misyonlar yükleyen Aziz Bernard, “Gittiğiniz yerlerde dünyevi alanları dinselleştirmeyin, onların dinsel alanlarını laisize ( sekülarize ) edin!” emrini vermişti. Diğer bir deyişle hristiyanlığın yayılımı için zemin hazırlamak ve toplumları bu çerçeveye uygun olarak değiştirmek adına bunu yapıyordu Aziz Bernard.

Kilise 17. yy’a kadar özellikle iki alanda tam anlamıyla bir tekel oluşturmuştu. Bunlardan birincisi eğitim, ikincisi ise hukuktu. Okuma yazma öğretimi kilisenin dışında bir kurumda değildi ve avukatlar da papazlar arasından çıkıyordu. Yönetim üzerlerindeki yetkileri ise bir krallığın sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğinin belirlenmesine kadar varıyordu. 16. yy’ın ortalarına kadar rahibe olmayan kadınların okuma yazma öğrenmeleri yasaktı, hatta incile bile el süremiyorlardı. Bu da Ortaçağ karanlığının ne dereceğe vardığını göstermesi bakımından önem arzetmektedir.

XVI. Benedikt'e Dair

Günümüzdeki Vatikan tahtına oturan XVI. Benedikt gençliğinde Naziler tarafından yönetine Hitler’ci Gençlik Örgütü'nün üyesiydi ve ilk eğitimini ve kültürel formasyonunu burada, yani içinde yaşadığı Nazi Almanyası'nda almıştı. Ailesi Katolik kökenli olduğu için Adolf Hitler’in de esasında Vatikan ile teması vardı.

Vatikan 44 hektarlık bir alana kurulu kalın surlarla çevrili bir kilise devletidir. Kendine mahsus yapısıyla içinde inanılması güç sırları barındıran esrarengiz bir yerdir. Yerleşik nüfusu 1000 kişi civarındadır. Gelen konuklarla birlikte bu sayı 3500’ün üzerine çıkabilmektedir. Pasaportlar papa tarafından geçici olarak verilir ve iptal edilebilir. Pasaport alma şartı ise Katolik kilisesine bağlı dindar tanınmış bir katolik olmaktır. Papa Katolikler’in yeryüzündeki temsilcisi ve aynı zamanda Vatikan devlet başkanıdır. Ayrıca başbakanı, senatosu ve bakanları vardır. 200’den fazla binaya sahip bu “Tanrı-Devlet” sarayıyla, müzesiyle, bankasıyla, gazetesi ve parklarıyla siyasi anlamda dünyadaki güçlerden birini temsil etmektedir.

Ratzinger 1945 yılında din eğitimi ile ilgili bir seminere katıldı ve 1947’de ilahiyat akademisine geçti. 1951 yılında ise “papaz” olmaya hak kazandı. 1953’te ise ilahiyat doktoru oldu. Sonraki yıllarda Ratzinger alanında hızla yükseldi. 1959 yılında Bonn Üniversitesi’nde ilahiyat dersleri vermeye başladı. Ancak asıl yıldızı 1962-1965 yılları arasındaki II. Vatikan Konsili sırasında parladı. Ratzinger tüm bunlar hesaba katıldığında kendi alanında yetişmiş bir din adamıdır.

1990’ın başlarında Ratzinger II. Vatikan Konsili tarafından alınan kararlar gereği Ekümenizm, Tolerans ( Hoşgörü ) Toplantıları ile Dinlerarası Diyalog ve İbrahimî Dinlerin Birliği Projeleri’ni hayata geçirmek için var gücüyle çalışmaya başladı. Vatikan’ın hedefi esasen hristiyanlığın dışındaki dinlerle “Dinlerarası Diyalog” çatısı altında temasa geçerek Evanjelizasyon ( Hristiyanlaştırma ) misyonunu icra etmekti. Vatikan’ın ana amacının bu olduğu II. Vatikan Konsili’nden itibaren yapılagelen konferanslarda açıkça ortaya konulmuştur.

1994 yılında kardinal Ratzinger Papa II. Jean Paul’un en güvendiği sırdaşı ve ruhani kardeşi sayılıyordu. Şimdiden papa olmaya aday görünüyordu. Nihayetinde 19 Nisan 2005 günü “Papa” seçildi ve 24 Nisan’da tahtına resmen oturdu. 27 Nisan’da yaptığı konuşmada Ratzinger şunları söylemişti:

“Duygu ve şükranla dolu olduğum şu sırada sizlere niçin Benedikt adını seçtiğimi açıklayayım. Öncelikle kiliseyi çok çalkantılı bir dönemde yöneterek ayakta tutan cesur barış peygamberi XV. Benedikt’i anımsıyorum. Ben de hizmetimi onun adımları doğrultusunda insanlığa hizmet etmek için atacağım. Ek olarak Nursia’lı Aziz Benedikt’i anımsıyorum, tüm Avrupa’nın koruyucu azizi olan bu kutsal kişinin yaşamı Avrupa’nın hristiyan köklerini canlandıracaktır. Ondan İsa Mesih’i hristiyan yaşamımızın tam merkezinde tutabilmemiz için yardım diliyorum. Dilerim İsa Mesih tüm düşüncelerimizin ve eylemlerimizin ilk sırasında yer alır.”

Sonsöz

XVI. Benedikt’in papalık dönemi, bundan önceki dönemlerle karşılaştırıldığında hayli farklı olacağa benziyor. Ratzinger başta Avrupa olmak üzere dünya üzerindeki diğer bölgeleri de evanjelize etmek için var gücüyle çalışacaktır, hatta bunu yaparken dini anlamda düşman olduğu diğer hristiyan mezheplerinin desteğini de almaktan kaçınmayarak. Papa Ratzinger’in bu anlamda Türkiye’ye bakışı “küresel barış ve diyalog” hikayesi çerçevesindedir. Sonuç itibariyle herkesin bir hesabı var. Bu hesaba uygun olarak dünyayı nasıl bir gelecek bekliyor, bunu sormalı, bu minvalde düşünmeli…

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Not: Bu yazı sayın Aytunç Altındal'ın Destek Yayınları'ndan çıkmış olan Papa 16. Benedikt - Gizli Türkiye Gündemi isimli kitabının tanıtım çalışmasıdır. 1. Basımı Ocak 2006 tarihinde yapılan kitabın 2. basımı Mayıs 2006 tarihlidir.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Uydum hazır olan PAPA'ya

Selamlarımla...

Az önce PAPA bilmem kaçıncı Benedikt Sultanahmet içerisinde namaza durdu. Veya duruyormuş gibi yaptı. Ellerini bile bağladığına şahit oldum yani. Huzur Duruşu :)

Sağında ve solunda modern imamlarımız duruyordu atlas işlemeli cübbeleri ile. Emrullah HATİPOĞLU üstada; "Hocam şu elemana bir kızılderili birde zenci fotoğrafı göster, yetmezse haçlı sefilliğini gösteren bir foto da ekle" demek isterdim.

Millet, biz Ayasofya'ya bakarken Sultanahmet elimizden kaçıyordu az kalsın :)

Vesselam

ENDÜLÜS

Sizin hiç haberiniz var mıdır Endülüs’ten
Bir siz kalmışsınız duymayan halimizi!
Onlar sizden yana çevirerek gözlerini
Ufuklara bakıp bir imdat beklediler