Son 300 yıllık zaman; bir üretim çağlarıdır. Üretim faaliyetlerinin artması ve bunun doğal sonucu olarak pazarlanması bir medeniyet tasavvurunu, sosyal ilişkileri, ekonomik yaşamı, birey hayatını derinden etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. İnsana dair her alanda olan veya olmayan ihtiyaçları karşılamak için yeryüzünde insanlık harıl harıl çalışmaktadır. İhtiyaçlar listesi uzamakta, bunları elde etmek için gerekli olan sermaye için yine bunların üretildiği mekanlarda insanlar ter dökmektedirler.
Üretimin hızla artması, pazarlama mecburiyetini de gerekli kılmaktadır. Artan üretimi pazarlamak ve gerekli hammadde gereksinimi için ilk önce ülkelerin elde edilmesi ve sömürgeleştirerek süreci tamamlama düşüncesi hakim oldu. Uluslaşma- bağımsızlaşma çabasından sonra üretimi elinde bulunduran ülkeler ekonomik anlamda bir kayıpları olmadan ve Pazar paylarını yitirmeden geri çekildiler. Mevcut ülkelerin yönetim şekli ne olursa olsun onlar için önemli olan üretilen malların pazarlanma sorununun olmamasıydı.
Üretim şekilleri hız ve çeşitliliğini artırırken, pazarlama metodları da bu sürece ayak uydurdu. Daha iyi nasıl satış yapabilirim düşüncesinden hareketle hiçbir değer, ölçü konulmadan pazarlama yarışı veya savaşına girildi. Bu savaş ülkeler, şirketler ve nihayetinde bireyler arasında sürüp gitmektedir. Vahşi kapitalizm olarak ta isimlendirilen süreçte “paranın dini, imanı olmaz” sözününde resmettiği gibi hiçbir sınır tanımadan daha fazla mal, daha fazla satış için çabalar yoğunlaştırılarak artırılıyor.
Üretilen malı müşteriye hızlı ve kolay ulaşımını sağlamak için çaba gösterenler yeni olmayan ancak Türkiye için son on yılda hızla artış gösteren pazarlama metoduyla ekonomik göstergelerde önemli yer alan satış metoduyla kendine yer bulmuştur. Bire bir satıştan bahsediyoruz. Birçoğumuzun çevresinde tanışıklığımızın olduğu birileri vardır. Artık bir sistemi olan bu süreci hepimiz biliyoruz. Kendinin üye olması ile başlayan süreçte başkalarını da üye yaparak ve yaptığı her satıştan belli bir pay kazanarak devam eden bir yapı vardır. Bazılarında mecburi bazılarında mecburi olmayan satış rakamı yakalanmak zorundadır. Daha fazla satış ve üye daha fazla kazanç anlamına geldiği için kişi üye yapmak için tüm ilişkilerini bunun üzerine bina ederek yoğun bir çalışmaya girmektedir. Kazanç payı arttıkça hırs artmakta ve tüm sosyal süreçler bununla bağlantılı devam etmektedir. Şu anda bir çok alanda farklı şirketler bu satış metotlarını kullanmaktadır. İlk akla gelenler; Amway, Herba Life, Oriflame, Tupperware, Avon, Bio Bellinda vb. gibi. Çoğunun kaynağı Amerika Birleşik Devletleri’dir. Uluslar arası siyasi sistemin (ABD ve İsrail) destekçileri olanlarda vardır. İçlerinde inançlı insanların hassasiyetinden dolayı yerli ve Müslüman üretim olma iddiasında olanlarda vardır. Çok hızla kolay kazanç sağlar gibi görünen ve firmaların verdiği gerçekten ciddi hediye, gezi promosyonlarıyla çok bağlayıcı olan pazarlama tarzı oluşmaktadır. Pazarlanan ürünlerin kalitesi ve fiyatları da çok tartışmalıdır. Bir çok ürünün fiyatı serbest piyasadaki emsallerine göre kat kat üsttedir. Özellikle belli bir sosyal çevresi olan insanlar bu ilişkileri kullanarak kendi başına bir şirket olan bir hüviyet kazanmaktadırlar
İslami hassasiyetleri olan ve değişik sosyal yapılanmalar içinde bulunan veya resmi kurumlarda görev alanlar ( özellikle imamlar) arasında yaygınlaşarak hızla bir yaşam biçimine dönüşen bire bir satış gibi görünen ama modern cemaatlere dönüşerek yaygınlaşmasına dikkat çekmek istiyorum. Önceleri birbiri için dini nasihat merkezli ilişkileri olan insanlar; bu süreçle beraber kendi nazarlarında insanları ve arkadaşları ticari bir obje gibi düşünmektedirler. Hanımlar mukabele veya sohbet için bir araya geldikten sonra hemen üye yapma ve kapma yarışına girilmektedir. Kamusal alandan tecrit edilen ve edilmeye devam edilen inançlı kadınlar bu ekonomik açılımla kendilerine çıkış aramaktadırlar. Evlerde sohbet için toplanmaktan ziyade ürünlerin tanıtımı ve pazarlanması için organize yapılmaktadır. Ekonomik bağımsızlığı elde etme hayali olan bayanlar tüm ilişki ağlarını ve zamanlarını buna hasretmek suretiyle kendine özgü bu satış cemaatleri oluşturmaktadırlar. İmamlar namaz kıldırmak dışında kalan zamanlarında cemaatine iş adamı! olarak ürün pazarlama telaşına girmektedir. Öğretmen olanlar; öğretmenler odasında bu tür ürünlerin satış kataloglarını inceleyerek veya birbirlerine pazarlama çabası içinde olmaktadırlar.
Giderek masum bir pazarlama biçiminden çıkarak hayatın her alanını sarmalayan giyimden, sosyal ilişki tarzına, eğlencesinden, gezisine kendine özgü ve bağımsız bir yaşam biçimi gelişmektedir. İlk tanıştığı kişiyle bile pazarlamak için bir alan bulmanın heyecanıyla diyalog kurulmaktadır. İdeolojik veya düşünsel aidiyetlerden ziyade şirket kimliği ön plana gelmektedir. Kendi pazarlama alanında olan insanlarla daha yoğun ve çıkara dayalı bir anlayış üzerine bir yaşam şekillenmektedir. Bir nevi bire bir satış cemaatleri oluşmaktadır.
Modern hayatın pardon şirketlerin hayatımızın her alanına nüfuz etmesine engel olunmalıdır. Gelirleri devletlerin bütçelerini katlayan bu şirketler savaşların, ekonomik krizlerin, sosyal çatışmaların içinde yer almakta, ürün- pazar ikilemine tüm değerleri feda ederek insanlık krizini körüklemektedirler. Böyle bir kısırdöngü içinde yaşam alanımızı kısıtlamasına, özgürlüğümüzü elimizden almasına müsaade etmemeliyiz.
Son yorumlar
10 sa. 37 dk. önce
23 sa. 13 dk. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 12 sa. önce
2 gün 3 dk. önce
2 gün 6 sa. önce
2 gün 7 sa. önce
2 gün 11 sa. önce
2 gün 22 sa. önce
2 gün 22 sa. önce