renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Boynumuzdaki ilmek 'ALIŞKANLIKLAR'

Zaman zaman hayatımızı kolaylaştırdığını sandığımız alışkanlıklar, acaba olmasalardı daha iyi olurlar mıydı? Belki hayır. Ne de olsa bedenimizin uyum yeteneklerinden birisi ve belki de bizim en büyük düşmanımız.

İnsan hayatının en büyük alışkanlıklarına bakalım;

1-dil; olmasaydı kesin olarak söylüyorum,insan düşünemezdi. Düşüncenin doğuşu dil ile gerçekleşti. Seçim yapma özgürlüğümüz yoktu. Her dil potası kendinin düşünce algoritmasına sahiptir, işte düşüncemizi sınırlayan birincil etken;

2-inanç: bu da doğuştan biliçle seçmediğimiz bir gerçek, inanın yanlış bir eğitimle düşünceyi felç eden bir gerçek, esas olan bunla övünmek değil, pek çok felsefeci (buna tasavvufcular dahil) taklitle bir yere varılamayıcağını bilir, araştırılmalı ve ilerletilmelidirler;

3-zaman; bir sanı,sadece bir kabul, aslında olmayan bizim süregelen olaylarla ilişkilendirdiğimiz ve sadece güneşin göreli hareketiyle tanımladığımız bir sanı. Bilmem 1.milyon ışık yılı uzaktaki bir yıldızın görüntüsü, acaba şu an orada bu yıldız varmıdır; bu alışkanlığı yıkmadan asla bilemeyeceğiz. Bizler zaman içinde bir noktayız ve bu oyunun başı ve sonu belli; ancak çok az kişi taa oyunun başındayken başını ve sonunu görebilir.

4-basit mantık örgümüz; ilkelerimiz,neden-sonuç,tekrarlayan olaylarla gerçekleşeni genelleştirme çabamız; bir taşı yere bırakan bunun dünyada hep düştüğünü görünce neden-sonucu hazırlamıştır. Ustaca gizlenen ilişkileri görmeliyiz; KUANTUM dünyası bu neden-sonucun kurulamadığı yegane örnegim; yok,yok. Bu tuzak farkedilmelidir; öyle ki Descartes "düşünüyorum öyleyse varım " bile diyebilmiştir, ben de diyorum ki benim varlığım için yeterli kanıtı düşünmem sunmaz, düşünce nedir? elektrokimyasal bir süreç, öyle olmadığını düşünenler depresif hastaları ve belkide biraz psikoloji okusunlar; peki varlık nedir yaa? bir hiç...

Hiç bitmeyen bir soru "kimim ben ?" ; bunu ne Descartes ne de ben durdurabilirim, bu arayış sürmelidir.

Bu dünyada yeni bir şeyler ortaya koymak istiyorsak, alışkanlıklarımızı yıkmalıyız, yerine bir başkası oturduktan sonra da buna devam etmeliyiz.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Dünya'da bir yabancı yada yolcu gibi ol (Alışırsan bulamazs

Gençlik yıllarımda kulağıma çalan şarkı şöyle söylüyordu " Alıştım sana bir tanem. Yokluğuna dayanamam ". Varsın eloğlu farklı yorumlasın, konumuzla alakalı ciheti ile bize şöyle demek ister sanki; " Alışkanlıklarda esaret vardır ". En azından alışkanlıkların tehlikeli bir yönünün de olduğunu kabul etmek gerekir dersem, aranızdan bazı istisnai durumları dile getirerek itiraz eden biri çıkmaz herhalde.

En basitinden en büyük ve zor olanına kadar, bir takim alışkanlıklarını terkedip gem vurmadan, mütefekkir, filozof, bilim adamı hatta hatta Peygamber olmuş, çığır açmış vs bir kimse gösterebilmek mümkün mü acaba. Hayır, hayır! asla. Bilindik ve rağbet gören alışkanlıklar yolundan ayrılmayanların adresi hakikate varmaz. Hakikat; anarşist değil ama uslu, itaatkar, önyargılı vs insanların elde edebileceği bir şey de değildir. Taklitçi maymunun mükafatı ise kendisine uzatılan çamfıstığından bir başkası olamaz.

Evet dostlar Abscondit'i anlamak istedim ve sanırım anladım. Buradan anlamak istediğim için anladığım yargısına ulaşmak da mümkün değil mi !

Yazının en çok düşündüren kısmı ise son cümlesi oldu. Zaten gerisi oraya varmak için bir yoldu. O cümleyi şuraya alıntılayalım;

" Bu dünyada yeni bir şeyler ortaya koymak istiyorsak, alışkanlıklarımızı yıkmalıyız, yerine bir başkası oturduktan sonra da buna devam etmeliyiz "

Şöyle bir soru geldi aklıma " Şu an itibariyle yeni bir şeyler ortaya koymaya ihtiyaç var mı ? " Tabi en evvela yeni bir şeyler ortaya koymak hususundaki kasıt nedire net bir cevap bulmak/vermek gerek. Nice mütefekkir, filozof, Peygamber vs o kadar çok söylemiş ki, yeni söylenecek olan şeyin farkını ortaya koyan nitelik ne olacak diyor ve gerisini getirmesi için sözü bloğu giren arkadaşıma bırakıyorum.

Aslında sizi yine anladığımı sanıyorum ama hem uzun yazılar sıkıcı oluyor. Hem de karşılıklı olunca istifadeye daha da müsait oluyor.

Mevlana da şöyle söylüyordu :) (Başını unuttum ama sonu şöyle bitiyordu) " Artık yeni şeyler söylemek lazım ".

alışkanlık...

Birgün filozofla kurbağa karşılaşmışlar... kurbağa filozofa: Hayat nedir? diye sormuş. Filozof da cevaben: "Hayat, varoluşunu gerçekleştirmektir" demiş. Kurbağa: sen buna hayat mı diyorsun diye tepki göstermiş. Peki sence hayat nedir diye sormuş. Kurbağa da: "hayat bulanık sularda yüzmek ve sinek yemektir" cevabını vermiş...
Mevlana'nın açılımı başka varlıkların gözünden de dünyanın görülmesi gerektiğini(sonradan da olsa) farkedip öyle de bakmasında yatıyor bence. tabi öyle bakabilmek için nerelerden geçmek gerek bunu da sadece yola çıkanın kendisi bilebilir. Çünkü her insan ayrı bir göz...

Alışkanlıklarımızın kölesi miyiz?

Sigara ... Sigara hem zararlıdır, hem de alışkanlık yapar. Küllüm zarardır hatta. Ben bıraktım netekim.

Düşünün, adamın çocuğu astım hastası ama adam evin salonunda sigara içiyor. Yazı var kışı var. Yazın balkona çıksa kışın ne olacak? Efendim camı açıyormuş, havalandırıyormuş, falan filan. Adamın canı öyle çekiyor ki O an gözü bir şey görmüyor. Çocuğunun sağlığını bile ciddiye almıyor.

Cebine elini atıp da boş sigara paketi ile karşılaşan birinin herşeyi unutup 1 dal sigara için koşuşturup durduğuna siz de şahit olmuşsunuzdur. Yazık, çok yazık...

Sigara gibi nice örnekler sayılabilir. Bazen zarasız gibi görünen alışkanlıklar da bizi başka şekillerde esir alır. Hatta kimi zaman öyle durumlar yaşanır ki alışkanlıklarımızı terketmek haşa dinimizi terketmek gibi zor gelir.

Balıklar gibi ağa dolanmış aslında, ama balıklar bile farkında, Oysa biz farkında değiliz.