“çağlayan akarsular
denize karışınca
seslerini keserler…”
Çevik’e.. (!)
bana ahlaksız diyen ey birinci zar !
usul usul soyacağım sizleri, öz’e inecek
ve efendi gibi besleneceğim
edebi edebsizden öğrenen fevkalbeşerdir
dem vurduğum nokta
cüssemin hüzünlere hamak oluşu yeni değil
bir gün konuşacak olursam
sadece sessizlik diyeceğim
âh, fincan oyunu sahipleri sizi !
yüzüğün yerini biliyorum
söylemeyeceğim
oyuna devam
ufkunuz çakır
hâliniz falso
nefsiniz hamarat
ne ki işgal altında beyim !
kilerinizin yağmalanmadık yeri kalmadı
hoyratlığınıza üzülmeli miyim ?
âh ki ah
fingirdeklere bulaştı, ehil insan derken gönül
usûl bilen karıncalara sizden fazla hayranım
yüreği ıssız bir şehir kadar kırgınım size
uzağa ulan, daha fazla uzağa !
size yanlış öğrettiler
dağ dağa kavuşur
dağdağa !
duydum, saydım, kandım, sandım
geldim, değdim, yandım, gittim
yazdım, çizdim, tattım, gördüm
ve bıçkınlığınıza efeliğim dedim
gayrı susuyorum, susuyorum
Yorumlar
Dağ dağa baka baka
Salı, 12/12/2006 - 14:26 — Fatih M. TiyanşanSessizlik... Gönlü dağdağasından ayrı düşürmekle mümkün...
Sular karışmaya meyyal, anaforlar tükenmeye ayarlı, zaman sinmeye insan içre...
Sessizlik... Oyunun sona erdirilişi, perdelerin düşüşü, düşler de perde ya!
Sızı, ince sızı, ince elek, hayat, sesleri azat etmek demek...
Âh ile...
... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...
tiyanşan'a...
Salı, 12/12/2006 - 22:32 — misafirgönül...
sızı...
elek...
hayat...
ses...
-sizlik...
ve âh !
yankın yankı buldu sevgili tiyanşan;
eyvallah...