
Başlık, Roger Garaudy'in Türkiye’de Pınar Yayınlarından 1996'da çıkan kitabının adı. Eser Fransa'da yasaklı. Yazar hiçbir yayınevi kabul etmediği için ağır hapis ve para cezasını göze alarak eserini kendi imkanıyla bastırmış. Kitapta fanatik İsraillilerin Siyonist sapkınlığını anlatılıyor.
Kitabın yazarı olan Roger Garaudy, çağımızın yetiştirdiği dev düşünürlerden biri olarak anılıyor. Yazar, Fransız Komünist Partisi'nde zirveye tırmanmış; Fransız parlamentosunda milletvekilliği, Millet Meclisi Başkan Yardımcılığı, Millî Eğitim Komisyonu üyeliği ve Senatörlük görevlerinde bulunmuş. Sosyalizme ait bütün kitaplar yakılsa, kaybolsa oturur tek başına yeniden yazar, denilen Roger Garaudy İslam'ı seçip Filistinlileri savunmaya başladıktan sonra Batı basın ve yayın organları tarafından hemen dışlandı tabi haliyle. Yazar ve düşünür Roger Garaudy, Müslüman olduktan sonra Türkiye'ye de ziyaretler de bulundu ve konferanslar verdi.
Bu kısa tanıtımdan sonra kitaba geçmek istiyorum. Kitap, delilleriyle ve kaynaklarıyla birlikte İsrail siyonizminin Arz-ı Mevdud'a (Vaad edilmiş topraklar) gizliden ya da açıktan yürüttüğü sömürgeciliğinin, soykırımlarının kamufle edilmiş vahşi yüzünü ve tarihî holokost (Nazi ırkçılığı tarafından 6 milyon Yahudi'nin öldürülmesi) efsanenin iç yüzünü, yalanlarla dolu bir palavra olduğunu ispatlıyor, vicdan sahibi Yahudilerin ağzından bazı itiraflara yer veriyor.
Mesela tam da İsrail’in yeni bir Lübnan işgalini yaşamışken mezkur kitaptan yapacağım şu alıntı ne kadar isabetli olacak; "Tel-Aviv Üniversitesinden Profesör Benjamin Cohen, 8 Haziran 1982'de, İsraillilerin kanlı Lübnan işgali sırasında, P. Vidal-Naquet'ye şu mektubu gönderir:
Size bu mektubu "bizler"in Lübnan'da "hedef"imize ulaşmak üzere olduğumuzu, bu hedefin de Galile sakinlerine "barış" getirmek olduğunu az önce haber veren transistorlu radyoyu dinlerken yazıyorum. Goebbels üslûbu bu yalanlar beni deli ediyor. Bütün öncekilerden çok daha barbar olan bu vahşi savaşın Londra saldırısı ile de Galile'nin güvenliği ile de hiçbir alakasının olmadığı ortadadır… Yahudiler, İbrahim'in oğulları… Kendileri onca gaddarlığın kurbanı olmuş olan Yahudiler böylesine gaddar olabilirler mi?.. Demek ki en büyük başarısı sadece şudur: Yahudileri 'Yahudilikten uzaklaştırmak'..
Aziz dostlar, Beghin ile Şaron'un çifte hedeflerine ulaşmamaları için elinizden ne geliyorsa yapın. Onların hedefi Filistinlileri halk olarak, İsraillileri ise insanî varlıklar olarak (bugünlerde moda olan ifadeyle) nihaî tasfiyeye tabi tutmaktır.” Kaynak: Le Monde'da yayınlanan mektup, 19 Haziran 1982, s.9.
“Profesör Leibowizt, İsrail'in Lübnan'daki siyasetini Yahudi-Nazi politikası olarak adlandırmaktadır.” Kaynak: Yediot Aharonoth, 2 Temmuz 1982, s.6.
Tarihleri değiştirip hemen bugüne uyarlayalım bu sözleri; ne değişir? Siyonizm dün de böylesi azgın bir saldırganlık içindeydi bugün de böyle.
Peki, bu kadar külhanbeyi olmasının sebebi nedir ya da neye güveniyor derseniz onun cevabı da yine aynı kitaptan yapacağım şu alıntıda;
"…Amerika Birleşik Devletleri, 1972'deb 1996'ya kadar, İsrail'in Birleşmiş Milletler'de her mahkum edilişinde harekete geçmiş ve alınan kararları otuz defa veto etmiştir. Oysa İsrail yöneticileri o sırada Ortadoğu'nun bütün devletlerini parçalama programlarını uyguluyorlardı. Söz konusu program, Lübnan'ın 1982 Şubat ayında istilası sırasında Kivunim (Yönelimler) sayı 4, s.50-59 dergisi tarafından kamuoyuna açıklanmıştır. Bu politika, ABD'nin şartsız desteği sayesinde, milletlerarası kanunun bir "kağıt parçası" (Ben Gurion) olduğu düşüncesine dayanıyor. Nitekim İsrail'in Batı Şeria ve Golan'dan geri çekilmesini gerektiren Birleşmiş Milletler'in 242 ve 338 numaralı kararları geçersiz kalmışlardır.”
Geçmişi okumayanlar, üzerinde düşünmeyen ve kafa yormayanlar bugünü anlamakta da ya zorlanır ya da geç kalır. 1896'lı yıllarda tohumu ekilen bir siyasî, ırkçı ve sömürgeci bir doktrin karşısında önlem alamayışımızın cürmünü çekiyoruz aslında. 150 yıldır yaklaşık uyuyoruz ve hep bu gaflet uykusundayken yiyoruz baskınları.
Yorumlar
İsrail
Paz, 17/12/2006 - 14:05 — U.Ali Birkardeşlerİnsan israfı ne de kolay sana,
Ey insafsız israil!
Soruyorum:
Üflediğinde Sur’u İsrafil
Dirildiğinde bütün bebekler,
Ve çocuklar ellerinde taşlarla,
Kime sığınacaksın?
Ve fakat zulmünün bedelini
Cehennemin dibinde
Vadedilmiş ateşte bulacaksın!
İsrail'e Dair
Paz, 17/12/2006 - 15:44 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Roger Garaudy'nin bahsedilen kitabı İsrail'in dünyada nasıl bir rol oynadığını bilmek adına okunması gereken bir kitap. Dünyayı siyasi, ekonomik ve kültürel anlamda yönlendirme görevini kendilerine "kutsal" adıyla veren yahudiler tarih boyu insanlığa hükmetme idealiyle yaşadılar. Bunun adına nice katliamlar yaptılar, kan döküp kendi bozuk akidelerinin gereğini yapmaya ahdettiler. Bu bağlamda İsrail'i tanımalıyız ve ona göre hareket etmeliyiz kanaatindeyim. Bu çalışma da buna bir katkı mahiyetindedir. O yüzden önemsenmeli...
İsrail'i tanımak adına ansiklopedik bilgi anlamında şu adrese göz atılabilir. Aynı zamanda Harun Yahya'nın İsrail'in Dünya Egemenliği Politikası isimli eserine de bakılabilir.
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...
Hatikvah (Ümit)
Paz, 17/12/2006 - 17:51 — Yakup AkbayIsrail milli marşının ibranicesi...
kol od balevav p'nimah
nefesh yehudi homiyah
ulfa'atey mizrach kadimah
ayin l'tzion tzofiyah
od lo avdah tikvatenu
hatikvah bat shnot alpayim
l'hiyot am chofshi b'artzenu
eretz tzion v'yerushalayim
* * *
ingilizcesi...
as long as deep in the heart,
the soul of a jew yearns,
and forward to the east
to zion, an eye looks
our hope will not be lost,
the hope of two thousand years,
to be a free nation in our land,
the land of zion and jerusalem.
* * *
melodisini dinlemek için tıklayınız.
----------------
ses dosyaları vb. için tıklayınız.
............................................................................
Bütün sorular sorulduğunda cevap verilmiştir
............................................................................
Israel
Paz, 17/12/2006 - 22:48 — U.Ali Birkardeşler''our hope will not be lost
the hope of two thousand years''
Umut fakirin ekmeği diyebilmeyi isterdim ama malesef...
Bu adamlardaki ''inanmışlık''... insanı dehşete düşürüyor.
Her bir ferde aşılanmış bu.
Hangi kaleme baksam şimşek gibi ifadeler!
Buyurun, Edmond Jabes:
The light of Israel is a scream to the infinite.
israil'den Öğrenmemiz Gereken
Paz, 17/12/2006 - 23:05 — Ali Görkem UserinKanımca bu umut mevzuu israil'den öğrenmemiz, öğrenmemiz olmasa da anımsamamamız gereken mühim bir mevzuu olarak karşımızdadır. "the hope of two thousand years" demişler. Bir soralım dönüp kendimize, var mı bizim iki asırlık bir umudumuz? Joyce'un Ullyses'indeydi yanılmıyorsam, bir yahudi sürekli aynı şeyi söyler durur. Bir gün mutlaka... mealinde bir lafı yineler durur hergün inatla. Sonuç ortada. Fazla söze gerek yok.
AGU
Gerekli
Pzt, 18/12/2006 - 21:58 — U.Ali BirkardeşlerEvet, her gün inatla...
''Kutsal inadı olanlar gerekli
Bir kalbi daha olanlar gerekli'' N. Pakdil
Dear Unique Jerusalem
Salı, 19/12/2006 - 00:45 — Ali Görkem UserinBir başka ikiliği de şöyleydi Usta'mın yanlış anımsamıyorsam. Tam yeridir burada anmanın. İnce bir keman ya da ağırbaşlı bir ud da girebilir fonda...
DEAR UNIQUE JERUSALEM
"I love you
And I long for you" -N.P.
AGU
abiler
Salı, 19/12/2006 - 00:15 — osman durmuşoğluabiler israil milli marşı'nın türkçesini bilen yok mu?
sorması ayıp:))
ve gale yevmün asibün
israil Millî Marşının Türkçesidir
Salı, 19/12/2006 - 11:21 — Ali Görkem UserinÇok iyi bir çeviri değil ama mealen anlaşılması için şöyle okunabilir:
Hatikvah/Umut
Ne kadar ki kalpte Yahudi hisler olur
Ne kadar ki doğu tarafında bir göz öne çıkar
Yarına ve Siyon’a bakmak için…
Ümidimiz kaybolmadığı müddetçe
İki bin yıllık ümit…
Özgür bir halk olmak için, vatanımızda
Siyon ve Kudüs vatanlarında…
AGU
hazin
Salı, 19/12/2006 - 02:55 — cemalcalikyorumları okuyunca -elbet tamamı değil- ağzımda kekremsi bir tat oluştu. vay be! şu israil'e de bak.. kaç asırlık umutları varmış.. hım! bir de bize bak!
baylar israil bir cani.. baylar israil mabetleri yerle bir eden bir zalim kavim! baylar israil peygamber kanıyla ellerini kirletmiş tagutlar sürüsü.. kime gıpta ediliyor? açın bakara suresini okuyun! tekrar tekrar okuyun! başlarında peygamber olduğu halde buzağı ilah edinmiş güruhun gıpta edilecek nesi olabilir? asırlık umutları mı? bakın iblis kıyamete kadar kendisine süre verilenlerdendir.. "israil mitler ve terör" kitabınının yazarının kitabı yayınladıktan sonra başına gelenleri burada ansın isterdi gönül. bir raci carudi blog'una dönüşsün isterdi gönül. şatilla, hagana, balamah ırgun, şatiron katliamlarında şehit edilen kadın ihtiyar, çoluk çocuk yadedilsin isterdi gönül! heyhat! canilerin marşları süslüyor.. "bakın ibret alın!" öyle mi? mescid-i aksa'dan ibret almaya çağrı isterdi gönül!
adı zikrolunan kitabı gündeme getiren kardeşe hasreten teşekkürlerimi sunuyorum..ve bakmayın bu yaşlı adamın serzenişlerine siz türkülerinizi söyleyin! hürmetler!
cemal çalık
5 Duyum-samıyorum-
Salı, 19/12/2006 - 11:30 — Talha YılmazVel Mekanul Filistin
İstasyonu Sıdretül Münteha'ya gitmiş olanın.
Bir çocuk babasıyla katlediliyor. -görme-
Bir kadının ırzına geçiliyor. -dokunma-
Şehitler misk-i amber saçıyor. -koklama-
Küçük kız yine şiir okuyor. -duyma-
Yiyecekleri kurşun imiş. -tat alma-
ve
Bir gün zafere ulaşacaklar. -6. His-
Helvadan Put/Sakızdan Kanun
Salı, 19/12/2006 - 12:04 — Ümit Demirhırs, tutku, fanatizm... onların hissiyatı bu! tutku'nun gözü karadır. almak için incitir tuttuğu şeyi, canını yakar, ağlatır belki bozar dağıtır. biz ise âşık, sevdalı... elimizde bir goncagül, kokusu âlemler duysun diye ne kadar da nazik çırpınırız. ne o güle zarar gelsin ne de koklatmak istediğimiz kainata...
hırs biraz vahşidir. hayvanî egolar taşır. ulaşmak istediği noktaya çıkarken kimi ezer kimi parçalar hiç umursamaz. ya elde edeceksin ya da elde edeceksin! zorla ya da zorla... başka bir şık yok! oysa biz insancılız, vasatız, dengedeyiz, dengeliyiz! iyiliği emreder, kötülükten nehyeder, hakkı tutar kaldırırız! bunu yaparken emir üzre vasatızdır! herşey kontrol altındadır. öfkemiz sabır kafesindedir, dilimiz ahlak sarayında...
fanatizm kör oğlu kördür... bile bile gerçeği görmemek en büyük körlük olsa gerek! karşında güneş, değil tenini içini ısıtırken gözünü kapamaktır fanatizm. biz ise adilizdir. ana babamız dahi olsa aleyhlerinde konuşmak hak ise konuşuruz. konuşmamız icab eder çünkü.
eskiden yani cahiliye çağında helvadan putları yermiş insan. şimdi sakızdan kanunları var... görüyorsunuz bm imiş, ab imiş, unicef imiş, nato imiş zart imiş zurt imiş... sakızdan kanunlar! ülkemizde de uzantıları var işte; çiğne gitsin... nerde yaptığınız yasalar, kurallar nerde alınan kararlar, müeyyideler... sakızdan! helva'nın tadı kaçtı... şimdiki sakızlar hem renkli hem değişik tatlı... bir de o "pis" hayvan katkılı...
kendi özümüze, kendi inancımıza, kendi tarihimize karşı neden bihaber kalırız da başkalarını yüceltmeye çalışırız hayret!
ne demişler; su-i misâl misâl olmaz!
yere batsın helvadan putlar, sakızdan kanunlar...
Allahüekber
Lailaheillallah!
bir teşekkür
Salı, 19/12/2006 - 12:49 — misafirbu okuduğum ikinci güzel yorumunuz ümit demir.
nefs'e dair ilk elden ne söylenmesi gerekiyorsa yazmışsınız...
teşekkürler
elHamdülİlleh
Salı, 19/12/2006 - 16:43 — Ümit DemirelHamdülİllehi Rabbil âlemin...
insana teşekkür etmesini bilen Rabbine karşı da o kadar şükredicidir, buyuruyor meâlen âlemlere Rahmet peygamberimiz sallallahüaleyhivesellem.
cemal ve emre beyler, nazik teveccühleriniz sebebiyle ben de size teşekkür ederim.
güzellikler Mevla'dan...
muhabbetle,
Ezeli/Ebedi umut
Salı, 19/12/2006 - 12:53 — U.Ali BirkardeşlerAllahuekber!
Iki bin yillik umuda karsi ezeli/ebedi umudumuz.
Muminin en kuvvetli silahi: Allahuekber!
Ihsan Sureyya Sirma Hocamiz Yahudi Meselesi isimli kitabinda bu silahin etkisinin somut bir sekilde goruldugu ornegi guzel bir sekilde naklediyor.
"Allahuekber, Allahuekber! Haribet Hayber!"
Asıl Hazin Olan
Salı, 19/12/2006 - 12:55 — Ali Görkem UserinCemal Bey,
Ortada hazin olan bir şey var; doğrudur. Lâkin bu, israil'den anımsamamız gereken bir şeyin olduğunun ifadesiyle gelmemeli gündeme. Çok daha geniş zamanlı bir durum var karşımızda hazin olan. Ve bizim de ağzımızda kekremsi bir tad var. Üstelik bu tad, dün ya da bugün oluşan bir tad(sızlık) değil, Kudüs'ü yitirdiğimiz günden beri olan bir durumdur.
Aksini düşünen varsa, buyursun açıkça yazsın. Bu tarz konular saçma sapan imâlar kaldırmaz.
AGU
ima mı?
Salı, 19/12/2006 - 14:10 — cemalcalikmuhterem ben yorumumda her hangi bir imada bulunmuş değilim. gönlümün arzusunu dile getirdim. "israil mitler ve terör" adlı yapıtta anlatılmak istenenin ne olduğu okuyan hiç kimseye meçhul değildir. bir insanlık azmanının günah defterinin altında günah azmanının marşına bir anlam veremedim. gıpta edilişi -hangi bağlamda olursa olsun- anlamadığımı anlatmaya çalıştım. hürmetler.
cemal çalık
Medyûn
Çar, 11/07/2007 - 12:22 — Nevin CesurMedyûn
"Kendi ahlâkiyle bir millet ölür, yahut yaşar. Çiğnenirsek biz bugün, çiğnenmek istihkâkımız: Çünkü izzet nerde, bir bak, nerdedir ahlâkımız. Müslümanlık pâk sîretten ibâretken, yazık! Öyle saplandık ki levşiyyâta: hâlâ çıkamadık!"M.Â.E.
bırakalım artık israili, amerikayi, bırakalım çokta kayda geçmeyen yorumlar yapmayı! söyleyin hangimiz filistin kan ağlarken lüksümüzden vazgeçiyoruz, hangimiz batıya özenmekten kendimizi alabiliyoruz... eminim vardır samimi müslüman kardeşlerim ama birle, ikiyle olmuyor! sadece yorumla, konuşmakla olmuyor!icraat lazım. şeriatiler, ebu zerler bunu yaptı, susmamakla birlikte bu uğurda canlarını, mallarını verdi. onlar malesef günümüz türkiyesinde, dünyasında çokta anlaşılamıyorlar. neden? çünkü insanlar İslamı işlerine geldiği gibi yaşamayı tercih ediyo... off çok dertliyim çok. neyse en iyisi bende fazla konuşmayayım.
İslamı anlamak, yaşamak ve anlatamak ümidi ile.
Shalom, My Dear Friend!
Salı, 19/12/2006 - 12:25 — sümeyye dogan"Shalom chaverim, Shalom chaverim, Shalom, shalom!
L'hitra'ot, l'hitra'ot, Shalom, shalom!..."
2nd time:
Farewell, my dear friends, Farewell, my dear friends
Farewell, Farewell.
Farewell, my dear friends, Farewell, my dear friends
Farewell, Farewell.
3rd time:
Peace my dear friends, In peace, my dear friends
May you go in peace.
'Till we meet again, 'till we meet again,
Shalom, Shalom...
Okula ilk başladığım dönemlerde bana ezberletilen bir şarkı... Her müzik dersine başlamadan önce istisnasız söylenirdi...
"May you go in peace, till we meet again!"
DİNLE İSRAİL!
Peşimize düştüklerinde o zamanlar
sizden biriydim
Siz başkalarının peşine düştüğünüzde
nasıl sizden olayım ben?
Özleminizdi,
sizi katleden
öteki halklar gibi olmak
Oldunuz şimdi onlar gibi
Daha fazla yaşadınız
size vahşeti yaşatanlardan
İçinizde mi yaşar şimdi
vahşeti onların?
“Çarıklarınızı çıkarın”
diye emrettiniz dövülenlere
Çarıkları kumdan olanları
günah keçisi gibi
çöllere, ölümün
büyük camisine sürdünüz
Ancak üstlenmediler
yüklemek istediğiniz günahları
Bombalarınız
ve tanklarınızın izinden
daha kalıcıdır
kumdaki çıplak ayak izleri
Erich Fried
İsrâiloğullarının Karakteri/Yahudileşme Alâmetleri
Salı, 19/12/2006 - 18:20 — yusa ırmakAllah'a vermiş oldukları ahdi/sözü bozmak (2/Bakara, 55, 61, 65, 84, 86, 90, 93, 100; 3/Âl-i İmran, 112; 4/Nisâ, 154-155; 5/Mâide, 3, 60).
Maymunlaşmak (2/Bakara, 65; 7/A'râf, 166).
Kör ve sağır kesilmek (5/Mâide, 70-71).
Başka tanrılara da inanmak ve onları da güçlü görmek (2/Bakara, 93).
Yalnız Allah'a güvenip sadece O'ndan korkmamak (10/Yûnus, 84; 26/Şuarâ, 61-62).
Altın buzağıya (altına, elleriyle yaptıkları heykele ve buzağıya) tapmak (2/Bakara, 51-54; 7/A'râf, 148-152; 20/Tâhâ, 86-98; 29/Ankebut, 92).
Güzel nimetlere nankörlük (2/Bakara, 61).
Cihad ve savaş görevinden kaçmak, ölümden korkmak (5/Mâide, 21-26; 2/Bakara, 46, 95, 246, 249; 59/Haşr, 14).
Fesat/bozgunculuk (5/Mâide, 64, 81; 7/A'râf, 163; 17/İsrâ, 4-7).
Allah'ın hükümleriyle hükmetmemek (5/Mâide, 44, 45, 47; 62/Cum'a, 5).
Peygamberleri yalanlamak ve öldürmek (2/Bakara, 87).
"Gözümüzle görmeden inanmayız" demek (2/Bakara, 55).
İkrar ettikten hemen sonra inkâr etmek (2/Bakara, 63-64; 4/Mâide, 12).
Kitab'ı değiştirmek (2/Bakara, 211, 41-42, 59, 75, 79).
Tahrif etmek; Kelimeleri konuldukları yerden değiştirip anlamlarını çarpıtmak (2/Bakara, 75; 4/Nisâ, 46; 5/Mâide, 13, 41; 7/A'râf, 162).
Hakka bâtılı karıştırmak (2/Bakara, 42).
Ketmetmek; Açıklamaları gereken bilgileri gizlemek (2/Bakara, 159, 174; 3/Âl-i İmran, 187; 5/Mâide, 15; 6/En'am, 91).
Alçak dünyanın metâını, âhirete tercih etmek (7/A'râf, 169).
Hayırlıyı hayırsızla değiştirmek (2/Bakara, 61).
Ahireti dünyayla değiştirmek (2/Bakara, 86)
İsyankârlık ve aşırı gitmek (2/Bakara, 61, 65; 3/Âl-i İmran, 112; 4/Nisâ, 160-161; 5/Mâide, 78; 6/En'am, 146).
"İşitittik ve isyan ettik" diyecek kadar küstahlaşmak (4/Nisâ, 46).
Gerekli gördükleri her yalanı söyleyebilmek (5/Mâide, 40-42).
Devamlı harp ve fitne çıkarmaya çalışmak (5/Mâide, 64)
Firavun'un işbirlikçisi kapitalist Karun'a özenmek: (28/Kasas, 79).
Rüşvet alıp vermek (5/Mâide, 42, 62).
Fâiz yemek (3/Âl-i İmran, 161; 4/Nisâ, 161).
Başkalarının malını haksız yere yemek (3/Âl-i İmran, 161).
Bâtıl yollarla insanların mallarını yemek (3/Âl-i İmran, 75; 4/Nisâ, 161; 9/Tevbe, 34).
Cimrilik (Kendi malında) (4/Nisâ, 53).
Müsrif olmak/savurganlık (Doğa ve diğer insanlar konusunda) (5/Mâide, 32).
Nankörlük (2/Bakara, 40, 47, 122; 5/Mâide, 20; 10/Yûnus, 93).
Dünyaya çok hırslı/düşkün olmak ve dünyayı aşırı sevmek (2/Bakara, 96; 4/Nisâ, 53; 7/A'râf, 169).
Zâlimlik (2/Bakara, 92).
Kasvet/Kalp katılığı, kalbin taşlaşması (2/Bakara, 74).
Kalbin perdelenmesi, kılıflanması (2/Bakara, 88).
Kalbin mühürlenmesi (3/Âl-i İmran, 155).
Kalbindeki sapma dolayısıyla kör ve sağır duruma gelmek (5/Mâide, 78).
Sûret-i haktan gözükerek başkalarına iyiliği emredip kendi nefsini dışta bırakmak (2/Bakara, 44).
İyiliği emredip kötülükten sakındırma görevini yapmamak (5/Mâide, 79).
Aşırılık, haddi aşmak ve küfre koşmak (5/Mâide, 41).
Şeytana tâbi olmak (2/Bakara, 102).
Putlara ve şeytana inanıp tâğuta tapınmak (4/Nisâ, 51; 5/Mâide, 60).
Mü'minleri de saptırmaya çalışmak (4/Nisâ, 44).
Mü'minlere inanmamak (2/Bakara, 75; 4/Nisâ, 51; 5/Mâide, 43).
Kendi yanlış dinlerine davet etmek (2/Bakara, 135, 136; 3/Âl-i İmran, 72, 73).
Mü'minleri imanlarından sonra küfre döndürmeyi istemek (2/Bakara, 109).
Allah'ın nurunu söndürmek istemek (9/Tevbe, 32-33).
Mü'minlerin aleyhine müşriklerle dostluk kurmak (5/Mâide, 80-81).
Hâinlik yapmak (5/Mâide, 13, 32).
Antlaşmalara uymamak (8/Enfâl, 56, 57).
Bir insanın (Hz. İsa'nın) tanrılığını iddia etmek (5/Mâide, 72, 75, 116, 117).
Kur'an'ı hasetliğinden ve mevki hırsından dolayı inkâr etmek (2/Bakara, 89-91, 101; 3/Âl-i İmran, 112; 4/Nisâ, 54; 6/En'am, 91).
Münâfıklık ederek insanlara rastlayınca "inandık" demek (2/Bakara, 76).
Kendi yorumlarını (elleriyle yazdıklarını) Allah'tan gelen vahiy gibi sunarak gerçek vahye engeller çıkarmaya çalışmak (2/Bakara, 79).
Kendilerinden olmayanlara karşı sorumlulukları olmadığı iddiasıyla insanları aldatmaktan geri durmamak (3/Âl-i İmran, 75).
Âhireti de kimseye bırakmamak; Sayılı birkaç gün azaplarını/cezalarını çektikten sonra doğru cennete gönderileceklerine inanmak (2/Bakara, 80).
Rasül'e uymayan bir topluluğa ve yalana kulak vermek. "Peygamber, hoşunuza giden bir şey söylerse kabul edin; yoksa reddedin" demek (5/Mâide, 41).
Göre göre, bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr etmek (Âl-i İmran, 70).
Bilginlerini tanrı edinmek (9/Tevbe, 31, 34).
Tekrar tekrar dinden dönmek (4/Nisâ, 157).
Allah'ın rahmetinden kovulmak (2/Bakara, 88; 4/Nisâ, 46, 156, 157).
Lânetlenmek ve Allah'ın gazabına uğramak (5/Mâide, 3, 60)
Dostlukları olmaz (2/Bakara, 105, 120, 145; 5/Mâide, 51, 80, 82; 60/Mümtehine, 13).
Bu özelliklerinin içinde günümüzde nice "müslümanım" diyenlerce aynen uygulanan şu yahudi karakterlerine dikkat çekmek gerekmektedir:
Irkçılık ve taassup, üstün ırk oldukları iddiası (5/Mâide, 18; 2/Bakara, 80)
Materyalizm ve dünyevîleşme, maddeyi putlaştırma, altına ve heykele tapma (2/Bakara, 51-54; 7/A'râf, 148-152; 20/Tâhâ, 86-98; 29/Ankebut, 92).
Eşlerini kıskanmama, domuz gibi yaşadıklarından domuza çevrilmeleri (5/Mâide, 60)
Maymunca taklitçilik ve şahsiyetsizlik özelliklerinden maymuna çevrilmeleri (2/Bakara, 65; 5/Mâide, 60; 7/A'râf, 166).
Dâvâları için her yolu meşrû görmeleri, yalan söylemeleri (5/Mâide, 13, 32, 41).
Sözlerinde durmamaları (2/Bakara, 55, 61, 65, 84, 86, 90, 93, 100; 3/Âl-i İmran, 112; 4/Nisâ, 154-155; 5/Mâide, 3, 60).
Sihirle uğraşma (2/Bakara, 102).
Ahlâkî dejenerasyon (3/Âl-i İmran, 188).
Toplumda fesâdı, fuhşu yaygınlaştırma (5/Mâide, 64).
Bilginlerini tanrı edinmek (9/Tevbe, 31, 34).
Dini tahrif (2/Bakara, 59, 75, 79; 4/Nisâ, 46; 5/Mâide, 13, 41; 7/A'râf, 162).
İmanda pazarlık, Allah'ı açıkça görmediçe inanmayacağız" demek (2/Bakara, 55).
Dinlerini paramparça etmek, hizipçilik ve tefrika (6/En'am, 159).
Gerçeği bile bile inat (3/Âl-i İmran, 70).
Allah'ın hükümleriyle hükmetmemek (5/Mâide, 44, 45, 47; 62/Cum'a, 5).
şimdi bu saydıklarımızdan sonra oturup düşünüyorum Acaba biz müminlerin israil'lerin karekterleri ile aramızdaki çizgisini sorgulamak istedim, ne dersiniz dostlar var mı bir farkımız?
Eyvallah
Salı, 19/12/2006 - 19:58 — rüştü hacıoğluSevgili Yuşa kardeşimiz yine en can alıcı meselelere değinmeden edememiş. Allah razı olsun. Ancak, gönül bunları açıp konuşmak ister kahve bahane. Baktım ve size imelıylla ulaşılamıyor; dilerseniz siz ulaşında, uzun uzun açalım bunları kardeşim ne dersiniz?
Ümit kardeşimizde bu yazısıyla tüm zamanlarda okunacak bir kitabı hatırlattı ondanda Allah razı olsun. Yıllarca insanları auşvitz sirkinde dolaştırdılar sabun hikayeleri ile ve bugün çocuklarla savaşıyor auşfizt kahramanları(!) Bir hikaye nasıl oluşturulur, nasıl gündemleştirilir ve tüm insanlara nasıl yutturulurun, sahte kahramanların hikayesi...
Bunlar dün vietnamı cehenneme çeviriken, ay hikayesiyle uyutuyorlardı dünyayı. Hiç unutmam biri '' sen aya çıkıldığınada inanmazsın '' demişti yıllar evvel ve bende bağlam kaydırmak için kullandığı bu önermeye itiraz etmiş '' inanmıyorum '' demiştim bir bilgiye dayanmadan ama onların kesinlikle yalan söyledikleri bilgisine dayanarak. Sonra ay hikayelerininde ipliği pazara çıktı; şimdi 2020 projesi hikayesi okunmaya başladı ekranlarda; diyorum ki: '' ortadoğu da cehenneme dönecek '' galibası yok bununda...
İnsanlık her doğru söyleyeni mahkum ediyor, güce tapınma şirketinde. Belki diyorum bu cemaatin içinden öyle erler çıkacak bir gün ve bu '' güç '' sanılanın bu koca yalan perdesini söküp atacaklar gözümüzün önünden; yada, öyle erler bugünde bunu yapıyor zaten ama benim kör gözlerim bunu görmek istemiyor.
Kim nerede nasıl bu şahitliği taşıyorsa üstünde altında hayatın her yanında biliyorumki Allah onlardan razıdır, Allah'tan başka bir güç olduğuna inanmıyorum, bunların zalim olmak dışında hiçbir güçlerinin olmadığınıda biliyorum. sizlerinde bildiğini biliyorum ama söylemek istiyorum yinede; kimbilr sebahattin ali hikayesi gibi olur bakarsınız diyorum: '' kelle fiyatına özgürlük =( Rahmana gereğince kulluk )..'' der, köyü kurtarırız çakallardan; yada hiç değilse gereğini elimizden geldiğince yapmaya çalışmış oluruz. Ne dersiniz, bunundamı zamanı gelmedi henüz? Gelmediysede konuşalım, buğuzdan, sondan bir önceki basamakta duralım bari...
Selamünaleyküm
Nasıl Ulaşabilirim Size?
Salı, 19/12/2006 - 22:37 — yusa ırmakKıymetli Rüştü bey kardeşim,
Bu tür muhabbetleri yapıp hakkın rahmetinin dairesine girmek ne hoş. Bu mehabbetlerin olmasının her daim faydası var. yusairmak@hotmail.com adresine mail ata bilirsiniz üstadım. Selamaleyk
Orta!doğu!nun Çilesi
Çar, 20/12/2006 - 04:31 — Ümit DemirGeçtiğimiz yaz İstanbul, İslam âlemi açısından önemli bir toplantıya evsahipliği yaptı. İslam ülkelerindeki âlimler İstanbul’da bir araya geldiler, fikir teatisinde bulunup güncel konular hakkında düşüncelerini açıkladılar. Uzun zamandır vahdete, birliğe aç ve muhtaç bir âlem için gerçekten hoş bir faaliyet oldu. Emeği geçenlerden ve katılanlardan Allah razı olsun.
Bu faaliyeti düzenleyenlerin hâlâ İstanbul’u hilafet merkezi olarak görüyor olmaları işin bir başka ilginç yanı. Endonezyalı bir İslam âliminin, “Bazı camilerimizde bugün bile hala Osmanlı halifeleri adına hutbe okunur” demesi aslında şu an Türkiye’nin doğu ve özellikle müslüman Arab dünyası açısından önemini ortaya koyuyor. Tarihimizin ve kültürümüzün köklerinin, dünyada bir dönem adaletle hüküm sürdüğümüz yerlerin, beldelerin, ülkelerin üzerinde sapasağlam duruyor olması hem mesuliyetimizi artıran hem de bizleri çok sevindiren bir duygu olsa gerek.
Bu toplantı sonunda görüşülen konuları özetleyen bildiride değişik konular ele alındığı gibi ayrıca Filistin için de acil yardım çağrısı yapıldı. İsrail devletinin -genelde her zaman- özellikle o günlerdeki saldırgan tutumu göz önüne alınırsa bu çağrı önümüzdeki zaman zarfında sadece Filistin ile sınırlı kalmayıp Lübnan hatta belki Suriye’yi de kapsayacak. Fakat İslam âleminin sesi cılız, batı dünyası ise kör, sağır ve dilsiz… Batı dünyasının bu tepkisizliği ise büyük oranda İslam dünyasına ya da muhalif gördüklerine karşı. Mesela Kuzey Kore yine geçtiğimiz yaz füze denemesi yapmış, bunun sonucunda ise başta ABD olmak üzere bazı batılı büyük devletlerin hemen uyarısı ve kınaması ile muhatap olmuştu.
Hâlbuki Ortadoğu’nun baş ağrısı olarak uzun yıllardır dünya huzurunu bozmaya devam eden İsrail’in hem Filistin devletine karşı yaptıkları hem de son olarak Lübnan’a karşı düzenlediği neredeyse terörizm ölçüsündeki saldırganlığa söz konusu ülkelerden bu kadar çabuk ve kararlı tepkiler bir türlü çıkmıyor, çıkamıyor. Dünyanın ağabeyliğine soyunan, ramboları(!) ile kendince nerede bir asayiş bozukluğu varsa oraya gökten paraşütle inen ABD ve yandaşları ne yazık ki kan dökülmesine, binlerce Müslümanın şehid edilmesine göz yumuyor. Elbette ki kâmil imanın getirisi olarak “Biz sadece Allaha ibadet eder ve sadece O’ndan yardım dileriz” diyoruz. Burada anlatmak istediğimiz sadece batının çift yüzlülüğü! Dünya barışı adına yapılan her toplantıda göğe doğru uçurulan “Barış güvercinleri” ne hikmetse Filistin’e, Afganistan'a, Irak’a… vs. konamıyor, kondurulmuyor olmasıdır. Yoksa Müslümanca bir feraset ve onurla “Allah bize yeter, O ne güzel Vekil’dir” diyebildiğimiz müddetçe kimsenin yardımına ihtiyaç duymayız İslam âlemi olarak.
Yine bu noktada İstanbul’daki İslam Âlimleri toplantısına katılan Tunuslu bir âlimin söyledikleri acı bir gerçeği dile getiriyordu. Eğer ki, demiş Tunuslu âlim, “Gazze’de öldürülenler hayvanlar olsaydı batı dünyası ayağa kalkardı. Ama orada şehid edilenler Müslüman ve batı bu işe sessiz!” Doğru söze ne denir ki! Hatırlayın bizim İslam inancımızda önemli bir anlam taşıyan Kurban Bayramı öncesinde bile bazı batılı ve batı hayranı kişilerin nasıl tepki verdiklerini, hayvanlara yazık gibisinden koparılan yaygaraları! En basitinden bu misal bile batının İslam’a ve Müslümana olan bakış farkını ve niyetini ortaya çıkaracaktır. Adama sormazlar mı, hayvanları düşündüğün kadar neden insanları düşünmüyorsun diye? Kaldı ki İslam öğretileri hayvanlara verilebilecek en üst hakları vermiştir, bu da ayrı bir yazı konusu olur.
Elimizde tutmaya çalıştığımız kor gibi imanımız, coğrafi konum olarak pek çok soruna gebe olan ülkemiz, bize yüklenen mesuliyet ve görevlerimizle yine zor günler geçiriyoruz. Ama asıl zor günleri bu haksız savaşın, bu dünyanın gözü önündeki zulmün ortasında, alevler arasında kalan kardeşlerimiz geçiriyor. Hiç bir şey yapamıyorsak dualarımızdan eksik etmeyelim. Belki birkaç günlük kazancımızı onlara yardım amaçlı gönderebilir, bu zulmü onlara yapan ülkelerin mallarını boykot edebiliriz.
Geleceğin, İslam adaleti ile huzur ve güven ortamında yaşanır bir dünyaya vesile olması temennisiyle...
orta!doğu! şeklinde yazdım çünkü kime göre orta kime göre doğu, bunları kim tayin ediyor; neden ve kime sormuş, batı neresi, ortabatı neresi, japonya'nın doğusunda ne var; böyle gelmiş böyle gider mi!
Gözyaşı ve Öpücük
Çar, 20/12/2006 - 22:01 — U.Ali BirkardeşlerKitap öptüren cümleler vardır...
''Su, Filistin akıyordu, musluğu açtığımda.'' (N.P.)
Düşünüyorum...Filistin bilincimizin/kalbimizin neresinde? Ve, israil'i nasıl görüyoruz? Bir sözlükteki can yakan,acıtan,ürküten, istenmeyen... bütün kelimeleri biraraya toplasak, peşpeşe dizsek...yine de tanımlayabilir miyiz bu ifriti?
Ahlaksızacımasızazgınalçakkasapbarbaranarşistteröristfaşist İsrail!
Heyhat! Olmuyor... Yetmiyor...