renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Hakan Albayrak Yeni Şafak'ta

8 sutun
Hakan Albayrak, bundan böyle pazartesi, salı, çarşamba ve cumartesi günleri yazılarıyla Yeni Şafak gazetesinde olacak!

1994’de Bosna’da kızılca kıyamet koparken, bütün dünyanın seyirci olduğu bir zamanda insani yardım amacıyla bulunan, Sarajevo ateş altındayken Aliya’nın sesine kulak veren, Malcolm'un kardeşi. Şimdiki zamanların Ebuzer’i diye hiç çekinmeden nitelendirebileceğimiz ve her şeyden önce esaslı bir şair olarak bildiğimiz bir adamdır Hakan Albayrak. Etkileyici bir dış politika uzmanıdır. Yazardır. Münevverdir. Delikanlıdır. Gazetecidir. Yönetmendir. Arkadaştır. Dosttur. Abidir. Kardeştir.

1968 yılında Almanya’da doğan Hakan Albayrak, ortaokul yıllarından beri “yazmak” fiilini hayatına düstur edinmiştir. 1980’lerin sonlarına doğru Zaman Gazetesi’nde arka sayfayı hazırlayan Albayrak, Werner Hugo müstear ismiyle mizahi yazılar yazarak kendisinden epey söz ettirdi. Zaman Gazetesi’nden ayrıldıktan sonra altı ay kadar Konya’da Merhaba gazetesinde muhabir (Kâni Çınar ise gayri-resmi genel yayın yönetmeni idi diyor.) olarak çalıştı. 1989 yılında Nihat Genç’le 4 sayı süren efsanevi Çete dergisini çıkardı. Yeni Şafak gazetesinde bir dönem köşe yazarlığı yaptı. Gerçek Hayat dergisini Gökhan Özcan’la birlikte çıkardı, daha sonra derginin yazar kadrosunda bulundu, geçtiğimiz günlerde yönetiminde değişikliğe giden Gerçek Hayat dergisinde başyazarlığa getirildi. Geçtiğimiz aya kadar Milli Gazete’de yazıyordu. Hilal TV'de "Yeni Bir Dünya" programını yaptı.

Liseyi bitiremedi ama 20 mayıs 2004 yılında girdiği Medrese-i Yusufiyye’de tahsilini tamamladı! Dış politika konusunda yazdıkları, düşündükleri, yapmak istedikleri hepimizi heyecanlandırıyor. Afrika’yı, Balkanlar’ı karış karış gezerek Müslümanların sorunlarına eğiliyor, dertlerini dert ediniyor. Kalbi Müslüman coğrafyalarda atıyor. Arjantin’i, Balkanlar’ı, Kuzey Afrika’yı ondan dinlemek insanı duygulandırıyor… O kadar ismi nasıl aklında tutuyor hala aklımız almıyor! Muhabbet ehli, sevecen, enerjik, samimi, candan, dostane…

İHH İnsani Yardım Vakfı mütevelli heyeti üyesi, Evli ve iki çocuk babası..

Kitapları:
Delikanlı
İnsan Köpeği Isırınca (Werner Hugo müstearıyla)
Hakan Albayrak Kitabı
Halifesiz Günler
Ebuzer
Kemalizm Terakkiye Manidir
Bismillah Hotel
Türkiye-Suriye Birliği
Batı’nın Soykırımcı Tabiatı
Meleklerle Omuz Omuza
Zaferimiz Mübarek Olsun

Belgeselleri:
Saraybosna Sevgilim
Şam-İstanbul Belgeseli

Son kitabı Zaferimiz Mübarek Olsun’da “GAYRET BİZDEN, TEVFİK ALLAH’tan” bilgeliğini kuşanarak, ileri! diyerek şimdi Nasr suresinin okumanın tam zamanı diyor…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Medeni Halklar Mücadelesi

Bazıları Hakan için "istikrarsızlık abidesi" yakıştırmasında bulunur. İlginç bir yafta. Ama Hakan'a da yakışan bir yafta. Benim tanıdığım Hakan, kafasına yatmayan bir durum söz konusu olunca çeketini alıp gitmekle teselli bulur. Kimseye kızmadan, darılmadan...

Belki bu gitmeleri sebep oldu "Konya" günlerimizde tanışıklığımıza. Çok da iyi oldu doğrusu. Merhaba Gazetesi'nde "Medeni Halklar Mücadelesi"ni başlattı Ebu Bekir Sarı ile. 3 Ay gibi kısa bir sürede Merhaba ses getiren, ağırlığı olan bir gazete oldu. Ehh akşamları da biz "sesleşiyorduk" Hakan ve Sayha Cemaati olarak. Ne güzeldi hu...

... / ...

Sonrası malum. Hakan, "Yarim İstanbul'u mesken mi tuttun" türküsü dudaklarının bir kenarında, çeketi sırtında kalktı göç eyledi. Şimdi Yeni Şafak ile tekrar kesişiyor yolları. Ne diyelim: Allah mübarek etsin.

Sayha
Kendi halinde, kendince

Açıkcası Hakan abinin...

Açıkcası Hakan abinin Milli Gazete'den ayrılması bizleri çok üzdü.
Milli Gazete'yi elimize aldığımızda ilk önce Hakan abinin yazısını açardık. Şimdi ne yapacaz peki? Milli Gazete'den, Yenişafak gazetesine gitmesi beni ayrıca üzdü...

hakan albayrak : tebrikler...

yazılarını elinden geldiğince takip edenlerdenim...
ve özellikle bosna'ya gidip savaş ortamını teneffüs etmesi, cesareti takdire şayan...bir slayt eşliğindeki görüntülerini izlemiştim, ankara'daki bir toplantıda...

hayırlı olsun;
okudum, okurum...

not.
"her şeyden önce esaslı bir şair..." ifadesi bana mübalağa geldi...
önce yazardır...

Yazar mı, Şair mi?

Emre Şimşek'in, notunda belirttiği konuda ona hak vermemek elde değil. Üstelik, bunu, Hakan Albayrak'ın şiirlerini seven ve dahi yazdığı diğer metinlerin arasından şiir uçlarını cımbızla ayıklayan biri olarak söylüyorum. Hakan Albayrak, iyi şiirler yazmış ve devamını getirememiş bir imzadır. Esaslı şairse şu demektir: Şiiri iyidir ve süreklidir. Süreklilik, yani bir parlamadan ibaret olmamak, mühim bir konudur şiirde. Herkes bir ya da iki iyi şiir yazabilir (dalga geçtiğim düşünülmesin, çok ciddiyim). Tabii ki Albayrak şiiri bir ya da iki şiirden ibaret değildir. Ancak, esaslı şair ifadesini taşıyacak kadar sürekliliği de içermez.

Son yıllarda, bir zamanlar şiire yoğunlaşmış ama sonradan enerjilerini başka işlere yöneltmiş imzaları yüceltmek farz oldu. Örnekleri belli: Ah Muhsin Ünlü, Murat Menteş, Süleyman Çobanoğlu vd. Hakan Albayrak'ı da bu listeye eklemeyelim lütfen. Çünkü onun, şairlikten önce ve önde gelen başka sıfatları ve işleri de var. Lütfen bunu atlamayalım.

AGU

Hakan Albayrak ve şiir mevzuu

Evet, Hakan Albayrak şiir yazmıyor artık. Sanırım herkes bu sözün yukarıda söylenmesini istiyordu, ya da yukarıda daha gür bir sesle Hakan Albayrak eskiden şairdi şimdi yazmıyor! dememizi istiyorlardı. Kökler dergisi şiir yazmayı bırakanlarla ilgili bir dosya yapmıştı, Hakan Albayrak da vardı dosyada, bunu da biliyorum. Söylediklerinizi kabul ediyorum. Ancak, Cemil Meriç'in büyük şair olduğunu dile getirenler var, sebebi ise düzyazısının bile şairane bir üslupla yazıldığı noktasındadır. Ben de Hakan Albayrak'a şair sıfatını bu bakımdan çok görmeyenlerdenim. Yukarıdaki yazıda ifadenin mübdii olarak Hakan Albayrak herşeyden önce esaslı bir şairdir. İfademin de arkasındayım. Sebebi ise düzyasında bile şairane üslup takındığı için! Ayrıca herşeyden önce Hakan Albayrak'ın gerçek bir şair olduğunu defalarca dile getiren Murat Menteş'e de teşekkür ederim.

Not: Bir de olayı Milli Gazete-Yeni Şafak keşmekeşine çekmeyecek, blogu Milli Gazete-Yeni Şafak farkı-benzerliği, gestus-posture yaklaşımlarından uzak tutacak arkadaşlara teşekkür ederim.

Hakan Albayrak'ı takip etmeye devam etmeye devam edeceğim;

Lakin;

Sadece Yeni Şafak'ın internet sitesinden...

Hakan Albayrak için olsa bile 'Abi bi Yeni Şafak' demem 'Milli Gazete' dediğim gibi

Ben Hangi Gazeteyi Almalıyım?

Hakan Albayrak takdir ettigim, zor yetisen bir insan. Is degisimi hayirli olsun inshallah. Islam cografyasi ve muslumanlar icin cabalari da bizlere ornek olmaya devam etsin inshallah.

Bunun disinda, Hakan Bey'in Yeni Safak gazetesine gecisini bazi arkadaslarin nicin uzucu bir durum olarak algiladigini anlayamadim. Benim gibi, Cumhuriyet, Milliyet gibi gazetelerin okundugu evlerde buyuyup de sonradan yillarca susuz kalmis da suya kavusmus gibi Zaman'dan Yeni Safak'a; Vakit'ten Milli Gazete'ye kadar tum gazetelere ve kose yazarlarinin yazilarina saldiranlarin anlayamadigi bir durum bu. Bir arkadas da bir zamanlar; "Ortaokulda iken Vakit okuyordum, Elhamdulillah sonra biraktim"gibi bir cumle kurmustu.. Cok sevdigim Haluk Nurbaki hocamin bir zamanlar yazdigi (o zamanlar ne Vakit okurdum, ne Nurbaki hocayi tanirdim) Vakit gazetesini okumayi birakmanin elhamdulillah cekilecek nesi var hala merak ederim..

Ben, islam dunyasi ve muslumanlar icin cabalayan herkesi kardes bilip, koruyup kollamamiz gerektigini saniyordum..

Peki ben simdi hangi gazeteyi okumaliyim?

Padişah-ı alem olmak, bir kuru kavga imiş,
Bir veliye bende olmak, cümleden evla imiş.

Yavuz Sultan Selim Han

Her Kim kü SP'li değil, tiz kellesi vurulaaa...

Bunu hâlâ anlayamadık değil mi? Şimdi ne oldu? Bülent Arınç'ın Ak Partiye geçmesine kadar ben de SP'ye yakındım. O zamanlar microteam.net adresinde haftada bir Şevki Yılmaz sohbet ediyordu. Sohbetlerinin birisinde AK Parti-Sp ayrılığına değinecekti. Ben ayrılanlara hain deneceğini beklerken, bu beklentim gerçekleşmemişti.
Evet Bülent Arınç'a da, Şevki Yılmaz'a da "hain" diyenleri duydum. Korkarım ki Hakan Albayrak'a da bunu demeleri yakındır...

Ve şunu tekrar ediyorum ki Hakan Albayrak'ın hamlesi müthiştir.. SP'ye çok yakın bir gazeteden, Ak Parti'ye çok yakın bir gazeteye geçtiği için şimdi ona da hain ya da mason deyiverin bakalım. Yeni Şafak almak harammış ya da günahmış gibi yazıları sadece internet sitesinden takibedeceğinin altını çizen fanatik arkadaşlara bu fanatizmlerinden kurtulmaları ve çok daha geniş düşünebilmeleri için dua edeceğim. Çoğusu pırlanta gibi gençler ama ah bu ırkçılık yok mu...

Ben çoğu zaman "Hakan Albayrak'ın bu gazetede ne işi var?" ; ya da "hâlâ neden bu gazetede yazıyor?" diye kendi kendime sormuştum. Bana göre çok daha güzel bir hamle yaptı. Ahmet Kekeç'in yaptığı gibi. Tebrik ediyorum, başarılar diliyorum... Gerçek Hayat dergisinde Erkan Mumcu'yu öven bir yazı yazmıştı. Ben de burda Mehmet Ağar için bir yazı yazmıştım. Fanatizm beni burada çok yormuştu. O zamanlar da Hakan'ı kesin yormuşlardır...

Tekrar hayırlı olsun. Ben de Vakit okuyorum, Zaman alıyorum bazen. Şimdi daha sık Yeni Şafak alacağım demektir...

"...şimdi tûfan başladı..."

Hangi fırsatta nasıl eleştiri?

Hakan Albayrak mükemmel bir ağbimizdir. Sadece konuşmaz koşturur da, koşarak yaşayan adamdır. Sadece konuşanların bol olduğu bunların içinde güzel konuşanların da bol olduğu bir memleket-zamanda Hakan ağbi gibisi çok azdır. İstanbul'dan yan gelip yattığı yerden nutuk atan çokken, dünyayı gezmek ümmet için gezmek ümmetin elini tutmak ümmetin elini kaldırmak ümmetin ellerini yaklaştırmak zorluğunu üstlenen çok azdır. Rasim Özdenören, Türkiye'de iki aydın olduğunu söyler; Bediüzzaman Said Nursi ve Necip Fazıl Kısakürek.. bu iki isme baktığımızda hayatlarında mükemmel bir söz ve aksiyon uyumu olduğunu görürüz...

Hakan ağbi ayrıştırıcı değil birleştiricidir. Yerel değil evrenseldir. Tüm müslümanları sever; ama gerektiğinde kimseyi sertçe uyarmaktan da çekinmez. Sevdiği için kızar...

Şimdi, Serkan Tekin'in, Hakan Albayrak'ı nasıl takip ettiğini ve anladığını merak ediyorum. Yani o söz de ne?! "Hakan Albayrak'ın bu gazetede ne işi var?", "hâlâ neden bu gazetede yazıyor?", falan. Hakan Albayrak için böyle bir laf edilmez. Milli Gazete de böyle aşağılanmaz. Her fırsatta sürekli yumruk atılacak yeri görmemeli. Bir şeyler yakalamışsınız sürekli o bahsi açıp laf üretmenin anlamı yok, tefrikacılardan farkınızın olması için dengeli bir bakış gözetmelisiniz. Çok büyük adamsanız çıkar büyük yazılar yazarsınız biz de okuruz. Mehmet Ağar soneleri yazmakla olmaz bu işler. Oh fırsat bul hemen yumruk at, ee neye yaradı?! Sürekli Milli Gazete'ye laf sokanlardan bıktık açıkçası. Kaliteli eleştirinin yapıcı eleştirinin ellerinden öperken bu tarz eleştirilerden de çok bıktık. Fikirle magazinin karıştığı yerde durmayın kardeşim! Magazin yapan çok, fikir çilesini çeken az. Milli Gazete'yi yerle bir ederek söz söyleme mevkiine mi geliniyor? Ne kadar çok insanın hastalığı bu!

Milli Gazete, asil bir gazetedir, soylu bir gazetedir. Üstatlar yazmıştır o gazetede.. Necip Fazıl'dan Cahit Zarifoğlu'na, Sezai Karakoç'tan İsmet Özel'e... Yarın da önemli insanlar yazacaktır. Pek çok insan yetişmiştir oradan, daha yetişecektir de.. bakan görür; sorunları da çabaları da...

Milli Gazete'yi çöpe atar gibi konuşmayalım. Bu gazetenin bu millet için yaptıklarını yapacaklarını çöpe atmış gibi konuşmayalım. Böyle demek istemeyip ama böyle diyenler gibi konuşmayalım.

Hakan Albayrak'ı Milli Gazete'ye yakıştıramamak çirkinliktir. Hakan Albayrak, Milli Gazete'ye de yakışır, Yeni Şafak'a da, Zaman'a da.. yarın bakarız tekrar Milli Gazete'ye başlar.

Böyle insanların arasını açan, ayrımcılığı körükleyen laflar neye yarıyor?! Her kesim içinde tuhaf, çıkarcı, kötü insanlar olabilir; onlara bakarak mı konuşacaksınız sadece?

Bunları söylerken Milli Gazeteci Saadetçi filan olduğum sanılmasın, hayır değilim! Eleştirimi de yaparım, kızarım da; ama böyle değil. Yeri gelir çok sert eleştiririm; ama bir şeye yarayıp yaramayacağını düşünerek. Milli Gazete'yi okurum, benim için öenmlidir bu. Ama Milli Gazete'yi çok eleştiririm de. Bunlar, ayrımı Müslümanca bakış açısıyla yapılmayınca çok riskli olan şeyler.

Hakan Alkbayrak'tan bahsediyorsunuz ama Hakan Albayrak okuduğunuz belli değil.

Saadet Partisi'nde ve Milli Gazete'yi çıkaran ekipte bazı fosilleşmiş adamların olduğunu biliyoruz. Yani bunu bakınca anlıyoruz. Ama o camiada bunları bilen ve bunların böyle olmaması için çalışan gençler olduğunu da bilelim, Yusuf Kaplan tv5'ten çıkartıldığında ağlar gibi olan çok üzülen insanlar olduğunu; fakat bölücü değil yapıcı eleştiriyle bazı şeyleri değiştirmek gayesiyle doğru çalışmalarına devam eden insanlar olduğunu da bilelim. Çıkarsız çalışan.

İşte böyle çalışan ağbiler, ablalar işte böyle Serkan Tekin gibi eleştiri yapanları görünce hem üzülüyor hem de seviye düşüklüğünden dolayı gülümsüyorlar..

Eleştiri altında,İslami düşünceyi kundaklayalım!

Serkan Tekin, çirkin şeyler söylüyor,
Ali Düz bu çirkinliğinin yanlış olduğunu belirtmeye çalışırken dünya düzeninin ipini yutuyor.Başka bir çirkinlik.

Kendimden değil, üstadlardan alıntı yaparak yazayım ki, dikkate alınayım.

Milli Gazete'yi paçavra addetmek, Yusuf Genç'in ifadesiyle, "mütemadiyen bir alçaklığın tezahürüdür" İki lafı yanyana getirmeyi yazı yazmak,eleştiri yapmak,düşünce üretmek olduğunu zanneden zavallılara acımayalım,bırakalım düştükleri çukurda boğulsunlar.

İslami düşüncenin geleneği,temel yapısı,algı biçimi,süreci hakkında oturaklı iki laf edebilecek iki kişinin çıkabileceğine ihtimal veriyorum bu sitede. Ama herkes eleştirmen olmuş.

İslami kesimin Ertuğrul Özkök'leri oldukça çabuk yetişiyor.
Milli Gazete! Bu siteyi akıl edenlerden Allah razı olsun tabi,soralım onlara nasıl büyümüşler? Milli Gazete'yi okuyarak büyümemişlerse bir şey demeyeceğim.

Kimlik kaplanır diye yazar, seyyar satıcılarda, pvc falan filan... Acıdır ki, İslami kesimin Müslüman gençleri, okudukları ile kimliklerini kaplıyorlar. Kardeşim, Milli Gazete'ciyim, Saadet'çiyim. Söylendiği gibi de, Saadet Partisinin içinde fosiller falan yoktur,Ali Düz, hangi üst düzey görevde bulunmuş da bunu söylüyor? Bu zan değil midir? evet hem zandır, hem de bir yerlerden servis yapılan zehirli dolmayı yutmaktır.

Sıkıldım bunlardan artık, ilerleyin kardeşim.

Son söz olarak, Ali Düz'ün yazdıklarına kısmen katılabilirim. Ama Hakan abi Zaman'da yazmazdı[tersten namaz!] İsmet Özel'in ifadesiyle, "Zaman gazetesinde yazmak islam düşmanlığı değil de nedir?"

Müslüman gazeteleri tasnif edelim mi? Yoksa, "gazetenin dini mi olur" mu diyorsunuz.
Yeni Şafak, Zaman'ın bulunduğu küresel mevkie kaymıştır,ikisinin de bizimle işi olamaz.

Vakit Müslüman olmakla beraber, bu gün mesela Hükümet aldatmalarına gitmektedir.Yani başörtüsü meselesi oluyor, bütün suç cumhurbaşkanınınmış gibi yayın yapıyor,bu açık ahlaksızlığa rağmen Müslümanca yayın yapan gazetedir.diyelim.

Ne kaldı geriye? Kardeşim, eğilip bükülmeye gerek yok, Türkiye deki müslümanların kurtuluşu meclisten geçmiyor mu?[meclisi ele geçirmek değil:)] geçiyor,adam gibi yayın yapıyor. Neye rağmen, sürekli kösteklenmek istemesine rağmen.Burada Milli'yle ilgili yazılan yazıları aşağı yukarı biliyorsunuz,bütün bunlara rağmen,şık bir yayın yapıyor.Sürekli saadet partisinin yayınını yapıyormuş,ee başka parti mi var?

Son olarak birilerini milli gazeteye yakıştıramayan arkadaşlarla ilgili olarak, Abdullah gül isimli dışişleri zevatından ne farkınız var?

Seçim yaklaşıyor dostlar,bırakın boş konuşmaları. Türkiye çok önemli bir eşikten geçiyor.Herkes akrabalarını arasın oy istesin. başta Serkan Tekin.
Ali zaten yapar.

Anlamadan anlaşamayız

m. esad dağlı, demişsiniz ki, "Ali Düz bu çirkinliğin yanlış olduğunu belirtmeye çalışırken dünya düzeninin ipini tutuyor. Başka bir çirkinlik."

Bu ifadelerinizi açıklamanızı, kanıtlamanızı isterim. Yukarıdaki yorumum yıkıcılıkla yapıcılığı bizzat ayırmak için yapılmış bir yorum. Ve dünya düzeni o yorumdan rahatsız olur bence. Çirkinliğimin nerede olduğunu gösterirseniz, nerede bölücülük, seviyesizlik yaptığımı gösterirseniz ben de ona göre cevap veririm size. Ya da vermem.
Zehirli dolmayı yutmuşum ha.. m. esad dağlı anlamadan anlaşamayız.

Bu site hakkındaki yargınızda gereksiz ve boş bence.. üzerinde durmaya bile gerek yok.

"Ali düz hangi üst düzey görevde bulunmuş da bunu söylüyor".. bu da neyin nesi Allah aşkına, cevap vermekte tereddüt ediyorum. İlk önce basit mantık hatalarını yapmamamız lâzım ki, sonra düşüncenin alanında bulunabilelim.

"Hakan abi zamanda yazmazdı" demişsiniz, benim Zaman'da da yazar deyişimin sebebi Zaman gazetesi değil ki? İlk önce onu görmeniz lâzım. İsmet Özel'in alıntıladığınız sözü için de kaynak gösterin lütfen!!!

Yorumunuzda tuhaf çok şey var; ama uzatmaya gerek yok. Rahat olun ve arkasını doldurarak yazın bence, çünkü öyle olmazsa uzayıp giden yorumların kimseye faydası olmaz. İki kişi aramızda konuşmuş oluruz. Bundan kaçınalım!

Anlaşmak, arayış arzından kovulmamakla mümkün!

Zanndan kaçının diyor Rabbimiz, zira onun bir kısmı da haramdır melalinde.Yazıklarımı anlamadıysanız söyleyecek ne var? Size katılırım, anlamadan anlaşamayız. Önce ne dediğimi anlayın.

Çirkinlik dedim sadece. Bölücülük başka bir şeydir, seviyesizlik başka bir şey. Bilmeyenler tez elden mehmet doğan'ın büyük sözlüğüne başvursunlar.

Bir şey daha ekleyeyim; bir de çelişkiler yumağı söz konusu. Necip Fazıl'da mı söz ve aksiyon uyumu var? Necip Fazıl'ın sadece beş kitabını bile okumadığın gerçeğini söylemem canını acıtır mı? Üstelik, Bediüzzaman'da da uyum diye bir şeyin varlığından söz edemeyiz. Bu ikisi de çelişkili kişilerdir. Birisi ittihatçı diğeri zaten enterasan bir kişilik. bu iki ismin de ortak özelliği on yıl önce söyledikleriyle on yıl sonra söylediklerinin uyuşmazlığıdır. Şimdi buna karşı çıkarsın sen, muhtemel surette bir çok kişi karşı çıkacak. Neden mi? Çünkü genç İslamcılara bu ve bir kaç daha isim üstad diye servis yapıldı. Yanlış anlaşılmasın, ikisini de severim,dönemlerinde yaşasaydım çay ısmarlardım ikisine de...

Ben şunu söyledim: "Saadet partisinin içinde fosiller var", cümlesi çirkin bir cümledir. Ahlaksız bir cümledir. Bunu söyleyen, bu "fosil" diye tanımlanan kişilerin de kim oldukarını söylemeye mecburdur.Aksi halinin ne olduğunu söyleyeyim mi? Sadece,sunulan dolmayı yutmak değil [zan değil] aynı zamanda da iftira atmaktır.

Gelelim zaman gazetesine [tersten namaz], yol ustamız İsmet Özel'in birebir böyle bir yazılı ifadesi yoktur.Kendisinden şahsen işitilmiştir. Şahit isteyenlere göstermek mümkün. Kaldı ki, Hilmi Yavuz isimli [kendini şair zannediyor] şahısa veriği cevapta, bu meyanda bir cümlesi vardır. Söz konusu cevap sabah gazetesinde şimdi hatırlamadığım bir sayısında neşredilmiştir.Yeni gençlerin,bilhassa yazar olma hevesine kapılmış gençlerin baş ucu kaynağı, google'dan bulmak mümkün.bkz.

Son olarak, tekrar size katıldığımı ifade edeyim. Ne dediğimi anlayın, sonra benimle anlaşırsınız, emin olun.

Kalın sağlıcakla.

Perhiz ve Lahana Turşusu

Esad Dağlı,

önce yazılı kaynak gösterin.. bu ikisi de çelişkili kişilerdir diyebilmeniz için bütün eserlerini okumanız gerekir bu şahısların. Size burada küçük bir soru: Kaç bin sayfalık eser neşrettiniz şu ana kadar? Birini eleştirebilmenin yolu, en azından onun yazdıklarını okumakla başlar; sonrasında, en az birinci durum kadar elzem olan ikinci bir olgu da vardır ki, o da şudur: o kişinin okuduklarını okumak.

Sevgili dostum,

Siz başkalarının ağzıyla konuşuyorsunuz. Kendi düşünceleriniz yok ortada. Hiç kusura bakmayın ama bu sözler, genelde söyleyecek çok fazla sözü olmayan ve beylik laflarla idare edenlerin sözleri. Burada, onun, şunun, bunun müdafaasını yapmayınız zinhar..!

Bakın, belli dönemlere damgasını öyle ya da böyle damgasını vurmuş kişilerde tezat arayan siz, neler sarfetmişsiniz? Diyorsunuz ki: Zann'dan kaçının diyor Rabbimiz (önce diyor yerine buyuruyor kullanın, o bizim Rabbimiz). Hani sizin hüsn-ü zannınız? Zann'dan kaçınmayı önümüze koyan siz, sizden fersah fersah ilerde olan şahsiyetleri tenakuzla itham ediyorsunuz. Dikkatinizi çekerim, bu iki şahsiyet de merhumdur..! (Helallik alma ihtimalimiz yok)

Gelelim başka çarpıklıklara. Diyorsunuz ki: Ben şunu söyledim: "Saadet partisinin içinde fosiller var", cümlesi çirkin bir cümledir. Ahlaksız bir cümledir. Bunu söyleyen, bu "fosil" diye tanımlanan kişilerin de kim oldukarını söylemeye mecburdur.Aksi halinin ne olduğunu söyleyeyim mi? Sadece,sunulan dolmayı yutmak değil [zan değil] aynı zamanda da iftira atmaktır. Ne güzel.. Dayanak istiyorsunuz? Peki hani sizin dayanaklarınız? Ve, karşıdakini müfteri olmakla suçlayan siz, hangi kalıba girmektesiniz? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu, demezler mi sonra? Ne dersiniz?

Burada İsmet Özel propagandası, Hilmi Yavuz muhalifliği yapmanın lüzumu yok. Herkes, İsmet Özel'i de, Hilmi Yavuz'u da biliyor. Siz İsmet Özel'i göklere çıkarırken, başkaları pekala İsmet Özel'i hak ile yeksan edecek beyanatlar verebilir..

İstirhamım, ifadeleri titiz bir şekilde kullanmamız ve bir heykel işçisi titizliğiyle işlememiz. Yorumunuz maalesef objektiflikten uzaktır. Kör bir cepheden bakıyorsunuz olaylara. Daha sağlıklı yorumlarınızı beklediğimi ifade etmek isterim..

Selamlar..

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,/Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal Beyatlı

Turşu güzeldir, perhiz ise bizden değildir.

Şaka yapıyorum yiğidim. Diyor ki şair "hepimiz biraz mürteci değil miyiz?" bu düşünceye de yansıyor. Beni itham ettiğin şeyin aynısını bana yapmışsın yiğidim be.

Birincisi şu; ya ne dediğin farkında olamayacak kadar kendinde değilsin ya da maksat yerine gelsin babında, El Benna'ye söylenen sözün aynısı; "Maslahat!"

Evet cengaver arkadaşım, hem Said-i Kürdi'yi hem de N.F.K'yı okudum, şaşırdın mı yoksa?Bak hem, cem evini andıran soyadından bahsedip belden aşağı vurabilirdim, ama yapmayacağım.

o halde, hatalarını senin yüzüne vurmak gerekir. Aslında bu mesajı yazmamalıyım sana, zira bizim tartıştığımız mesele hakkında en ufak bir fikrin bile yok, sadece benim yazdıklarımı kötü bulmuşsun. Ali Düz kardeşimdir benim, yakinen tanışırız, hatta her hafta muhakkak görüşürüz,ama biz burada fikirsel bir şölen verme derdindeyiz. Fikirlerimizi tartıştırıyoruz, hamdolsun. Diğer arkadaşlarda öyle.

Kendisine cevap yazdığıım bütün arkadaşların, bir kısmını beğenmesem bile fikirleriyle tartışıyoruz. Ama sende bir şey göremiyoruz. Bu nasıl turşudur? Turşuyu severim bu arada. Perhize ve rejime karşıyım. Rejime de karşıyım. İsyankar falan. Bir şeye dikkat ediyorsan fikri olmayan sana fikir belirtmiyorum. Ama turşu iyidir.
Severim.

Cahillik işte... Himmet gerek..

Evet sizi eleştiriyorum, hakkınızda su-i zan'da bulunduğum da elhak doğrudur. Ama argümanlarınız, üste bir an önce çıkmam nev'inden. Necip Fazıl'ı da, Said-i Kürdi'yi okuduğunuza dair bir cevap yazacağınıza hiç şüphem yoktu... Ali ile tanışmanız beni pek alakadar etmiyor. Beni ön yargılı, bağnaz düşünceleriniz alakadar ediyor. Ve gıybete varacak kadar hamakat ve hamaset kokan düşünceleriniz.

Yazdıklarımın çok farkındayım. Cahil olduğumu, hatta zır cahil olduğumu itiraf ediyorum. Ama ya zır bağnaz olanlar? Ben de Said Nursi okurum. Hem de çok. Necip Fazıl da. Onlara subjektif yanaşmam, onlardan azami istifade edebilmek için. Ama at gözlüğüyle değil. Bu, İsmet Özel için de geçerlidir. İ.Ö'nün tezatları var veya yok, onu da burada aşikar etmem asla. Ondan da kapacağım birşeyler vardır. Ama ondan kapacaklarım N.F.K ve Said Nursi yanında bir hiç kalır. Pandora'nın kutusu açılmadan kapanmalı bence..

Bana cevap vermeme hakkınızı neden kullanmadınız mesele hakkında fikir sahibi olmadığımı düşünüyorsanız?

Son olarak şunu yazayım: Saldırılarak üste çıkılmaz. Medenilere galebe ikna iledir, icbar ile değildir muhterem.. Bunu da Said-i Kürdi demiş..!

Baki selamlar..

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,/Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal Beyatlı

Sevgili M. Esad Dağlı kardeşim

Hiç kimse kimseyi arayış arzından kovmuyor. Ali Düz 'ünde sizi kovmak gibi bir gayreti olduğunu sanmıyorum. Anlaşalım diyor; ki sende böyle söylüyorsun ve bende bu öneriye ve sizlere inanıyorum. Gel anlaşalım o zaman. Sizden kabul ederseniz bir ricam olacak. Hazır, bizler için ileri sayılabilecek bir bilgiye sahip olduğunuz tarafımızdanda fark edilmişken, ister misiniz bir blog altında, daha derinlemesine bu bilgiyi bizimle paylaşsanız; Necip Fazıl ve Said Nursi' ye ilişkin sizin görüşlerinizden de faydalansak ve sevgili Ali Düz kardeşimiz de '' fosil '' olarak tanımladığı düşünceye ( düşünce diyorum çünkü biliyorum ki Ali'nin o kimselerin kişilikleri ile bir problemi yoktur) ilişkin fikirlerini daha kapsamlı olarak ifade ederek hepimizin tartışabileceği, bilgilenebileceği bir platforma taşısak konuyu. Amacımız anlaşmaksa gelin bunu açık biçimde ortaya koyma gayreti içine girelim.

Şimdi sen de biliyorsun ki ismi zikredilen insanlar buradaki başka birileri için önemli. Ve sadece bunu, bu böyledir biçiminde ifade edersek alınacaklardır haklı olarak; ama düşünsel çelişkileri varsa ve sen bunları görmüşsen ve paylaşırsan sanıyorum bundan bilhassa bu insanlar istifade edecekler ve size teşekkür edeceklerdir. Aynı biçimde, Ali'nin yapacağı çalışmada berikiler için faydalı olacaktır. Tabi bunu yapmak isterseniz,bizler için durum her halükarda edilgen biçimde bunun nerede ve nasıl sonlanacağını beklemekten öte pek bir anlam ifade etmeyecektir açıkçası. Hem insanların fikirlerinin tartışılmasından daha doğal birşey olamaz; hele de yaşlarınız göz önüne alındığında bu sizler için öğrenebilmeniz bakımından elzemdir. Bizler içinde, iki seçenek var: ya, biz bunları aştık küstahlığı ile size kızacağız; yahut, bak şu gençlere, daha önce bakmadığımız yerde ne güzellikler farketmişler diyebileceğiz ki, bundan her halükarda islami harekete doğal olarak mensup müslümanlar faydalanacaklardır. Tabi birde amacımız bağcıyı dövmek değilse koşulunuda ilave etmeliyim. Bunu, siz bağcıyı dövmek için yazıyorsunuz demek için söylemedim; eğer polemik biçiminde devam ederseniz, anlıycamki amacınız bağcıyı dövmekmiş demek için..

Selamünaleyküm

m. esad dağlı..

m. esad dağlı.. açıkçası senin görüştüğüm esad dağlı olup olmadığın konusunda epey tereddüt ettim. Dostum bu yorumları senin yerine oradan başka birileri mi yazıyor? Nedir bunlar yav? Bir sürü tuhaf şey kardeşim. Zandan bahsederken su-i zanda bulunmalar filan. Hem Türkçe açısından tutarsızlıklar hem sadece ilk mantık açısından tutarsızlıklar, hem cevap vermeden soru sormalar filan..

Kardeşim, Necip fazıl ve Bediüzzaman gibi üstatlar hakkında söz söyleyecek biri olmadığını gösteriyorsun sadece. Buna çok kızdım özellikle, bana küfür et istersen önemli değil ama büyüklerden bahsederken dur biraz! Bir de orada benimle ilgili bir zanda bulunuyorsun. Bu üstatları doğru düzgün okumadığın belli. Ama iddiada bulunmaktan çekinmiyorsun. Daha geçtiğimiz hafta kendisine sarıldığım, kardeşim Allah'a emanet ol, dediğim esad'a benzemiyorsun. Bak yazdığın pek çok şeye cevap bile vermiyorum, daha yorumlarımı doğru düzgün okumadın ya da anlamak istemiyorsun. Yorumları okuyanlar yanlış anlamasın diye yazıyorum bu yorumu da. Seninle görüşüyor olmamız bu fikirlerine katıldığım anlamına hiç gelmez! Burak Cem'in doğru açıklamalarına verdiğin cevaplar da şaşırtıcı.

Ben konuyu daha ilk yorumumdan beri fazla kişiselleştirmeden konuşmaya çalışıyorum. Hakan Albayrak'ı nasıl anladığımı son hareketini nasıl karşıladığımı ve bazılarının Milli Gazete'yi eleştirme hastalığına kapılmasını nasıl yerdiğimi görürsen konuyu genel bir perspektifte konuşmak istediğimi anlarsın.

İsmet Özel bahsinde söylediklerin de garip. İ. Özel'in Sabah gazetesindeki açıklamasını biliyorum; ama senin ifaden başka! Ha İsmet Özel öyle bir söz söylediyse de söylemiştir, beni şaşırtır sadece ve şu an Almanya'da kendisi, gelince ulaşır sorarım, tam senin ifade ettiğin gibi mi demiş.

Necip Fazıl ve Bediüzzaman bahsinde de senin bu insanları önce oturup anlamanı salık veriyorum. Pes yani.

Ali Düz kişisel-düzeysiz tartışmaların içinde fazla kalmaz, böyle şeylere malzeme olmaz. Ali'nin üzerinden kimseye yumruk atılmaz. Ulan 6 ayda bir gözlüğün numarasını niye yükseltiyoruz lan!

Kardeşim kendi sözünü üret, onu konuş. Başkasının ağzıyla yazıyorsun sanki. "Fikirleri tartışıyoruz," diyorsun ama böyle olmaz bu iş. Seninki daha çok fikirsiz öfke gibi bir şey.

Uzatmak istemiyorum. Herkes hakkını helal etsin, sen de uzatma.

O lâf bana gelmişti...

Çirkin şeyler söylemişim sayın partizan. Senin gibi partizan olan Yusuf Genç de o sözü bana söylemişti. Çokça yazmıştık da.

Bu yorumda var anlatılmak istenen şeyler.

Ben oyumu Ak Parti'ye vereceğim inş.

"...şimdi tûfan başladı..."

Beynimizden sökülen dişlerin yerine yenisi bitmeyecek.

Yapacak bir şey yok, sayın Tekin. Yusuf Genç'i okuyoruz ama belirttiğin gibi bir partizanlığına şahit olmadık gazetede. Hatta bildiğim kadarıyla -ki takip ederim kendisini- henüz saadet partisi diye bir cümle kurmamıştır.

Neyse konumuz bu değil. Konumuz, maksat muhabbet nevinde cevap yetiştirmektir. Bir nevi polenik yapmak.[biliyorum m ile]

Anayasanın bize bağışladığı [ki bunu üstadımız efendimiz Molla Kasım hz.lerine sormak icap eder] özgürlüğe göre, herkes istediği partiye oy vermekte serbesttir. Söz temsil, Jerfi QAZAQ, çiğ köfte partisine oy vermeyi vaad etmiştir. [Bendeniz Cemalettin Uzan'a vereceğim,zira cemaat.com yazarlarına maaş bağlayacakmış,öyle bir söylenti var] Pekala siz de efenim, Adalet ve Kalkınma Partisine oy verebilirsiniz,bu normaldir. Hatta Jerfi QAZAQ ın düşüncesiyle sizin düşüncesizliğiniz birebir uyuşmaktadır. Söz temsil, Cumhuriyet Halk Partisine de verebilirsiniz, insanın kimliği, kişiliği ve sair bir takım özellikleri boşsa istediğini yapabilir.

Ama cemaat.com'dan vakit bulur da bakarsan Irak'ta öldürülenleri bir izle...

''.....şimdi tufan başladı.....''

ismet özel
erbain -partizan

Umudunun ayak seslerini okşuyoruz, yavrum.
Kuşandığımız
bu alkol kokusu bize ne getirdi ki!
ÇIKSAM
gök
şarlayarak devrilse ardımdan
-ölürsek bir partizan gibi ölmeliydik-
yürüsem parçalanmış bir ceset tazeliğinde
yürüsem beynimde kıpkızıl bir serinlik
sonra denizler devirebilirim dudaklarımdan
sonra aşk, sonra dirlik: partizan.

M.Es'ad DAĞLI

Altına da Üstüne de...

Selamlar,

Kaotik bir ortamın arasında bir el de ben ateş edeyim. Ama kurusıkı..

Kısa ve öz yazacağım; yazacağım çok şey olmasına karşın..

Sevgili Ali Düz kardeşim, yazdıklarının altına da üstüne de imzamı atıyorum. Haa, ben kimim ki böyle bir tabir 'imza atmak' tabirini kullanıyorum. Ama içimden geldi. Takdir babında imzamı atıyorum. Yapıcı eleştiri dediğin aşağı yukarı böyle olmalı. Gerek şiirlere, gerekse şiir dışında yaptığın eleştirilere göz atıyorum ve beğenerek okuyorum Ali kardeşim. Eyvallah var olasın...

"Eleştirmek, topluluğun ortasında birinin gözünü çıkarmaya çalışmak değil, o gözün nasıl daha güzel görüneceğini uygun ifadelerle anlatmakla olur..

Selam ve muhabbetlerimle..

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,/Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal Beyatlı

Tebrikler Ali DÜZ'e..

Gerçekten şu başlık altında yazılan en kaliteli ve gerçekleri en çok gören yazıyı yazmıştır bence Ali kardeşimiz. Şu konu açıldığından beri beklediğim cevap buydu kim yazacak diye bekleyedururken sahneye Ali Düz çıktı ve imzayı attı. Yüreğine, zamanına ve kalemine sağlık kardeşim.

"Rabbim kainatın efendisine biat etmiş bu ümmeti tek yürekmiş gibi atan zaman bize de görmeyi nasib eder inşaAllah."

haddim olmadan!

sormak istiyorum; Ali Düz ve Ali Düz'ü tebrik eden Ömer Akbaş hangi partiye oy verecek?

Açıkça söyleyebilirler mi? Yoksa söyleyebilmek değil, söylemem diyerek yüksek balkonlardan mı konuşacaklar.

öyleyse onlara;

Günter Grass'ın İsmet Özel çevirisindeki şiirini okumalarını salık veririm.

"Güçsüz,yedeğinde bir gitar"

Oyum Çiğköfte Partisine!

Haydi bana da sor bu soruyu sayın Dağlı? Şimdii Hakan Albayrak Yeni Şafak'a geçti diye kıyameti kopardınız? Hoş kıyameti Hakan Albayrak Milli Gazete'den bir ay evvel ayrıldığında niye koparmadınız anlamadım doğrusu.

Gelinen noktada ennihayet sordunuz kaçınımaz soruyu bittabi alacaksınız cevabı.

"Siz hangi partiye oy vereceksiniz he.. hadi bakalım.. hadi söylesenize.. heee hadi.. söyle hadi.. hadi.. hadi..."

Hoş bana sormadınız ama cevaplayayım; ben çiğköfte partisine oy verecem.

Nasıl hoşunuza gitmedi de mi. Ya AK PARTİ deseydim? Peki ya BBP? Hadi geçelim başka parti adı verelim.. ne olacak?

Aslında biliyor musunuz doğrusu şu bu sefer de oy vermeyeceğim ben.

Mesela ben sütümü ve yoğurdumu BİM'den alIyorum. Bİm'in ortakalrının AK PARTİ ile yakınlıkları var. Eyvah ne olacak Yandı gülüm keten helva.. Yılalrın QAZAQ' ını koyun şimdi kapının önüne. Öyle mi?Ben senin yediğin yoğurttan, senin içtiğin sütten, senin tereyağından, senin zeytinyağından, senin helvandan, senin sakızından, senin suyundan kullanmak zorunda mıyım?

Sen hangi yoldan yürüyorsun Ali Düz bakalım? Bak yanlış yoldasın işte gördün mü? Doğru yola gel imana gel imana!

- Evin nerede?
- Şurada?
- cık cık cık
- Noldu be esad abi?
- Olmadı gurban
- Niye abi noldu?
- Ordan bize bi tene bilem oy çıkmadı geçen seçimlerde.
- Oyy anam pıffff.. yandık.. yakalandık abimize... ne zeki bu adam da he!

Akşam görüştüğümüz dostlarımız ailecek Saadet Partili. Ama evveli gece Ak Partili arkadaşlarla biraradaydık. Ne olacak yani. Kemal Bey'in kendisi oy vermez, oğlu Saadetlidir, eşi AK Partili ne olacak yani? Bizim Hanım oy vermedi, annesi AK Parti dedi. Ne yapacam ben bunlarla hadi söylesene sayın dağlı.

Ne alakası var yahu?

M. Esad Dağlı Hakan Albayrak'dan yola çıkarak mevzuyu nasıl buaraya getirdiniz hayret doğrusu.

Bu ne partizanlık be. Yazıklar olsun. Yapmayın Allah'ınızın aşkına bunu yahu.

Değer verdiğim insanlardan Ahmet Tekdal'ın bir sözü vardı 80 sonrası seçimleri sırasında;

"Siyasete ilgisiz kalmak mevziyi muarızlara terketmektir" derdi.

Ama görünen o ki sizin siyasete ilgi gösterenleriniz muarızlarmış be abi. Muarızdan siyasetçi mi olur be Ahmet Abi?

Getir olum bulguru, eti, isotu.. başlasın bizim partimiz. Soframız geniştir ha. Nereye oy verdiğinizi de sormayız biz. Buyrun buyrun...

Gereği üzerine yoruma edit: Malzemeyi araştırdık tablo şu;

Et Şalvarlı Kasap'tan. Adları Şalvarlı ama partilerini bulamadık henüz

İsot Urfa'dan.. temin edenler belediye seçimlerinde Refahlı İ. Halil Çelik'e iki dönem oy vermişler, sonra Refahlı bölünme sonrası Saadetli Ahmet Bahçıvan demişler şimdi ise AK Parti adayına oy vermişler.. vaziyet karışık.

Bulgur Malatya'dan.. Malatya daha bir karışık.. Özal döneminden Anap sonra Refah demişler sonra sırasıyla Mhp, Ak Parti.. vaziyet karışık..

Tuz Billur Tuz.. sahipleri nere oy vermiş bilemedik.

Su şebekeden.. İski yani.. eyvah AK Parti suyu bu..

nasıl edek bilemedim valla:))

Jerfi QAZAQ'ın şık olmayan yorumuna...

Jerfi QAZAQ'ın hiç şık olmayan yorumuna pek şık olmayan bir beyanattır.

Şöyle ki; kendisi Dağlı kardeşin başkasına sorduğu sorunun üzerine Cüneyt Arkın'ın, düşmanının üzerine atladığı çeviklikle atlamıştır. Ee diyenler için tafsilat yapmayalım,bizde de naçizane bu hiç şık olmayan yoruma eğilme zarureti hasıl olmuştur.

Hazır Molla Kasım üstad da aramızda iken söyleyeyim. Jerfi QAZAQ ismiyle arzı endam eden,değerli kardeşim; ikili konuşma beyanında bulunmuşsun. Ve fakat bu konuşmalarda sayın Dağlı'ya düzgün olmayan bir Türkçe'yi uygun görmüşsün. Üstelik kelimelerin kötü olmasından bahsetmeyeceğim zira kurmaya çalıştığın mantık zaten kötü. Neden mi?

Parti ile parti arasındaki ayrımı bilemeyecek kadar, dünyamızdan habersizdir de onun için. İnceden espri ile karışık sofra kuran bu arkadaşımız, yıllardır ezilen Müslüman Türk milletinin kurtuluş çaresini sanatsal etkinliklerle mi açımlamaktadır?

Tuhaf ve bir o kadar ürkütücü!

Zeki Müren'de bizi görecek mi?

Dağlı'nın yazdıkları yukarıda, benim ona cevabım da yukarıda...

Ve işte büyük an! Sıkı durun!

Yıllardır ezilen Müslüman Türk milletinin kurtuluş çaresini elinde bulunduran mus'ab abdullah'ın da yorumu yukarıda.

Bir sorum daha olacaktı da sayın okur;

Zeki Müren'de bizi görecek mi?

Başka sorum yok hakim bey! Sanık sizindir!:))

Top mermisi, kör testere, defalarca boyanmış çaput parçalar

Yukarıdak İ.Özel şiiri şu dizeyle devam ediyor;

"sıkıştırdık günlerimiz arasına ki serazat kahkahalar atabilelim.
yapmacıktan nefretimiz sebep olsun kavgamıza"

Aslında şaka yapıyordum tüm yorumlarımda, zira sizin de şaka yaptığınızı düşünüyordum. Ama işin renginin öyle olmadığını gördüm, üzülerek.

İmdi, içinde yaşadığımız yüzyıl, sebepsiz kahkahaların değer bulduğu bir yüzyıldır.Bütün ahlaki değerlerin espri konusu yapıldığı şu zamanda, türkiye'nin en rezil adamlarından birinin cümlesini alıntılaman canını acıtmıyorsa bilemem, ama şu fani cemaat ortamında üç adam çıkarsa belki biri de bu QAZAQ'dır diye baktığımdan ötürü benim canımı acıtır.

Zeki Müren'i görmek çok kolay,emin olun. Nasıl yaşadığından ihtimalle şu an nerede bulunduğunu çıkarabiliriz. Görmek istiyorsanız da yapmanız gereken bellidir.

Kaldı ki, "Zeki Müren'de bizi görecek mi?" sorusu, bir soytarının dillendirdiği soru olarak, bir isteğe işaret etmektedir.

Ben derim ki, niyetiniz Hz. Ebubekir'le görüşmek olsun.
Hem Hz Ebubekir de laik değildi.

Lütfen bir şeylere dair, içinizde kaygı taşıyan cümleler varsa, cevabınızı baş tacı etmek üzere beklerim, yok eğer bana bu sefer de "Mükremin Çıtır" dan aforizmalarla gelecekseniz, lütfen cevap beklemeyiniz.

Hürmetle...

Mal Beyanı

Aşağıdaki satırları mus'ab abdullah kişisinin artık yorumuma cevap vermeyeceği taahhüdünün verdiği inanılmaz rahatlıkla kaleme alıyorum. :)

"Şaka yapıyordum..." ifadesi oldukça yerinde bir ifadedir sizin açınızdan. Siz şaka yapıyorsunuz ama ben mizah yapıyorum.

"Jerfi QAZAQ'ın hiç şık olmayan yorumuna pek şık olmayan bir beyanattır" cümleniz şaka ise eğer bunun doğrusu nedir? Benim de yorumum şıktır sizin ki de öylemi? Hayır Sizinkisi şıksa benimkisi şık değilidir. Benimkisi şıksa sizinkisi değildir. Sizinkisi şakadır benimkisi değildir.

Bir sonraki paragrafta yer alan cümlelerin hepsi için yine aynı tetkikleri yaparak aynı sonuçlara ulaşmamız mümkündür.

Parti ile parti arasındaki ayrımı bilemeyecek kadar dünyanızdan habersizim ben demek ki. Bu bir şaka mıdır? Yani önümüzdkei seçimlerde oy pusulalarında Çiğköfte Partisi diye parti yer almayacak mı gerçekten? Lütfen oy kullanmaya gidecek olan arkadaşlar önümüzdeki Kasım ayında bi zahmet buraya bir not düşsünler...

Doğrusu canınızın acmış olması ifadenize şaşırdım. Ben sizin canınızı acıtmak için yapmadım bunu. Bu hoş bir latifeydi. Şaka değildi. Canınınızı acıtmak isteseydim eğer daha farklı şeyleri yazmaya dair yeteneğim mevcut idi o dakikalarda bu da biline. Ama maksat can acıtmak değil hoş bir latifeyle mevzuyu getirdiğiniz noktanın absürdlüğüne atıfta bulunmaktı.

Zeki Müren'i görme mevzuuna gelince.. Hz. Ebubekir'i niye görmek istemiyon da Zeki Müren'i görmek istiyorsun be kardeşim serzenişi arkasından gelen onun gibi ol ki onun ne durumda olduğunu anla çağrısına ise emin olun sadece ve sadece acı acı gülebiliyorum. Zeki Müren'in bulunduğu terazinin diğer kefesine Hz. Ebubekir'i yerleştiren zihniyet terazisini değiştirerek gelmeli cemaat okurunun huzuruna.

Mükremin Çıtır cümlesi inanın aklıma geldi ama korkuyorum ki onun karşısına hemen sahabe-i kiramdan bir zatı koyuvereceksiniz. Üzüleceğim..

Cevap beklemiyorum sizden.. Gerek de yok. Kumaş belli.. Mal belli.

Mal deyince hemen başka yerlere çekme olur mu? Mal ifadesini de kendi terazinle tartmaya kalkma. Senin terazinde malın karşılığı pek bir hoş değil biliyorum.

Kelimelerimiz mallarımız değilse nelerimizdir?

Son olsun;

Siz şaka yapıyordunuz ben mizah.. Siz ciddileştiniz görünen o ki değişen pek bir şey yok. Ama ben mizaha devam ediyorum. Mizahla izaha devam ediyorum. Ahı bol bir mizahla...

Allah ellerinizi bırakmasın!

akıllı olun. dağıtırım burayı.

Qazaq mısın nesin? Sen ne hakla, ne hadle, Musab Abdullah'ın birinci sınıf yorumlarına, nefis fikirlerine, efsane mantık düzlemine laf yetiştirebilirsin? Sen de hiç oranlama gücü yok mu? Senin zeka düzeyin, Musab Abdullah'ın düzeyiyle bir mi?

Ben seni zaten hep takip ediyorum. İşin gücün, insanlarla dalga geçmek. Bana bak efendi. "Seni de sigaya çeker bir molla kasım" gelir demişlerdir.

Zaten, "oy vermeyen", demokratik bilinci gelişmemiş bir vatandaşsın. Kendin ifade ediyorsun bunu. Böylesi gelişmemiş biri iken, Musab Abdullah gibi bir arkadaşımıza, Müslüman-Türk milletinin kurtuluşunu işaret eden bu önemli şahsiyete nasıl dikleniyorsun? Haddini bil efendi.

aradan çıkaralım bunları

Geçenlerde sadece Tarık Tufan için epeyce kıyamet koparıldı. Ben size ispiyonlayayım alayını. Hazır yeri gelmişken lütfen bi kaç sille de Bugün gastesinde Aykut Işıklar'la aynı gastede yani, yazan İsmail Kılıçarslan ve Yusuf Armağan'da atalım. Mustafa abi, İsmail Reis ile Yusuf paşa kominist olmuş. İnfazını istiyorum.

he bide İbrahim Paşalı var, ama o sonraki mevzu. cıbıldak karıları akşama kadar tv de oynatmanın hesabını verecek değil mi eninde sonunda....

tebrikler

Tebrik ederim bu hassasiyetiniz bir çok insana örnek olmalı bence.Burda bir çok insan eleştiri yaparken nefsiyle hareket ediyor. Sanırım buna dikkat etmek hususunda ,bir müslüman olarak çok toyuz.İnşallah öğrenmeden gitmeyiz buralardan.Her faturanın 'islami duruş' a kesilmesinden rahatsız olan biri olarak, böyle bir yorum yaptığım için özür dilerim; ama söz konusu olan dindar medya.

Yeni Şafak'ta Ne Değişti?

Hatırladığım kadarıyla Hakan Albayrak, Hakanalbayrakvârî tavrını kuşanarak Yeni Şafak'taki liberalleşme dalgasına postasını koyup ayrılmıştı.
Benim takip edebildiğim kadarıyla Yeni Şafak'taki bu liberal eğilim derinleşerek devam etti. Artık magazin haberleri de veren ve haftalık eklerinde gözlemlenen magazin endişesi yogunluğu, okurken insanı kasan bir renkte çıkıyor bu gazete.
Ebubekir Sifil gibi nitelikli adamların yazmaya devam ettiği Milli Gazete'den neden ayrıldığını doğrusu ben de merak ettim. Bundan da öte şimdi Hakan abiye sormalı: Yeni Şafak'ta değişen ne ki tekrar oraya döndün?
Ebubekir Sifil ve İbrahim Tenekeci gibi isimler yazmaya devam ettikçe orada biz o gazeteyi okumaya devam edeceğiz.
Mehmet Gündem'in hazırladığı haftalık magazinvari ekleri olan Yenişafak'ınız sizin olsun.
Selametle...

Hakan abi, bizi diskoya götür!

Hakan Albayrak, "bir de halifemiz olsa ne biçim olurdu" cümlesini duyduğumuz adamdı. Değerlerimizi açıkça savunduğu, dile getirdiği için onu baş tacı etmiştik. "Doğduğu yerden geçen yük trenlerini" unutmuşa benziyor şimdilerde. Telefonda artık karşımıza hep başkası çıkıyor, hz ali'yle görüşemiyoruz bile.

Yeni Şafak, evimize sokmayacağımız bir gazetedir[gazetelerden özür diliyorum gazete dediğim için] farkı fiyatı falan değil, muzır neşriyattır. Hakan abinin Yeni Şafak'ta yazması, bir mevzinin daha kaybedilmesi demektir. Hakan abi, Yeni Şafak'tan niye ayrıldı, şu an niye başladı tekrar? Sorun paraysa, aramızda toplardık. Şaka değil, gülmeyin.

Üzülüyoruz, ne diyeyim. Yıllar önceydi, Hakan abi, bir kaç kişiyle pendik mgv ilçe merkezine gelmişti.Gerçek Hayat'ı çıkaracaklardı. demişti ki; "dergimizde islamcı olmayan yazamayacak". Sonraları çok kişi yazdı, örnek isteyenlere Nuray Mert.

Böyle bir şey midir, Hakan abinin Şafak'a geçmesi. Üstelik tadı tuzu da kalmadı Şafak'ın, Ahmet Kekeç de bıraktıktan sonra.

Son bir şey daha, Esra kardeş yazmış, aynı şeyi ben de söylüyorum, tanıdığım bir çok kişi de; "Ortaokulda akit okuyorduk, elhamdülillah sonraları bıraktık"

Bir tekrar daha "Hakan abiye rağmen "Abi bi yeni Şafak demeyiz"
Allah hayır etsin ne diyelim.

hakan albayrak ve disko ?

"hakan abi bizi diskoya götür..." mü ?

"Tek ol hatta ayrıl kop atak yap Mevlana dıştan gel...”
diyen mantıktan hareketle yazıldı galiba; keşke bu lafzınızın altını da doldursaydınız...

galiba sevmelerin şekli değişiyor...

gardaş, nasıl?

Şimdi biz bu hakan albayrak denen gardaşı, ocaktan tanırız la. sonradan gomanist olduysa onu bilemem. infazı da yaparım icap ederse. Şimdi en son Milli Gazeteyi yer sofrasında okuduydum gardaş biliyon mu? Çok acı çektik çünkü biz. O zaman ocağın gazetesiydi. Bu yeni şafağı da en son, üzüm konan kesakağında okudum gardaş. bu gazete de gomanistlerin elindeymiş. vurak mı la?

Milli Görüş: Neler oluyor bize ?

Milli görüş camiasını şoke eden bir hareket yapmış Hakan Albayrak. Bu MGV'cilere acıyorum doğrusu, sen islamla tanışmasına vesile ol, İslami hareketi birlikte paylaş, bi yerlere gel, ondan sonra adam seni bıraksın ve başka bir yere gidiversin.

Olacak iş mi bu?

Olur efendiler olur...

İş bu hareket metodunuz yanlışsa ve bunu Hakan Albayrak kavrayınca yapacağı iş "zararın neresinden dönersem AKP" diyerek, bana göre bir yanlıştan başka bir yanlışa geçmek oldu. Vakit'e geçseydi doğru yolu buldu derdim :)

Hakan Abi Dı Volstrıyt Cörnıl'da Yazsana!

Şaşkınım...

Olanca hızıyla akan trafikteki gürültülü araç taifesinin hemen yanıbaşındaki su birikintisinden su içmeye çalışan serçe ne kadar şaşkınsa o kadar şaşkınım.. bir o kadar da tedirgin.

Oysaki o su birikintisinde bir evvelki güneşli pazar ikindisinde banyosunu alan serçeler kadar sakin, huzurlu ve mutlu olmayı dilerdim.

Serçe, su birikintisi bir yana trafiğin de canı cehenneme...

Hakan Albayrak'ın Yeni Şafak'ta yazacak olması değil beni şaşkına çeviren. Hakan'ın Milli Gazete gibi bir irşad merkezinden ayrılıp da Yeni Şafak'ta yazmaya başlamasının akabinde sözümona Milli Gazete okurunun hezeyanına şaşkınım.

(Yoksa şaşırmamalı mıydım?... Bilemiyorum ki Mustafa Kalıntürk kardeş)

Dikkatinizi celbettiyse -ki sözümona Milli Gazete okurunun mutlaka ilgisini çektiğimden eminim- sözümona Milli Gazete okurunun hezeyanından bahsettim yukarıda. Sözümona deyişim şundandır; Hakan Albayrak'ın Milli Gazete okurundan yazdığı yazılar dolayımında herhangi bir şekilde olumlu/olumsuz bir tepki almadığını ahanda şuraya adımı yazarcasına yazıyorum.

Hakan'a tepki veren, düşüncelerini Hakan'a açan, onunla aynı heyecanı yaşayan okur ne yazık ki başka yerlerden beslenen okurdur. Hakan Milli Gazete'de yazmaktaydı evet, lakin yazıları başka mecralarda karşılık bulmaktaydı. Hakan Albayrak'ın yazılarının yazdığı zaman farkında olamayan güruh Hakan Albayrak kendisini ifade etme imkanına, en azından Milli Gazete'den daha fazla kavuşacağı Yeni Şafak'a geçince kıyamet koptu. Hakan'ın yazdıklarıyla değil Milli Görüş'ün saflarında ne kadar sıkıca ve sadıkça el bağladığıyla ilgili olmalı bu güruh ki şimdi basıyor feveranı. Heyhat boşa...

Hakan Albayrak'ın fikirlerini önemseyen ve onun fikirlerinin yanlışlığını gerektiğinde kendisine söylemeyi becerebilenler ise onun yazılarını, haber7 den, 8 sütundan, gerçek hayattan, cemaat.com dan okuyanlardır. Asıl paylaşım/tepki/eleştiri bu taraftan geliyor.

Baskın size bir örnek vereyim;

Şurada yer alan yazı Hakan Albayrak'a karşı Haber 7 sitesinde girişilen bir linç kalkışmasına mukabil sitemizde yer alan bir eleştiri yazısı var. Hakan Albayrak o tarihlerde Milli Gazete'de yazmakta... Molla Kasım amcamız kalkmış yazmış yazısını. Peki altında kimlerin yorumu var? Hemen bakalım... Bakalım ki burada gürültü yapan kalabalıktan orada kimselere rastlayacak mıyız bir görelim.

Kani Çınar var -Kani Çınar Yeni Şafak haberinde de var ve bildiğim kadarıyla Kani Çınar Milli Gazete okuru değil-

Gülsüm Yıldız var -Gülsüm Yıldız ne kadar Milli Görüş'çüdür bilmiyorum :)-

Elif İdgü'yü gördüm -Elif Hanım Hakan Albayrak'ın Yeni Şafak'a geçişine acaip sinirlenmiş midir bilemiyorum-

Yusuf Armağan var -O da zaten yoldan çıkmış bir zavallı.. nerden mi biliyorum kendisi Milli Görüş'ün olmayan bir gazetede yazıyor da oradan biliyorum; Bugün'de.. amanın o da ne o tarihlerde ki yorumunda Milli Gazete'den alıntı yapmış. Ama nasıl olur?-

Alacakaptan var -cümle alem bilir ki Alacakaptan Milli Görüşçü değildir.. Yoksa değiştin mi Ulvi abi :).. aksine Milli Görüşçü abiler onu pek de sevmezler-

Ayhan Demir'i görüyorum. -Ayhan kardeşim de o yazının altındaki yorumda Hakan'ı desteklediğini ifade etmiştir. Ancak asıl ifadelendirmeye çalıştığı şey Alacakaptan'ı Saadet Partisi Gençlik Komisyonuna davet etmekti.. etti de. Davete kabul de almış ama sonrası? Sonrası yok... Bu kadar!-

Jerfi QAZAQ var -bendeniz yine duramamış kalemimizi kuşanmış Milli Gazete'nin hasbi okuru olmamıza rağmen Hakan'ın yanında yer almış-

Ve Eslem Münekkid var -Münekkid kardeş sen Milli Görüşten misin yoksa milin kaymış görüşten mi? Hangisi?-

Görüldüğü gibi sayın okur burada gürültü çıkaran güruhun esamesi yok orada. Hakan'ın yanında yer almayı bırak, kendi yazarlarıyla alakalı olarak herhangi bir şeyi ifade etmeyi de zul görmüşler.

Başka bir örneğe geçelim isterseniz;

Şurada da Kani Çınar kardeşimiz Hakan'ın yeni çıkan kitaplarını tanıtmış. Altında kimlerin yorumu var hemen bakalım. F. Mehmet Tiyanşan, Molla Kasım, Halil Erdem - tahminimce yorum alayındaki tek Milli Görüşçü-, Aişe Meryem, Medine Doğan, Tekin Karagöz, İhsan Can - kendisiyle ilgili bir fikrim yok maalesef- ve Yusuf Söyler... Nerde o hasbi Milli Gazete okuru? Ben bulamadım.

Haydi hemen başkabir örneğe geçelim;

Hakan'ın hapse düştüğü zamana dair bir yazı.. Bulun bakalım kendi isminizi orada ey güruh...

Bunlar önemli değil.

Bugüne kadar kendisini Milli Görüş gömleğiyle tanıtmamış olan Cemaat.com'da "Hakan Albayrak" ismini tarattığınızda tam 209 sonuçla karşılaşıyorsunuz. Milli Gazete okuruna duyurulur. Ve Hakan'dan mevzu edenlerin çoğunluğu kendisini sanırım Milli Görüş'çüyüm diye tanıtmaz. Daha geniş bakar hadiseye, ittihad-ı islamcıyım der, ümmetçiyim der, herkes bendendir der, ben herkesdenim der, Müslümanlardanım diyenlerden daha güzel sözlükim vardır falan der.. tıpkı Hakan Albayrak gibi.

Şimdi soruyorum sayın güruh;

Hakan Albayrak Yeni Şafak'a geçince ne oldu?

Fikirleri mi değişti?

Fikirlerinin değiştiğini daha yazmadan nasıl anlayabildiniz? Siz gönül gözüyle bakanlardan mısınız? Yoksa bulunduğunuz mevki size bu özelliği mi veriyor?

Yeni Şafak'ta yazan diğer yazarlar da hayatı kayan cenahtan mıdır?

Örneğin;

Akif Emre, Yusuf Kaplan, Gökhan Özcan, Mehmet Şeker, Fehmi Koru, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Dücane Cündioğlu, Selahattin Yusuf, İbrahim Karagül de mi hayatı kayık taifedendir? Yav tabloya bak he bu tablodaki isimlerden önemli bir kısmı daha evvel Milli Gazete'de çalışmış isimler. Tutunamayanlardan... Allah affetsin abileri, ablaları.

Söylenesi çok şey var...

Lakin kısa keselim.

Ama diyeceğim o ki; Milli Gazete'nin hasbi okuru olduğunu söyleyerek Hakan'ı daha okumayacağını ya da Hakan'ı yazdığı gazeteyi daha almayacağını söyleyenler okumasınlar zaten Hakan Albayrak'ı. Hakan Albayrak sizin gibi tepkisiz ve mevzuları kendi dar zaviyelerinden değerlenirenlerden kaçtı Yeni Şafak'a...

Ya Hakan Abi Dı Volstrıyt Cörnıl'da yazsana be abi.. Bırak şu la gazetta döla Yeni Şafak'ı Allah aşkına. Nasılsa Milli Gazete'den ayrılınca kaydı şirazen bi kere :)

Ümmete selam, yola devam...

Misal: Nuh'un gemisi...

Nuh'un gemisinden inenler ya da atılanlar.... Bu nasıl bir mantık, anlamak, kabul etmek, hoşgörmek mümkün değil. Bir zamanlar Şevki Yılmaz da aynı mantığın baş aktörlerindendi. Ama şimdi kendisi de gemiden inmek zorunda kaldı.

Bu gemi o kadar büyüktür ki lütfen zanlarınızla gemiyi küçültmeye kalkmayınız zira bu fanatik bakışla ancak kendinizi küçültmüş olursunuz.

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"

Abartma Sırrı!!!

Biz biraz "sevdim mi tam severim, ölümüne" ciyiz işte... H.Albayrak..Evet, mübarek olsun yenişafak'a geçmiş. Ben de AGU nun dedigine katılıyorum açıkcaası.. Şiir yazardı bir aralar:) ama bir aralarda sıkışıp kaldı şairliği...

ve tabii ki yazarlığı şairliğinden önce geliyor... albayrak'ın yazılarını gerçek hayat'tan takip ediyorum...

doğrusu üslubu çok sert... astığı astık kestiği kestik yazılar kaleme alıyor...
hele üç beş ay önce gerçek hayat ta öyle acayip şeyler yazmıştı ki sormayın gitsin... che ile İsma'ı ya da chavez ile İsmacılar el ele gibisinden yaveler savurmuştu hem de kapaktan... chavez i destekleyici bir dolu şey yazmıştı...tamam, anladık adam abd ye kafa tutuyor ama, müslüman bir haksızın yanından kaçıp da bir başka haksıza zalime sığınır mı? zalim her yerde zalimdir, velev ki bush un karşısında yer alsın... chavez in bush karşıtı olması İslama sıcak baktığı anlamına gelmez -ki chavez in inancının ne olduğu bellidir...

sadece bu değil mevzu... eleştirinin yapıcı olanı yönlendirici olanı makbuldür; yıkıcı olanı değil...
ne bileyim ben h.a. yazılarını okudukta kendimi harp meydanında falan zannediyorum...
h.a. gerçek hayat'ta başyazar oldu zaten, şimdi de hayfanın üç dört günü yeni şafak'ta yazacak. Allah yardımcısı olsun, işi zor...

yeni şafak gazetesini de takip ediyorum, okuyorum... yani albayrak bir yenilik getirir mi
bence hayır...
yeni şafak bocalayıp duruyor zaten...
____________________________________________
Hoşca bak zatına kim zübde-yi alemsin sen
Merdum-u dide-yi ekvan olan ademsin sen

Bu topraklara dair duyduğumuz derin kaygının yansımasıdır!

Yazdığımız şeylere şaşırmış arkadaşlar. Bize şaşkınlık bağışlayanın terminolojisi kundaklanıyor,beyinlerimizin ırzına geçiliyor, böyle bir ortamda "hepimiz müslüman değil miyiz" şarlatanlığıyla sesler yükseliyor, ben de buna şaşırıyorum.

Çok mevzi kaybettik arkadaşlar, çok yenildik yetmez mi? Küresel sistemin aşağılık bir oyunu bu. Neden mi bahsediyorum? Hakan abi Şafak'a neden geçti bilinmez, ama kendisine hak vereceğimiz tek yer, ekonomik sıkıntılardan kaynaklanan yer değiştirmedir. Yani Şafak, Hakan abiye iyi para vermiştir, gitsin,yazsın, okuyalım. Bu yer değiştirmenin tek ahlaklı kapısı budur.Çoluğu cocuğu var,ailesi var. Başka bir şey varsa, Hakan abiyi de şafak'la beraber değerlendiririz. Evet bu ayrı bir şey.

Bir şey daha var ki, kardeşim buna kimse itiraz etmesin. Yeni Şafak, Çengiz Çandar'a köşe kaptırdığı gün, bitmiş bir gazete parçasıdır.Hadi hamasi konuşmayalım, gazetedir. Müslümanlarla işi kalmamıştır. En azından aklı başında Müslümanlarla. Kaldı ki, daha yeni Ahmet Kekeç üstada kazık[ifade için af buyurun] attılar. Kimse çıkıp da "tek Müslüman gazete, Milli Gazete'mi" deme salaklığını göstermesin.

Bu toprakların sulandırılması kimsenin canını acıtmıyor mu? Heyhat! Bu ne körlüktür. İsmini şimdi hatırlamadığım bir kardeş, "bu mgv'cilere acıyorum" tarzında bir laf etmiş,biz de şairden aldığımız dizeyle diyelim ki; "Yalnız arayan bilir acımasını" ne demek istemediğimi anlamadıysanız, hiç konuşmayalım.

Sonra üstad İsmet Özel'in bir dizesine yer vereyim[şu mgv'cilere bak, adam gazetelerini bıraktı, onlar hala onu bırakmadı]

"Yalnız doğurandır doğruyu bulan" üzerine söz söyleyelim mi? Eylemdir doğru olan arkadaşlar.

Son olarak Hakan abinin bu şiiri, Hakan abinin Şafak'a geçmesine üzülen herkes için gelsin.

Hepsine erbakan'ı anlattım
liseli aşklarım, yavrularım, canlarım benim
bir leopart tankına atlayıp savaşa girdim
hey kızlar dedim benim Yeni Devir'de yazılarım çıkıyor
kolay lokma değilim
liseli aşklarım, canlarım, yavrularım benim
hepsine erbakan'ı anlattım
iyi ettim.

Kelime yanlışı yapmış olabilirim,bu kadarını hatırlayabildim.

Yeni Milli Şafak Gazetesi

Tamam peki anladık, yeni şafak emperyalizm bekçisi.

Peki, tamam. Yeni Şafak iktidarın pis yalakacısı.

Anladık yav tamam. Yeni Şafak gün geçtikçe magazinleşen bi gazete. Çünkü küreselleşen dünyada ancak bu şekilde ayakta kalabileceğine inanıyor Albayraklar şirketi. Gazetenin bağlı olduğu holdinge yani Albayrak Holding'e Albayrak soyadlı bi yazar alınmış. Olay bu kadar basit(!)

Yani size ne kardeşim yazar'ın kişisel tercihlerinden, Hakan Albayrak'ın buradaki yazıları okuyup aman ben ne kötü yapmışım demesini mi arzuluyorsunuz ? Belki geri döner ha :) Yoksa size malolmuş bir isim midir Hakan Albayrak ?

Milli Gazete nedir peki, Milli Gazete'yi Milli Görüşçü olmayanın alıp okuduğuna şahit olmadım. Eğer gazete bedava gelmiyorsa tabi ki...
Eğer bir yerde Milli Gazete görüyorsak onun Milli Görüşçü olduğunu anlamak zor değil. Ama Vakit gazetesi öyle değil. Renk vermiyor. Hatta Yeni Şafak'ın yazar kadrosu kendi ideolojisiyle çok zıtlaşmadıkça -Ahmet Kekeç gibi- aykırı seslere izin veriyor. Bunu görebiliyor muyuz Milli Gazete'de...

Albayrak ve Gazete...

Efendim, öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki ben "Milli Gazete" abonesiyim. Babam ve hatta dedem de bu gazeteye aboneydi ben çocukken. Ben nasıl gazeteden M.Şevket EYGİ'yi, İbrahim TENEKECİ'yi, Hüseyin AKIN'ı, Yusuf GENÇ'i takip ediyorsam Hakan abiyi de aynı samimiyetle okuyordum.

Milli Gazete'den ayrıldı diye onu dava! düşmanı olarak nasıl nitelendirebilirim??? Hakan abi ümmet için bulunmaz bir nimettir. Abimiz'dir.

Sonuçta Gerçek Hayat'a da aboneyim ve son sayıdan itibaren orta sayfada yazmaya başladığı için gerçekten çok seviniyorum.

Aynı şey Tarık TUFAN için de yazılmadı mı "Bugün" de yazmaya başladığı için? Aynı tepkiler ona da verilmedi mi bu sitede?

Hakan ALBAYRAK aynı Hakan ALBAYRAK ve ben onu internetten de olsa takip etmeye devam edeceğim.

Buradaki Milli Görüşçü arkadaşlara da itidalli davranmalarını tavsiye ederim.

Melike S.Aydın kardeşime cevaptır!

eyvallah, kardeşim.
güzel dedin.haklısın.Hakan Abimiz Zaman'da yazmadığı sürece istediği yerde yazsın biz de internetten de olsa okuruz.

Esad Dağlı kardeşime cevaptır!

Sayın m.esad dağlı,

Yazdıklarınıza bir müslüman olarak üzüldüm. Ali Düz kardeşimin yazdığı "Hangi fırsatta nasıl eleştiri" yorumunu okumanızı salıklarım. Okuduysanız, bir daha okumanızı tavsiye ederim. O yorum üzerine, bu yazdıklarınıza diyecek sözüm olmaz. Kendi kişisel düşüncelerinizdir. Tefrika derdi bu gidişle biz müslümanları çok daha gerer!!!

Baki selamlar..

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,/Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal Beyatlı

Bir de ben konuşayım!

Hakan Albayrak'ın Yeni Şafak'a gitmesi, tartışmaları ciddi bir meydan muharebesine döndü. "Göz gözü görmüyor bir ihtilal mı var" diyor ya Orhan Baba,onun gibi bir şey söz konusu olan.

Acizane benim de bu kuyuda bir taşım olsun dedim. Hakan Abinin gitmesi hiç bir şey değildir. Severiz kendisini, abimizdir sapıtmadığı müddetçe. Ancak sayın Dağlı kardeşimin Yeni Şafak'la ilgili söylediklerinin hem altına hem üstüne hem de bulursam yanına yöresine imzamı atarım. Sadece bu da değil elbette. Zaman gazetesi yorumu da gerçekten mükemmel. Evet bence de zaman gazetesinde yazmak vatan hainliğidir.

Yalnız Dağlı kardeşin yanıldığı yer, bir insan gazete değiştirdi diye kimlik de değiştirmiş olmaz, burasıdır.

Allah hayr etsin diyelim.

Bakarsınız bu çılgın adam Yeni Şafak'ı da adam gibi bir çehreye sokar, toparlar, aklını başını getirttirir.

Emin olun yapabilir.

tüfeğimi yağlayıp harbileyip asmıştım

ah canlarım, cevelanlarım bir bardak suda fırtına koparanlarım, sevgili evladlarım... şu yaptığınız işe bir bakınız hele. tüfeğimi yağlayıp harbileyip asmıştım bana tekrar çıkarttırıyorsunuz. oldu mu şimdi bu? yakıştı mı yaptığınız?

meseleye direkt dalalım aziz vatandaşlarım.

hakan albayrak cevelanım milli'deki yazı hayatına noktalı virgül atıp daha önce de yazdığı yeni şafak'a dönmüş. adam zaten irtica, hem de ayaklısından. dönebilir. ne var bunda? kaşlarının arasından öprüğüm hakan evladım yeni şafak'ta yazmaya başlayınca hakan zalbayrak mı olacak? yine bildiğiniz sıkı adamınız, mahallenizin harbi delikanlısı olacak. mükremin çıtır bile delikanlılığı hakana bakarak yazıyor be cevelanlarım. alıp da mevzuyu "dağ başını duman almış, neden yazarsın yeni şafak'ta"ya getirmek yakışıyor mu size?

ben mollanız derim ki, ister alın yeni şafak'ı ister almayın; ister benim gibi "sıkı kullanılanlar"dan milli yerine yeni şafak ekleyin ister 3 - 5 adet birden abone olun canınız ne istiyorsa onu yapınız ya hu!... lakin bu içi boş tartışmanın ne hakana bir yararı olacaktır ne de bendenizin padişahlığına. anlayın bunu...

zeyldir: bendeniz bazı cevelanlarımın "bugün" namlı gastede yazmalarına dahi cevaz vermekteyimdir. gelip elimi öpmeden, yüksek ve ali m