Mahallemizin bıçkın delikanlılarının büyüdüğü ve meydanları haleflerinin doldurmaya geciktiği bir zamanda, ellerinde görüntü olsun diye kitaplar taşıyan apartman çocukları türedi içimizde. Bunlar, beslenme zincirinin en altında bulunan (mutualist) ve Kılark olarak adlandırılan bir klandılar.
Kendine özgü (?) bir hayat stili belirleyip mantar gibi türediler yanı başımızda. İşte size Kılark’ların birkaç özelliği: Kendi klanlarının arasında farklı bir dili kullanırlar, kelimeler tanıdık gelse de sizlere, böylesine bir telaffuzla ilk defa karşılaşmışınızdır. Yüzlerini sizlere döndüklerinde, sizi daha yumuşatılmış bir dil beklemektedir. Bir Kılark’ın ilk beş cümlesi ile hangi yabancı dillere aşina olduğunu hemencecik anlarsınız. Sözlüklerine bir kelime eklemeye görsünler hemencecik cümle kurmak isterler. Anlamı, yeri ve zamanı çokta fark etmez aslında. Aman! Kılark işte deyip kafa sallar geçersiniz….
Her şeyi takip ederler; gündem, siyaset, sanat, sinema, dünya, borsa, futbol… Aklınıza gelebilecek her şey. Çıkınlarında her konu ile alakadar vurucu bir iki cümleleri vardır. Düello edasıyla aniden çekiverir cümlelerini ve sizi vurur, bu hareketi ile tüm dikkatleri üzerine çeker. Sizse anlatacaklarınızın yanınızda kalan kısmı ile gerisin geri dönersiniz.
Laf ebeliğini ve kelime oyunlarını çok severler. Muğlak ifadeleri, bir de tevilleri ile yapacaklarını tahmin bile edemezsiniz. Konuşma akışını bozsa dahi, yolda gelirken okudukları kitabın en alakasız bölümlerinden örnek vermekten çekinmezler. Çünkü bir Kılark için en önemli öğe görselliktir. Birkaç kitap okuyup hemen kaleme sarılırlar. Toplumların gidişatlarını birkaç cümle ile değiştirebilecekleri sanrılarından bir ömür kurtulamazlar. İlham kuraklıklarını ise bazen yaz günü bir atkı takarak, bazen pahalı saatlerini sağ kollarına takıp poz keserek, bazen de adını bile ilk duydukları bir dergiyi parasızlıktan üşümüş bir kahve eşliğinde okuyarak kurtulurlar.
Kendi klanlarının ortak beğenileri dışında çok zor beğenirler aksi gibi de çok çabuk kabul görmek isterler…
İşte bu klan mağrur tavırlarla mahallemizde volta atıp, kahkahalara boğulurken, bir nesil önceki mahallemizin ağır ağabeylerine “ya sabır!” çektirir oldu. Kurtların kocamasına gerek kalmadan ev bark sahibi olmaları dahi maskara olmalarına yetiyor. Bu tablo karşısında hicap ediyor, kabullenilmemiş bir milleti bağrımıza basmaktan iğreti duyuyor ve hijyene önem verdiğimizden arka sokaklardan dolaşıp, hiçbir Kılark’a bulaşmamış olmadan eve gelmiş olmanın az da olsa huzurunu içimizde taşıyoruz.
Kılark’lara karşı direnişi göğüsleyecek yurdumun yeni nesil bağrı açık delikanlılarına selam olsun…
Yorumlar
ah o havalı çocuklar
Salı, 26/12/2006 - 12:41 — Fethi SERHATselamdan sonra,
ah o havalı çocuklar... yanlarından geçerken bile zangır zangır titremeye müheyya idik bizler...
onlar kaf dağında sultan bizler düz ovada amele...
onlar masalları katlederek aykızları zaptetmekle sarhoş bizler buğday derdindeki keloğlanlar...
onlar uzak yıldızların ateşi bizler sönmüş volkanların artığı...
onlar herşeyin en iyisi bizler herşeyin en kötüsü...
güneş onlar için doğar bizim için batar.
evet ne diyordu KUTLU NEBİ dostuna "İstemez misin ya Ömer! Dünya onların ahiret bizim olsun..."
sadakte...
selam üzerine olsun Halbarad ne de güzel demişsin...
____________________________________________
Hoşca bak zatına kim zübde-yi alemsin sen
Merdum-u dide-yi ekvan olan ademsin sen