renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Ebabil Edebiyat Geldi

EBABİL YAYINLARINDAN YENİ KİTAPLAR YENİ DİZİLER

İkrar

BARBAR SENFONİ MESELESİZ ŞİİRE KARŞI

Ali K. Metin’in üçüncü şiir kitabı Barbar Senfoni, Ebabil Yayınları şiir dizisinin ilk kitabı olarak çıktı.

Şiirini hayatımızın ve insanımızın temel meseleleri üzerine kuran Ali K. Metin, konuşma dilini rafine bir lirizm üzerinden işletmeye bu kitabında da devam ediyor. Önceki kitaplarından farklı olarak bu kitabında anti-kapitalist, anti-emperyalist bir tavrı öne çıkarıyor.

Barbar Senfoni’yle şiirini hayatın gür ırmaklarında yüzdüren Metin, barbarlığı zulme karşı çıkmak bağlamında kavramsallaştırarak “ben”i “biz”de, bizi bende arıyor.

İKRAR

2004 yılında Dergâh’ta peş peşe yayımlanan şiirleriyle dikkatleri üzerine çeken Zeynep Arkan’ın ilk kitabı İkrar, Ebabil Yayınları şiir dizisinden çıktı. Konuşma dilini kendine özgü bir romantizmle işleten Arkan hareketli ve rahat bir dile sahip.

Şiirinin kalitesiyle genç kuşak şairler içinde öne çıkmayı başaran Arkan’ın hayattan beslenen, rol yapmaya tenezzül etmeyen şiiri, sahiciliğini sürekli ve dikkatli bir şekilde koruyor. Dil oyunları diyebileceğimiz yetenek gösterisinde de, ironi yoluyla zekâsını konuştururken de şiirini zaafa uğratacak yapaylıklardan uzak durmayı başarıyor.

Zeynep Arkan’ın şiir potansiyelinin belgesi niteliğindeki İkrar, günümüz şiiri adına bir kazanç olarak öne çıkıyor.

SAĞLAM ŞİİR

Osman Özbahçe’nin günümüz şiirini yakından okumaya tâbi tutan yazıları Sağlam Şiir’de toplandı. Ebabil Yayınları eleştiri dizisinin ilk kitabı olarak çıkan Sağlam Şiir, tartışma açıcı değerlendirmeler içeriyor.

Günümüz şiirindeki güçsüzlüğün sebeplerine yoğunlaşan kitabında Özbahçe, şiirimizi yoldan çıkarmaya dönük manipülatif tavırları ters yüz etmeye çalışıyor. Bilhassa günümüz şiiri üzerinde duran yazar, edebiyat ortamındaki şiir algılarına ve pratiklerine ilişkin cesur ve uyarıcı eleştirilerde bulunuyor. Meselesiz bir şiirin itibar göremeyeceğini ileri süren Özbahçe, eleştirel cesaretin ve açık sözlülüğün ne anlama geldiğini okuyucuya bir kere daha hatırlatıyor.

DAĞITIM: NOBEL YAYIN DAĞITIM

ebabiledebiyat@hotmail.com
ebabiledebiyat@yahoo.com

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Zeynep Arkan'a Dikkat

Evvela Ebabil'den gelen bu üç güzel kitabı selamlıyor, emeği geçen arkadaşları tebrik ediyorum.

Bilenler bilir, bilmeyenlere de merak etmek yakışır: Zeynep Arkan diye bir şair var. 1975'li. 2000 sonrası boy gösteren bir şair Arkan. Şiirleri Heves'te, Dergâh'ta falan çıktı çoğunlukla. Şimdi kitabıyla karşımızda. Yani bir şiir toplamıyla. Son yıllarda dergilerde yayımladığı şiirlerle dikkatimi çeken iki kadın şairden biri Arkan. Öbürü de, ilk şiir kitabı (Taburcu) önümüzdeki günlerde Şûle'den çıkacak olan Ayşe Sevim.

Arslanbenzer'in yıllığına da aldığı bir Arkan şiirini tadımlık olarak alıyorum buraya:

Harikalar Trajedisi

-İpek ve Böceği Ortak Yapım Gururla Sunar-

I.

Bir şans daha der insan, bir şans daha
Vermeli her tomurcuğa
Böylece adı anılmaz olur solan ne varsa

Biz Nejat ile Selma
Biz gelince yan yana iki e ve iki a
Kurgu ve gerçek dünyanın ne kadarıysa
Hepsinden daha fazla biz

Biz kazanan ve kaybeden
Hep sevdadan yana yolumuzda yana yana
O sağ ben selamet hepimiz
Toptan Allaha emanetiz

Daha güzel olamazdık anınca
Daha güzel göremezdik görünce
Daha güzel güzel güzel efsane!
Daha iyi olsaydı her şey keşke
İyi nedir Nejat sen söyle

İyi bir sondur Selma senin gibi benim gibi
Hazırlar hepimizi senin gibi benim gibi
Ölüme giden insanı alıştırarak hayata
Aşka bulayarak yatıştırır senin gibi benim gibi

İçime doğan ise olacak olan
Hiçbir son iyi olmaz
Kış gelmeden üşümez insan
Böyle düz söylerim ateş olsam
Suyu almadan külümü savuramam

Öyle değil Selma üzülme ben giderim sessiz
Gidecek hep bir yer var mıdır sensiz
Gözünde dilsiz olup kalınca sözsüz
Ağulu bal bulunca içelim itirazsız

Ne desem boş biliyorsun zayıf tarafımı
Gördün en karanlık anımda ikrarımı
Teslim olmak gerekir böyle kadere
Bir ele tutunamazsa insan hayatın değeri nerede

Selma benimsen inançla yüzüme bak
Sana bir okyanusun dibini vaat edebilirim
Hiç balık görmesen delirirsin söyle gördün mü
Bir balığın sırtını parlak, beyaz, ince deri
Öyle çok balık gördüm, öyle büyük vurdum bazen
Aklımda hep sen vardın

II.
hey gözleri doğuştan sürmeli aşk
sürmeni kim milledi?

Şimdilerim senin, küçük ellerde bulduğunla
Bir ömürden aldığın bir doğum günü sadece
Eğer doğmuşsam seninle ölüm niye gelmesin
Ama sakın gelmesin önümüzde göl varsa
Hatırla hani o sesleri çingene neşesinde
Ne gülmüştüm çok seninle Nejat hatırla

Selma, sen olman güzel olman ikisi birden olman yetmez
Ay, güneş, güneş sistemi, evren ve evrenin kısa sonsuzluğu da
İnceliğin yetmez, kesen en inceliğin, senliğinin son haddi
Beni kesmez elbet bileklerini ve en son nefesini versen

Nejat, hastayım ben çok hasta
Seni düşündükçe kalbim daha fazla
Şöyle olmuş mesela sen karşımda
Tıraş olmuşsun saçların üç numara rahat olmuşsun
Gelmiş yüzünde üç ben yan yana
Şiir daha güzel olabilir mi bundan sonra

Selma, bir el versen şu omzuma genişlerim
Alır giderim seni başka diyarlara
Dünya nerde biz nerde haydi okyanuslara
Neden inanmayalım şu akılla her şeyin olacağına

Nejat sen de benim kadar inansaydın rüyaya
İnansaydın kavlime, görseydin uyanınca yine süreni
Uyandırdıysam seni benimle gör diye
Kandığı ne varsa insanın yine kendiyle
Selma, sana Selma diyorum geçmişin tüm diliyle
Sildiğin her şeyi seninle boyuyorum
Güzelsin diye değil sensin diye değil ikisi birdensin diye değil
Sarışınları toplasak üstüne esmer ve kumralları
Kadın kahramanları ve kahraman kadınları

Nejat seni buldum ya beni buldun ya
Kıyamet gelir mi de hıyanet gelir mi
Gelir mi yedi yıl kıt kanaat evlere bereket
Gelir mi memelere süt kara gecelere rahmet

Bitmez içimizin bu neşesi gitmez
Ne olursa olsun ya kıyamet ya hıyanet
Gelecek olan gelir ama bitmeyecek içimizde
Olanın olmuşluğu, gören gözün görmüşlüğü
İkrarı bitmeyecek dilin, kalbin dediği bitmez

III.
görüntü görüntüyü ses sesi yer
S. Karakoç

Nejat bu sabah erken söktü şafak
Horoz öttü beni üç kez inkar ettin
İkrarımı tekrar ettim beni üç kez inkar
Ettin dinimi imanımı dilimi dimağımı tekrar
Tekrar tekrar tekrar ettim
Allahımı aşkımın farzını müstehabı
Belledim sevabımı sevdim günahımı
Tekrar ettim inkarını ancak sabah ettim

Yazıyorsam anlayarak ağıdın sonrasını
Anlamanın sonrasını affetmenin öncesinde
Delmediğimiz dağları geçmenin ağırında
Düşeyazdım şiirle doğrulunca hafiften
Su öne akar dedim yazdım
Diriysen bil bunları Sevgili ölü’ye yazdım.

AGU

ilk defa bir şiiri;

ilk defa bir şiiri; "bitsede kurtulsak" diyerek okudum sayın userin.....:)))
"eddai"

Ne Mutlu

Ne mutlu o zaman size. Bakınız, bitirmişsiniz de altına yorum bile girmişsiniz.

AGU

birgün birileri de

birgün birileri de "ayşegül genç'e dikkat" deyip şiir kitabımın altına yorum yazarsa.. ve biriside çıkıp
"bitsede kurtulsak diyerek okudum" diye yorum düşerse o gün benim çok şey yaptığımı düşündüğüm ama
hiçbirşey yapmamış olduğumu anladığım gün olur... ne GAM!

"eddai"

/Selma benimsen inançla

/Selma benimsen inançla yüzüme bak
Sana bir okyanusun dibini vaat edebilirim
Hiç balık görmesen delirirsin söyle gördün mü
Bir balığın sırtını parlak, beyaz, ince deri
Öyle çok balık gördüm, öyle büyük vurdum bazen
Aklımda hep sen vardın/

Bu sese dikkat edin! Sırf bunu söylemesi yeterli benim için şairin. Bu ses Sezai Karakoç'un damarından besleniyor.

"There is no good or bad; its just a thought that makes things good or bad!"
-İyi yada kötü yoktur; şeyleri iyi veya kötü yapan düşüncedir.-
William Shakespeare

Zeynep Arkan'a dikkat-2

Zeynep Arkan'ın ilk kitabı çıktı: "İkrar". Hayırlı olsun. Zeynep Arkan'ın şiirlerini takip ediyorum. Dergâh, Kökler ve Heves'te yayımladı sanırım şiirlerinin çoğunu. Gayet güzel şiirler. Aslında onu tanıtmaya gerek yok. Nitelikli şiirin takipçileri dergileri takip etmiş ve görmüştür. Şiirinin özelliklerini yazmakla da okumayanların dikkati pek değişmez sanırım; o hâlde ne yapalım, ben de bir şiirini alıntılayayım, hâlâ Zeynep Arkan'ı merak etmemiş olanlar meraklansın artık.

Aslında bir şiirin "tümünü" böyle yoruma alıntılamak işini sevmiyorum ben. Şiiri ayağa getirmek gibi tuhaf bir hâl hissediyorum; ama bu seferlik olsun bari tabularımızı yıkalım; Dergâh'ın 195. sayısı, "Kalbini Ferah Tut" şiiri:

"sana kinim vardır elbet senden başka kimim var
kimim kimsem yok değil kesilmedi zürriyetim
kesilmedi hiç nefesim koştumsa da ateşle
su olsun diye yazdım bana kimler sus desin
konuşan özneyim işte isteyenin mezarına tüküren
kin kimi öldürürmüş belki yaşarız böylece
kahpenin dümeniyle yaşamanın seyrinde
namerde mert der miyiz ölsek onun yerine

beleş bir iş değil beni kendine düşman edişin
bu cüreti sevmişsin pahasını bilmeden
bilmemek bilmekten iyidir hani
kıymetin bilinsin diye seçtiğin
üstüme elbiseler biçtiğin kan ve terden
uymadı üzerime söküldü teyellerim
beni gördüğün kadardı gözlerin
gördüğün kadar değil dünya ve içindekiler
bu faslı ağırdan geçelim

sana ne verebilirim kinimden başka
ey kendini ele verdikçe acıkan yenilgi
ey doğruluğun eksik cümlesi
ey cümbür ey cemaat ey bir hatip cümlesinde
körler sağırlar meclisinde cümlenize ey
ey demeyi kes nereye gitsen bu belaya musallat
o korkunç pençesinde açlığın

harcı alem bıraktığın kalbini merak edersen
götürüp Londra'nın ortasına bıraktım
ne bülbül ne çocukluk ne keder."

zaten dikkat ediyorduk. hayırlı olsun

Arkan'ın şiirlerini buldukça okurum.

Kendine mahsus, romantizme karışmış, ironiyle başı hoş, kendini okutan bir edası var.

Hayırlı olsun ilk kitabı. Hayırlısı olsun.

Yazgıç'ın Barbar Senfoni ve İkrar Değerlendirmesi

Suavi Kemal Yazgıç Milli Gazete'deki köşesinde bugün Ebabil'in iki kitabını ele almış. Okumak isteyenler tıklasın.

AGU

Barbar senfoni-İkrar-Sağlam şiir

hayırlı olsun;
önce osman ve ali k.metin hocalara, sonra zeynep arkan'a.
Vadi'ye bir aralık uğrayıp Kökler'in nadide kalemlerinden imza alma vaktidir.

üç beş kelam edeyim bu vesileyle...

bu camiada bir "genç şair" lafzıdır sürüp gidiyor.
anlayamıyorum.
bir şair pekâlâ 60'ında hâlâ şiir yazıyorsa o gençtir; heyecan'dır, ne bileyim dibine kadar romans'tır. vs.
20'sinde kaleminin ucunu sürekli kıran ve bir türlü şiir "yazamayan"lar olacağı / olduğu gibi.

ne ki kafa kağıdı 70 ve 80;
hatta 85 arası olup da beyaz zemine hakkını vererek yazanlar gün geçtikçe artıyor. şiirimiz adına yanağımızda gamzeler açarcasına sevinmeli.
ama kum olanın kim, sel olanın kim olacağını zaman belirleyecek.
bugün gördüğüm(üz) bu.

misal,
bugün bir ismi daha keşfetti gönül:
"zafer yalçınpınar"
ve sadece bir mısranın peşine düştü(m) kendisiyle yakından tanış olmak içün:

"her şeyin bir sonu yoktur..."

ve sitesine girdim,
bir şiirinden bir mısra daha:
"yan odada uyuyordu, bir tütsü gibi…"

yalnız, üzüldüğüm bir husus vardı;
o da serdar koçak'ın en sevmediğim şiirini sitesinde yayınlamasıydı.
hoş, serdar koçak'ın şiirine bir türlü ısınamasam da...

zafer yalçınpınar nezdinde mavi / pembe cüzdanı "henüz" olanların bazılarının trenleri kaymak gibi akarken, bir müddet sonra "ağabeyler"inin her yazdığını evlerine buyur etmeleri ve en nihayet "anlamsızlığa" yelken açmaları şiirimiz adına üzücü bir sonuç doğuruyor...ilhan berk'i sevindirmenin ötesinde bir çaba değil bu arayışlar-uğraşılar...

şahsen bu kalem,
bu yanlıştan son anda dönmüştür.
özeleştiri yapacak olur isem,
3-4 sene önce hece'den serbest şiire adım attığım vakit,
kısa, hatta tek kelimelik mısralar yazmağa ve bir süre sonra kendimin de anlamadığı imgeler yığınına imza attığımı gördüm.
Allah'tan şimdi biraz daha iyiyim.
şairlerine teşekkür eder gönül.

zeynep arkan'dan önce benim başka kadın şairlerim olduğundan değinemeyeceğim bu isme.
ama dikkat ! dendi; edelim bakalım...

türkçe, sana kurban olayım

"Zafer Yalçınpınar nezdinde mavi / pembe cüzdanı "henüz" olanların bazılarının trenleri kaymak gibi akarken, bir müddet sonra "ağabeyler"inin her yazdığını evlerine buyur etmeleri ve en nihayet "anlamsızlığa" yelken açmaları şiirimiz adına üzücü bir sonuç doğuruyor."

Emre Şimşek. Allah lillah aşkına söyle de bilelim be abi. Sen ne dedin yukarıdaki cümlede? Bu nasıl bir Türkçe? Sen bu Türkçe ile mi şairsin?

Peki şu ne demek: "Zeynep Arkan'dan önce benim başka kadın şairlerim olduğundan değinemeyeceğim bu isme."

Yahu sayın Şimşek! Kusura bakma; bunu kötü niyetle söylemiyorum. Kimse sana, "yahu Emre; bu kötü, anlatım bozukluğu dolu Türkçe ile alabileceğin bir mesafe yok. Zira dil, düşüncenin bizatihi kendisidir" demedi mi?

"Şiirimiz adına yanağımızda gamzeler açarcasına sevinmeli"; "dibine kadar romans." Bunlar ne?

Romans ne demek biliyor musun Allah aşkına? Bak yazayım da öğren. İspanyolca kökenli bu kelime
"1.Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü / 2.Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış, genellikle kıt'alar biçiminde beste" anlamlarına gelmektedir. Eee, sen şimdi ne dedin "dibine kadar romans" derken?

Emre Şimşek. "Şair"lik pek çok başka meziyetin öncesinde "şiir yazdığın dili bilmek" gibi hayati önemde bir özelliği gerektirir.

Bunları sen şimdi, "İsmail Kılıçarslan bana çakmış" duygusuyla okuyacaksın ihtimal. Ama değil. Vallahi de değil, billahi de değil. Belki bir faydam olur diye yazıyorum. Bak ne güzel, Osman Özbahçe'yi falan tanıyormuşsun. Onlardan rica et. Ne bileyim. Peyami Safa, Tanpınar, Kemal Tahir falan oku. Geliştir şu Türkçeni biraz. Böyle olmaz.

Selam ve dua.

yorumun meali...

bu eleştiriyi teşhir eder gibi yorumumun altına değil de,
bir dost gibi özelime mail yoluyle yazsaydın ve ben de düzeltseydim alınmazdım.

belirteyim:
"henüz" ifadesini bilinçli kullandım.
"henüz" derken ki kastım "yeni"dir.
yorumlarımı da şiirsel bir havada yazdığımdan olmalı.
yani bu ifade bir şiirimde geçseydi bu kadar tepki vereceğini sanmıyorum.
"cüzdanı henüz olanlar..." mesela.

ama sanma ki,

"dadandım bir leyla ama mecnun olalı
lâl tepetaklak
o aldım renk postallarla kadife mıhlı
mercan bir yöneydi yolum gitmiş olduğum
o dardır berrak..."

gibi safsata şiirleri kastetmiyorum.
(bknz.alaattin soykan ay vakti dergisi)

romans mevzuu...
"dibine kadar..." ifadesi günümüzün çok kullanılan,
özellikle varoş kesiminin sıkça dillendirdiği bir ifade.
"dibine kadar seviyorum..." demişsindir hayatında.
bence hoş bir ifade.

romans'ın ne olduğunu bilmiyorum. salladım...desem inanırsın değil mi ? ve ayrıca bilmediğini nereden çıkardın ? bu kadar olur...
ne ki kafanda emre şimşek tablosu çizdin bir kere.
ama hayır elbette biliyorum.
ve bal gibi de kullanırım ve bozuk bir türkçe diye örnek gösterilmez.
ama sen gösterdin. eyvallah ! ne diyeyim.
ha "dibine kadar lirik..."
ha "dibine kadar romans..."
bu arka mahalle lügatının kendince övgüsüdür...

zeynep arkan ile başlayan cümlede "kadın şairlerim.."derken cariyelerim gibi bir anlam mı çıkardın acaba ?
yani,
konu nerden nereye geldi; ama yine de yazayım.
herkesin bir şairi vardır.
zeynep arkan bir kadın şairdir.
o zaman x eşittir :
"benim başka kadın şairlerim olduğundan..." ifadesi.

bu türkçeyle şair olamamam mevzuuna gelince.
bekleyelim, görelim desem ne dersin ?

selam ve dua bendendir...

:)

Bence görecek bir şey yok!

Sadece bu yeni yorumundan örnek cümleler var:

1."bir dost gibi özelime mail yoluyle yazsaydın"

2."henüz" derken ki kastım "yeni"dir.

3.(bknz.alaattin soykan ay vakti dergisi)

4.ve bal gibi de kullanırım ve bozuk bir türkçe diye örnek gösterilmez.

Emre Şimşek! "Yoluyla" yazmayı bilmiyorsun! "Derken ki"deki -ki ekinin bitişik yazılması gerektiğini bilmiyorsun. "Bakınız" kelimesinin kısaltmasını bilmiyorsun. "Bozuk bir Türkçe diye örnek gösterilemez" anlatım bozukluğu! "Özelime mail yoluyla yazsaydın" anlatım bozukluğu!

"Dibine kadar romans" tanımlamasındaki "romans"ı, "lirik" yerine kullanamazsın. "Ben yaptım oldu" mefhumunun kuralları ile "Türkçe"nin kuralları birbirinden ayrı şeylerdir zira.

Üstelik "varoş kesimi" dediğin kesimin dilini ben "dibine kadar" bilirim. Varoş kesimi "dibine kadar romans" demez. Bu ancak Yusuf Hayaloğlu gibi "lümpen"lerin itibar edebileceği bir tamlamadır.

İşin aslına bakarsan; "henüz" kelimesi yerine "yeni" kelimesini koyduğumuzda da senin o cümlendeki "anlaşılmazlık" ve "bozuk Türkçe" ortadan kalkmıyor.

Emre Şimşek! Bekleyip görecek bir şey yok! Ben mesela, bekleme zahmetine hiç katlanmadan Alper Gencer'in, Ahmet Edip Başaran'ın, Furkan Çalışkan'ın, Mehmet Şah Erincik'in "şair" olduklarını anlayabiliyorum.

Bu imlayla, bu Türkçeyle olmaz!

Başka sorum yok. Uğraşamayacağım seninle.

Kutlu'nun İkrar Değerlendirmesidir

Mustafa Kutlu'nun Yeni Şafak'taki köşesinde bugün (3 Ocak 2007 Çarşamba) çıkan yazısını alıyorum buraya.

Lâkin şunu belirtmeden de geçemeyeceğim: Keşke, Kutlu bu tarz yüreklendirici yazılarını yalnızca ürünlerini Dergâh'ta yayımlayan, kitapları Dergâh Yayınları'nca yayımlanan arkadaşlarla sınırlı tutup öbür birçok arkadaştan esirgemese bu tavrını...

Mustafa Kutlu

İkrar

Ebabil Yayınları'ından (Ankara) üç kitap geldi. İkisi şiir, biri eleştiri.Osman Özbahçe'nin şiir üzerine yazıları ve eleştirilerinden oluşan Sağlam Şiir (Günümüz Şiiri üzerine Yazılar); ötekiler Ali K. Metin'in üçüncü şiir kitabı: Barbar Senfoni ile Zeynep Arkan'ın ilk kitabı (şiir):İkrar.

Bu yazıda Zeynep Arkan'ın şiiri üzerine bir şeyler söylemek istiyorum.

Arkan 1975 Adapazarı doğumlu. Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü'nden mezun olmuş. Şiirlerini Dergâh, Heves, Öteki-siz, Kökler ve Başıbozuk dergilerinde yayımlamış.

Arkan'ın şiirlerinde her sanat eserinin muharrik gücü olması gereken samimiyet var. Elbette ki şiir yazmak da bir hüner göstermektir; ama Arkan sadece bu “gösteri” ye yaslanmıyor. Bunu bir şaşırtma amacına, kimselerin denemediği biçim oyunlarına dönüştürmüyor. Eskilerin “bikr-i mazmun” dedikleri söylenmemiş sözleri, kendine has olan deyişleri, imajları, şiiri şiir kılan unsurları ihmal etmiyor.

Ortaya gösterişsiz-nümayişsiz, bağırmayan, şaklabanlık yapmayan, meydan okumayan, nutuk atmayan; veya tam tersi iyicene muğlaklaştırılarak, bilmeceye bulanarak “ya, ne diyor bu” gibi ortalama okuru sinirlendirmeyen bir bileşim koyuyor. İsyanı ve uysallığı yerli yerince ve kıvamınca kullanıyor, özeti bu.

Bu ilk kitabı ile Zeynep Arkan bizi olgun denebilecek bir şiirle buluşturuyor.

Her okurun sanat eserlerinden (şiirden, resimden, sinemadan, vb.) beklentisi farklıdır. Her okurun eğilimleri, zevki, anlayışı farklıdır. Zeynep Arkan'da beni çeken içtenlikten çıkardığı- hadi çok basit bir ifade ile söyleyelim “kalbe dolan o ilk bakış”- insan sesidir.

Bu ses şefkat, merhamet, aşk, özlem yoksulluk, haksızlık, adalet benzeri duygu ve durumlar bir yana; düşünce ile derinleşmiştir. Bu derinlik olmasaydı, yani Arkan'ın şiiri duyguların yüzeyinde dalgalansaydı vasatı aşamazdı. Şimdi bazı mısraları, bölümleri ile sizlere “İkrar” dan tadımlık (seçilmiş) parçalar sunalım. Bakalım siz ne diyeceksiniz.

Son şiir (Bir gecelik yol) un ilk mısrası: Ben hiç türkü bilmezdim yol öğretirmiş.

Bakınız bu sade söyleyiş, “yol” ve “öğrenme” unsurları ile ne kadar zenginleşiyor, ne kadar derinleşiyor. İkinci bölümün son mısrası “Kazımadan kapanmıyor gözlerim” şeklinde. Bana hemen yukarıdaki “türkü” kelimesi ile “Ankara'da yedim taze meyvayı-Boşa çiğnemişim yalan dünyayı” diye bildiğimiz o iç parçalayan uzun havayı getiriverdi.

“Şaşırtıcı” dedim bakın nasıl oluyor: “Çok erkekler otomobile binince / Bazıları gürbüz bir gül seyreder”

Ve diğerleri: “Sana ne verebilirim kinimden başka / Ey kendini ele verdikçe acıkan yenilgi”

“Z'den A'ya “şiirinin son mısrası: “Ordu evine giremem bir kalbe girerim ordu gibi”.

Bir de bölüm koyalım “Bir Şey Yapmalı” şiirinin ikinci bendini:

“Kadınsak meselâ lâmelerden yıldız, dorelerden güneş / Düğünlere gelin yapalım kendimizi, bebe yağına müşteri/ Beş çayına öflemeden Böfstelanof, üşenmeden Rustavi / Yumurtadan çıkan kremalı tavukla çiftlik yapalım / Matruşka'dan bebek yapalım, nüfusu patlatalım / Hasından bir otobüs yolcusu, cam kenarı kapalım / Orman bekçileri ağaç yapsın çocuğuna kağıttan / Ağaçtan düşen baltalarla orman yapalım”.

Bu şiirin tamamını okumalı ve “günümüz edebiyatı” ile “yaşadığımız hayat” ilişkisini düşünmeli. İlk şiir de öyle. Okuyanı nerelere götürüyor. Adı “Taşınmak”.Günümüzün göçebe insanına adanmış sanki. İki sıfat arasak biri “tutunamamak” olur, öteki “taşınmak”. Şiirin son mısrası söyle: “İnsan taşınırken alınyazısını da elbet yanına alır”.

İkinci şiir: “Kuş+Ağaç=Ardıç”. Buradan tabiata uzanacak sanıyorsunuz, hayır. Zeynep Arkan'ın gariptir, şiirinde pastoral bir ağırlık yok; modern dünyanın, modern ilişkilerin, eşyanın ve bunlar arasına sıkışmış insanın şiiri onunki . Belki de doğrusu bu. Ama yine de kendini alamayarak “Kars'tan gelen yük vagonu bulursun bir satırda” diyerek memleketle- toprakla ilgisini sürdürüyor.

Zeynep Arkan'da “bikr-i mazmun” hayli fazla. Böylece ilk kitabında buluşu, söyleyişi, fikri, zikri, inancı, ikrarı ile okuyucuyu kendisine bağlıyor. Okutuyor şiirini.

Kendisini tebrik ederken nice kitaplar diliyorum."

AGU