renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Artık Olacak Olmalı

I

“Hayat, iman ve cihattır” diyor Bediüzzaman Said Nursi. Böylesi bir hayatı yaşayamamanın şaşkınlığıdır üzerimdeki… Bu sözün gerektirdiği hayatın uzaklarında kalıp durmaktır beni hırpalayan şey. Başka bir büyüğümüz de* “Mümin, cihat delisi olan kişidir.” diyordu. Allah`ım anlamsız bir hayattan sana sığınabilmeyi nasip et bize.

II

Her şeyi olduğu gibi nasıl oluyor da hayatın ta kendisini de hoyratça kullanıyoruz. Her şeyi anlamsızlaştıran modern insan gibi olmak istemiyorken, bir farkındalık halini yaşadığını sanırken… Modern insanlar gibi davranmak, modern insanın hastalıklarına kapılmak… Böyle olmamalıydı! Vahyin istediği yaşamın peşinde koşuyor olmalıydık. Nedir hayat? Hayat, insanların gönlüne girmek, onlara sahte gülücükler atmak değil. Hayat, Kuran. Hayat, Kuranın çizgisinden yürüyebilmek.

III

Olacak olmalı artık. Kıyasıya bir mücadele başlamalı. Kıyasıya! Hedefler yeniden belirlenmeli. Mertliğe, onura, ahlaka, sevgiye, ülfete, şerefe dair ne biliyoruz? Bunlar bilgi dağarcığımızın neresindeler? Ahlakın erdem olarak anıldığı bir toplumdan kim bahsedecek? Artık olacak olmalı ve inandığımız gibi yaşamalıyız. Aksi takdirde yaşadığımız gibi inanmaya başlayacağımız gün gibi ortada.

Nasıl oluyor da kendimizden bu derece uzak düşebiliyoruz? Nasıl oluyor da bizim adımıza hep başkaları karar veriyor? Nasıl oluyor da eşkıyadan sahabe çıkaran yangını unutuveriyoruz?

Kıyasıya bir mücadele başlamalı artık. Cihada başlamalı herkes: Büyük cihada. Nefsiyle olana yani. Elleri kırılasıca tutkularının peşinden koşmayı bırakmalı insanlar.

IV

Artık olacak olmalı. Herkes durduğu yerin tayinini yapmalı. İnsanı, eşyayı, maddeyi, varolan her şeyi yeniden okumalı herkes. Herkes bilmeli ki İslam; her şeye insanı alaktan yaratan Allah`ın istediği gözle bakmaktır.

Artık ne olacaksa olmalı. Herkes duruşunu yeniden gözden geçirmeli ve peygamberi bir aşkla sarılmalı hayata. Olaylara, insanlara, eşyaya, tabiata nerden baktığını iyi saptamalı herkes. O zaman göreceğiz ki aslında kısır döngü dediğimiz şey, olaylara onların baktığı yerden bakışımızdır. Bakışaçımız aynı çünkü paradigmalarımız aynı. Ne paradigmamız kitap ne de bakışaçımız müslümanca bakışaçısı.

Artık olacak olmalı. Allahsız edemeyeceğimiz gün gibi ortadayken hala O`na mesafeli duramayacağımızı çıkmalı ve haykırmalıyız insanlara. Allahsız edemeyeceğimizin en büyük ispatı değil midir içersinde bulunduğumuz durum? Üzerimize çöken buhranın aslında Allahın yokluğundan kaynaklandığını hala fark edemeyecek miyiz? Allah olmayınca bu derece sönüğüz işte. Allah olmayınca bir hiçiz. Allah olmayınca erdem de yok, ahlak da. Satanizm var, alkol var, eroin var, ruhsuzluk ve edepsizlik var: İnsanı insan yapan değerlerden yoksunluk var. “insan/ eşref-i mahlukattır derdi babam”diyor İsmet Özel bir şiirinde. İnsan, ancak yaratılışına uygun eylemlerde bulunduğu zaman insan olabilir. Ve insan kalabilmek için bir çok şeyinizi kaybetmeniz gerekebilir. Allah`la beraberlik bizi şereflendirecektir.

V

Şimdi, kentin semalarını kara bulutlar kaplamışken inadımızdan vazgeçip gece yarılarında son peygamberi düşünelim. Karanlığı yenecek yegane gücün tevhidi öğreti olduğunu derin bir karayışla kavrayalım. İlk ayeti, “oku”yu yeniden yorumlayıp İslamın; hayatı, insanı, eşyayı (şeyleri) yeniden okumak olduğunu kavrayalım. Müslümanca yaşayabilmek için hayata müslümanca bakmak gerektiğinin bilicine varalım.

Mekke`ye, Kudüs`e, Konya`ya, Bağdat`a, Buhara`ya, İstanbul`a dair bildiklerimizi tazeleyelim. “Bir kentin ortasına cami koymak insanın göğsünün tam ortasına vicdanı koymak gibidir” felsefesiyle inşa edilen medeniyetin eşiği şehirler… Biz kimiz, onlar kim? Roma ve Paris nerede durur?

Gece saat on ikiydi. Hafif hafif çiseleyen yağmur henüz uzatmaya başladığım saçlarımı ıslatmaya başlamışken, rüzgar ceketimi götürüyordu. Peygamber yüzündeki her zamanki tebessümle şemsiyesinin altına çağırıyordu.

*Necmettin Erbakan

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Kıyam

Parçala! Çalabakış parçala gözlerdeki anlam kabuklarını! Özlerini çıkar birer birer, öz olmaktan çıkar onları. Bakma kelimeler düzdüğüme, düze çıkarmadıktan sonra neye yarar kelimeler? Dönüşüm yakındır, bilesin, dönüşüm yükseldikçe düşsün dillerden. Farkında değil misin, oyun bazen hamur, bazen hava, bazen bozan. Dışardaki de içerdeki de süzme fırtına, gelgitler yokluyor kıyıları. Aldırma, dirilmek namına ölümlerden ölüm beğen, hayatın ardına koy beğendiğini, var yola düzül kelimeler gibi. Korkma düşmekten, düşe kalka büyür insan dediğin. Hayal kırıklarını döv gerçeğin havanında, ıstırabınla karıştır, merhem eyle, sür inceden yaralarına. O yaralar ki sana bekleyişlerin bıraktığı yetimlerdir. Derken ipince olsun bildiklerin, derken narin, derken arsız. Öyle yaz ki, yalın cümleler kuşansın yazdıkların, derkenarsız…

Parçala ve dön, döndükçe parçala, farket ki birleştiresin. Dinle, dağıttıklarından uzaklaştıkça bir umut ezgisi kesilecek sesin…

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

İçimizde uyaranlar var

Hamdolsun. Bizlere seslenenler, sağlam bir kulpa tutunmamız gerektiğini haykıranlar, üzerimize Allahın boyasını dökenler ve bizlerin O'nun ipi ile yükselmemezi isteyenler var. İşte çağrı budur. Hayatın gidilebilecek yönü burasıdır. Allah işaret edenlerin sayısını artırsın. Bizi bir an bile gaflette bırakmasın.

Oku! Merkezli buluşma

Yusuf Armağan'ın geçtiğimiz yıllarda yapılmış bir çağrısı vardı: '' bir teklif ne dersiniz? '' Okuduğumda beni çok heyecanlandıran bir yazıydı. Bugün ise, bu teklife gelen cevapları görmek, tarifi mümkünsüz bir sevinç.
Sevgili Fatih Burak, yazılarını heyecanla takip edenlerden biriyim cemaatte ve bilenler bilirki sen ve Musab Yasirle tanışmak için yol arayıp dostlara soruyorum sizi. İmeyılınz yok cemaatte; sizde bunu açık bir çağrı kabul edin ve tanışalım istiyorum kardeşim. Cemaatte tanıştığım pekçok güzel insan arasına sizide katmak isterim.
Selamünaleyküm

pAKDİL, pARİS, rOMA*

''...Biz kimiz, onlar kim? Roma ve Paris nerede durur?''

Paris

''Şimdi İstanbul'da ne kadar güvercin varsa, belki Paris'te o kadar köpek vardır. Güvercin bir sevincin, bir yükselişin, bir umudun simgesi ise; köpek bir yalnızlığın, bir korkunun, savunma gereğinin Paris'liye yapışık belirtisi olabilir.''

Roma

''Roma:Bir put kuyusu.''

_________________________
*Dizgi yanlışı var.

Nuri Pakdil'i Anımsama Vakti

Ali Hamza, çalar saat gibisin yahu. Usta'yı okumadan geçen birkaç zavallı günün ardından hemen bizi uyarıyor ve dikkatlerimizi doğru noktaya çekiyorsun.

Bu gece bir kez daha Batı Notları okuyacağım senin için...

AGU

Batı Notları'ndan

Edebiyat Dergisi Yayınları'nın ve Pakdil'in ilk kitabı Batı Notları'ndan seçtiğim kimi alıntıları alıyorum buraya:

"Uçakta hep Kudüs'ü düşünmüştüm. Çünkü Peygamberin miracı Kudüs'ten başlar." (s. 10)

"Akıl, belli bir oranda işlevini yapsa bile, ya kalbin 'işlevi'?" (s. 12)

"Yabancılaşmayı bırakarak, mazlum ulusların yürek çarpıntılarını duymanın vaktidir. Doğu'nun ve Afrika'nın yeni aydınları, çağ içindeki konumlarını kavrayacaklardır kuşkusuz. Doğu çocuklarını, Afrika çocuklarını birbirlerine bağlayan, dokusunda mistik bir öz çalışan bağlar yok Avrupalı aydınlarda." (s. 19)

"Irkçı değiliz; çünkü, uygarlığımızın özündeki inanç, ırkçılığı, kesinlikle reddeder. Irkçılık, Avrupanın, inancımızdaki eşitliğin tüm insanlığa yayılmasını durdurmak; ortak inancın evrensel yurdu içinde birleşmiş ulusumuzu bölmek için yaptığı emperyalist bir girişimin adıdır." (s. 29)

"İdeoloji, benim dünyamdır. Bana, geçmişimi anımsatır, bugünümü belirler, geleceğimi tayin eder. Çünkü, ödevimin ne olduğunu, ancak ideolojik davranışlar içinde anlıyorum." (s. 34)

"Canım İstanbul, annemin namaz tülbenti gibi, başına aldığı mavi şalıyla denetiyor Paris'i!" (s. 45)

"Yeni bir çağ başlamaktadır. Yeni çağ, bizim çağımız olacaktır; müslümanların, evrensel inancı yeniden insanlara sunacakları çağ olacaktır." (. 51)

"Yüreğimizin yarısı Mekke'dir, geri kalanı da Medine'dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır." (s. 52)

"Karanın da, sarının da, akın da, dinleyeceği ses, insanları Tanrı Öğretisine çağıran Habeşistanlı ilk müezzin Bilâl'in sesidir." (s. 81)

AGU

nuri pakdile selam

batı notları önemli bir kitap. defalarca okumamız gereken kitaplardan...

bu vesileyle kudüsü kafamıza bi çivi gibi çakan nuri pakdile selam göndermiş olalım

Batı Notları'ndan II

''İnsanın kişiliği, makinenin bir adım gerisinde duruyor. Sanırım, Batı yaşantısının uyumsuzluğu da bu dengesizliktedir. Çünkü, makine, ''kişiliğin'' önüne geçince dengesizlik başlar.'' (s. 13)

''Gökyüzü, dörtbaşı bayındır bir ülkedir.'' (s.15)

''Umut'' kelimesi yerine ''Türkiye'' kelimesi yazsak yeridir. Çünkü, Türkiye, yalnız kendisi için değil, Ortadoğu ülkeleri için de varolmak zorundadır.'' (s.45)

''Biat olmayınca Akabe'nin hiçbir anlamı yoktur. Biat olunca Akabe varolmuştur. Çünkü tayin edici tek ölçüt, kesin ''Biat''tır.'' (S.51)

''Kuşkusuz, en etkili ve en evrensel silah, kelimedir.'' (s.61)

''İnançsızlık, şu kadar megatonluk bir atombombası altında insanlığın son bulacağı korkusundan daha çok korkutmalı bizi!'' (s.97)

________________________________
Verilen sayfalar Batı Notları'nın 3. basımına aittir.

Klas Duruş’tan

Ben seni döğüşe çağırıyorum boşlukla. Yüreğini beynini vahyin karşısında kilitleme.

Alın yazıma sadık kalmalıyım.

Hayır yazar havlu atmaz.
Olsa olsa, sukutunu duvara asar, tüfek gibi; bakar.

Çileyi çeken yazıyı yazandır.
Bin çile bin çeşit yazı demektir.

İçbakış dehşetli bir hazinedir.

Bıçak sırtında yürümek denli tehlikeli: duyarlı bir dengeyi tutturmaya çalışmak ve sonra onu korumak. Hele de ekşimiş süte dönmüş bir toplumdaysanız.

Hayaline başkonulan büyük sevdadır hayatı yaşanılır kılan: fetih olmadan öncede kutlanabilmelidir bence.

Hepsi dağıtılacak
Tohumlar toprağa (Edebiyat Dergisi için)

İnsan ne yaptığını, neyin üzerine gittiğini bilirse tehlike yoktur.

İnsan, ancak gizemli cümlelerle özgür olur.

Dünyanın tüm çiceklerinin ismini yaz; uzaktan oku yakından da; hiçbirinin adı bir kitabınki kadar güzel olamaz.

ve gale yevmün asibün