renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Türban Kaç Metre?

CHP Milletvekili Yaşar İlahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk, İslam dünyasının türban meselesine takılıp kaldığını öne sürdü ve "Bir metre bez için yıllarımızı harcadık" demiş. İslam dünyasının son 30 yılının bir metre beze harcandığını iddia eden Öztürk, şunları da söylemekten geri durmamış:

"1.5 milyarlık bir iman kitlesinin 30 yılı, bir türban meselesi için harcanmış gitmiştir. Bugün İslam dendi mi akla ilk gelen odur. Bir de kan ve şiddet vardır. Başka birşey yok. Şimdi ben soruyorum.
Benim imandaşlarıma soruyorum, başörtülü bacılarıma soruyorum. Allah aşkına, 604 sayfalık Kuran`da bugünkü insanlığın boğuştuğu dertler ve belalara ilişkin tartışılacak, kavgası verilecek ikinci bir şey yok mu? Burada bir sakatlık var."

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik`in "Türkiye`de kafasına türban takanlarla, kafasını türbana takanlar var" sözüne de çok kızdığını Cumhurbaşkanıyla külhanbeyi gibi konuşlamayacağını, türban sorununun bu kafayla çözülemeyeceğini de söylemiş.

Benim de kafama bazı sorular takılıverdi?

1-Ülkelerin önünde saygı duruşuna geçtikleri bayrakları için de 1 metrelik bez parçası denilebilir mi?

2- Dünyada türban ile üniversiteye girilmesi yasak olan başka bir ülke var mıdır?

3- Türban sorunu sadece İslam aleminin bir sorunu mudur yoksa bir "insan hakları" sorunu mudur?

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

açtırma kutuyu, söyletme kötüyü

Allaaah...
yaram deşildi. şimdi yazmaya başlasam bitmez akşama kadar. doluyum yani.. ama ben bu konuda blog girmeyi planladığımdan sadece biraz gireyim..

1-)o şahsiyet(!)in orada yapmaya çalıştığı dışardan,FİZİKİ BİR REALİTEYİ (1m bez oluşunu)ORTAYA ATIP; OLAYI MANEVİ,SİYASİ,SOSYAL BOYUTLARINDAN SOYUTLAMAYA ÇALIŞARAK DURUMU KÜÇÜMSEMEK VE İNSANLARIN GÖZÜNDE DE KÜÇÜLTMEYE ÇALIŞMAKTIR...
aslında bu sorunun kendisine sorulmasını gerçekten çok ister ve cevabını da merak ederdim. ama politik kıvırmalarla bir şeyler geveleyeceğini(af buyrun) bildiğimden içim müsterih. söyledikleri elbette yerine ulaşıyor ve o,konuştukça batıyor...

2-)var. fransada sorun çıkaran okullar olduğunu biliyorum. müslüman çoğunluğun ülkelerinden dediğimiz tunusta değil üniversiteler, bildiğiniz üzere,sokağa çıkmak yasak örtülü olarak...
tamamen yada resmen yasak olmasa da sorun çıkaran okul sayısının hiç de az olmadığını sanıyorum...ama elimde belge vs olmadığından kesin bir cevap da veremiyorum..

3-)türban, önce islam aleminin kendi içinde çözüp,ortak ve sağlam bir duruş geliştirmesi gereken bir sorundur..
türban müslümanların sahip çıkması gereken bir özgürlük sorunudur,bir davadır..
ama kadınların özgürlüğü değil,'müslüman'ların özgürlüğü...

türbana önce kendimizin sağlam bir şekilde sahip çıkmazken, başkalarından (tabiri caizse; elin gavurundan:)) medet ummamız bana çok acı veriyor ve dokunuyor açık söyleyeyim..
ama öyle hala gelindi ki
müslümanlar kardeşlerinden ümidini kesti de batılı zengin ve güçlü adamlardan destek arıyor..
acı!
ama biz kendi ülkemizde dışlanıp tecrid edilirken, özel bir üniversitenin kantininin girişine köpekler ve türbanlılar giremez levhalarını koyabilecek haddi bulmuşken birileri kendinde, tecrid edilirken şurda burda,
annelerimizden,teyzelerimizden dikiş nakış öğrenmek için bile o 1 m den sıyrılması istenirken,
bir kadın başını açmadığı için bir hastanede ölüme terkedilirken
utanıyorum ben bu ülkeden..
bunu yapanlar kadar,yapılmasına göz yuman herkesten...

önce kendimiz bilinçlenip sahip çıkmadan,çıkıp kimseye yalvarmanın ne kadar anlamı kalıyorki...
köstekçiler aramızdayken,dışarıdakilerden yardım dileniyoruz...
bu ne çelişkidir demez mi dışardaki...
konuşan da bu dinin profösörü demez mi?
bu aslında gerçekten de örfi, veya basit bir siyasi inat için beyni yıkanmış kadınlarca kullanılan bir bez(!) olamaz mı? demez mi onlar da...
kurtuluş savaşında modernleşmeyi getirmek için kadınların çarşafını çıkarmaya çalışmıyor muydu dedeleri... aynı düşünceye sahip olmalarını ve BİZLERİN,ŞURADAN BURADAN TECRİD EDİLE EDİLE,HEP BİRAZ DAHA ARTTIRILAN BASKILARLA MODERNLEŞTİRİLMEMİZ(!) politikasına neden destek vermesinler?

onları bundan alıkoyacak sebep?
unutmayalım:onlar bizim back raundumuza sahip değiller...
tamamen dışarıdan...
dolayısıyla bu bez(!)e bir mana yüklemelerini beklemek abes olacaktır..
haçlarının yerine koysunlar diyemeyiz..
zira koymazlar...
gerekçeler sunarlar...
aynı şey değil ki derler...
bu hayatın her anında karşımıza çıkan sosyal bir olgu derler...
küçük çocuklara bile örnek olan bir simge bu derler...
ötekiyse bir takıdır derler...
çok daha iyi gerekçeler sunabilirler.bu şuan aklıma gelen küçük ve basit bir gerekçe.. daha önce bu konu hakkında düşündüğümde sunabilecekleri çok daha iyi gerekçeler de bulmuştum ama maalesef şuan aklıma gelmiyor...

bizim kendi din adamlarımız bile bi manası olmadığını,1m bez olduğunu söylerken...

oof of yazacak o kadar çok şey varki. bu konu hakkında çok düşündüm,çok da yazabilirim. ne oluyor peki? işletilen bir politika devam ediyor. binlerce mensubu olan müslüman bir cemaat, hiç direnmeden emirlere uyma fetvası çıkarıyor...aman direnip, üstümüze çekmeyelim dikkatleri.

direnenler yurtlarından atılıyor. atan müdüre atılan kız, daha dün beni başörtüye teşvik edenler siz değil miydiniz?şimdi direniyorum diye beni buradan çıkarıyorsunuz? bunu nasıl yapıyorsunuz deyince, müdüre kızımız:
"itaatin verdiği bir huzur var" diyor...
bu bir örnek..
atılma olayları ne bu yurtla ne bu kızla sınırlı oluyor..
MÜSLÜMAN BİR CEMAAT!
bunu "müslüman" bir cemaat yapıyor..düşünün!

avrupa niye sahip çıkmıyor?
dünya niye sahip çıkmıyor?
biz ne kadar sahip çıkıyoruz...

korkudan ve bastırılmışlıktan bu yüzden nefret ediyorum...
gerçek hayatın bu sayısında sy33 te bir yazı var..
"gerçek hayatdaşlarıma" diye..
mutlaka okuyun... ben çok sevdim şahsen..
zincirlerden bu yüzden nefret ediyorum...
daha yazarım...
yazarım da kafamı bir toparlayayım...
şimdi imzamı bir kez daha okuyun...
o imza bu yazıları okuyan herkes için EN İÇTEN yaptığım duadır bilinsin isterim...
saygılar ve selamlar...

-TAVRINIZ KİŞİLİĞİNİZ,DURUŞUNUZ TAVİZSİZ OLSUN-

1-) cevap yok. ama şöyle bi ş

1-) cevap yok. ama şöyle bi şey var. bazı mitinglerde ve yürüyüşlerde ülkelerin bayrağı filan yakılıyor. buna karşıyım. mesela her mitingde israil'in bayrağı yakılıyor ne oluyor yakınca yani.
2-) tabi var. almanya ve fransa'da olduğunu biliyorum.
3-) türban sorunu özgürlükler açısından bakacak olursak insan hakları grubuna girer. ama burdan bakınca siyasal islamın bir sorunuymuş gibime geliyor.

" Taptığınız ayaklarımın altında Baylar "

Yahu biz bu adamı ne güzel unutmuştuk, yine mi çıktı podyumlara. Hangi kitabında söylemiş bunları, daha önce bir konferansında bahsetmiş mi. Biz yorum yapıcaz ama adam allame-i cihan, ayıp olmaz mı, kızmasın sonra bize !!!

CHP'ye katıldığı gün, gerçek yerini buldu diye o kadar çok sevinmiştim ki(CHP'liler alınmasın, bu bir hakaret değil realitedir). Efendim Nuri Öztürk bu güne kadar müslümanların elle tutulur hangi sorununu çözmek için gayret göstermiş ki, devletle millet, askerle millet arasında sıkıntı olmaya sebebiyet vermiş bu mesele hakkında doğru dürüst bir şey söyleyerek, çözüm üretsin. Statükocu ve makamperest insanların bu hususta yapabileceği hiç bir şey yoktur. Onların gözünde türban bir metre bez parçasından başka bir şey değil. Kendisi "1.5 milyarlık bir iman kitlesinin 30 yılı, bir türban meselesi için harcanmış gitmiştir. Bugün İslam dendi mi akla ilk gelen odur. Bir de kan ve şiddet vardır. " demiş ve doğru söylemiştir. Aslında kendisi de bunu çok iyi bilir ama statükoculuğu bütünü görmüyormuş gibi hareket etmesini gerektiriyor. İslam ülkelerinin çoğu kan gölüdür, bu doğrudur. Bunun sebebi kendisine göre Taliban zihniyetinden başkası değildir. Taliban durduk yerde üremez ama başörtüsünü bir metrelik bez parçası olarak değerlendirenler bunları asla görmek istemez. Bir yerde baskı, zulüm, somürü, hak ihlali varsa bunların olması kaçınılmazdır. Meşru olmayan bir zeminde cihad tanımlaması ile terör eylemi yapılırsa bunu sahiplenmez ve kınarız ama kınanmaya daha layık olanları kınamayı da hiç bir zaman ihmal etmeyiz. Bütünün içindeki parçayı görmekle yetinmeyiz. Gösterilmek istenene değil, görmemiz gerekene bakarız. Türban bir metre bez parçası ise, namaz jimnastik, oruç da zayıflamak için yapılan rejimdir. Namaz'ın yetkinliği için " anlamadan kılınan namaz namaz olmaz, türkçe kılın namazı, ezan türkçe okunsun ki anlayalım " diyerek sözüm ona hikmetperverlik yapan birisi başörtüsünü nasıl olur da bir metre bez parçası olarak değerlendirebilir. Her zaman olduğu gibi maksatlı sözlerdir bunlar. Statükonun nasıl işine geliyorsa öyle. Yaşasın zalimler için şöhret, yaşasın makam, mevki. Taptıklarınızı ayaklarımın altına alıyorum.
" TAPTIKLARINIZ AYAKLARIMIN ALTINDADIR BAYLAR "

Her zaman ve zeminde başörtüsü özgürlüğünü savunmaya yönelik bir şey söylemeyi düşünmüyorum. Buna gerek bile duymuyorum. Şeair-i İslam'dan olan bir unsur hakkında yorum yapmaktan haya ediyorum. Bu, hayası olmayan kimselerin anlayabileceği bir durum değil çünkü. İnancımın gereğini yerine getirmemi yasaklayan yönetmeliklerinizi ayaklarımın altına alıp çiğniyorum. Dinimin gereğine saygı duymuyanlara saygı duymuyorum.

Sözlerini bu güne kadar hiç umursamadım Yaşar Nuri. Daldan dala sektiğini farkettiğim günden beri Mehmet Metiner'i umursamadığım gibi.

Şimdi sorularınızı yanıtlayayım

1. Kimileri için kolay olsa da benim için zor bir soru, keşke başka bir şeyle kıyas etseydiniz. Yine de, ağır basan tarafımı dillendireyim. Denemez efendim, bir ülkenin bayrağına bir metre bez parçası denemez.

Açıkçası, tesettür ile bayrağı aynı kategoride de görmüyorum. Birisi dini bir emir, diğeri vatan/ülke egemenliğinin simgesi. En azından ben böyle değerlendiriyorum.

2. Arkadaşların ifade ettiği gibi kanunen yasak olan bir tek Tunus olsa gerek, Fas da var mıydı acaba şüphe ediyorum. Kanunen yasak olmaması demek her üniversitede serbest olduğu manasına da gelmiyor. Bu yasağı muhtelif ülkelerde uygulayan bir takım okullar olduğunu biliyoruz.

3. Efendim, bu soruyu çok sevdim. Çünkü sorunun/problemin kendi varlığı yetmezmiş gibi bir de nitelenmesi hususunda müslümanların bazen birbirlerini incitebiliyor olması bir hayli can sıkıcı mahiyet arzediyor çünkü. Bu sorun her yönü ile sorundur. Dini bir sorundur, insan hakları sorunudur, hukuki bir sorundur. Nereden yaklaşırsanız öylece niteleyebilirsiniz. Bu durum kendinizi ne olarak nitelediğinizle de alakalıdır. Bir müslüman için en önce İslamî/dini bir sorundur ve kimsenin iznini de gerektirmez aslında ama durum hiç de böyle değil işte. Sonra insan hakları sorunudur, sonra da hukuki sorundur. Ben bir banka çekini tahsil edemediğim zaman, mecburen hukuka başvuruyorsam, bunun için başvuranlara söyleyecek fazla bir sözüm olmamalı diye düşünüyorum. Başka yönlerden de hakkımı arayabilirim. Bu durum meşruluktan ziyade, meseleyi en önce barışçıl yollardan çözmeye çalışmakla alakalı bir şeydir.

Bu açıklamalardan sonra sorunuza şöyle bir yanıt verebilirim. Bu sorun hem İslam aleminin sorunudur, hem de insan hakları sorunudur.