
A. Ali Ural'ın hazırladığı etkinlikte "bir yazar yazdıklarından çok yırttıklarıyla yazardır" cümlesinden hareket edilerek dinleyicilere kalıcı metinlerle uçucu metinleri ayırabilme yetisi kazandırılmaya çalışılıyor. Programda, konuk yazarlar ve film gösterimleri de yeralacaktır.
Düzenleyen: Ali Ural
Etkinlik: Seminer
Yer: Atatürk Kitaplığı
Tarih ve Saat: 23 Aralık 2006 Cumartesi - 15:00
Yorumlar
Balzac
Cum, 29/12/2006 - 23:20 — U.Ali BirkardeşlerDaima baş ucunda yanan bir mumla çalışır, çok kahve içermiş.
Müthiş bir hırsla çalışan Balzac, ''Her gün şu kadar yazı yazacağım!'' diye kendini şartlandırırmış. Şu ya da bu sebeple hedefine ulaşamazsa, sayıyı tamamlamak için önceden yazdıklarını kopya edermiş. Böylece formunu kaybetmeyeceğini düşünürmüş.
***********************************************
*Haya hissi kadının ta kendisi değil midir zaten?
*Acıların en güç bastırılanları en gizli olanlarıdır.
*Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır.
*Siz dürüst bir insan olduğunuz için hayatta başarılı olursunuz. Allah adildir.
*Nefretler fikirlerin değil, mizaçların çarpışmasından meydana gelir.
*******************************************************************
_______________________________________
Alıntı: Balzac'tan Ruha Dokunan Düşünceler
yazarlığın sırları
Cts, 30/12/2006 - 21:49 — g.esra günaltaycumartesi akşamları saat 22:30-24:00 arası burç fm de dinlenilebilir.
istanbul dışında yaşayanlar için iyi bir alternatiftir.
Yazarlığın Sırları-Teşekkür
Paz, 31/12/2006 - 01:04 — Selman MaltaşG.Esra Günaltay'a vermiş olduğu bilgiden ötürü teşekkür etmek istiyorum.
Ali Ural'ın dilinden Esra Hanımın o güzel şiirini dinlemek de hoştu ayrıca.
''Bir ada buldu yağmalayacak
Kalemimin ucundaki korsan''
Bu mısraları işittiğimde içten içe yazasım geldi... (Eğer mısralarda bir hata var ise özür diliyorum)
Dua ile.
Zemheri Edebiyat
Şiir Ucu
Pzt, 01/01/2007 - 01:37 — Ali Görkem UserinSelman Maltaş'ın Ali Abiden dinleyerek kayda geçtiği iki dizeyi yeni görüyorum. Ama hoş bir tat var bu iki dizede. Şiirinin bütününü okuma isteği uyandırabilir böyle dizeler insanda. Esra Günaltay ya da başka bir arkadaş şiirin bütününü buraya alırsa sevinirim. Ucundan azcık da olsa, şiir ucu bunlar. Devamını görürsek iyi daha mutlu oluruz.
AGU
2 dize
Pzt, 01/01/2007 - 13:42 — U.Ali BirkardeşlerŞiirin bütününü okuma isteği uyandırabilir böyle dizeler demiş Sevgili Ali Görkem. İlave olarak da diyorum ki şiirin devamını yazma isteğini de uyandırabilir. Sanırım, bu isteklerin temelinde yatan şiirin sonrasını görme isteği de dizelerin tadından kaynaklanıyor.
Bu iki dize, İlhan Berk'in hazırladığı Başlangıçtan Bugüne Beyit- Mısra Antolojisi*'ni getirdi aklıma...
Antoloji'den tadımlık:
Sıcak, otsuz kumlarda ansızın bir çiçek
senin yüzün
(Turgay Gönenç)
Bu tuvalde akşam bir kurdeladır
gök çözük sevgili saçlarıyla anlatıldığından.
(İlhami Çiçek)
Gittikçe uzayan bir gün:
Deniz lafa dalmış kumsalla
(Süreyya Berfe)
Ve ben öldüm öyle küçük şeyler yüzünden
(Engin Turgut)
Uyu, denize benze.
(Oktay Rifat)
___________________________________
İlhan Berk/ Varlık Şiir
Beyit ve Mısra Seçkileri
Pzt, 01/01/2007 - 22:25 — Ali Görkem UserinSevgili Ali Hamza,
İlhan Berk'in çalışmasını anmışsın. Ben, senin önerinin yanına biri eski, öbürü daha yakın zamanlarda yayımlanmış iki çalışmayı ekleyeceğim. İlki, birinci baskısını görme şansına eriştiğim eski bir kitap: Abdülhak Şinasi Hisar'ın Aşk İmiş Her Ne Var Âlemde'si. İlk baskısı 1955'te Doğan Kardeş Yayınları'nca yapılan bu kitapta aşka dair seçilmiş mısra ve beyitler var. 1403-1950 arasında varolan beş asırlık büyük şiirimizden yapılmış kapsamlı bir seçme bu. Özellikle Divan şiirimizle henüz tanışmamış arkadaşlar için de iyi bir tanışma vesilesi olabilir bu kitap. Hisar’ın kitaba yazdığı önsöz de oldukça bilgilendirici. Şöyle başlıyor önsöz: “Divan şiiri, edebiyatımızın bir has bahçesi gibidir.” Ne kadar yerinde bir tespit.
Öbür kitap ise, şair Örmer Erdem'in Unutulmayan Mısralar'ı. Bu kitap da Divan ve Halk şiirimizden başlayarak doksanlı yıllar Türk şiirine kadar geliyor. Baskısı tükenmiş olabilir. Ama Kitabevi’nin Cağaloğlu’ndaki yerinden sormakta fayda var. Kalmamışsa bile yeni baskısı için etkili olabilir bu sormalar.
Bu iki güzel çalışma, seçilmiş beyit ve mısralar açısından İlhan Berk'in seçkisinden çok daha yerli unsurları da içermek gibi bir artıya sahipler ayrıca.
AGU
İş Başa Düştü: Sürvi
Salı, 02/01/2007 - 21:00 — Ali Görkem UserinSÜRVİ*
Çivileri tüllere sarmalı
Yoksa her asıldığında böyle
Kanayacak kaybolduğum ormandan
Alnıma bağlı çarmıhında İsa!
Desem ki: Cebrail’in kanadı gibi kuytu
Kaç gökyüzü altüst olur vehmimde
Bu çukura kim sığar bir bebekten başka?
Gömsem ayakları dışarıda kalsa
Hem kim tanımış bir kundağı ayaklarından daha
İşte!
Karga bulutu ilmeğini çekiyor günün
Çekiyor örtüsünü Meryem’in
Yıllarca da sürecek
Yetmeyebilir ömrüm
Bir iyileşsem
Korkuluklar dikeceğim ellerimden
Kuş sürüsü.
Ebabil.
Bir ada buldu yağmalayacak
Kalemimin ucundaki korsan
Yitirildiğim ağaç altında gölgeme
Kağıttan demirler atacak
Benim ayaklarım pıhtı
İsa en çok onun ganimeti olacak
Renk körü çingenelerin çiçeklerine,
Adını vereceğim havarilerin.
Bir iyileşsem!
G. Esra Günaltay
---
(*)Sürvi, survival'dan geliyormuş. Tıp literatüründen alınmış bir kısaltma. "Yaşam süresi beklentisi" diyebiliriz mealen.
AGU
Tebrikler
Salı, 02/01/2007 - 21:37 — U.Ali BirkardeşlerDün akşam şiiri Esra Hanım'ın kendi sitesinde dolaşırken okudum ve kelimeler sayfanın o alacakaranlığının da etkisiyle üzerimde müthiş bir tesir yaptı. Tebrik ederim.
güzel şiir
Paz, 31/12/2006 - 01:12 — aysun yollardagezerEsra Kardeşim,
Az evvel e-maille ulaşmaya çalıştım sana fakat kapalı idi kapıların:)
Kutluyorum seni. Ali Ural'dan geçer not almak kolay değildir:)
Taksim derslerinde görmek isteriz seni...
Şiir çok güzeldi:)
Cemaat'e hoşgeldin:)
Oscar Wilde ve Çevirmenler
Salı, 02/01/2007 - 21:24 — U.Ali BirkardeşlerAli Bey’in önümüzdeki ders üzerinde duracağı kitap, Dorian Gray’in Portresi. Eminim ki dersi düzenli olarak takip edenler kitabı çoktan bitirmiştir. Yalnız, okuduğumuz, Oscar Wilde’ın herbir kelimesinin hakkı verilmiş iyi bir tercümesi miydi yoksa Türkçe’ye kazandıranların Oscar Wilde müstear adıyla yeniden yazdıkları bir kitap mıydı? Biri ya da diğeri... Yorumunu okurlara bırakıyorum...
Buna rağmen, eserin ilk kez Lippincott's Monthly Magazine'de yayınlanıp okurla buluşmasının ardından yapılan eleştirilere bir cevap niteliği taşıyan önsözü Oscar Wilde'ın ve yazdıklarını dilimize kazandıranların kaleminden görmek isteyenler için bir kaç örnek cümle alıyorum...
ÖRNEK 1
The critic is he who can translate into another manner or a new material his impression of beautiful things. The highest, as the lowest, form of criticism is a mode of autobiography. (Oscar Wilde)
A) Eleştirmen, güzel şeylerin yeni bir maddesel izlenimini veya başka bir biçimini yansıtabilen kişidir.
En düşük olarak en yüksek eleştiri biçimi, özyaşamöyküsüdür. (ÇEV:İbrahim Şener)
B)Eleştirmen, güzel şeylerden kendisinde kalan izlenimi başka bir uslüba ya da yeni bir malzemeye çevirebilen kişidir.
Eleştiri formunun en yükseği, ve aynı zamanda en alçağı otobiyografi tarzıdır. (ÇEV: Savaş Şenel)
C)Eleştirmen, güzel şeyler üstüne izlenimlerini, başka bir söyleme ya da yeni bir anlatım aracına aktaran kişidir.
En üstün eleştiri biçimi, en kötüsünde de olduğu gibi, eleştirmenin kendisini de anlatandır. (ÇEV: Şakir Eczacıbaşı)
Örnek 2: (Bölüm 16)
A cold rain began to fall, and the blurred street-lamps looked ghastly in the dripping mist. (Oscar Wilde)
Soğuk bir yağmur yağmaya başlamıştı. Ortalığı kalın bir sis tabakası kaplamıştı. (ÇEV:İbrahim Şener)
Soğuk bir yağmur yağmaya başlamıştı. Sokak lambaları damla damla bastıran sisin içinde belli belirsiz görünmekteydi. (Savaş Şenel)
Bu son örnekte görüldüğü gibi Oscar Wilde'ın orjinal metninde yağan soğuk bir yağmur. Yalnız, işin üstüne sis çökünce birileri metindeki kelimeleri de gözden kaybediyor...
NOT: Bu yazı vesilesiyle de (eski) Hocam Savaş Şenel'e Selam ederim... Kendisini yıllardır görmüyorum...Bir haber de alamadım... Belki yolu buralara düşer.
TYB 2006 Ödülleri
Salı, 02/01/2007 - 21:48 — Ali Görkem UserinAz evvel gazetede gördüm, TYB 2006 Ödülleri açıklanmış. Sonuçları TYB İstanbul Başkanı Ali Ural'la ilgili bu duyurunun altına girmek uygun olacaktır. Yeri gelmişken, TYB İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi olarak sunduğum listedeki Hikaye, Şiir ve Hatıra dalındaki adaylar dışında ödül kazanan bir adayımın olmadığını görmek çok manidar. Teessüflerimi kabul buyursun TYB Ankara... Tebrikler.
Hikaye: Nazan Bekiroğlu (Cam Irmağı, Taş Gemi)
Şiir: Osman Konuk (Tehlikeli Belki)
Roman: Nuriye Akman (Örtü)
Deneme: M. Fatih Andı (Hayata Edebiyatla Bakmak)
Fikir: Erol Göka (Türk Grup Davranışı)
Araştırma: Dr. Bayram Nazır (Osmanlıya Sığınanlar)
İnceleme: Münevver Okur Meriç (Cem Sultan)
Edebi Tenkit: Baki Asiltürk (1980 Kuşağı Türk Şiirinin Poetikası)
Hatıra: Lütfi Filiz (Evveli Nokta Ahiri Nokta)
Gezi: Cihan Okuyucu (Göz Gördü Kalem Yazdı)
Tercüme: Ekrem Demirli (Fütuhat-ı Mekkiye 1-2-3)
Biyografi: İhsan Safi (Altın Suyuna Batırılmış Hayat)
Çocuk Edebiyatı: Mustafa Özçelik (Çocuk Kitapları)
Geleneksel Sanatlar: Ülker Erke (Alem Dönüyor, Minyatürlerle Mevlevihaneler)
Basın/Fikir: Mümtaz'er Türköne (Zaman Gazetesi'ndeki Yazıları)
Basın/Karikatür: Salih Memecan (Karikatürleriyle)
Dergi: İslamiyat
TV Müzik: Muzaffer Ertürk/Tahsin Yıldız (Dem bu Dem-TRT 2)
TV Kültür: Yapımcı-Emel Uygur (Okudukça TRT 2)
TV Belgesel: Yapımcı-Veysel Karani Gümüşdereli (Abide Şahsiyetler-STV)
Şehir Kitapları: Kadir Üredi (Bir Şehrin Beş Hali)
Radyo Programı: Kahraman Tazeoğlu (Mavi Ada - Radyo 7)
Yayıncılık / Kamu: Odunpazarı Belediyesi
Yayıncılık / Özel: Sütun Yayınları
Üstün Hizmet: Prof. Dr. Semavi Eyice (Kültür Tarihi alanındaki yayınları ve hizmetleri) Prof. Dr. Oktay Aslanapa (Sanat Tarihi alanındaki çalışma ve yayınlarıyla)
AGU
Alternatif Liste
Salı, 02/01/2007 - 21:57 — Ali Görkem UserinSevgili cemaat,
Yılın ilk günlerinden beri takip ettiğim kitaplardan hareketle yılboyunca sürekli revize ettiğim, gözden geçirdiğim listem aşağıdadır. Bu listeyi, -üstünde birkaç değişiklik yapılmış haliyle- Asım Gültekin'in Gerçek Hayat'taki köşesinden de okuyacaksınız önümüzdeki günlerde. Lâkin, alternatif okumalara açık okurlar için buraya da alıyorum.
2006’NIN EN İYİ KİTAPLARI – A.G.U.
Şiir: Taburcu, Ayşe Sevim, Şûle Y., Su Burcu, Hüseyin Atlansoy, Hece Y., Hilkatin İlk Günleri, Cevdet Karal, Kaknüs, Tehlikeli Belki, Osman Konuk, Hece Y., Sınır Taşı, Ebubekir Eroğlu, YKY.
Hikaye: Menekşeli Mektup, Mustafa Kutlu, Dergâh Y., Evvelotel, Ayfer Tunç, Can Y., Kırmızı, Yıldız Ramazanoğlu, Selis Kitaplar, Hep Aynı Hikâye, Ömer Faruk Dönmez, Hece Y., Cam Irmağı Taş Gemi, Nazan Bekiroğlu, Timaş Y.
Roman: Buğu, Nihan Kaya, Dergâh Y., Yere Düşen Dualar, Sema Kaygusuz, Doğan Kitap.
Deneme: Meleklerle Omuz Omuza, Hakan Albayrak, Fide Y., Düzyazı: 100 Yazı, Haydar Ergülen, Merkez Kitapçılık, Satırlar Arasında Aylaklık, Oğuz Demiralp YKY.
Düşünce: Onurumuzla Yaşamak Elimizdedir, Atasoy Müftüoğlu, İnsan Y., Batı’nın Soykırımcı Tabiati, Türkiye-Suriye Birliği, Hakan Albayrak, Vadi Y., Bir Mabed İşçisi-Cemil Meriç, Dücane Cündioğlu, Etkileşim Y.
Araştırma-İnceleme: Sefine-i Evliya, Osmanzade Hüseyin Vassaf (Haz. Ali Yılmaz, Mehmet Akkuş) Kitabevi Y. Aşçı Dede’nin Hatıraları: Çok Yönlü Bir Sufinin Gözüyle Son Dönem Osmanlı Hayatı, Aşçı İbrahim Dede, (Haz. Mustafa Koç, Eyüp Tanrıverdi) Kitabevi Y.
Çeviri: İslam Sanatı: Dil Ve Anlam, Titus Burckhardt, Türkçesi: Turan Koç, Klasik Y. America, Necat Çavuş, İngilizcesi: Ahmet Atasaven, Medcezir Y.
Felsefe: Antik Yunan’dan Modern Döneme Felsefe Tarihi, G. Skirbekk, N. Gilje, Çev.: Emrah Akbaş, Şule Mutlu, Kesit Y., Felsefe ve Dil-Wittgenstein Üstüne Bir Araştırma, Ömer Naci Soykan, MVT Y.
Söyleşi: Zaman Kaybolmaz - İlber Ortaylı Kitabı, Söyleşi: Nilgün Uysal, İş Bankası Kültür Y.
Biyografi: Wittgenstein-Dâhinin Görevi, Ray Monk, Çev.: Berna Kılınçer, Tülin Er, Kabalcı Y., Cemil Meriç-Düşüncenin Gökkuşağı, Haz.: Mustafa Armağan, Etkileşim Y.
Çocuk: Şirince 101 Dua-Çikolatadan Evler Olsa, Elif Eda Tartar, Mavi Uçurtma Y., Masal Yorganı, Ahmet Murat, Mavi Uçurtma Y., Gelincik Şarkısı, Fatma Şengil Süzer, Mavi Uçurtma Y., Mavi Kanatlı Bir Kuş, Sadık Yalsızuçanlar, Timaş Y.
Müzik: Mozart’tan Madonna’ya Popüler Müziğin Bir Kültür Tarihi, Peter Wicke, Çev.: Serpil Dalaman,YKY., Müzikal Nakışlar, Edward W. Said, Çev.: Gül Çağalı Güven, Agora Kitaplığı.
Sinema: Sinematografi-Kuram ve Uygulama, Blain Brown, Çev.: Selçuk Taylaner, Hil Y., Zaman Zaman İçinde-Günlükler, Andrei Tarkovsky, Çev.: Seda Kervanoğlu Hay, +1 Kitap Y., Sinemada Estetik, Mario Pezzella, Çev. Füsun Demir, Dost Kitabevi Y.
2006’NIN EN İYİ YAYINEVLERİ
Litera Yayıncılık, Kitabevi Yayınları, Mavi Uçurtma Yayınları.
AGU
Hele bi çıksın,toplar Ödülleri:)
Çar, 03/01/2007 - 17:41 — aysun yollardagezerSevgili AGU kardeşim,
"Taburcu" 2006 kitabı değil:)Düzelteyim dedim:) İnşallah 2007'de ödülü alacak diye bekliyoruz.
Liste için teşekkürler...
Taburcu Edilemeyen Taburcu
Çar, 03/01/2007 - 21:43 — Ali Görkem UserinAysun Hanım,
Aslında haklısınız. Çünkü Taburcu'yu hâlâ taburcu edemedi Şûle. Ama şiirlerin çoğunu görmüş ve Eylül'den beri de yayınevini sıkıştıran ve bizzat Ali Ural'dan "yıl bitmeden çıkacak" vaadini almış biri olarak Eylül'den beri listemde muhafaza ediyorum Taburcu'yu. Ama yılın son günlerinde çıkan kitaplardan olup da kaynamasındansa listemde yerini almasını yeğledim ben. Mesela Su Burcu da künyesindeki basım tarihine bakılırsa 2005 kitabıdır. Lâkin dağıtımı 2006 başı gibi yapıldığı için 2006 listesine onu da ekledim. Ama sonuçta kaynadı gitti. Su Burcu, geçiniz 2005 ya da 2006'yı, son on yılın en iyi şiir kitabı olarak karşımızda durmaktadır. Dilerim aynı arada kalmışlığı, aynı talihsizliği ilk kitabı Taburcu ile yaşamaz Ayşe Sevim.
AGU
2007'nin ilk bombası
Çar, 03/01/2007 - 23:03 — aysun yollardagezerKitabın 2007'de çıkması Ayşe ile Ali Bey'in ortak kararıdır Sevgili AGU kardeşim. Kitap bana kalırsa -hatta Ali Bey'e kalırsa- zaten gecikmiş bir kitaptır. Fakat nasip diyoruz biz buna. Doğru zamanı kitabın kendisi seçmiş oldu. Hayırlı olur inş. ( 2006'nın son kitabı olmasındansa 2007'nin ilk bombası olması daha iyi değil mi:)
Taburcu'nun 2007'de ödül almasını diliyorum...
"...disiplinli bir yüz gerekliydi size
uslu bir yüz
bomboş bir günlük kadar uslu..."
Bu Satırların Sahibine Selam Olsun!
Digital Yayıncılık ödülü
Salı, 02/01/2007 - 22:20 — Halid AslanTYB bir zamanlar Digital Yayıncılık ödülü verirdi yanlış hatırlamıyorsam. Ne olduysa küsüverdiler bu ödüle. Sahi ödülü kaldırmalarının sebebini bilen var mıdır? Bir radyo programı ödüle layık görülebiliyor da "sanal"ın kıymet-ı harbiyesi yok mu sayılıyor Üstadlar tarafından?
Yılın Romancısı
Çar, 03/01/2007 - 22:32 — Ali Görkem UserinSevgili cemaat,
Yılın romancısıyla ilgili bir değerlendirme yapmak istemedim. Yukarıya eklediğim liste benim değerlendirmemin ta kendisidir. Geçen yıl şiir niye ve nereye gittiyse bu yıl da roman o nedenle öyle bir yere gitti maalesef. Yılın romancısına dair kısa bir değerlendirme çarptı az önce gözüme edebistan'da. Muhtemelen Ömer Lekesiz'e ait. Onu da alıyorum buraya:
"TYB'YE GÖRE YILIN ROMANCISI NURİYE AKMAN'MIŞ!? :) :)) :)))
Türkiye Yazarlar Birliği, Nuriye Akman'ı yılın romancısı olarak belirlemiş. Nasıl ve niçin belirlemiş tam bilinmez ama K A R D E Şlerimiz böyle takdir buyurmuşlar. K A R D E Şlerimiz şöyle düşünmüş olmalılar: "Bir gazeteci, romancı da olmaya heveslenmişken, İbrahim Yıldırım, Mehmet Eroğlu, Güray Süngü.... gibi edebiyatın ocağında yetişmiş ve hep edebiyatın alanında yer almış yazarların esameleri okunmaz." El Hak, böyleymiş! Ödül, gazeteci Nuriye Akman'a değilse de TYB'deki K A R D E Şlere hayirli, uğurlu olsun.
WWW.EDEBİSTAN.COM"
AGU
Stop! Hammer Time!
Çar, 03/01/2007 - 23:37 — aysun yollardagezerAGU Kardeşim,
Siz Türkiye Yazarlar Birliği'ni Ali Baba'nın Çiftliği mi sanıyorsunuz???
Yazarlar Birliği' nin kaç üyesi olduğunu biliyor musunuz?
Nuriye Akman'ın romanını okudunuz mu?
Bir insan sırf gazeteci diye, ünlü diye roman yazma ve ödül alma haklarından mahrum mu kalmalı?
Bu, özellikle büyük yazdığınız KARDEŞlere büyük bir haksızlık ettiğinizin farkında mısınız???
Celal Fedai'nin PARMAK İLE BOYANMIŞ BİR NAAT ödülü haketmemiş miydi??
"...Siz istediniz diye değil siz istersiniz diyedir her eylediğim efendim..." ne güzel bir şiirdir bu...
Sorularım bunlar, fakat sizden cevap beklemiyorum...
Not:
Roman ile ilgili yorumunuzu bir başkasından kopyalayarak: Ben susayım da Ömer Lekesiz konuşsun! demeye getirmişsiniz.
Bu yorum bunun için yazıldı!
TYB vs.
Çar, 03/01/2007 - 23:52 — Ali Görkem UserinAysun Hanım,
TYB İstanbul'u da biliyorum, TYB Ankara'yı da. Zaten önceki yorumları dikkatli okusaydınız fakirin de TYB İstanbul ile ilişkisini anlar ve böyle gereksiz bir soru sormazdınız. Öte yandan ben size bilmediğiniz önemli bir şey söyleyeyim: TYB'de, benim gibi yılboyunca çıkan yayınları takip etmeye çalışan ve sistematik olarak listeleyen, değerlendiren ikinci bir isim varsa o da Asım Gültekin'dir. Kaldı ki, onun da listesi yoktu.
Diğer bir dikkatsizliğiniz de, edebistan'dan alıntıladığım metni benim sanma yanılgınız. Lütfen kızdırmayın beni. Adam gibi okuyun şu yazılanları ve alıntıları.
Öte yandan Fedai'inin kitabında şiir olarak okuyabildiğim bir tek şiir vardı. O da, sizin kitabın adı sandığınız şiirdi. 2005'e dair değerlendirme listemi ve adaylarımı da şu an yanımda olmadığı için sunamıyorum size. Yarın inşallah paylaşırım.
Nuriye Akman'ın romanını okumadım ve okumayacağım. Nedeni de özneldir. Mail olarak size atacağım bunu.
AGU
Nuriye Akman'a ödül meselesi!
Per, 04/01/2007 - 01:06 — ismail kılıçarslanAysun hanım. Sitede en çok değer verdiğim üyelerden birisiniz. Bunları da, sizinle uzun bir tartışmaya girmek adına yazmıyorum. Sadece, meseleyi nasıl değerlendirdiğimi ortaya koymak istiyorum.
Ömer Lekesiz, en çok değer verdiğim eleştirmendir. Lekesiz, Akman'a ödül verilmesini doğru bulmadıysa, bu kesinkes, yerli yerinde bir eleştiridir. Ben de olsam, usulen de olsa "kardeşime" ödül vermezdim. Burada, Akman'ın bir romancı olarak başarısı/başarısızlığı bir tarafa, bu nokta çok çok önemli bence. Elinizi vicdanınıza koyunuz ve söyleyiniz: "Nuriye Akman'ın; Yazarlar Birliğinde etkin bir kardeşi olmasa, jüri Mehmet Eroğlu dururken Akman'ı tercih eder miydi?" Soru budur ve de bence taş gibi bir sorudur.
Dolayısıyla, ben jüride olsam Akman'a ödülü vermezdim. Ama dediğim gibi, romancılığının kalibresi açısından değil de (ki o kalibreyi Lekesiz'in değerlendirmesini de bekliyorum ayrıca) sırf bu nahoş durumu oluşturmamak adına...
Burada, Ali Ural'ın kardeşine torpil yaptığını falan ihsas etmiyorum kesinlikle. Benim tanıdığım Ali Ural, böyle şeylere tevessül edecek biri değildir. Ancak, bu ödül girişimini "yanlış anlamaların önüne geçmek" adına engelleyebilecek ismin de Ali Ural'dan başkası olduğunu düşünmüyorum. Engellemesi gerekirdi bana sorarsanız.
Yeri gelmişken, bir de çıkma yapmama izin verin lütfen. Uzun süredir söyleyeceğim, yeri geldi söyleyeyim. Celal Fedai'den bahsetmişsiniz. Ödülü haketme noktasında. Fedai, şiirine de, şiir üzerine yazdıklarına da hiç ısınamadığım bir adamdır. Ancak, kendisine uzaktan uzağa bir sevgim vardı. Bu sevgi, Ali Ayçil'e ve Mustafa Kutlu hocaya yaptıklarıyla dağılıp gitti. Fedai'nin yazdıklarını okuduğumda "niçin durup dururken bu iki isme bu çirkinlikleri yaptı" diye sormuştum kendi kendime. Sonra, ilgili makamlardan gerçekleri öğrenince kelimenin tam anlamıyla "midem kalktı." Ödülü hakedip etmediğini bilemem; ama Fedai, "Türk şiirinin bir çeşit tetikçisi" olarak kalacak bundan böyle zihnimde.
Selam ve dua.
(Y)azmamak lazım bazen...
Per, 04/01/2007 - 01:45 — Sule DemirtasSevgili Aysun. Bu yorum aslında sana cevaben, ama başkalarının okuması için yazılıyor. Yorum üstü yorum, arkadaşının yanında değil de arkasında saf olma isteği,kaplumbağaların yükselmek için birbirinin sırtına çıkması gibi garip bir hale doğru gidiyor. Bazı isimler var ki, her kaosta beliriyorlar, birinin imdadına diğeri, diğerinin imdadına öbür diğeri katılıyor. Canhıraş izliyorum.
Hayır ben taraf olmayı severim. Burda sevdiğim bir yazar hiç ehemmiyet vermeyeceğim bir şeyi yazsa dahi süper bir nazarla bakabilirim. Bir yazar her zaman en mükemmel olamaz ki diye altına süper bir vicdan rahatlaması da eklersem tadından yenmez lakin "her zaman aynı fikirde olunmaz ki" be kardeşim demeden de duramam...
"Adam gibi okuyun" gibi emirler ise bence yazarlık bunalımlarının sonunda bir gezinme hissiyatı. Tabanca sesi duymuş bir ihtilal şahidi gibi irkildim. Oysa buradaki bir şahsın şiir editörlüğü zamanlarında şahit olmuştum, yorumlarıma kelimeler ve ifadeler açısından daha dikkatli olmam gerektiği hususunda beni uyarışına...
Ama başka bir şahıs ise doğrularından başka hiç bir doğruyu kabul edemeyecek kadar sinirli, kendi hiç bir zaman ikna olmamışken, ikna edemediği için kahrolan, 3 yanlışın bir doğruyu getirdiği bu ülkede, yanlış yapıyor olmasını doğrularının gideceği korkusuyla kabullenemeyen bir profil ile sinemalarda... Biz buna ailece yazarlık bilinci (!) diyoruz...Hoş oluyor...
Şunu demeye getiriyorum.
Şimdi ben artık bu sitede bazı isimlerin fikirlerine daha az önem vereceğim. Objektif olmanın, bakmanın ne kadar zor olduğunu kendime de bir kez daha anlatacağım... bazı isimlerin de bloglar ve dahi yorumlarını sittin sene okumayacağım. Okudum hadi, bu bende hiç bir karşılığını bulamayacak en azından..
El insaf. Dogru durust yorum yaz demiyor da, muz kabuğunu kaldırıyor ayak altından...
pess
ikinci bir yasam beklentisi icinde degilim;
zaten ben bu dunyada oluler arasindan dirildim
şule hanım
Per, 04/01/2007 - 05:28 — ismail kılıçarslanYorumunuzun bence tek haklı tarafı, AGU'ya sert uslubu yüzünden "ayar" vermemem meselesi. Dolayısıyla, o konudaki haklılığınıza binaen, buradan sevgili AGU'ya sesleniyorum: "Sakin ol biraz AGU! Gerçekten, bazen kantarın topuzunu kaçırıyorsun ve haklı olduğun durumlarda bile haksızmış pozisyonuna düşebiliyorsun!"
Yorumuzun kalan kısımları için burada tartışmanın bir anlamı yok. Baki selam. Baki dua.
Bildikleriniz Kadar Azınız
Per, 04/01/2007 - 11:21 — Ali Görkem Userinİyi ki bir alıntı yaptık yani. Milletin ne karın ağrıları varmış, gördük. Cemaat'in eski hesaplaşmaları, kinleri, çekememezlikleri, neleri varsa dökülüyor ortalığa. Tebrik ve teşekkürlerimi kabul buyrun lütfen.
Kanımca, cemaat'in en büyük eksisi, herkesin sadece çok net bildiği, doğruluğundan emin olduğu konuları yazmakla yetinilmemesidir. İşkembeden sıkmak tatlı geliyor sanırım. Ama sıkılanlara kimsenin itiraz etmemesi şartıyla... İtiraz ederseniz olmaz. Ayıp olur.
Ben iyi bir edebiyat sitesinden, ülkemin önde gelen eleştirmenlerinden birinden bir alıntı yapıyorum. Ne dediğimi, ne dendiğini anlamadan vurup kırıyor bir tanesi karşıma geçip. Sonra başka biri geliyor, ödüller bağlamında ahlâktan söz ediyor, bir eleştirmene güvenini anlatıyor. Öbür birisi de çıkıp onu, beni savunmakla suçluyor. Tek kelimeyle trajik bir manzara bu.
"Adam gibi okuyun" sözüm rahatsız etmiş arkadaşları. Ama, yazılan iki satırlık yorumlardaki alıntıyı -tırnak içinde olduğu ve kaynağı belirtildiği halde- benim yazdığımı sanan, bir kitapla içindeki tek bir şiirin ayrımına varamadığı halde kitaba dair iddiada bulunmak hazzından vazgeçemeyen, bir birliğin bir şekilde görevlisi olan birine abilerinden edindiği kulaktan dolma bilgilerle birliğin kaç üyesi olduğunu soran, muhatabının birliğe dair bilgisinin olmadığını sanan, güvendiği birinin -ülkemin büyük eleştirmenlerinden biridir adı geçen zat- cümlelerini alıntılamayı kabahat sayan birine "adam gibi okuyun şu yazılanları ve alıntıları" demek iltifattır. Başka bir şey değil. Kimse kusura bakmasın.
AGU
Ömer Lekesiz'in Açıklaması
Per, 04/01/2007 - 11:34 — Cemaat.comCemaat.com’un Kıymetli Üyeleri;
TYB Yılın Romancısı Ödülü tartışmaları çevresinde AGU, Nuriye Akman’la ilgili edebistan.com’daki duyuruyu alıntılamış. İsmail Kılıçarslan da güzel duruşu ve muhkem degerlendirmeciliğiyle konuyu yeni sorularla daha iyi yerlere yönlendirmiş. Her ikisine de teşekkür ediyorum.
AGU’nun “Muhtemelen” kaydıyla adımı zikretmesi, İsmail Kılıçarslan'ın hakkımda kanaat belirtmesi nedeniyle sizleri bilgilendirme zorunluluğu duydum:
1)Edebistan.com’da yer alacak metinler istişare ile belirleniyor; yayın yönetmeni sıfatıyla benim etkim, söz konusu istişarede eşitlenme ya da siyaseten kararsızlık olduğunda ilgili metnin yayımınını onaylamaktan ibarettir. Gazeteci yazarımızın ödülüyle ilgili metin de bu şekilde yer aldı.
2)Kisişel kanaatlerime gelince: Edebistan.com’un tek yetkilisi olsaydım, o metne kesinlikle yer vermezdim. Şundan ki: Hangi türde olursa olsun edebi değer taşımayan kitapların, edebiyata mahsus alanlarda (sitelerde, dergilerde) konu edinilmesinden yana değilim.
3)Akrabalık bağının gereklilikleri konusunda İsmail Kılıçarslan gibi düşünüyorum. En azından gazeteci yazarımızın, iyi gazeteci vasfına yaraşacak şekilde bunu düşünmesi, tedbir alması da beklenirdi.
Saygılarımla,
Ömer Lekesiz
Ah Yorumlar, Vah Yorumlar..!
Per, 04/01/2007 - 14:58 — Burak CEMSelamlar..
Öncelikle, Cemaat.Com’un bütün müdavimlerinin geçmiş Kurban Bayramları’nı tebrik ediyorum.
Tartışma konumuz şimdi de “TYB” ödülleri. En başından başlamak lazım; tartışmanın fitillendiği noktadan.
Sayın Lekesiz’in bu konuya böyle bir girizgah yaparak, ödüller hakkında fikir beyan etmesi doğru olmadı ve hiç şık durmadı. Roman ödülünün kime, ne şekilde verildiğine dair imalarda bulunmak yerine, bu ödülün neden x şahsına veya x kitabına verilmesi gerektiğini objektif bir şekilde açıklamalıydı Lekesiz; birilerini zan altında bırakarak değil. Bir islami kaideyi tekrar hatırlatmakta fayda var: Eğer biri hakkında birşeyler söylediğiniz durumlarda, şayet bu doğru ise gıybet, yanlış ise hem gıybet hem iftira olur. Bunu bilmeyenimiz yok zannederim. Hal böyleyken, olaya bu derece sığ ifadelerle yaklaşmak duruş açısından önemli bir gösterge olsa gerek.
Gelelim bir diğer meseleye. Bazı dostların ısrarla tartışması üslubunu ve yaramaz çocuk kisvesi altında ağır eleştirilerini ve yakışıksız tavrını sürdürmesi, hem de onca tepkiye rağmen. “Ben doğru bildiğimi savunuyorum” şeklinde bir müdafaa gelebilir nitekim. Doğru bilinen şey, makul yollarla savunulur ey dost. Metinlere göre gideceğim. Yorum gurur gösterisiyle başlamamalı. Tevazu en büyük dayanağımız ve sığınağımız. Derdinizi güzel anlatırsınız, karşıdakiler de güzel bir şekilde anlar. Yoksa, “şunu yapan bir benim, bir de şudur” şeklinde bir ayar verme çalışması ve sözü “ben böyle biriyim, ona göre haddinizi bilin” noktasına getirme balonun havasının biraz fazla kaçırıldığının işareti olsa gerek. Kusura bakmayın ama burası ne Stadyum, ne de Reha Muhtar’la Ateş Hattı. Anlatılan, ifade edilmek istenen şeyi kaş göz çıkararak izhar etmeye ne lüzum var. Sabır sınırlarını zorlamanın bir lüzumu olmadığını düşünüyorum. Savunma psikolojisi altında karşıdakini küçük düşürmeye çalışmanın, kendi benliğini de tavanlara yapıştırmanın melekelerde noksanlık olduğu hissinin uyanmasına sebep oluyor. Kızdırılmaması için uyarı yapılıyor ve adam gibi okuma tavsiyesinde bulunuluyor. Pardon, burası neresi ve siz...? Evet güzel denmiş niyet; “Adam gibi okumak lazım” Bir kişi “adam gibi okumazsa”, okudukları o kişinin gaz bombasına dönmesine sebep olabiliyor işte böyle. Bu söz söylenirken, sözü kullanan muhterem farkında olmadan kendi melalini ortaya koymuş. Allah söyletiyor bu şekilde. “Merd-ı kıpti şecaatini arz ederken..” Yanlış yollara tevessül etmemek lazım. “İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendin bilmezsen/Ya nice okumaktır” Ne güzel demiş Yunus. Okuyor dostlar evet ama neyi? Okuduğumuz şeyler (her ne kadar ummanda zerre mesabesinde olsa da) bizi ne hallere götürüyor ki, başkalarına “Adam Gibi Okumak” tavsiyesinde bulunuyoruz. “Nefsini bilen Rabbini bilir” Heyhaat..!!!
Sayın Lekesiz üzerinden yapılan yoruma gelecek olursak; Lekesiz el-hak Türkiye’deki en iyi edebiyat eleştirmenlerinden biridir. Amenna. Ama bu onun her söyleminde kantarın topuzunu ayarında tutabildiğini göstermez. Beşerdir, şaşar nitekim. Jüride olunduğu takdirde kardeşe ödül verilmemesinden bahsediliyor. Bu nedir Allah aşkına? Ödülü Ali Ural mı veriyor tek başına? Ömer Lekesiz’in düştüğü hatanın katmerleştirilerek sürdürüldüğüne tanık olmak ne üzücü. Kişiler töhmet altında bırakılmaya devam ediliyor. Elimi vicdanıma koyarak söylüyorum ki, “Bir müslüman kardeş/dost bu konularda açıklamalar yaparken çok çok titiz olmalı.” Ve de bir soru: “Objektiflik nedir ve kıstasları nelerdir Allah aşkına? Bunu bilen var mı? Bir kitapta herkesin hoşuna giden başka taraflar/kısımlar olamaz mı? Ben Ali ekolünden yetişmişsem Ali ekolüne göre, Veli ekolünden yetişmişsem Veli ekolüne göre değerlendiririm normal olarak. Buna bir sınır tayin edebilir misiniz? Ya da evrensel normlar belirleyebilir misiniz? Elbette ve sonuna kadar hayır. Objektif olma hususunda herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli birkez daha..
Davranışlarımız müslümanlık ölçülerine göre olmalı. Birilerini kayırmak uğruna, birilerine gaz vermek abesle iştigaldir. Dostunu sever, kayırır insan ama eğer haklı ise. Haksız iken birilerini müdafaa etmek, o kişiye yapılan en büyük kötülüktür..
Yorumların hepsine tek bir yorum yazdığım için daldan dala atlıyorsam affola. Başka bir yoruma; devam niteliğinde bir yoruma geçiyorum. Öyle bir üslup kullanmış ki kardeşimiz, dostumuz..! Baştan aşağı traşlanması gereken bir üslup. Karın ağrısıymış. E be kardeşim, karşıdaki insana saygı gösterir yahu insan. Onlar bu saygıya layık veya değil. Sen kendini neden küçültüyorsun? Adam gibi oku ve adamlık sende kalsın, değil mi? Başkaları taş atsa da, sen gül at. Ölür müsün be kardeşim?
Birilerinin işkembeden sıktığı iddiası. Yahu insaf. Allah’a ilmimizi arttırması için dua edelim, kibrimizi değil. İlimle kibir müslümanda ters orantılı ilerlemeli değil midir? Ben cemaat’te bunu pek göremedim maatteessüf. Özellikle, birkaç meselede hep aynı kişiler müthiş bir enaniyet savaşına tutuştu. Galibi kim bu savaşın peki: Elbette ŞEYTAN. Yorum yazan kardeşimiz bir de yazdıklarını karşıdakilerine iltifat olarak serdetmiş. Ne demek lazım, bilemiyorum. Kimse kusura bakmıyor şimdi. Önceden çokça bakıldı çünkü..!
Sözlerimi toparlayacak olursam, yapılan eleştirilerin mantığının tartışmaya açılmasından ziyade, doğrudan bir karalama kampanyası olduğunu üzülerek gördük. Kişiler üzerinden değil, fikirler üzerinden gitmeliydik zannederim. Bir ödül, bu kadar dağıtmaya sebep olmamalıydı. Ayrıca, cemaat.com’a gönderilen Ömer Lekesiz Bey’in açıklaması da ödülle ilgili eleştirilen hataya düşüldüğünü gösteriyor. Çuvaldız önce kendine olmalı. Madem ödülle alakalı metin oylamaya sunularak onaylanmış ve istişare kararı söz konusu Edebistan’da, kendi yazdığı metni neden göndermiş “ben olsaydım bu metni yayınlamazdım” Açıklamadaki iki ve üç nolu maddeler aralarında çelişmektedir anladığım kadarıyla. Cemaat.Com’un da kişileri aşağılamaya, karalamaya yönelik eleştirilere yer vermesine hala anlam verebilmiş değilim. Şayet burası, İSLAMİ kaygıları olan bir site ise bunlara da pekala dikkat edilmek zorundadır. Bazı şeyler yanlış temeller üzerine oturtulmaya başlanmıştır, ümid ederim en kısa zamanda bunun önüne geçilir ve insanların günaha, kul hakkına girmesinin önüne engel koyulur.
Selam ve saygılarımla...
Düşünüşler, düşüşlerden evvel olmalı...
Yine'leme
Per, 04/01/2007 - 15:19 — Ali Görkem UserinSevgili Burak Cem,
Yazdıklarını okudum. Güzel hoş şeyler söylüyorsun çoğu yerde. Halis bir niyetin olduğundan kuşkum yok. Lâkin, aynı hassasiyeti, bilmediği konularda ahkâm kesen dostlardan da beklerdim, beklerim de hâlâ.
Konuyla ilgili diyecek başkaca bir sözüm yok. Konuya dair düşünce ve görüşlerimi yazdığım Bildikleriniz Kadar Azınız başlıklı yorumun anlayana, anlamak isteyen kâfi olacağını düşünüyorum.
AGU
Yazarlığın Sırrı, Chopin'den
Cum, 05/01/2007 - 11:35 — Ali Görkem UserinOn dokuzuncu asrın önde gelen piyanist ve bestekârlarından Frederic Chopin'in (1810-1849), sevgilisi Fransız romancı George Sand'e yazdığı 11 Ekim 1846 tarihli mektupta şöyle bir cümle var:
"Time is the best censor, patience the best teacher."
Kırık dökük çevirisi: "En iyi eleştirmen zaman, en iyi öğretmen sabırdır."
Yalnızca yazarlığın değil sanatın tüm dallarında sağlıklı bir oluş ve yaratış için önkoşul bu ikilidir: zaman ve sabır...
AGU
Yazarken...
Cum, 05/01/2007 - 22:51 — U.Ali BirkardeşlerKağıdı, kalbinin nefes alışlarıyla doldur.
~William Wordsworth
ödül...
Salı, 09/01/2007 - 19:40 — güray süngübir yazarın yazdığı bir eserden dolayı aldığı ve alacağı en büyük ödül, o eserin kendisidir.
güray süngü (ağrıyan akıl sudan şekil-adlı kitabımdan)