Otobüsteyim. Yeşil Bursa’ya doğru hızla ilerliyoruz yağmurlu bir aralık sabahında. Dışarda kar soğuğu var, Uludağ’ın zirvesi sisli. Başımı cama yaslayıp dışarıyı seyrederken birden iki sıra önceki biri dikkatimi çekiyor. Cep telefonunu kulağına götürürken bir yandan da hafif arkaya dönmüş bir şekilde arkadaşıyla konuşuyor. Yok yok konuşmuyor daha farklı bir eylemde bulunuyor. Konuşmak genel anlamda anlaşmak için kullanılır, bu başka bir tarz. Dikkatimi çeken şey, elindeki telefonun arka kısmına yapıştırdığı ve gözüme çarpan renkli ışıklar. Oldum olası anlamamışımdır onu niye yapıştırırlar oraya. Neyse kızın başı kapalı. Yani aslında yarı açık yarı kapalı gibi bir halde. İnsan nasıl nitelendireceğine karar veremiyor.
Açık desen değil, kapalı desen değil bişey. Nerdeyse bütün otobüs onu dinliyor. Ön sıradaki yeni yetme delikanlı ise belki de ablası yaşındaki bu kızdan gözlerini alamıyor. İçimi tuhaf bir sıkıntı kaplıyor. Bu defa eleştirmek yok diye söz veriyorum kendi kendime. Ama bu sözle birlikte aklıma şu soru geliyor: “Başörtüsü neyi örter?”
Başörtüsü konusunda yazılan binlerce makale, eleştiri, hikaye ne varsa hatırlamaya çalışıyorum. Aslında son zamanlarda okumuyorum artık bu tarz yazıları. En sevdiğim yazar dahi yazmış olsa, yine mi başörtüsü, diye sormaktan kendimi alamıyorum. Ama en çok kızdığım da erkek yazarlar o muhakkak. Bizim onların sakalına bıyığına karışmadığımız kadar onlar bizim başörtümüze karışıyor. Kendilerince atıp-tutuyorlar. Artık okumuyor ve susuyorum. Düşünmüyorum bile. Fakat bu soru beynimi içten içe kemiriyor birden bire. Bir harfi değiştirip soruyu tekrar soruyorum: “Başörtüsü niye örter?”
Ne çok tartışıldı rengi, şekli, genetik yapısı hatta başörtüsünün. Bazı uç noktada düşünenler bizimkini örtüden saymadı, kimilerine de çarşaf fazla itici geldi. Son zamanlarda belki de ılımlı islam’ın etkisiyle katı kesimlerde de bir yumuşama gözlendi belki ama benim kalbim hala kırık bu konuda. Hangi konu, diye sordum kendime. Ve cevabı da kendim verdim. Türkiye’de çarşaf denilen örtü şeklini benmseyenlerin kaçta kaçı acaba başlıkta sorduğum sorunun cevabını bilerek hayatını sürdürmekte? Yada kaçta kaçı yalnızca “gelenek” olarak algılamıyor bunu. Sorduğum sorunun cevabında bir soru daha gizliydi işte ve ben sorunun cevabındaki sorunun cevabını da birlikte vermiştim. Kafam karışmıştı nitekim. Kıza bir daha baktım, sonra başımı dışarı çevirdim. İki çarşaflı teyze karşıdan karşıya geçiyolardı. Ve bu görüntü beni tekrar geçmişe götürdü:
Yaz aylarındaydık. Fomara meydanında ilerliyorduk. Su almak için reklam tabelasında ‘bira’ olmayan bir büfe ararken gözlerim otobüs durağındaki bir çarşaflı teyzeye takıldı. Evet 60 yaşlarında vardı belki ve durağın tam yanındaki büfenin önünde oturuyordu. Ama nereye? Evet, teyzem tam da bira fıçısının üzerine oturmuş, otobüs bekliyordu. Hızla geçip giderken ne diyeceğimi, ne düşüneceğimi bile anlamamışken o görüntü kalmıştı gözlerimde. Çizgi filmlerde olur ya hani, acıkan bir köpek her şeyi kemik olarak görür. Aynı o hesap. Camdan dışarı baktığımda bu sahne tekrarlandı gözlerimin önünde.
Oturup düşünmüştüm bu teyze ya Ulu Cami’ye gidip namaz kılmaya kalkarsa? diye. Çok mu ileri gittim diye düşündüm ama başka çıkar yol da bulamadım. Aslında olayı yada şahsı yalnızca çarşafla sınırlandırmamam gerektiğini düşündüm. Sonuçta uzun pardesülü bir çok teyze ve abla da aynı dikkatsizliği sergileyebilirdi. Fakat çağrışım işte, insan beynine söz geçiremiyor kimi zaman. Ve ben artık yolda gördüğüm, otobüste rastladığım her iki tip insana da kuşkuyla bakmaya başladım. Bir orta yolu olmalı Allahım bunun, muhakkak olmalı ve zaten Müslüman her zaman için vasat insan kimliğini ortaya koymalı, değil mi?
Sorular, sorular ve asıl soruya ulaşamadan, asıl sorunun cevabını kendime dahi veremeden bir yolculuk daha sona erdi. Otobüsten inerken kendimi turuncu bir çarşaf giymiş olarak gördüm dikiz aynasından. Gözümü kapatıp tekrar açtım, orada bana bakıyordu…
Yorumlar
suçlu kim?
Paz, 07/01/2007 - 16:16 — Yağmur İLGÜNÖnemli olan örtünmek yada açık olmak değil, içini neyle doldurduğun çok önemli..anlattığın örneklere hemen her gün rastlamak mümkün. Ya da birilerinden böyle hikayeler(hikayeler diyorum çünkü gerçek olmasını istemediğimden öyle diyorum) dinlemek artık doğal hale geldi maalesef. Suçlu kim? Ailesinin baskısıyla örtünen kız mı? Yoksa onu bu duruma zorlayan ailemi? Peki çarşaflı teyzeyi o hale getirenler kim? Yıllarca tefsir, meal okumasını yasaklayan zihniyet mi? Artık suçluları iyi tespit etmek lazım..
Belki de asıl suçlu biziz. O kişilere ulaşamadığımız için..etrafımızda onlarca belki de yüzlerce kişi var içindeki yanlışları paylaşmak ve düzeltmek isteyen. Biz hangisine ulaşabildik ya da yargılamadan selam verebildik. Asıl suçlular bizleriz..cahillikten kurtulabilmişiz belki ama başkalarına faydamız olmadıktan sonra ne anlamı var bildiklerimizin??
"ÖLÜM bize ne uzak bize ne yakın ölüm
ölümsüzlüğü tatdık bize ne yapsın ölüm.."
Kullanmak ya da Sarhoş olmak; Turuncu mu?
Paz, 07/01/2007 - 17:46 — Serkan TekinTuruncu çarşaf vurgusunu yazara sormak lazım. Aslında çarşaflı da bu düşüncelerle daha light hale geldiğini düşünüp, bu vurguyu turunculaşmak diye mi adlandırıyor? Kurbanlarımızın ne eti ne de kanı Allah'a ulaşırdı değil mi? Sizin de ne çarşafınız ne de turuncunuz Allah'a ulaşır..
Karaçarşaf harici bir tesettürü reddeden bir cematin bir zamanlar kulaktan kulağa efsaneleşen bir olayı vardır. Kıssadan hisse. İlgili yerlerdeki evli kadınlar siyah çarşaf, bekar kızlar ise kahve çarşaf giyerlermiş. Evlenme meselelerinden ve yanlış bakışlardan uzak durmak adına..
Ve sonra, ilgili cemaatin lideri rüya görmüş. Sırat köprüsünden düşüveriyorlarmış kahve çarşaflılar..
tabi ki bu uygulamaya son verilmiş sonra..
Bir de teyzenin hali var. Bira kutusunun üzerine oturduğu için eleştiriliyor..
Alkolü içmek mi haRam yoksa kullanmak mı? Çamlıca gazoz nolacak peki? O teyzeye haksızlık etmişsiniz.. Sigarayla savaşmak ve beyinleri bazı adamların ceplerine koymamak en elverişli yollardandır.. Bir de şu var tabi.. Yazı başlığını gördüğümde içimden "ıyy, yine mi?" dedim.
başörtüsü ve İsmet özel, ısıtılarak, mütemadiyen buralarda okunuyor ve tartışılıyor.. Bir de saadet-akp meselesi var ki, afaroz edilmeden teğet geçeyim bunu...
"...şimdi tûfan başladı..."
Başörtüsü hem saçı hem başı örter
Paz, 07/01/2007 - 18:45 — YILDIRIMTEPEİnsan başkalarını neden hep kendisi gibi görür
ya da öyle görmek ister?
Bize nasip olan başkasına olmamış olabilir.
Bize verilen tahsil görmüş olma nimetine böyle mi hamdetmeli?
Verilen örneklerle bir şeyler anlatılmaya çalışılmış.
Enaniyet kokuyor.
'Ben bira satmayan büfe ararken yaşlı çarşaflı teyze
bira fıçısının üzerinde oturuyordu.'
Bir cesaret edip sorsaydınız:
'Teyze sen Efes Pilsen'i bilir misin?' diye.
İnsanlara nereden bakıyoruz acaba?
Başörtüsü üzerine yazılan yazıları şimdilik okumamaya devam edin.
Biraz da halkın arasına karışın.
Nargile içilen kahvehanelerin yanında sigara içilen kahvelerede gitmek gerek.
Tüm bunlar normal tabi. Yazının iyiniyet taşıdığından şüphe yok.
Biribirimize sabredip hayırlı hayatlar yaşayacağız.
Hepimiz.
İnşaallah.
O güne katkısı olması temennisiyle...
Başörtüsü ne ki, Çarşaf takva...
Pzt, 08/01/2007 - 01:13 — Talha YılmazTabi ki islami açıdan baktığımız zaman çarşafın, o tekbir marka cafcaflı pardesülerden fersah fersah üstün olduğunu hepimiz kabul etmek zorundayız... -Etmeyen beri gelsin-
Kaldı ki onların -tekbir markası vb.- 'tesettür'lüğünü bile tartışabiliriz. Ama bizler, yani çarşaf devriminin yapıldığı ülkenin çocukları olarak, sanki çarşafı tam içimize sindiremiyoruz.
Küçükken bir çocuğun okulda annesine, ablasına belki ileride kendisine "kara fatma" yahut "ninja" dediği bir zihniyet doğuruyor bunu... Evet çarşafla sindirim sistemimiz arasında bir uyum sorunu var. Çarşaflısıyla, çarşafsızıyla hadi 'çarşaf'a bakışınızı sorgulayın. Çarşaf devrimi yapılmış ülkenin çocukları! Ama bu sindirememişliğinizi lütfen; aman niyet önemli çarşafın ne luzumu var demeden yapın..
Unutmayın, belki çocukluğunuza inmek gerekebilir. ;)
İtaat, Ama Kime?
Pzt, 08/01/2007 - 02:12 — aysun yollardagezer1.)Başörtüsü neyi örter?
a)Saçı
b)Kafatasını
c)Aklından geçenleri
2.)Saçın örtülme sebebi nedir?
a)Kepek sorunu
b)Yanlış saç kesimi
c)Gerici bir ailede doğmak
3.)Saç örtünce iş biter mi?
a)Bitmez mi?
b)Biter
c)Makyajla tamamlamak gerekir tabii kostümü
Melike'nin örneğindeki kız bu sorularla karşılaştığında muhtemelen verilen üç şıktan birini işaretleyecek, asıl cevabı aramayı aklına bile getirmeyecektir.
İman etmeden evvel ibadet etme alışkanlığı, çocuklarına dini öğretmektense yaşatmaya zorlama ve dinin kurallarını ailenin kuralları ile karıştırma...
Hata, müslüman olarak doğan bireyin, müslüman olmanın ne demek olduğunu bilmemesinden kaynaklanıyor. Bu bir şans kimine göre; müslüman doğmak... Fakat değil! Kendi dinini araştırmaya gerek görmüyor insan! Rehavete kapılıyor!
O kapalı kızlarda hiç suç yok! Bilmiyorlar, bir gün "bilirler" inş.
not:Turuncu çarşaf:)
o kapalı kızlarda çok suç var
Pzt, 08/01/2007 - 17:54 — ahmet ciritİnsan neyi neden yaptığını bilmez mi . Hadi bilemedin öğrenmez mi ,
öyle sıyrılıp çıkmak yok. Oh ne ala! Her türlü herzeyi ye- sizin için söylemiyorum- ondan sonra da bilmiyordm suçsuzum. Öğren arkadaş bilmediğini. ... Kim zerre kadar günah işlerse cezasını görür kim zerre kadar hayır işlerse mükafatını. Ne kadar kolay söylüyorsunuz öyle.
Şu çarşaf ve başörtüsü meselesine gelince sıktı artık bu konu milletin ne takıp takıştırdığının sancısı bize düştü. En güzel lafı demirel etti bu memlekette kardeşim yersek. "...Türkiyede başömrtüsü problemi yoktur var diyen eski ve yeni diyanet işleri başkanlarının kızlarına baksın..." Ayrıca şu çarşaf giyen hanımlarda resmi dairelere girerken yüzlerini açsınlar rahatsız oluyorum. Terörist midir insan-ı kamil midir bilelim.
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZALİMİ ASLA SEVEMEM;
GELENİN KEYFİ İÇİN GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM.
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI,HATTA BOĞARIM!...
açık mısın kapalı mı? peki ne kadar?
Pzt, 08/01/2007 - 18:52 — Şadan ErcanAçık kız - kapalı kız... Bu nasıl bir ayrımdır var mı bilen? Ne kadar açık, kime göre açık?
Bir de başı açık - başörtülü ayrımı var... Ne ifade etmek isteniyor acaba? Mesela başı örtülü olunca dindar anlamına mı geliyor? Ya da başı açık olunca ne anlama geliyor? Yoksa açık kadınlar, kapalı kadınlar ayrımı Kur'an veya sünnete mi dayanıyor da biz duymadık?
Ya başı örtülü, gönlü açık olanlara ne demeli? Bunlar hangi gruba girecek?
Bırakalım artık böyle saçma sapan tabirleri. "İslam'a göre" diyorsak İslam'i kavramlarla konuşmak gerekir. Halbuki TESETTÜR diye bir kavram var, bu saçma ayrımların arasında unutturulmaya çalışılan.
"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"
Eyvallah abla da...
Pzt, 08/01/2007 - 17:09 — farukyucel"Ama en çok kızdığım da erkek yazarlar o muhakkak. Bizim onların sakalına bıyığına karışmadığımız kadar onlar bizim başörtümüze karışıyor. Kendilerince atıp-tutuyorlar."
şimdi ben milliyetçi bir adamım. konunun ne olduğu mühim değil. yeri gelir erkek milliyetçisi olurum, yeri gelir Beşiktaş milliyetçisi, yeri gelir Türk milliyetçisi. açıkcası başörtüsü milliyetçisi de ilk defa görmüyorum. yazıyı neredeyse tamamen bunun üzerine bina edeni de ilk defa görüyor sayılmam.
ne yani, başörtüsünü kadınlar kendi aralarında çözdü de erkekler siyasi bir hesap güderek bu konunun sonuçlandırılmasına engel mi oldu diye merak eder dururum. hatta iflah olmaz bir şekilde çok merak ederim ben. kimi konuları erkekler çözsün kimi konuları da kadınlar çözsün diye bir tasnif mi yapalım diye soru sorup cevabını merak etmeyi bile arzularım. ama cevaplar ya "ben öyle demek istemedim yanlış anladınız siz" şeklinde olacaktır ya da "siz anca kadınlara git evinde reçel yap şeklinde bir çözüm üretirsiniz" olacaktır. bu cevapları ben çok duydum. o yüzden bu soruların hiç birini merak etmiyorum.
ben geçenlerde bir şeyler karaladım, Türkmenistan'ın geleceği ne olacak. Türkmenbaşı'da Haydar Aliyev'in yanına gitti. nolcak ordaki vatandaşlarımız diye kendime sorumluluk çıkardım. korkarım bu gece Türkmenbaşı ruyama girip "sanane Türkmenistan'dan kardeşim sen kendi kabak kafana bak" diyecek.
başörtüsü neyi örter sorusana da özenti bir cevap vereyim dilim döndüğünce: başörtüsü bir şeyi örtmez, o bir durma biçimidir :)
he burdan son bir söz de İsmail Kılıçarslan'a; sanane abicim başörtülü kızlarla kim evlenecekmiş felan. sen herşeye burnunu sokan zavallı ve yannız erkekler nasıl ukraynaya gider onu de bize.
ıyy... yine karaçarşaflı teröristler!
Salı, 09/01/2007 - 10:42 — Ümit DemirPart vayn
Diyalog biirrr:
-doktor bey yine hasta var!
-ııyyy.. yine mi!
-ııyy.. evet, yine!
-yok olmaz kapatıcam ben bu hastaneyi. ne bu ya her vakit bi hasta gelir, derdi olan gelir...
Diyalog üüüçç:
-içerde hastam vardı görüşmek istiyorum.
-vııyyy… hele şurdan tıraş bıçağını alıp bi ayakyoluna git ge bakem! Ne ööle teröristler gibin sakal filan, he!
-nası yani!?
-nasılı masılı yok gardeşim! Kimsin nesin görelim bakam önce… hele yüzünü gözünü aç bi görelim.. kimsin nesin annayamadık… pencerenin perdesiniiii aç bana göster yüzünüüüü…
-kimliğimi gösteriim annarsın..
-bırak şincik kimliği neyi… hele bi sakalı tıraş et ge, sonra üst araması yapcem… terörist kokuyon sen! Donuna gadaa arecem. Geçen holivud yapımı filimde gördüydüm. Sen gibin teröristin teki kendini canlı bomba neyim edip ırak’ta barışı ve adeleti korumakla memur abdli askerleri öldürüyodu. Hem bi de resmi yer bura gardeşim… kamusal alan! ‘Alan’ memnun olcek önce, vereni boşveeeeee! Ha bakem!
Hariçten gazel beeeşşşş:
-ııyyy…
-vııyyy …
Part tüü
Bir filme dandik denmiş benim cemaatimde herkesler ayağa kalkmış. Toplum’sal’ bilinç işte kardeşim. Aferim bize! Iıyy diyenlere, vııyy diyenlere tek kelam etmediysek ortamı germemek için… Biliriz biz nerde nasıl konuşacağımızı! Bak yine aferim…
Pırt tıriii
Iııyyy yine mi şehr-i ramazan, yine mi vakit namazı, yine mi zekat… filan!
Pıırrtt tıriiiii… fırttıriiiiiii!
Port usb:
Ucube bir "Müslümanlık ile Türklük denkliği"ni sağlama çabası ve iki politik partinin kardeşleri arasındaki döneklik zann’ları ile başörtüsü aynı kefeye konmuş. Yüzey’sel’ sorulara tahammülü olmayanlar şeyh, rüya, kahverengi, bekar, mış, miş kelime ve eklerini aynı paragrafta kullanmak suretiyle derin’sel’ analizler! de yapar olmuş... ıııyy… ve de böğğgghh!
Zort seven:
Mesleği öğretmenlik olduğu görülen zat-ı şahane “uzaydan gelmiş gibi” o ne ya öyle bi sorun mu var demeye getirmiş, hem çoban sülüyü referans göstermiş hem de nene hatuna terörist demeye çalışmış. Zoorttt 7… yazıyla yedi yani! Zort…
Aç yüzünü kara çarşaflı! Çıkar çarşafını kara düşünceli! Çağdaşla düşünceni yobaz yane! Zoooort yedi(k)!
Pot boriii:
Dünyada kaç tane Millet var, milliyetçilik nedir, tarifi nasıldır bilmeyenler başörtüsü milliyetçiliği tarifini de çıkardı. Bori mi? Hayıııııırr ‘pot’ boriiiiii!
Sözün özü:
Başörtüsü ile düşüncelerimi şu adresteki yazıda (http://www.cemaat.com/?q=node/2240#comment-11917) ifade etmiştim. Neden hâlâ yazıyorum peki? Daha bu hafta içinde elime geçen şu emektubu okuyun lütfen. Arkadaşımın arkadaşı;
elif im
is yerinde artik basimi acmam gerekecek cunku patron cevresinden ve is yerinde calisanlarindan tepki almis hatta is yerinde ki 1 sahis rahatsiz olmus.... ne yapacagimi bilemiyorum patron kibarca basini ac dedi acmam lazim isyerinde ama benim korkum iste ac disarida kapan ve sonuncta basortusunden sogumak ve basimi tekrardan tamamen acmak... inan ne yapacagimi sasirdim cok kotuyum ve aglamak istiyorum ama kendimi sıkıyorum......... elifi m ben rahatsiz olmadim esarbimdan saclarimin gorunmemesi bana huzur ve anlayamadigim bir rahatlik vermisti ama simdi cok uzuluyorum...
disarida yine kapanacam is yerinde acacam basortusunden sogumam degil mi elifim
cok kotuyum lutfen yardim et...
bu kardeşimiz daha yeni tesettüre girmiş. Allah diyen nasıl dertlere dûçar oluyor görüyorsunuz değil mi! Dakka bir gol bir… İşte bu yüzden her vakit önümüze geliyor başörtüsü, işte bu yüzden ben ııyy! diyemiyorum diyenlere de tepki veriyorum! Nasıl Filistinde bir genç şehid olunca üzülüyorsam başörtüsü için çile çekenlere aynı ölçüde üzülüyorum. Hani bir bedendik! Bedenimizdeki bir ‘yara’dan niye tiksiniriz. Nerde hazret-i Eyyüb(as) sabrı!
Afv Allah’ım yine de Afv!
bori ne oluyor ki?
Salı, 09/01/2007 - 17:13 — farukyucelÜmit arkadaşım, katılıyorum söylediklerine. Hakikaten milliyetçilik nedir haberi olmayanlar, ocak yüzü görmeyenler, ceplerinde emanet taşımayanlar, ince belli ile çay içme kibrit ile sigara yakma kültürüne yabancı olanlar bütün bu bilgisizliklerine ve de entellektüel birikimlerinin bayağılığına rağmen kargacık burgacık harflerle yeni sloganlar ortaya atmışlar. Sanki 80 öncesi militarist ruh ile duvarlara "kahrolsun" yazıyorlar. Dudağının iki yanından aşağı bıyık sarkıtınca milliyetçi, başına takke koyunca islamcı, koltuk altına Cumhuriyet'i sıkıştırınca kominist olunuyormuş gibi duvara yazınca da hakketten kahrolunuluyor sanıyorlar. Ben de senin gibi bunlara karşıyım arkadaşım. Hatta buradan özenti cevabımı tekrar senin vesilenle tekrar edeyim, başörtüsü bir şeyi örtmez, o bir durma biçimidir. Yada daha amiyane tabirle "eşek, semer, altın, vurmak, eşek, eşek,yine" kelimelerinden mürekkep başka bir özlü sözü mü söyleseydim arkadaşım?
Arkadaşım diyorum ama umarım "ben senin nereden arkadaşın oluyorum demezsin" Neyse, bori mi demiştik? Sahi arkadaşım bori ne demek?
Nene Hatun'un yüzü ay gibi açık...
Salı, 09/01/2007 - 18:05 — ahmet ciritNene Hatun'un yüzü ay gibi açık idi.
Sınır Alaah ın sırıdır. Şadan bey güzel bir laf etmiş
"Tesettür" demiş. Başımızı ne ile örttüğümüzün bir önemi yok bu çarşaf olabilir
başörtüsü de olabilir . Önemli olan Allah ın bize emrettiği setretme fiilini
gerçekleştirmiş olmamızdır hem de bu fiili hem maddi hem de manevi olarak
gerçekleştirmek gerekiyor. Bunları yaparken diğer bu dinin toplumsal bir yönünün olduğunu da unutmamamız gerekir . Filanca cemaatin sınırları beni ilgilendirmediği için bu kaba ifadeleri kullanman gerekmezdi. Ben okulumda yönetici olarak görev yapıyorum.
Burada bana ve arkadaşlarıma 800 aile çocuğunu emanet etmiş.
Biri çıkıp geliyor bir tek gözleri görünmekte. Sen benim yerime kendini koy
bakalım o yüzü görmek ister misin yoksa bu insan dini yaşıyor karışamam mı dersin .
Ülkemin gazetelerini okumuyorsun galiba. Gün geçmiyor ki kötü bir haber
duymayalım. Ben çarşafa karşı değilim yüzün kaptılmasına-resmi dairelerde-
karşıyım. Ve bu sınır Allah ın sınırı değil "cüppeli" gibilerinin sınırı- hoş kendi
sınırlarına da sahip olamıyorlar ya-
Demek istediğim şu ki
biz insanlara İslamın ne olduğunu yaşayarak gösteremiyorsak onların kurmuş oldukları
mantık bizim hal ü pürmelalimizi yansıtıyorsa önce onların ne dediğine değil de
kendi yapıp ettiklerimizin doğru yada yanlışlığına bakmamız gerekiyor. O insanları
referanas alamayacağımızı buradaki herkes bilir. Ancak sözü söyleyenin neden söylediğini iyi
düşünmek lazım. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanının kızı başını açıyorsa demek ki
dinen bir sakınca yoktur o halde problem de yoktur demeye getiriyor arkadaş.
Burada şu sonuç çıkar ki eğer bir problem var diyorsak dinimizi değiştirmeyeceğiz
kendimizi değiştireceğiz. Ha dinimizi değiştiriyorsak, siz yasaklıyorsanız biz de
açar gireriz diyorsak o zaman Demirel'in mantığı gayet doğru.
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZALİMİ ASLA SEVEMEM;
GELENİN KEYFİ İÇİN GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM.
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI,HATTA BOĞARIM!...
Kur'an ahlâkı
Çar, 10/01/2007 - 12:41 — Ümit Demirşadan bey tesettür demiş ben daha da genelleştirip "Kur'an âhlakı" diyorum. Allahın rahmeti üzerine olsun annem der ki; "insan sadece apış arasından namussuz olmaz. asıl kafasının içinden olur"
bişr-i hafî'den (rha) birisi cübbesini ister. cevaben der ki; "sende ihlas yoksa istersen benim derimi giy faydası olmaz"
başörtüsü, çarşaf, peçe, sakal, sarık, cübbe..vs. bunlar ihlas ile yapılırsa bir anlam ifade eder. yoksa hani cihadda kılıç sallayıp da şehid olamayan gibi oluruz Allah muhafaza!
ahmet hocam başın kalabalık belli; 800 öğrenci zor... bir o kadar da masa, sandalye, yazı tahtası..vs. var sana zimmetli. bu telaşe arasında dahi bana birşeyler yazma çabasında olmuşsun ki bu gerçekten takdire şayan! gerçi bir kaç defa okudum anlamak için ama olsun; emek vermişsin. teşekkür ederim.
ahmet hocam beni görüyor musun? görmeden benimle yazışıp anlaşmaya çalışıyorsun değil mi? ahmet hocam, bir bayanın yüzünü niye bu kadar merak edersin! ahmet hocam bazen gözler konuşur hem! ahmet hocam sezer'in memleketinden olmamla alakalı kabalık suçlaması beni görmemenin bir sonucu mu? ahmet hocam görüntülü telefon olayına girelim tez elden sana hüsn-ü cemalimi göstereyim! teşekkür ederim ahmet hocam....
ahmet hocam lütfet de bi hadis kitaplarını filan oku! bir âmâ gelince peygamberimiz, hazret-i aişe'ye(ra) ne demiş bi oku ahmet hocam! ondan sonra dersin belli bi cemaatin sınırları filan diye!
velhasılı ahmet hocam ben yine de teşekkür ederim ama...
faruk kardeşim; sen bana lütfedip 'millet' kavramını temelleriyle birlikte açıklarsan söz ben de sana 'bori' nedir onu açıklamaya gayret edeceğim.
Allaha emanet
muhabbetle,
Başörtüsü konusunun uzamasının üç nedeni var.
Çar, 10/01/2007 - 18:24 — ahmet ciritBaşörtüsü konusunun uzamasının üç nedeni var.
1-Müslümanlar bu ülkede-çoğunlukla-hayatını İslam’a uydurmak yerine İslam’ı hayatına uydurma ve değerlerine sahip çıkma yerine çıkarlarına sahip çıkma gayretinde.
2-Müslümanlar iş üretmek yerine laf ü güzaf üretme peşinde.
3- Müslümanlar her konuda olduğu gibi bu konuda da doğrunun ne olduğu konusunda hem fikir değil hem de bilen geçinenleri dâhil.
Arkadaşlar nedense yanlış anlama gayretini bir türlü bırakamıyorlar. Ben kısaca diyorum ki ortada Allah’ın bir emri var ise bu ne pahasına olursa olsun yaşanmalı ya da ortam terk edilmeli. İşin Müslüman’ca olan kısmı bu. Diğer taraftan sınırlar Allah’ın sınırları olmalı ki kimsenin bir diyeceği kalmasın. Ben çarşaflı hanımların çarşafına karışmıyorum. Kimin ne giydiği beni ilgilendirmiyor. Kimseyi de ilgilendirmemeli ama çocukların kaçırılıp tecavüz edildiği bir ortamda bir görevlinin bir çarşaflı kadına yüzünü aç da görelim demesini sonuna kadar da haklı buluyorum. Kaldı ki bunun için çocuklar kaçırılıyor diye bir savunma ortaya koymanın da bir ehemmiyeti yok o kadının yüzünü bir insan olarak zaten göstermesi gerekir. Kimsin, necisin, in misin, cin misin, kadın mısın, erkek misin, niyetin nedir yüzünü görelim. Arkadaşım bir hadis-olay- dan bahsetmiş. Buradan şunu anlıyoruz ki daha temel konularda bile anlaşamıyoruz kaldı ki bu meseleyi hal edelim. Kardeş zaten kadının tesettürü Allah tarafından açıkça tarif edilmiş Kuran’da ve buna göre bir kadının yüzünün görünmesinde bir sakınca yoktur. Allah’ın olmayan bir sınır için de toplumsal düzende karmaşa çıkarmanın yanlışlığı herkes tarafından kolayca anlaşılmalı. Ayrıca şu olayı-hadisi- bir aktar da biz de bilelim cahilliğimiz son bulsun.
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZALİMİ ASLA SEVEMEM;
GELENİN KEYFİ İÇİN GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM.
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI,HATTA BOĞARIM!...
anlaşılmak için açık olmak lazım
Per, 11/01/2007 - 13:14 — Ümit Demiranlaşılmak istiyorsan doğru konu başlığında düzgün cümleler kullanmak gerekir. burada tesettürün ne hâle geldiği konusu işlenirken "rahatsız oluyorum çarşaflılar yüzünü açsın resmi daireye girerken, insan-ı kamil mi terörist mi" dersen herkes anladığını anlar ahmet hocam. yanlış anlaşıldım diye de kimseye kızma hakkın olmaz.
ikincisi, resmi yerlerde diyorsun. peki dediğin tehlike özel yerler için de söz konusu değil mi? pek âlâ özel alanlarda da bir çarşaflı çocuk kaçırıp tecavüz edebilir. ya kaçırdığı çocuğu çarşafının altına saklarsa? çıkar çarşafı da der misin? al sana tüm ülkeyi kapalı cezaevine çevirecek mantık!
hepten septik olduk çıktık ha biz de! ne olacak bizim bu halimiz ahmet hocam... aileler size çocuğunu nasıl emanet ediyor peki haberlerde p....biiipp öğretmen haberlerini görüp! bence her öğretmenin bilgisayarına el konmalı arada bir. açın bakalım belgelerim kılasörünü...! p...biiiipp musunuz, kaliteli eğitimci mi?
kapat televizyonu anne! seni de kandırıyorlar!
farzları biliyoruz hocam. bir de farzlara ışık tutan sünnetler, kıyaslar, icmalar var. elbette yüzün açık olmasında sakınca yok. istenirse kadın yüzünü göstermelidir belki tamam. ama senin üslubun çok itici! "rahatsız oluyorum!" nedir bu ya! hapishane gardiyanı gibi... "benim dediğim olacak çünkü rahatsız oldum!" yüzüne bakınca anlıyor musunuz gerçekten ne olduğu insanın! elinde geçerli bir sebep olmadan şimdi polisler nüfus kağıdını bile soramıyor diye biliyorum. devletten daha devletçi kesilmek bu olsa gerek.
hadis için özür diliyorum aklımda yanlış kalmış. doğrusu şöyle olmalıymış:
Hz. Aişe r.a. gözleri görmeyen İshak r.a. yanına her geldiğinde kendini sakınır, örtüsüne çeki-düzen verirmiş. Onun bu durumunu hisseden İshak r.a. bir gün sorar:
- Ey Müminlerin Annesi! Ben âmâ olduğum halde benden de sakınıyorsun. Halbuki ben sizi görmüyorum!
Hz. Aişe r.a. cevap verir:
- Evet, sen beni görmüyorsun fakat ben seni görüyorum.
diğer bir alıntı;
Peygamber Efendimiz kızının evine gidiyor: "Yâ Fâtıma, yanımda misafirler var, perdenin arkasına geç!" diyor. Demek ki, haremlik selâmlık uygulanmasını istiyor Peygamber Efendimiz... Kızının öbür odada olmasını istiyor, yüzyüze olmasını istemiyor. Doğrusu budur, çünkü Peygamber Efendimiz böyle tavsiye etmiş.
hatırlarsan bir de ashabtan Talha (ra) vardı. hani onca zenginliği terkedip islama koşan ve şehrin sokaklarında yüzünde peçe ile gezen!
kitap, sünnet, icma, kıyas hocam... takvasına binaen insanların farklı bir şekilde dini yaşamasına laf söyleyebilir miyiz! bir de neden sadece çarşaflılar olağan şüpheli!
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
Ümit Demir Kardeşim..
Per, 11/01/2007 - 23:36 — ahmet ciritKardeş bak bu dini nasıl algılaman gerektiğini öğrenmen için biraz okuman gerekir. Öyle kulaktan dolma bilgilerle ölçü olmak fikri yanlıştır. Benim için ölçü Allah ve Rasulüdür. Onlar ne diyorsa o doğrudur. Onların dediğinin dışında kim ne demişse kendi doğrularını haykımıştır. Hz. Aişe Hz. Ali'ye kılıç çekmiş bir insandır bunudamı örnek alacağız. Doğruları nereden aldığımızın çok büyük bir önemi var kardeşim. Senin dediğin hesaptan herkes bir doğru ortaya kor ki bu tüm sistemin alt üst olmasıdır. Bak bugün burada tartışıyorsak tesettür için bu hale geldik niye? Çünkü herkes Allah ve Rasulünün dediklerini kıvırtarak aktarmaya çalıştığından. Kimi diyor ki islamın emri değildir, kimi diyor ki füruattandır, kimi diyor ki tek gözlerimiz açık kalmalı, kimi diyor ki... Demek ki Allah ve Rasulünün dediğinin üstüne dememek gerekiyor bu kim olursa olsun. Onlar bu konuda görüş ve yaşantıyı ortaya koymuş zaten. Nas olan yerde hiçbir görüşün geçerliliği yoktur. Hele ki o nasın nasıl yaşanacağını Allah rasulü bize bir şekilde göstermişse.
Anlaşıldımı kardeş ben böyle düşünüyorum bu ve peçe takmayı kimsenin topluma diretmeye hakkı olamdığına inanıyorum. Evet rahatsız oluyorum ve rahatsızlığım onun yaşantısından değil dinde var olmayan bir hususu insanlara dayatmasından rahatsız oluyorum. Ve dikkat et yine saptırma konuyu ben çarşaftan rahatsız olmuyorum. Yüzü kapatıp bunun her ortamda insanlara dayatılmasından rahatsız oluyorum.
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZALİMİ ASLA SEVEMEM;
GELENİN KEYFİ İÇİN GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM.
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI,HATTA BOĞARIM!...
Tesettür beni örter...
Salı, 09/01/2007 - 15:43 — Sule DemirtasAçıkcası tesettürlü hanımların kendisini ve ya örtünme eylemini (ki bana göre baştan ayağa bir eylemdir) devamlı suretle tenkit etmelerinden baygınlık geldi. Bundan daha büyük problemler olduğunu düşünüyorum.
Bir gün böyle teyzemle oturuyoruz. Altında daracık bir pantolon ve başında türbanla bir kadını gördü. Bana dönerek "sence bu bayan şimdi örtünüyor mu?" diye soru sordu. Yetkili merci olursunuz ya tesettürlü iseniz, bu tür soruların yegane muhatabı ...Baktım kıza acımakla karışık bir nazar, doğruya davet etmeye kalkışacak kadar bir cesaret...."Teyze" dedim..."Sen daha örtülü bile değilsin"...
Kastettiğim budur. Ben şayet örtünme ve tesettür hakkında bir yazı yazacak olsam, muhatabım bu farzın ciddiyetinden haberi olmayan, örtünmeyi beceremeyen değil de örtünemeyen kadınlar olurdu...Arkadaşlarıma başınızı açmayın demekten ziyade -ki başını açması bir bayanın her ne sebeple olursa olsun kabullenemeyeceğim bir şey- başı açık arkadaşlarıma, örtünün demek olurdu...
Bence örtünmeyen kadın daha vahim bir durumdadır, daracık pantolonla rengarenk baş örtülerle arz-ı endam eyleyen başörtülülerden...Birisi zaten kabullenmiştir ama uygulayışında çarpıklıklar vardır ve bu bence halledilebilir bir durumdur ya diğeri?...Örtünmemek ne demektir, ayeti uygulayamamak demektir, uygulamamak bir derecede inanmamak demektir. ve bu durum bence daha vahimdir.
Artık kapalı arkadaşlarım çuvaldızı çekse bi kendi guruhundan...Örtünmeyi bırak, örtünme kavramından bile haberi olmayanlara
31. Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. ayetini bir haykırsa...Onlarla sevgi kelebeği, en güvenilir arkadaş rolünü oynamaktan ziyade gereken tebliği yapsa...Daha hoş olmaz mı...
Allah'ın ayetlerini ucuza satmasak olmaz mı...
selametle
ikinci bir yasam beklentisi icinde degilim;
zaten ben bu dunyada oluler arasindan dirildim
önemlileri de yapalım önemsiz gördüklerimizi de!
Çar, 10/01/2007 - 12:11 — Ümit Demiro kadar önemli iş dururken sizin yılın en iyi filmi'ne yorum yapmanıza gerek var mıydı diye sorarlar mesela. insanımız bir kaç farklı iş yapmaktan aciz midir, nedir yani! bir yandan örtünmeyenlere tesettüre girin derken bir yandan da 'kardeşlerim, tesettür noktasında kaymalar var; buna biraz dikkat edelim' diyemez mi!
yeşimtaşı mesela bunu zamanında çok güzel belirtmiş. modaya uyalım derken tesettürün özünü kaybetmeyelim demiş.
peygamberimiz diyor ki, "iman da pas tutar. lailaheillallah demek suretiyle yenileyiniz!'
tutuyor işte, her şey zamanla pas tutuyor, yosunlaşıyor. bu noktadan çıkışla belki her gün bazı konuları hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var.
Allah'ın bir emri ile yüz emri arasında fark var mı? bir defa dedi diye o emir göz ardı mı edilecek! hayır asla... peki bir defa namaz kılın deseydi biz namazı kılmayacak mıydık! ama onlar defa, yüzü aşkın namaz kılın demiş yüce kitabında... bıktık mı, usandık mı, zorumuza mı gitti! haşa, sümme haşa!
demem o ki bazı şeyleri yüzler defa konuşalım, anımsayalım. benim üniversitede okur hâlim yok. eşim de okumuyor. o devreleri geçtik. kızım akl-ı baliğ değil. yani şu an için benim gözönünde genelde tesettür özelde başörtüsü ile bir meselem yok. ama yukarıdaki yazıda da örnek verdiğim gibi iman eden 'ihvan'larımın var. ben onlar için tesettürü yazıyorum. islama gözlerini yeni açanlar var her gün. onlar için yazmak lazım. bilmeyenler var. onlar için...
bazen bir genç geliyor bana en basit konuyu soruyor. benim için temcit pilavı... ama yiyorum, çünkü onunla o pilava bir kaşık sallamazsam benimle yola çıkmaz. o pilav onun ilk yemeği...
hem şule hanım, biz kendimizi adam edemezsek başkalarını nasıl düzelteceğiz! peygamberimiz (sav) yanılmıyorsam hacc sonrası ashabtan saçlarını kesmelerini ister. fakat ashab bir olay yüzünden kırgındır ve bu emri dinlemez. çok üzülür efendimiz, israiloğullarının peygamberlerine yaptıklarını bana da ümmetim mi yapacak diye. hanımlarından biri der ki (ra); onlar senin yaptıklarını yapmakla emrolundular, önce sen tıraş et saçını nasıl olsa onlar da yaparlar.
öyle olur nitekim. peygamberimizi başı tıraşlı gören ashab teker teker saçını kestirmeye başlar.
önce biz kendi içimizde düzelelim, düzelirken de diğerlerine de gel diyelim. birini yapalım derken biri eksik kalmasın ama! bu devirde ne desek tepki aynı zaten; "aman, ona gelinceye kadar daha önemli şeyler var!" ya tamam var da benim o dediğimi yapman, senin önemli dediğin şeyi yapmana engel mi!
Umit bey
Çar, 10/01/2007 - 13:07 — Sule Demirtasİşin ciddiyetinin oldukça farkındayız. Ve hali hazırda tesettürle ilgili hiç bir problemim yok, olanları da universiteyi yarıda ama tam yarıda bırakarak ukbaya erteledim.
Tesettürden zerre nasip almamış bir ortamda büyüdüğüm için, benim için elzem teşkil eden insanlar hep başını hiç bir zaman örtmemiş, hatta bunun bir farz olduguna dahi inanmayan şahıslar oldu.Bu biraz hazzetmediğim diyalogcu mantıgı olabilir, olanı ilerletmek değil de, olmayanı vucuda getirmek. Olabilir ama ben işe bu cihetten bakıyorum...
Bir ibadet yapıyorsunuz ve bu ibadet yüzünden değil takdir görmek en ağır hakaretlere ugruyorsunuz, kendi yurdunuzda tecrit ediliyorsunuz. Ama bu yetmiyor bir yandan da sürekli tenkit ediliyorsunuz. Devamlı eksik bir yanımın olduğunun (hele bu ibadet konusunda) yinelenmesinden siz bir gereklilik duyabilirsiniz ama ben rahatsız oluyorum...
Evet eleştrilmekten ziyade, şöyle bir ibadet diyelim, böyle bir ibadet diyelim. Allah'ın kadına rahmeti ve nimeti diyelim. Kadının dünya namına taşıdğı bir onur diyelim. Kıyafet taraması yapan okul müdürü gibi boyuna tenkit etmenin malum şekilde kapanan kadında da bir karşılığı olacağına inanmıyorum yoksa ben...
Hassasiyetleriniz için sonsuz teşekkürler. Ama Nietzsche diyor ya Zerdüşt böyle buyurdu'nun başında...
"herkes ve hiç kimse için" diye...Bir yazar şöyle niteliyor bu sözü..."Bu kitabı herkes anlayabilir ama işte hiç kimse o durumda değil..."
Hiçkimsenin anladığı ama herkesin yapamadığı bu ibadete nazarım budur. Tespitleriniz cok yerinde. Muhalefet oldugumu düşünmenizi istemem. Ama birde bu taraftan bakmayı deneyelim...
selametle
ikinci bir yasam beklentisi icinde degilim;
zaten ben bu dunyada oluler arasindan dirildim
eleştirmek değil ihyâ!
Çar, 10/01/2007 - 15:25 — Ümit Demirtesettür, namaz, oruç, kurban, ihlas, niyet, nasihat... vb. gibi islamî ibadetleri/tabirleri zaman içerisinde tekrar tekrar ele almanın eleştiri değil hem tebliğ hem ders hem de ihyâ hareketi olacağını hüsn-ü zann ediyorum. Allahüâlem...
islam ne tamamen dıştır ne de içtir. katların üst üste bina edilmesiyle ortaya çıkan muazzam bir gökdelendir diyelim. dışı kadar içi de önemli olmalı.
her katın birbiriyle bağlantısı var. bağımsız değiller... bir üst katta su akıntısı varsa bu elbette alt katı rahatsız eder. ya da alt katta bir göçme eğilimi varsa bu binanın büyük bir kısmını tehdit edesidir.
teşbihte hata olmasın ama islamda buna benzer galiba. halka halka geçen bir zincir. en zayıf halkası nerde ise oradan kopar. bir tanesi çürük ip olsa diğerleri çelik olsa o halkanın dayanma gücü çelik kadar değil çürük ip kadardır.
bu zaviyeden bakınca benim için tesettür de bir namaz da oruç da... hatta peygamberimizin en ufak görülen sünneti dahi! kaldı ki bir şeylerin önemli önemsiz tarifini yapmak hele ki bu dinî ibadetlerse bize kalmamalı diye düşünüyorum.
yine değindiğim gibi başörtüsü emri bir defadır namaz yüzden emredilmiştir diye biri birinden daha önemsiz ya da önemli olmamalı kanaatimce.
sonuçta aynı şeyleri hissediyor ve aynı şeyleri söylemeye çalışıyoruz. tesettür işin bir noktası. biz bu vesile ile islamı anlatma gayreti içindeyiz. önce iman sonra ahlâk sonra ibadetler...
ama bıktım, usandım, gınâ geldi sözlerine aylardır direniş gösteren tesettürlü kardeşlerimiz ve yakınları gücenir. yaz kış demeden hâlâ bu yolda sabrediyorlarsa bizim de aynı metaneti göstermemiz gerekir diye düşünüyorum.
Allaha emanet
muhabbetle,
yineliyorum.
Çar, 10/01/2007 - 19:49 — Sule Demirtasaylardir direnis gosteren kardeslerinizle birlikte yillardir direnis gosteriyoruz. ayni metanet diyorsunuz siz hala. bilmeden, bilmeden, bilmeden....
ikinci bir yasam beklentisi icinde degilim;
zaten ben bu dunyada oluler arasindan dirildim
Şule hanım
Çar, 10/01/2007 - 20:13 — Ümit Demirşule hanım;
belki vasıtanızla söyledim ama bizzat siz üzerinize alının diye söylemedim!
hakkınızı helal edin lütfen
muhabbetle,
Bilen bilir
Çar, 10/01/2007 - 20:45 — ahmet ciritBilen bilir! Ecrini kaçırıyorsun.
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZALİMİ ASLA SEVEMEM;
GELENİN KEYFİ İÇİN GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM.
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI,HATTA BOĞARIM!...
setre
Salı, 09/01/2007 - 23:25 — yeşimtaşıBen de artık bu pilavı yemek istemiyorum..
İstemiyorum çünkü; hem ha bire dönüp dolaşıp “biçimsel” fetvalar verilmesinden, hem bu fetva verenin “cinsiyetinin” birileri tarafından fetvayı kaale alıp almama kıstası olarak önemli görülmesinden ve hem de - Şule’nin de dediği gibi - daha elzem hallere dikkat kesilmek gerekirken, hep aynı noktada kalmanın “çok bilmişliğimizi” fâş etmekten başka hiç bir işimize yaramayışına, bile isteye göz yummaya devam edişimizden sıkıldım..
Sıkıldım çünkü; elimizde her daim hali hazırda tuttuğumuz çuvaldızlarımızı –yakın zamanda sayın Ayşegül Genç’in gündeme getirdiği konuya atfen- iliklerine kadar dünya ile dopdolu olan “namaz”larımız başta olmak üzere, bi dolu uyuşan imani uzuvlarımıza batırmak yerine, zaten her an halihazırda bir uyaran bekleyen ve her dokunulduğunda acısada acımasa da refleks gösterdiğimiz uzvumuzun kaşınması, tıpkı bir ergenin suratında çıkan sivilceleri sıkarak, tenini eski duruluğuna kavuşturma düşüncesiyle hazır bekleyen diğer ergenlerin durumu gibi, acınası, hatta kahrolunası bir durumdur..kendini dışarı atan her sivilcenin kişinin "ciğerindeki", "kanındaki", yani ki "içindeki" devinimlerin sonucu olduğunu akletmeyen, aklı bir karış havada ergenlerin durumu gibi..
Peki hiç mi konuşmayalım bu konuyu? konuşalım tabi.."tesettür" diyelim.."ne güzel bişi di mi? " diyelim.."biz onu korudukça o da bizi korur" diyelim...diyelim...diyelim...
Papa'ya Dik Duruş, Kendi Halkınla Vuruş
Çar, 10/01/2007 - 20:32 — Rüstem BudakPapa'nın İslam ve Peygamberimiz hakkında açıklamalarına karşı Diyanet İşleri Başkanı'nın sergilediği duruş sevindiriciydi. Papa ziyarete geldikten sonra bile bunu kendisine söylemiş ve yıllardır pasif duruş sergileyen başkanların aksine Hak'kı söylemiştir.
Ancak konu kendi bizzat halkından gelen bir talep olduğunda ise korkular, tedirginlikler ve buna bağlı olarak zulüm kendini göstermektedir. Başörtülü kızların okumaları için başlarını açmalarını tavsiye eden ve Kur'an Kursu hocalığı yapacak olan bayan hocaların başlarını açarak KPSS'ye girme zorunluluğu getiren de aynı başkanlıktır.
Peki özgürlükten mahrum din anlayışının temsilcisi olmak, Allah için başını örten müslüman bayanların başlarını açmaya tevessül etmek ne anlama gelmektedir? Bu bayanların yaşadıkları acı sizin için ne anlam ifade edebilir ki... Ve sizin bu anlayışınız Allah katında ne kadar makbuldür acaba...
Rüstem kardeş...
Çar, 10/01/2007 - 20:52 — ahmet ciritRüstem kardeş sızı hep aynı hep aynı. Ama bilemediğimiz bir yer var ki mücadele etmek gerekiyor. Açmamamız gerekiyor. Açıtıktan sonra açtırdınız demenin, sızlanmanın anlamı kalmıyor. Memur olmadığımız için kimse bize soru sormayacak ama duruşumuzu bozup bozmadığımız konusunda soru sorulacak. Haaa bahane aranırsa her işi meşrulaştırmanın bir yolu bulunur. Mesela ben bir örnek vereyim "bizim bıraktığımız yerleri başkaları dolduracak"
Peki olayı şöyle düşünün melek size soruyor :
NEDEN YAPTIN ?
BAŞKALARI DOLDURACAKTI!
:)( :(
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZALİMİ ASLA SEVEMEM;
GELENİN KEYFİ İÇİN GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM.
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI,HATTA BOĞARIM!...