renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Müziğin Tininden İlahiyatın Doğuşu: Mitsuko Uchida

Mitsuko Uchida, dünyanın en iyi klasik piyano yorumcularından biri. Bazı müzik otoritelerince: “Günümüzün en büyük klasik piyanisti” olarak adlandırılıyor. Oldukça mütevazı bir yapıya sahip. Kendisine yapılan onlarca daveti saklı bir incelikle reddediyor. Bütün röportaj tekliflerini reddederek müzik endüstrisinin bir piyonu haline gelmemeye özen gösteriyor. Yılda en çok elli konser ve bir CD kaydı yapan Uchida’nın kişiliği, virtüözlüğü kadar ilgi çekici. Henüz yirmi yaşındayken(1969), Viyana’da yapılan Beethoven yarışmasında birincilik ödülünü aldı. Bir sonraki yıl ise(1970), Varşova’da Chopin yarışmasında birincilik elde etti. 1982 yılında, Wigmore Hall’da, Mozart’ın 17 sonatını birden çalarak ortalığı ayağa kaldırdı ve şimdiki lakabının sahibi oldu: “Mozart’ın Başrahibesi”. Mozart’ın yanı sıra Beethoven, Schumann, Schubert, Chopin, Debussy, Bartok ve Schoenberg gibi ünlü bestecileri de muhteşem bir biçimde yorumlayabiliyor. Kimdir bu hatun diye soracak olursanız, Allah’a yakın duran ve türlü incelmelerin, ustalıkların ardından benliği ile başlattığı muharebesini zaferle neticelendirecek gibi duran bir kuldur derim size. Zira, dünyanın en büyük maestrolarından Zubin Mehta ile birlikte verdiği bir konseri izledim geçtiğimiz aylarda. Ve üzerine bir şiir kaleme almakla kalmayıp, onu sizlere tanıtmak için de önlenemez bir süratin içerisine dahil olduğum vakidir. Buyrun! Mitsuko Uchida’nın parmaklarından yuvarlanıp aşka vesileler kurduğum anlar…

Mitsuko’nun piyano çaldığı konser salonunda önemsenmeyecek kadar az algı kaçamakları vardı. Seyirciler pürdikkat bu ünlü virtüözün parmaklarına konsantre olmuş ve düşüncelerinin onları çıkardığı yolculuğa çoktan ilhak olmuş gibi görünüyorlardı. Notaların insan dimağında meydana getirdiği sarsıntıları ve bu tip yolculukları iyi bilirim. Ruhun dip derinlerinde, sanki ait olduğu yeri imleyen bir huzura doğru akar müzik. Ve hemen ardından, ruh bu huzuru üzerinde taşıdığı(bir bakıma hapsolduğu) bedeni fark ederek bir hasretlik hüznüne dönüştürüverir. Güzel olandan yana hayranlığımızın hemen akabinde müzmin bir acıya dönüşmesini hep bu hapisliğe bağlarım ben. İşte Mitsuko’yu dinliyor iken, içimi yangınlarla kavuran feveran da bu idi: “Niçin orada değilim!?”. Bedenin Ben’imi engellediği gerçeğinin ayırdına vararak, ruhun izbe hücresinde ağlamaklı bir seremoniye dahilim. İsyan ettiğim sanılmasın, haşa! Bu ağlayışın bizatihi Rabbime bir taltif olduğuna kaniyim. Zira gözyaşlarım diner dinmez, azat olacağım güne doğru bir sabır ve o an için şükür donanıyorum. Bu ikisi, yani şükür ve sabır, inancın büyük gediklerle yaşanıyor olmasını engelleyen bir mukavemet gibidir. Ve nerede şikâyet ediyor halde bulduysam kendimi, önce utanır sonra kendim tarafından azarlanırım.

Mitsuko Uchida… Namı diğer; “Mozart’ın Başrahibesi”… Lakabının Hıristiyanlığı bu denli imlemesini menfi olarak yorumlamıyorum. Aksine bu lakabın dine müteallik konuşlanması benim nazarımda harikulade bir tevafuktur. Gözlerine iyice dikkat kesilirseniz, tevazünün bir çift göz çukurundan gövdesine ve oradan da o koca konser salonuna nasıl sirayet ettiğine kesintisiz bir hayretle şahitlik edeceksiniz. Parmakları piyano tuşlarının üzerinde geziniyorken, cennette gezintiye çıkan ve çiçeklerin kokularını ayrı ayrı zerrelerine değin duyumsayan bir ruhu çırılçıplak göreceksiniz. Gözlerinizle mi peki? Hayır, bunu derinlerinizde bir başka uzvunuz hissedecek. Bu sayede Mitsuko Uchida’nın gezintisine siz de dahil olacaksınız. Parmaklarınız belki onun parmakları olacak. Gördükleriniz belki onun gördükleri… Yeryüzünde kapladığı yer itibarı ile ufacık bir piyanonun, hilkatin üst basamaklarından ses verdiği zaman ortaya çıkardıkları -aman dikkat!- küçük dilinizi yutmanıza sebep olmasın.

Mitsuko Uchida… O piyano çalarken, kameranın ayaklarını çekmesini arzu ediyorum. İnanmıyorum onun burada, bu yerde hala bizim aramızda olduğuna. Mübalağa edip basitliğinden dem vurduğum bu aciz kulu putlaştırdığımı düşünmeyin sakın. Mitsuko’ya bakınca binlerce pencere açılıyor gözlerimin önünde. Kulaklarımdan başlayan ve Mitsuko’nun gövdesinden destek alarak binlerce köprü kuruluyor birden. Yani geçit vermek, geçit sunmak için çalıyor Mitsuko. Bir başkası belki bütün vesileleri kendi benliğinde toplamayı arzu ederdi. Ama onun yaptığı bu değil, o bu yeteneğin kim tarafından bahşedildiğinden haberdar. Kendisine ait olmayan ve fakat bir emanet gibi kolladığı yeteneği; aşka vesileler kurmaktan ve yalnız insanın değil, her şeyin ama her şeyin yaradılışından jurnaller getiren basit bir vesileden ötesi değil! Hal böyle olunca bize de yol görünüyor. Mitsuko’nun müziğinden, binlerce bahçeye çıkan yollar…

Bu eşsiz seremoni nihayete erdiğinde, yani Mitsuko ile havalanan ayaklarınız toprağa değdiğinde; inanılmaz bir burukluk yaşıyorsunuz. Geri gönderildiğiniz bu sürgüne dair bir burukluk… Neden sonra kolları sıvamak geliyor içinizden. Mitsuko’nun sizi bıraktığı o yerden, sabrı ve şükrü donanıyorsunuz. Sanki güzide bir serencamı muştulamış gibi o, hayata devam etmek geliyor içinizden. Dudaklarınızdan apansız şu cümle dökülüyor: “Allah razı olsun kardeşim!”.

Ben olsanız şiir yazardınız belki de. Mitsuko’nun bıraktığı yerden bir miktar daha devam etmek için yola… Siz olsaydım ne yapardım şimdi bilemem. Ama Mitsuko Uchida’nın parmakları bunu ayan kılacaktır mutlaka. Sizlerle Mitsuko’dan sonrasını paylaşmak isterim. Kim bilir belki birkaçınız, benim Mitsuko’ya ettiğim temenniyi, acizliğime binaen şahsım için de dileyiverirsiniz. Ve dünyanın bütün en iyilerine buradan selam ederim. Rabbimin de izniyle, her nerdeyseniz bana görünün!


VE MİTSUKO PİYANO ÇALARKEN ÜÇ

geçen kaç oktav boyunca seni
-aşk ile temasa geçmek içindir-
do ile si mesafesine
ait kılsın istedim Allah
kulağımın bilmem kaçıncısında
senin tınında bir gece başlar
ve bu kaçıncı do notasında
ilkinin ümidi eksilmemiştir

ve piyano çalarken mitsuko uchida
onun şimdi yerde midir acaba ayakları
diye düşündürten bir beethoven’ın
dördüncü piyano konçertosuyla
-ona eşlik eden balmumulaşma-
sevdiğim bir müşterek onulmaz şizofreni başlıyor aramızda
perdelerden bir çıkmaza salınıyor parmaklar
ruhun pes perdesi beden
tiz perdesi mitsuko uchidanın parmaklarından
kayboluşa doğru beliren art depremleri eve dönüşün
sanki sona ermese müzik
mitsuko olmazdı şu an aramızda

her şey hatıra geldikçe melal!
mitsuko da bu şekil düşünüyordur
yitmek için kendiyle çıktığı yolda
unutuşun kadim suflörü kader
ağlarını sanki böyle mi dersin
böylesi bunların arasından bir bu mu
kaldırtmıyor bizi kalınacak tek yerde
mitsuko gittiği yerde hep kalsa
ben kalsam mitsukoyla gittiğim yerde
kalsalar benimle benle gidenler
olmaz mı? olamaz mı? “her şeyin bir sınırı mı var” mı?

ayırmamak gerektiğini söylüyor arı
kovanına dönerken bir karıncaya
biri çer çöp peşinde, ötekiyse çiçekler
arasında aynı yekûna üye
ve mitsuko piyano çalarken üç:

i. mitsuko ortasında benle Allah’ın

ii. mitsukoyla Allah’ın tam ortasındayım

iii. ben varım. mitsuko yok. Allah her tarafımızda!

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Müziğiyle Allah'ı Arayan Bayan...

Mitsiko Uchida, ruhunun düştüğü boşluğu ilahi nağmelerde Hakk'ı arayan bir bayan...

"Mitsuko'nun müziğinden, binlerce bahçeye..."

Bu yazıyı Milli Gazete'de okuduğumda da bir tuhaf olmuştum..

"Yani geçit vermek, geçit sunmak için çalıyor Mitsuko".. tevazunun derinliğinde büyüyen sesler fani olana dokunarak Baki Olana doğru uçuyor.. o müziği, Mitsuko'yu henüz dinlememiş olmama rağmen o yükselişteki güzelliği hisettim ben de.
İnsandan çıkan sesin yine insanın kulağına dönüşü.. çıkışta olduğu gibi dönüşte de derin bir duyuş olmalı.. geçit'in müziği o, Mitsuko Uchida..

Şair, şiiri de yazmış. Şairin sınırı da şiir galiba. Daha ne yapsın. Çok teşekkürler hepsi için.

İnşaallah ben de M. Uchida'nın müziğine ulaşıp dinleyeceğim onu. Bizzat..

"Onlara anlat yağmur karşılıklı yağar
Ruhların içindeki müzikle karşılıklı" diyor ya üstat..