
Sizi bilmem ama ben ilk defa bir devrik devlet başkanının naklen sayılablecek şekilde idam edildiğini izledim. Lisede okurken tarihte okuduğumuz devletlerin başka yerleri işgal etmeleri ile sonuçlanan süreçlerin artık modern çağda yaşanmayacağını düşünürdüm. Ama Saddam Hüseyin'in idamı öğretti ki bu dönemler bitmemiş ve bitmeyecek. Saddam Hüseyin 24 yıllık Irak başkanlığndan sonra yabancı işgal güçlerince yapılan müdahale ve ardından oluşturulan kukla yönetimin oluşturduğu mahkeme tarafından idama mahkum edildi. İnsanlığa karşı işlediği suçları sayfalar dolu olan bir diktatörün bu şekildeki idamı insanı farklı duygulara götürüyor.
Bir diktatörün cezasının işgalci ülkeler vesilesiyle verilmiş olmasını incitici buluyorum. Son görüntüler kendi iç düzenini sağlayamayan ülkelere müdahale edip düzelten güç olduğunu göstermeye çalışan Amerika'nın şimdiye kadar ki işgallerindeki en önemli veri oldu. Amerika hiç böyle bir sonuç elde etmemişti. Diktatörlerden kurtulmak isteyenler artık Barış! elçisi Amerika'ya başvurmalıdır görüntüsünü pekiştirmiştir.
Kurban Bayramının ilk günü Müslümanları aşağılarcasına kendi eliyle değil kendi iç çatışmalarını ve ayrılıklarını artırması için yine Iraklı şiilerin eline vermiştir. Kelime- i Şehadet getirerek ölmek isteyen bir diktatörü insanların gözünde şehit olmuş görüntüsünü vermiştir. Amerika'nın her yaptığını yanlış düşünenler açısından onun masum olduğu izlenimi bile vermiştir.Sakladığı sırları ortaya çıkması engellenen ve adil bir yargılama olmadan öldürüldü.
Bütün dünyada artan Amerika karşıtlığı ve Latin Amerika'daki anti- Amerikancı güçlerin zafer kazanmasına rağmen İslam dünyasında bu çıkışı mezhebinden dolayı bazılarımızın beğenmediği Şii! İran dışında yapan bir güç çıkmaya namzet görünmüyor. Zaten Irak operasyonu bu tür çıkışları engellemek için yapılmış bir savaştı. İslam ülkelerinde Amerika'ya karşı bir nefret yükselirken, diğer yandan da psikolojik olarak Saddam'ın idamında olduğu güç yetirelemezlik düşüncesi de verilmeye çalışılmaktadır.
Artık işgal edilecek yeni bir yeri kalmayan İslam dünyasının üzerindeki ölü toprağını silkinip özgürleşmesi, bağımsızlaşması ve bunalımdaki insanlığa sunacağı kurtuluş yolunu örnekleyecek çözümleri göstermesi gerekiyor.
Yorumlar
Diktatör Badigard
Per, 04/01/2007 - 12:50 — Ümit Demirilk okuduğum haberde ölmeden önce şöyle dediğini yazıyordu saddam'ın;
iranlılar bizim düşmanımız!
o anda kafamda oluşan düşünce şu oldu; bunun idamı da bir oyun... ya da idama olurken bile üzerine düşen rolü yapıyor!
insan ölüme gidiyor ve hâlâ araya fitne tohumu ekiyor! var mı böyle birşey...
biz ümmet vahdete susamış derken birileri idam esnasında şii liderin adıyla saddama sataşıyor, idam edilecek olan "kahrolsun iranlılar" diyor!
bu nasıl bir kukla nasıl senaryo!
ırakta ve hatta dünyada şii-sunni düşmanlığı isteniyor. adam ölürken bile bunu sağlamlaştırıp gitti.
kime yarar bu peki? elbet abd ve onu yandaşlarına....
saddamla alakalı hâlâ kafasında şüphe olanlar varsa halepçe katliamını araştırsınlar.
tek bu bile yeter belki azabına!
sevmiyorum her diktatör gibi onu da...
zalimler için yaşasın cehennem!
evet, onun hesabını bu ümmetin görmemesi büyük acı.
davaya bizim bakmamız lazımdı... ama o çok zor işte!
kendi ülkemizde hangi davaya bakabiliyoruz ki!
özyurdunda garipsin özyurdunda parya
işte bir tunus örneği... sokağa başörtülü çıkmak yasak!
bakalım hadi bu davaya nasıl bakacaksak...
kendi davalarımızı söylemiyorum tabii...
kendi aramızda diyaloğa ihtiyacımız var. sünni şii neyse arayı bulmamız lazım.
yoksa sarı öküz siyah öküz hikayesindeki gibi bizi ayırır ve yerler...
yaşasın zalimler için cehennem!
Per, 04/01/2007 - 12:59 — Fethi SERHATselamdan sonra,
Saddam'a cezasını efendisinin vermesi hem tuhaf hem üzücü. fareler ve insanlar'da yaşlanmış uyuz ve güçsüz köpeğini artık bu dünyanın gamından terhis etmek için vuran kişi köpeğin sahibi değildi, başkasıydı. ve ona en çok koyan da köpeği başkasının vurmasıydı.
gayet normal: efendi köpeğini kendisi susturdu. yıllarca baktı, besledi, semirtti, sırtından tonlarca varil petrol kazandı, posası çıkınca da icabına baktı...
yaşasın zalimler için cehennem!!!
___________________________________________
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...
saddam
Per, 04/01/2007 - 13:49 — rüştü hacıoğluYaşarken bir fitneydi, ölümüde yaşamını aratmayacak. Şeytan bir adamın bilmem neresine karargah kurunca, bakınız ibretlik bir yaşam ve son...
Lanetli olmak, saddam gibi olmak değilse; saddamı görüp ondan ibret almamak olmalı. Geçen gün cemaatte yorumları okurken şöyle bir cümle ilişti gözüme : '' şiilerin velayetiyle sünnilerin saltanatı arasına sıkışıp kaldı din...'' tam böyle değilse bile mealen böyleydi. Yani bizde bu kafa oldukça amerika olmasa japon gelip çöker çökeceği yere..
Saddamın idamı şaşırtmamalı bizleri, üzmemeli de. Şiiler mi yaptı? Yapmış da olabilirler, yapmamış da ve sünniler de yapmış olabilir yapmamış da. Yani, abd desteğinde zulmle işbirliği içinde nasıl bir hegomonya hedefleniyorsa, özellikle yurdum insanının değişik ideolojik versiyonları bu tabloyu iyi okumalılar. Sayın başbakanımız dahil. Ahanda, şeytanla ittifakın kaçınılmaz sonu. Aslında biz bu filmi mendereste görmüştük. Saddam iyi okuyamadığı için bugün aynı yerde. Yarın apo oradan kelimeyi şahadet getirecek; ama şunu belki göremezler diye söyliyeyim: misakı millinin saygın generalleri, eğer apo darağacına çıkarılmışsa bilinki efendiniz sıraya sizi koymuştur.
İşin özü şu cemaati müsliimin. Bizler -daha öncede söylemiştim- yani alttakiler, yani parya, örtüseverler kapçıklar, karaşemsiyeliler... sünniymişiz gibi davranmayalım bu süreçte, çünkü bizler hiçbirşey değiliz. Şairden alıntıladığımız gibi, biz kimliksizler, efendilerin boynumuza astıkları yaftaya yazdıkları '' tarantulalar '' değiliz. Bu mesaj, yani saddamın idamı bize değil kardeşlerim, efendilerimize. Büyük patron :'' bana itaat etmezseniz aha böyle olursunuz ve ben, bana dur diyebilecek kendimden daha büyük bir güç tanımıyorum '' der ama ben tanıyorum kardeşlerim.
Hasılı kelam, siz de ben de saddam da hepimiz sorumluyuz. Herkes yaptığının ve yapmadığının bilincinde ama yapmama gerekçelerine yani örtülere Hamit Akçay'ın yabancılaşma yazısının altından devam edelim.
Selamünaleyküm
Biz neyiz
Per, 04/01/2007 - 20:28 — Hamit AkçayRüştü Hacıoğlunun kendimizi sünni gibi görmemeliyiz çağrısını çok yerinde buluyorum.Bu çağrının doğru anlaşılmasını umuyorum.Çünkü aidiyet kurduğumuz kavramların zemini ve zamanı boşaltıldığında sadece indirgenmiş ve çarpıtılmış bir gerçeklik kalıyor elimizde.Hiç bir şey olmadığımızı anladıktan sonra bir şey olabileceğimizi umuyorum.Niyet hayr akibet hayr
"Havada uçan kuşa yolun ne hayrı var
Kendine hayrı olmayanın ele ne hayrı var "
zalimlerin ekmeğine yağ sürmeyin!
Per, 04/01/2007 - 14:42 — Zeyd GÜLESİNRüştü Hacıoğlu yorumunda değinmiş lakin ben de bir kaç cümle eklemeden geçemeyeceğim.
Rüstem Hocam yazısında Saddam'ın şiilerin eline verildiğini söyleyen cümle geçiyor. Niyetin şiilere kasıt olmadığına inanıyorum. İdam sırasında kişilerin "Mukteda, Mukteda" diye bağırmalarının, "Allahümma salli ala muhammed, ve ali muhammed!" diye salavat getirmelerinin, izleyenlerine "aha bakın bunlar şii" dedirtmek için olduğu aşikar.
Rüştü Hacıoğlu'nun bahsettiği gibi, bunlar gerçekten şii olabilir fadkat şurası açık ki ortada bir tezgah var. Belli ki halihazırda yeterince fitne dolaşmasına karşın, sünni-şii uçurumunu iyice genişletmek istiyorlar. Allahım zalimlere fırsat verme!
Hakan Albayrak'ın köşesini takip edenler muhakkak haberdardır. Amerika'nın dahi uzun vadede ayakta kalabilmek için Kanada ile birleşme planlarının konuşulduğu bi dünyada bizlerin kıytırık şii-sünni savaşıyla oyalanıyor olmamızın anlamını düşünebiliyor musunuz? Velevki şiiler yanlış olsun, bazı basiretsizlerin söyledikleri gibi onlar "batıl" olsun. Amerika'nın, İsrail'in bizlere daha iyi dost olacağını mı sanıyorsunuz?
"Kim ben şiiyim, ben sünniyim diyerek müslümanar arasında ayrımcılık yapıyorsa, kırın ki emperyalizmin kirli kollarıdır onlar." sözünün kime ait olduğunu anımsayacaksınızdır.
Bizler zalimlerin bu oyunlarına kanıp hala şii-sünni ayrımcılığından bahsettiğimiz sürece, müslüman olmayanlara yapmadığımız kadar eleştiriyi şiilere yaptığımız sürece, ahiretteki felah durumumuzun dünyadakinden farklı olmasını beklemek aptallık olacaktır.
CaN KaRDeşiM...
Per, 18/01/2007 - 00:32 — TuBa KuLa"Dünyanın her yerinde çıkarılan fitneler, genç nesli yok etmek içindir... Beni öğretmen kabul eden siz öğrencilere arz ediyorum bütün çabamız Kur'an'ı topluma sunabilmek olmalıdır... Her şey değişmekte, her şey doğmakta ve ölmekte, insan toplumlarının sorunları, ihtiyaçları, görüşleri ve yazgıları daimi bir değişim içinde olduğu halde; Kur'an, pratik etkisi olan, bilgili insana, içinde bulunduğu siyasi, kültürel sınıfsal ve sosyal bütün durumlarda yol gösteren, onu kurtuluşa erdiren ve değişmelerde ve gelişmelerde sabit kalan tek sözdür.Referansımın tek göstergesi Kur'an oluyor. Ben çalışmalarımı Kur'an ağırlıklı olarak yürütmeye başladığımda birçok soruyla karşı karşıya geldim. Ama tüm sorunlarıma sağlıklı ve doğru olan cevapları ve net sonuçları Kur'an'ın sağladığı ışıklı yol sayesinde yakalayabildim." Ali Şeriati
Duanı duama katıyorum...Rabbim... Sen işitensin, bilensin, görensin...
Allahım zalimlere fırsat verme!
Amin
Zalim Tipleri!
Per, 04/01/2007 - 15:03 — yusa ırmakÜç çeşit zâlim tipi vardır.
Birincisi;
Allah’a karşı isyan eden kâfir veya Allah’a ortak koşan müşriktir. Allah’ın âyetleri kendisine hatırlatıldığı zaman kibirlenerek yüz çeviren inkârcılar zâlimdirler. (18/Kehf, 57) Allah’ın âyetlerine yalan veya uydurma diyenler de aynı durumdadırlar. (62/Cuma, 5; 39/ Zümer, 32) Allah (c.c.) hakkında kafasına göre yalan uyduran ile, ‘ben vahy aldım, Allah’ın gösterdiğini aynen gösteririm’ diyen iftiracı da zâlimdir (6/En’âm, 93).
Allah (c.c.)’ın yolunu tıkamak isteyenler ile, mescidleri tahrib eden veya oralarda Allah’a ibadet edilmesini engelleyenler de zâlimdir (2/Bakara, 114).
Şirk, şüphesiz en büyük zulümdür (31/Lokman, 13). Şirk koşan müşrikler de zâlimlerin ta kendileridir.
Allah (c.c.), Mûsâ (a.s.) Tûr dağında iken buzağıyı ilâh edinip tapınanlara da zâlim demektedir. Çünkü onlar, insan eliyle yapılmış bir heykeli ilâh haline getirmişlerdir. (2/ Bakara, 51, 92-93; 7/A’râf, 148).
Kim Allah’a ortak koşup müşrik olursa, Allah ona Cennneti yasak edecek ve bu gibi zâlimlerin yardımcıları olmayacaktır (5/Mâide, 72).
İkincisi;
Toplum ve kişi haklarına tecavüz edenlerdir. Bu kamu haklarına saldırı ve kişinin -ister doğuştan ister sonradan elde ettiği- haklarını gasbetme, kişiye veya kamuya her türlü işkence, baskı ve hak ihlâli şeklinde ortaya çıkar. Hak ve adaleti dağıtma makamında olanlar, adaletten ayrılırlarsa; zâlim olurlar.
Devlet otoritelerinin fertlere ve toplumlara yaptıkları zulümleri de bu katagoride değerlendirmek mümkündür. Halkına zulmeden, onların haklarını vermeyen, toplum düzenini sağlamak için gönderilmiş olan Allah’ın hükümlerini uygulamayan bütün kişi ve rejimler zâlimdirler (5/Mâide, 45). Zulmün kişiden kitleye, kitleden kişiye doğru gerçekleşmesi arasında fark yoktur. Zulüm zulümdür.
Kur’an, servet ve nimet sebebiyle şımaran, kendini büyük gören sonra da insanlara hükmetmek isteyenlere ‘teref’ demektir. Bu gibiler servetin sağladığı güçle insanlara tahakküm etmeye yeltenirler, onların haklarını ellerinden alırlar ve onları ‘müstaz‘af’ haline getirirler. Otorite gücüyle, malıyla veya başka bir şeyle kibirlenen ve kendilerini yüce görenlerin diğer adı ‘müstekbir’dir. Onlar bu kibirleriyle şımarırlar, üstünlüklerini göstermek için despotluk yapar ve insanların haklarına tecavüz ederler, onları kendi çıkarları için kullanmak isterler. Bunların yaptıklarının zulüm olması açısından, kişi ve kurum olması arasında, özel veya tüzel kişilik olmasında fark yoktur.
Tuğyan edenler/azgınlığa düşenler de, insanlar üzerinde rablık taslamaya kalkarlar ve böylece onlara hükmetmek, onlara kendi düzenlerini benimsetmek isterler. Şüphesiz onlar da zâlimlerin ta kendileridir (53/Necm, 52).
Kim olursa olsun toplumun ve kamunun haklarına tecavüz edenler, onların haklarını vermeyenler, hakların kullanımını rüşvet, torpil, baskı, şiddet ve terörle engelleyenler zâlimdirler. Yine, halkını Allah’ın indirdikleriyle yönetmeyip onlara haksızlık ve adâletsizlik yapanlar ile, mahkeme ve hukuk işlerinde ilâhî yasaları uygulamayarak adâletten ayrılanlar da zâlimdirler.
Üçüncüsü;
Kendi kendine zulmeden zâlimler.
Bu, kişinin Allah’a karşı hata işleyerek içine düştüğü günahkârlık, ya da bedenin veya ruhun hakkını vermeyerek, kendi bünyesindeki dengeyi bozmaktır.
Hz. Âdem (a.s.) Cennette yasak meyveyi yedikten sonra yaptığı hatası için ‘kendi nefsime zulmettim’ demiştir (7/A’râf, 23; 28/Kasas, 16).
İnkârından veya günahından dolayı azabı hak edenler, kendi kendilerine zulmedenlerdir. Allah onlar hakkında, “Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmettiler.” demektedir (11/Hûd, 101; 43/Zühruf, 76; 3/Âl-i İmrân, 117; 16/Nahl, 33).
Kur’an, muttakîlerin özelliklerini sayarken, “çirkin bir hayasızlık işledikten ve nefislerine zulmettikten sonra Allah’ı hatırlayanlar, tevbe edenler” demektedir. Bu anlamda günah işlemek nefse karşı yapılmış bir zulümdür (3/Âl-i İmrân, 133-135).
Allah (c.c.), Kitab’ı kullarından seçtiği kimselere miras kılmıştır. Onlardan kimileri nefislerine zulmederler, kimileri orta bir yol izlerler, kimileri de hayırda yarışırlar (35/Fâtır, 32). Kitab'a inandığı ve onu hayat kaynağı bildiği halde, Allah’ın koyduğu sınırları aşanlar kendi nefislerine karşı zâlim olurlar.
Müslüman olsun, inkârcı olsun; kim Allah’ın koyduğu sınırlara tecavüz ederse, kim Allah’ın hükmünün dışında iş yaparsa o zâlimdir (2/Bakara, 229).
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:
Kâfirler Allah’ın koyduğu ölçüleri, sınırları hiç tanımazlar, inanmazlar ve o ölçüleri kaale bile almazlar. Zaten kim Allah’ın koyduğu hükümleri, ölçüleri tanımazsa inkârcı olur. Bütün inkârcılar da zâlimdirler. Mü’minlerden bazıları ise, Allah’ın koyduğu ölçüleri kabul etmekle beraber, nefislerine karşı zulmederek o ölçüleri uygulamakta hata yapıp günaha düşebilirler. Böyle yapanlar da ‘fâsık’ olurlar.
büyük zalim: amerika; küçük zalim: saddam!
Per, 04/01/2007 - 18:56 — RecepKılınçarslanevet saddam idam edildi, her müslüman gibi o da bizden di; her ne kadar zalim, despot bir lider olsa da!
ben saddam'ın ölümüne değil; *idam edilmesine, *müslümanlara, amiyane tabirle gözdağı verilmesine, *müslümanların ortadoğudaki şerri oyunlara alet olmasına, *bir zalimin bir başka zalim tarafından öldürülmesine üzüldüm.
ibrahim paşalı, bunu güzel örneklendiriyor: uzun boylu birisinin, basketbolcularla birlikte resim çekilmesi, gibi bir şey bu. zalim evet ama ödürenler daha büyük zalim.
sadece, (doğum günüm olan) 17 mart 1988'de Halepçe'de kimyasal silahlarla 5 bin kişiyi katletmesi yaptığı alçaklıklardan birisi. ama saddamın öldürülüş tarzına, öldürenlere dikkat etmemiz gerek.
meramım budur, abiler!