Saatine baktı
Epeyce geç olmuş dedi
"Yaşamak için"
ne de çabuk gelmiş
"Ölmek vakti"
Sonra tereddüt etti
Yoksa henüz erken mi!
Saatime baktım
Hayır dedim
Daha var
Nefes aldığın sürece
Vakit geç değil
"yaşamak için"
Olsun dedi
Yoruldum !
Beklemek istiyorum
Burada
İşte tam da burada
Yorumlar
...
Çar, 31/03/2004 - 01:16 — Elif Kırmızıbekledi...
bir daha baktı saate
beklemek de yormuştu artık
tıpkı,yaşamanın da yorduğu gibi
saat..
çalışmaya başladı,durduğu yerden
saat...
hızlandı, yeniden...
"koş,yoksa düşersin" dedi bir ses...
"koşmaya durdu" yeniden...
aslında "ölmek vakti" saatin
bir kenarında hep gizliydi...
arasıra görünürdü de
nefes aldıkça kayboluverirdi...
"just do it" diye haykırıyordu her yer...
nefes aldıkça yaşamak için geç değildir...
tıpkı
nefes aldıkça ölmeye uzak olunmadığı gibi...
sustu
ve
yaşamayı denedi...
NOT:yazınız efendim...
bu blog burada bitmemeli...
bizimkisi aciz yorum..
siz yazınız...
-ALLAH; ELDE VAR 1! GERİSİ 0 OLSA KAÇ YAZAR?!-
-TAVRINIZ KİŞİLİĞİNİZ,DURUŞUNUZ TAVİZSİZ OLSUN-
O nasıl söz öyle.
Çar, 31/03/2004 - 04:05 — Selim Sevkioglu" Bizimkisi aciz yorum, siz yazınız " (Darkred)
Darkred ayıp oldu şimdi. Olur mu öyle " aciz yorum " vs. Birlikte yazacağız, hepimiz. Bu arada, yazdıklarını çok beğendim. Sadece biraz da da olsa beklemesine müsaade etmemeni uygun bulmadım. Nedir bu acele. Duracak, düşünecek, gündüz topladıklarını geceleyin sindirecek falan. Belli ki yorulmuş ve aklı da karışmış biraz. Hele bir kuyuya düşsün önce. Kuyuya girip geceyi yaşasın ki şafağa ulaşsın. Ölümün rengine alışmak için kıyısında dolaşmak iyi gelecektir belki. Yeter ki tutunamadığı hayatta müntehir olarak varolacağı zehabına kapılmasın. Korkun kuyudan hiç çıkmaması ise şayet, korkunun ecele faydası yok. Riziko ! ah şu riziko. Tanrım Burti ölmesin ! Promet seni bekliyoruz bu arada.
Başka bir blog ile devam etmeyi düşünüyordum ama farklı açılımlar oluştu zihnimde. Belki de ufkumu açtın. Aynı yerde farklı bir fotoğraf daha çekmiştim ve dolayısı ile de farklı bir blog ile devam etmeyi düşünüyordum ama ! bakalım nasıl olacak.
Gerçek ile sanrı arasında hakikati kokladım.
Çar, 31/03/2004 - 23:57 — Selim SevkiogluII
Ah! Yaşamak mıydı yoran
özlem miydi okyanusun kokusuna duyduğu
Yapraklar şarkı söylemediği için
melodinin ahengi sayrılıydı dudaklarında
Yaşamak; koşmaktan ibaret değildi, bunu biliyordu
Suskusu, özlediği şarkıyı ne kadar cezp ediyordu ?
Sessizliğe kulap kesilip
gecenin nasihatini dinledi
Gökyüzünün en parlak yıldızı;
Güneşin gölgesine kavuşmak için
karanlığın ardındaki feneri bul dedi
Gündüzün kalabalığında örselenmiş ellerin gecede yordam,
karanlıkta gözlerin âmâ şimdi.
Biteviye bir şarkıyı söyleyen yaprakları,
kokusu ile besleyen okyanusun iyotunda yok bir kusur
Tanrı'nın, pervane olmaya cebrî,
itaatkar ve çalışkan kulları hepsi.
Sen ki cebrolunmadan döndüğün kadar şerefli.
Koşmadığın zaman düşeceğini bildiğin kadar
bilmelisin oturup sükutun sesini dinlemesini.
Hayatın sâyine hürmeten
ölümün kıyısında durup dinlenmesini.
Ölüm nehrinin dünyadaki kıyılarındadır
okyanusun enginlerine açılan kapı
Gecenin sancısını çekmeden şafak görünür olmaz elbet
Ve elbet kurtulmak vâki değil girmeden kuyulara
ve görmek ışığı tırmanmadan doruğuna tepenin.
:)
Per, 01/04/2004 - 03:03 — Selim SevkiogluÇok güzel, elinize sağlık. Şu tevazu durumlarını da bırakalım artık. Ancak bu kadar güzel ve uygun kelimelerle çıkarılırdı kuyudan. Ama daha kuyuya girmemiştik ki. Kuyunun kıyısındayız henüz :). İnmedik ki henüz çıkalım doruğa. Daha ne gördü ki hem, ölüm nehrini akıtmadık gözlerinden. Siz çok iyi niyetlisiniz yada ben çok gaddar. Şu adama çile çektirmemek için elinizden geleni yapıyorsunuz. Bakalım kim kazanacak. Siz doruğa çekiştirin, ben kuyuya :) Heba mı edeceğim şimdi güzelim fotoğrafı, kendi ellerimle çektim Pazar günü. Şöyle yapalım ne dersiniz;
Ben kuyuya sokayım, sonra siz çıkarın :) İnşallah yakında.
kafasını dinlesin kuyuda.. yok yok kalbini.. yok yok kendini..
Salı, 06/04/2004 - 05:11 — Elif Kırmızıefendim yanlış anlaşılmış...
acele eden o değil...
etraf...
gözlerine gördürülenler...
o durmak,dinlenmek istiyor..
belki acı çekmek
ama kafasını dinleyerek...
açınız televizyonu...
bunlar sloganlar...
genç beyinlere yerleştirilen sloganlar...
koşmaya zorlayanlar...
hızlı yaşa genç öl!= ölecek kadar bile "yaşa"yamadan hayatı, göremeden tek bi virgülün'ü bile noktan'ı iliklerinde hisset... ve "yaşa"yacağın şeyin adı: pişmanlık(!) olsun...
girsin efendim kuyuya
yüreğinden daha zifir olamaz ya...
-ALLAH; ELDE VAR 1! GERİSİ 0 OLSA KAÇ YAZAR?!-
-TAVRINIZ KİŞİLİĞİNİZ,DURUŞUNUZ TAVİZSİZ OLSUN-
Yorgunluk
Çar, 07/04/2004 - 23:48 — E.Fatih BilgeVe sen yalnızlığı istiyordun
Son kendini bırakışla
Her şeyin sona ereceğini sanıyordun
Sonsuzluk yutar
Sonsuzluk hiçleştirir
Her şey ölür de yalnızlık yeniden yaşama döner
Ve senin kaçışın görülür ardından
Işık yükseldiğinde
Biraz solgun, kapalı bir ışık
Ama her şey yabancı
Asla insanlar arasında yaşayamayacağını anladın
Artık onlardan biri değilsin
Geceyi bekliyorsun
Ve senin kaçışın yeryüzünden
Yalnızlık sevinçtir
Ve sen yalnızlığı söylediğinde mutluydun
Her zaman yalnız yaşadın
Yaşamak istiyorsan
Kaç, kaç buralardan bir daha dönme
keşke yetrli olsaydı... keşk
Cum, 09/04/2004 - 00:16 — Elif Kırmızıkeşke yetrli olsaydı...
keşke yaşamak istiyorsak gtmek için, gid-ebil-mek için kaçmak yeterli olsa....
keşke olsa...
keşke kaç-abil-sem...
ve keşke kaçmak yeterli olsa...
nasıl kaçmak, neyle ve hangi güçle...
bunları aştık diyelim...
ne zaman? bunu da bulduk hadi...
peki nereye?
nereye kadar kaçacağım ve nereye?
varışım nereye olacak?
ve orada "yaşa"y-abil-ecek miyim?
ve işte en önemli sorum:
İSTEDİĞİM ZAMAN KAÇ-ABİL-İR MİYİM?
söz,dönmeyeceğim...
madem benzer kalpler aynı hisseder,alındım üstüme ve sormaktayım....
buyrun sn. promethe..
top sizde...
-ALLAH; ELDE VAR 1! GERİSİ 0 OLSA KAÇ YAZAR?!-
-TAVRINIZ KİŞİLİĞİNİZ,DURUŞUNUZ TAVİZSİZ OLSUN-
Kaçmak... Bulunduğun durumdan
Cum, 09/04/2004 - 00:28 — E.Fatih BilgeKaçmak... Bulunduğun durumdan başka bir duruma geçmek. Başka bir mekana...
İnsan istediği zaman kaçabilir mi, sanmıyorum. Zaman ve şartlar gerekli kılıyorsa insan kaçabilir.
Kaçmak sadece bir yerden bir başka yere gitmek değil nefsin derinliklerine inmek için de yapılır. İkinci kaçış biraz tehlikeli olsa gerek...