renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Bir "Onur Ünlü" Filmi: Polis !

Polis, bu toprakların filmi: Filmdeki aşk, mücadele, trajedi ve intikam hepsi kabule şayan, insanın içine işleyen bir anlatımla, özgün bir üslupla düzenlenmiş.

Beyazperdede dua eden bir Haluk Bilginer görmek benzersiz bir duygu... Polis filminde Haluk Bilginer Al Pacino gibi, Robert de Niro gibi... Film sürprizlerle dolu... Sıkı bir macera filmi, metafizik gerilimi yüksek bir film. Polis filmi, bugüne kadar izlediğimiz filmlere çok benziyor, fakat filmin her sahnesi şaşırtıcı yenilikler getiriyor.

Çok değişik, çok şaşırtıcı, çok enteresan ve dinamik bir film. Polis filminde aşk var, macera var, trajedi var, şiddet var, intikam da var. Haluk Bilginer, Musa Rami rolünde sular seller gibi döktürüyor. Büyük maceracı, efsanevi sert polis Musa Rami, dindar ve sonuna kadar yerli bir kanun adamı.

Filmin fragmanı www.polisfilmi.com sitesinde, internet sitelerinde yayınlanıyor ve müthiş bir hızla yayılıyor, seyreden bir daha seyrediyor. Türk filmi Polis, 16 şubat 2007’de vizyona giriyor. 8 şubat 2007 tarihinde filmin galası var. Filmin galasına ünlü Japon yönetmen Takeşi Kitano da katılacak. Velhasıl yeryüzü Polis filmini bekliyor.

Filmin Künyesi:

Senaryo-Yönetmen: Onur Ünlü

Yapımcı: Onur Ünlü, Funda Alp, A.Taner Elhan

Oyuncular:Haluk Bilginer, Özgü Namal, Ragıp Savaş, Sermiyan Midyat, Settar Tanrıöven, Kaan Çakır

Yapımevi: Eflatun Film

Görüntü Yönetmeni: Aras Demiray

Kamera: Arricam Lite ve Cooke S4 Primes (Lokomotif)

Kamera Asistanları: Deniz Eyüboğlu, Tayman Tekin, Engin Ünal

Çekim tarihleri: 04.09.2006 - 08.10.2006

Not:Filmle ilgili olarak Onur Ünlü ile yapılan röportaja şu linkten ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Âh Muhsin Ünlü

“biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum
modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.

mıknatıssız bir pusula olarak...”

Âh Muhsin Ünlü: Onur Ünlü
Şair-senarist-yönetmen...

“ Hiçbir sinemacı bir şair kadar büyük laflar edemez...”

İnsan daha bir heyecanlanıyor bu filmi beklerken.
Darısı başımıza...

polis filmi

ilk filmiymiş buna rağmen fıragmanından anlaşılan sıkı bir filim. evet biraz rabırt de niro biraz al pacino olmuş haluk... kafamızdaki haluk'u silmek için iki üç defa seyretmeli mi acaba? fıragmanda gördüğüm tek sırıtan yanı döğüş sahneleri! haluk biraz yaşlı kalmış haliyle... yukardaki yazıda da dindar denmiş ki bu da yazıdaki sırıtan şeydi. konusuna ve fıragmanına bakınca o kadar dindar olmadığı görülüyor.

sahneler, müzikler, ışıklar, oyuncular... sıradışı olduğu belli yine de!

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

schwardzenegger

Film hakkında ilk bilgiyi bir cemaat mensubunun Murat Menteş ile görüşmesinden sonra, O'nun filmle ilgili müsbet ve dahi müthiş sıfatlı görüşlerini aktarması ile aldım. Sonra filmin afişi rüyama girdi ama daha evvel görmemiştim. Üstteki afişe benziyor tabi. Ama yazıları sarı değil beyazdı. İnsanlar daha silikti. Fragmanını izledim. Ses tonuna bayılıyorum bu adamın.. Evet bu filme gitmeyi istiyorum.

Bir de Yandım Ali var. Türk sinemasının Hakan Şükür'ü Kenan İmirzalıoğlu'nun. O filmin afişine gıcık olmuştum. Ve şunu düşünürüm. Arnold'un afişlerinde koca bir schwardzenegger yazar ya, Kenan da öyle bir çıkış yapsa ve afişlerine i m i r z a l ı o ğ l u yazsa..

Polis'e gideceğiz inş..

...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...

Onur Ünlü'nün ilk ve (tahminimiz) muhteşem filmi: Polis

Bu filmi heyecanla bekliyorum ve filmin kötü olacağına imkân vermiyorum nedense. Onur Ünlü'nün ilk filmi olmasına rağmen bence sarsıcı, farklı bir film olacak. Onur Ünlü, o harika şiirlerindeki yaratıcılığı filminde de gösterecektir. O şiirleri yazan bir şairin, kötü bir senarist ve yönetmen olacağına inanmıyorum. Denklem bu.

Alper Gencer Milli Gazete'de "Polis"le ilgili bir yazı yazdı, daha film gösterime girmeden. Yazı çok güzeldi. Alper Gencer'in o yazıda ifade ettiği erken-güveni ben de hissediyorum bu filme karşı. Onur Ünlü'nün röportajını okudum. Sürpriz gelişmelerle dolu bir film diyor. Onun şiir yazarken dilde yaptığı sürpriz hareketleri, seneryoyla sinemaya da yansıttığı belli.

Ayrıca, ben Haluk Bilginer'in çok iyi bir oyuncu olduğunu düşünmüşümdür hep. Onun, şimdiye kadar oynadığı filmlerin çoğunda harcandığına kanaat getiriyorum. Yani kendi yeteneği filmin dokusuna oturmuyordu. Seneryo, yönetim ve oyuncunun kaliteli bir uyumuna rastlayamıyorduk. Ama her şeye rağmen farklılığını hissettiriyordu Haluk Bilginer. Bu filmde o uyum sağlanmıştır ve enerjiler birikip mükemmele vurmuştur umarım. Hayırlısı olsun.

"Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum
Şehre inerim bir sinema yağmura çalar
Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür
Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür"

Onur Ünlü'den...

Türkiyenin filmi

Okuduklarımdan anladığım şudur ki filmin şiiri,türkiyenin filmi çekilmiştir.

"bu hayvanlar müslüman mı söylesene bebeğim
şu öküz müslüman mı bu sakallı sünepe?
bir zalimin köpeği bak allah'ı zikrediyor
bak gazete ne yazıyor türklerinmiş türkiye"

bekliyoruz, bu

uzunca bir süre hevesimizi harlayan, şiirleriyle birçok ona benzeyen şiirin yayınlanmasına sebep olan (çoğu da defterlerde kalan), âh muhsin derken bile fazladan "vurgu" gerektiren bir kocaelisporlunun (o fotoğraf unutulur mu? boynunda kocaelispor atkısı, ağzında hafif yana kaymış sigara) filmi "polis". üzerine konuşurken, büyük harflerle konuşulacağını henüz şimdiden "sezdirmiş", sadık battal'ın da belirlediği üzere, türk sinemsı için yeni bir "kırılma" olması muhtemel bir film polis.

bekliyorum, bu.

bekliyoruz, bu.

Özgü Namal Polis filmi için mikrofonda

Henüz gösterime girmediği halde sadece fragmanıyla bile kült filmler listesine giren Onur Ünlü'nün filmi Polis'in kadın oyuncusu Özgü Namal, film içinde Musa Rami için içli bir şarkı söylüyor. Özgü Namal'ı efsanevi Polis Musa Rami'ye şarkı söylerken gördüğümüz link bu: http://www.youtube.com/watch?v=IGrJ9icko3Q

Polis filminin afişi

Nihayet, "beklenen an"lardan biri daha geldi, çattı.

Polis filminin afişi de yayınlandı.

http://img327.imageshack.us/img327/8836/polisfilmiafisiin8.jpg

Ne böyle bir Haluk Bilginer gördük, ne de Musa Rami'yi yadırgadık.

"Şiddete meyyaliz vallahi dertten."

Şair Gözüyle Bir Film Daha...

"belki büyürüm günün birinde
derim kalınlaşır korur içimi
sıcak denizlerden buzlu sulara
yıllarca bir üzgün balina

belki beni bir avlayan çıkar
ahab zıpkınıyla kanatır beni
binlerce mekik ve iplik sırtımda
diplere kaçırırım katılımı

ta derinlerde o nefretiyle
ben kılıfımla baş başa
ne güzel ölüler ağır ağır
iş bitip gemi batınca

köpüren dalgalar sessiz derinler
ölü gemiciler hepsi düş
pekod'un peşinde kıyıya vurdum
kimseler beyaz demesin bana..."

Şair-Senarist Barış Pirhasan'ın senaryosunu yazdığı, 17 Ağustos'un konu alındığı film yakında çekilmeye başlanacak.

On binlerce insanın yaşamını yitirdiği 17 Ağustos depremi, gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkarak beyaz perdeye aktarılıyor. Filmin yapımcısı Ezel Akay.

17 Ağustos 1999, Türkiye’de unutulmayacak bir tarih oldu. İzmit depreminde on binlerce insan bina yığınlarının altında kalarak can verdi. Binlercesi de enkaz altından kurtarıldı. Onlardan biri; Sami Dündar.

Organizatör Sami Dündar, Donanma Komutanlığı devir teslim töreni organizasyonunu bitirdikten sonra, fay hattının içine alıp yok ettiği orduevinde 27 saat göçük altında can çekişti. Kurtarıldığında, öldü sanılıp ceset torbasına konuldu. Tesadüfen yaşadığı anlaşılınca, ailesi ve dostlarının yardımıyla İstanbul’a getirildi. Tedavi olduğu hastanede iki kez daha ölümü yendi. Yürüyemez raporuyla taburcu edildikten üç ay sonra bastonları ile ayağa kalkmayı başardı. Sami Dündar, yaşadıklarını bir yıl önce “Her Şeyin Bittiği Yerden” adlı anı kitabında topladı.

“YAŞAMA HAKKINIZI KULLANIN”

Sami Dündar’a göre, yazdıkları okuyucudan “farklı” bir ilgi görmüş. Kitap sayesinde intihardan vazgeçenler, yeniden birleşen parçalanmış aileler, kazada sakat kalarak yaşama küsen ama yeniden hayata sarılan insanlara tanık olmuş. Dündar “Okurlarım da ‘yaşama hakkı’ nedir öğrendi. Ben Süpermen değilim. Sadece başıma gelenle mücadele ettim, yaşama hakkımı kullandım ve hayattayım” dedi.

Kitabın filme çekilmesinin temel nedeninin herkese “yaşam hakkını kullanabileceğini” göstermek olduğunu söyleyen Sami Dündar, amaçlarını şöyle açıkladı: “Aslında o an ölmediği halde yaşama hakkını kullanmayı bilmedikleri için kısa süre sonra ölen insanların nasıl direnebileceklerini anlatabilmek.”

Filmin senaryosu için sinemanın usta ismi Barış Pirhasan çalışmalarını sürdürüyor. Pirhasan, tek kişilik bir yönetmen veya senarist filmi olmadığını büyük bir ekibin başarılı ve özverili çalışması olacağını vurguluyor.

Yapımcı Ezel Akay ise dünya sinemasında “kült” yapımlar arasına girmeyi amaçladıklarını söyleyerek “My Left Food, Lorenzo’nun Yağı” gibi klasikleşmiş filmleri örnek gösteriyor.

Filmin oyuncuları arasında adı geçen ünlü isimler Okan Bayülgen ve Meltem Cumbul’un yanı sıra Psikiyatr Dr. Cem Mumcu da danışman olarak yer alıyor...

Polis

''Polis, bu toprakların filmi: Filmdeki aşk, mücadele, trajedi ve intikam hepsi kabule şayan, insanın içine işleyen bir anlatımla, özgün bir üslupla düzenlenmiş. ''

Bu paragrafı okuyunca heyecanlanmıştım. Ama boşunaymış... Sadık Battal'ın bu yazısında anlattıklarının hiçbirini filmde bulamadım.

Merak ediyorum...

Birilerini taklit etmekten ne zaman vazgeçeceğiz?

Al Pacino olduğumuz zaman mı iyi işler yapmış olacağız?

''...dindar ve sonun kadar yerli bir kanun adamı.''

Ben öyle birini göremedim. Gören var mı?

Bir de Özgü Namal var ... Sesi ne kadarsa oyunculuğu da o kadar...

Özgü Namal ve Şiddet

NTV'de bir program ve o programda polis'te oynayan iki oyuncu. oyunculardan biri Özgü Namal.
sayın Namal şiddet hakkında konuşurken beni şiddetli sancılar sarmalıyor.
diyor ki:
bu çağ şiddet çağı değilmiş.
sakin bir çağda yaşıyormuşuz.
Irak'ı, Afganistan'ı falan saymazsak şiddetsiz geçen bir çağ.
tabi yersek bize yutturacak.
niye saymıyormuşuz onu anlamadım.
sen sayma yerinde sayıkla sayın Namal.
çok yönlü sanat!çı olmak demek kör olmanın ve kör kalmanın evinde evcilik oynamakmış.
Irak'ta ölü sayısı 3 ay önce 650 bin iken neremiz sakin.
bir ülkenin medeniyet göstergeleri tarumar edilirken neremiz sakin.
bir ülkenin halkı işkenceye, tecavüze uğrarken neremiz sakin.
sayın Namal bu çağın neresi sakin? neresi sessiz?
bir sanatçı! olarak Namal'ın dünyaya ve şiddete bakışı böyle.
programın sunucusu sormuyor neden Irak'ı ve Afganistan'ı saymıyorsunuz diye?
ve toprakları işgal edilip soykırıma tabi tutulan diğerlerini.
Filistin'i, Çeçenistan'ı, Somali'yi Moro'yu...
asya'dan afrika'ya balkanlar'dan kafkasya'ya ve yeryüzünün tüm yüzüne saldıranlarının şiddetini görmüyor.
şiddet demek hafif kalır.
katliam, soykırım...
gözleri bu kadar kör olan bu çok yönlü sanatçı!mızın filmini seyretmedim. seyretmeyi düşünmüyorumda.
Takva adlı garabeti izlemekle yanlış yapan kendimi Polis'in ellerine teslim etmeyeceğim.
çok güzel.
devam edin.
daha şimdiden 'kült film' sınıfına dahil olmuş.
çünkü sanatçı!sı çok Namal.
anlamadım ne mal
Namal
tabi yersek...

selamunaleyküm