Arkadaşlar Tv 5 açılmış duydunuz mu? Henüz seyretmedim ama Tarık Tufan, Yeni Şafak köşe yazarı Yusuf Kaplan gibi isimler bu kanalda proğram yapmaya başlamış. Kendi adıma çok sevindiğimi söylemem mümkün değil. Çünkü hem yeni yayına başlayan yeşil kanalların genel akıbetinden dolayı dilim yanık hem de pek fazla televizyon seyretmem ben. Ama yine de iyi bir haber olarak değerlendiriyorum. Çoluk çocuğu televizyondan uzak tutmak pek mümkün değil ve televizyon müptelası çok insanımızın olduğu bir vakıa. Belki kendilerine göre bir şeyler bulurlar bu kanallarda.
Açıkçası uzun süredir niteliği babından seyredilebilecek fazla proğram bulamıyorum. Bir süre geçip başına zaplayıp zupladım, sonra bundan bana hayır yok deyip vaz geçtim. Hiç mi seyretmiyorum, seyrediyorum tabi. Mesela dizi olarak bazen Ekmek Teknesi, bazen de Kurtlar vadisi. Cesaretimi kızgınlığınızla ödüllendirmeyin/cezalandırmayın lütfen. Bu iki dizinin de problemlerinin farkındayım. Hiç seyretmeden de olmuyor işte. Seyrek de olsa insan kafasını dağıtmak için bazı vesileler arıyor. En çok beğendiğim proğram ise, şu Hasbekli ve arkadaşının proğramı. Hoş muhabbetle Türkiye'yi karış karış motorbisikletle dolaşan iki gezgin var ya işte o (Aslında iki kişiler ama Hasbekli pek görünmez). Çok sevdiğime bakmayın proğramın ismini dahi bilmem ama o sunucuya hayranım. Görsem boynuna sarılıp öperim yanaklarından. Saat ve gününü bilmediğim için denk gelirsem bakarım. Aslında ben daha çok sunucunun tavırlarını seviyorum galiba :). Bir de yurdumun ücra köşelerini ve yurdum insanlarını gösterdiği için belki.
Yine STV'de yayımlanan bir proğram daha, onlarda dünyayı dolaşıyorlar. Biliyorum, proğram ismi veremediğim için nitelikli bir blog yazmadığımı. Ne yapayım ancak bu kadar ilgiliyim işte. Bir de ne vardı, misafir vs'den dolayı tv başında oturmaya mecbur kalırsam bazen sır kapısı. Bir kısım senaryonun uydurma olma ihtimalini gözönünde tutsam bile, yine de fena bir proğram olarak görmüyorum. Film ! kesinlikle televizyonda filim falan seyretmem. Çok ama çok nadir bir durum bu. Açık oturum gibi bir zamanlar faydalı olan proğramlar işi reytinge döktüğünden beri onlara da hiç yüz vermiyorum. Bir de popstar türü yayınlar vardı değil mi! İlk çıktığında merak ettiğim için azıcık baktığmı itiraf etmeliyim. Bir kaç proğram yani. Ama çok kısa sürdü bu durum.
Futbola çok meraklı olduğum halde endüstri haline dönüştürüldüğünden beri, gerek proğram olarak gerekse ilgi ve taraftarlık babından maksadı çoktan aştığı için artık hiç yüz vermiyorum. Aaa bir de Kanal 7'nin Deniz Feneri vardı değil mi, az daha unutuyordum. Eskiden müptelasıydım. Şimdi ise kaldıramıyorum bu proğramı. Aynı şey Süleyman Çobanoğlu'nun hazırladığı " Kalp Gözü " için de geçerli. Bir kaç kere denedim ama ancak beş dakika bakabildim. Dayanamıyorum bu tür şeyleri seyretmeye. Unutmadann! eskiden en fazla seyrettiğim kanal olan 7'ye de biraz sıtayiş edeyim. Ne o hal yahu. Yayını neredeyse tamamen eğlenceye döktü. Eğlence de eğlence olca, iyiden iyiye hafif meşrepleşmeye başladı. Eskiden Orhan Hakalmaz vs ile ağır başlı ve kaliteli şeyler ortaya konuyordu ama şimdi iyiden iyiye soğudum.
Bir hayli program saydım değil mi. Ortalamaya vurunca günde ancak yarım yada bir saati bulabilir. Geçeceğini zannetmiyorum.
Evet TV 5 açılmış dedik, televizyon proğramlarını azıcık eleştirdik ve seyrettiğim proğramları açık yüreklilikle itiraf ettik. Siz ne dersiniz? Neler seyredersiniz. Neleri faydalı neleri zararlı buluyorsunuz. Zararlı bulsanız da yine de seyrediyor musunuz. Mesela ben Kurtlar Vadisi'ndeki mafya tiplerinin sempatikleştirildiğini düşünüyorum ama yine de seyrediyorum vs vs.
Not; Bana sadece makale türü öngörüldüğü için böyle girmek durumunda kaldım, duyurulur.
Yorumlar
Model Fetişizmi
Pzt, 12/04/2004 - 20:44 — E.Fatih BilgeDün gece Trabzonspor'un gollerini izlemek için kanallar arasında zapping yaparken Tarık Tufan'ın sesini duyar gibi oldum, iki geri bir ileri yaptım ve baktım TV 5. "Bu Ülke" diye bir program yapıyordu. "Sultan Makamı" hakkında. Yusuf Kaplan da varsa o TV'nin kaliteli programlar yapacağını umuyorum. İnşallah öyle olur. Kanal 7 gibi ortadirek gazinosu olmaz.
Bu arada Türkiye'de müthiş bir "Kurtlar Vadisi Fetişizmi" başladı. Allah sonumuzu hayra getirsin. Dün bir gazetede Süleyman Çakır'ın ölümü ile ilgili bir taziye çıkmış. Kurtlar Konseyi'nden Laz Ziya'nın damadı, İstanbul Sefiri, vs. vs. Gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum. Çoğu zaman abartıyoruz bazı şeyleri. İnsanlar doğan çocuklarının adını Çakır, Canpolat koyuyorlarmış. İlginç değil mi?
Çakır öldü, sorun ki niye ?
Çar, 14/04/2004 - 04:50 — Selim SevkiogluElli yaşlarında bir akrabam ile bugün sohbet ediyoruz. Kahveye gidermiş. Perşembe akşamları Kurtlar Vadisi başlayınca herkes sohbeti, oyunu bırakıp maç izler gibi bu diziye odaklanırmış. Bu dizi niçin bu kadar tuttu diye soralım önce? Bence, birinci unsur bizim toplumun delikanlılık fenomenine karşı olan sempatisi. Deli Yürek de bu yüzden tutmuştu. Evet, biz severiz bu tür şeyleri. Mahalle fedaisi, Kasımpaşa delikanlısı falan. İkinci unsur ise Osman Sınav'ın güncelleştirme başarısı.
Çakır neden öldü. Büyük ihtimalle, mafyayı olduğundan farklı şekilde (sempatik) gösterdiği için yoğun tepki aldı. Bu kadar adam öldüren insanlar nasıl olurda sempatik görünürler diyeniniz olabilir. Birincisi, öldürdükleri insanların çoğu halk gözünde suçlu ve bizim mafyaya:)göre sadist kimseler olarak görünüyor. İkinci olarak da adamlar uyuşturucuya karşı olmak ve yeri gelince mazlumun yanında bulunmak vs gibi olumlu tutumlar içindeler. Buna karşın haklı tepkiler aldılar. Böyle mafya var mı kardeşim dendi kendilerine. Sanırım şimdi BİZİM MAFYA ! nın başına Polat geçirilerek, ve senaryo VATAN SEVER leştirilecek. Çakır mafya babası olsa da Polat mafya değil derin bir Vatansefer. O mafyaya sadece rol icabı giren biri ve asıl maksadı mafyayı kullanan dış güçlerle mücadele etmek. Hiişşş ! Bu şekilde bizim Kurtlar Vadisi meşrulaşmış olacak !!! Yok arkadaş mafya falan değil bunlar!! dicekler. Diyorum !!! şimdilik. Bakalım böyle mi olacak.
Mail gruplarında protesto da ediliyor
Çar, 14/04/2004 - 10:02 — Selim SevkiogluMail gruplarında, kıtır kıtır adam kesen bu katilleri izlemeyin, proğramı protesto edin niteliğinde yazıların dolaştığına da şahit oldum.
İbrahim Tenekeci'den İnciler...
Salı, 27/04/2004 - 00:46 — E.Fatih BilgeKurtlar Vadisi, Alacakaranlık ve Kıbrıs
Gazetemizin kıymetli yazarı Afet llgaz Hanım, özel bir sohbet esnasında, Kurtlar Vadisi'ni mutlaka seyretmem gerektiğini, dizinin çok iyi olduğunu söyledi.
Bizde büyükler tavsiye eder, küçükler uyar.
Konuştuğumuz günden beri Kurtlar Vadisi'ni seyrediyorum. Dizi, Afet Hanımın dediği kadar varmış.
Kurtlar Vadisi'nin her bölümünde, günümüzün politik sorunlarıyla ilgili fikir jimlastikleri de yapılıyor. Mesela dizinin son bölümünde, Kıbrıs'la ilgili yorumlar yapıldı, bazı sorular soruldu. İşte o sorulardan biri: "Balkanları parçalayan, Irak'ı ve Ortadoğu'yu parçalamak isteyen, hatta küçücük Gürcistan'ı bile parçalanmanın eşiğine getiren Batı, neden Kıbrıs'ı birleştirmek istiyor?"
Bu soruyu acaba kime sormalı? Kıbrıs'taki Türklerin ve Rumların birleşmesini can-ı gönülden isteyen hükümete mi, yoksa Rumlarla birleşmek isteyen Kıbrıs Türklerine mi?
Bir de Ayşe Şasa Hanımın tavsiye ettiği Alacakaranlık dizisi var. Dizide, özellikle "Komiser Tahir" rolünü oynayan Uğur Yücel'e dikkat etmemi istedi. Dediğini yaptım.
Eşkıya filminde de iyi bir rol çıkaran Uğur Yücel, gerçekten de harika oynuyor. Fakat dizinin senaristinde iş yok. Hele türbanla ilgili bir sahne vardı ki, kanımı dondurdu.
Gerisini getiremiyeceğim...
ortadirek gazinosu
Salı, 13/04/2004 - 06:35 — Mahmud Zahidaslında kanal "yedi" hakkında konuşmaya gerek duymuyorum.orta direk gazinosu demiş sevgili F.Bilge ; ziyade olsun...
fakat mezkur kanalda bir ara hani geç vakit de olsa mehmet güntekin yanına alırdı göksel baktagir'i ve gecenin bir yarısı musiki nağmeleri ile pası silinirdi kulaklarımızın. tv5 yöneticileri duysa da sesimi çağırsalar şu seviyeli insanları yanlarına...
film derseniz sadri alışık serileri ve türkan sultan ile kadir inanır filmleri derim size ; devlerin aşkı,bodrum hakimi,al yazmalım...
tv 5 şu an tek umudumuz ama o da tgrt ve kanal yedi gibi bir fetvaa bulur da değişirse...
her insan kendi çağından sorumludur
TELEVİZYONA DAİR
Salı, 13/04/2004 - 18:56 — Yusuf Armağan***
Neden bir televizyona ihtiyaç duyulduğunun izahı gerekli önce. Doğrusu bunun cevabının net bir şekilde ortaya konmuş olduğunu düşünmüyorum. Yani televizyon farklı bir kültür birikiminin ortaya çıkarmış olduğu bir sonuçtur. Dikkat sonuç... Ortaya çıkmış bir sonucu siz nasıl olur da bir sebeb haline getirmeye çalışırsınız. Hadi getirdik sonucunun ne olacağını umuyoruz, ne bekliyoruz.
***
Yusuf KAPLAN' ın "Medeniyet Tasavvuru" na ilişkin yazıları ve nihayetinde oluşturduğu "Medeniyet Tasavvuru Okulu", Tarık' ın hakeza benzer gerekçelerle "Düş Vakitleri" nde önce Günışığı sonra Marmara da devam eden duruşu, Fikir Dünyası olarak istişarelerimizin süreklilik arzettiği ve Kanal 5 de aktif görev alan ve bir "Esed Enstitüsü" çalışmalarını bildiğimiz Engin NOYAN ve diğerlerinin mantalitesi bir nebzede olsa kanal hakkında ipuçları içermekte. Allah sonunu hayr etsin demek gerekiyor şu an için. Zikredilen diğer kanal isimleri çerçevesinde düşünüldüğünde ise sonrasını düşünerek bir burukluk yaşamamak elde değil tabii ki. Bir de işin şu noktası var; Cemaat mesupları bilirler Sn. Nabi AVCI nın bir eseri vardı. ismi "Enformatik Cehalet"... Kanal 7 nin etkin bir mensubu olan Sn. Nabi Bey bu kitapta yazdığı ve alıntıladığı ne varsa neredeyse tam aksini sergiliyor. Düşündürücü değil mi? Şu mantıktan da kurtulmak gerekir sanırım; "onlarda ne varsa bizde de olsun bizimki biraz islami olsun." (copyrıght Ulvi ALACAKAPTAN) - bu cümleyi Ulvi Bey' in vücut diliyle dinlemek lazım -
***
Dua etmeli, dua etmeli sonra yine dua etmeli...
FİKİR DÜNYASI
İlk parağraf için
Çar, 14/04/2004 - 05:12 — Selim Sevkiogluİlk kısımla alakalı; Radikal gibi görünmesine karşın güzel bir yaklaşım olmuş bu. Modası geçmiş bir teklif sanki. Hayır ! yeniden gündeme taşımanın faydalı olabileceğini düşünüyorum. Belki de hadiseye toplum gerçeğini göz ardı etmediğimiz için böyle yaklaşıyoruz. Atamıyorsak şayet iyisini yaparız mı diyoruz. Ben olarak yaklaşınca atmak makul bir teklif olarak görünse bile, biz olarak yaklaşınca hiç de makul görünmüyor. Seyredilecek bu alet. Televizyon'un farklı bir kültürün ürünü olmasını ise pek önemsemiyorum. Proğramların bu kültürün etkisi altında olmasını çok önemsiyorum. Şu televizyonları yeniden atsak mı evden !
Engin Noyan
Çar, 14/04/2004 - 10:00 — Selim SevkiogluBu haber bir hayli sevindirici. Bu isimden haberim yoktu. Engin Noyan gibi, televizyonlarda proğram yapmak isteyip de kısıtlamalardan ötürü yapamayan değerli insanlarımızın bu kanalda kendilerine yer bulması son derece sevindirici. Darısı benzerlerinin başına.
tv5
Çar, 14/04/2004 - 02:02 — Betul SehrayinVatana millete hayirli olsun tv5...acaba bir televizyon kanali vatana millete nasil hayirli olur? bilmiyorum; fakat benim gibi bir istanbul masali delisi birisi icin sanirim güzel bir dizi yayinlayarak.Zira ben artik türk televizyonlarindan kaliteli bir film yayinlamalarini beklemiyorum, bari dizilerimiz rayinda gitsin ki gidiyor bence..Izledigim bir sürü dizi oldu tatilde ,hepsini devam ettiremiyorum ama persembe günleri muhakkak kendimi bir arkadasa davet ettirip istanbul masalini izliyorum..Ne yapiyim bu da benim takintim.
Ama sunu itiraf etmeliyim; ekmek teknesi kadar aile yapimiza(hafiftende olsa) uygun bir dizi görmedim bugüne kadar..Her hangi bir durumda verecegimiz tepkiler, yani olaylar karsisinda gerek kültürümüzden gerekse dinimizden olusturdugumuz kaliplar dizide cok güzel yansilitiliyor bence..Tabiki köklü bir din anlayisi beklemiyorsak.
Tv 5 ise bana kalirsa kanal7 gibi olmayacak.Kanal 7 benim icin tam anlamiyla 5 para etmez.Belki cok sert bir tavir ama hicbir programini (haberler haric) begenemedim bugüne dek.Neyse baslangic ve bitisimiz ayni olsun.Tv 5 vatana millete hayirli olsun...
not:bu yazidan sonra tv5 in propaganda bakani olurum kesin:)
Bu günkü Yeni Şafak'tan alıntı
Cum, 16/04/2004 - 02:27 — Selim SevkiogluBakma durumları
Televizyonların reyting kapışmalarıyla taçlanmış diziler, yarışmalar, kadın programları, bir vak'a olarak Türk toplumunun davranış kalıplarını, genel yönelimlerini biteviye açık ediyor. Pıtırak gibi bitiveren dizilere "takılan" seyircinin hepsi birer esas kız, esas oğlan oluyor reklamlar girip de mevcut durum "eski tasla eski hamama" dönene dek.
Gerçeği anlamaya, bilmeye direnen benlikler bakma eyleminin lalettayin rahatlığıyla, devasa bir kurgunun içinde kendini bulmaya debeleniyor.
Fizyolojik olarak tamam ama, zihinsel vaziyete bakıldığında çoğusu cezai ehliyet yaşına basmamış, 'havai' genç kadın ve erkekler kilometrelere vuran kuyruklarda daha iyi, daha iyi söylemek için "bak bi de şu var" ataklarıyla "numaralarını" yarıştırıyor. Mevzubahis durumdan sağ selamet kurtularak şöhret pay edilen yere, sahneye varabilmişler ise, eksiklerden münezzeh bir siluet olarak toplumun "beğenisine sunuluyor."
Necip Türk milletinin neredeyse tamamına denk gelen "Ne gelirse" türü TV seyircisi de, şıpınişi tasarlanıp önüne serilmiş star eskizlerinden, "bundan idol olmaz" kararı verilenlere vahlanıyor, "girişte ruhunu vestiyere bırakmış" ev kızlarından evlenemeyip de evden çıkanlara oturup acı acı gözyaşı döküyor.
İç deşme kadın programları, bütün Türkiye'yi alelade ev dedikodularının dertli sırdaşı haline getiriyor. Bütün bu programların tek ortak noktası olarak bakılma durumu devam ediyor. Türkiye'de ciddi olarak yekvücut yapılagelen tek eylem olarak da bu bakma hali iştiyakla sürüyor.
Bakamiyciiim
Sizin de çok iyi bildiğiniz üzere, Türkiye'de bir bakma "olayı" vardır. "Okuma" tabir edilen faydalı gruptakilerden değildir elbette bu. Zihin işlevi gerektirmeyen işlerde bilhassa büyük memnuniyetle icra edilen bir vatandaşlık eylemidir ki, "Su akar Türk bakar" atasözümüz mevzubahis durum sonucu bugün tedavüldedir. Zihin eforu gerektirmez, zahmetsiz bir şeydir ve ekstra bir çaba da istemez.
Yol yapımında çalışan makinelere sabahtan bıraksan, akşam gelip aynı durumda bulabileceğin uzun bir merakla, hayretle bakar, bakakalır örneğin bahsettiğimiz tür vatandaş. Kanalizasyon çalışmasına, trafik kazalarına mutlaka. Asker yürüyüşüne, kavgalara hele içten içe bir zevk eşliğindeki "müdahil olamam canım" edasıyla.
Oysa içe, yani insan içine bakma durumu yoktur mesela, ya da önünden baş çevrilerek geçilen dilenci çocuğun gözlerine. Gazeteler yazdı geçenlerde. Okulunun karşısındaki çöp bidonlarından bulduğu ekmekle yürüyerek karnını doyurmaya çalışırken, bir tankerin altında kalan küçük Nedime'nin hikayesi karşısında, Yeşilçam'dan yadigar, "temiz, tertemiz kalmak için kötü manzaralara şahit olmak istememe" durumunda tekrarlanan "bakamiyciiim" repliğine sığınılır nedense. Televizyona bakmak ise, biliyorsunuz işte o hepsinin önünde.
Ve action
Bazen tabii bu pasif bakma durumundan çıkılıp, aktif eyleme geçildiği de olmuyor değil. Sabah Sabah Seda Sayan programına "bakan"ların hatırlayacağı gibi, programda söylendiği üzere, Osman Sınav'ın reji başarısı sayesinde neredeyse artık bir toplumsal infiale neden olacağından endişe duyulmaya başlanan Kurtlar Vadisi adlı dizide, 'Çakır'ı vuran, sadece rol icabı vuran, "Cerrahpaşalı Halit" yani Mehmet Özcan Varayli, Akmerkez'de "Çakır'a haa" denilmek suretiyle evire çevire dövülmüştür.
İstanbul'un bu en cool, en presantabl, en business tipi mekanında "mafya" gibi, Beyaz Türk gündemi için fazla avam kaçacak bir mevzuyu anlatan bir dizi uğruna vukuat çıkmasının sosyolojik analizi bir tarafa, memleketim insanının derinlerinde saklanan "action"u açığa çıkaran metaforun, altı üstü bir dizi oluşu da, ayrı bir muamma.
"Bakma" durumundan "action"a, eyleme tevellüt yani. Çöz çöz bitmez, öyle derin bir muamma.
oalbayrak@yenisafak.com
Ben bilmem...
Cum, 16/04/2004 - 18:04 — E.Fatih BilgeDün arkadaşlara misafir oldum. Her perşembe misafir olduğum gibi. Hep diyorum evde iki kişi kalıyoruz bi de KDV'miz var demelerini ama onlar beni misafir gördüler hep. Beni "Kurtlar Vadisi" seyretmeye alıştıran ekip. Başladık seyretmeye. Sonra Show TV bozuldu. 20 dakika falan kalmadı. Evde baya kalabalıktı. Hükümet İstifa, Mücahit Polat diye tezahürat edelim dediler:) Hatta bi arkadaş filmin senaryosunu Erbakan Hoca'nın yazdığını bile öne sürdü... 20 dakika kadar sonra iyi ki Show TV düzeldi de komplo teorilerine kurban gitmedik...
Yorum geç kaldı güç kalmasın
Salı, 27/04/2004 - 17:19 — Şadan ErcanÖncelikle "daha az TV daha çok kitap" gibi sloganlarla insanların lüzumsuz TV kanallarından uzaklaşacağı düşüncesi saf, temiz bir düşünce ve temenni olmaktan ileri gidemez. Türkiye'de bir TV gerçeği var. Öyleyse kitap okumayı, kitap sevgisini bile TV ile vermek lazım diye düşünüyorum. Madem insanlar TV seyretmekten vazgeçmiyor. Öyleyse Tv'yi doğru kullamak lazım.
TV5 olayına gelince. TV5'in arkasında her ne kadar Sayın Erbakan olsa da önyargılı bakmıyorum ve Milli gazete gibi olmayacağını düşünüyorum. Bu arada Senai Demirci'nin de program yaptığını gördüm. Kadrosu gün geçtikçe zenginleşiyor. Eğer siyasi emellerden çok içtimai hizmet gayesi güderse, kuşatıcı bir yaklaışım içerisinde olursa, başka TV'lerin rating endişesiyle yayınlamadığı programlara yer verirse bizim TV'miz oluverir.
TV 5
Çar, 28/04/2004 - 23:41 — E.Fatih BilgeÖnceki gün, Senai Demirci'nin programında, Milli Gazete'den Afet Ilgaz konuktu. Annemle oturduk seyrettik. Gayet güzel programdı. Ben TV seyretmiyordum ama TV 5'in programları hakikaten hoşuma gitti. Eğer TV 5'de değişmeyecekse ben bundan sonra zapping'e başvurmam.
Bizim televizyon çekmi
Per, 29/04/2004 - 06:59 — Selim SevkiogluBizim televizyon çekmiyor. Zaten seyretmiyorum. Çekse muhtemelen biraz seyrederim.